![]() |
|
|||||||
| Yarışmalar & Ödüller Mimari proje ve diğer tasarım yarışmaları ile ilgili her türlü görüş ve eleştiriyi buraya yazabilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-03-2005
Mesaj: 111
|
Ben de Ulucanlar Cezaevi konulu yarışmaya katılmış ve ödül almış biri olarak şunu söyleyebilirim; aşırı derecede ideolojik yaklaşımlar sezinledim ve bu beni çok rahatsız etti. Rahatsız olmamın nedeni o ideolojiye karşı olmam değil. Ben sadece mimarlığın her hangi bir ideolojiye alet edilmesine karşıyım. Evet, Ulucanlar yakın tarihimize ışık tutan önemli bir mekandır. Köy Enstitülerinin kapatılması ise bence bu ülke için büyük kayıptır. Fakat bu mekanlar hatırlatılırken bir görüşün şemsiyesi altına girmeye gerek yok. Ülkemizde son yıllarda oldukça fazla olan kutuplaşma bu tarz hareketlerle iyice artmaktadır. Herkes özgürlük ister, herkes eşitlik ister. Bu istekler sadece bir zümreninmiş gibi gösterilmemelidir.
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-03-2005
Mesaj: 43
|
Benim de demek istediğim, o karşı olmadığımız ideolojinin aslında herkesi kucaklayan -yani özgürlük herkes için olduğunda özgürlüktür, eşitlik de herkes için olduğunda eşitliktir- herkesi kucaklıyorsa da savunulması, desteklenmesi gereken bir düşünce olması. Yani eğer burda ideoloji dediğimiz ve dediğiniz şey "hümanizm" yani "insancıllık"sa, mimarlık bu ideolojinin aleti edevati, kulu kölesi olmalıdır. Kaldı ki yapılan her iş bir düşüncenin aleti edevatıdır. Bir binadan okunan bir düşünceyi, bir organ naklinden yada bir süt üretme eyleminden de okuyabiliriz. Binanın donatısını eksik yapmazsın, organ nakli yaparken uyum göstermeyecek organı nakil etmezsin, süt üretirken de içine su koymazsın. Ve bunlardan okunan düşünce, insancıllıktır.
Bir de yarışma zaten ta başından beri bir görüşün şemsiyesi altına girmiştir. Yani bir anafikri vardır. Zaten bir görüşün şemsiyesi altına girmeseydi de var olamazdı; ha olurdu ama "yarışma" denemezdi. Ayrıca "sadece kendilerinin bu düşüncelere ve isteklere sahip olduğunu düşünmeleri"nde bir sorun yok bence; çünkü herkes özgürlük ve eşitlik istemez. Hatta kimisi isteyemez. İstemeyenler kendi çıkarları için istemez, isteyemeyenlerse özgürlük ve eşitlikten bihaber oldukları için isteyemez. Kimisi de imkanları dahilinde isteyebilir özgürlüğü ve eşitlik hakkını. Örneğin bir zamanlar bu topraklar üzerinde kadınlar oy kullanamıyordu, neden? Çünkü özgürlük ve eşitliğin ne olduğunu ne onlar biliyordu ne de bir başkası... Dolayısıyla sadece bir zümrenin özgürlük ve eşitlik istediğini düşünmelerinde bir sorun yoktur. Son dönemlerde ülkemizde baş gösteren kutuplaşma ise bence yapılmakta olan eylemlerden değil, o eylemlerin kimi zaman algılanış kimi zaman yapılış biçiminden kaynaklanmaktadır. Yani bu yarışmayı düzenleyen kurumlar, evrensel hümanist değerleri gözeten bir gazeteyi varoşlara giden veya ordan gelen otobüslerde yolculuk etme maskesi altında okuması için parayla adam tutsaydı haklıydınız. Ama gayet yasal şartlar altında herkesi kucaklayan ve kapsayan bir düşünce temelinde kamuoyu gözetiminde bir yarışma düzenlemişler. Ben bir sorun göremiyorum.
__________________
Halidun Şenkal |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 497
|
Açıkçası "0033"ün bahsettiklerini benim yazdıklarımla bağdaşlaştıramadım. Yanlış anlaşılmasın, yazdıklarım "0033"e karşı falan değildi. Proje gönderdiği ve ödül aldığı için tebrik ederim.
Ama ben ideoloji derken hümanizmi falan kastetmedim. Herhalde sadece siz bu şekilde anlıyorsunuz. Mimarlık bina yapma sanatıdır derken de sadece bina yapma sanatıdır demedim. Kesinlikle insan ölçeğine duyarlı olmalıdır. İnsancıllık diyelim sizin değiminizle. Ama sadece bir fikri söyleyip mekan adına hiçbirşey oluşturmamak mimarlık değildir. Bu yarışmada sadece fikir belirten çok proje ödül aldı. Kastettiğim şey sadece budur. Mimarlığın sanat olması-olmaması falan nasıl anlaşılıyor bu cümleden. Anlamak zor doğrusu. İdeoloji derken de sizin de söylediğiniz gibi yine cumhuriyet döneminin önemli yapılarını inceledikleridir. Hatta bundan sonraki konular tahmin dahi edilebilir. Çünkü yine o yıllara ait olacağı kesin. Ha böyle bir ideoloji ile yarışma yapılır. Hani ideoloji olmadan da yarışlma yapılır ama bu şekilde de çok güzel olur. E oldu da. Çok güzel projeler ortaya çıktı. kesinlikle projeleri kötüleyemem. Ama bu ideolojik görüşün mimarinin önüne çıkmasıdır yanlış olan. Mimar ideolojiye sahip olabilir. Onu projesinde gösterebilir. Nitekim ben de ilk yarışmaya gönderirken farkındaydım bunların. Ama mimarlığı bir kenara itip sadece şiir okumak veya okuduğu kitaplardaki metinleri paylaşmak mimarın yapacağı iş değildir. Ressamın tablosu anlatır. Heykeltraş heykelle birşeyler anlatmaya çalışır. Mimar da elbette yaptığı yapı ile fikrini ortaya koyar. Şiir yazacaksa yazsın. Çok da güzel bir özellik. Ama mimari fikir yarışması diye anılan bir yarışmada mimarlık konuşulması lazım. Yazılanları daha sakin okuyup daha dar kapsamda düşünürseniz bir nebze aynı şeylerden bahsediyor olabiliriz.
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 08-09-2005
Mesaj: 108
|
Biz de grup arkadaşlarımızla bu yarışmaya hazrılanmıştık fakat finaller, mezuniyet ve yüksek lisans başvuruları nedeniyle katılamadık. Ben de yarışma tarihi seçiminin iyi olmadığını düşünüyorum.
Yarışmanın ülkemizde eksik kalan bir yönü tamamladığına inanıyorum ve sadece dikkat çekmek adına bile olsa bir koruma misyonu olduğunu düşünüyorum. Yarışma için Zonguldak'a yaptığımız geziler sırasında yıllardır mimarlık yapan büyüklerimizin bile bu tip yapıların korumaya değer bulunduğundan haberinin olmadığını gördük. Bu açıdan bakıldığında bu dönem yapılarının da "değerli" olduğunu gösteren ve toplumsal bir tepki oluşturmayı amaçlayan bir yarışmadır Kent Düşleri. Sadece Osmanlı, Selçuklu, Bizans dönemi midir tarihi olarak eser olarak adlandırılması gereken? sorusunu sormaktadır. Birçoğumuzun proje aşamasında yaptığı kavramsal çalışmalar bu yarışma adı altında anlam buluyor. Zaten yarışmanın adı da "fikir yarışması" olduğu için çok da ayrıntılı çözümler beklemek doğru değil diye düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 497
|
Ayruntılı çözüm beklenmez ve hatta yanlış olur zaten. Ama en azından bir yapı gibi birşey yapılsın.
"cvr_architect"in dediklerine katılıyorum. O da 1. yarışmada bunları hissetmiş. Belki de diğerlerinde kastettiğimiz görüş o kadar baskın değildi. Değerlendirme konferanslarına katılmadığım için emin olamadım. Ama Cumhuriyet dönemi ve o dönemdeki ideolojileri tekrar canlandırmak istedikleri aşikar... Umarım gelecek yarışmalarında daha fazla ilgi görür ve gerektiği gibi bir mimari-fikir yarışması olarak akıllarda kalır...
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 20-06-2002
Mesaj: 454
|
Son mesajlar konu dışı oldu, yarışmanın ideoloji ilişkisi tartışılmaya devam edilecekse ayrı bir konu açılıp orada tartışılması daha yararlı olacaktır.
__________________
Murat Çağıl Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli. |
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-03-2005
Mesaj: 43
|
Alıntı:
Ayrıca "Cumhuriyet dönemi ve o dönemdeki ideolojileri tekrar canlandırmak istemeleri"ndeki sorun nedir ki? Zaten o dönemdeki ideolojiler -özellikle 1950'den sonra- katledildiği için geri kalmadık mı bilimde? Sayın MrT size de kısmen katılıyorum ama aslında ortaya çıkan projelerin düşünsel temelini oluşturan yada oluşturacak verilerden de bahsetmiş oluyoruz bir yandan. Yani bu tür tartışmaları bilhassa mimarlık projeler ve yarışmaları gibi somut ürünlere yakın hatta onların içerisinde yapmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum. Tartışmalarımızda; düşünceleri, düşüncelerin biçim almış halinden ayırdıkça, onları hayatımızda doğrudan uygulama imkanımızı da azaltıyoruz, diye düşünüyorum.
__________________
Halidun Şenkal |
|
|
|
|
|
|
#23 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 20-06-2002
Mesaj: 454
|
Alıntı:
Benim önerim sadece Kent Düşleri Yarışma dizisi ile ideoloji ilişkisi üzerinde bir duyarlılığın oluşmuş olduğunu görmekten kaynaklanan, bu duyarlılığında projelerden bağımsız olarak tartışılması gereken bir alt yapı oluşturduğuna dönüktü. Bu ayrıştırmanın Zonguldak yarışması üzerine yazmak isteyeceklere de yol açmak için gerekli olduğunu düşündüğümdendir. Yani yarışmanın tartışması Zonguldağı unutmamıza sebep olmasın.
__________________
Murat Çağıl Kamu yapıları yarışmayla projelendirilmeli. |
|
|
|
|
|
|
#24 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-03-2005
Mesaj: 43
|
Haklısınız. Zonguldak yarışması üzerine yazmak isteyenleri engelleyen bir durum teşkil ediyor bu durum. O zaman öyle bir konu başlığı altında devam edelim, burada asıl konudan ayrışan tartışmamıza.
__________________
Halidun Şenkal |
|
|
|
|
|
#25 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 607
|
Alıntı:
Okuma kitabının eklenmesi çok ilginç olmuş. Kitapta belki ancak okuma-yazma bilen işçiye yönelik biraz da bilinç altına hitap eden göndermeler var. Kömür-hayat çalış evine gaz al, eşine basma al... İşçisin sen işçi kal... Sonra git taksimde cop ye... Bahsettiğiniz işçilere sosyal imkanlar sunan, koloni halindeki ÜRETİM-YAŞAM birimlerin.in kaynaştığı, bir yaşam biçimi olduğu dönemler bitti. Neden mi? Çünkü artık üreten gerçekten inandığı için üretmiyor, sadece hayatta kalmak için üretiyor. Ülkesinin geleceği için hayati öneme sahip bir iş yaptığına inanmıyor... aşağıda Kayseri Tayyare Fabrikasından bir fotoğraf, dedemin makinasıyla çekilmiş. Mutemelen 50 li yılların başı... Fabrika dolusu işçilerin gözlerindeki ifade hep heyecanlandırır beni. Bir hedefe yürüdüklerini biliyorlar...İyiki bu günleri görmüyorlar... Onların fabrikaları tarihi eser oldu... Onların Tayyare Fabrikası , Ana Tamir ambarı oldu... Yarışmaya katılanları tebrik ederim.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 02-07-2008 15:25. |
|
|
|
|
|
|
#26 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 497
|
Ben zaten konunun uzamaması için sözlerimi bitirmeye çalışıyorum. Ama yine cevap geliyor. Ben kimseye cevap hakkı doğuracak mesajlar yazdığımı da düşünüyorum.
Son mesajımda dediğim gibi belki Zonguldak yarışmasında fikri yapısallaşmayla destekleyen projeler üretilmiştir. Ama ben ilk yarışmayı bildiğim için ondan örnekler veriyorum. Zahmet edip araştırsanız anlarsınız ama... Bir de Cumhuriyet dönemindeki ideolojileri tekrar canlandırmak istemelerinin bir sorun olmadığını , bunun mimarlığın önüne geçtiğinin sorun olduğunu söylemiştim. Ama yazılanlar okunmuyor herhalde... Yarışmanın konusuna dönecek olursak fabrika yapıları beni her zaman etkilemiştir. Ama sadece fabrika yapısı olarak. "RedRapsody"nin yazdıkları etkileyici. Ama ben pek araştırmadığım için bilmiyorum o dönemleri. O yüzden herhalde sadece yapısal olarak ilgimi çekiyor.
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 607
|
Alıntı:
Bakınız yukarıda altını çizdiğim bir çümleniz var, belki çok düşünmeden yazdınız... Ama biz hala Cumhuriyet dönemindeyiz ve hala bir devrimin içerisindeyiz. Birşey yeniden canlandırılmaya çalışılmıyor, sadece hatırlatılıyor...Bunu unutturmak için çalışan ne kadar çoksa , hatırlatmak isteyenler de yok değil...Bu mimarlığın önüne geçmez, önünü açar en azından, ne yaptığımızın farkına varmamıza yardımcı olur. Farkındalık düzeyi yüksek projeler üretilmesine yardımcı olur. Erken Cumhuriyet dönemi demeliydiniz sanırım. Küçük dikkatsizlikler gibi görünüyor ama ince deraylar fark yaratıyor, kabasını herkes yapıyor zaten...
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 03-07-2008 10:59. |
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 497
|
Erken Cumhuriyet dönemi daha doğru olur haklısınız. Ama benim takıntım hiçbir şekilde o dönemle alakalı değil. Yani o dönemleri unutturmaya çalışılmasına falan konu varmamalı. Ben baştan beri zaten bu gibi konuların mimarlığın önüne geçtiğinden yakınıyorum.
Mimarlığın önüne geçmekten kasıt ise mimari adına o fikirleri yaşatacak hiçbirşey yapmadan sadece aynı şeyleri hissettirdiğini göstermesi idi. Daha önce de dediğim gibi ben sadece ilk yarışmaya katıldım. Kent Düşleri - I Ulucanlar Merkez Kapalı Cezaevi Ulusal Fikir Yarışması sayfasından konu ile ilgili eleştirileri okumanızı tavsiye ederim. Yoksa konu sürekli farklı yerlere çarptırılmaya çalışılıyor. Biz burada mimarlık konuşmak için varız. Bunu unutmamalıyız... Konu dışı başka mesaj yazmayacağım. Zaten hep aynı şeyler konuşuluyor. Anlamak istemeyene davul zurna çalmam...
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 607
|
Söylediklerinizde anlaşılmayacak birşey yok. Elbette mimarlık 'somut' üretimle ifade edilir. Fakat özellikle şu günlerde 'neyi' ' neden' ürettiğinizle ilgili kafa yormaya ihtiyaç duyduğumuz günler. Yoksa birileri sizin yerinize düşünür ve başkalarının fikirlerini kendi fikirleri sananlar üretmeye devam eder onlar adına... yazılanlar bu farkındalığa dikkat çekmek için, yoksa kimse konuşalım, sadece felsefe yapalım demiyor, rahat olun.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-03-2005
Mesaj: 43
|
Sayın crazy_art ve bu başlığı takip eden diğer forum üyeleri,
2 temmuz günü akşamında crazy_art'ın yazmış olduğu iletinin üzerine aslında ben de bir ileti yazmıştım, ki hala bilgisayarımın masaüstünde bir not defteri dosyası olarak durmaktadır. Ancak bu başlık altında bundan bir önce yazdığım iletiye riayeten, tartışmanın aldığı yöne doğru başka bir ileti girmemeyi uygun ve doğru bulduğum için o yazmış olduğum iletiyi girmemiştim. Ama az önce sayın Tekeli'nin Arkitera'ya ilettiği yazıyı okuyunca, o yazıdan etkilendim ve bir şeyler yazmam gerektiğine inandım. Ayrıca yazdıklarımın, bu başlığa aktif olarak katılanlardan çok sadece pasif olarak izleyenler tarafından da okunabileceğini düşünerek bu inancı pekiştirdim. Öncelikle 2 temmuz akşamı yazdığım iletiyi buraya girmeme nedenim, tartışmanın başlıkla alakası olmayan bir yönde gitmesi olsa da ikinci ve aslında birincisi kadar güçlü olan nedeni sayın crazy_art'ın iletisindeki üslubudur. ("zahmet edip", "yazılanlar okunmuyor heralde" gibisinden hoş bulmadığım öbeklerden bahsediyorum.) Ki bu ve benzeri üsluba malesef bu forumda çoğu kez rastlıyoruz. Yazmam gerektiğine inandığım bir şeyler ise şu şekildedir: Sayın crazy_art ilk paragrafında demiş ki: "...Ama yine cevap geliyor. Ben kimseye cevap hakkı doğuracak mesajlar yazdığımı da düşünüyorum." Bu paragrafa istinaden demeliyim ki, yazılan herşeye karşılık bir şey yazılabilir. Cevap hakkı doğuracak şeyler yazılmasıyla ya da yazılmamasıyla alakası yoktur bunun. Bir fikir belirtilir, onun üzerinden başka bir fikir gene belirtilir. Forum denen şey zaten herkesin fikirlerini belirtip kenara oturması için değil onların tartışılması içindir ki "cevap" denen şeyi doğası gerektirir. Bahsettiğiniz şeyleri araştırıp araştırmadığım konusuna gelince, elbette ki araştırıp bir şeyler yazıyorum. Ancak araştırdıklarımı sizden farklı anlıyorum. Sizin ise anlamadığınızı buna dayanarak iddia edebilirim ama ben bu farklı anlıyor oluşumu, anlamadığınızı iddia etmek için yeterli görmüyorum. Siz ise farklı anlayışınızı, benim anlamadığımı iddia etmek için yeterli görmüşsünüz. "...bunun mimarlığın önüne geçtiğinin sorun olduğunu söylemiştim." demişsiniz bir de önceden dediğiniz gibi; ve de "...Bu yarışmada sadece fikir belirten çok proje ödül aldı." demişsiniz. Ancak yine şöyle bir durum var: Erken Cumhuriyet ideolojisini unutturmamaya yönelik olan bu yarışmanın adı, Kent düşleri Ulusal Fikir Yarışması'dır. Adından ve tanıtım metninden de anlayacağımız üzere bu yarışmada katılımcılardan "mimarlık" değil; fikir ve/veya "düş"ünce beklenmektedir. Bu beklendiği için de "düşünce" pekala mimarlığın önüne geçebilir. Ki bu yüzden bütün üniversite öğrencileri bu yarışmaya davetlidir. Takımlardaki mimarlık öğrencisi zorunluluğu da yarışma bir mimarlık terbiyesi gerektirdiğindendir. Sonuçta bu yarışmaya yollanan projeler, dediğinizin aksine "mimarın yapacağı bir iş" olmanın ötesinde projeler olmalıdır. Yani ben başlangıçta yarışmanın adı ve amacı olmak üzere bütün yazılanları okuyorum. Ancak yazılanları sizden farklı anlıyorum. Siz de benden farklı anladığınız için okumadığımı iddia ediyorsunuz ama yine yetersiz bir veri bu. Sonuç itibariyle öncelikle bu başlık altında gerçekten proje tartışmak isteyen forum üyelerinden özür diliyorum, ancak giriş paragrafında da belirttiğim gibi bu iletiyi iletme ihtiyacı hissettim ve ilettim affınıza sığınarak. Bundan sonra bu başlık altında -böyle bir ihtiyacı yine hissedebileceğimi üzülerek öngörsem de- yarışmanın sadece projeler boyutuyla ilgili yorumlar yapacağımı kendi adıma belirtmek isterim. Teşekkürler...
__________________
Halidun Şenkal |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|