![]() |
|
|||||||
| Yarışmalar & Ödüller Mimari proje ve diğer tasarım yarışmaları ile ilgili her türlü görüş ve eleştiriyi buraya yazabilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#121 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-10-2007
Mesaj: 52
|
Eskişehir yarışması ve eskimeyen bir zihniyet
ETO yarışmasına iki arkadaşımla birlikte hazırlandık ve ilk turda elenen (ilk turda kimseyi elememiş oldukları için bence ikinci tur ilk tur sayılır) projeler kervanına katıldık. Olabilir deyip yolumuza devam ediyorduk ki kazanan projeleri gördük ve yarışma ortamınında bir tür piyasa mantığıyla çalıştığını anladık.Özellikle ikinci olan projeye Hasan Özbay'ın düzdüğü methiyeler bizi epey şaşırttı hele bu projeyi birincilik için önerdiğini okuyunca daha bir arttı şaşkınlığımız(Mürşit Günday'da bu duruma şaşırmış olmalı ki ödül grubunda değerlendirilmemesi gereken bir proje olduğunu raporunda belirtmiş).Ama bir jüri üyesinin anlatımı zor olduğu için iyi ifade edilememiş bir projeyi( öyle deniyor raporda) yüzün üzerinde proje arasından ''görüp'' çıkarmış olması içimize su serpti. Öyle ya bizim projede aynı ihtimamla incelenip değerlendirilmiştir en azından dedik varsın ödül almasın.
Üçüncü olan projedeki kutu ve üzerinde girişi vurgulayan saçak modeli aynı proje içinde hizmet binası için fuar alanı için sosyal tesis için çekinilmeden ve zorlanılmadan kullanılmış ve övgüye değer bulunmuş.Yani biraz büyüt fuar alanı yap biraz küçült sosyal tesis yap zorlarsan ev bile çıkarabilirsin icabında. Birinci olan projeye gelince Alişan arkadaşımı kutluyor başarılarının devamını diliyorum.Ama şunu belirtmedende geçemem sunuş ve görseller etkileyici olsada projenin doğru algılanmasını önleyen açılar ve oranlara sahip. İnternette ilk gördüğümüz imajlardan birinde sosyal tesis tarafında uzun kabuğun bittiği kısımda üzerinde hiçbir kayıt olmayan cam bir yüzey var.Bakınca arkasında asma kat olan bir galeri boşluğunun yüzeyi gibi duruyor ama proje o şekilde uygulanırsa en iyimser durumda 9mt orası ve önünde yürüyen insanlarla oran olarak hiçbir ilgisi yok. Ayrıca kağıt üstünde herşeyi toparlıyor gözüken ve dünya literatürüne gireceği söylenen kabuk mimarlık literatüründe nasıl anılır bilemem ama rekorlar kitabına girebilir bence. Google yanlış ölçmüyorsa İstiklal caddesinde Galatasaray Lisesi'nin köşesinden İsveç konsolosluğuna kadar olan mesafe 485 metre Tünel 617 metre.ETO yarışmasında birinci olan projedeki kabuk 480metre az daha zorlasa Tünel'e varacak yani. Neyse sonuçlar hepimize hayırlı olsun diyelim.Bizde projemizi yayınlamak istiyoruz forumda ama nasıl olur bilemedik.Üye ol aktive ol derken yarışma soğudu gitti.Yardımcı olursanız seviniriz. |
|
|
|
|
|
#122 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-10-2007
Mesaj: 52
|
peki eskimeyen zihniyet ne
Eskimeyen zihniyet kutu mimarlığı.Mimarlık sadece dik açı demek değil bence. Plana gerilim katan yaylar geniş yada dar açılar. İlla plandan başlayıp ayağa zorla kaldırılan yapılarda değil. Yarışma projelerinde olsun biraz heyecan olmalı projelerde. Jürilerinde korkmadan (kendileri öyle proje yapmıyor bile olsa) mimarlığın nereye doğru gittiğini görüp önünü açmalılar sınırları zorlayan projelerin. Önemli olan kazanmak değil ama biraz olsun yeni şeylere açık olmak ve moral vermek lazım. Bakın benim hiç Wetbe Werbe' m olmadı.
Ama gittiğim ofislerde görürsem bakarım. Birşey hep dikkatimi çekmiştir hep ikinci yada üçüncü olan projeleri beğenirim.Nadirende birinciyi.Sanki hadi tamam uygulanacak olanı seçelim bi önce sonrada en ilginç olanlarını sıralayalım gibi bir hava sezdim ben o dergilerde. Bizde ise jüriler ''bu ne perhiz bu ne lahana turşusu'' denmesin diye birbirine benzeyen projeleri aynı mantıkla üretilen projeleri sıraya koyuyorlar.İşte bu zihniyet değişmeli bence. |
|
|
|
|
|
#123 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Projenizi yüklemek için Arkitera Galeri'yi kullanabilirsiniz: Arkitera Galeri - Bunun için galerideki Arkitera Galeri - Eskişehir Ticaret Odası Hizmet Binası, Ulusal Mimari Proje Yarışması başlığına girdikten sonra sağ üstteki "Görsel Yükleme" menüsünü kullanabilirsiniz.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#124 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-09-2007
Mesaj: 78
|
Satın almaların yayınlanmamış olması sizin söylediklerinizi havada bıraksa da (diğer projeleri görmemişlikten kaynaklanan) yaklaşım olarak haklısınız teşvik eden yapısı yarışmanın her şeyi ,ama jüriyi bütüncül olarak özellikle birinci olan proje üzerinden değerlendirdiğiniz de bu jüriye haksızlık yaptığınızı düşünmekteyim bu proje dağılmadan sulandırılmadan (uygun kelime bulamadım) uygulanabilirse (burada jürinin tavrı müellifi güçlendirir) yazınızda belirttiğiniz nadiren seçilen uygulanması zor bir birincilik durumu burada var ,bu riski alarak yaptığı seçiminden dolayı bu jüri alkışlanmalı.
|
|
|
|
|
|
#125 |
|
Yönetici
|
Sürekli gündeme geldiğine göre bize bir sonraki yarışmayı beklemeden satınalmaları yayınlamak düşer.
Hemen Pazartesi Arkitera.com ekibi ile görüşeceğim.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#126 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-10-2007
Mesaj: 52
|
Evet aslında ikinci ve üçüncüye bakınca birinci projeyi seçmiş olmaları ilginç tabi. Ama ben yinede bazı yanlış anlama ve yorumlara dayalı bir seçim olduğunu sanıyorum. Örneğin Semra Uygur'un ''Kabuğun içindeki hareket adeta tren ile yolculuktur,birimler birer durak...........'' yorumunda bir terslik var gibi.Evet kabuk tren vagonlarını hatırlatıyor ama hareket etmiyor.Birimler birer duraksa gezenler tren oluyor ki buda saçma olur sanırım.(ayrıca evet tren yolculuğu heyecan verici olabilir ama trenin içinde gezmek aynı heyecanı vermez diye düşünüyorum) Bilemiyorum tabi projeleri sevmek yada sevmemek kişisel bir durum. Aynı projeleri farklı bir jüri değerlendirse sonuç pek tabii çok farklı olurdu. Dolayısıyla jüriyi alkışlayıp alkışlamamakta kişisel bir tercih.Ben alkışlamazdım.
|
|
|
|
|
|
#127 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-08-2005
Mesaj: 43
|
mansiyon ödülünün olmadığı bir yarışmada satınalmaların arkitera da yayınlanmasının projeler üzerindeki tartışmayı daha iyi noktalara getireceğini düşünüyorum... ne dersiniz?
|
|
|
|
|
|
#128 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.589
|
Forumda yarışma projeleri derecelerinin dışında gönderilip tartışılabiliyor zaten, tabi gönderenler olduğunda. Bu sefer biraz gönülsüzlük mü var nedir?
|
|
|
|
|
|
#129 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Ama Arkitera ne zaman satınalma sahiplerini arayacak ve projeleri isteyecek diye merak ediyorum. (Eğer aramışlar ve istemişlerse ben de mahçup olacağım o ayrı mesele)
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
|
#130 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Bu tartışmanın hala sürmesi üzerine de "Pazartesi görüşeceğiz" yazdım. Biraz sabır lütfen...
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#131 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-09-2007
Mesaj: 24
|
sevmek?
Alıntı:
Ancak, Semra Uygur'un zihninde oluşan (raporlarla bize de aktarmış olduğu) ''tren''i sizin gibi anlamak için, ''soğumak''ı da (sizin kullanmış olduğunuz...) termal soğuma olarak anlamamız gerek sanırım. Bir de mimari tasarımın değerlendirme ölçütü ''sevmek yada sevmemek'' (kişisel bile olsa) olabilir mi? Heyecanınızı önemli buluyorum doğrusu ama, kurmuş olduğunuz tümcelerin hararet göstergesi olduğunu düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
|
#132 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-09-2007
Mesaj: 24
|
Eskimeyen zihniyet kutu mimarlığı.Mimarlık sadece dik açı demek değil bence. Plana gerilim katan yaylar geniş yada dar açılar. İlla plandan başlayıp ayağa zorla kaldırılan yapılarda değil. Yarışma projelerinde olsun biraz heyecan olmalı projelerde. Jürilerinde korkmadan (kendileri öyle proje yapmıyor bile olsa) mimarlığın nereye doğru gittiğini görüp önünü açmalılar sınırları zorlayan projelerin. Önemli olan kazanmak değil ama biraz olsun yeni şeylere açık olmak ve moral vermek lazım. Bakın benim hiç Wetbe Werbe' m olmadı.
Ama gittiğim ofislerde görürsem bakarım. Birşey hep dikkatimi çekmiştir hep ikinci yada üçüncü olan projeleri beğenirim.Nadirende birinciyi.Sanki hadi tamam uygulanacak olanı seçelim bi önce sonrada en ilginç olanlarını sıralayalım gibi bir hava sezdim ben o dergilerde. Bizde ise jüriler ''bu ne perhiz bu ne lahana turşusu'' denmesin diye birbirine benzeyen projeleri aynı mantıkla üretilen projeleri sıraya koyuyorlar.İşte bu zihniyet değişmeli benceAslını söylemem gerekirse, daha önceki yazdıklarımda ''görüntülerle mi düşünür olduk?'' diye sorduran projelerden bir tanesi de Kamil Kaptan ve ekibinin hazırladığıydı. Galeriye gözattığımda bu projeye ait yalnızca görsellerin olduğunu farkettim. Yanılmamış olduğumu düşünüyorum çünkü ekip, görsellerin dışındaki paftalarını yüklememiş. Mimarlığın nereye gittiği kadar nasıl gittiğini de önemsemek gerek diye düşünüyorum. Son döneme bakıldığında ''içerik''in, ''hızla bir yere gidişe engel ve sırttan atılması gereken yük'' gibi görüldüğünü kavramak hiç de zor olmasa gerek. İçeriği olmayan görüntü mimari ürüne dönüşebilir mi? Geometrik çeşitleme yada form çeşitlemesi mimari için yeter neden midir? Peki o zaman şu soruyu da sormamız gerekmez mi? Tartışmaya konu olan, mimari tasarım mı? Yoksa obje tasarımı mı? Burda ikisinin arasındaki farkın içerik olduğunu bilmiyor olabilir miyiz? Ya da görmezden geliyor olabilir miyiz? Gehry'nin, tasarımlarının cisileşmesi için gereksindiği koşulları kendi tümceleriyle okuduk, işittik... Yanlış anlaşılmasın lütfen amacım, 1. projeyi savunmak değil. Tersine 1. projenin; kurallarını şartnameden alan bir oyunda, jüri başka tarafa bakarken faul yaptığını düşünüyorum. Nedenini de daha önce yazmıştım. sevgiler... |
|
|
|
|
|
#133 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 04-05-2007
Mesaj: 81
|
Teşekkürler
Aynı konuya ilişkin ben de bir cevap yazmak istiyordum fakat uygun cümleleri bulamamıştım. Derin76 hislerime tercüman oldu. Teşekkürler..
|
|
|
|
|
|
#134 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-10-2007
Mesaj: 52
|
''Görüntülerle mi düşünür olduk?'' sorusu tersten okununca biz eskiden görüntülerle düşünmezdik oluyor ki bana hiç inandırıcı gelmiyor.Türkiye'de benim bilmediğim hangi aralıkta bu yapılıyordu merak ettim doğrusu.
Ayrıca mimarlığın yada herhangibir sanat dalının ''yüksek sanat'' olarak taçlandırılıp olmadığı birşeymiş gibi gösterilmeye çalışıldığı durumlarda kullanılan biçim - içerik ikilisinin hedef şaşırtmak için artık kötü bir araç olduğunu ve birkaç onyıl önce tartışmayı bırakmış olmamız gerektiğini düşünüyorum.Çünkü böyle birşey yok.Kapalı kapılar arkasında özel insanlar tarafından üretilen bir ''yüksek sanat'' ta yok artık.Hayatın içine sızmış katı sınırları olmayan bir yelpaze olarak sanat ve mimarlık, bir ucunun popüler olanla diğerininse klasik olanla ilişkide olduğu, birarada anılmasının ancak modern zamanlarda mümkün olduğu birer olgu artık. Dolayısıyla proje üretme süreçlerininde artık tamamıyla kişisel olduğu günümüzde şöyle proje yapılır böyle proje yapılmaz demenin gereksiz ve saçma olduğunu kabul etmek lazım.İşte tamda bu yüzden bazı projeleri ve binaları ''sevebilir'' yada ''nefret edebiliriz'' ama azöncede belirttiğim gibi bu hiçkimseye şöyle proje yapılır böyle yapılmaz deme hakkını bize vermez. En son kamilk tarafından düzenlendi : 10-10-2007 09:48. |
|
|
|
|
|
#135 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-09-2007
Mesaj: 24
|
sevmek?
''mimarlık öyle yapılmaz'' gibi, eski zaman ''usta''larının ağzından çıkmış ''hükmü'' yazdıklarımdan nasıl çıkardığınızı merak ediyorum. Yok öyle birşey!... Diyebiliyorum çünkü benim yazdığım gibi okunabiliyor. Yarışma sürecine (arkitera'da devam eden bu tartışma ortamını da bu süreç içinde görüyorum) ya ön yargılısınız ya da alınganlık eşiğiniz gerçekten çok düşük.
Yine yanlış anladığınız gibi mimarlığı, ''yüksek sanat'' sınıfındaymış ve ''ucuza gidiyormuş'' u savlamadım. söylemeye çalıştığım, mimarlığın içerikten ne kadar sıyrılabileceği sorusu idi. Sürece yada mimari pratiğe (günümüzdeki elbette) dair bir yargılama olmadığının anlaşılacağını ummuştum. Kaldı ki bu soru, bu yarışmaya verilen önerilerin okumasıyla oluştu. Soru bu özel kapsamın dışına çıkmış olsa bile. Ortamı kışkırtmak için de sorulmuş olabilirdi ve daha da genişleyebilirdi. Mesele yarışma sonuçlarını masaya yatırmaktan öte, yarışma özelinden başlayan daha genişleyen-çoğalan fikir ortamı oluşturmak. Soğuduğunuzda yazılanlara daha rahat bakabileceğinizi sanıyorum. Ortama katılanlar için öğretici olduğunu düşünüyorum çünkü ben yararlanıyorum ve ögreniyorum. Mimari tasarım yelpazesi ''modern zamanlar''da da çok genişti diye biliyorum. ''güzel'' i yapmaya çalışmış-yapmış(!) modernleri sıralamaya gerek var mı? İlk tümcenize gelecek olursak; hayır. ''Eskiden''i yanıtlayabilecek kadar eski değilim. Ama Türkiye'de mimarların da herkes kadar peygamber gereksinimi olmuş. Geriye baktığımızda da bulmakta zorlanılmadığını söyleyebiliriz. Sizin söylediğiniz keyfilikten daha çok acımasız olmadığını düşünüyorum. Ne de daha içten. Ülkemde mimari tasarım yapma fırsatı (bu yarışmayı saymazsak) bulduğumu söyleyemem. Zaten uzun zaman (yaşım düşünüldüğünde) batıda yaşadım ve tasarım alanında değil yapım örgütlenmelerinde çalıştım. O nedenle sizden daha yakın diyemem (daha uzaktan da değil) ama mimarlığın nereye gittiği konusunda fikrim var. Fikrim var diyorum yalnızca. Ve hayatın her alanında olduğu gibi bizim uğraş alanımızda da kavramların içi boşaltılıyor, anlamından, içeriğinden sıyrılıyor, şişirilip bölünüyor ve pazarlanıyor. Ve bizler de (en azından kendi alanımızda) bu görünmez dev aygıtın yerel yada küresel taşeronluğunu yapıyoruz. Sevmek-sevmemek reddedilebilir mi? Ama jüri ''biz bunu çok sevdik'' diyebilir mi seçimi için? Yay parçaları, geniş ve dar açılar için ''biraz daha dar olabilirmiş aslında'' diyebilir mi? Yarışma jürisine sitem eden yarışmacının bu ortamda, yalnız görselleri değil de altında yatanı okuyabilmemiz için tüm paftalarını da sunması gerekmez mi? Yorumların yalnız duyumsal olmasının önüne geçmek adına. Özelde de benim böyle fahiş hataya düşmemin... teşekkürler... |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| alişan çırakoğlu, eskişehir yarışması, eto yarışması, mimari proje yarışması, yarışma |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|