![]() |
|
|||||||
| Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-03-2001
Mesaj: 31
|
Kayalığa çeliği nasıl oturturum???
sert kaya üzerine bir tasarım yapmaya çalışıyorum. çalışıyorum çünkü sert kaya üzerine çeliği nasıl oturtucağımı bilmiyorum.ayrıca çelik mi yoksa betonarme mi daha iyi kayaya yerleşir.cevaplarınızı bekliyorum TEŞEKKÜRLER..........
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-05-2001
Mesaj: 26
|
bence basit düşün..
kayanın cinsi çok önemli tabii, sert bir kaya olması senin için avantaj; onu betonarme bir taban gibi düşünüp, çeliğin betonarmeye ankrajı detaylarını kullanabilirsin. ancak kayanın oluşum katmanları senin öngördüğün taşıyıcılarla yön olarak parelellik gösteriyorsa, zemini sağlamlaştırmak için ek önlemler alman gerekebilir. bunun için okulunun statik ve malzeme kürsülerinden yardım alabilirsin.. kolay gelsin. |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
En son Omer Yilmaz tarafından düzenlendi : 24-06-2008 09:03. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2008
Mesaj: 11
|
Kaya üstüne ankrajlama ile yapıyı taşıtabilirsin. ancak zemin etütlerinin çok hassas incelenmasi gerekiyor. Kayanın taşıma kapasitesinin belirlenmesi gerekiyor ve tabi oluşmuş olması muhtemel çalakların ve boşlukların enjeksiyon ile onarılması gerekiyor.
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 24
|
Kayayı yapı malzemesi olarak kullanamazsınız.Zemin etüdünü ne kadar incelerseniz inceleyin yada ne kadar enjeksiyon yaparsanız yapın kılcal çatlakların, süreksizliklerin önüne geçemezsiniz.
Yapınızın türü ne olursa olsun temeliniz için çözüm betonarmedir. Zeminin sağlam olması nedeniyle zeminde gerilme probleminiz olmaz , temeliniz sadece üst yükler altında boyutlandırılır.Bu durum temelinizin küçük olacağı anlamına gelirki bu da size büyük sıkıntı çıkarmayacaktır. |
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
Alıntı:
Size kaya nasıl yapı malzemesi olarak kullanılır gösterebilirim isterseniz, çelikle nasıl birleştirilir onu da gösteririm, Kapadokya bölgesini gezerseniz (Ürgüp,Göreme,Nevşehir,Kayseri vs.) . Restorasyon projelerinde de kaya-taş-çelik birleşimleri karşımıza çok çıkar. Ben Ürgüpte bir restorasyonda kaşılaşmıştım, kayalara oyulmuş tarihi bir kilise çelik taşıyıcı desteklerle onarılmıştı. Öncelikle herşeyi aklınıza gelen her türlü maddeyi yapı malzemesi olarak kullanabilirsiniz, ama sağlam bir teknik altyapı desteğiyle. Önsezilerinizi de gözardı etmeyin bence. Şantiyede şunu anladım hiçbir hesap milimetrik değildir, mümkün olan en az risk alınarak hesap yapılır. Yapıyı garantiye alacak önlemlerle kaya zemin üzerine çok ta güzel oturur çelik. Betonarme 'ağır' olduğu için kaya üzerindeki basıncı yüksek olacak ve 'zemin sıvılaşması' dediğimiz kayanın oturduğu toprak yataktan kaymasına neden olabilir, buyüzden kayanın üzerine çelik yapmak daha az risk taşır. Kayalık zeminde zemin sıvılaşması düşük olur. Ayrıca depreme en dayanıklı zemin kayaç zemindir. Söylenildiği gibi kaya eger yeterli sertlikte değilse üzerine betonarme pabuç yapıp çelik iskeleti bunun üzerine kurmak sağlıklı olur. Bence tasarıma göre karar verilmesi gereken bir durum. Belki yapının altını boş bırakırsınız, ama subasmanlı bir yapı düşünüyorsanız kaya-beton pabuç-çelik birleşimi mantıklı.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 24-06-2008 10:44. |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 24
|
Restorasyon amaçlı kullanmak ile tüm yapıyı kayaya oturtmak farklı durumlardır.Söz konusu işi (restorasyon) gerçekleştirmek için her türlü olanaktan yararlanılabilir.Bunlar içerisinde kaya zemin iyi bir seçenektir.Bu seçenek değerlendirilirken röntgenden yararlanılabilir.
Zemin sıvılaşması, deprem etkisiyle yeraltı su seviyesi altındaki tabakaların geçici olarak mukavemetlerini kaybederek, katı yerine viskoz sıvı gibi davranmalarıdır. Özellikle, kil bulunmayan kum ve silt ve bazen çakıl tabakaları sıvılaşma potansiyeline sahiptirler.Kayada gözlemlenmez.Sizin tarifiniz taşıyıcı özelliği az olan nebati toprak tabakasının hareketi.Nebati (İçerisinde canlıların yaşaması kolay olan , humuslu , milyonlarca yılda meydana gelen, tarıma elverişli) toprak , taşıyıcılık anlamında zayıf olmasından dolayı her inşaatta temel altından alınır/alınmalıdır. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
teknik açıklamalarınız için teşekkür ederim. Fakat sizlerden belkentimiz 'kaya yapı malzemesi olarak kullanılamaz' demek yerine ' kayayı yapı malzemesi olarak kullanabilmek için: ile başlayıp teknik bir açıklama ile devam eden yaklaşımlar.
Bu konuya yorum yazmamın bir başka nedeni de yakın zamanda kayaya oyulmuş eski bir şarap mahseni üzerine inşaa etmeyi düşündüğümüz konut projesi. Umarım bitince yayınlayıp fikirlerinizi alırız. Kayadan çok güzel yapı malzemesi olur diyorum tekrar.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 24
|
Projenizi görmekten çok memnuniyet duyarım.
Sizin takıldığınız cümlem vurgu nitelikli bir cümle.Cümle yapısı itibari ile tırnak içinde ifade edemediğimden, yazıya bu cümle ile girdim.İddialılık/ukalalık niteliğinde değerlendirilmiş olmasına üzüldüm. Kayayı yapı malzemesi olarak kullanmanın restorasyon veya sizin bahsettiğiniz nitelikte işler dışında kullanılmaması taraftarıyım. Betonarme dediğimiz malzeme : kayanın çeşitli tipteki ve büyüklükteki bileşenleridir.Genel anlamda bu ifade tabi ki yanlıştır.Fakat özel anlamda durum farklıdır.Bahsettiğiniz sıradışı durumlar hariç kaya yapı malzemesi kullanılmamalıdır. Neden? Çünkü tersinir yükler altında yapının davranışına , doğal salınımına müdahele etmiş ; yapıyı zeminle aynı şekilde ivmelenmeye zorlamış olursunuz.Bu yapı mühendisliği biliminde rezonans olarak tanımlanmaktadır.Zemin peryodu ile yapı peryodunun çakışması anlamına gelen bu durum altında yapı davranışı kararsızlaşarak , çok ta büyük olmayan yükler altında göçme mekanizmasına ulaşır.Bu nedenle yapı kendi özellikleri altında (geometri,rijitlik,atalet,süneklik,dayanım vs.) ivmelendirilmesi , bu şartlar altında tasarlanması doğru olan yaklaşımdır. Saygılarımla. (Bu ifadeleri de belki "iddialı ifadeler" olarak değerlendirebilirsiniz ve belki de yanlıştır.Düzelten/doğrusunu söyleyen olursa hepimiz öğreniriz ama iddiasız olmaz/yaşanmaz.En azından benim için.) |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2008
Mesaj: 11
|
Söylediğiniz rezonans durumuna katılıyorum. Bu konu çok büyük bir önem teşkil ediyor. Ancak katılmadığım bir durum var. Kaya zemini temel olarak düşündüğünüzde, çelikten yapılacak üst yapıyı rezonansa zorladığımızı söylüyorsunuz. Peki farklı bir uygulama örneğinide aynı imkansızlık içerisinde açıklarsanız çok sevinirim.
Betondan yapılmış bir yapıyı düşünelim. Zeminle ankre olarak bağlantısı olmayan bir yapı. Sonra bu yapının son üç katınıda çelikten yapmak istediğimizi düşünelim. Sonuçta yapmak istediğimiz yapı kısmını, beton olan bölüme ankrajlar ile birleştireceğiz. Şimdi bu durumda da ilk bahsi geçen kaya üstüne ankraj uygulamasının aynısını beton ve çelik olan iki ayrı yapı malzemesine uygulamış olacağız. Ve kaçınılmaz olarak bu iki ayrı davranışdaki taşıyıcı kısımlarıda, rezonansa sürükleyeceğiz gibi bir düşünce belirdi aklımda. Bu durumda böyle bir uygulamanında yapılamaması gerekiyor sizin açıklamanıza göre. Başka bir konuyada değinmek isterim. Binayı zeminden ayırarak yapımızı rezonansdan kurtaramayız. Bunu en güzel örneği olarak büyük meksika depremini incelemenizi önereceğim. Deprem sonrasında 11 katlı binaların çoğunluğunun yıkıldığı görüldü. Buna karşılık 10 ve 12 katlı binalar yıkılmadan durmuşlardır. Bunun üzerine yapılan araştırmalarda yıkımların rezonans kaynaklı olduğu tespit edildi. Sonuç olarak ayrı yapı taşıyıcı sistemlerin analizini yaparken zemin periyotlarını ve tabiki aynı davranışa zorladığımız herhangi başka taşıyıcı sistemlerin rezonansa girmesini engellemek için salınım periyotlarını hesaba katmalıyız. Bu hesapları düzgün tespitlerle yapabilirsek rezonans olayını ortadan kaldırmış oluruz düşüncesindeyim. |
|
|
|
|
|
#11 | ||
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 24
|
Alıntı:
Bence kıyaslanabilecek iki durum değil. Alıntı:
Rezonansı önlemek için zeminin peryodunu değiştiremezsiniz , yapınınkini değiştireceksiniz.Eğer bunları ayırmazsanız hiçbirşeyi değiştiremezsiniz. Bence bu da kıyaslanabilecek iki durum değil. Forumda yakın zamanda açılan kütle amartisörü (720 tonluk) konusunu, davranışın bir başka boyutunu görmeniz için incelemenizi tavsiye ederim.Her iki durum için titreşimlerin nasıl gerçekleştiği konusunda fikir verecektir. |
||
|
|
|
|
|
#12 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-03-2008
Mesaj: 75
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
Biraz Mimarlık tarihi yoklaması yapabiliriz sanırım.
Öncelikle mühendisliğin getirdiği statik olarak bir yapının üzerindeki yüklerin kontrol edilebilir olmasını yadsıyamayız. Fakat insanlık bu noktaya biraz da içgüdülerini ve deneyimlerini kullanarak geldi. Stonehange Dünyadaki en eski 'yapı' olarak tanımlanır, burada dev kayalar yatay ve düşey kullanılarak ilk statik olarak kararlı hale geçmiş mekan meydana getirilmiştir. Antik yunandan bu yana monoblok kayalar yükün zemine aktarılmasında kullanılmış ve çoğu yüzyıllardır ayaktadır. Ben o monoblok kayalardan karot alınıp çekme-basma testlerinin çok ince yapıldığını sanmıyorum. Bütün zemin mekaniği hesaplarını alt üst eden bir doğa olayı bize kalıplaşmış fikirlerin işe yaramayacağını hatırlatır 'deprem'... Çünkü karşı kuvvetin nereden nasıl geleceğini asla bilemezsiniz... Bununla ilgili Meksika örneğini verdiğinize göre ' Torre Mayor' kulesinin statik çözümlerini incelemeniz gerekir. Eğer depreme karşı koymayı kafaya taktıysanız bu yapıdaki mühendisliği analiz etmek gerekir. Bir temel atılırken pabuçların mümkün olduğunca kaya zemine oturması istenir, kayayı bulana kadar derine inildiği olur. Benim nacizane temel bilgilerimle anladığım deprem anında 'frenaknsı' zemindeki kaya kütlesiyle aynı olan yapı rijitliğini korur. Yani yapı kayanın bir parçasıymış gibi hareket eder ve daha az hasar görür diye düşünüyorum. Frekanslar çakışırsa yapı rijitliğini yitirir, ya yıkılır ya da ciddi hasar görür. Ozaman doğanın kendi düzenini anlayıp onunla dans etmek daha akıllıca olur gibi. Yada tamamen bağımsız hareket eden hareketli kolon sistemi(japonların Selimiyede görüp geliştirdiği çözüm). Bunun arasında kararsız kalanlar yıkılıyor.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 26-06-2008 10:20. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-06-2008
Mesaj: 11
|
Sonuç olarak biz inşaat mühendislerinin, sağlam zeminlere ankre edilmiş yapıların " zorlanmış rezonans" a girmesini engelleyecek bir çözüm yolunu bulamadığını mı düşünmeliyiz?
|
|
|
|
|
|
#15 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 24
|
Alıntı:
Günümüze kadar gelebilmiş tüm eski yapılar bu niteliktedir. Deprem yönetmeliği hükümlerine uymak kaydıyla bugünde yapılabilir.Yığma tuğladan çok daha iyi bir malzeme olacağı aşikardır.Dayanımı karot deneyi belirlenip , bu değere yapısal analizler gerçekleştirilebilir. Sayın weightless , cevap temeldir. |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|