![]() |
|
|||||||
| Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Manadan maddeye...
Bilgisayarda bile tasarlanması çok zor görünen yapılar nasıl uygulanıyor? İnşaa edilirken şerit metrenin aciz kaldığı anlaşılan bu tasarımlar hangi teknikler ve aletlerle yapılıyor? Bilenler tecrübelerini paylaşır mı?
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Standardize edilemeyecek bileşenlerin bir araya gelmesinden oluşan bu yapıların tasarım ve yapım süreçlerinde,
CAD(Computer-Aided Design)-BDT(Bilgisayar Destekli Tasarım) CAM(Computer-Aided Manufacturing)-BDÜ(Bilgisayar Destekli Üretim), RP(Rapid Prototyping)-Hızlı Prototipleme vb. teknolojiler kullanılmaktadır. Organik formlardaki karmaşık geometrilerin NURBS(Non-Uniform Rational B-Splines/Düzgün olmayan Rasyonel B-Spline) eğrileri ve yüzeyleri ile matematiksel formüllerle tanımlanabiliyor olmaları, dolayısı ile de bilgisayar ortamında bu bilgilerin temsil edilebilir olmaları sayesinde bu türden yapı bileşenlerinin imalatları CNC(Computer Numerical Control) denilen üretim teknolojileri ile mümkün olabilmektedir. Uygulama aşamasında da bileşenlerin bir araya getirilmesi yine çeşitli dijital teknolojilerin kullanımı ile gerçekleştirilmektedir. Açıkçası bu teknolojileri birkaç yöntemle özetlemek pek mümkün değil. Araştırmaya başlayınca da, bu teknolojiler otomotiv, havacılık, gemi-inşaatı gibi sektörlerden yapı alanına entegre edilmeye çalışılan sistemler olduklarından biz mimarlar için anlaşılması biraz güç ve oldukça teknik mühendislik konuları ile karşılaşıyoruz. Konuyla ilgili mimarlık alanındaki çalışmalar Türkiye'de akademik ortamdan öteye pek geçememekle birlikte Türkçe kaynak yetersizliği vardır, uygulamada ise bina ölçeğinde benim bildiğim bir örnek yok.... Mimarlar Odası tarafından yayınlanan 'Mimarlık' degisinin Ocak-Şubat,2005 sayısında konuyla ilgili faydalı olabileceğini düşündüğüm makaleleri içeren bir dosya hazırlanmış. 'Sayısal Mimarlık' En son just tarafından düzenlendi : 03-03-2008 21:31. |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Alıntı:
En bilinen örnek tabi ki Frank Gehry (+CATIA) CATIA’sız bir Frank Gehry düşünemeyiz sanırım... Bildiğim kadarı ile Gehry daha çok geliştirdiği fiziksel modelleri üç boyutlu tarayıcılar ile dijital ortama aktarma ve bu ortamda geliştirme yöntemini kulanıyor. Yapılarındaki her biri birbirinden farklı bileşenler CNC tezgahlarında kesilerek üretiliyor. Uygulama aşamasında bileşenlerin birbirine monte edilmesi ve yerleştirilmesi de bu iş için özel olarak tasarlanmış sistemler ile yapılıyor. Japonya'da inşaat sektöründe kullanılmak üzere yapı bileşenlerini taşımak ve yerleştirmek amaçlı robotlar tasarlandığını okumuştum, ancak bu konuda kapsamlı bir bilgim yok. En son just tarafından düzenlendi : 03-03-2008 21:30. |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Prefabrike denebilecek şekilde başka bir yerde üretilip, yapıya sonradan monte etme tekniği daha anlaşılır gibi gelmekte. Örneğin Gehry nin binalarındaki farklı alaşımlardan oluşan malzemelerin başka bir mekanda bilgisayar teknikleri ile üretilip uygulamada monte edilmesi...
Ancak benim ilgimi çeken parçacıkların(tabir umarım doğrudur) şantiye ortamında birleştirilmesi ile oluşan yapılar. Örneğin çelik boruların birleşmesi ile elde edilen amorf yapılar. Yani malzemenin kaç derece açı ile hangi noktaya monte edilmesi gerektiği gibi. Varsayıyorum bir alet olsun ki şantiye alanında bir noktayı 0,0 koordinatı olarak hafızasına alsın. Daha sonra 8.5,4.6 noktasına monte edilmesi gereken parçacık bu alete göre monte edilsin. Var mıdır? Olabilmekte midir?
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Umuyorum ki Zaha Hadid'in Kartal Kentsel Dönüşüm projesinde çalışacak Türk mimarlar yukarıda bahsettiğimiz tarzda inşaat şekli hakkında tecrübelenecek ve Türkiyede de ileri teknoloji mimari yapılabilecektir.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.453
|
Mesele ileri teknoloji yoksunluğu mu yoksa stereotip mevcutlar dışında düşünce ve araştırma yoksulluğu ile mi ilgili acaba?
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 529
|
Bizim Ramazan ustaya gösterdim bu fotoğrafı.
'ben yaparım abi bunu dedi'. :) Bu tür özel üretimleri gerçekleştirebilecek firma tanımıyorum ben Türkiye'de. Çok özel kalıp teknolojisi, hatta uydu kontrollü GPS kontrolünde aplikasyonların yapıldığını Discovery Channel sayesinde biliyoruz... Bildiğimiz Total Station da bu işleri tam anlamıyla gerçekleştirmek çok zor. Bu yüzden GPS devreye giriyor ve uydu kontrolünde koordinatlar şantiye ortamına anında aktarılabiliyor. Özel sensörler eğrisel yüzeye yerleştiriliyor ve milimetrik hata paylarıyla aplikasyon gerçekleştirilebiliyor. bizde bu işlemleri hayata geçirebilecek teknik alt yapı yok. ENKA gibi büyük firmaların bile ellerinde bu teknolojiyi hayata geçirebilecek teknolojisinin olduğunu düşünmüyorum. onun için yabancı ekipler çalışacaktır böyle bir projeyi Türk mimar yapsa bile. Harita ve Fotogrametri Mühendislerinin ' Uzaktan Algılama Mühendisliği' konusunda uzmanlaşmış olanları yapabiliyor bu aplikasyonları ancak. ama Ramazan ustaya bir şans vermek isteyen olabilir.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 04-03-2008 16:02. |
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 529
|
Alıntı:
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Ramazan Ustaya şans vermek...
Alıntı:
Alanında uzman haritacılar inşaatçılar endüstriyel tasarımcılar ve makinacılardan (ve tabi mimarlar:)) oluşan bir ekip ile altından kalkamayacağımız iş yok bence. Ülkemizde de gps teknolojisi vesaire zaten kullanılmakta. Sanırım maharet her alanda heveslileri bir araya getirebilmekte. Tabi diğer ülkelerde yapılmış olan benzer örnekleri incelemek de iyi olur bunun yanında.:)
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) En son ssss tarafından düzenlendi : 05-03-2008 18:42. |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-02-2008
Mesaj: 12
|
Bu tarz yapıların hayata geçirilmesini ben de hep merak etmişimdir. Neden biz de yapmıyoruz? diye sormuşumdur. Kolay olmadığı kesin ama uydu kontrolü gibi teknolojilerin devreye girmesi olayı farklı boyutlara çekiyor(yani ülkemizde bu tarz yapıların yapılabilmesi). Bu durumda Türk aklından önce Türk teknolojisini öne çıkıyor gerçi Türk aklını faydalı kullansa olmayacak şeyler değil!:D
__________________
Herşeyin zamanı var,herşeyin! Yaşamanın..Sevmenin..Ölmenin.. |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 529
|
Ben çok ümitli değilim açıkçası. Avrupa bu tür 'Unique' binaları tasarlayıp hayata geçirmeye başlamadan önce , standart mimari üretim sürecinden geçti ve bunu başarıyla tamamladı. Biz ise henüz standardı yaparken bile hakkını veremiyoruz tam olarak. Bu süreci aşmadan ben 'unique' binalar yaparım derseniz biraz abes kaçabilir.
Bizim öncelikle mimarlığımızı elle tutulur ölçüde bir kalite standardına kavuşturmamız gerekiyor. Hi-Tech bize henüz uzak, acı ama gerçekler bu. Fakat tasarımcılarımız, mimarlarımız bunları tasarlayamaz diye birşey yok, ama işverenleri büyük ihtimalle yabancı olur.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#12 | ||
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Alıntı:
Alıntı:
Yerli işveren yerli mimara güvenmiyor anlamına mı geliyor bu durum? Hadid’in projesine yatırım yapılabiliyor olması projenin uygulanması için gerekli oluşumların da pekala düzenleneceği anlamına gelmiyor mu? Bu soruların cevabını çok da uzaklarda aramamak gerek derim ben… Yabancı yatırımcının da durup dururken bizim mimarlara gelip “Hadi sıradışı -ne demekse artık- bir tasarım yap da biz sana destek olalım, biz Türkiye’de farklı mimari üretimlerin yapılmasını desteklemek istiyoruz ki senin insanının da dünyaya, hayata bakış açısı değişsin, farklı mimari deneyimleri olsun, olaylara daha geniş çerçevelerden bakabilsin… -(insan hayatını şekillendiren daha bir sürü örnek verebiliriz sanırım mimarinin hayatımızdaki önemini anlatmak için)" demesini beklemek pek bir ütopik olmaz mı -ki ülkemizdeki yabancı müdahalesi çok daha farklı niteliklerde iken!.. Yaşadığımız çevreyi oluşturacak, değiştirecek, iyileştirecek olan bizler değil miyiz? Zaha Hadid hele bir yapsın da biz ondan öğrenelim, sonra bir şekilde yaparız demek ne derecede doğru? Oturduğumuz yerden mucize beklemek gibi bir şey bu. Her zaman olduğu gibi batının eskittiği teknolojileri satın alıp üzerine bir şey koymadan hazıra konalım, bu arada belki ilham gelir de birden karmakarışık yapılar inşa etmeye başlayıver mimar ve mühendislerimiz… |
||
|
|
|
|
|
#13 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Alıntı:
Sorunun kaynağını ileri teknoloji yoksunluğunda, yerli işverenimizin bilinçsizliğinde, yerli ekiplerimizin bu türden işlerde deneyimli olmamasında,vs.. aramaya başladık. Hatta bizim mimarlarımızın ve tasarımcılarımızın da pekala bu işlerin üstesinden gelebileceğine ve Türk aklımızla herşeyi çözebileceğimize ‘inanmaya’ ya da 'inanmamaya' kadar geldik ne yazık ki.... İnançlarla olmuyor sanırım bu işler.... İleri teknolojilerin kullanım maliyetlerini de bir kenara bırakalım -ithal ettiğimize göre karşılanabilir düzeyde!.., mesele luminanın da dikkat çektiği gibi ‘düşünce ve araştırma yoksulluğu’dur. Proje üretim süreçlerimizin ve yapım teknolojilerimizin gelişmesi, dolayısı ile de ortaya konan ürünlerin farklılaşması bizzat mimar ve mühendislerimizin sorumluluğundadır. Tasarım süreci günümüzde mimarın bilgi, görgü ve birikimleriyle sınırlı sezgisel bir süreç olmaktan çıkmıştır ve artık tamamen bilişsel bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Mimarlar tasarım ve uygulama süreçlerinde(ikisi de aynı derecede önemlidir bence -‘projelendirme kısmı kolay’diye kestirip atmamak lazım!) bilişim teknolojilerinin kullanım olanaklarını takip etmek durumundadırlar. Yoksa diğer ülkelerde de zamanında yaşanan ve üstesinden bir anlamda gelinen BDMT(Bilgisayar Destekli Mimari Tasarım) kullanmayan mimarın mesleğini kaybetme tehlikesi kaçınılmaz olacaktır. Uygulama kısmı daha çok mühendislik işi olduğundan ancak etkin bir mimar-mühendis işbirliği ile yüzyıllardır yapılagelen alışılmış mimari formların da dışına çıkabilen, farklı deneysel mimarlık ürünleri ortaya konulabilir. Eski dönem mimari akımlarda olduğu gibi biçimsel benzerlikler üzerine değil de, daha çok farklı biçimsellikler türetme eğilimindeki hi-tech mimariye ya da adı artık her neyse, çağımızın mimari eğilimine ancak bu şekilde ayak uydurabiliriz. Standart mimari üretim süreçlerinin değişimini, dönüşümünü, bu süreçlerin dünyada ne şekillerde yaşandığını, kısacası tarihsel sürecini bilmeden, yakın mimarlık tarihini araştırmadan, ‘biz de bir şekilde yaparız’ yaklaşımını hiç gerçekçi ve doğru bulamadığımı belirtmek isterim. Bu durumu sürekli övündüğümüz Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezini, en büyük adalet sarayı binasını,vb… inşa ederek çözemeyiz. (Bir de anlayamadığım bu büyüklük takıntımız var...) Dünyada örneklerini gördüğümüz standart olmayan mimari üretimlerin hemen hepsinin bir arka planı vardır. Mimarlıkta farklı form arayışlarının temelinde mesela, insanın kendi doğasını araştırma isteği vardır. Yapay çevreyi oluştururken doğayı esin kaynağı olarak gören, doğanın kendisinde var olan sayısız biçimi kullanarak yapay üretime dönüştürme çalışmalarının yanında, geçmiş dönemlerin mimari formlarını kullanarak bunlardan yeni biçimler türeten uzman sistemler kurgulanmaktadır. Konunun yapay zeka destekli tasarım çalışmalarına kadar uzanan bir açılımı yapılabilir... Mimari tasarımın estetik ve işlevsel yönü inkar edilemez, ancak gerçekten tasarlanmış bir yapının oluşumunda mimardan bir söylem ortaya koyması, insanlara tıpkı doğal dillerde de olduğu gibi kendi dil kuralları ile bir sözcük dağarcığı oluşturarak bir şeyler anlatması beklenmez mi? Kendi mimarlık dilimizin sınırlarını genişletecek olanlar da biz mimarlardan başkası değildir. Mimar olarak sürekli kendimizi geliştirmek ve farklı disiplinlerle etkileşim içinde olmak durumundayız, en azından derdimizi anlatabilecek kadar da güncel teknoloji bilgisine sahip olmak durumundayız ki sınırlarımızı bilelim ya da aşabilelim... Bu durumlar düzelmedikçe bir bakmışsınız ki, bu konular üzerine kafa yoran, ciddi araştırmalar yapan, ismi bile prim yapan dünyaca ünlü mimarlar kendi işverenlerimiz tarafından bile hemen yanıbaşlarında duran Türk mimarlara tercih edilir hale geliverir... |
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 529
|
Fikirlerinizin çoğuna katılıyorum.Bütün bunları söylerken hala birçok üniversitemizde bilgisayar destekli tasarıma karşı çıkan bazı öğretim üyeleri, öğretim görevlilerinin bulunduğunu hatırlatırım. Bu kabul edilebilir mi?Toplumlar ve mimarlık 'canlı' dır. Doğar, büyür , gelişir ve ölürler. Yeniden doğar, büyür, gelişirler , farklı yaşamlar meydana getirirler. Bizim 'mimari' sürecimiz ise sanırım Dünya'da en garip büyüyenlerden.Şimdiki mimarlığımızı radyoaktif etki altında mutasyona uğramış bir beden gibi görüyorum . Bu durumda organizmanın birçok garip uzulu ortaya çıkmış. Baktığınızda bir bütün göremiyorsunuz ve bu sizi gergin , sinirli fakat dinamik bi tasarımcı yapıyor.Bizim çıkış noktası bulabileceğimiz şey bu 'kaos' sanırım. Herşeyi rasyonele çevirme kaygısı 'bu mutant organizmayı' normal bir canlıya çevirmeye kalkışmak , onu kaybetmemize neden olabilir. Mutant olsa bile bu organizmayı böyle kabul edip onu Nothingam'ın Kambur'u gibi hayata döndürmeliyiz. Yani bizim en güçlü bağlamımız kendi kaosumuz olmalı. Ancak bu şekilde gerçekleşen tasarımlar birşey ifade edecektir. Aksi halde mükemmel vücutlu Avrupalı arkadaşına benzemeye çalışan 'zavallı'oluruz. Peugeot 206 reklamında Hintli arkdaşın yaptığı hurda 206 gibi.
![]()
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 10-03-2008 14:47. |
|
|
|
|
|
#15 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
'Türk aklımızla' diyerek eleştiriyorsunuz fakat diğer mesajınızda neden hep başkalarından öğrenmek ihtiyacı duyuyoruz diyorsunuz. Ben de 'kendimize has farklı yöntemler' cümlesini tam da bunu demek için kurmuştum.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|