![]() |
|
|||||||
| Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#17 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
Picasso örneğini bilirsiniz; Resimden anlamayan birisi picasso tablosuna baktığı zaman ' bu neki bende saçmalarım sanat olur' diyebilir. Halbuki picasso malum tabloları yapmadan önce kusursuz şekilde resim yapabilmekteydi... Ben zaten bu şekilde yapılan mimarlığı lüzumsuz buluyorum öğrenmeme gerek yok dememiz kendimizi kandırmak olur.(sayın 'ellenkeyzen' bu cümleyi siz böyle düşünüyorsunuz diye kurmadım üstünüze alınmayın lütfen) Ben Zaha Hadid in projesinin eleştrisini de yapmadım. Kartal projesi üstüne başka bir başlık altında fikir sunabilirsiniz... Teşekkürler...
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#18 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Alıntı:
yeni tip üretimler(teknoloji ile ya da değil) ortaya koy(a)madığı sürece, o dönemin kendisine ait geleceğe söylemek istediği çok da fazla bir sözü yok demektir. Söyleyecek sözü yok ise de geçmişi geleceğe taşıyan bir köprü olmaktan başka bir işlevi olamaz ve unutulmaya mahkum olur. Herşeyden önce bugün için bir şey ifade etsin ki yarına da söyleyecek sözü kalsın... |
|
|
|
|
|
|
#19 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
ah, tabii ki zaha hadid'e ilişkin görüş sizin değil. sadece konunun akışında gerekli gördüğüm eleştirdim. benden de size teşekkürler.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#20 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#21 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
zamanına göre süleymaniye'de teknik hüküm sürmüyordu, 'mana'nın emrine ram edilmişti, yani öncelikli hedef teknolojinin hüküm sürmesi değildi. tekniği ulaşmamız gereken yegane hedef olarak gördüğümüz için( ya da siz buna 'mana'nın tam anlamıyla yerini bulmaması da diyebilirsiniz) bu noktada problem yaşıyor modern mimari. geçen o kadar yüzyıla rağmen teknolojinin devamlı geliştiği ama süleymaniye'nin değerinden bir şey kaybetmediği hatırda tutulursa, bunun anlamı süleymaniye'nin 'mana'sında gizlidir, tekniğinde değil.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#22 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
Aynı şeyi söylüyoruz aslında ve işte şu noktada uzlaşacağımızı düşünüyorum; Eğer günümüzün modern insanının iç dünyasına ulaşma serüveninde 'hakiki mana' yı bina etmek için en son teknik gerekiyorsa, bu son teknoloji kullanılır ve mananın maddeye eriştiği hengamda teknik ruha ve beyne hizmet eden iskelet olur ancak.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#23 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
''Asrımızın dev şehirleri içinde küçülüp yok olan insan; dev ölçekli yollar, şehir mekanları ve binalar arasında eriyip, küçülüp, çevresinin oluşumundaki sorumluluğunu bile unuttu. Ziya Paşa meşhur ''Diyar-ı küfrü gezdim, beldeler, kaşaneler gördüm/Dolaştım mülk-i İslam'ı bütün viraneler gördüm'' beyti ile bu yapıların tahakküm eden tesiri karşısında şaşkınlığın ezikliğini ifade ediyor;bu ezikliğin, Türk toplumunun kendi kültür değerlerini takdirden aciz ve reddeder duruma düşmesinin de yolunu açmış oluyordu.'' ''Bir Hatıra 1946'da mezun olduğum okula, hoca olarak atandım. Bir süre sonra, Güzel Sanatlar Akademisi'nin Müdürü Burhan Toprak, Türk Hühümeti'nin çok önemli bir misafiri olduğunu söyledi ve benden bu misafiri İstanbul'da gezdirmemi istedi. Misafir, Belçika İlimler, Güzel Sanatlar ve Edebiyatçılar Akademisi Başkanı, son derece müstesna bir insandı. Dört gün boyunca İstanbul'u birlikte gezdik. Bu arada, Resim ve Heykel Müzesi'nde bir gün geçirdik. Müzede, 19. Yüzyıl başı Bektaşi resimlerini, ilk Osmanlı nahif ressamlarının eserlerini, empresyonist resimleri ve 1935-45 yıllarının modern resimlerini gördük. Misafirimizi hayrete düşüren husus, Osmanlı resminin 1840'larda bulunduğu yere, Batı dünyasının modigliani ve benzerlerinin eserleri ile ancak 1950'lerde gelmesi; buna karşılık Türk resminin 1840'larda bulunduğu noktaya geri dönmesiydi. Bu durumu, Türk aydınının neyin geride, neyin ileride olduğunu fark edememesinden doğan trajik bir yanılgının en açık göstergesi olarak kabul ediyorum.'' *İSLAM'DA ŞEHİR ve MİMARİ ... TURGUT CANSEVER Sayın ellenkeyzen sizin söyledikleriniz ve okuduklarım, beni teknolojinin mimaride kullanımı hakkında ikinci kez düşünmeye itti. Turgut Canseverin beni bu anlamda etkileyen cümlelerini sizlerle paylaşyorum.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
|
'Geleneği bilmeden onu nasıl yorumlarsınız;geleceğe kapıları nasıl nereden açarsınız?.. ''Korumay''yı bile beceremezsiniz.'
'Çarpık yaşama biçimimizden doğuyor çarpık konutlarımız,çarpık yapılaşma,çarpık kentleşme... 'İnsanoğlu, kendi yaratmadığı ya da yaratılmasına katılmadığı çevreye sahip çıkmıyor. Doğru dürüst ilgilenmiyor bile..yabancılaşıyor ona...Böylece başlıyor kültür kirlenmesi..Kültür bir kez kirlendi mi ondan sonra herşey birbirini izliyor.' 'Modernde çözüm ,içten dışa doğru gelişir:İnsandan,yaşama biçiminden yola çıkılarak bulunur...! dışa o sızar içinde ne var ise Yunus çok söz hayvan yüküdür Yunus Cengiz Bektaş'ın 'Yaşama Kültürü' isimli kitabından alıntılar yaparak konuyu sürdürmek istedim. Üstadımızın bize üstüne basa basa anlattığı birşey var.'Öncelikle öz kültürünüzü özümseyin, sonra yorumlayın.' Bizim 'ÖZ' mimarlığımızın kirlenmeye başladığı dönem 'Osmanlının son dönemleri'. Ondan sonrada iş zıvanadan çıkmış zaten. ÖZ ile birlikte ÖZ güven yitirilmiş. Muhasır medeniyete çabucak ulaşalım diye , aradaki süreçleri atlamışız. Lokmaları çiğnemeden yutmaya çalışmışız. Bu olağan dışı süreç, 80 lerin pazar ekonomisiyle birlikte şuursuzluk haddini de aşmış. Modern'i bir türlü anlayamamışız. Oysa çok geçmişteki 'ÖZ' kültürümüzde 'modern' vardı zaten. İslam alimlerinin söylediği zaten modern'di. Basitlik, sadelik, tinsel olan... Bunu nerede kaybettik iyi analiz etmeliyiz. Bunu bulursak yapacağımız yapılara anlamlar yükleme şansımız olabilir. Şimdi birçok mimarın çözümlerini beğenmediği 'Merih Karaaslan' 'öz' e ulaşmak için çaba sarf etmişti. Mimarlığının olgunlaşmaya başladığı dönemde ise hayatını kaybetti... Şimdi Avrupa'nın olgunlaştırıp kenara koyduklarını ' YENİ' diye bize sunanları şehvetle alkışlıyoruz. Saçmalıyoruz ve komik duruma düşüyoruz aslında... Geriye dönük bir 'kontrol listesi yapalım' eksik nerede başladı bulalım. Teknoloji bunun yanında küçük bir detaydır, o gelmesi gereken yeri ve zamanı bilir. Önemli olan 'KÜLTÜR', ' FELSEFE' , 'KURAM' bu eksik kaldı bizde, uzulları tam gelişmemiş garip bir hayvan gibi mimarlığımız... Buna odaklanmalıyız, buna odaklanmış olanları iyi analiz etmeliyiz...
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 23-03-2008 11:57. |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
|
Her ne kadar TDK’da teknoloji sözcüğünün tanımı “Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi” şeklinde yapılmış olsa da kelimenin kökeni Yunanca olup techne(sanat, beceri) ve logia(bilmek) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur, uygulama bilimi anlamında da kullanılmaktadır. İnsan ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte bilgi üretilmesi ve bu bilginin somutlaştırılarak bir araç, gereç veya alete dönüştürülebilmesi anlamında. Teknolojinin kötüye kullanımı(silah yapımı, vb…) da söz konusu olabilir elbette. Ancak bu konu içerisinde bahsedilen anlamı ile “mimarlıkta teknoloji kullanımı ürününü mutlaka gelecekte değersiz kılacaktır” gibi düşüncelere nedense katılamıyorum.
Bu ve daha pek çok konuda kaygılanmak mümkün. Ancak birkaç örnek üzerinden, yeterince bilmeden(sözüm genele), uygulamadan(hatta farkında olmadan kullanarak!..yine genele) kesin yargılarda bulunmak imkansız ve de anlamsız olur sanki... Mimarlıkta her türlü teknoloji kullanımı, anlam, biçim, malzeme, uygulama, vb. pek çok konuda insanın(tasarımcının veya kullanıcının) sınırlarını genişletebilmesine olanak tanıyabilir ve farklı deneysel örneklerin ortaya konulabilmesinde 'bir araç/araçlardan birisi' olabilir ancak. Bu aracı doğru kullanmasını bilene tabi… Mimarlığın tek başına var olabileceğini iddia etmek de zor gibi... Mimarlığın bir anlam kazanıp var olabilmesi, her dönemde ancak başka başka kavramlarla(felsefe, din, doğa, edebiyat, siyaset, matematik, fizik, estetik, sanat, işlevsellik, vb. daha pek çok örnek verilebilir) mümkün olabilmiştir. Çeşitli kavramlardan birisi ya da birkaçı birarada olabilir. Gün geçtikçe de bu kavramların sayısı art(tırıl)maktadır. Son zamanlarda bu kavramlara gerek anlamsal düzeyde gerek uygulama düzeyinde teknoloji de eklenmiştir. Ancak teknik her zaman için var olan ve inşa edebilmek için gerekli de olmuş bir 'bir araç/araçlardan birisi' olmuştur mimarlık için. Mana(Anlam) ise tasarıma referans olarak, mimarlığa bir anlam kazandırma çabalarının sonucu, hatta günümüzdeki versiyonuyla ürünü pazarlamak adına kullanılan başka türden 'bir araç/araçlardan birisi' olmuştur. Hatta kimi zaman manasızlık bile çeşitli göndermeleri içeren bir referans olabilir, olmuştur da. Sonuç olarak 'mimarlığın bazı kavramlara ram edilmesi' ya da 'bazı kavramların mimarlık üzerinde hüküm sürmesi' üzerinden bir sonuca varılmaya çalışılmasına bir anlam veremediğimi belirtmek isterim. Bu hangi kavram(lar) için düşünülürse düşünülsün tek yönlü bir bakış açısı olacaktır. "Mimarlık ve X” örnekleri çoğaltılabilir. ‘X’ yerine pek çok kavram yazılabilir. Ama hiçbirisi 'mimarlığın X'e ram edilmesi' anlamında olmayacaktır, olmamalıdır. Var olabilmek için başvurduğu araç ve yöntemlerden birisi olacaktır ancak. Bu araçları doğru kullanmasını bilene tabi… |
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#29 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
|
Fİkirlere katılmamak mümkün ve olağan ancak hemen "pazarlama", "süsleme" gibi yaftalamalara girmeden önce bir miktar düşünmek başka açılımlar sağlayabilir. Metafizik bir tartışma sonuçta mana ve maddeye bakışlarımız. Manayı maddenin öncülü kılmak, mana denen sabit biçimler veya durumlar olduğunu düşünmek, dolayısıyla manaya doğru yaklaşma fikrini tetikler. Platon'dan Gadamer'e kadar uzanan uzun bir düşünce tarihi açıkçası. Bir başka görüş ki ontolojik olarak mana denen şeyin kendinden menkul olarak varolmadığı, ancak bizim eylemlerimizle beliren, değişime açık, Lyotard'ın deyimiyle "dil oyunları" olduğudur. Bu da düşünce tarihinin bir başka kanalı ve aslında tarihsel olarak yaygın ve kıyaslamalı bir mesai yapılırsa ikna edebilirliği yüksek bir vaka.
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|