Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Uygulama

Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz.

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 14-03-2008, 17:51   #16
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin ssss tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Aslında biraz istek ve iyi bir ekip ile böyle işlerin altından kalkabiliriz gibi geliyor bana. Özellikle milletimizin kıvrak zekasına güvenmek gerekir diye düşünüyorum. Benzer işleri Avrupa yada Asyanın aksine kendimize has daha farklı yöntemler bularak yapabileceğimize inanıyorum.(Biliyorum espriye açık ama bu kendimizi yerme edebiyatından uzak durmalıyız)
Alanında uzman haritacılar inşaatçılar endüstriyel tasarımcılar ve makinacılardan (ve tabi mimarlar:)) oluşan bir ekip ile altından kalkamayacağımız iş yok bence. Ülkemizde de gps teknolojisi vesaire zaten kullanılmakta. Sanırım maharet her alanda heveslileri bir araya getirebilmekte. Tabi diğer ülkelerde yapılmış olan benzer örnekleri incelemek de iyi olur bunun yanında.:)
çevreyle bütünleş(e)meyen ve sadece teknolojiye dayanan böyle uçuk kaçık şeylerin mimari eser olduğuna inanasım gelmiyor. bu tür yapılardaki en önemli şey üstün teknolojiyi kullanmak. dolayısıyla yarın teknik tekamül edip daha ileri bir seviyeye ulaşınca bunlardan geriye büyük bir çöplük kalacak. mimariyi sadece teknolojinin emrine ram etmek, yarın onun bir şey ifade etmeyeceğini de kabul etmektir. bu bağlamda zaha hadid' in projesinin istanbul için bir şey ifade edeceğine de inanmıyorum.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 14-03-2008, 18:43   #17
Arkitera Üyesi
 
ssss'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
Alıntı:
Orijinal metin ellenkeyzen tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
çevreyle bütünleş(e)meyen ve sadece teknolojiye dayanan böyle uçuk kaçık şeylerin mimari eser olduğuna inanasım gelmiyor. bu tür yapılardaki en önemli şey üstün teknolojiyi kullanmak. dolayısıyla yarın teknik tekamül edip daha ileri bir seviyeye ulaşınca bunlardan geriye büyük bir çöplük kalacak. mimariyi sadece teknolojinin emrine ram etmek, yarın onun bir şey ifade etmeyeceğini de kabul etmektir. bu bağlamda zaha hadid' in projesinin istanbul için bir şey ifade edeceğine de inanmıyorum.
Size durumu şöyle açıklayayım; eğer mimaride zirve olmak istiyorsak(ki bu 'zirve'den kastım insanlık ve insanımız namına en iyiyi ve en faydalıyı üretmektir) teknolojiyi en güzel şekilde bilmek ve kullanmak durumundayız. En son teknoloji kullanmak en iyidir demiyorum ben de...
Picasso örneğini bilirsiniz; Resimden anlamayan birisi picasso tablosuna baktığı zaman ' bu neki bende saçmalarım sanat olur' diyebilir. Halbuki picasso malum tabloları yapmadan önce kusursuz şekilde resim yapabilmekteydi...
Ben zaten bu şekilde yapılan mimarlığı lüzumsuz buluyorum öğrenmeme gerek yok dememiz kendimizi kandırmak olur.(sayın 'ellenkeyzen' bu cümleyi siz böyle düşünüyorsunuz diye kurmadım üstünüze alınmayın lütfen)
Ben Zaha Hadid in projesinin eleştrisini de yapmadım. Kartal projesi üstüne başka bir başlık altında fikir sunabilirsiniz...
Teşekkürler...
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç)
ssss offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 14-03-2008, 22:57   #18
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
Alıntı:
Orijinal metin ellenkeyzen tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
çevreyle bütünleş(e)meyen ve sadece teknolojiye dayanan böyle uçuk kaçık şeylerin mimari eser olduğuna inanasım gelmiyor. bu tür yapılardaki en önemli şey üstün teknolojiyi kullanmak. dolayısıyla yarın teknik tekamül edip daha ileri bir seviyeye ulaşınca bunlardan geriye büyük bir çöplük kalacak. mimariyi sadece teknolojinin emrine ram etmek, yarın onun bir şey ifade etmeyeceğini de kabul etmektir...
Sürekli çevreyle bütünleş(eme)me kaygısı içerisinde geçmiş zaman(lar)ın gölgeleri altına sığınarak
yeni tip üretimler(teknoloji ile ya da değil) ortaya koy(a)madığı sürece, o dönemin kendisine ait geleceğe söylemek istediği çok da fazla bir sözü yok demektir.
Söyleyecek sözü yok ise de geçmişi geleceğe taşıyan bir köprü olmaktan başka bir işlevi olamaz ve unutulmaya mahkum olur.
Herşeyden önce bugün için bir şey ifade etsin ki yarına da söyleyecek sözü kalsın...
just offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-03-2008, 21:59   #19
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin ssss tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Size durumu şöyle açıklayayım; eğer mimaride zirve olmak istiyorsak(ki bu 'zirve'den kastım insanlık ve insanımız namına en iyiyi ve en faydalıyı üretmektir) teknolojiyi en güzel şekilde bilmek ve kullanmak durumundayız. En son teknoloji kullanmak en iyidir demiyorum ben de...
Picasso örneğini bilirsiniz; Resimden anlamayan birisi picasso tablosuna baktığı zaman ' bu neki bende saçmalarım sanat olur' diyebilir. Halbuki picasso malum tabloları yapmadan önce kusursuz şekilde resim yapabilmekteydi...
Ben zaten bu şekilde yapılan mimarlığı lüzumsuz buluyorum öğrenmeme gerek yok dememiz kendimizi kandırmak olur.(sayın 'ellenkeyzen' bu cümleyi siz böyle düşünüyorsunuz diye kurmadım üstünüze alınmayın lütfen)
Ben Zaha Hadid in projesinin eleştrisini de yapmadım. Kartal projesi üstüne başka bir başlık altında fikir sunabilirsiniz...
Teşekkürler...
teknolojiyi tabii ki en güzel bir biçimde kullanmalıyız. ama tekniğin hüküm sürdüğü bir şeyin asla mimari eser olamayacağını, bunun olsa olsa çağın teknolojik imkanlarını kendinde barındıran bir mühendislik eseri olabileceğini düşünüyorum. ve bu tür eserleri tabii ki (sizin de belirttiğiniz gibi) öğrenmeliyiz. hatta eleştiri gibi ciddiyet gerektiren bir şeyden bahsediyorsak, hemde en ince ayrıntısına kadar etüt etmeliyiz bu tür yapıları, ki boşa konuşmayalım.
ah, tabii ki zaha hadid'e ilişkin görüş sizin değil. sadece konunun akışında gerekli gördüğüm eleştirdim. benden de size teşekkürler.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-03-2008, 12:01   #20
Arkitera Üyesi
 
ssss'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
Alıntı:
Orijinal metin ellenkeyzen tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
teknolojiyi tabii ki en güzel bir biçimde kullanmalıyız. ama tekniğin hüküm sürdüğü bir şeyin asla mimari eser olamayacağını, bunun olsa olsa çağın teknolojik imkanlarını kendinde barındıran bir mühendislik eseri olabileceğini düşünüyorum. ve bu tür eserleri tabii ki (sizin de belirttiğiniz gibi) öğrenmeliyiz.
Bence yine de böyle söylememek geriyor. Zamanına göre Süleymaniye'de de teknik hüküm sürmekteydi. Fakat bunun yanında 'mana' da tam anlamıyla yerini bulmuştu.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç)
ssss offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-03-2008, 12:19   #21
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin ssss tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Bence yine de böyle söylememek geriyor. Zamanına göre Süleymaniye'de de teknik hüküm sürmekteydi. Fakat bunun yanında 'mana' da tam anlamıyla yerini bulmuştu.

zamanına göre süleymaniye'de teknik hüküm sürmüyordu, 'mana'nın emrine ram edilmişti, yani öncelikli hedef teknolojinin hüküm sürmesi değildi. tekniği ulaşmamız gereken yegane hedef olarak gördüğümüz için( ya da siz buna 'mana'nın tam anlamıyla yerini bulmaması da diyebilirsiniz) bu noktada problem yaşıyor modern mimari. geçen o kadar yüzyıla rağmen teknolojinin devamlı geliştiği ama süleymaniye'nin değerinden bir şey kaybetmediği hatırda tutulursa, bunun anlamı süleymaniye'nin 'mana'sında gizlidir, tekniğinde değil.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-03-2008, 13:13   #22
Arkitera Üyesi
 
ssss'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
Alıntı:
Orijinal metin ellenkeyzen tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
zamanına göre süleymaniye'de teknik hüküm sürmüyordu, 'mana'nın emrine ram edilmişti, yani öncelikli hedef teknolojinin hüküm sürmesi değildi. tekniği ulaşmamız gereken yegane hedef olarak gördüğümüz için( ya da siz buna 'mana'nın tam anlamıyla yerini bulmaması da diyebilirsiniz) bu noktada problem yaşıyor modern mimari. geçen o kadar yüzyıla rağmen teknolojinin devamlı geliştiği ama süleymaniye'nin değerinden bir şey kaybetmediği hatırda tutulursa, bunun anlamı süleymaniye'nin 'mana'sında gizlidir, tekniğinde değil.
Bahsetmiş olduğum 'hüküm sürmek' felsefenin önüne geçmiş teknik değil, aynı zamanlarda farklı ülkelere göre gelinmiş olan teknik üstünlüktü.
Aynı şeyi söylüyoruz aslında ve işte şu noktada uzlaşacağımızı düşünüyorum; Eğer günümüzün modern insanının iç dünyasına ulaşma serüveninde 'hakiki mana' yı bina etmek için en son teknik gerekiyorsa, bu son teknoloji kullanılır ve mananın maddeye eriştiği hengamda teknik ruha ve beyne hizmet eden iskelet olur ancak.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç)
ssss offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-03-2008, 15:58   #23
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin ssss tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Bahsetmiş olduğum 'hüküm sürmek' felsefenin önüne geçmiş teknik değil, aynı zamanlarda farklı ülkelere göre gelinmiş olan teknik üstünlüktü.
Aynı şeyi söylüyoruz aslında ve işte şu noktada uzlaşacağımızı düşünüyorum; Eğer günümüzün modern insanının iç dünyasına ulaşma serüveninde 'hakiki mana' yı bina etmek için en son teknik gerekiyorsa, bu son teknoloji kullanılır ve mananın maddeye eriştiği hengamda teknik ruha ve beyne hizmet eden iskelet olur ancak.
aynen efendim.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-03-2008, 00:19   #24
Arkitera Üyesi
 
ssss'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
Alıntı:
Orijinal metin ellenkeyzen tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
çevreyle bütünleş(e)meyen ve sadece teknolojiye dayanan böyle uçuk kaçık şeylerin mimari eser olduğuna inanasım gelmiyor. bu tür yapılardaki en önemli şey üstün teknolojiyi kullanmak. dolayısıyla yarın teknik tekamül edip daha ileri bir seviyeye ulaşınca bunlardan geriye büyük bir çöplük kalacak. mimariyi sadece teknolojinin emrine ram etmek, yarın onun bir şey ifade etmeyeceğini de kabul etmektir. bu bağlamda zaha hadid' in projesinin istanbul için bir şey ifade edeceğine de inanmıyorum.
*
''Asrımızın dev şehirleri içinde küçülüp yok olan insan; dev ölçekli yollar, şehir mekanları ve binalar arasında eriyip, küçülüp, çevresinin oluşumundaki sorumluluğunu bile unuttu. Ziya Paşa meşhur ''Diyar-ı küfrü gezdim, beldeler, kaşaneler gördüm/Dolaştım mülk-i İslam'ı bütün viraneler gördüm'' beyti ile bu yapıların tahakküm eden tesiri karşısında şaşkınlığın ezikliğini ifade ediyor;bu ezikliğin, Türk toplumunun kendi kültür değerlerini takdirden aciz ve reddeder duruma düşmesinin de yolunu açmış oluyordu.''
''Bir Hatıra
1946'da mezun olduğum okula, hoca olarak atandım. Bir süre sonra, Güzel Sanatlar Akademisi'nin Müdürü Burhan Toprak, Türk Hühümeti'nin çok önemli bir misafiri olduğunu söyledi ve benden bu misafiri İstanbul'da gezdirmemi istedi. Misafir, Belçika İlimler, Güzel Sanatlar ve Edebiyatçılar Akademisi Başkanı, son derece müstesna bir insandı. Dört gün boyunca İstanbul'u birlikte gezdik. Bu arada, Resim ve Heykel Müzesi'nde bir gün geçirdik. Müzede, 19. Yüzyıl başı Bektaşi resimlerini, ilk Osmanlı nahif ressamlarının eserlerini, empresyonist resimleri ve 1935-45 yıllarının modern resimlerini gördük. Misafirimizi hayrete düşüren husus, Osmanlı resminin 1840'larda bulunduğu yere, Batı dünyasının modigliani ve benzerlerinin eserleri ile ancak 1950'lerde gelmesi; buna karşılık Türk resminin 1840'larda bulunduğu noktaya geri dönmesiydi. Bu durumu, Türk aydınının neyin geride, neyin ileride olduğunu fark edememesinden doğan trajik bir yanılgının en açık göstergesi olarak kabul ediyorum.''
*İSLAM'DA ŞEHİR ve MİMARİ ... TURGUT CANSEVER

Sayın ellenkeyzen sizin söyledikleriniz ve okuduklarım, beni teknolojinin mimaride kullanımı hakkında ikinci kez düşünmeye itti. Turgut Canseverin beni bu anlamda etkileyen cümlelerini sizlerle paylaşyorum.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç)
ssss offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-03-2008, 11:42   #25
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
'Geleneği bilmeden onu nasıl yorumlarsınız;geleceğe kapıları nasıl nereden açarsınız?.. ''Korumay''yı bile beceremezsiniz.'

'Çarpık yaşama biçimimizden doğuyor çarpık konutlarımız,çarpık yapılaşma,çarpık kentleşme...

'İnsanoğlu, kendi yaratmadığı ya da yaratılmasına katılmadığı çevreye sahip çıkmıyor. Doğru dürüst ilgilenmiyor bile..yabancılaşıyor ona...Böylece başlıyor kültür kirlenmesi..Kültür bir kez kirlendi mi ondan sonra herşey birbirini izliyor.'

'Modernde çözüm ,içten dışa doğru gelişir:İnsandan,yaşama biçiminden yola çıkılarak bulunur...!

dışa o sızar
içinde ne var ise
Yunus

çok söz hayvan yüküdür
Yunus

Cengiz Bektaş'ın 'Yaşama Kültürü' isimli kitabından alıntılar yaparak konuyu sürdürmek istedim. Üstadımızın bize üstüne basa basa anlattığı birşey var.'Öncelikle öz kültürünüzü özümseyin, sonra yorumlayın.' Bizim 'ÖZ' mimarlığımızın kirlenmeye başladığı dönem 'Osmanlının son dönemleri'. Ondan sonrada iş zıvanadan çıkmış zaten. ÖZ ile birlikte ÖZ güven yitirilmiş. Muhasır medeniyete çabucak ulaşalım diye , aradaki süreçleri atlamışız. Lokmaları çiğnemeden yutmaya çalışmışız. Bu olağan dışı süreç, 80 lerin pazar ekonomisiyle birlikte şuursuzluk haddini de aşmış. Modern'i bir türlü anlayamamışız. Oysa çok geçmişteki 'ÖZ' kültürümüzde 'modern' vardı zaten. İslam alimlerinin söylediği zaten modern'di. Basitlik, sadelik, tinsel olan... Bunu nerede kaybettik iyi analiz etmeliyiz. Bunu bulursak yapacağımız yapılara anlamlar yükleme şansımız olabilir.

Şimdi birçok mimarın çözümlerini beğenmediği 'Merih Karaaslan' 'öz' e ulaşmak için çaba sarf etmişti. Mimarlığının olgunlaşmaya başladığı dönemde ise hayatını kaybetti... Şimdi Avrupa'nın olgunlaştırıp kenara koyduklarını ' YENİ' diye bize sunanları şehvetle alkışlıyoruz. Saçmalıyoruz ve komik duruma düşüyoruz aslında...
Geriye dönük bir 'kontrol listesi yapalım' eksik nerede başladı bulalım. Teknoloji bunun yanında küçük bir detaydır, o gelmesi gereken yeri ve zamanı bilir. Önemli olan 'KÜLTÜR', ' FELSEFE' , 'KURAM' bu eksik kaldı bizde, uzulları tam gelişmemiş garip bir hayvan gibi mimarlığımız... Buna odaklanmalıyız, buna odaklanmış olanları iyi analiz etmeliyiz...
__________________
R&R

En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 23-03-2008 11:57.
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-03-2008, 11:45   #26
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2004
Mesaj: 48
Her ne kadar TDK’da teknoloji sözcüğünün tanımı “Bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi” şeklinde yapılmış olsa da kelimenin kökeni Yunanca olup techne(sanat, beceri) ve logia(bilmek) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur, uygulama bilimi anlamında da kullanılmaktadır. İnsan ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte bilgi üretilmesi ve bu bilginin somutlaştırılarak bir araç, gereç veya alete dönüştürülebilmesi anlamında. Teknolojinin kötüye kullanımı(silah yapımı, vb…) da söz konusu olabilir elbette. Ancak bu konu içerisinde bahsedilen anlamı ile “mimarlıkta teknoloji kullanımı ürününü mutlaka gelecekte değersiz kılacaktır” gibi düşüncelere nedense katılamıyorum.

Bu ve daha pek çok konuda kaygılanmak mümkün. Ancak birkaç örnek üzerinden, yeterince bilmeden(sözüm genele), uygulamadan(hatta farkında olmadan kullanarak!..yine genele) kesin yargılarda bulunmak imkansız ve de anlamsız olur sanki...

Mimarlıkta her türlü teknoloji kullanımı,
anlam, biçim, malzeme, uygulama, vb. pek çok konuda insanın(tasarımcının veya kullanıcının) sınırlarını genişletebilmesine olanak tanıyabilir ve farklı deneysel örneklerin ortaya konulabilmesinde 'bir araç/araçlardan birisi' olabilir ancak.
Bu aracı doğru kullanmasını bilene tabi…

Mimarlığın tek başına var olabileceğini iddia etmek de zor gibi...
Mimarlığın bir anlam kazanıp var olabilmesi, her dönemde ancak başka başka kavramlarla(felsefe, din, doğa, edebiyat, siyaset, matematik, fizik, estetik, sanat, işlevsellik, vb. daha pek çok örnek verilebilir) mümkün olabilmiştir. Çeşitli kavramlardan birisi ya da birkaçı birarada olabilir.
Gün geçtikçe de bu kavramların sayısı art(tırıl)maktadır.
Son zamanlarda bu kavramlara gerek anlamsal düzeyde gerek uygulama düzeyinde teknoloji de eklenmiştir.
Ancak teknik her zaman için var olan ve inşa edebilmek için gerekli de olmuş bir 'bir araç/araçlardan birisi' olmuştur mimarlık için.
Mana(Anlam) ise tasarıma referans olarak, mimarlığa bir anlam kazandırma çabalarının sonucu, hatta günümüzdeki versiyonuyla ürünü pazarlamak adına kullanılan başka türden 'bir araç/araçlardan birisi' olmuştur. Hatta kimi zaman manasızlık bile çeşitli göndermeleri içeren bir referans olabilir, olmuştur da.

Sonuç olarak 'mimarlığın bazı kavramlara ram edilmesi' ya da 'bazı kavramların mimarlık üzerinde hüküm sürmesi' üzerinden bir sonuca varılmaya çalışılmasına bir anlam veremediğimi belirtmek isterim. Bu hangi kavram(lar) için düşünülürse düşünülsün tek yönlü bir bakış açısı olacaktır.

"Mimarlık ve X” örnekleri çoğaltılabilir. ‘X’ yerine pek çok kavram yazılabilir. Ama hiçbirisi 'mimarlığın X'e ram edilmesi' anlamında olmayacaktır, olmamalıdır. Var olabilmek için başvurduğu araç ve yöntemlerden birisi olacaktır ancak.
Bu araçları doğru kullanmasını bilene tabi…
just offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-03-2008, 22:41   #27
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin ssss tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
*
''Asrımızın dev şehirleri içinde küçülüp yok olan insan; dev ölçekli yollar, şehir mekanları ve binalar arasında eriyip, küçülüp, çevresinin oluşumundaki sorumluluğunu bile unuttu. Ziya Paşa meşhur ''Diyar-ı küfrü gezdim, beldeler, kaşaneler gördüm/Dolaştım mülk-i İslam'ı bütün viraneler gördüm'' beyti ile bu yapıların tahakküm eden tesiri karşısında şaşkınlığın ezikliğini ifade ediyor;bu ezikliğin, Türk toplumunun kendi kültür değerlerini takdirden aciz ve reddeder duruma düşmesinin de yolunu açmış oluyordu.''
''Bir Hatıra
1946'da mezun olduğum okula, hoca olarak atandım. Bir süre sonra, Güzel Sanatlar Akademisi'nin Müdürü Burhan Toprak, Türk Hühümeti'nin çok önemli bir misafiri olduğunu söyledi ve benden bu misafiri İstanbul'da gezdirmemi istedi. Misafir, Belçika İlimler, Güzel Sanatlar ve Edebiyatçılar Akademisi Başkanı, son derece müstesna bir insandı. Dört gün boyunca İstanbul'u birlikte gezdik. Bu arada, Resim ve Heykel Müzesi'nde bir gün geçirdik. Müzede, 19. Yüzyıl başı Bektaşi resimlerini, ilk Osmanlı nahif ressamlarının eserlerini, empresyonist resimleri ve 1935-45 yıllarının modern resimlerini gördük. Misafirimizi hayrete düşüren husus, Osmanlı resminin 1840'larda bulunduğu yere, Batı dünyasının modigliani ve benzerlerinin eserleri ile ancak 1950'lerde gelmesi; buna karşılık Türk resminin 1840'larda bulunduğu noktaya geri dönmesiydi. Bu durumu, Türk aydınının neyin geride, neyin ileride olduğunu fark edememesinden doğan trajik bir yanılgının en açık göstergesi olarak kabul ediyorum.''
*İSLAM'DA ŞEHİR ve MİMARİ ... TURGUT CANSEVER

Sayın ellenkeyzen sizin söyledikleriniz ve okuduklarım, beni teknolojinin mimaride kullanımı hakkında ikinci kez düşünmeye itti. Turgut Canseverin beni bu anlamda etkileyen cümlelerini sizlerle paylaşyorum.
turgut cansever'in bu sözleri benim mimari hayatımın temel taşları olacak nitelikte. zaten itiraf etmeli ki bende bu tür düşüncelerin oluşumuna öncülük eden bizzat hazretin kendisidir. 'kubbeyi yere koymamak' isimli kendisiyle yapılan röportajlardan oluşan kitabında manifestosunun temel taşlarından birisini de 'teknolojiyi etkin bir biçimde kullanmak' olarak belirliyor. zaten hiç bir mimar 'teknolojiyi kullanmadan bir şeyler vücuda getirmek istiyorum' diyemez. böyle bir şey de saçma olur. ama büyük soru şu: hangi teknoloji? taut'un bahsettiği gibi proporsiyon sanatının emrine ram edilen teknoloji mi, turgut cansever'in bahsettiği gibi insan gücünü aşan aşkın metafizik düşüncelerden beslenen bir teknoloji mi ya da hiç bir felsefesi ve mantığı olmayan modern teknoloji mi? mesela turgut cansever'e göre sydney opera binası mimari eser değildir, çünkü aylık elektrik masrafıyla herhangi bir ülkede muhteşem mimari eserler yaratılabilir. ya da le corbusier'in koltuk tasarımında kullandığı ( yanılmıyorsam) manda derisi... bugün bizim harikulade mimari eserler olarak nitelediğimiz binaların pek çoğunu autocad vs gibi bilgisayar programlarını bilen herhangi bir mühendis de yapabilir. bir arkadaşımın babası inşaat mühendisi olmasına rağmen kendisinin herhangi bir mimardan farkı olmadığını söylemeye cüret edebiliyorsa ve kendisininde muhteşem(!) mimari eserler üretebileceğinden dem vuruyorsa, bunu nasıl açıklayabiliriz acep? sonuç şu: teknoloji mimaride kullanılmalıdır, ama teknoloji nedir?
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-03-2008, 23:01   #28
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
Alıntı:
Orijinal metin just tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Sonuç olarak 'mimarlığın bazı kavramlara ram edilmesi' ya da 'bazı kavramların mimarlık üzerinde hüküm sürmesi' üzerinden bir sonuca varılmaya çalışılmasına bir anlam veremediğimi belirtmek isterim. Bu hangi kavram(lar) için düşünülürse düşünülsün tek yönlü bir bakış açısı olacaktır.

"Mimarlık ve X” örnekleri çoğaltılabilir. ‘X’ yerine pek çok kavram yazılabilir. Ama hiçbirisi 'mimarlığın X'e ram edilmesi' anlamında olmayacaktır, olmamalıdır. Var olabilmek için başvurduğu araç ve yöntemlerden birisi olacaktır ancak.
Bu araçları doğru kullanmasını bilene tabi…
ben mimarinin insan gücünü aşan metafizik değerlerden beslenmesi gerektiğine kanaat getirdim. mesela mimari ve musiki, mimari ve şiir diyebilirsiniz ve buradaki ikinci elemanı devamlı değiştirebilirsiniz. ama mimari ve felsefe( ya da düşünce) dediğimiz zaman iki kere düşünmeliyiz. çünkü mimarinin kendisi düşüncenin altında şekillenir( en azından ben öyle düşünüyorum). dikkat ederseniz mimarinin yanına gelen herşeyi ve mimarinin kendisini belirleyen bizzat düşüncenin kendisidir. dolayısıyla burada mimarinin varolabilmesinin şartı (yine bence) felsefedir, düşüncedir. en basite inerek şöyle söyleyebiliriz: düşünmeyen insan hiçtir, düşünmeyen mimar da... ayrıca söylemem gereken şeylerden birisi de mimarinin kendisinin amaç değil, araç olduğudur. araç olan herhangi bir şey de üst katmandan belirli bir amaç etrafında teşekkül ettirilmelidir.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.''
ellenkeyzen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-03-2008, 15:03   #29
Arkitera Üyesi
 
ssss'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
Alıntı:
Orijinal metin just tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Mana(Anlam) ise tasarıma referans olarak, mimarlığa bir anlam kazandırma çabalarının sonucu, hatta günümüzdeki versiyonuyla ürünü pazarlamak adına kullanılan başka türden 'bir araç/araçlardan birisi' olmuştur. Hatta kimi zaman manasızlık bile çeşitli göndermeleri içeren bir referans olabilir, olmuştur da.
Bu cümlelere katılmıyorum. Konu başlığı olarak zikretmiş olduğum 'mana'dan 'madde' ye ifadesinde mimarinin somutlaşmış olan düşünce ve/veya katılaşmış yaşama biçimi olduğuna dem vurmuştum. Bu bağlamda yukarıda bahsettiğiniz gibi mananın maddeleşmeden sonra gelen bir süsleme -ki sözlerinizden bir bakıma boş laflar olarak algılanıyor(pazarlamak!..)- sanatı olduğunu düşünmek mimarinin içini boşaltmaktan başka bir işe yaramaz.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç)
ssss offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-03-2008, 15:13   #30
Yönetici
 
lumina'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
Fİkirlere katılmamak mümkün ve olağan ancak hemen "pazarlama", "süsleme" gibi yaftalamalara girmeden önce bir miktar düşünmek başka açılımlar sağlayabilir. Metafizik bir tartışma sonuçta mana ve maddeye bakışlarımız. Manayı maddenin öncülü kılmak, mana denen sabit biçimler veya durumlar olduğunu düşünmek, dolayısıyla manaya doğru yaklaşma fikrini tetikler. Platon'dan Gadamer'e kadar uzanan uzun bir düşünce tarihi açıkçası. Bir başka görüş ki ontolojik olarak mana denen şeyin kendinden menkul olarak varolmadığı, ancak bizim eylemlerimizle beliren, değişime açık, Lyotard'ın deyimiyle "dil oyunları" olduğudur. Bu da düşünce tarihinin bir başka kanalı ve aslında tarihsel olarak yaygın ve kıyaslamalı bir mesai yapılırsa ikna edebilirliği yüksek bir vaka.
lumina offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 09:47.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180