![]() |
|
|||||||
| Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
|
Uygulamada seçilen malzemeler mimarlar tarafindan nasıl belirleniyor?
Arkadaslar türkiyede insaatlarda kulanilan malzemeleri secerken, mimarlar bu malzemelerin üretimden kulanima kadar veya ilerdeki yikima kadar cevreyi nasil etkiledigini düsünüyorlarmi.
Görüslerinizi bildirirseniz sevinirim. En son lumina tarafından düzenlendi : 30-06-2007 17:28. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
Mimarlar yurt içinde kullanılan malzemeler içerisinde enuygun bulduklarını seçiyorlar birşekilde. Ama asıl sizin belirttiğiniz sorun mimarların seçimleriyle ilgili değil, sanayi bakanlığının birçok yapı malzemesine izin verirken hiç özen göstermemesi. Mimarlar çoğu zaman sermayenin altında eziliyor ve müteahitlerin istediği oluyor. Örneğin şu sıralarda yaygınlaşan namıdeğer amerikan sayding , pvc esaslı yalı baskıları çok tercih ediliyor cahilce. Buna benzer popüler ama sağlıksız malzemeler çokça tercih ediliyor. Mimarlar elbette kaliteli ürünü biliyorlar, hangisinin sağlıklı olduğunu biliyorlar. Ama müteahitten ve müşteriden çok büyük baskı görüyorlar. Kaliteliye pirim veren ve mimarının sözünü dinleyen az sayıda bilinçli müşteri dışında çoğunluk malzemenin çevreye , sağlığa etkileri konusunu dikkate almıyor.
Bildiğiniz gibi iso belgeleri ürünün bu saydığınız özelliklere uygunluğuna göre veriliyor. İso belgelerine güvenerek ürün seçmek istiyorsunuz ama müşteriniz bunu dikkate almıyorsa onu ikna etmek için yoğun bir çaba sarfetmeniz gerekiyor. Burada denetim kurumlarına iş düşüyor , İSO belgelerinin ne derece güvenilir olduğunu denetlemek devlet kurumlarının görevi. İSO belgesiz ürünlerin yapılarda kullanılmasını kısıtlamak , denetlemek de devletin kurumlarının görevi. Bu konuda asıl sorun talepten kaynaklanıyor. Kaliteli , bilinçli müşteriniz olduğu sürece her mimar en uygun ve çevreci ürünü kullanmak ister. Almanya da bilinçli müşteri sorunu yaşandığını sanmıyorum bizimki kadar!
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
|
Önce baslikta bir yalnisim oldu Uygulamada seçilen malzemeleri mimarlar tarafinda nasıl belirleniyor? olcakti.
Almanyada müsteriler oldukca bilincli, bunun yaninda yazili ve görsel basin cok duyarli, bunun yaninda mimarlar sadece kanunlarin yani DIN normlari isiginda belirlemiyor. Almanyada " stan der Technik" diye bir kavram var yani gelismis en son teknik mimar bunuda göz önünde tutuyor. yani uygulamada DIN normuna uyabilir ama yeni bir teknik cözüm varsa siz önermemisseniz suclu duruma düsüyorsunuz. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
Yani Almanya ile aramızda büyük bir uçurum var açıkçası. Bizde işler daha uyduruk yürüyor tabiri caizse. Henüz tam anlamıyla profesyonel bir inşaat sektörümüz yok. Bu durumda mimarların birçoğu etik kaydılardan çok estetik kaygılara yoğunlaşmış durumda. Konusunda uzman firmaları buluyorlar ve işi onlara teslim ediyorlar. Projelerini pazarladıkları şey en çok dış görünümü olduğu için, cephe sistemi firmaları önplana çıkıyor. Özelikle giydirme kompozit panel cepheler heryeri kaplamış durumda. Bütün kimliği ve kent kültürünü etkisi altına alan bu akım , mimarlık geçmişimiz adına en karanlık dönemlerden birisi bence.
Aslında aramızdaki en büyük felsefe farkı ,yeni teknoloji varsa bunu önermeyenin suçlu durumuna düşmesi... Bütün vizyon farkını ortaya koyuyor. Sürdürülebilirliğin anlamını sadece bu konuda araştırma yapan akademisyenler derinlemesine biliyor. İşte sözün kısası bizde işler birşekilde yürüyor. Parası çok olan en iyi markalarla çalışıyor, diğerleri de ne bulursa...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yönetici
|
Son yorumunuza bir soru sorarak başlamak istiyorum: "aramızdaki en büyük fark ..." diyorsunuz. Almanya'nın koşullarını biliyor musunuz bu sözleri sarf ederken? Eğer yukarıdaki bir kaç satırdan hemen sonuç çıkartarak yazıyorsanız; doğru olmuyor.
Malzeme seçimi nasıl ve kim tarafından yapılıyor? Eğer bu sorunun cevabını vermezsek (Konunun tamamına hakim olmasam da cevabın birden fazla aktör ve yöntem içerdiğini biliyorum. Bu da konuyu tek eksenli konuşmamalıyız demek oluyor.) ilk mesajdaki üretim süreçleri, kullanımı, çevreye etkisi, yıkım koşulları gibi daha geniş konulara girdiğimizde aklımız karışabilir. Evet nedir bu sorunun cevabı. Bazen mimarlık ofisi, bazen müteahhit, bazen işveren ve bazen de kanunların tanımladığı yol. Ben bunu söyleyebiliyorum. Kuşkusuz bu konu uzun uzun konuşulabilir. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
|
Sayin ömer bey evet dediginiz gibi, kisa ca cevabi verdiginiz gibi. Ama biz mimarlarin bence etik degerlere önem vermemiz gerekiyor.
Bu Almanya icin de gecerli türkiye icin de. Ben yukarda Arkadasin yazdiklari dogru, ben zaten internet üzerinden girdigim sirketlerin sayfalarinda bunu görebiliyorum. Benim ögrenmek istedigim mimarlar acisindan düsüncelerdi. Bazen az coktan Fazladir.! |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 580
|
Evet Almanyanın koşullarını beni ilgilendirdiği kadar biliyorum. Avrupa'nin inşaat sektöründe en katı kanunlara sahip ülkesidir. Yapılarda kullanılan malzemeler ve detaylar didik didik incelenir. Ruhsat alabilmeniz için çok profesyonel çalışmanız gerekir. Beni ilgilendiren Türkiye koşulları , oralara gelmek için biz ne yapmalıyız? Beni bu ilgilendiriyor.
Yazlıkta uzun yıllar Almanya'da uygulama mimarı olarak çalışmış bir komşumuz vardı. Onunla uzun sohbetlerimiz olmuştu. Ayrıca kuzenim ve eşi 3 yıldır münihte yaşıyor ve onunla sürekli oradaki koşulları konuşuyoruz. Ayrıca elbette internete hakimseniz ulaşamayacağınız konu çok azdır. Aramızdaki en büyük fark derken çok derin bir analiz yapma kaygısı gütmedim elbette. Fakat mesleki etik açısından aramızdaki uçurumu görmek çok ta zor değil. Kendisini Türkiye şartlarında profesyonel gören birçok firma ve ofisteki işleyişi azçok bildiğim için böyle birşeyi rahatlıkla söyleyebiliyorum. İnşaat sektörümüzdeki ilerleyişin mevcut yasalar , denetim kurumları, yapı denetim firmalarıyla ilerleyemeyeceğinde hemfikiriz sanırım. Detaylara inilebilir ama ben gelişmiş ülkelerle aramızdaki derin vizyon farkına dikkat çekmek istedim. Biz neye göre malzeme seçiyoruz? Hiç yani malzeme çıktıda önermedim diye kaygılanıyor muyuz? Ruhsat alırken çözdüğümüz detaylar problem olur mu? Ruhsattan geçer mi? Hiç düşünüyor muyuz? Yapılan trilyonluk iş merkezlerinin , alışverişmerkezlerinin kaç tanesi tam anlamıyla yangın yönetmeliklerine uygun yapılıyor? Bunlar sizce derin fark yaratan unsurlar değil mi? Ayrıca aklımızın karışmasına gerek yok. Bizim kullandığımız ISO belgeleri, Almanyanın kullandığı ISO ve DIN belgeleri, bir ürünün üretilirken, üretildikten sonra, kullanımında gerekli koşulları karşılayıp karşılamadığına göre veriliyor. Bu belgeleri almış ürünleri seçmekte özen gösterirsek bir adım ileri gitmiş oluruz. Teorik olarak malzeme seçiminden TUS u almış mimar sorumludur. Projede belirtilen malzemeleri kullanmak zorundadır. Poz numarasına göre malzeme belirlenir.Ona göre seçim yaplır. Aslında işler teoride kurallı yürür. Ama öyle olmuyor işte. Bayındırlık bakanlığının kanunları, yönetmelikleri köhneleşmiş. Çağdaş değil. Herkes kafasına göre takılıyor. Tutturabildiğini, ucuza kapattığını , müşterinin gözünü boyayanı seçiliyor. Yani aslında bütün malzezeme seçiminde sorumlu mimardır. Bir sorun çıktığında yargılanması gereken mimardır. Ama bizde mimarlar ofisten çıkmayı pek sevmediği için malzeme seçimi işleri müteahitlere , taşeronlara bırakılıyor. Eh işte projedeki çizimlere uygun yapılınca da gerisi pek önemsenmiyor. Bazan mimarın çizdiği projeyi batıracak düzeyde kötü uygulamalarla iş bitirilebiliyor. Bu işler bize karmaşık ve zor geliyor ama sistemli, planlı programlı çalışan , uzmanlığa değer veren firmalar bunu başarabiliyor. Bunun yanında asıl iş denetim kurumlarına düşüyor. Eğer ruhsat almak bu kadar kolay olmasa , yapı denetim firmaları şantiyede çay içmekten başka işler de yapsalar ilerlemeye devam ederiz.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 01-07-2007 20:08. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
|
bilgilerinz icin tesekür ederim zaten düsüncelerimiz ayni. Ben sadece bir Ilerlemenin olup olmadigini Türkiyede calisan arkadaslardan ögrenmek istiyordum, cünkü bana cok elestiri geliyor niye Türkiyeye gitmiyorsun birikimlerini ülkende uygulamiyorsun gibi.
Almanyada ne yazik mimarlar acisinda calisma kosullari cok zor, yani gereginden fazla mimar var, her sene 5500 yeni mimar is hayatina atiliyor. Akademisyenler arasinda en fazla issiz mimarlar arasinda diyebilirim. Alman mimarlarda Yurtdisina yönelmis durumda. Avrupada bildigim kadariyla Irlanda, Isvec, Norvec te Insaat icin Kalifiye elemana Ihtiyac vardir. Benim acimdan söylemek istedigim ben yinede Türkiyeye gelmeyi düsünüyorum; Cocuklar burda kalacak ve Okullarina devam edecek. Anliyacaginiz Santiye isi zor gelecek; bende bir 3B Cizim programi ögrenmem gerekecek, Renkli Resim yapmak icin. Saygilarimla |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|