![]() |
|
|||||||
| Uygulama Bu başlık altında mimarlığın uygulama alanında karşılaştığınız sorunlara değinebilir, yeni gelişmelerden sözedebilirsiniz. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 03-07-2006
Mesaj: 286
![]() |
Şantiye Standartları
Üzeri açık bırakılan rögardan, kanalizasyona düşerek hayatını kaybeden küçük kızın haberini hepiniz duymuş olmalısınız. Bu kazanın (!) ardından basında şantiye standartlarının diğer ülkelerdeki örnekleri yer aldı ve İstanbul'daki vurdumduymazlıkla karşılaştırıldı.
İşte o haberlere iki örnek: Dünya kenti olmanın farkı buradan belli! Onlar niye ölmüyor? Bu durumun sadece İstanbul'da değil, Türkiye genelinde yaşanan bir sorun olduğu ortada. Acaba yapılan haberler amacına ulaşıyor mu? Yetkililer şantiye kurallarının önemini kavrayabildiler mi? Gereken önlemler alınacak mı? |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
![]() |
Alıntı:
Bir belgesel seyretmiştim yıllar önce. Japonya'da iki işçi kaldırımda çalışıyor. Biri kaldırım taşını kesiyor. Haliyle bir ton toz çıkıyor. Diğeri ne yapıyor dersiniz? Tozun çıktığı yere süpürge makinesi gibi bir alet dayamış ve tozu emiyor. Bunu Türkiye'de söyleseniz, belediyeyi ve şirketi uyarsanız, "hadi lan" derler adama... |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-02-2007
Mesaj: 20
![]() |
Sayın Zeynep Güney, sözkonusu kaza!!! ile ilgili vurdumduymazlığın Türkiye genelinde yaşanan bir sorun olduğunu belirtmiş. Söyledikleri doğru maalesef. Hemen hemen tüm Türkiye'yi gezmiş ve halen gezmekte olan bir şehir plancısı olarak, bu ve benzer olayların hemen her yerde olduğunu ve olabileceğini gözlemledim.
Bende sayın Zeynep Güney gibi, yaşananlara kaza olarak yaklaş(a)mıyorum. Ortada çok ciddi bir suç olduğuna inanıyorum. Ve bu konuda sadece o şantiyeyi işleten firmayı değil, kentlilere insanca yaşama koşullarını sağlayamayan yerel yönetimleri de sorumlu görüyorum. Konuyla ilgili olarak beni çileden çıkaran ve sinirlendiren asıl nokta, tüm bu yaşananlara rağmen, İstanbul’un hala küresel kent olduğunun iddia edilmesi… Bu söylem şanslı bir azınlık için geçerli olabilir, ancak • emeğini yeniden üretmesi için gerekli olan zamanın önemli bir bölümünü yollarda geçiren, • yeterli teknik ve sosyal altyapıya sahip olmadan ve belkide hiçbir zaman sahip olamayacak bir biçimde yaşayan, • az miktardaki mevcut yeşil alanlarını alışveriş merkezleri, rezidanslar, ve 5 yıldızlı otellere kaptırma tehlikesi ile karşı karşıya kalan, • ve yaşananlardan anlaşıldığı üzere, en temel insan hakkı –yaşama hakkı- tehdit altında olan milyonlar için hiç bir şey ifade etmemektedir. Saygılarımla… |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 257
![]() |
karton kapaklı Türkiye !!!
__________________
Veni, vidi, vici |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2007
Mesaj: 80
![]() |
Bugün basında konuyla ilgili yer alan iki haberden biri geçtiğimiz hafta sonu Abant'ta gerçekleşen "rögar zirvesi"ni aktarırken diğeri hala alınmayan önlemleri yazıyor. Asagidaki linklerden okuyabilirsiniz:
"Rögar nöbeti": http://www.arkitera.com/news.php?act...sItem&ID=14902 "Hiç mi ders almıyoruz!" http://www.arkitera.com/news.php?act...sItem&ID=14909 |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-09-2005
Mesaj: 483
![]() |
Her şirket SEÇ (Sağlık Emniyet Çevre) ya da uluslararası dilde HSSE(Health,Safety,Security,Environment) politikaları geliştirmeli.Özellikle yapı sektörü kuruluşları bünyesinde mutlaka HSSE eğitimi almış çalışanlar bulundurmalı mutlaka şantiye çalışanlarını eğitmeli, denetlemeli.
Her kaza engellenebilir.Engelenemeyen kazalarda zarar minimuma indirilebilir.Bu işin de bir ilmi var, methodları var ve bu konuda çok profesyonel çalışan şirketler var. Bu konu benim de çalıştığım şirkette görev edindiğim ve üzerinde hassasiyetle durduğum bir konu. Konu çok boyutlu ve detayları belki şu an konuyu dağıtacağı için girmiyorum. Bu olaya gelince, öncelikle çalışmalarda güvenlik önlemleri almak ilk adımda maaliyet demektir.İşçiye kişisel korunma ekipmanını bile sağlamayan işverenler oldukça o rögarı açık bırakan işçiye ya da taşerona yüklenmek birşeyi çözmüyor maalesef.Bu sistem hatasıdır ve sistemin yüksek kademelerindeki işverenler yargılanmalıdır.
__________________
esragunes |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2007
Mesaj: 4
![]() |
Sn. Pingvin çok haklı..Malesef ülkemizde insan hayatının değeri yok.Herşey kazanç uğruna tüketiliyor.
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-02-2007
Mesaj: 20
![]() |
Sayın pingvin,
Tabi ki, riski ortadan kaldırmanın veya azaltmanın bir maliyeti vardır. Kârını maksimize etmeye çalışan kapitalist firma, bu sebeple kazayı (!!!) engellemek gerekli önlemleri almamış veya almak istememiş olabilir. Ancak bu koşullarda da, başka bir risk içerisine girdiğinin farkında olması gerekmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılır, ve benzeri kazalara (!!!) sebep olan firmaların bir daha kamu ihalesi alması yasal olarak engellenir, ve mevcuttaki sözleşmeleri fesedilir, sebep oldukları kazaları tazmin etmeleri için gerekli düzenlemeler yapılır. Söylediğiniz her şeye imzamı atarım, son cümleniz dışında. Bu konuya bir sistem hatası olarak yaklaşılamaz. Konuya bu şekilde yaklaşmak, içinde bulunduğumuz yerel sistemin iyi kötü işlediğini düşündürtmektedir. Ancak, kenti yeniden üreten süreçlerin, yerel yönetim ayağı teorik tamamen iflas etmiştir. Bizi çileden çıkaran ve sinirlendiren bu sorunların çözümü, ancak ve ancak mevcut yerel yönetim anlayışının tasfiyesi ve yeniden örgütlenmesi ile mümkün olabilir. Şu halde yapılması gereken, • Patronaj ilişkilerinin ideolojilerini şekillendirdiği, • Kentleri rant yüzeyleri olarak gören ve kente bu anlayış çerçevesinde müdahale eden, • Sermayenin kentsel ranttan en yüksek payı alması için kolaylaştırıcı rolüne soyunmuş gözüken, • Kentliler tarafından, sermaye ile girift ilişkiler kurduğu düşünülen ve tüm tercihlerini sermayenin çıkarı için kullandığına inanılan, • Sosyal meşruiyetinin temelinde bulunan kamu yararının ne olduğunu hiç tartışmayan ve tartıştırmayan, • Ezilen ve ihmal edilen emekçileri, kentlileri umursamayıp kendi haline bırakan, • Sözde katılım masallarıyla herkesi uyutan, bu masallara teknik elemanları bile inandırmaya başlayan, yerel yönetim anlayışının bir an önce terk edilmesi, ve parti-içi demokrasi mekanizmalarının sağlıklı bir biçimde işlemediği; tabandan (yerelden) siyaseten değişim-dönüşüm yönünde herhangi bir talebin gelmediği ve kısa vadede de gelmeyeceği belli olan; yerel sorunların çözümü yerine, merkezdeki tartışmaların yeniden üretildiği bir yerel siyaset ortamında, yeni örgütlenmenin ne olacağını ve nasıl oluşturulması gerektiğini tartışmaktır. Saygılarımla… |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-09-2005
Mesaj: 483
![]() |
:) Haklısınız sayın metuplanner, olaya bu kadar geniş bir açıdan yaklaşmadım.
Bahsettiğim sistemden yalnız "İşçi ve çevre güvenliği ve sağlığı" yönetim sistemi anlaşılsın.Konunun temelinin dayandığı yönetim sisteminin çürümüş olduğu konusunu tartışmıyorum.Bunu baştan kabul ediyorum.:) Birlikte çalıştığım insanlara sık sık "iş güvenliği" nin bir zorunluluk değil bir "hak" olduğunu, hem de en temel haklardan birisi olan "yaşama hakkı"ndan başka birşey olmadığını yineliyorum.Ve sıraladığınız yanlışlardan ötürü bu hakkı talep etmek zorunda olduklarını, bunun kendilerine sunulmasa bile kazanılması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Belki o rögara bu ölümden önce düşmekten son anda kurtulan bir "vatandaşımız" başına gelen bu kazayı -ki kaza budur,sonuçları değişebilir, yaralanmayabilirsiniz, yaralanabilirsiniz, ölebilirsiniz- bildirmiş ve güvenlik tedbiri alınmasını talep etmiş olsaydı Dilara yaşıyor olurdu.
__________________
esragunes |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-02-2007
Mesaj: 20
![]() |
Sayın pingvin,
Aslında Sizin ne söylediğinizi gayet iyi anlamıştım :). Ancak, konuyla ilgili olarak gerçekten çok kızgın olduğum için :Ç, biraz da provokatif bir mesaj yazmak istedim (tarzımı anlayışla karşılayacağınızı da tahmin ederek). Ayrıca, ben artık sadece konuşmaktan da sıkılmışım sanırım. Acaba meslek adamları olarak, birazda ne yapılması, hangi adımların atılması gerektiğini mi tartışıp, eyleme mi geçsek? Saygılarımla... |
|
|
|
|
|
#11 | |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2007
Mesaj: 80
![]() |
İnşaat Mühendisleri Odası, inşaat kazaları konusunda duyarlılık yaratmak ve bilgiyi artırmak amacıyla 5-6 Ekim tarihleri arasında "İş Sağlığı ve Güvenliği Sempozyumu" düzenliyor. Bugün basında yer alan bir haberde İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Fehmi Toptaş'ın açıklamaları yer alıyor:
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
![]() |
sizlere katiliyorum, bazi Insaat sirketlerinin Internet sayfalarinda yayinladiklari resimlerde görmüstüm. bir kaynakci elinde kaynak makinasi Cikmis catiya (kaba insaat) kaynak yapiyor, nasredin hoca misali, bindigi dali keser gibi, ben kisisel olarak bunun suc duyurusu olarak algiliyorum, Insan hayati bu kadar ucuz olmamali.
Biz ülke olarak insana deger verdigimiz anda; hersey güzellesir ve mimarlarda daha iyi projeler üretebilir.! |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|