|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
A3 - Staj ve Meslekiçi Staj Atölyesi UZLAŞI RAPORU - 7 Kasım 2003
MİMARLIK VE EĞİTİM KURULTAYI – 2
Staj ve Meslekiçi Staj Atölyesi RAPOR METİN KARADAĞ 7 Kasım 2003 GEREKÇELER: * Mimarlık meslek eğitimini veren kurumların sadece kuramsal bilgilerle bir meslek elemanını yetiştirmesi düşünülemez. * Kuramsal bilgilere paralel olarak eğitim süresince yaygın bir stajla, meslek deneyiminin kazandırılması gereklidir * Bu anlamıyla staj, kaçınılmaz bir zorunluluktur. * Yakın gelecekte stajın devamı anlamındaki mesleğe kabul ve kayıt şartı olarak, uluslararası uygulamalarla uyumlu mezuniyet sonrası (örneğin 2 yıl gibi) bir meslek pratiği zorunluluğu getirildiğinde; adaylar ucuz işgücü olarak görülüp istismar edilememeli ve sigorta havuzu sistemi oluşturularak iş güvenceleri sağlanmalı ve saklı hakları mutlaka korunmalıdır. * Bugüne kadar yaşanan sorunlar nedeniyle, stajı şu an bulunduğu noktadan çok farklı yani nitelikli hale getirmenin yolunun başka türlü bir yapılanmadan geçtiği açıkça görülmektedir. * Üniversitelerle ve ilgili diğer katılımcı kurumlarla birlikte eşgüdümlü olarak meslek odaları içinde yeni bir kayıt ve izleme sistemi oluşturan bir yapılanma gereklidir. * Bunun için büro, şantiye vb staj alanlarında bir işyeri akreditasyon örneği ve bu işyerleri için teşvik sistemi geliştirilmeli ve buna bağlı bir Ulusal Meslek Pratiği Modeli oluşturmak gereklidir. * Bu Ulusal Meslek Pratiği Modeli’nin içeriği ve biçiminin nasıl oluşturulacağının tartışılması gereklidir. * Sorunun çözümünde, sorunun yaşayan öznesi olarak doğrudan öğrenciler tarafından uygulaması yapılan ve uygulama başarıları belgelenen Galata Grubu örneği dikkate alınmalıdır. * Mimarlar Odası’nın Galata Gönüllü Öğrenci Çalışma Grubu uygulama modelinden hareketle Mimarlık Fakültelerinin staj komisyonlarının temsilcilerinin de onayı ile başlatılan ve tüm mimarlık öğrencilerini kapsayabilen, onların “sorun çözme kabiliyetlerini” açığa çıkaran, bir “öğrenen organizasyon modeli” olarak Mimari Stajda Rotasyon Grupları Çalışma Modeli Uygulamaları da göstermiştir ki; sözkonusu Ulusal Meslek Pratiği Modeli’nin oluşumunda mimar adayı öğrencilerin; üstelik 6 Kasım 2003 Forum’unda oluşumunu önerdikleri Ulusal Mimarlık Öğrencileri Birliği gibi bir kurumsal yapı ile sürekli olarak temsiliyetleri sağlanmalıdır. * Öğrenci temsilcilerinin de dahil olduğu ilgili kurumların staj komitelerinin bazı üyelerinin katılımıyla kesintisiz olarak işleyen “Staj Eşgüdüm Kurulu” oluşturulması gereklidir. * Eğitim kurumlarındaki staj problemleri, eşgüdüm kurulunun gündemine gelmeli, Oda içindeki sorumlular da bu eşgüdüm kurulunda görev almalıdır. * Bu kurul stajları izlemeye ve stajlara yönelik güncel sorunları çözücü ortak kararlar üretmeli ve sürekli bu kararları tavsiye kararlarıyla öğretim kurumlarına ve staj yapılan profesyonel yerlere, kurum ve kuruluşlara, akredite bürolara sürekli iletmeli ve bu konuda gerekli bilgi belge arşivi oluşturmalıdır. KURUMSALLAŞMA GEREKÇESİ: Gerek Uluslararası Mimarlar Birliği’nin Sürekli Mesleki Gelişim Mutabakat Metni ve Sürekli Mesleki Gelişim Politikası’na ilişkin öneri kılavuzundan edindiğimiz birikimler, gerekse de ülkemizin dünya uygarlık tarihine ışık tutan binlerce yıllık mimarlık birikimini göz önünde bulundurarak; günümüz koşullarına uygun sürdürülebilir mimarlık hizmetlerini yetkin bir biçimde kullanabilen meslektaşlarımızı yetiştirmekte, kamusal vicdan karşısında yükümlü ve sorumlu tüm kurum ve kişiler olarak; yine Uluslararası Mimarlar Birliği’nin tavsiye niteliğindeki Mimarlık Eğitim Şartları ve ülkemizdeki mevcut mimarlık eğitimi kurumlarında sürdürülmekte olan kuramsal eğitimiyle uyumlu bir Ülke Meslek Pratiği Modeli’nin, tüm eğitim süreci ile paralel olarak kesintisiz olması konusunda uzlaşmış bulunuyoruz. Bu atölye uzlaşı raporunda önerilen Staj Eşgüdüm Kurulu’nun, Kurultay’ın alacağı kararların bütünlüğünü gözönüne alarak; diğer tüm atölyelerde geliştirilen görüşlerle ilişki kuracağını ve özellikle Kurultay’dan çıkacak olası kurul önerilerden olan Akreditasyon Kurulu ve Sürekli Mesleki Gelişim Kurullarıyla eşgüdümlü çalışmalar yapabileceğini düşünüyoruz. Bu temel uzlaşının gereği Ulusal Mimarlık Meslek Pratiği Modeli Taslağı’nı gerçekleştirebilmenin ilk adımı olarak; Mimarlar Odası’nın bu konudaki kurumsal ortakları olan üniversitelerimiz, Mimarlık Vakfı Enstitüsü, mimarlık öğrencileri, yapı sektörü temsilcileri ve bu mesleğe gönül ve emek vermiş değerli üyelerimizden oluşan bir “Ulusal Staj ve Meslekiçi Staj Eşgüdüm Kurulu”nun bir an önce yapılandırılarak birlikte çalışmaya başlamasını öngörmekteyiz. YAPILANMA MODELİ ÖNERİSİ: Ulusal Meslek Pratiği Model Taslağı olarak: “Ulusal Staj ve Meslekiçi Staj Eşgüdüm Kurulu” 1 – Amacı: Yalnızca kuramsal öğretim/eğitim yeterli değildir. Onunla koşut giden uygulamaları gerçekleştirmek için Sürekli Staj ve Meslek içi Staj gerekli ve şarttır. 2 – İçeriği: Bu uygulama süreci; şantiye, büro, araştırma projesi, yaz okulu, topografya, rölöve, yapı malzemeleri sektörü, yarışmalar vb. performans türlerini içeren bir kesintisizliğe sahip olmalıdır. 3 – Biçimi: Stajın nerede, ne zaman, kiminle, nasıl yapılacağının bir akreditasyon düzeniyle belirlenmesi gereklidir. 4 – Yapılanma: Üniversiteler ve meslek kuruluşları bu amaçla nasıl yapılanmalılar? Tüm önerileri değerlendirmek üzere “Ulusal Staj ve Meslekiçi Staj Eşgüdüm Kurulu” adıyla bir yapı oluşturulmalıdır. SONUÇ ve GÖREV: Gelecekte, Ulusal Staj ve Meslekiçi Staj Eşgüdüm Kurulu’nun çalışmalarından doğrudan izlenebileceği gibi; ilgili kurumların kendi yetki alanındaki yönerge ve yönetmeliklerde yapabilecekleri değişikler ve “ancak yasa değişikliği” ile gerçekleştirilebilecek olanlara yönelik, “yakın” ve “uzak” ikili çalışma alanı bulunmaktadır. Mezuniyet sonrasındaki Mimarlıkta Sürekli Mesleki Gelişim süreci ile uyumlu bir kesintisiz Staj ve Meslekiçi Staj sürecinin yapılandırılması için gerekli biçim ve içeriği oluşturmak ve kurumsal yapısını tamamlamak üzere; Staj ve Meslekiçi Staj Eşgüdüm Kurulu'na yukarıdaki temel vurguları dikkate almak kaydıyla Kurultay tarafından kendisine “ilk görev olarak” verilmelidir.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-11-2003
Mesaj: 4
|
güvence mi?
Nasıl mimarlık eğitiminin kuramsal yanının uygulamadan kopuk olduğu savunuluyorsa bu "sigorta havuzu sistemi oluşturularak iş güvenceleri sağlanmalı" sözünün de uygulamadan ciddi biçimde kopuk olacağı açık.
Üniversiteden mezun olmuş, yetki kullanabilen bir mimarın bugün iş güvencesi yok. Stajer mimar ilan edeceğiniz kişinin güvencesini nasıl sağlayacaksınız? Binlerce mezuna birşeyler öğrenebileceği nitelikli bir büro nasıl bulacaksınız? O kadar nitelikli mimarlık bürosu var mı? Olsaydı sizce bu kadar mimar işsiz dolaşır mıydı, başka sektörlere girip mimarlık yapmayı terk ederler miydi? |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Güvence, kolay da;...
Önemli olan KIMILDAMAK))
Sayın Ciravoğlu İlk paragrafınızda demişsiniz ki; ........................................................... "" Nasıl mimarlık eğitiminin kuramsal yanının uygulamadan kopuk olduğu savunuluyorsa bu "sigorta havuzu sistemi oluşturularak iş güvenceleri sağlanmalı" sözünün de uygulamadan ciddi biçimde kopuk olacağı açık. "" ............................................................ Şu an "... uygulamadan ciddi olarak kopuk bir durumu..." zaten fiilen yaşıyoruz. Eleştiriniz de mevcut durumu değiştirmeye dönük herhangibir öneriye rastlayamadım. Sadece iki seçenek sezgisel olarak okunabiliyor:... a) Bu mevcut durum çok hoş, aynen devam etmeli... b) Hiçbir çalışma gelecekte de bu durumu değiştiremez, boş yere iş açmayın başımıza... a ve b'nin toplamı yani, a+b= "Öğretilmiş Çaresizlik" durumuna işaret ediyor. Bir yandan gerçeklerin altını çiziyorsunuz. Evet... Ama çözüm konusunda durum gerçekten bu kadar ümitsiz mi? İkinci paragrafta da aynı ümitsiz gerçekçilik devam ediyor. Ancak, yılların ihmali ve türlü nedenlerle birikmiş olan bu kronik duruma karşı ümit kırıcı bir tarzda başarısızlığı peşin olarak kabullenmek, mevcut durumun sürmesini tercih etmek gibi geliyor bana. Evet, mezuniyet sonrasındaki gerçek sorunların bir bölümünün çözümü "ülke gerçeklerine" bağımlı. Ancak geriye kalan bölümü doğrudan doğruya mimarın henüz "mimar adayı" iken birebir yaşadıkları ile kazanacağı bağışıklığa yani "sorun çözme kabiliyetini" geliştireceği birebir "yaşadığı sürece bağlıdır..." Sorunu sürekli olarak "parçalanamaz büyüklükte ve yayılı zamandan bağımsız olarak algılamak" tabiidir ki sonuçta insanı yılgınlığa da götürebilir... Oysaki sorunu zaman bağlamı ile paralel olarak parçalara ayırmak; çözüm için kolları sıvamış olmak anlamına gelir. Raporda stajın okula ilk adım atıldığı andan başlayarak eğitim süresince devam eden "sürekliliğinden" sözedilmektedir. Yani büro+şantiye stajının 35'erden 70 gun ya da 45'erden 90 gun değil; "sürekli olarak büro+şantiye+...+ vd" olmasından söz edilmektedir... Bu bir "sürekli/kesintisiz yapı" önerisi getirmektedir. (Bunu bir kenara yazalım çünkü tekrar geleceğiz... Şimdi raporda geçen ve sizin de değindiğiniz, "sigorta havuzu" konusuna dönelim. Sadece İstanbul'da, birbirinden farklı ancak yapı sektörü alanında 5000'in üzerinde firma bulunmaktadır. Yine İstanbul hiterlandında 9+1(Trakya Ü.) üniversitenin mimarlık bölümlerinde 3000'in üzerinde öğrenci okumaktadır. 3000 / 5000= 0.60 Tek tek her bir firmadan asgari ücretli bir çalışanının sigorta priminin 0.60'ı kadarıyla; mimarlık öğrencilerinin sigortalanması için bir katkı isteyemeyecek kadar mağdur durumda kurumlar (*) olduğumuzu düşünmek bile istemiyorum... İsteyenin bir yüzü, vermeyenden zorla alırız... ( ŞAKA, ŞAKA)) Yazınızın çağrıştırdığı diğer konulara daha sonra değinmek üzere. Saygılarımla (*) Rapordaki "Staj Eşgüdüm Kurulu": Üniversiteler+ Odalar + Vakıflar + Öğrenci Birlikleri + ilgili diger kurumlar...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Yıllardan bu yana devam eden, aynen devam etmeli mi?
Her yıl binlerce öğrenci, tek tek aynı sorunları yalnız başına diz boyu sıkıntılar içinde yeniden ve yeniden yaşıyor.
Kazanılan deneyimin bedelinin ise çok ağır biçimde ödendiği ancak yıllar sonra anlaşılıyor. Kazanılan deneyimlerin "paylaşılmaması" nedeniyle yeniden ve yeniden katmerli olarak bir sonraki nesil tarafından da yaşanıyor. Herkes gibi sorunların "asıl sahipleri de" içinde bulundukları tek kişilik kuyularının dibinden, baktıklarında görebildikleri gökyüzü parçasının, gökyüzünün tamamı olmadığını yıllar sonra farkedebiliyorlar. Bu saçmalık nereye kadar devam etmeli? Etmeli mi?
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|