+ Konuya Cevap Ver
3 sayfanın 1. sayfası 1 2 3 SonuncuSonuncu
34 sonuçtan 1 ila 15 arası gösteriliyor.

Konu: Tarlabaşı ve Fener & Balat Projeleri

  1. #1
    Arkitera Üyesi alf is on a distinguished road alf'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    58
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.

    Tarlabaşı ve Fener & Balat Projeleri

    "Tarlabaşı projesi" olarak duyduğumuz kentsel tasarım projesi başlamış.
    Çalık Grubu'nun üstlendiği projede her mimar, Tarlabaşı'ndaki proje alanında bir yapı adasını tasarlıyormuş.

  2. #2
    Yönetici Omer Yilmaz is on a distinguished road Omer Yilmaz'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    09-01-2001
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    9.158
    Blog Mesajları
    57
    Teşekkür et
    7
    5 mesajda 5 teşekkür aldı.
    Evet bu konuda bize de bazı duyumlar geldi...

    Aslında bunlar gayet güzel gelişmeler. Ama artık Türkiye'de bir alışkanlık haline gelen; işlerin şeffaf bir şekilde yapılmıyor olması bu güzellikleri görmemize engel oluyor.

    En azından bu işi yapan mimarlık ofisleri projeyi yaptıklarını kamuoyu ile paylaşabilirler... Bakıyorsunuz ne mimarlık ofislerinin web sitelerinde, ne Çalık Grubu web sitesinde, ne ilgili belediyelerin web sitesinde ne de bu işlere ucundan biraz dokunduğunu duyduğumuz sektörel medya web sitesinde bu konuyla ilgili hiç bir haber yok.

    Mimarların bir sorumluluğu da bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak değil midir?

  3. #3
    Yönetici Gökçe Aras is on a distinguished road Gökçe Aras'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    333
    Teşekkür et
    0
    Thanked 1 Time in 1 Post
    Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm Projesi ile ilgili Cumhuriyet gazetesinden Esra Açıkgöz'ün Tarlabaşı Toplum Merkezi sorumlusu Ceren Suntekin, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve Tarlabaşı sakinleri ile yaptığı söyleşilere buradan ulaşabilirsiniz.

    İbrahim Şimşek'in Ümraniye'de, bu evinin üç katı büyüklükte, 170 metrekarelik bir evi var. Orada yaşamayı denemişler, ancak bir ay dayanabilmişler. "Burası bir alışkanlık, bir yaşam biçimi" diyor "Tarlabaşı'nda iyi insanlar da var, kötü insanlar da. Ancak biz buranın havasına alıştık, başka yerde nefes alamıyoruz. Sokağa çıktığımda değişik mimari tarzlar görmek istiyorum, onlarda kendimi buluyorum. Sitede yaşayamam. Çocuklarımın da betonarmede yaşamasını istemiyorum". Kentsel dönüşümle Tarlabaşı'nın havasının değişeceğinin farkında, "Burada çok büyük oyunlar oynanıyor. Bu dönüşüm üç-beş para babasının nasıl büyük rant sağlarız, çalarız çırparız diye düşünüp harekete geçtiği bir proje. Burası, ne Balat'a, ne Sultanahmet'e benziyor. Burada korkunç malzeme var" diyorlar.

  4. #4
    Yönetici Omer Yilmaz is on a distinguished road Omer Yilmaz'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    09-01-2001
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    9.158
    Blog Mesajları
    57
    Teşekkür et
    7
    5 mesajda 5 teşekkür aldı.
    Kerem Erginoğlu & Hasan Çalışlar
    Tülin Hadi & Cem İlhan
    Han Tümertekin
    Hasan Kıvırcık
    Yavuz Selim Sepin

    Duyduğumuz isimler..
    9 ada 7 mimar çalışıyormuş. Geriye kalıyor 2 mimar daha?

  5. #5
    Arkitera Üyesi Barış Altan is on a distinguished road Barış Altan'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2003
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    107
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    Mehmet Alper de projede yer alan mimarlardan biri...

  6. #6
    Yönetici Gökçe Aras is on a distinguished road Gökçe Aras'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    12-09-2006
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    333
    Teşekkür et
    0
    Thanked 1 Time in 1 Post
    Tarlabaşı Dönüşüm Projesi ile ilgili Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'la söyleşinin de bulunduğu söyleşiler dizisinden oluşan habere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

    Tarlabaşı'nda 'cumbalı okazyon' günleri başladı

  7. #7
    Arkitera Üyesi Gül Keskin is on a distinguished road Gül Keskin'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    03-08-2007
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    241
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    Tülin Hadi, Cem İlhan, Hasan Çalışlar, Kerem Erginoğlu, Yavuz Selim Sepin, Han Tümertekin gibi pek çok mimarın adının geçtiği Tarlabaşı ve Fener - Balat Kentsel Dönüşüm Projeleri ile ilgili son gelişmelerin yer aldığı habere buradan ulaşabilirsiniz.

  8. #8
    Yönetici Omer Yilmaz is on a distinguished road Omer Yilmaz'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    09-01-2001
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    9.158
    Blog Mesajları
    57
    Teşekkür et
    7
    5 mesajda 5 teşekkür aldı.
    Önce Arkitera.com haberinin biraz daha aydınlattığı durumu daha net okunur ve dileyenler için takip edilebilir bir hale getiren aşağıdaki mesajı gönderiyorum; ardından yorumlar gelecek.

    Tarlabaşı Projesi Danışmanları
    • Prof.Dr. Sercan Özgencil Yıldırım
    • Dr. Sinan Genim
    • Prof.Dr. Güzin Konuk
    • Prof.Dr. Haluk Gerçek
    • Orhan Demir
    Tarlabaşı Projesi MimarlarıFener - Balat Projesi Danışmanları
    • Yrd.Doç.Dr. Zeynep Kuban
    • Dr. Sinan Genim
    • Prof.Dr. Güzin Konuk
    • Prof.Dr. Sercan Özgencil Yıldırım
    • Prof.Dr. Murat Güvenç
    • Prof.Dr. Hülya Turgut
    • Arife Deniz Oktaç
    Fener - Balat Projesi Mimarları
    • Trafo Mimarlık (Sevim Aslan & Deniz Aslan & Arda İnceoğlu & İpek Yürekli)
    En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 23-11-2007 16:57

  9. #9
    Yönetici Omer Yilmaz is on a distinguished road Omer Yilmaz'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    09-01-2001
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    9.158
    Blog Mesajları
    57
    Teşekkür et
    7
    5 mesajda 5 teşekkür aldı.
    Arkitera Forum'da bu konu açılalı dört aya yaklaşıyor. Konu hakkında bugüne kadar medyada yayınlanmış bir yazı bilmiyorum. Arkitera Forum bu tür belirsizliklerin bir şekilde ortaya çıkabildiği (Herkes aynı zamanda yazar olduğu için herhangi bir şeyin kolay kolay kapalı kalması mümkün olmuyor.) en uygun platformlardan birisi olduğu halde burada bile yukarıda yazılan üç-beş satırdan fazla bilgi yoktu.

    "Tarlabaşı ve Fener & Balat projeleri neden açık bir süreçle yürütülmüyor?" sorulması ve üzerinde tartışılması gereken başka herhangi bir konu yok. Bu basit sorunun cevabı belli ki o kadar kolay verilemiyor.

    "Kentsel dönüşüm" bir terim olarak tüm belediyelerin ağzına dolandığı için olsa gerek Tarlabaşı ve Fener & Balat projelerine kentsel dönüşüm projesi denmeye çekiniliyor; yerine "yenileme projesi" terimi tercih ediliyor.

    Yine basit tarafından bakalım; eğer karşımızda tarihi bir alanın yenilenmesi için kentsel dönüşüm ve yenileme başlıklı iki adlandırma seçeneği varsa ve bunlardan yenileme tercih ediliyorsa orası için yapılanın basit bir onarım olduğunu düşünürsünüz. Bu kadar danışman, bu kadar mimarlık ofisi işin içinde olduğuna göre burada başka durumlar olmalı; zaten bildiğimiz kadarıyla basit onarımın ötesinde yapılanlar...

    Sulukule'deki operasyonun boyutlarını bilmiyorum ama Tarlabaşı ve Fener & Balat projelerinin onlarca kat büyük olduğundan kuşkum yok. Projeye dahil olan mimarlık ofislerinden sadece Teğet Mimarlık web sitesinde konuyla ilgili kısa bir bilgi bulabildim.

    Alıntı Orijinal metin Teğet Mimarlık web sitesi tarafından gönderilmiş
    Haliç’in Fener-Balat kıyı şeridinde, Seti İstefan Bulgar Kilisesi’nden Hazreti Cabir Camii’ne dek uzanan alandaki 59 adanın yenilemesi işini GAP İnşaat üstlendi. Kıyıdaki yeşil bantta geliştirilecek sosyal ve kültürel programların yanı sıra iç kısımlardaki geleneksel dokuda yürütülecek yenileme çalışmaları kapsamında farklı kullanımlar yer alacak. 6 mimari grubun ortak çalışmasıyla devam eden projede Teğet Mimarlık, Haliç’e bakan sur üstündeki 4 adayı projelendiriyor. Yaklaşık 25.000 m2’lik programda konut, ticari alanlar, butik otel ve sanat galerisi bulunuyor.
    Eklenmiş İmajlar  

  10. #10
    Arkitera Üyesi pirinç is on a distinguished road pirinç'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    09-01-2001
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    139
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    Kentsel Dönüşüm - adıyla nitelendirilen projelerde kentin sadece yol, sokak, bina , ev bileşenlerinden ibaret olmayıp insan, komşuluk, gelenek , gelecek ögelerinin de sorgulanmasını umalım.
    yarın artık bugündür

  11. #11
    Arkitera Üyesi badge is on a distinguished road badge'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    08-06-2006
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    3
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.

    Tarlabaşı Projesi Hakkında

    Tarlabaşı için yapılan çalışmaların belirli bir şeffaflık anlayışı içinde halka sunulması gerçekten olumlu bir yaklaşım. Proje büyük bir emek ve belli ki özverili bir çalışma sonucu ortaya çıkmış.
    Bölge tarihi sosyolojik açıdan incelenmiş, planlama, inşaat ve sonraki aşamalarda burada yaşayan insanların selameti için bir takım çözümler önerilmiş.

    Ancak şık grafik tasarımlı sunumlarda vaat edilen, çamaşır iplerinden ve meyve kasalarından arındırılmış, steril ve güneşli sokakların bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Öncelikle halka eğitim vermek, gençleri okutmak, fakir ya da sorunlu insanları topluma kazandırmak romantik ama özünde iyi niyetli planlar olarak gözükmekle birlikte, bunun büyük çapta inşai faaliyetleri gerektirdiği savunulabilir mi? Böylesi bir toplumsal iyileştirme çabası, mimarlık ve şehircilik disiplinleri ile doğrudan ilişkili olsa bile, özünde sosyal bir müdahaledir. İmkanları kısıtlı olanların buradan uzaklaştırılmasının, TOKİ bloklarına yerleştirilmesinin, başka yerlerdeki okullara gönderilmesinin onlara nasıl bir fayda getireceği ise belli değil. Bu eğer sadece naif bir niyet değilse, inşaatı meşrulaştırmaya yönelik bir söylemmiş gibi algılanıyor.

    Proje tanıtımında, bölgenin planlanmasında “bütünleşik” bir yaklaşımın kaçınılmaz olduğu öne sürülüyor. Bu ifade kavramsal olarak alındığında, sürdürülebilirlik açısından çok olumludur, hatta bu bütünleşme Tarlabaşı’nın tarihsel ve fiziksel ilişki içerisinde bulunduğu daha geniş bir çevreyi kapsamalıdır. Ne var ki ortaya çıkan çalışmalarda göze çarpan “bütünleşik” yaklaşım bölgenin belirli parsel gruplarına bölünerek bu gruplarda dev yapılaşmalara gidilmesi yönünde şekilci bir anlam kazanmış.

    Yeşil alanların arttırılması, ışık ve hava imkanının iyileştirilmesi, otopark sıkıntısının çözülmesi gibi dayanağı tartışılmayacak program verileri, sergilenen projelerdeki halihazır yapı yoğunluğunun ve yüksekliğinin arttırılma eğilimi ile çelişir gözüküyor.

    Eldeki yapılar iç sirkülasyon, altyapı ve statik özellikleri bakımından farklılıklar taşımaktadır, bu durumda bu binaların üzerlerine kat ekleyerek yükseltilmesi işi de (mutlaka gerekiyorsa) parsellere özgü olmalıdır. Burada getirilen “bütünleşik” çözüm ancak eski binaların cephelerinin yeni dev blokların “cephe dekoru” olarak hizmet vermesine yol açabilir ki zaten projenin açıklamasında bazı yapıların içlerinin boşaltılarak cephelerinin “korunacağı”ndan da söz edilmekte.

    Planlanan bu -tabirimi affedin- “Frankensteinvari” binaların cephe çözümleri sırasında 19.yy eklektisist yapıların yüzleri “korumaya değer” bulunmuş, 50’li yılların pragmatik anlayışla yapılmış iddiasız binaları ise ortadan kaldırılarak bunların yeri geniş cam yüzeyler ve güneş kırıcı lamellerle donatılmış. Bu şekilde “mimari bir hava” verilmiş karizmatik cephelerin bir kısmı da kuzeye bakmakta!.

    Halihazırdaki yapıların doluluk boşluk oranları sadece eski teknolojik imkanların sınırlılığı ile açıklanamaz. Dış dünyayı iç mekan ile ilişkilendiren bu “arayüz”lerin morfolojisi mekanların havalandırması, ısıtılması, soğutulması, camların temizlenebilmesi, mahremiyetin sağlanması gibi asırlarca tecrübe edilmiş pragmatik verilere dayanır.

    Hepimiz çok iyi biliyoruz ki İstanbul “boş bir masa” değildir. Burada sokaklar tarihsel bir sürekliliği, zengin bir kültürel patchwork ‘ü yansıtır, farklı dönemlerin kendine özgü sosyolojik yapısına göre şekillenir. Buna 19.yüzyılın eklektisist yapıları kadar modern döneme ait betonarme bloklar da dahildir.

    Yapılar yenilenir, yeniden programlanır, modifiye edilir. Ekonomik ömrünü tamamlayanlar, güvenli olmayanlar, kentsel gelişime engel olanlar yıkılabilir. Boşluklar doldurulur, boşluklar korunur. Ara mekanlara geçici işlevler verilebilir, yeni geçitler, bağlantılar kurgulanabilir. Ancak bunları yaparken binaların ölçeklerini, oranlarını, toplumsal ve çevresel özelliklerini, tarihi bağlamlarını objektif bir gözle değerlendirebilmek gerekir.

    “Korumaya değer” yapı ve giderek burada “yaşatmaya değer” insan gibi kavramlar, belki de belirli kişi ve gruplar tarafından sınırlı sürede verilebilecek kararlara bağlı olmamalıdır. Tohumlar atılır, yeşermesi için gereken yapılır. Noktasal müdahaleler zamanla çevresini şekillendirir.
    Tarlabaşı’nı da, benzer diğer sorunlu yerleşimler gibi “bütünleşik” bir anlayışla, ama mutlaka “bireysel” ve sınırlı inşai müdahalelerle ele almak, çok daha ekonomik, sürdürülebilir ve her şeyden önce “insani” sonuçlar verecektir.

    Y. Mimar Can Taşkent,
    MSGSÜ, AKBILD

  12. #12
    Yönetici Burcu Karabas is on a distinguished road Burcu Karabas'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2008
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    142
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.

    Ahmet Misbah Demircan: Tarlabaşı Ekonomik Bir Değer Olarak Görülmüyordu

    Tarlabaşı Yenileme Projesi, Anıtlar Kurulu’ndan alınan onay sonrası halkın ve uzmanların görüşüne sunuldu. Aralarında proje alanında yaşayanlar, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektörden uzmanların bulunduğu bir çevrenin katkılarıyla, deneyimli danışmanlar ve mimari gruplar tarafından hazırlanan ve şu anda avan proje aşamasında olan proje, son halini almadan önce halkın ve uzmanların öneri getirebilmesini sağlamak amacıyla “Tarlabaşı Geleceğini Paylaşıyor” adıyla sergilenmeye başlandı.



    23 Mayıs 2008 Cuma günü Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın konuşmalarıyla açılan sergide Yenileme Projesi konuşuldu.

    Habere ulaşmak için tıklayın.

  13. #13
    Arkitera Üyesi martin hayda gel is on a distinguished road martin hayda gel'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2008
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    92
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    şu ana kadar gözümüzün önünde hiçbir veri olmadan getirilebilecek en olası yorum sürecin şeffaflığına dairdi ve bu şeffaflık talebi doğrultusunda artık yapılabilecek birşey yok. demek istediğim şu andan itibaren önümüze birtakım bilgiler gelmeye başlasa bile şeffaflık eleştirisi bağlamında artık çok geç. öte yandan özenle ve ısrarla bahsedilen "yenileme" kavramı başlı başına bir dönüşümün tetikleyicisi değilse nedir. sonuçta bölgenin rant bağlamında değeri değişecekse bu dönüşümü getirir. kullanıcı profili değişecek, bölgenin hali hazırda orada bulunan kullanıcıları burada tutunamayacaktır. renderlardan birkaçında gözüme çarpan elinde bond çantası ve üstünde takım elbisesiyle tarlabaşı sokaklarında salınan iş adamı profili de bence bunun bir göstergesidir.
    mimari anlamda nitelikli yorum yapabilmek için hala yeterli veriye sahip olmadığımız görüşündeyim. yeni bir kimlikle sarmalanan varolan yapılar(üstüne kat çıkılmış cumbalı yapılardan bahsediyorum) daha nitelikli görünmekle beraber bana beyoğlu tünel'deki richmond oteli anımsattı.

  14. #14
    Arkitera Üyesi yilmaz is on a distinguished road yilmaz'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    19-07-2002
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    77
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    Ülkemizde henüz çok yeni bu projeler.
    Batıda ise ikinci dünya savaşı sonrasında başlamış halen daha devam ediyor. Gerek Arkitera’da gerek Mimdap’ta yayınlanan projelerin önemli bir kısmı “kentsel dönüşüm”ler kapsamında hazırlanmış projelerdir. Ancak bizim çok sağlıklı olmayan meslek ortamımızın tavrı biraz farklı;
    sözgelimi meslek odası daha projeler ortaya çıkmadan dava açtı. Hem de tüm toplantılara katılmış olmasına rağmen “dava dilekçesine” haberi olduğu tarih diye garip bir madde koyarak. Neden? Çünkü bu günkü yönetime oy veren kesimin bir bölümü bunu kenti koruma zannediyor. Halbuki bu alanın bir depremde çok ciddi hasarlara açık olduğunu görmüyorlar. Ayrıca onun dışında bu alanın batı ülkelerinde mimarlara iş sağlayan çok önemli bir alan olduğunu bile henüz görmüyorlar. (Geçen yıl Fransa da uygulaması yapılmakta olan iki tane proje üzerinde çalıştık: birisi bir fabrikanın dönüşümüydü. Diğeri yine bir fabrikanın artık mevcut olmayan gabarisinin kullanımı üzerineydi ve kentsel dönüşüm adı altında yapılıyordu) Bizde karşı çıkıyorlar neden? çünkü kimileri “bunu ancak ben yaparım başkası yaparsa engel olmalıyım” düşüncesinde. Kimileri ise “bu işin böyle yapılabileceği ortaya çıkarsa benim yıllardır savunduğum tezlerin yanlış olduğu anlaşılır” endişesinde. Bölgede oturanlar kat adedinin arttırılarak kendilerine daha fazla alan verilmesinin peşinde (hatta bunun için odanın desteğini bile talep etmişler)Yerel yönetimler başarılı olmanın peşinde ve tüm bu aktörler çok ince dengelerde bir araya geliyorlar.

    Eğer ortam müsaitse yaptığınız çalışmaları daha çalışmanın bitiminde ilgili sokakta sergilersiniz. Tıpkı geçmişte İzmit’te, Muğla’da, Amasya’da…… daha birçok yerde yaptığımız gibi. İnsanlar geldiklerinde bir menfaat söz konusu olmadığını gördükleri zaman içleri rahat ayrılırlar. Ama her yerde bu mümkün olmaz. Ayrıca ortada sağlam bir finansman olmadan da bu tür projeleri hayata geçiremezsiniz.
    Bunlar gerçekten kolay projeler değiller. Normal olarak bir mimari büroya bir parsel projesi siparişi verildiği zaman süre de bellidir ve çoğu durumda en fazla onbeş gündür. O da eğer tasarımı yeniden yapacaksa, yoksa eskinin çekmece şimdinin copy/paste/strech projelerini proje yerine koyarsak bir kaç saat.... onun da çoğu ozalitciye gitme gelme süresi. Burada bunların hiç birisi söz konusu değildir. Her detayı ince ince düşünmek zorundasınız. Öyle ki avan proje safhası bile uygulama projesinden detaylı olmak zorundadır. Han bürolarında yapılan ve damga pulu işlevi gören projeler çoğu kez toplum tarafından masum sayılırlar, göz yumulurlar ve sorun edilmezler. Mimarlar odası onlara karşı en ufak bir girişimi yoktur. Nitelik arayışları, iddiaları… yoktur. Halbuki İstanbul'un neredeyse tamamı bu projelerle katledilmiştir. İddiasız proje bir kentte bir kent cinayetidir.

    Dünyada kentsel dönüşüm projelerine bakılınca durum farklıdır. Çünkü tek bir parsel söz konusu değildir. (bu arada dünya parsel boyutunu aşalı yıllar oluyor) en azından bir ada hatta daha büyük alanlar sözkonusudur. Projenin sosyal yönü vardır (en zor tarafı da budur çünkü insanların imkanlarını geliştirmeniz gerekir.) (Halbuki parsel bazında yapılan çalışmalarda bu yoktur), Ekonomik boyutu vardır (yani finansmanını çok karmaşık sistemler içinden bulmanız gerekir), Altyapı boyutu vardır. Çünkü ortaya çıkacak sorunları da önceden düşünüp çözmeniz gerekir. Estetik boyutu vardır çünkü mevcut bir dokuya çağdaş mimari açısından bakmanız gerekir. Sürekli geri dönüşler vardır çünkü bu tür projeler doğaları gereği tartışılırlar. Ve bizim gibi hukuki altyapısını oluşturamamış sonucuna bakmadan olura olmaza dava açan meslek odalarının olduğu bir yerde bu tartışmalar mesleki boyutta değil politik boyutta geçer. Projeler ise politika ortamında kimsenin umurunda değildir. Ayrıca eleştirileri de sloganlaşmış kalıplarladır –"bu bir yağma projesidir" derler, "bu rant projesidir" derler- proje ne olursa olsun aynı kalıplar kullanılır.

    İnsanların evlerinden kovulduğu söylenir ama yapıların yarısının boş olduğu gizlenir. Deprem kelimesi mimari sorumluluğu da hatırlattığı için unutulur. Çöküntü kelimesi anlamsızlaşır.
    Dil sınırlanmıştır. Kelime haznesi de daralmıştır artık.

    Davranışlar da garipleşir: 95 planlarında olduğu gibi dava açarlar plan iptal olur sonra iptal olan planın yasını tutarlar. (3 emsaldi 10 emsale çıktı derler) Hani timsahlar da ağlarmış… Bu arada ortaya çıkan boşlukta gerçek anlamda "yağma" "talan" alır başını gider mimarlık ise neredeyse yapılamaz hale gelir. Kimin umurunda?

    Bu tür projelerde özellikle Türkiye’de sonucun başarılı olması ise çok fazla etkene bağlıdır çünkü toplumumuz batılı anlamda örgütlenememiştir. Modelleri eksiktir. Örneğin Kocaeli nde yapılan bir çalışmada (bu tür projeler için organize sanayi bölgelerinin örgütlenme modelinin kuran) sanayi odası sekreteri “organize kültür bölgesi” gibi bir tanım önermişti. Çünkü hukuki statü bulamıyorduk. Bir deprem Valisi “benim evimin banyosu akıyor onu da yapın” demişti. Halka gelince evinin çatısını yaptığımız (çünkü çatı yoktu ve yağmur kar evin içine yağıyordu) bir adam kirası arttı diye bizi şikayet etmişti. Bu uzun yıllar bir kötülük işareti olarak anlatıldı. Kimsenin evin içen yağan kara yağmura baktığı yoktu.

    Yine Avrupa Topluluğu’nun Türkiye’de bir örnek gösterme girişiminin amacı da yeni toplumsal örgütlenme modellerinin tanıtımını yapmaktı. (İlk Fener Balat projesinin amacı) Ama olmadı o tarihte Toki kredilerinin bile on yılı aşan yapılarda kullanılmasını kabul ettiremedik. Türkiye katkı koyamadı. (Avukatımız Derviş Parlak’ı bir kez daha anmak isterim) En sonunda “madem öyle alın bu parayı ne yapabiliyorsanız yapın” diyerek işin içinden çıkmışlardı.

    Onun için şeffaflık evet gayet tabi. Tartışma kesinlikle. Yarışma ile proje elde etme. En büyük temennim, hayalim.(çünkü gelişmişlik işaretidir bu, tıpkı tüm kamu yapılarının hatta özel yapıların da yarışmalarla elde edilmesi gibi) Ama burası Türkiye. Sınırlar var ve sınırlar sanılandan çok daha dar. Sınırları genişletmek zorundayız; zaten MİMARLIĞIN ÖNÜNÜ AÇIN sloganının kastettiği de bu değil mi?

    Yukarıda koşulları özetlemeye çalıştım ama umarım bunları sorunsuz, rahat, her aşaması şeffaf ortamlarda gerçekleştirebilmek için günün birinde yeteri kadar gelişmiş oluruz.

    Yılmaz Kuyumcu
    En son yilmaz tarafından düzenlendi : 26-05-2008 20:26
    galatalıyım

  15. #15
    Arkitera Üyesi Zeynep Güney is on a distinguished road Zeynep Güney'in Avatar'ı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2006
    Konum
    İstanbul
    Mesaj
    316
    Teşekkür et
    0
    0 mesajda 0 teşekkür aldı.
    TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, 26 Haziran 2008 Perşembe günü İstanbul Teknik Üniversitesi’nde, Tarlabaşı'ndaki yenileme ve dönüşüm projesini konu alan bir panel düzenledi. 23 konuşmacının yer aldığı toplantıda Tarlabaşı Kentsel Yenileme ve Dönüşüm Projesi’yle birlikte, bu tür dönüşüm projelerinin önünü açan 5366 Sayılı, Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun, Tarlabaşı’nda bu projenin uygulanmasıyla karşılaşılabilecek sorunlar ve geliştirilebilecek çözümler tartışıldı.
    Haberin devamına ulaşmak için: 5366 Sayılı Yasa’nın Tarlabaşı’na Getirdiği Kentsel Çözüm

+ Konuya Cevap Ver

Konu ile İlgili Bilgi

Users Browsing this Thread

1 adet kullanıcı bu konuyu ziyaret ediyor. (0 üye ve 1 ziyaretçi)

     

Benzer Konular

  1. Fener Balat'ta tarihi binalar yıkılacak mı?
    Ali Emrah ÜNLÜ tarafından Koruma & Restorasyon bölümünde
    Yanıt: 18
    Son Mesaj: 14-12-2009, 02:07
  2. Fener ve Balat Semtleri Rehabilitasyon Programı ile Yenileme Alanı Projelerinin FARKI
    Ali Emrah ÜNLÜ tarafından Koruma & Restorasyon bölümünde
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 06-01-2008, 21:13
  3. Fener - Balat Yenileme Alanı Projeleri Neyi Amaçlıyor?
    Ali Emrah ÜNLÜ tarafından Koruma & Restorasyon bölümünde
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 06-01-2008, 13:50
  4. Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projeleri
    emreistanbul tarafından Tasarım Hizmetleri bölümünde
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 18-03-2007, 20:26
  5. Cami Projeleri
    ilgug tarafından Mimarlık bölümünde
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 03-05-2006, 11:17

Konunun Etiketleri

Mesaj Yazma Hakları

  • Yeni mesaj gönderemezsiniz
  • Mesajlara cevap veremezsiniz
  • Mesajlara ek yükleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz