![]() |
|
|||||||
| Projeler Gündemdeki inşa edilmiş ya da proje aşamasındaki binalar... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Yönetici
|
Mertim, Cengiz Bektaş
...
Açık söyleyeyim; bir ''mimar'' olarak, Bektaş'ın Mersin 'deki o ''simge olsun'' (!) diye yükselen gökdelen projesi dışındaki, diğer tüm mimarlık ürünlerinde kentsel ve kültürel değerlere olan bağlılığını gösterdiğini söyleyebilirim... O ''istisna'' nın ise Türkiye'nin ''arsa rantına endekslenmiş'' kahrolası egemen imar düzeni içinde böylesine duyarlı bir ''mimarlık kavgası'' içinde olmanın bir tür ''kazası'' olduğunu düşünüyor, Bektaş'ın geri kalan tüm çabalarındaki işte bu çıkarcı kuşatmayı ''kazasız belasız atlatma'' çabasıyla kıyaslayarak önemsemiyorum... Bu nedenlerle böylesi bir ''kültürel kimliğe bağlılık ödülünün'' bundan sonraki yaşamında da ''yeni bir kıvılcım'' olacağını adım gibi biliyor, kutluyorum... ... Oktay Ekinci'nin Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan 7 Kasım 2001 tarihli ve'Yalınayak Mimarlar...' başlıklı köşeyazısından alıntı. Mertim [img]images/upload/mertim.jpg[/img] [img]images/upload/mertim2.jpg[/img] |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 47
|
mersin'deki gökdelen sahiden de Cengiz Bektaş'ın elinden çıkmış bir binaya benzemiyor diğer işlerine bakılınca. Oktay Ekinci her ne kadar "Cengizciğim sen bence yine eskisi gibi çakıl taşlarından, sazlardan, çamurdan yerel mimarlığa saygılı şeyler yap" dese de bence Mersin'deki gökdelen diğer işlerinden daha iyi. En azından "bunun bir mimarı vardır herhalde" diye düşünüyor insan.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Mersin'e gidip görme şansınız oldu mu bilmiyorum ama zamanında Eiffel için söylenenbir söz var. "Paris'in en güzel göündüğü yer Eiffel kulesi. Çünkü onu görmüyorsunuz. " Bu bina da bence öyle. Yalnız yıllar sonra Eiffel ile ilgili görüşler değişti. Bu bina için de değişecek mi bakalım?
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yönetici
|
Ben binayı gördüm.
Hatta çarşısında bir dükkan rölövesi bile aldım ![]() Binayı beğeniyorum. Tamam kent içinde minik binaların arasından çok yüksek bir kütle olarak yükseliyor. Peki Mersin'de yapama, orda yapama, burda yapama... O zaman gökdelen yapılması fikrine tümden mi karşıyız? Binada detaylar çok iyi değil bence. Biraz da kullanılan malzemeden belki. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Ben de uzaktan gördüm. Bana ilk anımsattığı bir mezar taşıydı.
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 47
|
uzaktan bakınca (resimlerden) world trade center'a benziyor. WTC'yi seviyoruz da Türkiye'ye benzer bir bina yapılınca niye mezar taşına benziyor?
|
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-12-2001
Mesaj: 5
|
acaba?
belki de bu bir 'iş kazası' değil, bu kadar çok ve farklı türde projeler yapmış bir mimarın bir de gökdelen yapmasıdır sadece.
![]() |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-12-2001
Mesaj: 5
|
Çok katlı bina yapımına tümden karşı mıyız?Hangi koşullarda gökdelen tercihini kabullenebiliriz?
Ben mimarlıkta bu tip tabular yaratılmasına karşıyım.Bazı şeylerin denenmesi gerekiyor.Mimarın toplumun beğenilerini yönlendiren bir kimliği de olmalı.'Türkiye' de hiç gökdelen yoktu, o zaman son 15 senedir bütün yapılan gökdelenler tu kaka'Bence bu tip mimari yobazlıklardan kurtulmadıkça yerimizde saymaya devam edeceğiz.Evet gökkafes istanbul'a yapılan bir küfür,ama Cengiz Bektaş'ın gökdeleni ile ilgili hiç de öyle düşünmüyorum.Kültürel kimliği korumak kavramının arkasına saklanıp her yeniliğe karşı çıkmanın çok sığ bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-12-2001
Mesaj: 5
|
Aramızda Mersin'de yaşayan var mı?
O binanın gündelik hayata etkileri nedir? Gündelik yaşama getirdikleri veya götürdükleri oldu mu?Mersin halkının alişkanlıklarında nasıl bir değişikliğe sebep oldu? |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2002
Mesaj: 2
|
.Kültürel kimliği korumak kavramının arkasına saklanıp her yeniliğe karşı çıkmanın çok sığ bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum,ve bende son zamanlarda fena halde bu karsı cıkmalara takılmıs durumdayım..bır kulturel kimlik kentın kimliğidir tutturulmus gidiyor fakat nedense bu konuları sdc tarihle baglantısı acısından eleştiriyorlar..sürekli geçmişle yasanıyor..tamam kentlerimizin geçmişe ait çok güzel yapıları vardı ama artık zaman ilerliyor teknoloji ,gereksinimler degişiyor ve ilerliyor hala bunu koruma adına yenılıklerı gözardı mı edecegiz..hiç gökdelen yapmayıp teknolojık malzeme mı kullanmayacagız..o dokuyu korumak adına yenı yapılam herseye karsı mı cıkacagız:??
ben kent kimliğinin sdc geçmişle baglı olduğunu ve değişmez sabit bir kavram olduunu düşünmüyorum ve yok olduunada inanmıyorum bence kimlikte değişiyor ..bu kentlerimizin ve buda kültürümüzün kimliğini yitirmesi değil .. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 24-10-2001
Mesaj: 47
|
Merhaba,
Mertim Binası, Cengiz Bektaş'tan beklemediğim bir bina...Yani, gerek meslek hayatı gerekse diğer sanatsal yanına bakarak onun hepbir fikir ve sanat adamı olduğunu düşünmüşümdür. Yaptığı projelerde tematik yaklaşımlara, mesajlara, insani değerlere rastlamamak zordur. Bu proje, kocaman bir soru işareti...? Öte yanda, bana göre mimarların hep aynı tipte binalar yapması gerekmiyor...Ama, C.B gibi bir mimardan daha süpriz/yenilikçi en azından insani bir teması olan bir bina beklerdim.. Kendisi ile görüşme şansım hiç olmadı ama bir gün olursa Mertim in hikayesini dinlemek isterim...Aslında, binaları eleştirirken gidip görmek ve mutlaka tasarlayanın yorumunu dinlemek iyi oluyor...Ama, bahaneler ile mimarlık yapılmaz...Yapılmamalı...ama yapıyoruz...(üzülerek...) Bu toplum, güçlü mimarlar/güçlü insanlar üretmekte zorlanıyor, ama zor olsada onu da zamanla aşacağımıza inanıyorum...Umutluyum.... )Aslında eleştirlecek olan mimar veya bina değil toplum yapısı ve değerleridir... Selamlar |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 24-10-2001
Mesaj: 47
|
Tarihsel doku ile yeni teknolojiler bir biri ile karşı karşıya değiller...İkisini de hem fiziksel hem de kavramsal olarak ayrı düşünüyorum...İçiçe olduklarında bile gencin yaşlıya duyduğu saygı ve yaşlının gence duyduğu sevgiyi algılamak istiyorum...Bu bir utopya degil, zaten bati toplumunun yıllardır uyguladığıdır...Sorun mimari değildir...Hangi mimar, tarihi bir binayı katletmek ister...?
Tarihi doku, her ne pahasına olursa olsun, en azından şehirsel ölçekte korunmalıdır. Yani, tarihi yerleşim alanlarının yapısını ve binaları dış görünüşleri ile, mümkünse içlerini de koruyarak veya en az mudahale ile gunun şartlarına uyumlu hale getirmek gereklidir... Teknoloji talep edilen binalar yapılıyor Türkiye'de, yapılmıyor değil sadece pastadaki payları çok az...Yapılamama sebeplerinden biri de işverenlerin konuya sıcak bakmaması... Biz bazen türkiyenin hala kalkınmakta olduğunu unutuyoruz galiba...Prestije/sanata önem vermek kalkınmayı takip eder diye düşünüyorum...Bana göre çok teknolojik binalar yapmasak ama yaptıklarımızı iyi yapsak yeterlidir...Ama, bu demek değilki; bugun hala 1950lerin binalarını ısıtıp ısıtıp önümüze koysunlar... ) Ankara girişindeki Bakanlıklar örneğindeki gibi..."Geçmişini bilmeyen geleceğini de bilemez." Bence, çok önemli bir söylemdir...Şehirleri planlarken yeni yapılaşma alanlarını tarihi dokudan ayrı bir yere koymak çok zor olmasa gerek...? Am bütün bunlar ileri görüşlü planlama gerektirir...Kültürel yapımızı bir yana bırakıp bugunkü yaşamsal söylemimizin "Bugünü kurtar, yarına sonra bakarız" olduğunu düşünürsek kendi KAOS umuzu kendimizin yarattığını da saptamış oluyoruz. Çözüm nedir...? bilemiyorum...zaman heralde....? |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-01-2003
Mesaj: 93
|
mies fikri ortaya atıp wright da 1 mille açık artırmaya katıldıktan sonra sanırım bu konuyu cengiz bektaş'ı yargılamaya dönük bir bağlamda sürdürmek pek anlam taşımıyor. cengiz bektaş bence bu yapıyla teknokrat yanını ortaya koymak ve betonarme bir yüksek yapı örneği vermek istemiş olabilir. yapı tartışılabilir tabi ama burada etik konular ön planda olamaz gibi.
aslında gökdelen diye tanımlanan yaklaşık 15 kattan yüksek yapılar bence rasyonalist olduğunu söyleyen hiçbir mimara yakışmıyor. çok ciddi bir afet güvenliği, boşaltma sorunu taşıyorlar. siz bina yanarken 30-40 kat merdiven inmek ister misiniz? sorarım. mr wright sağ olsaydı ona da sorardım: "üstad sen 500 kat merdiven indin mi hiç hayatında?" işte bu mimarlar böyledir. hümanizm mümanizm deyip mangalda kül bırakmazlar, sonra megalomanlıklarının dolduruşuna gelip hümancıklara 500 kat merdiven merdiven indirmeye kalkarlar. ya işte nerde fonksiyonalizm nerde neue sachlichkeit? hey gidi günler hey! gökdelenin bence iki temel konteksti var. ilki manhattan'daki gibi kentsel yoğunlaşmadan gelen arsa rantının yükselmesi sonucu oluşumun yoğunluk canlılıktır gibi yollarla mimarlar tarafından yutturulması. maslak da bu yolda gidiyor. bu kapitalizm ile ilgili bir sorun. mimarların fazla yapabilecekleri bir şey olduğunu sanmıyorum. kapitalizmin önlenemez yükselişi sürdükçe mesela maslak'ın önlenemez yükselişi de sürecektir. ikincisi, sırf teknoloji gösterisi ve imaj (landmark) yapmak adına herhangi bir yerde yükselmek. burada işte "fallik egzibisyonizm" olayı çıkıyor. (bkz gökkafes) seninki şu kadarsa benimki bu kadar filan. bu işlere giren kim olsa bunlarla karşılaşacak. kusura bakmasınlar. el nino acımasızdır çünkü işi bu. ![]() şu imajinasyonu kıt spielberg takımından da bahsetmeden geçemeyeceğim. şimdi bunlar göya bilim kurgu filmi yapıyor. sanıyorlar ki teknoloji geliştikçe binalar 1000 kat 3000 kat ne bilim 100000 kat olacak. siz söyleyin bunlarda beyin kaç gram? bence geleceğin mimarlığı bambaşka olacak. bir kere ekolojik olacak. iklim çok önemli olacak. cam teknolojisi gelişecek, elastik camlar yapılacak. buckminister'ın geodezikleri hayal olmaktan çıkacak. belki fanuslar altında yeraltına girilecek. neyse fazla uzatmayayım roman olacak. belki yeni bir konu olur bu. ![]() |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-12-2003
Mesaj: 29
|
Arkadaşlar, kuramsal tartışmanızı bölmek istemezdim ancak bir kaç gözlemimden bahsetmek istiyorum.
Kuramsal düşüncelerinizin bir çoğunu doğru buluyorum ancak bir de Cengiz Bektaş açısından konuya bakılabilinir. Bildiğim kadarı ile müşteri bu fikir ile Bektaşa geldiğinde Bektaş'ta aynı kaygıları duymuş olduğundan binayı avlulu ve rampalar sisteminden oluşan bir çarşının üzerine adeta kondurmuştur. aslında binayı ilk gördüğümde yani sokak düzleminde iken algılamakta zorluk çekmiştim çünkü çarşı çevre binalarla hemen hemen aynı üst kota sahipti. Ve yine bildiğim kadarı ile bu etkiyi yaratabilmek için yan parsellere taşarak çevrenin üzerinde ki baskıyı azaltmak için Bektaş müşterisinden daha geniş taban alanı talep etmiş ve bir dizi bürokrasiden sonra çarşı daha da genişlemiştir. Ayrıca binananın cephesi bu şekilde öngörülmemiştir. daha önce giydirme olması planlanan cephe müşterinin maaliyeti fazla bulması sebebi ve ısrarı ile bu mezartaşı görüntüsüne kavuşmuştur. Bu binada müşteri mimar ilişkisi ile ilgili bir çok ilginç nokta vardır. Örneğin bu ölçekte bir bina'yı Mersine konduranlara sormak lazım (bu arada binanın adı 1 kez değişti bildiğim kadarı ile son hali merit mersin di galiba.) neden?diye. Çünkü binanın büyük bölümünü otel olarak kullanmak isteyen müşteri bir kısmını .mersin Üniversitesine tahsis etmiştir daha sonra. ![]()
__________________
o.b.u. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|