Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Projeler

Projeler Gündemdeki inşa edilmiş ya da proje aşamasındaki binalar...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 10-09-2002, 19:40   #31
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Prioriteler...

Birincisi, Floransa ve Venedik örneklerinden bahsederken Londra ve Paris'i o "ölü müze sehir" benzetmesine ben katmadim. Bu sizin yanlis anlamaniz. Dilerseniz yazdiklarimi bir kez daha okuyun.

Uzun yillar Floransa'da yasamis ve bu sehirde mimarlik okumus birisi olarak böyle bir yanlisin icine de düsmem zaten...

Floransa ve Venedik, Paris ve Londra ile kiyaslanamayacak kadar kücük (Floransa'nin capi sadece 7 kilometre, ben her yere yürüyerek giderdim) ve bayik sehirlerdir...

Bir haftalik "turistik" ziyaret icin ideal sehirler olmakla birlikte, bir Istanbullu'nun ya da New Yorklu'nun "uzun süreli yasam" bakimindan tahammül edemeyecegi kadar sikicidirlar. Bu sikicilik, gece saat 01:00'den sonra ise maksimum seviyesine ulasir.

Ikincisi, bahsettiginiz gökdelenlerin hemen hepsinde kapali otopark var (yer alti katlarinda). Binalarin kendi kapali otoparklari ve arazileri disindaki arac parki sahalarini olusturmak "belediyelerin" isidir, bina sahiplerinin degil. Bu binalar olsalar da olmasalar da Istanbul'da büyük bir "park yeri" sorunu var zaten (gökdelen olmayan yerlerde de var). "Park yeri kitligi", New York dahil bütün büyük sehirlerin ortak sorunudur, sadece Istanbul'a has bir sorun degil.

Ayrica Korteks Plaza'nin "deprem bölgesi" ve "gecekondu merkezi" Avcilar'i tek basina düzeltebilecegini hic sanmiyorum.

Belki "Yeditepe Üniversitesi" gibi onbinlerce insani barindiran (ve cevresine is imkani saglayan) yapilar Kayisdagi gibi yerleri zamanla adam edebilirler ama, Korteks Plaza gibi tek bir ofis binasinin ilk büyük depremde yerle bir olacagi kesin olarak bilinen Avcilar'i, ya da Tesktilkent ile ISTOC'un Bagcilar'i adam edebileceklerini hic sanmiyorum dogrusu...

Benim demek istedigim sey su:

Önce "birkac milyon" tane gecekonduyu yikip yerlerine kesilen agaclari yeniden dikelim, sonra "iki üc" tane gökdeleni yikip sehirlerimizi güzellestiririz...

Biz hep kolaya kaciyoruz nedense...

Zamanla öyle bir "kolayci" anlayis hakim oldu ki, sanki Gökkafes ve Park Otel yikilsalar Istanbul'un bütün cirkinligi bir anda yok olacak...

Biraz gercekci olalim...

O "birkac milyon" gecekondu adam edilmedikten sonra "iki üc" tane gökdeleni yiksaniz ne olur, yikmasaniz ne olur?...
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-09-2002, 00:07   #32
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 06-09-2002
Mesaj: 40
Question

Paris ve Londra'da bu (ölü/müze şehir)söyleminin içine girmiş gibi görünüyorlar şeklinde bir yorumum var. Öyle demişsiniz şeklinde değil.... Kaldı ki, Floransa'nın İstanbul ile kıyaslanmayacağını, kategorilerinin farklılığını siz de söylüyorsunuz. Ben de Avrupa ve Amerika'da, Rusya'da yaşamış ve uzun yıllar çalışmış biri olarak Floransa ve Venedik'i bu yüzden kaile bile almadım.
İstanbul'u Paris ile kıyaslamak daha doğru gibi geldi bana....

İkincisi; bahsettiğim gökdelenlerin altında katlı/kapalı otoparklar olduğunu ben de biliyorum. Yeraltında diye hatırlatmanıza da sevindim. Yapı Kredi Plaza ve İş Bankası Kulelerinin şantiyesinde çalışmış bir mimar olarak bana, bunu birinin hatırlatması çok hoşuma gitti. Unutulabilir bir detay olabilirdi, bu benim için teşekkürler....
Arkadaşım, bu binalardaki kapalı ve açık otoparkların sayısının, belediye mevzuatına göre olması gerekenden daha az sayıda olduğunu anlatamadım sanırım. Bu da; binanın içi de, bahçesi de, belediyenin sorumluluğundadır.Sizin dediğiniz gibi sadece binanın dışı değil... Çünkü, yetersiz otopark sayısına sahip bir binaya belediyenin ruhsat vermemesi gerekirdi. Sizin de, benim iki söylemime alınıp bunu görmezlikten gelmeniz de kolaycılık değil mi? Bina sahipleri, otopark yapması gerekilen bir kata, fazladan ofis yaparak daha fazla işgücü ve para kazanacağını hesaplarken; belediye/veya çalışanları da bu kara kısmen ortak olarak bu projeyi onaylıyor ise, ortaya semt içinde aslında bina sahipleri ve belediyelerin günahı olan araba mezarlıkları çıkıyor. Bunun sıkıntısını da bu şehirde yaşayan bizler çekiyoruz.

(Aslına bakarsanız, belediye mevzuatı içinde otopark yapılması herbina için olmazsa olmaz bir kuraldır. Bu 2 katlı bir bina için de geçerlidir, 100 katlı bir gökdelen için de. Ayrıca her binanın sığınağı da olmalıdır, mevzuat böyle diyor. Ama bizim iş bilir bina sahipleri, mimara 2 uygulama projesi çizdirirler. Biri belediye için, otopark hesabı yapılmış ve sığınağı olan. Diğeri, esas uygulanacak olan, otoparksiz, sığınaksız onun yerine duruma göre dükkanlı, dubleks daireli vs. Eğer belediyeler rüşveti düzene tercih etmese ve mevzuat her binada uygulanmış olsa idi, herşey daha farklı olurdu.)

Ayrıca gökdelenler yapılmasın, gecekondular yıkılmasın da demiyoruz. Yapılan her bina, şehircilik içinde doğru yerlerini alsınlar. Gökkafes'in ve Park Otel'in aldıkları tepki, Boğaziçi Sit Alanı içinde yapılmalarından ve Boğaziçi'nin siluetini bozmasından kaynaklandı. Ve yine belediyeler burada da işlerini çok iyi gördüler.............

En son cecille tarafından düzenlendi : 11-09-2002 01:39.
cecille offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-09-2002, 01:49   #33
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Ici bos gökdelenlerin yarattigi trafik sorunu

Istanbul bence 10 milyonluk bir sehir icin "gökdelen fakiri" sayilir.

Yüzlerce "high-rise" var ama gercek anlamda "skyscraper" sayisi oldukca az. En yüksek bina olan Is Bankasi Kule 1 bile aslinda cok alcak ve siradan bir bina.

Isin komik tarafi bu binalarin cogu da zaten "bos"...

TAT Kuleleri, Metrocity, vs. daha acilmadilar bile. Maslak ve Levent'te acilmis olan binalarin cogu ise bos ve dogru dürüst kiraci bile bulamiyorlar. Yarisina kadar dolu olan binalar sansli sayiliyor.

Hal böyleyken bu binalarin daha simdiden bir "trafik sorunu" yarattiklarini iddia etmek bence biraz komik. Inanin gökdelenler var olmadan önce de Büyükdere Caddesi en ufak bir yagmurda tikaniyordu. Tipki Barbaros Bulvari, Bagdat Caddesi ya da Sahilyolu gibi.

Bu caddelerin yagmurda tikanmalarinin sebebi "ici bos" gökdelenler degil, Istanbul'un "infrastructure"inin genel olarak kötü olmasi.

Keske "trafik sikisikligina" sebep olacak kadar cok ve ici dolu gökdelenlerimiz olsa...

Bence burada biraz "sartlanma" var...

Milyonlarca gecekondu Istanbul'a tarihindeki en büyük ve yikici "kusatmayi" yasatirken (ki tarihi boyunca pek cok kez Barbar istilasina magruz kalan Istanbul'un gördügü en yikici ve kalici hasar veren istila "gecekondu istilasi" olmustur) iki üc tane kötü tasarlanmis ve yanlis yere insa edilmis gökdeleni Istanbul'un tüm cirkinlikleri icin "scapegoat" ilan etmek bence hic de gercekci bir yaklasim degil.

Ben de Gökkafes'ten ve Park Otel'den nefret ediyorum, ama bence "Istanbul'un düsmanlari" listesinde onlardan cok daha önce gelmesi gereken o kadar cok sey var ki...

Mesela bize olimpiyatlarin hicbir zaman verilmeyecegini size daha simdiden söyleyebilirim. Zaten IOC üyeleri de Istanbul'a geldiklerinde ne dediler: Sizde "cevre sorunu" var.

Bizim Milli Olimpiyat Komitesi üyeleri IOC'nin "cevre sorunu" ile neyi kastettigini o kadar iyi anladilar ki "merak etmeyin, biz hemen etrafa bol bol agac dikip yesillendiririz" dediler.

Oysa IOC'nin "cevre sorunu" ile kastettigi sey "agac eksikligi" degil, devasa bir tugla yigini görünümündeki "gecekondu okyanusu" idi...

Isin komik tarafi, olimpiyat kurallarina göre maraton kosusu, olimpiyat stadinin 20 kilometrelik capi etrafinda düzenlenmek zorunda. Ancak bizim stadin 20 kilometrelik capi icinde söyle yukaridan helikopterle cekecek bir tek tarihi bina ya da dogal güzellik olmadigi gibi, varsa yoksa "gecekondu"... Biz acaba dünyaya "Istanbul" diye neyi göstermek istiyoruz?...

Bence Olimpiyat Stadi da, Korteks Plaza da, Tekstilkent Kuleleri de, ISTOC Trade Center da, Kaya Tower vesaire de ne yazik ki "ziyan edilmis" binalar.

Gecmis olsun...
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-09-2002, 02:00   #34
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Levent-Maslak arasi Istanbul'un yasal La Defense'i olmali

Bence Levent-Maslak hatti, tipki Paris'teki La Defense gibi yasal "gökdelen alani" olmali ve gökdelenler sadece buraya insa edilmeli.

Niye mi?

1) Daha düzenli bir görünüm saglayacagi icin.

2) Metro hattinin üzerinde olduklari icin

3) Ve belki de hepsinden daha önemlisi, jeolojik olarak Istanbul'un sehir merkezindeki en güclü ve depreme dayanikli yer oldugu icin
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 11-09-2002, 12:38   #35
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 06-09-2002
Mesaj: 40
Bakıyorum da, foruma katılan herkes inatçı, dediğinde direnmekten öte, diğerinin ne anlattığının önemi yok şeklinde bir kuram oluşturuyor!(çoğunluk böyle)

Gökdelenler ve Maslak/Levent hattının trafiğinin bütünüyle birbiriyle ilişkisi olmadığında hemfikiriz. Benim de söylediğim, bu hattın trafik sorunu varken, bunu çözmeden, rahatlatmadan, yeni yapıları dikmek doğru değil...... Dikiyorsanız da, bu sorunun çözülmesi gerekirdi diyorum.... Mesela 2. Köprüye bağlanan Tem yolu neredeyse Maslak'ın içinden geçerken, buradan köprüye bağlantı yolu verilmemiştir de, sadece 4. Levent'ten verilmiştir, trafik yükü azaltılmamıştır. Bunu anlamak mümkün değil...

İçi boş gökdelenler konusuna gelince, İş B. Kuleleri, YKPlaza'lar, Sabancı, Mövenpick ve diğerleri yaşayan binalardır ve hatta İş Bankası 24 saat açıktır.Tabii ki, yeni inşaa edilenler ve dış görünümüyle bitmiş olanları henüz bu ark'ın içine dahil etmedik. Onların boş olduğu herkesce malum........

Önce birbirimizin ne dediğini, ne demek istediğini anlarsak biryerlerde buluşabiliriz.

Ben de gökdelenlere karşı değilim. Tarihi doku içinde olmamaları ve şehircilik içinde doğru yeri almaları koşuluyla...
Sizin de dediğiniz gibi olimpiyat stadına gerçekten çok yazık oldu. Benim umudum, (şimdilik hayal gibi gelebilir size ama) yıkılamayacağına göre ve ciddi bir yatırım oluşturduğuna göre, çevresinin biran önce ıslah edilmesidir.
Hatırlar mısınız bilmiyorum... Zamanın Şişli Belediye Başkanı Gülay Atığ'ın, Şişli için tasarladığı gökdelenler semti projesi vardı. Mevcut gecekonduları ve çarpık yapılaşmayı yıkarak, yerine çok katlı binalar yapacak, yoluyla, çarşısıyla, parklarıyla modern bir semt yaratılacaktı. Hatta bu çalışmalar da başlamıştı ve halk buna destek olmuştu. Çünkü herkesin elinden alınan evine karşılık yapılacak binalarda tapu'ları verilecekti, hiçkimse evsiz kalmayacaktı...Para daha tatlı geldi ve Gülay Hn. Londra'ya kaçıverdi.
Ben belediyelerin, asfalt, kaldırım yenilemelerinden çok, bu tip projelere ön ayak olmaları kanısındayım. Bunun örnekleri yurtdışında çok var.

En son cecille tarafından düzenlendi : 11-09-2002 13:20.
cecille offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-11-2002, 14:07   #36
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.231
Blog Mesajları: 55
Alıntı:
Sunu unutmamaliyiz: Istanbul bir Venedik veya Floransa gibi "cam faunus" icinde muhafaza edilen "ölü bir müze sehir" degil - "yasayan" ve sürekli olarak "gelisen / yenilenen" bir sehir... Üstelik hem Floransa'dan, hem de Venedik'ten cok daha eski ve soylu bir sehir...
Burada hangisi doğru bir fikrim yok. Ama sizin söyledeğinizin içinde bir çelişki yok mu? Hem "Venedik veya Floransa gibi "cam faunus" icinde muhafaza edilen "ölü bir müze sehir" degil" diyosunuz hem de onlardan daha da eski olduğunu söylüyorsunuz. O zaman "korumamız gerekirken korumuyor muyuz" sorusu akla geliyor.

Alıntı:
Avrupa Birligi'nin "Kent Gelisimleri" raporuna göre Moskova ve Istanbul, yakin zamanda Londra ve Paris'e katilip Avrupa kitasinin 4 büyük "dünya kenti" olacaklar.
Kaynak olsun da biz de bakalım şu raporlara

Alıntı:
Keske Avcilar ve Bagcilar gibi sacma sapan yerlere gökdelen yapilacagina, Levent-Maslak arasi Istanbul'un yasal "La Defense"i olarak secilse ve gökdelenler sirf oraya yapilsalar... Ama bizde ne yazik ki "urbanistik" diye bir bilim dali hicbir zaman gelismemis (Atatürk yillarinin Ankara'sinda uygulanan kent planlamasi disinda...))
Sadece doğru demek lazım herhalde buna.

Geçen bir kaç gün içinde bir haber vardı Arkitera Haberler'de. Habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde İstanbul'un öncü bir role sahip olması ve 2025 Yılı Avrupa Konsepti ile bütünleşme zorunluluğu nedeniyle, 2010 Yılını esas alan Master Plan hedeflerini revize etmek ve İstanbul'u yeniden bir ''Dünya Kenti'' yapabilmek için yeni düzenlemeler yapıyormuş.

Daha fazla bilgi isteyenler "İstanbul Şehircilik Atölyesi, Kenti 2023 yılına taşıyacak" başlıklı haberi okuyabilir.

Alıntı:
Eger bir "savas" acilacaksa bu önce "gecekondulara" acilmali, gökdelenlere degil...
Geniş cepheli açalım şu savaşı olsun bitsin
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz.

Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 30-12-2002, 11:20   #37
Arkitera Üyesi
 
Mourner'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 22-10-2002
Mesaj: 505
merak

merak ediyorum da hertarafi Gokdelenlerle kapli bir Istanbul 'a bir mimar gunun birinde gelip bir saray yapsaydi tam dolmabahce 'nin oldugu yere..

acaba bu kadar tartisirmiydik?
__________________
Gokhan Ondem
Mourner offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 04-01-2003, 21:35   #38
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2002
Mesaj: 205
Alıntı:
Orjinal mesajı gönderen: blur
Burada hangisi doğru bir fikrim yok. Ama sizin söyledeğinizin içinde bir çelişki yok mu? Hem "Venedik veya Floransa gibi "cam faunus" icinde muhafaza edilen "ölü bir müze sehir" degil" diyosunuz hem de onlardan daha da eski olduğunu söylüyorsunuz. O zaman "korumamız gerekirken korumuyor muyuz" sorusu akla geliyor.

Kaynak olsun da biz de bakalım şu raporlara


Sadece doğru demek lazım herhalde buna.

Geçen bir kaç gün içinde bir haber vardı Arkitera Haberler'de. Habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde İstanbul'un öncü bir role sahip olması ve 2025 Yılı Avrupa Konsepti ile bütünleşme zorunluluğu nedeniyle, 2010 Yılını esas alan Master Plan hedeflerini revize etmek ve İstanbul'u yeniden bir ''Dünya Kenti'' yapabilmek için yeni düzenlemeler yapıyormuş.

Daha fazla bilgi isteyenler "İstanbul Şehircilik Atölyesi, Kenti 2023 yılına taşıyacak" başlıklı haberi okuyabilir.

Geniş cepheli açalım şu savaşı olsun bitsin
Size bu konuda aynen katılıyorum.

Neyse ki Suriçi (eski Konstantinopolis yarımadası: Eminönü + Fatih) ve Pera (Beyoğlu) UNESCO kararıyla "World Heritage" listesindeler ve koruma altındalar; dolayısıyla kağıt üstünde (yasalara göre) orada artık bir çivi bile çakmak çok zor. Ama yasanın uygulaması ne yazık ki yeterince iyi değil...

Istanbul'un coğrafi avantajı, "Eski Şehir" Haliç'in güneyindeyken "Yeni Şehir"in (gökdelenlerin de olduğu kısım) Haliç'in oldukça kuzeyinde yer alması.

Aslında Taksim Meydanı, "Eski Şehir" ve "Yeni Şehir" arasındaki bir bariyer gibi:

Taksim'in güneyi (Istiklal Caddesi ve aşağısı) olduğu gibi "Eski Şehir", Taksim'in kuzeyi ise "Yeni Şehir" (Nişantaşı'nı ve Boğaz'daki yalıları saymazsak tabii ki)

"Eski" ve "Yeni" arasında "de facto" bir sınır var (yasal olmasa da), bu da Istanbul'daki tarihi bölgelerin korunabilmesi açısından bir avantaj. Boğaz kıyıları için uygulanan koruma yasası da öyle.

Ancak Istiklal Caddesi'nde bile hala restore edilmeyi bekleyen dünyaca ünlü binalar varken (Raimondo d'Aronco'nun "Casa Botter"'i gibi) Beyoğlu'nun biraz daha arka sokaklarında kalan binaların durumu da haliyle çok daha kötü durumda.

Biz ne yazık ki tarihi binaların önemini "turizm gelirlerini" keşfettikten sonra algılayabilmiş bir milletiz. Mesela bir zamanlar Taksim Parkı'nın etrafındaki (eski Taksim Stadı) tarihi Taksim Kışlası binası bugün hala ayakta olsaydı asla yıkılmazdı. Aynı şey Taksim'deki diğer binalar için de geçerli (mesela bir zamanlar The Marmara Oteli'nin yerinde bulunan Osmanlı Bankası'nın tarihi Genel Müdürlük Konutu, ve onun gibi "yok edilmiş" nice güzellik...)

Istanbul'da korkunç bir "tarihi bina" katliamı oldu, özellikle de Demokrat Parti ve Dalan dönemlerinde. Ama çok şükür hala biraz kaldı... Mesela Izmir bu konuda Istanbul'dan çok daha şanssız. Eski Izmir'e bakıp da insanın sinirinin bozulmaması mümkün mü:



Dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslayamayacağınız, tamamen kendine özgü bir mimari stil, bir güzellik, alevler arasında yok olup gitmiş...

Sonradan Atatürk buraya "Ulusual Mimari" stilinde nefis binalar yaptırmış ama Demokrat Parti ve onun ardılları o binaları da halledivermişler:



Eski Izmir tam bir Avrupa şehri görünümündeyken bugünkü Izmir, çirkin ve karaktersiz beton apartmanları ve rıhtımı çimle doldurulmuş "Korniş"i ile 3. sınıf Arap şehirleri ve Latin Amerika şehirlerinin bir sentezi görünümünde.
Kazansky offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-01-2003, 16:21   #39
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 18-01-2003
Mesaj: 93
Cool önce biraz istanbul'un geleceği konusu

konu biraz dağılmış görünüyor. ama ben de istanbul'un genel durumu konusunda bir kaç söz söylemek istiyorum.

bence istanbul'da cam fanusa alınıp müze olması gereken bir alan var. tarihi yarımadanın atatürk bulvarı içinde kalan kısmı. yani konstanin'in istanbulu. eğer bu bölgede konaklama olursa gece yaşamaması için bir neden de yok. istanbul her anlamda çok renkli bir kent. turizm de her zaman kitcsh tehlikesi taşır. biz de anlı şanlı türk milleti olarak daha eğlenceli bir müze-kent yaratma potansiyeline sahibiz sanırım. koruma gerekliliği tartışılmaz konut dokuları ve özellikle bizans kalıntıları için bunlar göze alınmalı.

istanbul'un en büyük sorunu doğru dürüst bir makro plan yapılamaması. aslında 97'de erdoğan döneminde bir kavram getirildi. avrupa ve anadolu yakalarında birer kçm (kanat çekim merkezi) gibi doğru öneriler taşıyordu bu plan. ama tarihi yarımada konusunda özel bir yaklaşım yoktu. bu kısmı tehlikeliydi. bence tarihi yarımada bir program içinde transit trafik ve onun yarattığı ulaşım aradeğişimlerinden (sirkeci garı, eminönü otobüs durağı, yenikapı) ve imç gibi toptan ticaret alanlarından arındırılmalı. ben bu nedenlerle raylı tüp geçişe de şüpheyle bakıyorum. tarihi merkezi transit trafik tarafından ezilmesine katkıda bulunuyor. bu konuları özellikle turgut cansever'den dinlemek bence çok yararlı.

bu konuda daha fazla detay için yeni bir alan daha doğru sanırım. burada sadece istanbul'un uluslararası katılımla gerçek uzmanlar tarafından doğru bir makroplan'ının yapılması gerekliliğini tekrarlamayı uygun buluyorum. şu sıralaradaki planlama çabalarına bu açıdan bakmak gerek. deprem de çok belirleyici bir faktör. gecekondu sorunu ile ilgili olarak da karayalçın döneminde ankara'da gerçekleştirilen önemli başarıların (dikmen, portakal çiçeği, geçak vb) yaratıcılarından istanbul'un da yararlanabileceği unutulmamalı.

sonraki mesajımda gökkafes'e geri dönmek istiyorum.

el nino offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-01-2003, 18:29   #40
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 18-01-2003
Mesaj: 93
Exclamation gökkafese adımımı atacağım ama...

gökkafes sonuç olarak legalleşmiş bir yapı olduğu için sanırım artık ritz carlton ile uğraşmanın çok anlamı yok. gökkafes tabi ki mimarlık tarihimize "fallik egzibisyonizm"in dramatik bir örneği olarak geçecek. yolsuzluk vb konuları da artık tarih yargılayacak. amaç bundan sonra yolsuzluk.org gibi organizasyonlara daha etkin katılım sağlamak, daha etkili medya stratejileri izlemek vb olmalı. ama buna benzer oluşumların gerçekleştirebileceği mesela "bi daha olmasın" sloganlı etkinliklerde bir siyah çelenki hakediyor tabi. bombalamaktan sözeden ve başını belaya sokmakta ısrarlı olanlara ise boya tabancalı baskınlar vb gibi daha masum eğlenceler önermekten de bir provokatör olarak geri durmakta zorluk çektiğimi söylemeliyim. zaten bu yapıya karşı çıkanların otelin potansiyel müşteri kitlesi içindeki oranı sanırım çok düşüktür.

ayrıca da gökkafes'in, çevre değerleri açısından park otel'den oldukça farklı olduğuna dikkat çekmek istiyorum. park otel önemli bir tarihi yapıyı yokederek ve yakın çevresini tehdit edecek biçimde bir örnek oluşturmuştu. oysa gökkafes geniş yeşil alanlarda yükselmeye izin verilen bir bölgede yapıldı. siluet, taşkışla ile ilişki vb gibi daha sofistike konularda ise toplumun desteğinin sağlanması için mimarlık kültürünün biraz daha yayılması gerekli. bu da tartışmaların sürmesiyle mümkün. yani gökkafes çirkin mi tartışmasını sürdürmekte hiçbir sakınca yok. şu ana kadar da sanırım bu yolsuzluk konularından fırsat bulunup gerçek anlamda bir yapı eleştirisi yapılmadı.

doruk pamir'in durumu ise oldukça talihsiz görünüyor. "başkası yapsa daha mı iyi" gibi ultraoportünist bir söylemle tarihe geçiyor. az yapı yapmış saygın bir hoca olarak anılmak yerine istanbula bir fallus daha dikmek uğruna yolsuzluk maşası olmuş bir sapkın olarak anılacak gibi görünüyor. konferansa çağrılsa ibreti alem için çürük yumurta yiyecek. yazık gerçekten. bir kurban aslında. mimarlardaki oportünizmin sembolü oldu. ama tabi ki tek temsilcisi değil. başına gelenlerin diğerlerine ders olması ile belki biraz teselli bulabilir.
el nino offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 22:02.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177