Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Projeler

Projeler Gündemdeki inşa edilmiş ya da proje aşamasındaki binalar...

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 02-05-2004, 14:29   #1
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Santralistanbul - EAA Architects & NSMH & Mimarlar Tasarım

Alıntı:
Eski elektrik santralı kültür merkezi oluyor

Silahtarağa’daki tarihi Osmanlı Elektrik Şirketi binası, en geç 20 ay içinde devasa bir kültür kompleksi haline gelecek. Bu çağdaş kültür projesine imzayı Bilgi Üniversitesi atacak.
http://www.arkitera.com/haberler/2004/05/01/santral.htm


Uzun süredir kapalı kapılar ardında konuşulagelen bu konu nihayet kamuya maloldu.

Basında yer alan haberlerde, Silahtarağa'nın Bankside Elektrik Santrali'nin Tate Modern'e dönüşümünden hareketle olsa gerek "Tate Modern gibi" deyimini sıkça gördük.

Bilgi Üniversitesi bugüne kadar yaptıklarıyla iş niteliği konusunda Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde olan bir üniversite. Eğitim ya da diğer amaçlı tesisleri de yine ortalamanın üzerinde.

Ancak henüz ortaya mimarlık dünyasını tatmin edecek bir eser koyulmuş da değil. Silahtarağa Bilgi Üniversitesi için de bir fırsat olabilir.

Madem Tate örnek veriliyor o zaman verilen örnekde Tate Modern'in ortaya çıkmasındakine benzer bir yöntem izlenmelidir.

Alıntı:
To find the best architects for the project, Tate organised an international competition which attracted 148 entries. After a two stage short-listing process the eventual winners were the Swiss firm Herzog & de Meuron who are widely acknowledged as one of the leading practices among the younger generation in Europe.
Bilgi Üniversitesi derhal Silahtarağa'nın dönüşümü için bir uluslararası yarışma açmalıdır. Zaman yok, paramız yok ve benzeri bahaneler üretilmemelidir. Henüz bir mimarlık fakültesi olmamasına rağmen bu yarışmayı açarak diğer tüm belediye, üniversite ve özel sektör kuruluşlarına örnek olmalı, "bu iş böyle yapılır" dedirtmelidir.

Tate Modern binası ile ilgili detaylı bilgi için:
http://www.tate.org.uk/modern/building/history.htm
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-05-2004, 00:46   #2
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 243
Kesinlikle şu anda yönetimin etrafında uçuşmaya başlayan fikir sahibi pek çok kişi proje müellifi olmak için can atıyordur. Kolay değil, "mimarım" diyen herkesin ağzını sulandıracak bir fırsat. Hatta ve hatta eminim yönetimden pek çok kişi bile burası ile ilgili kendi hayallerini nasıl uygulayabileceklerini düşünmeye başlamışlardır.

Şayet karar verici mekanizmadan herhangi biri bu forumu okuyorsa, ne olur şu uluslararası mimari yarışma sistemini işletsin. Sistemi iyi kurarlarsa kesinlikle pişman olmayacaklardır.
Ömer Kanıpak offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-07-2007, 12:23   #3
Yönetici
 
Kayıt Tarihi: 03-07-2006
Mesaj: 278
Santralistanbul - EAA Architects & NSMH & Mimarlar Tasarım

Name:  santralistanbul03.jpg
Views: 3705
Size:  34,4 KB

Osmanlı İmparatorluğu'nun İstanbul'daki ilk elektrik santralı Silahtarağa, "santralistanbul'' adıyla uluslararası bir kültür, sanat ve eğitim platformuna dönüşüyor.

11 Temmuz 2007 Çarşamba günü ön açılışı gerçekleştirilen santralistanbul'un yenileme projesi çalışmalarında İhsan Bilgin, Nevzat Sayın, Emre Arolat ve Han Tümertekin gibi önemli isimler yer alıyor.

Konuyla ilgili basında yer alan haberlere asagidaki linklerden ulasabilirsiniz:

İstanbul Çağdaş Sanatlar Müzesi'ne Kavuşuyor

"Zaman zaman pişman oldum"

Santralistanbul'un "Işığı"

"Santralistanbul şehre yakışacak"

Santralİstanbul
__________________
Zeynep Güney offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 08-09-2007, 10:30   #4
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 28-04-2007
Mesaj: 53
Santralistanbul pazar saat 20:00 de CNNTÜRK'te.
Serkan Eksilmez offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 08-09-2007, 12:06   #5
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Çünkü Cumartesi açılıyor. Yeniden.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 10-09-2007, 19:28   #6
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-09-2007
Mesaj: 104
Büyük bir heyecanla yapıyı görmeye gideceğim,fazla beklentiyle gittiğimde hayal kırıklığım fazla oluyor. Yurt dışındaki mükemmel müzelerle kıyaslanıyor olması beklentilerimi arttırıyor.Ne yazık ki elinize iyi örnekleri görme fırsatı geçtiyse,hayal kırıklıkları olmaması imkansız....
sema37 offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 13-09-2007, 12:00   #7
Üye
 
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 310
Santralİstanbul'la ilgili bugün basında yer alan haberler;

Santralistanbul - Perihan Mağden - Radikal

Santralistanbul'un Enerjisi - Ali Artun - Radikal
Melis Göker offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-09-2007, 09:01   #8
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Vasıf Kortun'un bloğu Resmi Görüş'den:
Alıntı:
herşey daha iyi olabilir

santralistanbul.1
Geçen günlerde santralistanbul mimarisi üzerine girdiğim notlar bir yerlerde yankılanmış olmalı ki operasyonun mimar üçlüsünden [Emre Arolat, Han Tümertekin, Nevzat Sayın (+ İhsan Bilgin)] Nevzat aradı. Santralistanbul'da buluştuk. Binaları gezdik. Uymalarının zorunlu olduğu koşulları anlattı. Mesela, yapıların oradaki eski fiziki izler üzerine yapılması sorunluymuş. Projeleri, mimari kavramın nasıl oluştuğunu dinledim. Fikirlerim yapılardan biri konusunda hiç değişmedi. Öncelikle, asıl amaçları gün ışığından yararlanmak olduğu halde kampusun çeperlerine dizili [yeni] yapılar bir "ulaşılabilirlilik" kisvesi altında ve sözde bir şeffaflık adına kimliksiz ve sıradan. Anladığım kadarı ile bunlar mimarların tasarladığı yapılar olmaktan ziyade konsorsiyum üretimi.

Sadece binalar değil tabi ve elbette işletme seçimi bir mimari karar değil, ancak, içeride stratejik konumdaki high-end lokantalar da sınıfsal ulaşılabilirliğin sınırlarını belli ediyorlar. Dünyanın bir çok yerinde gördüğüm bu izdivaç burada tekrarlanmayabilirdi. Kentle entegrasyonda net ve doğru bir pozisyonu olan bu akademik kurumdan bu hoşlukların ötesini beklerdim. Hala da bekliyorum, umuyorum.

Ama asıl derdim bunlarla değil. Bu denli kuşatılmış olmaktan rahatsızlık duyuyorum. P.M'in bir günde çark edip orda mimar var mı diye haykıran bilenin anlayacağı anonim yergisini yutup iki gün sonra ismiyle cismiyle yağlamayı geçmesi; Santralistanbul'a borazan vazifesi gören Radikal gazetesinin bitmek tükenmek bilmeyen iştahlı yazıları, söyleşileri, köşe yazıları; bilgili köşe yazarları; bilgili kanaat önderleri; aynı gazetenin kültür-sanat editörünün “soruşturma” dosyası açacağını söyleyip beni de yazmaya davet etmesi o kuşatılmışlığın, hegemonyacı örgütlenmenin vecheleri. Herkesi içeri al, alan daralt ve eleştiriyi imkansızlaştır. Neo-liberalizmle feodalizmin buluştuğu yer bu. Oysa daha iyisi yapma opsiyonu mevcut.



Belki o diğerler binalar ile değil ama, sanat müze binası ile derdim baki kalacak.
Uzun bir cephe, o cephenin yarısı ya da yarısından da az bir derinlik. İçeriye girildiğinde de o sınırlı derinlik, bu kez de cephenin önündeki merdiven kütlesi ve biteviye boşlukla yarılanmakta. Yani, elinizdeki sergi alanı, birbirinin aynı kat yüksekliklerine sahip olan koridorlardan ibaret. Sergileme alanında yer sıkıntısından dolayı çoğu projede bir ikinci cephe oluşturmak zorundasınız, hatta bu ikinci cepheyi daha da içeriden yapmak gerekiyor çünkü sirkülasyonsuz olmaz.



Boşluğa sıfır yapacaksanız hem manasız bir sütun silsilesiyle sergi alanı içinde uğraşacaksınız hem de merdiven boşluğunda korkunç bir manzara oluşacak.
Dışarıdan heybetli bir bina, içeriye girdiğinizde ise dar ve uzun bir koridor. Binanın façasındaki “miş”li “mış”lı Ayşe Erkmen işi de bunu diyor: miş gibi müze binası.



Merdivenler binanın façasını boydan boya katedeceğine façaya dikey alanlara alınsaydı, ögleden sonrasının çiğ ve korkunç ışığı yerine doğru açılı bir gün ışığından yararlanılsaydı olmaz mıydı? Mimariye giriş dersinde bile sıfır alacak bir proje bu. Detay ünitelerdeki yanlış çözümlere, sirkülasyon şaşmasına girmeyeceğim. Şimdilik.



O arada Bienal projelerinden isola, apartman projesi, K2 ve neden oraya konulduğu belli olmayan .... kampusun kenarındaki işlerini de gezdim. Isola'da bir şey çalışmıyordu. K2de yabancı bir eleman yabancı bir dilde açıklama yaptı. Eğer özen gösteremeyecek, öksüz bırakacaksanız, sergi yapmayın. Matbuu kağıt üzerinde listelenmek, kayda geçmek yeterli değil. Elbette Bienal'in de projelerine özen göstermesi gerekiyor. Yarı inşaat halinde, içi müze sergileriyle, bahçesi dış alan heykelleri ve pahalı in-lokantarıyla dolu devasa bir kampusun içinde kentsel sanatçı girişim programları sunumu hakiki durmuyor.

Dahası, Bilgi Üniversitesi Santral'a gelmeden önce, ikinci girişi boydan boya kesen bölgede bir çarşı koridoru vardı. Santralistanbul gelince yıktırılmış. Tabi bunu Bilgi üstlenmiyor ve yıkımı yapan Eyüp Belediyesi'ne işaret ediyor ama mahalle ekonomisine katkısını da göstermiş oluyor. Sürdürülebilirlik bu değil. Isola'nın sorunsallaştırdığı gayrimenkul spekülasyonu ve sözde “kentsel canlandırma” projeleriyle kampus arasında bu anlamda bir koşutluk okumamak olası değil. Kendi adıma orada açılacak ilk binanın kütüphane olmasını dilerdim. Sembolizması güçlü, vitrinsiz bir başlangıç olur, ne olmak istediğiyle ilgili farklı sinyaller gönderirdi.

Sergiyle devam etme umuduyla.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-09-2007, 02:00   #9
Forum Üyesi
 
kahn'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 28-05-2002
Mesaj: 17
KaÇan Firsat

santral istanbul u açiliş gecesi gezmek belki de şanssizlikti. bir de gündüz gezip değerlendirmek gerekir ama ilk intiba bence son derece başarisiz olduğu.
öncelikle böyle bir davet yapilmiş yeni bir kampüs yapilmiş deniyor. ana girişten müzeye kadar kaldirim yok. aydinlatma yok, tipik türkiye sefilliği...

müzenin girişi, sirkülasyon mekani ne kadar yetersiz ve heyecansiz.. kalabalikta iyice dayanilmaz. üniversiteden müthiş bir program daha tam müzeyi gezerken herkes dişari atiliyor, neymiş ışik gösterisi varmiş... tam bir komedi. wc ler en üst katta. herhalde açiliş diye sadece bunlar açik .. veya işkence olsun diye, 3-4 tane wc var...

bu kadar güzel bir kolleksiyona yakişmamiş bir bina, diştan da çok sert, içten tüm detaylar çok ucuz, tate modern gibi minimal olmaya çalişiyor ama bu türk işçiliği ile çok kötü sonuç veriyor. müze yapmanin ne kadar güç olduğunun bir kaniti. bir de böyle bir binayi nasil olup da yarişma ile yapmiyorlar. bilgi de kurulan imparatorluk tan hiç bahsetmiyorum, biz müzeyi yapalim siz okulu....!!!

istanbul için kaçan bir firsat mi bu .. bir de gündüz gezelim..
__________________
Kahn
kahn offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-09-2007, 10:56   #10
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-09-2007
Mesaj: 104
Bunları okuduktan sonra yukarıda sözettiğim,büyük beklentiyle gitmemem gerektiği düşüncemde haksız olmadığımı anladım.Daha binayı görmeden büyük bir hayalkırıklığı yaşıyorum.
sema37 offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-09-2007, 21:14   #11
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 10-09-2002
Mesaj: 114
Binayı henüz görmedim. Birkaç resimden yorum yapamayacağım.
Benim söyleyecekleim Türkiye denen bu ülkenin piyasa şartlarıyla ilgili. Piyasamızda çamur at izi kalsın anlayışı iyice hakim oldu. Perihan Mağden'in yazısını borsacı bir arkadaşıma okuttuğumda dediği ilk şey kesin bu hanımın arkadaşı bu işi alamamıştır, karalamak için bu yazıyı yazdırmışlardır oldu. Bu noktada duralım. Artık eleştirinin içeriğine bakılmıyor. Öküz altında buzağı aramak ilk akla gelen düşünce olmamalı. Perihan Mağden bunu bir arkadaşı için yazmıştır demiyorum. Yanlış anlamayın.

Perihan Mağden'in yazısı ise eve gelen ustayı komşuna şikayet eden ev hanımı tarzında olmuş. Daha fazla değil.
izoleli pense offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-09-2007, 21:32   #12
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Alıntı:
Orijinal metin kahn tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
santral istanbul u açiliş gecesi gezmek belki de şanssizlikti. bir de gündüz gezip değerlendirmek gerekir ama ilk intiba bence son derece başarisiz olduğu.
öncelikle böyle bir davet yapilmiş yeni bir kampüs yapilmiş deniyor. ana girişten müzeye kadar kaldirim yok. aydinlatma yok, tipik türkiye sefilliği...

müzenin girişi, sirkülasyon mekani ne kadar yetersiz ve heyecansiz.. kalabalikta iyice dayanilmaz. üniversiteden müthiş bir program daha tam müzeyi gezerken herkes dişari atiliyor, neymiş ışik gösterisi varmiş... tam bir komedi. wc ler en üst katta. herhalde açiliş diye sadece bunlar açik .. veya işkence olsun diye, 3-4 tane wc var...

bu kadar güzel bir kolleksiyona yakişmamiş bir bina, diştan da çok sert, içten tüm detaylar çok ucuz, tate modern gibi minimal olmaya çalişiyor ama bu türk işçiliği ile çok kötü sonuç veriyor. müze yapmanin ne kadar güç olduğunun bir kaniti. bir de böyle bir binayi nasil olup da yarişma ile yapmiyorlar. bilgi de kurulan imparatorluk tan hiç bahsetmiyorum, biz müzeyi yapalim siz okulu....!!!

istanbul için kaçan bir firsat mi bu .. bir de gündüz gezelim..
Son derece başarısız olduğunu söylüyor ama çok açık nokta bırakıyorsunuz. Ben de çıkıp "son derece başarılı" desem tartışacak şey kalmıyor. (Kaldırım ve tuvaletsizlik tartışmayıp mimarlık konuşacaksak.)

Mesajınızdan hemen önce Vasıf Kortun'un kendi blog'unda yayınladığı yazısını alıntılamıştım. Kortun'un yazısı bize bir arkadaşımızdan ulaştı. Sanıyorum bu tartışmayı takip ediyordur; cevap hakkı doğmasından çekinmeden ama isim vermeden iletiyorum: "Alın şu adamın yazısını Arkitera'ya, doğru dürüst tek mimarlık eleştirisini yapıyor." diyordu.

Vasıf Kortun'un yazısında önemli bulduğum cümle şu: "Herkesi içeri al, alan daralt ve eleştiriyi imkansızlaştır." Herhalde bu sorunumuzu çözdüğümüz ölçüde herşey daha iyi olacak. Santral İstanbul'a geçmeden önce bir konuyu açığa kavuşturalım:

Buradan hareketle soralım: Acaba Vasıf Kortun bağlı bulunduğu kurumun amiral gemisi durumundaki bankanın genel merkez binasının mimarisi ile ilgili tek bir satır yazdı mı? Elbette Santral İstanbul'da tamamen kendi uğraşı alanı ile ilgili bir durum söz konusu ve Santral İstanbul'un iki büyük destekçisinden birisi yine aynı grup ama eleştirinin direk muhatabı olmak ile eleştirilenin sponsoru olmak farklı şeyler.(Bienal'in niteliği nedeniyle Koç Holding'i eleştirmek gibi.) Öte yandan daha iki gün önce yine aynı grubun İstinye Park isimli bir alışveriş merkezi açıldı. Tek kelimeyle felaket. Ve yine aynı grup Garanti Galeri gibi örnek bir çalışmayı da yürütüyor. Tüm bunları eleştirmeden Santral İstanbul'a varmak biraz garip olmuyor mu?
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-09-2007, 01:19   #13
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 04-09-2007
Mesaj: 104
Bugün nihayet yapıyı gördüm,belki fazla beklentiyle gitmemiş olmamdan kaynaklanıyor,fikir ve yapılan iş beni çok heyecenlandırdı.Tek problem,çevredeki kötü yapılaşma.Çevre konusu başlıbaşına ayrı bir konu,hiç girmemekte fayda var.Sonuç;Santral İstanbul beklentilerimin ötesinde,mimari açıdan bence başarılı.Kendimi Deutsches Museum'u gezer gibi hissettim
sema37 offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-09-2007, 09:11   #14
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Gelelim Santral İstanbul'a ve yapılanlara.

Yapıyı açılmadan önce Eyüp tarafından görmüş ve biraz endişelenmiştim açıkçası. Ama açılış ve sonrasında yapıyı gezdikten sonra bu endişelerimin yersiz olduğunu anladım. Bırakın yersiz olduğunu düşünmeyi yapılanları herkesin görmesi ve "işte bu" demesi gerektiğini düşünyorum. Neden? "Arkitera da Kortun bahsettiği alanın içinde" diyenler olacaktır, "Arkitera'nın İhsan Bilgin ile arası iyi" diyenler de olacaktır elbet. Dilin kemiği olmadığını Perihan Mağden gösterdi bizlere nasılsa bu yapı özelinde. Evet Neden "işte bu" denmeli.

Denmeli çünkü ilk olarak şu düşünülmeli: Bu yapı Bilgi'nin değil de büyük bir holdingin ya da bir devlet kurumunun elinde olsaydı sonuç ne olacaktı? Sabancı ve Koç üniversitelerindeki durumu biliyoruz, Doğuş Grubu'nun banka ve alışveriş merkezi binalarının sonuçlarını da...

Sanat Müzesi binası ile ilgili iki şey söylemek isterim ben de. Birincisi oldukça küçük bir sorun aslında; giriş holünden ilk galeriye eğer rampa ile ulaştıysanız sizi daha yukarılara taşıyacak merdiven ters tarafta kalıyor.

Diğerinde ise durumu tam olarak anlamadan söylemek doğru olmaz farkındayım (Kortun'a yapılan eski yapının izlerini takip etme meselesi vesaire...) ama yine de bana göre en önemli konu olduğu için söylüyorum: Bilgi yönetiminin ısrarla söylediği "kendi projelerinin ötesinde başka projeler için bir platform olmak" Arkitera Mimarlık Merkezi olarak yıllardır bizim de (Eminim ki çeşitli kültür sanat kurumları bu eksikliği çekiyorlar) eksikliğini duyduğumuz bir şeydi. İstanbul'a iyi mimarlık sergileri getirmek isteriz ama sergi mekanı bulamayız. Öyleki artık bu konuda enerjimiz kalmadı. İşte tam da Santral İstanbul için bu ihtiyacımızı karşılacak diye düşünüyoruz yapılan açıklamalardan. Böyleyken sergileme mekanlarının yeterli olup olamayacağını soruyorum kendime. Geniş, bomboş, yüksek tavanlı, müzecilik kriterlerine uyacak mekanlar...

Detay kalitesi, çift cidar, ışık meselesi... bunlar beni hiç rahatsız etmiyor. Mimarlık böyle bir şey zaten. (İçinde orjinal malzemelerle hazırlanmış önemli bir sergi devam ettiğine göre kriterleri sağlayabiliyor demek ki.)

Evet mimarlarından cevaplarını almak lazım herhalde. Neyse şimdilik bu kadar.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 25-09-2007, 22:57   #15
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.165
Blog Mesajları: 53
Vasıf Kortun yazmaya devam ediyor. Resmi Görüş'ten yeni bir blog mesajı aşağıda ve şurada: resmi görüş
Alıntı:
uzun notların birincisi

Sevdiklerim, birlikte çalıştığım arkadaşlarım onları takdir etmememden, zaten başka türlüsü olamazmış gibi davranmamdan şikayet ederler. Öte yandan beğenmediğim şeyler hakkında konuşup yazmaktan da vazgeçemiyorum bir türlü.
Bugün 10. İstanbul Bienali'ni yazmak istiyordum, üstelikte yukarıya aktardığım kanaatin tam tersine, ne kadar beğendiğimi, ama bir türlü fırsat gelmiyor. Çünkü ne zaman birşeylere dikkat çekmek istesem, örneğin Santralİstanbul projesine dair yazım, "bu kadarı da büyük başarı", "eskiden bu da yoktu", "bizde de artık var", "ileride daha iyisi de olur", “aman boşver” anlayışıyla karşılaşıyorum. Kimileri kıskançlıktan yapıyorum sanıyordur, kimileri de tepkiselliğimin patolojik bir durum olduğunu.
Meseleyi tadında bırakmak gerek ama, Sabah gazetesinin Cuma ekinde Santralİstanbul hakkında iki extra light yazı görünce gene irkildim. “Miş” gibi yazılarla mekanın bir akademik kurum, bir sergi mekanı, bir müze olarak kritik edilebilirliği azalıyor. Nihayetinde müzeyi, sergiyi yapanlara da saygısızlık. Sonuçta tüm bunlar iyi bir münakaşa, meseleye başka açılardan bakabilmek, fikir değiştirmek, tartışmak, ögrenmek ve öğrenebilmek için bildiklerini unutabilmek adına.
Her sabah, sanat, mimari, müze kritiklerini okuyorum, bir çok uluslararası gazetede, haftalıklarda, aylıklarda. Türkiye gazetelerinde ise Ahu Antmen'in köşesi dışında profesyonel kritik yok. Antmen'in bir pozisyonu var ve oradan yazıyor. Öte yandan sanat kritiği yapmaya kendini muktedir gören bir sürü yazar var. Ne de olsa sanat ciddiye almaya değmeyen bir şey değil miydi, herkes yazabilir nasılsa. İsmet Berkan 23 Ocak 2007'de “Bir yanım, 'Git' diyor, 'Bırak bu işleri, bir zamanlar Mesut Yılmaz'ın dediği gibi sanat yazarı veya spor yazarı ol.'” diye yazmadı mı? Bir gazetede sanat kritiğine soyunursanız öncelikle sayfa editörünüz yazdıklarınızi anlamadığını söyleyerek hayıflanmaya başlar, sonra farkedersiniz, reklam geliriymiş, halkla ilişkiler şirketleriymiş başka, bambaşka mütekabiliyet hesapları vardır ortada. Tabiki bu senaryoda kamusal bir sorumluluk yok ama bu ayrı bir yazının konusu. Neyse, geçelim.
Kenarlardan iştahla merkezlere bakıp duran, takipçiliği düstur edinmiş, bir yere göre makbul olanın ayar görüp başka bir yere uygulanacağına inanan, aynılaşmacı zihniyet, referanssız, ehven-i şer olmayanla karşılaştığında afallıyor. Çünkü, “artık bizde de var” ya da "bizde bu da yok, geriyiz geri” dışında bir başka şık göremiyor. Modern buketten istediğini keyfine göre seçip ayıklayan, kendine tercüman vazifesi biçen, mazbut, en küçük sapkınlığa tahammül göstermeyen Türk modernleşme kabusunun devamı bu. Bu sabah, gazetelere baş sayfa olmuş bir askerin konuşmasında da aynı şey yok mu zaten? Aynı anda zıt yönlere giden trenler gibi, Nazmi Ziya'nın Paris'te, 1905 yılında Cezanne'in, sanat tarihinde kopmaya neden olan sergisini tartmak yerine 1874 empresyonizmini transfer etmesi gibi yüzlerce örnek var sanat tarihinde. Cumhuriyet döneminde sıklıkla karşılaştığımız gecikmeci, modern ve makbul olana yatırım. İyi aile makinalarının beklentilerine hizmet.
Sergi gezdiricileri, "işte bu Türkiye'nin ilk soyut resmi" dediklerinde, "Paris'teki Türk sanatçıları" sözlerini duyduğumda nevrim dönüyor... Değer bu mu? Türkiye sanat tarihi hala bu denli eleştirellikten yoksun, revizyondan geçmeyen, kronolojik bir modern sanata giriş dersiyle anlatılabilir mi?
Aslında, şimdilerde durum daha da vahim, o mutaasıp idealizm, entellektüel bir sorun olmaktan çıkıp, neo-liberal ekonominin kıskacında pragmatik bir çerçeve alıp fütursuz ve küstah bir oldu bittiyle karşımıza getiriliyor ve kendi kendini onaylıyor. Burada sözüm santralistanbul'a değil. 4 Kasım'da yeniden görüşürüz öyleyse.
Salt ciddiye aldığımdan bir haftada üç kez uzun uzun gezdim santralistanbul'u. Beğenmedim ama açlıkla gidiyorum işte.
devamı perşembeye.
Evet Kortun bir haftada üç kez ziyaret etmiş yapıyı; ya bizler? Ya sizler?
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 02:33.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177