![]() |
|
|||||||
| Projeler Gündemdeki inşa edilmiş ya da proje aşamasındaki binalar... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-03-2001
Mesaj: 48
|
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu
AKM yıkılsın mı, yıkılmasın mı tartışmalarının yoğun biçimde yaşandığı şu günlerde, Türkiye'nin acı gerçeklerinden biri daha geçenlerde CNN Türk, Afiş programında su yüzüne çıktı. Ankara' da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu 'yenilenmiş'. Orkestra şefi Rengim Gökmen ( kendisi yurtdışında da tanınmış bir sanatçı) bu salonun tam anlamıyla bir facia olduğunu söylüyor. Tüm salonun duvarları halı kaplı ve 1.70 mt. boyundaki bir insan koltuklara sığamıyor, ayaklarını koyacak yer yok. Şef, dünyanın en eski ve köklü senfoni orkestralarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın böyle bir salonda çalmak zorunda kalmasının büyük üzüntü ve utanç verici olduğunu söylüyor. Salon, mimari yerleşim ve akustik performans açısından rezil bir durumda, sanatçılar çaldıkları enstrumanları duyamaz haldeler, kaldı ki dinleyiciler ne duyuyor?
Olayın en can alıcı kısmı ise, zaten önceden spor salonu olarak kullanılan mekanın yakın bir zamanda yenilenmiş olması. Şef, akustik açıdan eski halinin daha iyi olduğunu ve maalesef Türkiye'de geröek anlamıyla yapılmış bir konser ya da tiyatro salonunun olmadığını, olanların ise ya başka işlevlerden dönüştürüldüğünü ya da dünya standartlarının çok gerisinde yerler olduğunu savunuyor. Mimarlar olarak her şeyi bilmemiz beklenir, bilemediğimiz durumlarda ayıplanırız, bu nedenle bilmesek de biliyormuş gibi davranırız. Artık her konunun uzmanlık gerektirdiğini öğrenmemizin zamanı gelmedi mi? Olaylara siyasi pencereden bakmayı ne zaman bırakacağız? AKM başta olmak üzere gerekirse tüm salonlar yıkılmalı, yerlerine işlevlerine uygun salonlar uzmanlar tarafından yapılmalı. (Tarihi değeri olanlar hariç) Orkestra şeflerinin 'Türkiye' de çalacak salon yok' dediği bir ortamda daha neyin tartışmasını yapıyoruz? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
|
Bahsi geçen programı izlemedim. Ne zaman yayınlandı acaba?
CSO Salonu Semra ve Özcan Uygur'un tasarımı. Eğer aynı yapıdan bahsediyorsak bu yazılanların hiç birisine gözümle görmeden inanmam.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-03-2001
Mesaj: 48
|
Program 21 Mart günü yayınlandı sanırım. Mimarların adı geçmedi programda. Tanıdığınız mimarlar CSO' yu yakın zamanda yapılan tadilatın tasarımcıları mı bilmem. Bildiğim işin çok kötü şekilde yapıldığı bence sorumlu tasarımcıların cezalandırılması gerektiği. Madem ki mimarların sorumlulukları var, yerine getirmediği durumda cezalandırılmalılar. Çünkü o salon hepimizin verdiği vergilerle yapıldı. Kimsenin devlet adına kullanılmayacak mekanlar tasarlamaya hakkı yok. İnsan hiç birşey bilmese dahi en azından orkestra şefine sorar, dünyadaki örneklere bakar.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 28-04-2004
Mesaj: 4
|
CSO Konser Salonu
Öncelikle Bahsedilen Salonun Semra Uygur -Özcan Uygura ait olmadığını belirtmekle başlamalıyım.Biz yeni konser salonunun projelerini hazırladık. Hİkayasini aktarmaya çalışacağım.
Cumhurbaşkanlığı Konser Salonu ile ilgili sorunlar yumağı 1992den beri devam eder.Bir başkent düşünün ki hala düzgün bir konser salonu olmasın. Sayın Rengim Gökmenin şu anda Orkestra Şefi olduğu ve şikayetde bulunduğu salon mevcut Konser Salonudur. Bu Salon 1960 larda Güreş salonu olarak inşa edilmiş daha sonra Mimar Ertuğrul Özakman tarafından konser salonuna dönüştürülmüştür. Sayın Özakmanın düzenlediği salon bugünkü durumuna kıyasla ve dönüştürüldüğü zamanın şartları gözönüne alınırsa orta ölçekte bir konser salonu idi.Herşeyden önce insanlar rahatca oturabilirlerdi. CSO ya talep 1990 lara kadar o kadar yoğunduki fuayede bile konser izleyenler olurdu. Kültür BakanıSayın İstemihan Talay zamanında Salonda tadilatlar yapıldı. Sayın Rengim Gökmen çok haklılar şikayetlerinde. Konser Salonlarında kişi başına düşen hacim 10-11m3 olması gerekirken, zaten yeterli yüksekliği olmayan mevcut salonunun tavanı aşağı çekildi,hacim azaldı , duvarlar halı kaplandı, kolkuklar sıkıştırıldı, mevcut mermer fuaye döşemesi seramik yapıldı. Kısacası bir konser salonunda yapılmaması gereken ne varsa orada uygulandı. Benim, bahsedilen salon için kullandığım benzetme ise Kasaba düğün salonudur. Konser Salonunun bizdeki hikayesi ise 1992den beri devam etmekte. Devamında anlatacağım. Durumu anlatmaya 1980den başlamak gerekiyor. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 28-04-2004
Mesaj: 4
|
Cso
1980 Yılında Atatürkün Doğumunun 100 yılı dolayısıyla Ankarada Atatürk Kültür Merkezi alanları ile ilgili yasa çıkarıldı. 5 bölgeden oluşan AKM alanları ile ilgili kararlar da başkanlığını Cumhurbaşkanının yaptığı Milli komitede alınıyor. Mevcut Konser salonu ve Ankara Adliyesi arasında kalan AKM 4. bölgede Konser salonu yapılması için Milli Komitede karar alınmasının ardından Ulusal Mimari proje yarışması açıldı. bizim projemiz birinci seçildi.
1993 yılında başlayan projenin 1995 de ihalesi yapıldı. Ama temeli Aralık 1997 de dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Demirel tarafından atıldı. Yeterli ödenek ayrılmadığı için bugüne kadar kayda değer bir ilerleme olmadı. Konser Salonu projelendirme aşamasında Alman Fraunhofer-Institut für Bauphysik IBP (Fraunhofer Bina Fiziği Enstitüsü) akustik danışmanlığını yaptı.Bilgisayar simülasyonu ile birlikte 1/20 maket üzerinde akustik testler yapıldı , proje bu test sonuçlarına göre tarafımızca detaylandırıldı. Proje kapsamında 2000 dinleyece kapasiteli ve 500 dinleyici kapasiteli iki salon ile gerekli diğer işlevler yer alıyor. Yarışma sonuçlandığında Cumhuruyetin 75. yılına bitirlmesi hedefleniyordu. Ancak Bugüne kadar gelen hiçbir siyasi iradanin önde gelen tercihleri içinde yer almadığından olsa gerek bir arpa boyu yol katedilmedi. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-03-2001
Mesaj: 48
|
Sayın Semra Uygur' a konu hakkında bizleri aydınlattığı için teşekkür ederim. Tasarlamış olduğunuz salon için bir akustik uzmanıyla çalışmış olmanız gerçekten memnuniyet ve ders verici nitelikte. Size ve ekibinize genç bir mimar olarak teşekkür etmek isterim. Umarım salon bir önce ödenek bulur ve yapımı tamamlanır.
Akustik konusu Türkiye' de hemen hiç bilinmeyen, bilinen şeylerin ise çoğu zaman hatalı olduğu bir konudur. Türkiye' de ki 'Akustik Mühendisi' sayısı sadece ve sadece 1 dir. (Dr. Duyal Karagözoğlu, kendisi İtalya' da eğitim almış) ( Mimarlar akustik mühendisi değildir ve Türkiye' de almış olduğumuz eğitimle olamazlar, bırakın salonu, cep sinemasını bile standartlara uygun biçimde tasarlayıp detaylandıramazlar) Tiyatro, konser salonları tartışmalarının yaşandığı şu günlerde akla başka sorular da geliyor. Tasarım yapacak mimar çok, fakat işin akustik yönünden uzmanı sadece bir kişi. ( ki genelde mimarlar egolarını yenip, kendisine danışma zahmetinde bile bulunmuyorlar) |
|
|
|
|
|
#7 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-06-2006
Mesaj: 10
|
Alıntı:
Ayrıca, "Akustik mühendisi" çok muğlak ifade. Biz burada mimari akustikten bahsediyoruz ve dediğim gibi bu konuda çok değerli hocalarımız var. Biraz araştırırsan gerekli bilgilere ulaşırsın. |
|
|
|
|
|
|
#8 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-03-2001
Mesaj: 48
|
Alıntı:
Ben YTU den mezun olmuş biri olarak, hem okulumdaki hocalarımdan ders aldım, hem de bahsetmış olduğunuz ITU deki hocaların da bir kaç seminerine girmiştim. BUnun yanında çok yakın bir arkadaşım halen YTU de y.lisans yapıyor Yapı Fiziği kürsüsünde. Tüm dersleri ve der notlarını biliyorum. Okullarda bu kanu hakkında sadece bir fikir oluşması için bir kaç ders veriliyor, o kadar. Bir salon tasarlayacak kadar bilgiyle donatılmıyoruz, donatılamayız da. Madem bizim ülkemizde bu konu mimarlık fakültelerinde ve y.lisans derslerinde çok kısa bir zamanda verilebiilyor, o zaman neden yurt dışında 'Akustik Mühendisliği' diye ayrı bir bölüm var? Neden yurt dışında mimarlar bu işler için uzman danışmanlar tutuyorlar? Haber verelim de bizim okullardan birinde y.lisans derslerine girsinler, o zaman boş yere danışman tutmalarına gerek kalmaz. Amacım hiç bir kuruma yada şahısı küçük düşürmek değil, sadece bu bilimin biz mimarlara y.lisans derslerinde verilemeyeceği. Neden orkestra şefleri ' Türkiye' de çalınacak salon yok ' diyor? Mevcut salonları mimarlar tasarlamadılar mı? Sayın Sema Uygur neden yurt dışından bir uzman ile çalışmayı tercih etti, Türkiye ' de mimar mı kalmadı? Lütfen önyargılarınızdan ve egolarınızdan kurtulun. Okullardaki hocalarımızın tümü mutlaka değerli, fakat bu bilim dalı sadece aldığınız derslerle yapılabilecek bir iş değil. Bu tüm dünyada böyle, Türkiye' de de olmalı. Dilerseniz bu konuyu yüzyüze de görüşebiliriz. Bana, bugrayazgi@gmail.com adresine mail atarak ulaşabilirsiniz. Hatta zaman ayarlabilirsek Duyal Bey ile görüşmeye gidebiliriz, ya da yöneticimizden rica edelim, Duyal Bey ile Arkitera ' da bir söyleşi yapsınlar. Çok faydalı olacağına inanıyorum. |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|