![]() |
|
|||||||
| Projeler Gündemdeki inşa edilmiş ya da proje aşamasındaki binalar... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 310
|
Mogan Camisi - Hilmi Güner, Hüseyin Bütüner
![]() Hüseyin Bütüner ve Hilmi Gürer'in kurduğu Artı Tasarım tarafından tasarlanan Mogan Camisi projesi Arkitera Proje'de. Projeyi daha yakından incelemek için... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 04-08-2004
Mesaj: 1.610
|
Merhaba, Bir alternatif çözüm olarak beğendim, ancak hem tepede hem de yüzünü göle / suya çevirmiş bir camide neden 'yarı şeffaf' cam kullanılmış bunu anlayamadım. İbadetin ışığın mekana girdiği yöne yönlendirilerek yapılması güzel bir düşünce sentezi ve dünyevi görüntülerden zihni uzaklaştırıyor. Ama ben şeffaf cam kullanılmasını ve insanlara iç ve dış arınma huzuru veren su görüntüsüne mani olunmamış olmasını tercih ederdim. Güneş ışınlarını kesmek için yaklaşımlar benimsenebilirdi. Ayrıca merak ediyorum; neden iç mekandan, ışığın geldiği yöne doğru hiç fotoğraf çekilmemiş. Bir cami için iç mekanın ifadesi / ortamı çok önemlidir. Ben buraya ibadet için girecek bir insanı nasıl bir ortamın beklediğini merak ettim. O ilk etkiyi... İyi çalışmalar |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Ben şeffaf cam kullanımını eleştiriyorum. Dikkat bozan bir şey ibadethane için. Dışarıdaki hareketler dikkati dağıtıyor. Mihrap tarafında olması ise daha kötü.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-10-2005
Mesaj: 65
|
Her yerde gördüğümüz kubbeli cami mantığının dışına çıkılmış olması güzel.Ancak yine de sanki caminin doğasında var o etnik,oryantal hava.Sanki bir yerlerde kıvrımlar,biraz hareketler arıyor insan.En azından ben arıyorum.Çok düz geldi bana.
__________________
~interior architect~ |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-11-2005
Mesaj: 40
|
Minare
Minarelerin günümüzde nasıl olması gerektiği hep tartışma konusu olmuştur.
Ne gerek var hiç çıkılmayan bir yere bu kadar masraf vs... diye. Cami minaresinin yapı/kent simgesi olması yanında bir fonksiyonu da kıblenin gösterilmesidir. Tepesindeki hilal kıbleye paralel olarak yerleştirilir. Şerefeye açılan kapı kıbleye açılır. İbadet için yalnızca camiye gitme zorunluluğu olmadığından uzaktan geçen biri bu işaretler yardımıyla kıbleyi bulabilir. Bu caminin minaresi sitilize edilirken bu fonksiyonlar heralde düşünülmemiş.
__________________
yok yok olsa o vardır. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-09-2006
Mesaj: 32
|
Cami formunu kaldığı yerden geliştirmeyi düşünmek her zaman için hoş bir fikir.Fakat sanırım ön tasarım aşamasında araştırma eksikliği var.(bu konu ile ilgili yaptığım bazı araştırmaları "cami formu" başlığında yazmıştım)Ve bu projede de şöyle bir anlam çıkarılıyor: bırakılan noktadan devam etmek yerine yeni olgular oluşturmak..Ben ise bu konuya hep şu gözle bakmaktayım: Amerika'yı 2.kere keşif etmek yerine keşke artık coğrafyasını öğrenmeye çalışsak...
![]() |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 28-11-2006
Mesaj: 12
|
arkadaşlar merhaba
insanlar her ne kadar artık daha da bilinçlenmiş olsada kendilerinin bir takım batıl inançlara sapmayacaklarını düşünselerde insanoğlunun içinde her zaman bir nefis vardır. O yüzden güneşin batışında doğuşunda namaz kılınmaz ateşin önünde namaz kılınmaz.çünkü bunlara geçmişde hatta günümüzde tapınmalar var.bu ifadeler biraz sert olmuş olabilir ama bunların bilinmesi gerekir islam dini zor şartlarda bunların içinde kurulmuş bir dindir bundan dolayı hassasiyet gösterilmeli.niye birey camın önünde namaz kılarken dışarıya bakacaktır ateşi görecektir güneşi görecektir gölde yıkanan çocukları görecektir vs. bütün bunlar orada namaz kılan insanı zamanla yozlaştıracaktır. ben bundan dolayı kıble tarafının cam olmamasından yanayım. tüm arkadaşlara sevgiler
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Yönetici
|
İki şey söylemek isterim: İlki kıble cephesinin cam olması ile ilgili. Camın tam geçirgen olmadığı ve göle baktığı yeterince dikkate alınmıyor sanıyorum. İkincisi ise daha önemli. Bir yapıyı görmeden bu kadar eleştirmek ne kadar doğru? Hele de 16.yy'dan kalma bir tipolojinin çok büyük oranda kabul gördüğü bir ortamda böyle bir mimarlık ürünü projelendirilmiş ve uygulanmışsa.
Özellikle de Gün'e bu notum. Ben Ankara'ya gittiğimde görmeye çalışacağım binayı. Siz zaten Ankara'dasınız. Caminin yerini bilen varsa kmz dosyasını eklerse çok sevinirim. |
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
Yapıyı eleştirmedim aslında, eğer bana söylediyseniz bunu. Hoşuma gitti açıkçası her ne kadar minaresi olmasa cami olduğunu anlamazdım ama...Sadece camın tamamen şeffaf olması, ibadet edenlerin dikkatini dağatacaktır diye düşünürüm. Hepsi bu .Hep bir okul, bir de cami projesi yapmak istemiştim ama olmadı maalesef. |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-12-2005
Mesaj: 195
|
...
minaresi olmasa bende cami olup olmadığının algılanabilirliğinin zor olduğunu düşünüyorum... ayrıca dikkatimi çeken başka birşey daha var...cemaatle namaz kılınırken imam en önde olmak zorundadır...kimse imamdan daha önde cemaate katılamaz...bu açıdan bakıldığı zaman resimde de işaretlediğim alanlar boş kalmak zorunda...buna mihrabın içeriye çekilmiş olması sebep olmakta...benim görüşüm bunun işlev açısından yanlış bir teercih olduğudur...buna benzer bir durumu erzurumda yaşamıştım...mahallemizde yapılan caminin mihrabı inşa edilirken (orjinalinde dışarıya doğru çıkıntı yapıyordu) statik problemler oluşmuştu ve yıkılmak üzereydi...bunun üzerine mihrap içeriye çekildi ve dış duvar düz bir şekilde bitirildi...bundan sonra ise cemaat ister istemez imamın daha önünde namaza durmaya başladı...sonra imamın arkasında kalacak şekilde bir ip çekildi ve cemaatin ileriye gitmesi engellenmeye çalışıldı...umarım burdada böyle bir ip çekilmek zorunda kalınılmaz...genede o alanların gereksiz boşluklar haline dönüştüğünü düşünüyorum...işlev bakımından...
__________________
ebubekir küçük... |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Doğru bir tespit. Ancak az ya da çok o çizgide (mihrabın çıkıntı yapması durumu hariç) bir alan kaybı olacaktır.
Giriş çıkışlar gene yetersiz bir kapıdan yapılıyor gördüğüm kadarıyla. Ayakkabılık kısmı konusunda da sanırım yeterince düşünülmemiş. Bir Cuma günü gene itiş kakış olacak insanlar...Çözmek de kolay değil bu sorunu... |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.530
|
Fotoğraflara bakarak "spekülasyon" yapmama Ömer Yılmaz bir miktar "kızacaktır" ama bu yönde ilerleyen anlatıların açmazlarını, eksikliklerini bünyeden ayıklamadan bazı noktalar üzerinde durmak istedim. İlk olarak bu şeffalık-yarı şeffalık meselesi var galiba zihinlerimizi "gıdıklayan". Şeffaflık üzerine yaslanan serzenişler, dikkatin dolayısıyla ibadetin bozulacağına işaret ediyor. birincisi bu cami kentsel bir ortamda değil; dolayısıyla dikkat bozucu şiddette dışarıdaki hareketler neler olabilir? doğal ortamın kıpırdanmaları en fazla sanki: su üzerindeki anlık parıldamalar, kuş uçması, rüzgar vs. Kaldı ki, tam bir şeffaflıktan çok geçirgenliği farklılaştırılmış dolayısıyla dışarıdaki ışığı ve görüntüyü mimetik olarak içerideki ortama göstermenin amaçlanmadığı, ışığın bir şekilde "tercüme" edilerek kullanılmaya çalışıldığını tespit etmek gerek. bu kullanımın ya da "tercüme"nin ifadesi konusunda tartışılabilir belki. bu kadar tek homojen olması yerine bir tür biçimsel olmayan "vitray" yorumu olarak aklıma hemen gelen Herzog ve de Meuron'un Londra'daki Laban Centre işindeki gibi farklı renklerde polikarbon malzemenin katmanlı kullanımındaki gibi bir ifade geliştirilebilir miydi diye soruyorum kendime. asterianın işaret ettiği "insanlara iç ve dış arınma huzuru veren su görüntüsüne mani olunmamış olması", vaziyet planındaki "fonksiyonel" patikanın yeri camiye paralel yaklaşımı mümkün kılacak şekilde kaydırılarak ele alınabilseymiş bir ortam hazırlama aralığı olarak değerlendirilebilirmiş gibi görünüyor. asimetrik bir çabanın bu şekilde aksiyel endişelerle çelişkiler yarattığını düşünüyorum.
Son cemaat diye adlandırılsa da ayakkabı holüne indirgendiğini düşündüğüm arayüz içerideki ortamına ve ışığa hazırlayıcı olmak üzere loşlaştırılmak yerine bazı "estetik" endişeler sonucu olduğunu varsaydığım bir koparmayla sekteye uğradığını düşünüyorum. Herşeye rağmen, Ömer Yılmaz'ın da vurguladığı gibi "16.yy'dan kalma bir tipolojinin çok büyük oranda kabul gördüğü bir ortamda böyle bir mimarlık ürünü projelendirilmiş ve uygulanmış" olması en azından mimarlık ortamımızda bir takım önkabullerin değişebildiğine işaret etmesi açısından olumlu bir çaba. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 757
|
Yapıyı Arkitera'da ilk incelediğimde benim de aklıma gelen ilk şey lumina' nın da bahsini geçtiği Laban Centre oldu.Laban'ı ilk incelediğimde cephe malzemelerini Tate Modern' deki gibi cam blok olduğunu zannetmiştim.Konuşulan konular hususunda; Bana göre de yerinde gözlem çok önemli ,özellikle yapı içerisinde yaşanılacak deneyim.Cam bloklar arkasındaki bulanık,ışık efektli görüntülerin, camide vaazı dinleyen ya da kendisini ruhen dinlendiren insan için olumsuz olmadığını düşünüyorum.Kaldı ki namaz kılınırken karşıya değil secdeye bakılır.Yapıların hep iki hali vardır gözümde; gündüz ve gece.Gece görüntüsünün de, bulunduğu çevre içerisinde hoş görüntüler vereceğini düşünüyorum.
kolay gelsin.. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-12-2005
Mesaj: 195
|
...
dediğiniz gibi ideal olan ibadet esnasında yani namaz kılarken secdeye bakmaktır... ama bu ideal olandır... herkesinde ideal bir biçimde ibadet edebileceğini varsaymak pekte doğru değildir...örneğin herhangi bir cemaati namaz kılarken gözlemleyin...kaç kişi dediğiniz gibi namaz kılıyor...yani bunun (yani namaz kılarken karşıya hatta yukarıya bile bakılabileceğinin) olası bir durum olduğunu belirtmeye çalışıyorum...karşıdaki manzaranın da göl , kuş , ağaç veya böcek olması farketmez...insanın dikkati herhangi bir şekilde dağılabilir...yani orada cam değil de duvar olsa bile dikkat dağılabilir...ama önemli olan buna karşı alınabilecek önlemleri maksimuma çıkartabilmektir...o cepheyi de TAMAMEN şeffaf yapmamak alınabilecek güzel önlemlerden bir tanesidir...
buna rağmen bende Ömer Yılmaz a katılıyorum...
__________________
ebubekir küçük... |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-09-2006
Mesaj: 32
|
Değerli arkadaşlar.
Önceki yorumda da dediğim gibi cami formunu bırakılan yerden devam ettirmek güzel bir şey.Fakat bazı değerler içinde Amerika'yı yeniden keşif etmek yerine coğrafyasını öğrenmeye başlasak keşke.Cami formunun bırakılan yerdeki manalarını tamamen hiçe sayarak çok verimli ibadet mekanları elde edebileceğimizi sanmıyorum:her ne kadar nüfüs yoğunluğunun çok az olduğu yerlerde olsa bile.Bu konuda bazı kabuller var.Örneğin bir konuta gece gündüz holü için ne kadar ekstra çözümler getirmeye çalışsak da fonksiyonellik olarak en uygun yönleniş gene aynısı çıkacaktır sonunda.Bu konuda yaptığım araştırmanın okunmasını rica ediyorum arkadaşlardan(bknz:cami formu başlığı).Dolayısı ile bu noktada bazı nitelikleri binalarda yapa boza öğrenmek yerine,kullanılmış ve kabul görmüş değerleri kulak arkası etmemekle de önemli bir mesafe kat edeceğimizi düşünüyorum.Evet bir cami ya da her hangi bir yapı alışılmışın dışında olduğunda daha fazla değer kazanıyor ve kazanmalı.Çünkü yapılar için şablon kullanımı her zaman karşı olduğum bir davranış.Mesela;tamamen üçgenlerden(peyzaj da dahil)oluşmuş bir konut çözümü görmüştüm ve takdir ettim.Ama bu üçgen kullanım konut projesinde kıstas alınan çoğu noktayı tutuyordu.Dolayısı ile uygulaması bile düşünüldü.Fakat değerlendirildiğinde bu cami formunun uygun olmayan noktaları ya da camide ağır fonksiyonlar üstlenmiş bir çok elemanı hiçe saymamak da özellikle bir ibadet mekanı için uygunluğu şüpheli bir nokta. Sonuç olarak değişik formlara ve yapılara her zaman açığım:fakat fonksiyonelliği de her zaman önemserim yani ![]() |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|