|
|
#31 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 470
|
sayın"sewwinc"
o biraz da bölgedeki bilinç seviyesi ile de alakalı. ama ben geleneksele bağlanmanın yalnızca formla olmadığını düşünüyorum. yani geleneksel mimari formunu taklit etmiş mimari demek değildir sadece. bir camide mihrap-minber v.b. olmazssa ihtiyacı tam karşılamadığını düşünürüm. çünkü belli ihtiyaç ve şartlar için onlar getirilmiştir. onların olmadığı mabetler de vardır elbet ama bunlar küçük yapılardır mutlak. minare için sayın "gün"ün dedikleri yeterince şey söylüyor bence. kubbe ise akustik ve taşıyıcılık adına işlevsel. tabi bunlar mutlaka olmalı demiyorum. ben yorumlanması gerektiğini düşünüyorum. zaten bu forum da bu yüzden açılmadı mı? tabi yorumlarken de dikkat edilmesi gereken forma takılıp kalmak olur. formdan ziyade işleve katkıları ve bununla ilgili yorumları tartışılabilir. daha önce de dediğim gibi: mimari insanların yaşam biçimlerini değiştirmek ve değerlendirmek için vardır. form-taşıyıcılık-şiirsellik gibi konulara fazlaca dalıp bu noktayı es geçersek o zaman mimarlığımızdan şüphe etmemiz gerekir. mesela ben şimdi şüphelenmeye başladım ![]()
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#32 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 252
|
Tamam kabul yerleşmiş ,iyice kanıksanmış öğeler var .mesela değişikliğe bunların formlarıyla oynayarak başlayabiriz Resimde görünen singapurdaki Assyafah camisi .Geleneksel öğeleri günümüze uyarlamada güzel bir örnek. Minare çelikten imal edilmiş.Bu kadar malzeme alternatifi varken neden kendimizi betonla kısıtlıyoruz.
Bazı arkadaşlar ."neden değiştirelim?" dediler .bende "neden değiştirmeyelim?" diye soruyorum.Arkadaşlar biraz cesur olun .Topluma karşı bir sorumluluğumuz var .neden tekdüze kalalımki?Binaların insan ruhu üzerindeki etkilerini hepimiz kabul ederiz. mevcut cami formunun temsil ettiği şeyler artık 18.yy da bittiki .o zamanlar bile yeni bir form arayışına girişildiği.Nigoğos Balyan'ın 1853 yılında yaptığı ortaköy camii'nden anlaşılabilir Şimdi içimizden bazıları "batılılaşma hareketi" diyebilir.ama genel olarak klasik tür camilerden çok farklı bir özelliği cephelerden ışık almasıdır ki bu özellik mekana, seçilen renklerele birlikte klasik camilere göre çok samimi,sıcak bir hava katmaktadır. Klasik cami formunda ışık içeriye son derece kısıtlı bir şekilde alınır buda aynı kiliselereki amaçta olduğu gibi mekana uhrevi bir hava katmaktır.tamam kabul.Fakat bu form yanında eskilik,hantallık,değişmezlik,abartı gibi toplumumumuzdada problem olan şeyleri çağrıştırmakta olup islam dininin zaten kabul etmeyeceği şeyleri sembolize etmekte fikrimce. Mimar sinan'a saygımız sonsuz . Eskiden devletin gücünü göstermek amacıyla o devletin dinine veya kültürüne ait fonksiyonuda olan anıtsal binalar yapılırdı mısırdaki piramitler ,iskenderiye feneri, kulelerinin boyu yüz metreyi geçtiği Sagrada Familia bazilikası.(örnekleri çoğaltabiliriz ilk aklıma gelenler bunlar) bizimde elimizdeki malzemede camilerdi ve ortaya devasa sanat eserleri çıktı.Ama neden hala inatla bu formu kopyalayıp duruyoruz? Neden "ağır "imaj vermeyi seviyoruz?İslam dini bu imajımı hak ediyor? Bir diğer noktada klasik tip cami formumun hem bina maliyeti hemde işletme maliyeti olarak ekonomik olmaması .Klasik cami formu halktan toplanan paraları israf etmektirki dinimice bu zaten yasaktır. |
|
|
|
|
|
#33 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-06-2006
Mesaj: 115
|
izler_ yönelme
Katıldığım bir konferansta çocukların mimarlık üzerinde düşüncelerini almak için kültür düzeyi farklı iki okulda anket çalışması yapılmış. Mimarlığın ne olduğu üzerine kompozisyon ve resim yapmalarını istemişler. İki okulda da öğrenciler camiyi anlatarak mimarlığın ne olduğunu anlatmaya çalışmışlar.
Toplumumuzdada bu durum farksız. Mimarlığı cami yapılarıyla bütünleştirilmiş durumda. Mesleğimiz adına bu kadar önemli bir durumda bulunan cami yapıları için mimarlara ve sorumluluk sahibi insanlara çok iş düşmekte. Mimar Sinan dan sonra kalıplaşmış ve geleneksel hale bürünen cami yapılarını sorgulanmadan, neyi niçin yaptığımızı bilmeden; benzerlerı ve türevleri yapılmakta. Dünün gereksenimlerinin dışa vurumu olan form günümüzde neden hala aynı. Gelenekselleşmiş ve alışılagelmişlik cami formu bizim icin ne mana icermekte. formlara ne manalar yüklenmekte. zamanımızda bu zorunluluğunu sağlayan unsur ne dediğimizde cvb nı alamıyoruz. Tek zorunlu kabul edebileceğimiz yön kavramı. artık tüm unsurlar günümüz mimarisinin geldiği noktada çok iyi yorumlanmasına bakıyor. işlev-- yorum --mana --form gibi bütünün parçalarını iyi kurmamız lazım. _________________________________________________________________ kİmin İçin Neyi tasarlamak: |
|
|
|
|
|
#34 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-06-2006
Mesaj: 115
|
Türkiyeden bir örnek.
Günümüzün teknolojisi ile donan ama form olarak gelenekselci tutumun izlerini taşıyan Erzincan daki terzibaba camisi
bir uzay gemisi görünümünde olup icerindeki öğelerinin yorumlayışı ile farklılığını gözler önüne koyuyor. Bana alışıla gelmişliğin dışında duygular veren bu cami Türkiye'de en çok ilgimi çeken cami yapısı. sizlerle paylaşmak istedim. |
|
|
|
|
|
#35 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-06-2006
Mesaj: 115
|
|
|
|
|
|
|
#36 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-06-2006
Mesaj: 115
|
_________________________________________________________________________ m. salih çıkman |
|
|
|
|
|
#37 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
Bir iki ufak not: Klasik Osmanlı Mimarisi 18 yzl.'da değil 17.yzl.'da sona erdi. Davut Ağa'nın Yeni Camii bildiğim kadarıyla son önemli örnektir. Nur-u Osmaniye ile Barok dönem başlar. Mimari biçimde değişiklikler baş göstermesine rağmen, programda bir değişiklik olmaz. Sonuç olarak ihtiyaç aynı ihtiyaç. Zor bir konu değil. Birkaç öğe var dikkat edilmesi gereken hepsi bu. Gerisi bize kalmış.... Fikir olarak saygı duymama rağmen yok gökyüzüne ışık, yok servi ağacı vs gibi şeylerin geçici ve zorlama denemler olduğu düşünüyorum. Sorun, cami mimarisine yön vermeye çalışanların, bunu birden pat diye yapmaya çalışmasından kaynaklanıyor. Birşeyler birşeyler....E iyi de, dayanağı ne bu fikirlerin? Sinan ya da diğerlerinin bu konuda başarılı olmalarının sebebi çevrelerini ve geçmişlerini iyi araştırmış olmaları...Bilinçli mi yaptılar, bilnçaltında mı bilemem....Aynı zincir devam etmesine rağmen mantıklı değişimler görülüyor tarihi süreçte...Yani, alın Diyarbakır Ulu Camii'nden başlatın süreci, Kemalettin Bey'in Bebek Camisi'nde bitirin. Değişimler değişimler, ancak aynı kültüre ait olduğu hissettiren değişimler...Bir anda bir atlama olmadan, insana "bu nerden çıktı ya" dedirtmeyen değişimler.... Bilmem anlatabiliyor muyum? |
|
|
|
|
|
|
#38 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 470
|
sayın "mimar mahmut" ve "msc"nin eklediği örnekler bence iyi örnekler.
tabi bu örnekleri ufuk açıcı olarak ele almak gerekir. formların taklitinden ziyade formu düzenlemek asıl yapılması gereken tabii ki. ama formu düzenlerken de sayın "gün"ün dediği gibi çevre ve geçmişin de iyi araştırması gerekir. cami içinde bulunanlara mutlaka bir uhrevi etki vermelidir. ihtişamlı ve büyük olmalıdır. insanları korur nitelikte olmalıdır. içeri girildiğinde bir rahatlama ve güven duygusu vermelidir. ben genelde form üzerinde dutmadığım için formla alakalı fazla birşey söyleyemem. bence cami tasarlarken allahın isim ve sıfatları düşünülerek tasarlanmalı. böylece gerekli araştırma ve düşünme ile yoğurulmuş ve zamanın modern çizgisini tutan tasarımlar çok daha rahat yapılabilir.
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#39 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-12-2005
Mesaj: 486
|
neden kubbe, neden kemer, neden revak,
çünkü geniş açıklıkları betonarme ve çelik kullanmadan geçmenin tek yoluda ondan kubbedeki taş malzeme imalatı sırasında altına kurulan ahşap iskele ve kalıp tarafından tutulur ta ki son taş konana kadar son taş yerleştirirldikden sonra kalıp sökülür tüm kütle yerçekimi ile aşağı inmek ister böylece daha çok sıkışır tabiki yan duvarları yeterince ağır olmalı bunun için o yan kubbeler ve ismini bilmediğim payanda şeklinde yan taş duvarlar inşaa edilir pencereler de aynı şekilde kemerler ile teşkil edilir çünkü yeterince uzun üz sağlam tek parça lento taşlar bulmak hem pahalı hemde kaldırması zordur o tarihte motorlu taşıtlar ve vinçler yoktu ahşap ve taş kullanarak mükemmel konstrüksiyonun adı budur en kolay ve en sağlam yöntem budur. elbette modern tapınaklar çok hoş duruyor ancak tapınan insanlar pek yeniliklere açık olmuyor alışıla gelmişişin içinde daha rahat ibadet ediliyor
__________________
Ars Longa, Vita Brevis |
|
|
|
|
|
#40 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 252
|
İşte benimde cami formunu değiştirmekteki amacım, yeniliğe açık olmayışı yıkmaya çalışmak.Bu tür yerleri daha cazip hale getirip genç nüfüsu buralara çekmek
|
|
|
|
|
|
#41 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-11-2005
Mesaj: 9
|
Alıntı:
crazy_art'ın dediği gibi zamanın modern çizgisini tutan tasarımlar yapılabilir ve bir çok örneğini de görebiliyoruz bir çok arkadaşın da birleştiği yol burası diye düşünüyorum burada hiç kimsenin camiinin formunu değiştirelim, alışılmışın dışına çıkalım dediğine inanmıyorum.bu halkı da tasarımcıyı da zorlar... |
|
|
|
|
|
|
#42 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 252
|
arkadaşlar biraz cesaret !!! niye zorlanalım yada halk niye zorlansın? dönüp dolaşıp iş "şekilciğe" dayanmasın artık. "iki günü eşit olan zarardadır"buyurmuş peygamber efendimiz.yerimizde saymayalım islam dinine hak ettiği dinamik imajı kazandıralım.Heyecanımı bağışlayın.Bizi kubbe mimarisine bağlayan şey ne?neden modern tasarlasak bile kubbeye atıfta bulunmak ihtiyacı hissediyoruz?neden sadece beton ? çelik nerde? cam nerde? ahşap nerde ?ismini sayamadığım bir sürü malzeme onları kullanmamız için bizi bekliyorlar arkadaşlar !!! Artık ,islam dininin imajını zedeleyen iki tane inatçı yobaz ihtiyarın gönlü olsun diye yapılan ucuz uyduruk kopya görmek istemiyorum .bunları her gördüğümde yüreğim parçalanıyor. Bunlardan kurtulmak için modeller üretmeliyiz insanların gıptayla bakıp örnek alıp geliştirmek isteyecekleri modeller.Cami cemaatinden binbir zorlukla toplanan paralarla Çok daha ucuza mal edilebilecek binaları sırf "kubbe"uğruna 4 katına 5 katına mal etmeyipte, belki kamunun başka ihitiyacını karşılamayı neden"akıl"edemiyoruz ?Bunun adı düpedüz "kaynak israfıdır" ve "hesabı sorulur".
Klasik form o kadar çok taklit edilmiş o kadar çok "ayağa düşürülmüştürki artık Klasik cami formunu devam ettirmek Mimar sinana ihanettir.bırakalım artık eski cami formlarımız hakettikleri gün batımındaki istanbul siluetinde kalsın.sokak aralarında değil. ![]() |
|
|
|
|
|
#43 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
Tamam siz istemediğiniz için biz de vazgeçeriz. |
|
|
|
|
|
|
#44 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
|
Alıntı:
__________________
Tolga Çolak |
|
|
|
|
|
|
#45 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-03-2004
Mesaj: 117
|
Merhaba
Bir camide hangi formlar kullanilirsa kullanilsin önemli olanin biraktigi etki oldugunu düsünüyorum. Ibadet etmeye veya toplanmaya gelen (ki caminin en bastaki fonksiyonudur bu) kisilerin belli dini ve kültürel karakterlele bütünlesmesi saglanmalidir.
Farkli bir örnek olarak Kemalettin Bey'in 1911 yilinda yaptigi Tarlabasi Kamerhatun Cami'sinin resimlerini gönderiyorum.(Tarihte bir yanilma olabilir) |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|