![]() |
|
|||||||
| Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa.
Mimarlığa Yol Açın! >> |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
“Bir tadilat ruhsatı”nın alınma öyküsü''
Mehlev’in mimarlık okulunu bitirmiş, çocuk giyimiyle iştigal eden arkadaşı, Miriz Kenti’nin Hisaraltı’ndaki boş bir binanın tadilatıyla ilgili kendisinden yardım ister. Bir “mimar” olarak Mehlev, işin yasal (dikkat, “meşru” değil, “yasal”) yollarla, gerekli izinleri alınarak yapılmasını önermiş, arkadaşı da kabul etmiştir. Yaklaşık üç mevsim süren “tadilat ruhsatı” alma öyküsü böylece başlar…
2003’ün soğuk bir Aralık günüdür. Mehlev’in mimarlık okulunu bitirmiş, çocuk giyimiyle iştigal eden arkadaşı, Miriz Kenti’nin Hisaraltı’ndaki boş bir binanın tadilatıyla ilgili kendisinden yardım istemiştir. Yapı, bir zemin, üç normal ve bir çatı katından oluşan beş katlı, asansörlü, betonarme-karkas bir yapıdır. Çatı katı üzerinde de asansör makine dairesi yer almaktadır. Mehlev’in arkadaşı, mevcut haliyle, zemin katta dükkânlar, normal katlarda bürolar şeklinde düzenlenmiş yapıyı, tek bağımsız bölümlü mağaza yapmak istemektedir. Halen iş yaptıkları çok katlı mağazaları da, bu yapının hemen bitişiğindedir. Mimar Mehlev “meşru” değil, “yasal” yollarla işe başlar Mimarlık eğitimi almış olan arkadaşı, yapmak istediklerini, bir eskiz kağıdına çizerek Mehlev’e aktardığında görülen, duvarların kaldırılıp, asansörün biraz büyütülmesini kapsayan basit bir tadilattır. Ve Mehlev’in arkadaşı, işyerini sezona yetiştirmek için tadilatı hemen başlatmak ister. Ancak bir “mimar” olarak Mehlev, işin yasal (dikkat, “meşru” değil, “yasal”) yollarla, gerekli izinleri alarak yapmasını önermiş, arkadaşı da kabul etmiştir. İstenilen değişiklik, öyle derin bir plan araştırması gerektirmemektedir; duvarlar kalkacak, mevcut merdiven kullanılacak, mevcut asansör büyüyecek, üst katlarda yer alan aydınlık boşluğu üst katlardaki satış mekânlarına dahil edilecek, ön cephedeki kapalı konsol sağırlaştırılacak, sokaktan mağazaya uygun bir giriş oluşturulacaktır, o kadar... Ama yine de işe başlamak için bir imar durumu almak gerekmektedir. İmar durumu alındığında görülmüştür ki yapı, tescilli eski eser karşısında yer almaktadır. “Neyse ki basit bir tadilat işi için, Miriz’in tarihi ve kültürel dokusunu korumakla uğraşan koskocaman Koruma Kurulu onayı gerekmez herhalde” diye fikrini açıklayan arkadaşına, Mehlev, cephede yapılacak değişiklik nedeniyle, Koruma Kurulu onayının isteneceğini anlatır (Bu sırada, Mehlev’in arkadaşının, yapının karşısında yer alan Dükkancıbaşı Ailesi’ne ait olduğunu tesbit ettiği tescilli yapının bir müzeye dönüştürülmesi için, mal sahipleriyle yazıştığı öğrenilmiştir). Bu nedenle cepheyi sağırlaştırmaktan vazgeçilir. Mimar Mehlev, yine de iç kullanıma uygun, mevcut pencere düzeninde reflekte cam önerir; maliyeti biraz pahalı gelse de, Koruma Kurulu onayından kurtulmak için arkadaşı bu öneriyi kabul eder. İki deprem geçirmiş olmasına karşılık önemli bir hasar görülmeyen yapı, 1968 tarihli, inşaat ruhsatı, yapı kullanma izni olan yasal bir yapıdır. Ancak yaşanılan depremler ve sonuçları, yine de güçlendirme gerekebileceğini düşündürtür. Mehlev’in arkadaşı, ne gerekiyorsa yapılmasını söylemiştir. Mehlev, mesleki birikim ve becerilerine güvendiği ve yakın dostları olan bir statik bürosundan yardım ister. Statikçi dostları da aynı fikirdedirler; ancak bunun için karot örneklerine dayanan bir rapor ve ayrıntılı betonarme rölevesi gerekmektedir. Bütün bu çalışmaların bir maliyeti olacağını öğrenen mal sahibi, yine de ikna olur. Bu çalışmalardan sonra güçlendirme gerekliliği kesinleşir. Boyutu giderek büyüyen tadilat, yapı denetim firmasını da gerekli kılmaktadır. Mehlev’e, Hisaraltı’nda birlikte dolaşmayı öneren mal sahibi bu geziyle, yasal olmayan tadilatların yoğunluğunu göstermeyi amaçlamış, ama yine de mimar Mehlev, her şeyin yasal olması gerekliliğinde ısrar etmiştir. Tümüyle iyi niyetli olan arkadaşı kabul etmiştir. Yine Mehlev’in dost çevresinde yer alan arkadaşlarının yönetimindeki bir yapı denetim firmasıyla prensip anlaşmasına varılmıştır. Tadilatın maliyeti giderek artar… Güçlendirme çalışmaları, proje etütleriyle başlar. Kolonların çoğunluğunda betonarme mantolama ve ek betonarme perdelerin gerektiği ortaya çıkar ve mal sahibi 40 cm’lik ek radyeyi de kabul eder. Ek radye, mevcut durumuyla yolla hemzemin haline gelmiş olan yapı zemin kotunun, yoldan (Yol: 0.00, kaldırım: +0.20, zemin kat: +0.40) 40 cm yükselerek, zemin döşemesi olarak da kullanılabilecektir. Tadilat, düşünülenden çok daha maliyetli olacaktır ve bu çalışmalar için henüz daha inşaata başlamadan önemli miktarda paralar ödenmeye başlanmıştır. Güçlendirmenin nasıl yapılacağı tam sonuca bağlanıyor derken, yatay yüklerin düşey taşıyıcılara intikali gerekçesiyle yapıdaki mevcut karo mozaik döşemelerin temizlenerek, mevcut 25 cm’lik asmolen döşeme üzerine 5 cm’lik çelik hasırlı ek beton dökülmesi gerekliliği ortaya çıkar. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
Ok yaydan çıkmıştır bir kere, gerekiyorsa yapılacaktır.
Ok yaydan çıkmıştır bir kere, gerekiyorsa yapılacaktır.
Bu gelişmelerle birlikte, tadilatı, “basit”ten “esaslı” tadilata taşıyarak, yapının tescilli eski eser karşısında olması nedeniyle, mimari projenin Koruma Kurulu’nca onaylanması gereği de böylelikle kesinleşir. Mimari projenin tamamlanabilmesi için diğer projelerin de en azından mimari proje ile uyumu gerekmektedir; üstelik, Koruma Kurulu’ndan geçen projede daha sonra bir değişiklik yapılamamaktadır. Bir de, Koruma Kurulu onayından önce ilgili belediyeden “ön olur” alınacak, sonra Koruma Kurulu’na girecek, Koruma Kurulu onayından sonra (tabi ki tadilatı uygun bulursa), tekrar ilgili belediyeye gerekli bütün proje ve belgelerle başvurulup, tadilat ruhsatı alınacaktır. Süreci oluşturan kaçınılamaz aşamalar bunlardır... Mehlev, daha önceden, düşünülen tadilatın yapılabileceğini öğrenmiş olmasına rağmen, sık sık değişen yönetmelikler ve görüşler nedeniyle tekrar ilgili belediyenin yapı izinleri müdürlüğüyle görüşmesinin iyi olacağını düşünmüştür. Mal sahibi ve Mehlev, doğal olarak, tek bağımsız bölümden oluşacak mağazanın merdiveninin (mevcut merdiven), her katta oluşacak olan tek hacimli satış mekânlarından kolaylıkla algılanabilmesini istemektedirler. Ancak yangın yönetmeliği gereği, merdivenin, bir “merdiven evi” şeklinde korunaklı ve kapalı olması, ayrıca uygun ölçülerde havalandırma bacasına açılması gerekmektedir. Yapıda, sokağa açılan bir yangın merdiveni oluşturmak, imar yönetmeliği gereği mümkün değildir. Bu “korunaklılık”ı, yeni teknolojiye göre, püskürtmeli hava perdesiyle oluşturabilir midir? Tek mağaza olacak olan yapıda, merdiven, mağaza sahibi için, haklı olarak önemli bir konudur. İtfaiyenin konu ile ilgili görevlileriyle görüşülmelidir. Mimar Mehlev, konu ile ilgili itfaiye görevlisini öğrenip, randevu almıştır. Kendisinden emindir, ikna edebilecektir... O da ne?!.. “Yeni teknoloji”, ”çok katlı tek mağaza” ne demek?.. İtfaiye görevlisine göre, merdiven kenarında havalandırma için oluşturulan hava bacasına rağmen, korunaklı, kapalı bir merdiven evi bile yeterli değildir. Satış mekânı ile merdiven evi arasında, ayrıca güvenlik için duman geçişini engelleyici bir hol oluşturmak gerekmektedir. Sakın ha, itiraz edilmemelidir; Miriz Kenti’nin iki değişik semtinde ölümlü yangınlar yaşanmıştır. Gerçi onlar, çok ilkel şartlardaki “kafe”lerdir ama yine de tedbiri elden bırakmamalıdır. İtfaiye görevlisinin tutumu kesindir. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
işler garip bir hal alır...
Mehlev, konuyu arkadaşı mal sahibine aktardığında arkadaşının bakışlarının garip bir hal aldığını görür.
Giderek ikinci parmakları da kesilmektedir; ama ne çare, yapacak bir şey yoktur, parmaklarını kesen “şeriat”tır ama artık acıtmaktadır... Röleve ile eski yapıya ait ruhsata esas mimari projede uyumsuzluklar vardır ve bu durum mimar Mehlev’i tedirginliğe itmektedir. Örneğin mevcutta var olup, betonarme projede görülen bir kolon, mimaride gösterilmemiştir. Yapı yapılırken, arka hattı dikleştirmek için, yapı, arsanın bir köşesinden 16 cm küçük yapılmış, dolayısıyla röleve ile mimari proje arasında ölçü uyumsuzluğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca asansörlü yapının asansörleri kat planlarında gösterilmişken, mevcut olan asansör makine dairesinin varlığına ilişkin, mimari projede en ufak bir iz yoktur. Yardımlarını esirgemeyen ilgili belediyenin Yapı İzinleri Müdürü’yle tekrar görüşülmelidir. Müdüre Hanım’a konuyu aktarır. Gerçekten çetrefil bir konudur. Herhangi bir sorun yaşanmaması için, tadilat projelerinin, arşivdeki mimari projelere uygun olması gerekliliği akla en yakın olanıdır. Ancak bu durumda bir tane belediye için, bir tane de uygulama için proje hazırlamak gerekecektir. Üstelik bu durum, diğer projeler için de geçerlidir. Sonunda, sağduyulu Müdüre Hanım ve Mehlev bunun uygun olmayacağını düşünerek, birlikte, her şeyin röleveye göre yapılmasının uygun olacağına karar verirler. Mimari proje, güçlendirme uygulamasına göre, itfaiye görevlisinin istedikleri de yerine getirilerek ve cephede yer alan kapalı çıkma, başta düşünüldüğü gibi sağırlaştırılarak tamamlanır. Elden geldiği kadar gerekli belgeler tamamlanıp, ilgili belediyesine “ön olur” için başvurmadan önce Mehlev, Mimarlar Odası’na yani “Oda”sına başvurmalıdır. Oda’nın değerli görevlisine, yaşadığı süreci çok kısa özetleyerek, ilgili belediyesinden “ön olur” almak için hazırladığı projenin mahal listesi olmaksızın onaylanmasını ister. Oda görevlisi arkadaşı, her şeye rağmen, mahal listesinin olması gerektiğini belirterek, projede merdiven detayının olmamasının da bir eksiklik olduğunu ve bunların tamamlanması gerektiğini vurgular. Yapıda yeni bir merdiven yapılmayacaktır, mevcut merdiven kullanılacaktır ama yine de gerekmektedir... Nasıl olsa, Koruma Kurulu onayından sonra, mimari projeler tekrar çoğaltılıp, zorunlu olarak Oda’ya tekrar başvurulacak, ruhsat belgeleri içinde yer alması gereken “Oda belgesi” de o zaman alınabilecektir. Üstelik, mevzuatın gerektirmeyip, tadilat uygulamasının gerekli kıldığı birkaç detayı da eklemek gerekecektir. Mehlev’in amacı, uzayan işi hızlandırmaktır. Oda’sına başvurmadan önce, ilgili belediyenin, aynı zamanda Oda’sının Yönetim Kurulu Üyesi olan Yapı İzinleri Müdürü’ne derdini anlattığında, şimdilik Oda onayı olmadan da “ön olur” alabileceği konusunda anlayışla karşılanır. Ancak Koruma Kurulu Müdürlüğü’nün tutumunun ne olacağı bilinemezdir. Çünkü Müdürlük, yerinde bir tutumla, Oda onayını şart koşmaktadır. Durumu bir de, Oda’sının Sekreter Üyesi’ne aktardığında, talebi yerinde bulunmuş ve mimari proje Oda’sı tarafından, Koruma Kurulu’nu ilgilendirmeyen “eksiklikler”in daha sonra tamamlanması kaydıyla vizelenmiştir. İlgili belgeler ve dosya hazırlanmış, “ön olur” için Belediye’ye başvuru yapılmıştır. Mehlev’in içinde bir korku vardır; “kayıt kabul”de, her zamanki gibi -Mehlev’in beceriksizliği nedeniyle olsa gerek- dosyada bir eksiklik bulunacak ve “şunları, şunları tamamlayın öyle gelin” diyeceklerdir. İşi hızlandırmak için bazı belgelerin sonradan tamamlanması kaydıyla eksikliğini bilmektedir, ancak beklediği gibi, “tamamlayın da gelin” denmemiştir: “Dosyanızın, ‘yapı-ruhsat’taki mimar arkadaşlardan birine dağıtımını yapacağız, eksiklerinizi bu arada tamamlarsınız” (Mimar Mehlev, bu uygulama için de ilgililere teşekkür borcunu, bu yazı vesilesiyle yerine getirmiş olmaktadır). Mehlev, bu başvurunun bir “ön olur” için olduğunu, bu nedenle dosyadaki eksiklerin, Koruma Kurulu aşamasından sonra tamamlanacağını ve merdiven, ölçü uyumsuzluğu ve benzeri konuları, ruhsat şube şefi olan meslektaşı hanımla konuşup, bir seferde işi çözümleyerek, iş uzamasın diye düşünmektedir. Ancak, ruhsat şube şefi meslektaşına, konuyu, neden dosya dağıtıma verilmeden kendisine aktarmaya çalıştığını anlatmayı bir türlü beceremediğinden -Mehlev’in anlatım beceriksizliğinden olsa gerek- meslektaşının tutumunun verdiği rahatsızlıkla bundan vazgeçip, dosyanın dağıtımını beklemeye karar verir. Doğal olarak, dosyasının kontrol için kendisine verildiği belediye çalışanı genç meslektaşı, baştan beri değişik nedenlerle anlattığı eksiklikleri bir bir saptamıştır. Sabretmelidir, demek ki sıra, genç meslektaşını ikna etmeye gelmiştir. Eksiklikler, çabalarına rağmen, bir seferde tesbit edilemediğinden (nedense) işler kısa sürede tamamlanamaz. Sonuç olarak, oda belgesinin daha sonra tamamlanacak olmasını, bunun Oda’sının bilgisi içinde olduğunu, mevcut proje ile, tadilat projesindeki ölçü uyumsuzluklarını Yapı İzinleri Müdürü ile görüştüğünü, merdiven detayının gerekmediğini, çünkü bunun bir tadilat olduğu ve mevcut merdivenin kullanılacağını, mahal listesinin Koruma Kurulu’nu ilgilendirmediğini, bunun ruhsat projesinde tamamlanacağını vesaire anlattığında genç meslektaşı ikna olur. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
Tam “çok şükür, her şey tamamlandı” derken
Tam “çok şükür, her şey tamamlandı” derken genç meslektaşı, yapının ruhsata esas ilk mimari projelerinin suretlerinin çıkartılıp, suret olduğuna dair onaylatılarak dosyaya eklemek gerektiğini söylemiştir.
Mehlev, bunun, yani arşivdeki ilgili dosyanın çıkartılarak incelenmesi ve dosyaya eklenmesinin kendilerine ait bir görev olması gerektiğini, çalışma yapabilmek için yazılı bir dilekçe ile başvurarak zaten arşivden mimari projelerden kopya aldığını söyleyip bu kopyaları göstermişse de, genç meslektaşını ikna edememiştir; çünkü kopyalar suret olduğuna dair onay içermemektedir. Nihayet Koruma Kurulu’na çıkmayı başarır… Bir dilekçe ile, genç meslektaşının istediği suret alınmış, dosyaya eklenmiş, incelemeler yapılmış, ilgili masalar geçilmiş, hayli toplam tutan harç parası ödenmiş ve nihayet “ön olur” alınmıştır. Artık Koruma Kurulu’na başvurabilecektir. Tadilatta neler yapılacağı ayrıntılı olarak anlatılan, mimari proje müellifi olarak Mehlev’in ve mal sahibi arkadaşının imzasıyla hazırlanan dilekçeye fotoğraflar da eklenerek Koruma Kurulu Müdürlüğü’ne başvurur. Söz konusu yapının mülkiyeti beş ortaklıdır; ortaklar aynı aileye mensupturlar. Dilekçede mal sahibi görünen tüm ortakların imzası gerekmektedir, bu eksiklik giderilmelidir. Bu bir ölçüde anlaşılabilir bir istektir ancak, bir gün önceki tarihle, ilgili belediyesinden “ön olur” almış olan projenin incelenmesi için, imar durumunun, çapın, tapunun neden orijinallerinin istendiği anlaşılabilmiş değildir. Ayrıca tadilatı söz konusu yapı, tescilli yapı karşısında olması nedeniyle Koruma Kurulu’na başvuru gerektirmektedir; bu başvuruda, neden, yapının ilgili belediyesinden onaylı imar paftasındaki yeri işaretli belge istendiği de belirsizdir. Bu eksiklik iddialarıyla, dosya kabul edilmemiştir; çaresiz bu eksiklikler giderilecektir. Dosya tamamlanmış, Kurul Müdürlüğü’ne tekrar başvurulmuştur. Dosya, önce raportörler tarafından incelenecek, sonra kurula girecektir. Makul bir süre sonra, dosyanın durumu sorulduğunda, dağıtım henüz yapılmamıştır. Yapılacak bir şey yok, beklenecektir. Daha sonra, dağıtımda, konu ile ilgilenecek raportörün kim olduğu öğrenilir. Genç bir meslektaşı olan raportörle görüşmeye gidildiğinde, genç meslektaşı, başvuru belgeleri listesinde olmadığı ve başvurunun hiçbir aşamasında söylenmediği halde, yapının ilk “yapı kullanma izin belgesi”nin eksik olduğunu, bu eksiklik tamamlanmadıkça, dosyayla ilgilenmesinin olanaksız olduğunu söyleyecektir. Bu talebi haklı bulmasa da, mal sahibi arkadaşının işini artık çözmek istemektedir, onun için itiraz etmemiştir. İlgili belediyesine, bir dilekçe ile başvurmuş (bu arada belediyeye dilekçe yazmak konusunda epey bir deneyim kazanmıştır...), mevcut yapıya ait “yapı kullanma izin belgesi”ni almıştır. Mimar Mehlev, belgeyi, raportör genç meslektaşına verirken dayanamaz, sorar: “Sayın genç meslektaşım, bu belgeyi benden neden istediniz?” Meslektaşının yanıtı: “Yapının yasal olduğunu kanıtlayacak olan tek belge o”. “Yahu insaf” içerikli isyanını bastırarak, kendisine, bu tadilat projesinin, ilgili belediyesinden “ön olur” aldıktan sonra Koruma Kurulu Müdürlüğü’ne geldiğini hatırlattığında da yanıtı şöyle olmuştur genç meslektaşının: “Bazı belediyeler bu konuyu atlıyorlar...” Mehlev, ikinci kez isyanını bastırır. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
Çaresiz kurallar yerine getirilecektir.
Kurallar yerine getirilecektir.
Hayret Mehlev’in mal sahibi arkadaşı hâlâ isyan etmemektedir... Statikçi arkadaşlarından zemin raporu için bir jeoloji mühendisi önermelerini ister. Jeoloji mühendisi bulunmuştur ama rapor için üç imza gerekir. Raporu, bir jeoloji mühendisi, bir jeofizik mühendisi bir de geoteknik mühendisi imzalayacaktır. Vay canına, basit bir tadilat için işe başlayan ve hâlâ isyan etmemiş olan mal sahibi arkadaşına bu durum nasıl anlatılacaktır? Üstelik rapor için sondaj gerekmektedir. Yapının yer aldığı sokak olan Hanımlar Sokağı dar bir sokaktır, sondaj yapmaya uygun değildir. Yapı zemin katı da kat yüksekliği nedeniyle sondaja imkân vermemektedir. Zorunlu olarak sondaj, Ulusal Kütüphane’nin önündeki caddede yapılacaktır. Bu iş o kadar da kolay değil, sondaj için Miriz kentinin su-kanalizasyon idaresi ve elektrik idaresinden izin almak gerekecektir. Neyse, dilekçelerle başvurulup, gerekli izinler alınmış, sondaj yapılmış, üç imzalı rapor hazırlanmış ve görülmüştür ki, zemin, statikçi arkadaşlarının düşündüğünden daha iyidir. Mehlev sevinmiştir; hiç olmazsa, beton ve demir kesit hesaplarında bunun tasarrufa yönelik bir yansıması olacaktır. Olmamış, hesaplar aynı kalmıştır... Sonuçta, ilgili belediyesi’nden, “ön olur” alınmış, kurul onayı aşaması tamamlanmış, artık ruhsat için tekrar ilgili belediyeye başvurulabilecektir. Bunun için de, elektrik tesisatı, mekanik tesisat ve statik-betonarme projeleri tamamlanmalıdır. Mimariye de, mevzuat gereği değil de, işin gereği birkaç detay eklemek gerekmektedir. Hepsi tamamlanmıştır, ancak mekanik tesisatta bir sorun yaşanmaktadır. Yapı, split sistemi ile ısıtılıp, soğutulacaktır. Dış ve iç cihazların yerleri belirlenmiştir. Ancak bunun için ayrıntılı bir proje hazırlanmamıştır. Doğaldır ki, tesisatın elektrik bağlantıları, elektrik tesisatı projelerinde çözümlenmiştir. Böyle bir durumla belediye yeni karşılaşmaktadır. Daha doğrusu, yapılacak imalatın, olduğu gibi beyan edilmesi ve daha sonra yapımcı firma tarafından yapılacağı gerekçesiyle ısıtma-soğutma projesinin olmadığının ifade edilmesiyle yeni karşılaşılmaktadır. Geleneksel olarak, ısıtma ve soğutmanın bu sistemle çözümlendiği yapılarda, ruhsat aşamasında, yapı sobayla ısıtılıyormuş gibi gösterilmektedir. Bu, Mehlev’e uygun gelmemiştir. Çünkü böyle çok katlı bir mağazanın sobayla ısıtılacağı öngörüsünün saçmalığı ortadadır. Üstelik özellikle Mehlev ve mal sahibi arkadaşı, tadilatta ne inşa edilecekse, onun bir uygulama projesinin olması gerekliliğine inanmaktadırlar. Bu inançla, belediye görevlisi ile birlikte, o ana kadar belediyeye böyle bir proje gelmemiş olsa bile, split sistemini çözen projenin, mekanik tesisat projesine eklenmesine karar verilmiştir. Aman Tanrım, gelin görün ki, işler bu kadar basit değildir. Bu projenin eklenmesiyle, yapı maliyet sınıfı değişecek, dolayısıyla, mekanik tesisat proje bedeli ve buna bağlı olarak da “oda harcı” bedeli değişecektir. Daha inşaata başlanmadan değişik gerekçelerle ödenen paralar, artık mal sahibini düşündürtmeye başlamıştır; mekanik tesisat bedellerindeki bu bedel artışı da dikkat çekici hale gelmiştir. Bu arada belediye görevlisinin daha sonra aklına gelmiştir ki, yapının ısıtma-soğutma sistemi böyle olunca, “belediye ruhsat harcı” değişecek, değişiklik, ödenecek para miktarının bir hayli artmasına neden olacaktır. Bu farkların toplamını gördükten sonra, “uygulamada ne yapılacaksa, proje öyle olsun” ısrarı, artık “tuzu kuru”luktan başka bir şey değildir. Çare, geleneği uygulamak, yani koskoca çok katlı mağazayı soba ile ısıtılıyormuş gibi göstermek, bunun için de uygun yerde, uygun sayıda soba için duman bacası oluşturmaktır. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
Kuruldan geçen mimarilerde, bacalar yoktur.
Kuruldan geçen mimarilerde, bacalar yoktur. Kuruldan geçen projelerde değişiklik yapılamaz diye de bir kural vardır. Bu durumda ne yapılacak diye kara kara düşünürken, kuruldan gelen projelerin üzerinde, herhangi bir Koruma Kurulu onay izi görülmemektedir. Oysa, kuruldan, mimari projenin olumlu bulunduğuna dair yazı alınmıştır.
Projelerin onaylanmasının unutulduğu vehminin verdiği telaşla, Koruma Kurulu Müdiresi’ne gidilmiş ve durum kendisine anlatılmıştır. Müdire Hanım, bu tür tadilat işlerinde, Koruma Kurulu’nun, proje onay yeri olmadığı, Koruma Kurulu’nun, tescilli eser karşısında yer alan yapıdaki tadilatın aykırılık taşımadığına dair bir belirleme yaptığı ve görevinin bu kadar olduğu şeklinde bir yanıt vermiştir. İlgili yazının altında, ilgili belediyenin, yapı izinleri müdiresi sayın meslektaşının da imzası vardır. Bütün bunlar son derece yerinde ve makul açıklamalardır. Bu açıklamaların verdiği gönül ferahlığıyla, mimarilerde yerinde yapılmayacak duman bacaları işlenmiştir. Böylelikle, mekanik tesisattaki ısıtma-soğutma sorunu, asansör projesinin, elektrik mühendisi mi, makine mühendisi mi tarafından yapılacağı sorunu da projenin her iki taraf tarafından yapılması şeklinde aşıldıktan ve belirli bir süre alan “oda onayları”ndan sonra projelerle tamamlanan dosya, tadilat ruhsatı talebiyle ilgili belediyesine girmiştir. Artık, ruhsatı verecek olan ilgili belediye, işin statik projelerini yapmaya başlayıp, seçim sonucu işi sayın ortağının sürdürdüğü Mehlev’in yakın dostu ve arkadaşının yönetimindedir. “Mimari tetkik” sırasında, merdiven detayı eksikliği, tadilat projesindeki ölçülerle, arşivdeki mimari proje arasındaki farklılıklar, “tekrar” keşfedilmiştir. Tetkikteki genç meslektaşına konular “tekrar” anlatılıp, ikna edilmiştir. Mimari projedeki “Kurul Onayı” olmaması, genç meslektaşının da dikkatini çekmiş, durum kendisine anlatılmış, ancak bu kez ikna edilememiştir. Dolayısıyla, kurul kararı altında imzası olan sayın Yapı İzinleri Müdiresi’nden yardım istenmiş, konu böylelikle aşılmıştır. Numarataj krokisi eksikliği üzerinde de bir tartışma yaşanmıştır. Yapı, yeni yapı değil, mevcut bir yapının tadilatıdır. Bağımsız bölüm sayısında değişiklik olmuştur ama bu değişiklik bağımsız bölümün bire inmesi şeklindedir. Yani tadilatı yapılacak olan yapının numarası, mevcut yapının ana giriş numarası olacaktır. Ancak numarataj krokisi, yine de gerekmektedir. Bu arada demir metrajı veya genel metraj veya keşifte mi ne inşaat mühendisi proje müellifinin imza eksikliği giderilmeye çalışılırken, dosyada, mal sahibinin (eğer gerekiyorsa neden müteahitin değil de mal sahibinin?) sertifikalı veya sigortalı işçi çalıştıracağına dair taahhütname eksikliği saptanmış ve günlerce süren bir çabayla neden istendiği anlaşılamayan daha başka bir sürü, ama gerçekten bir sürü eksik belge tamamlanmıştır. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
|
Kış, ilkbahar, yaz bitmiştir; sonbahara girilmiştir.
Kış, ilkbahar, yaz bitmiştir; sonbahara girilmiştir.
İlgili belediyeden “tadilat ruhsatı” alma umudu hâlâ sönmemiştir. Bütün eksiklikler giderilmiştir artık ruhsat alınabilecektir. O da ne? Bunca geçen zamandan ve yaşanan onca şeyden sonra, Mehlev’in belediyedeki genç meslektaşının dikkatini ne çekmiştir? “Tadilat projesinde, üst katlarda, mevcut yapıda aydınlık işlevi gören boşluk satış mekânlarına dahil edilmiştir, dolayısıyla yapı kullanım alanı artmıştır. Bu da otopark ihtiyacı doğurmaktadır”. Gerçi bu artış, asansörün büyümesiyle ve merdiven kenarına yapılan hava bacası nedeniyle oldukça az bir miktardadır ama çok az da olsa bir artış söz konusudur. Bir otoluk otopark gerekmektedir. Yapıda bir otoluk park yeri oluşturmak zorunludur. Oluşturulmayacaksa, epey bir miktar otopark parası ödemek gerekecektir. Ödenecek para miktarı, gelinen bu noktada artık kesinlikle kabul edilebilecek bir miktar değildir. Ne para ödenebilmektedir, ne de yapıda bir otopark yeri oluşturmak mümkündür, artık son noktadır, bu sorun ne yapıp edip aşılmalıdır. Konu üzerinde kafa yorulurken görülmüştür ki, müştemilat mekânlarına ait alanlar, otopark ihtiyacına esas teşkil eden alanlara dahil değildir. Dolayısıyla, tadilatta, herhangi bir yerde gösterilecek olan bir müştemilat alanıyla, son anda keşfedilen otopark derdinden kurtulunacaktır. Sorunun, çatı katında su tesisatı odası oluşturmakla çözümü mümkündür. Mümkündür ama mimari, elektrik ve mekanik tesisat projelerinde değişiklikler gerektirmektedir. İlgili proje müellifleri olan Mehlev’in mühendis arkadaşları, durumu anlayışla karşılamış ve projelerdeki gerekli değişiklikleri yapmışlardır. Neyse ki, betonarme projede bir değişiklik gerekmemektedir. Ruhsatta olması gereken, dört proje müellifinin ayrı ayrı imzaları, mal sahibinin imzası, yapı denetim firması yetkilisinin imzası ve müteahhitin imzası sağlanmıştır. Bu imzalar, Mehlev’in ülkesinde yaşanan büyük depremler ve acı sonuçları nedeniyle gerekmektedir. Aslında Mehlev, bu kadar imzanın bile yetersiz olduğunu düşünmektedir. Ruhsattaki imzalara, harita, jeoloji, jeofizik, geoteknik mühendislerinin, yapı kalfasının, taşaronların ve bir de ne olur olmaz mahalle muhtarının da imzalarının eklenmesi gereklidir. Ve nihayet, vatana ve millete hayırlı olması temennileriyle ilgili belediyeden “tadilat ruhsatı” alınabilmiştir. Mehlev’in mal sahibi arkadaşı, ruhsatı eline aldığında şunları söylemiştir: “Mehlev, her şey için sana teşekkür ederim. Ben de mimarlık yapıyor olsaydım, senin gibi davranırdım. Ancak, inan ki, bir başkası, ‘yasallık masallık’ demeden, bu işi şimdiye kadar çoktan bitirmiş ve mağazayı açmıştı...” Kaynak:Mimar M. Levent Gedizlioğlu |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|