![]() |
|
|||||||
| Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa. |
| Anket Sonuçlarını Görüntüle: Mimarlar Reklam Yapabilmeli midir? | |||
| Evet, yapmalıdır |
|
183 | 66,55% |
| Hayır, yapmamalıdır |
|
92 | 33,45% |
| Oy verenler: 275. Bu ankette oy kullanamazsınız | |||
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
|
Mimar Reklam Yapamaz mı? Yapamazsa Neden Yapamaz?
Mimarların iş tutumlarında uyacakları esaslar
MADDE 7 Mimarların iş tutumlarında uyacakları esaslar şunlardır: 7.1 Mimar, proje ve yapı tatbikatındaki hizmetler için gerçeğe aykırı olarak kendisinin kaliteli ve ucuz bina yaptığını ya da zamandan tasarruf sağladığını, ucuz ve süratli hizmet yaptığını ya da buna benzer bir hususu ileri sürerek ilan veremez. Hiçbir şekilde reklam yapamaz. Her mimar ancak bizzat uyguladığı ve baş sorumlusu olduğu bir yapı uygulamasının sistemini yapının teknik özelliklerini ve uygulama sonuçlarını tevsik ettirmek suretiyle kamuya duyurabilir. 7.2 Mimar, başka bir meslektaşına, ondan herhangi bir menfaat sağlamak amacı ile proje ve eklerinin düzenlenmesi, mesleki kontrolluk ve yapının fenni tatbikatı sorumluluğu hususlarında bir iş tavassutunda bulunamayacağı gibi kendisine başka bir şahıs tarafından bu anlamda yapılacak bir teklifi kabul edemez. Kaynak: MİMARLAR ODASI MİMARLIK MESLEĞİNİ UYGULAMA, MİMARLAR ARASI DAYANIŞMA, MİMARLIK ŞEREF VE HAYSİYETİNİ KORUMA YÖNETMELİĞİ Kaynağı yukarıda yazılı... Ama neden yapamaz? Mimarın reklam yapmasının ne gibi sakıncaları olabilir?
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
|
Uğur Tanyeli, Arredemento Mart 2001
---------------------------------- Mimarlar Reklam Yapar mı? Son gunlerde Turk mimarlık dunyasının gundeminde şaşırtıcı bir haber var. Bir mimar, Aydın Boysan, bir diger mimarı, Behruz Çinici’yi, bir yapı malzemesi reklamında gözüktüğü için Mimarlar Odası’na şikayet ediyor. Oda yönetimi de, bunun Üzerine Çinici’den açıklamada bulunmasını talep ediyor. Şikayete zemin oluşturan gerekçe ise şikayetin kendisinden daha ilginç: Mimarlar Odası Yönetmeligi’nin 7.i. maddesinde, mimarlarin “hiçbir biçimde” reklam yapamayacagi gibi bir ifade var. Söz konusu şikayetin ile ilgili “soruşturma”nın sonuçlarının ne olacağını bilmiyorum. İşin o tarafi önemli de gözükmüyor. Asıl önemli olan, mimarların reklam yapamayacagına ilişkin o maddenin varlığı ve o maddeye temel oluşturan mesleki zihniyet yapısı. Reklam sözcüğü hangi biçimde tanımlanırsa tanımlansın, mimarlar 15. yuzyildan bu yana reklam yapıyorlar. 19. yüzyıldan beriyse reklam mimarlik kariyerinin olmazsa olmaz bir bileşeni. Ve bütün bunlar apaçıkken, 21. yüzyılın başında, Turkiye’de Mimarlar Odası Yönetmeliği mimarların reklam yapıp yapamayacağıyla ilgili bir maddeyi içeriyor ve Oda soruşturmalara girişiyor. Reklamın varolmadığı ve mimarlik hizmeti baglamında kesinlikle yadsındığı bir çağ tabii ki vardı. Mimarların ya da yapı üreticilerinin lonca turünden bir meslek örgütü içinde gruplaştıgı prekapitalist (geleneksel) sistemlerde, bir meslek adamının çıkıp meslektaşları zararına olarak kendi becerilerini sayıp dökmesi, o meslekten çikarılmayı gerektirecek kadar büyuk bir suçtu. Bir mesleki hizmeti meslektaşlardan daha ucuza, daha az malzeme kullanarak, ve hatta daha efektif bir çözüm bularak yapmak ye bunları yaptığını iddia etmek geleneksel dünyanın kabul edebileceği birşey değildi. Bir malzemenin diğerinden daha iyi sonuçlar verdigini iddia etmek de Öyleydi. çünkü, geleneksel meslek Örgütleri (loncalar) o mesleğe katılımı son derece sıkı bir biçimde denetlerdi. Bunu yapabilmek için ise, meslek-içi dayanışmanın son derece sıkı olması ve dolayısıyla, meslektaşların birbirlerinin “ayağına basmaması” gerekirdi. Kapitalist üretim ilişkilerinin egemen olduğu çağdaş dünyada giderek tırmanan bir biçimde mimarlık hizmeti ve o hizmeti vermek için kullanilan malzemeler acımasız bir rekabetin sahnesini oluştururlar. Mimarlık işleriyse dunyanin hiçbir yerinde meslektaşlar arasında eşdeğer biçimde dagılmaz. Kimileri daha büyük, daha çok sayıda, daha prestijli, daha yüksek getirili mimarlık işlerini “kaparlar”, kimileriyse “kapamazlar”. Mimarlik kariyerinin hiçbir okulda oğretilmeyen (Öğretilmesi mumkün de olmayan) Önemli bir kesimini bu “kapma” edimi oluşturur. Bunu başarmak için başkalarından farklı yetenekler geliştirilir, geliştirilmeilidir. Geliştiremeyeni, rekabet ortamı süzer geçer. Boyle bir dunyada varolmak içinse, kimileri daha yetenekli olduklarını, kimileri daha ekonomik bir sonuç ortaya koyabildiklerini, kimileri uluslararasi bir söylem üreticisi olduklarini, kimileri medyatik bir çekicilikleri bulundugunu, kimileri imar kurallarini herkesten iyi sollayabildiklerini ve daha sayisiz gerekçeyi one surmek zorundadirlar. Mimarlık yapabilmek için her mimar kendisine bu biçimde bir tercih edilme nedeni yaratmalıdir. Çünkü, en naif bir mimar bile, olasi muşterilerin kura çekerek mimar seçmediklerini bilir. 0 halde, mimar kendisinin tercih edilmesini saglayacak teknikleri geliştirmek, hatta giderek bu amaçla uzmanlık destegi almak durumundadir. Hemen hemen bütün buyük çaplı Batı mimarlık burolarinın (ve bazi Türkler’in) halkla ilişkilier bölümleri vardir. Yani dupedüz reklam yaparlar. Kuşkusuz bunu gazetelere ilan verip “Her turlu mimari iş ucuza yapilir” diyerek ilkel araçlarla yapmazlar. Kamuoyunu ve olasi muşterileri manipule etmek, gudOlemek için sayisiz incelikli teknik kullanılir. Bir ulkede mimarlık kariyerinin gercekten geliştiginin, kapitalistleştiginin en yanilmaz belirtisi de zaten böylesi tekniklerin kullanilmaya başlamasidir. Mimarın kendi tanitımını yapmasi ile onun kimligi aracilığıyla bir mimari ürünün tanitiminin yapilmasi aslında ayni gercegin simetrik görüntulerinden bağka birşey degil. Herkes çok iyi bilir ki, bir yapı malzemesinin tanitimi için o alanin Onemli adlarini referans vermek akillicadir. çunku, bu sayede hem reklami yapilan yapi OrOnO, hem de reklami yapan mimar bir kez daha gündeme gelir. Yan sayfada Architectural Forum’un 1938 tarihli bir Frank Lloyd Wright Ozel sayisindan rastgele alınmiş üç reklam var. Uçunde de ayn bir yapi malzemesi Wright tarafindan kullanildiğı söylenerek tanıtiliyor. Hiç kuşkunuz olmasin ki, Wright’in adinin bu amaçla kullantliğinin bir bedeli var. Yani, Wright’in adini bedava kullandirtmadigini, bunun rican bir karğiligi oldugunu anlatmaya çaliğiyorum. Ustelik, bu karğilik her zaman buyük de olmayabiliyor. Ornegin, Le Corbusier’nin 1930’larin ortalaninda insa ettigi kendi evinin yapim belgeleri arasinda bit döşek firmasina hitaben yazilmiğ şöyle bir mektup var. Unlü mimar evi icin bir firmadan bedava bir yatak talep ediyor. Ancak, Simmons firmasi yanlişlıkla fatura kesince, Le Corbusier hiç üşenmeyip şunlari söylüyor yetkililere: “Credit dii Commerce’ten bizim (aramızda) Odenmemesirn kararlaştirmiş oldugumuz Bay Le Corbusier adına kesilmis bir faturaya ilişkin bir itiraz notu aldzk... (Oysa) kunuluğunuz icm kesinlikle en etkili reklam biçimi ‘Le Corbusier bir Simmons yatagı uzerinde ‘huzur içinde’ uyuyor’ demek olacaktir*. Onemli bir mimar adinin kimi kazanimlar getirdigini Le Corbusier daha 1936’da çok iyi biliyor ve dogallikla da ondan yaranlaniyor. Mimar adinin rican “meşruiyet”ini bizim de anlamamizın zamani geldi de geçiyor artik. Açikçasi, mimarin nasil olursa olsun reklam yapmadigi bir ulke talep etmek Ortaçag’i geri getirmeyi istemek kadar olanaksiz gözüküyor. lsteyerek Ortaçag’i geri getirmek tabii ki olanaksiz; ama, yukarida sözü edilen yönetmelik maddesi türünden gelenekselci dirençlerle çagdağ mumar kariyerinin önünü tikamak pekala da mumkundur. ---------------------------------- Not: Yazı bilgisayar ortamına taranarak geçirildiği için bazı yazım hataları olabilir.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
|
Reklamlarda bir ürünü kullanan ve memnun kalan karakterleri görürüz ve bu karakterler, reklam izleyicisi olan hedef kitleye güven vermelidir. Yani tamircinin Calgon reklamına çıkması, ev hanımının margarin reklamına çıkması, kamyon şöförünün de motor yağı reklamına çıkması, güvenilir bir ağızdan o ürünün tavsiye edilmesidir.
Mimarın reklam yapmasına karşı çıkmak, tamircinin, evhanımının ve şöförün de reklam yapmasına karşı çıkmaktır.
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-12-2001
Mesaj: 5
|
...Bu durumda mimarların tamirci, evhanımı ya da şöförden farkı yoktur.
Mimar, reklamını yapmaz. Mimarın sattığı şey (verdiği hizmet) hayalgücü'dür. Mimarı ya da mimarlık ürününü "mal" gözüyle görmekten vazgeçince, reklamdan konuşmaktan da vazgeçeceğiz elbette. ![]() Sanatçının reklamı olur mu?
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
|
Size mimar sanatçı mıdır? sorusu da sorulabilir tabi.
Ama bu soruyu sormadan sadece sanatçının neden reklamı olamayacağını soruyorum...
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
|
reklam rekabetin olduğu yerde öne çıkmak için kullanılan bir araç ise eğer;
mimarlıkta da bir rekabet var ise eğer; reklam da var olmalıdır. sanatçılar birbirleri ile rekabet etmezler çünkü verdikleri ürünler insanların fonksiyonel ihtiyaçlarını gidermez; dolayısı ile sanat ürünlerinin reklama ihtiyaçları yoktur ( prensip olarak... ancak örneğin bir kitap da sanat eseri sayılmasına rağmen reklamları feci şekilde yapılabiliyor) Reklamların girmediği hiç bir alan yok iken (Sağlık sektörü de dahil) mimarların bu tutuculuğu sadece mimarları olumsuz olarak etkiliyor. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-12-2001
Mesaj: 5
|
Reklam: Bir şeyi geniş halk kitlelerine tanıtarak satışını arttırmak için denenen her türlü yol, araç.
Rekabet: Aynı işi yapan kişiler arasında birbirini geçme isteği, çekişme. Mimarlıkta rekabet olmaz. Hiçbir dönemde "en öndeki mimar" "herkesi geçen mimar" olmadı, olamadı. Çünkü mimarlık bir sanattır. (Bkz. Güzel sanatlar. Örn: Resim, heykel, mimarlık...) Çünkü her sanatçı, kendisi ile yarışır. Çünkü hiçbir sanatçı "aynı"sını yapmaz. Sanatın doğası gereği "aynı"lık olamaz. Mimarlıkta reklam olmaz. Çünkü o binadan bir tane vardır. Satışı arttırmanın anlamı yoktur çünkü ondan bir daha üretilmeyecektir. "(ancak örneğin bir kitap da sanat eseri sayılmasına rağmen reklamları feci şekilde yapılabiliyor)" demişsin... Reklamı yapılan "bir kitap"mıdır gerçekten? Yazarlar bir kere yazsalar da, matbaalarda çoğaltılıp, binlerce basılıyor. Reklamı yapılan şey kitabın orjinali değil, matbaa da çoğaltılan kopyasıdır. Kitaplar çoğaltılır, çünkü "bir kitap" herkese yetmez. (Buna rağmen, "kitapçının vitrini olmaz" diyebilecek kadar aydın kitapçılar da var.) Mimarlık eserinden "bir tane" yapılır. Her bina, o binayı satın almayanı bile etkiler. İçinde yaşıyanı da, önünden geçeni de... Sevmediğin binanın kapağını kapatamazsın. Sevmediğin binayı atamazsın. Binayı sevmesen bile, içindeki fonksiyon yüzünden onu kullanmak zorunda kalırsın. Kötü binalar artınca, sevmediğin kentte yaşamak zorunda kalırsın. İşte bu sebeplerden dolayı, mimarların çok dikkatli olması lazım. Aklımız ve gönlümüz ticaretten yana değil, sanattan yana olmalı. Not: Sağlık sektörü, sanat dalı değildir. Eğer problem, trilyonlar harcanan yapı sektörüne reklam olgusunu sokabilmek ve bu amaçla bazı "idol"ler yaratarak satışları kolaylaştırmak ise, o idollere "mimar" denmemeli. "Yapı ustası" "yapıcı" "yapan" "çizen" gibi şeyler denmeli. Mimarlık sanatını tüketmeyelim. |
|
|
|
|
|
#8 | |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
|
Katılmıyorum. Mimarlık ne kadar sanat ise o kadar da ticari bir iştir. Mimar birey olarak sanatçı olabilir ama mimarlık yapabilmesi için vergi levhası olan ticari bir kuruluşu da olması gerekir.
Reklamı da illa ki bir mimarlık ofisinin "radyo-televizyon-gazete" reklamı olarak algılamamız gerekmiyor (ki bence onun da bir sakıncası yok). Bugün mimarlık dergilerinden çıkan her yapı tanıtımı o mimarın (ve de o mimarlık ofisinin) bir sonraki işini almasını kolaylaştıran bir reklam aracıdır. Alıntı:
Her binadan bir tane olmayan pek çok ünlü mimarın pek çok konut yerleşimi var(optimum-platin-kemer country-casaba...) ve onların pazarlaması yapılırken mimarının da reklamı yapılıyor. Hatta ve hatta bu yerleşimlerin çoğunun broşürlerinde mimarların reklamı binalardan önce yapılıyor. Sizin yorumunuza göre "idolleşmiş" ünlü mimarlarlarımızın hiç birine bundan sonra mimar demememiz gerek. Kötü planlanmış binaların artmaması için iyi planlayan mimarların daha da çok reklam yapması gerek ki işverenler doğru mimarları bulabilsinler. Bu isterse mimarın kendi reklamını yapmak şeklinde, isterse işverenin mimarınının reklamını yapmak şeklinde isterse de bir medya aracının içerik oluşturmak için o mimarın binalarını kullanmak şeklinde olsun; hepsi bence kapitalizm çağında mübahtır. Mimarlıkta rekabet olmaz lafınıza hiç katılmıyorum. Rekabet olmayan yerde kalite olmaz. Kanımca her çağda mimarlar aleni bir şekilde olmasa da birbirleri ile amansız bir şekilde rekabet etmişlerdir ve hala ediyorlar. "Aklımız ve gönlümüz ticaretten yana değil sanattan yana olmalı" demişsiniz. Bence gönlümüz sanattan ama aklımız ticaretten yana olmalı. Mimarlık pür bir sanat değildir. İşvereni vardır. Siz sadece sanat çerçevesinde konuştuğunuz takdirde, işverenler sadece ticari olarak başarılı olmuş mimarlarla çalışmaya devam edecekler. Sonuçta hepimiz kötü planlanmış kentlerde ve binalarda yaşamaya devam edeceğiz. Son söz: Mimarlığı sadece sanat olarak görmeyelim! |
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-12-2001
Mesaj: 5
|
İkna olamayacağım bir konudan bahsediyoruz. Ama belki birileri ikna olur.
"Mimarlık ne kadar sanat ise o kadar da ticari bir iştir" O kadar değil... "Mimar birey olarak sanatçı olabilir ama mimarlık yapabilmesi için vergi levhası olan ticari bir kuruluşu da olması gerekir." Mimarlık tanımlarımızın farklı olduğu buradan belli. Vergi levhası, mimarlık yapmak için değil, mimarlık yaparken fatura kesmek ve vergi ödemek içindir. Vergi levhası olmadan mimarlık yapana "vergi kaçakçısı mimar" denebilir. Vergi levhası, mimarlığın önşartı değildir. "Her binadan bir tane olmayan pek çok ünlü mimarın pek çok konut yerleşimi var(optimum-platin-kemer country-casaba...) " Bu binalar aynı olamaz. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın. Birbirinin tıpkısı iki bina yapılsa dahi, bunlardan yalnız biri "daha doğru"dur. "Sizin yorumunuza göre "idolleşmiş" ünlü mimarlarlarımızın hiç birine bundan sonra mimar demememiz gerek." Kurduğum mantık gereğince doğru bir çıkarım. Ancak bu tespit bir mantık çıkarımı düzeyinde kalmalı. Meslektaşlarıma değer veriyorum. "Kötü planlanmış binaların artmaması için iyi planlayan mimarların daha da çok reklam yapması gerek ki işverenler doğru mimarları bulabilsinler." Asıl sorun da buradan başlıyor zaten. Peki ya çok kötü eserler yaratan bir mimar, harika reklam yapıyor ve büyük projeler almaya başlıyorsa ne olacak? Öte yandan çok yetenekli ama yeni mezun bir mimarın şansı ne olabilir acaba? Sizin formülleriniz mimarlık eylemini bir "zengin işi" haline dönüştürüyor. Gittiğiniz yolda tröstler, tekeller var... Bir daha düşünün... "Kanımca her çağda mimarlar aleni bir şekilde olmasa da birbirleri ile amansız bir şekilde rekabet etmişlerdir ve hala ediyorlar. " Yazık... Daha önce de belirttiğim gibi, sanatçılar, başkasını değil kendini aşmalıdır. "Bence gönlümüz sanattan ama aklımız ticaretten yana olmalı." Mesela ressam olsaydık suluboya resim yapmamız gerekirdi. Zira daha ucuza maledip, daha pahallıya satmak mümkün. Sonra da bu durumu izah etmeye çalışırdık: "valla gönlümüz yağlıboyadan yana ama ticari olarak... biliyorsunuz işte canım..." "Mimarlık pür bir sanat değildir." İşte bu konuda hemen hemen anlaşıyoruz. Bence mimarlık "şu sıra pür bir sanat değil". Ancak çözüm yollarımız farklı. Reklam uygulamasının sonucunda mimarlık sanatı "pür bir ticaret" haline gelecektir. Emin olun, "tüccar mimarlar" unutulur... Sanatınızın son damlasını da savunmazsanız, müteahhitten farkınız kalmaz. Size, vergi levhası dahi olmayan "Antonio Sant Elia"yı hatırlatırım. |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
|
kısaca ...
Sevgili Ucu,
sana kısaca çok ütopik düşündüğünü söylemek isterim, söylediklerinin çoğuna, neredeyse tümüne katılmamak elde değil, ama günümüzün koşullarını değiştiremeyeceğimize göre fikirlerin sadece "ütopya" olarak kalıyor. Mimarlığı tarif ettiğin gibi; hayal gücünü kullanarak sanatsal bir şekilde uygulayanlar da yine kendi reklamını iyi yapan ünlenmiş mimarlar, diğerleri ( yani reklam ve pazarlama yapmayan idealist mimarlar) müşterilerinin gözünde saygı göremedikleri için müşterilerinin beğenisi doğrultusunda hayal güçlerini kullanamayarak mimarlık yapıyor. |
|
|
|
|
|
#11 | |||
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
|
Size bir soru: Diğer alanlarda (örneğin gıda, otomobil vb...) yapılan reklamlara da karşı mısınız?
Alıntı:
Şu anda sevmediğim binada yaşıyorum, kentide çok sevdiğim söylenemez. O halde bugüne kadar mimarlar reklam mı yaptı? Yapmadığını bildiğimize göre demekki bu savınız burada çürüyor. Yani reklamın, rekabetin olmadığı bir toplumda da "sevmediğin binalar" oluyor. Alıntı:
Bu yazdıklarıma "sizin adınız unutulur ama bakın bla bla nın ismi dimdik ayakta" da yazabilirsiniz ![]() Alıntı:
Sadece artık zaman kapitalizm zamanı ise buna direnmek çok anlamsız bence. Daha iyi bir çevre için çözüm kesinlikle sizin ve sizinle aynı çizgide bulunan mimarlar odasının anlayışı olmayacak. Kapitalizmin içinde mimarların ve mimarlığın yararına yapılabilecek işlerin belirlenmesi ile daha iyi bir mimarlığımız olabilir. Bir iki tane devlet binası gezsenize ...
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|||
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-12-2001
Mesaj: 5
|
Sevgili blur,
Diğer alanlardaki reklam olgusu tamamen ekonomik sistemle ilgili bir platformda tartışılmalı. Ancak sanatla ilgili felsefelerin ekonomik platformlarda tartışılmaması lazım. Zira sanat, tüm sistemlerin üzerinde olan, onları eleştiren ve yönlendiren bir olgudur. Kapitalizmin sanat üzerinde kurduğu baskılara, her sanat dalı, kendi dinamikleri ile cevap verir ve eleştirir. Bu nedenle, reklam olayı ayrı bir konudur, sanatta reklam olayı apayrı... Sizlerle bu noktada ayrıldığımız belli oldu sanıyorum. "Mimarlık eserinden "bir tane" yapılır. " ile başlayan paragrafım, "kitabın reklamı" ile ilgili konuya cevap olarak yazılmıştı. Bu cümle ile "çok sayıda üretilmeyen bir malın, satışını arttırmanın anlamsız olduğu"nu anlatabildiğimi sanıyordum. "Neden bir mimarın maaşı bir işletmecinin maaşının 10'da biri? Yine kendim cevaplayayım: Çünkü aynen yazdığınız gibi mimarlık bir "gönül işi" olarak öğretiliyor." demişsiniz. Soru bir harika, ama cevapta anlaşamıyoruz. Mimarlık sanatını gündelik ihtiyaçları için harcayan bir takım diplomalıların var olduğu ortada değil mi? Asgari ücret üzerinden pazarlıkların yapıldığı, ara eleman olmadığı için kalfalık ve teknik ressamlık yapan mimar ve mühendislerin yarı aç, yarı tok çalıştığı bir dönemde, "tüm mimarların" ve "tümüyle mimarlığın" kurtuluşu için çözüm yolları üretmemizi umarım. "Kapitalizmin içinde mimarların ve mimarlığın yararına yapılabilecek işlerin belirlenmesi ile daha iyi bir mimarlığımız olabilir." Kapitalizm, parası olanın konuştuğu bir sistem, adı üstünde... Siz, para veren herhangi bir insanın her istediğini yapabilecek birisi misiniz? Kaleminizi kendi beğeninize göre oynattığınızda karşınıza dikilip "parasıyla değil mi?" diyen para babalarına "hizmet "etmeyi mi düşlüyorsunuz? Bir mimar maaşı, işletmeci maaşının onda biridir demişsiniz. Kapitalizmin yuvasında bir mimar maaşı, iki hamburgerci maaşıdır. Buna da razı mısınız? Yukarıdaki anket ve bu forum başlığını açmanız mimarlık içindeki bazı görüş ayrılıklarını bulabilmemiz açısından son derece faydalı oldu. Nihayetinde, sorun bize ait bir sorundur. Bu sorunu aşma yöntemimizin sonuçları birkaç mimarı ve bütün ülkeyi etkileyecek. Doğruyu bulmak için yürüttüğümüz bu tartışmalarda tüm kriterleri iyice gözden geçirme imkanı sunduğunuz için size teşekkür ederim. Öte yandan, görüşlerinizi çok iyi anlıyorum, ama katılmam olanaksız. Aşağıdaki cümleniz, bütünüyle yaklaşımınızın bir özetidir. "Sadece artık zaman kapitalizm zamanı ise buna direnmek çok anlamsız bence." Ben bu cümleyi "tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak" biçiminde algılıyorum. Ben yapamam... |
|
|
|
|
|
#13 | ||
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
|
Alıntı:
Alıntı:
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
||
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-12-2001
Mesaj: 5
|
. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
|
esas sorun "tecavüze uğrarken" birşeyler de öğrenmemiz gerektiği. Yoksa bir sonraki "tecavüz" de kaçınılmaz...Sizin mantığınız pasif bir direnişi öngörüyor.
"tecavüz ediliyorsak" öğrenmemiz gereken kapitalist bir dünyada kapitalizmin kuralları ile oynayarak arzuladığımız şartları oluşturabilmek. bugün imrenerek baktığımız başarılı genç mimarlar bunu becerdikleri için başarılı oluyorlar. Bu en temel şekli ile reklam da olabilir, indirekt bir şekilde medyada yer almaya çalışmak da... Direnmek yerine oyuna katılmalıyız. Yoksa parsayı oyunu oynayanlar toplamaya devam edecek.
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Bursa Kamberler Mahallesi Kentsel Dönüşüm ve Tarih Parkı | akinardi | Yarışmalar & Ödüller | 48 | 12-12-2006 11:25 |
| Karabük Belediye Hizmet Binası | merihfeza | Yarışmalar & Ödüller | 27 | 03-02-2006 16:50 |
| Basın Bildirisi ve Sonuç Bildirisi | Metin Karadağ | Mimarlık ve Eğitim Kurultayı | 12 | 17-01-2006 18:49 |
| Villamın Duvarına Reklam mı Alsam (!) | Ömer Kanıpak | İstanbul | 2 | 17-03-2004 12:44 |