![]() |
|
|||||||
| Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa.
Mimarlığa Yol Açın! >> |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-07-2004
Mesaj: 15
|
Nedir bu mimarlık ofislerinin hali?
ben mimar değilim. ama buna rağmen mimarlık ofislerinin halini içler acısı görüyorum.nedir bu çalışma hali?bu şekilde bu tarz ofislerin sahipleri ne mimarından ne de kendilerinden verim alabilir.
çalışma saatlerinden tüm mimarlarımızın haberi vardır: haftanın beş günü 9da başlayan mesai belli olmayan geç bir saatte bitiyor. üstelik cumartesi günleri devamlı olarak gidiliyor ve bazen pazar günleri de buna dahil ediliyor.sorun iş yetiştirmek. benim anlayamadığım şey;madem işler yetişmiyor,neden kapasitenin üstünde işler alınıp müşteriye kısa süreler vaad ediliyor?böyle olmasa müşteri kaçar diyebilirsiniz ama emin olun bu şekilde giderse ürettiğiniz eserlerin de değeri azalır;çünkü o mimar insanın kendine ayıracağı hiç vakti yok,size nasıl iş üretsin,yeni fikirler sunsun.üstelik sanmıyorum maddi anlamda tatmin olduklarını. lütfen mimalık ofisleri yöneticileri,sizleri biraz daha sağduyulu olmaya çağırıyorum.onların başarısı sizin başarınız.lütfen sevgili doğan cüceloğlu'nun da deyimiyle "biz bilinci"yle çalışınız. NOT:ben de mimar olmak istemiştim,bu nedenle mimarlık dünyasının sorunlarıyla yakından ilgileniyorum. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Maalesef sadece ofislerin değil büyük şirketlerin de durumu anlattığından farksız değil... pardon bir farkı olabilir, sabah 9 yerine daha da erken gidiliyor, eve bile iş götürülüyor ve yine de yetiştirilemiyor, sonra da insanlar Bakırköy'lük oluyorlar...
![]() |
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-02-2004
Mesaj: 31
|
herkes "madem para veriyorum sonuna kadar sömüreyim" diye düşündüğü ve uyguladığı için bu durum böyle. kimse hakkının karşılığını da alamıyor maalesef
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-09-2002
Mesaj: 114
|
çalışma saatleri
Türkiye'de mimari proje alım işi sanılanın aksine işverenle mimar arasında sağlıklı bir iletişim çerçevesinde gerçekleşmez. Eğer işveren çok yakın veya uzun zamandır çalışılan biri değilse kısa zamanda önüne birşeyler koymak gerekir. İşverenler kurumsallaşmış olabilirler fakat mimarlık bürolarının hiçbiri kurumsallaşmamıştır. Bu kurumsallaşamama durumunu kullanan işveren iş yaptıracağı zaman "piyasa"ya haberi salar ve bazı firmalarla görüşmeye başlar. Bunu duyan diğer bazı mimarlar eş-dost tanıdık aracılığıyla projeye yanaşmaya çalışırlar. Bu durum kısa zamanda birşeyler üretmeyi gerekli kılar. Bu üretim sadece proje değildir. İşverene kendini tanıtma, fikirlerini kabul ettirme sürecine girilir. Bu sürece projeyi destekleyen birçok eleman eklenir, doğal olarak çalışma sürelerini de artırır. Mimar ne kadar ünlü ve bilgili olsa da her işveren karşısında kendini ne yazık ki tekrar tekrar tanıtmak zorundadır. "Ucuza kapatma"yı seven işveren aynı anda birkaç büro ile görüşmektedir zaten. Yarış içindesinizdir.
Ülkemizde inşaatın izinleri, malzeme alımı, yapımı, kontrollüğü vs. aşamalarında sürekli "şirket"lerle veya "kurum"larla çalışan işveren, proje kısmında hala koltuğunun altında ozlitlerle gezen mimarlarla çalışmaktadır. Kurumsallaşma sağlıklı başlangıç ve sonuç alınmasını sağlayacak tek çıkıştır. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-08-2004
Mesaj: 5
|
...
Herkese merhaba,
Sanırım bu sorun çoğu mimarlık bürolarında var...Üniversitede gündüz proje yetiştirmek için çalışıyorduk...Yine devam ediyoruz...Ama tek farkla bu kez daha az özgürüz ve ters giden şeylere tepki veremiyoruz...iş hayatının bir gerçeği... Projeler ve çalışma ortamı güzel olunca ,yani tatmin oluyorsanız fazla da düşünmemek lazım bence...Ben tasarımı çok seviyorum ve şu an çalıştığım yerde mağaza tasarımı yapıyorum ama bir süre sonra aynı şeyleri yapmaya başlayınca çok sıkılıyorum ve daha farklı projeler çizmek istiyorum...(bunun için tabiki girişimlerim oluyor fakat şu an için böyle bir olanak olmadı.) Çok çalışmamız gerçeğini fazla değiştiremediğimizi düşünerek 'umarım şu an yaptığınız iş sizi tatmin ediyordur' diyorum... Mimarlığı bir sanat mesleği olarak yaşamamız dileğiyle.... Herkese selamlar |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Kayıt Tarihi: 17-06-2004
Mesaj: 123
|
Kendi işimizi yapana kadar böyle hissedeceğiz sanırım. Bunun dışında yaptığımız iş hep başkası için yapılıyormuş gibi gelecek. Okulun en büyük farkı burdaydı. Yaptığımız herşey aslında kendimiz içindi. Gerekli veya gereksiz. Ama bizim için. Farkında değildik ama en büyük paton bizdik. Şimdi gönlümüzdeki işin başına geçene kadar başkalarının emellerine alet olacağız. Zaman, sömürü zamanı. Her yerde bu böyle.
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-09-2005
Mesaj: 3
|
nasıl proje alabilirim
bende böle birkaç sorun yaşadığım için kendi iç mim. ofisimi açtım ve pişman oldum iş falan yok eğer deneyimli arkadaşlar varsa birkaç öğüde ihtiyacım var iç mim. odası nın pek bi yardımı olmadı iş almak için ne yapmam gerek çok çaresizim şimdiden teşekkürler. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 04-01-2006
Mesaj: 30
|
iş nasıl alınır
Valla ben öğrenciyim henüz, ancak en azından şunu çok iyi biliyorum ki, Türkiye'de iş yapmanın tek yolu, eş-dost sahibi olmaktan yani iyi bir çevreye sahip olmaktan geçiyor. Ya da "marka" olmaktan. Tabii Türkiye'de nitelikli işler yapmadan da marka olunabiliniyor ama her halükarda bu seçenek yeni açılan bir büro için baya uzak bir olasılık. Dolayısıyla, çevre edinmek ve mümkünse iş yapan bir işveren bulup ona bir şekilde "yapışmak" gerekiyor. Tabii orda da ince bir çizgi var; işin rengi birden değişebilir ve o işverenin kölesi de olabilirsiniz. Benim kısıtlı staj tecrübelerimle bunları söyleyebilirim. Ne yazık ki oldukça profesyonallikten ve kurumsallıktan uzak bir iş bu büro işi Türkiyede (genellikle). Halbuki başka bir sektörde iyi eğitim alan insanlar hemen çok profesyonal kurumlarda çalışma imkanı bulabiliyorlar. Biz de ise ne yazık ki bu çok zor...
__________________
Görkem Kızıltan - More or less, less is more :) |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-09-2002
Mesaj: 50
|
Saygi
Bence Problem Saygi....ofis Sahipleri Veya Yoneticiler Calisanlarina Saygi Duymadiklari Icin, Onlari Bir Kole Gibi Goruyorlar Ve Sonsuz Itaat Ve Koyun Olup Sabahlara Kadar Yaninda Azat Etmesini Beklemesini Istiyorlar...ve Aslinda Bu Da Verimi Dusuruyor.Turist arkadisimizin ne demek istedigini cok iyi anliyorum....
Ben 3 Senedir Londrada Calisiyorum Ve Burada Calisma Ortaminin Hic De Turkiyedeki Gibi Olmadigini Gordum.neden Mi? Cunku Burada Hersey Keskin Kurallar Icinde,hicbir Mimar Calisanin Yoneticisinin Onunde Ezilip Buzulmesi Beklenmiyor, Peki Xx Hanim, Oldu Xx Bey ! , Insanlarin Soz Soyleme Haklari Var, Ve De Bunlar Uygulaniyor....Uygulaniyor Cunku Insanlar Birbirine Ve Haklarina Saygi Duyuyorlar. Ve Bu Da Verimi Arttiriyor Ve Belirli Saatlerde Mimarlarin Zamaninda Uretim Yapmasini Sagliyor... |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-01-2006
Mesaj: 2
|
size sonuna kadar katılıyorum... sadece kendini ve kazandığını düşünen ve yanında çalışanı da köle gibi kullanan zihniyetler ve buna karşı çıkmayan köleler oldukça, patron ezmeye, çalışan da köle olmaya mahkum olacaktır...
ama sadece böyle düşünmekle de olmaz tabii... sonuçta karşı çıktığın zamanda patrondan tekmeyi yemek kaçınılmaz oluyor... bu biraz vicdan ve eğitim meselesi... yani sonuçta çalışan da mimar, patronda... patronun çalışanından tek farkı belki yetenekli olması, işin piyasasını bilmesi ve bir de tabi sermaye sahibi olması... yani işin içinde para ve emek olduğu sürece bu sorun hep sürecektir... tek çözüm mimarlığın kurumsallaşması mıdır, bu yeterli midir, orası da muamma... |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2006
Mesaj: 4
|
para
çok bişe diemicem örenciliim boyunca çalıştım bir çok 'patronum' oldu
çalışma saatlerinden siz ödün werdikçe üstünüze geliorlar we haklarınız daha çok yenior bunu biliorum! patronların birisiile bu konudan çook çektiim için özellikle konuştum ama adam ben 7 de çıkarken senin de gözün hep kapıda gibi sözler sarfetmee başladı biri de of.. o işe girerkenki anlaşma gerei benim işim gibi sahiplendim.. ne oldu.. işten çıkalı 3 ay oldu maaşım içerde kaldı telefonlar cevapsız..we sabahladıım geceler yanıma kaldı |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-10-2006
Mesaj: 109
|
bu meslekte işler maalesef yemeklerde, gece kokteyllerde bağlanıyor. ne kadar sosyal olursanız, diğer insanlardan ne kadar farklı olursanız o kadar fazla iş buluyorsunuz çevrenizden. çok fazla girişken olmayıp, kendi çizginizden taviz vermezseniz de herzaman işin mutfağında kalıyorsunuz. vitrine çıkma şansınız olmuyor.
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-05-2006
Mesaj: 28
|
farklı bir bakış açısı...
Değerli arkadaşlar şu mimarlık ofislerinin patronları da forumdaki bir arkadaşın dediği gibi mimar. İstatiksel olarak bakıp durumun da böyle olduğunu gördüğümüze göre, nasıl oluyor neden oluyor da ofislerin gidişatı pek can sıkıcı anlatılan formata dönüşüyor. Ben şuna inanıyorum; durum böyleyse böyle olmalıdır, değişmesi gerekiyorsa da değişir. Sanıyorum istisnasız herkes değişmesi gerektiğini ifade ediyorsa bu bir şekilde değişecek. Bu artık bir problem ve çözüm üretilmesi gerekmekte. O zaman şu probleme bir çözüm üretmek için problemin tanımını iyice yapalım. Bazı değerleri belirtmeli. 1- Mimari ofisin sahibi yada ofis üzerinde söz hakkı olan bu organizasyonu ticari maksatla kurmuştur. (Ticari maksat gütmeksizin salt mimarlığı icra etme süreci eğer istenirse dahi bu bahsettiğim mevzu çözüldükten sonra olacaktır) 2- Organizasyonunun verimini arttırmanın faydaya katkısının açık olduğunun farkındadır patron. 3- Organizasyonunu düşündüğü verimliliğe ve faydaya dönüştürmek için kullanacağı kaynakları mümkün olan en tutumlu şekilde değerlendirecektir. Bu problemi analiz ederken tüm yargılarımızı yani öngörülerimizi yukarısı ile çelişmemesi gerektiğini bilmeliyiz. Çok kısa kısa yazmak gerektiğinin farkındayım. Bir mimari ofisin içinde yer alan mimar üretimin neresinde olduğunu neresinde olacağını yada neresinde olmak istediğini iyice irdelemelidir. Aslında bir mimarın yaşam öyküsü diye bir kurgu yapabilirsek ne demek istediğim daha iyi anlatılabilir. Eğitim sürecimizin bize ne tür hevesler kattığı malum. Lakin bu süreçteyken pek azımız gelecek ile ilgili hayaller kurarken ne olup bitiyor iş hayatında diyoruz (Belki de dememek gerekiyor) Dolayısıyla profesyonel meslek yaşamımızın başlangıcı çoğumuz için pek güzel olamıyor. Bu noktada sağlıklı bir değerlendirme yapıp hemen toparlanabilenler şanslı kanımca. Hepimiz ofislerin organizasyon şemalarını biliyoruz, buradaki görev dağılımlarını, yetkilerini yada kişiye gösterilen toleransların farkındayız. Bir mimari ofis yöneticisi yada sahibi organizasyonun içinde kimilerini daha değerli göreceği aşikar. Bu kişiler kimler, tasarım sürecinin başında bulunanlar elbet. Peki ya diğerleri, diğerleri neredeyse cad operatörü. Peki bu diğerleri için neredeyse köle düzenindeki çalışma şartları için gerek bir sebepmi? Muhakkak humanist bir bakış açısıyla buna evet demek imkansız. Uygulama düzeni ise buna yakın birşey. Senior architect olan şahısların da geçtikleri yol bu, öyleyse devam denilmesi de çok güç. Yani sabah 9:00 yeni mezun hevesli mimar arkadaşımız ofise geliyor hemen akabinde ekranın karşısına geçip avan projeyi, rölöveyi, yada kaba eskizi makinada şekillendiriyor. Ancak ofis düzeni içersinde sebep ve sonuçları sorgulayarak (eğer düşünmeye zamanı kalırsa) kendine katabilecekleri katıyor. Ofis sahibi memnun, çalışan alternatifi olana kadar memnun, sistem işliyor düzende devam ediyor. Sorun yoksa değişime de gerek yok diye düşünülüyor. Yoksa çalışan mimarın kendi dünyasındaki buhranlar görevine negatif yansımadıkça kimsenin umrunda değil. Bir nevi devrim yapmak için her zaman sorun çıkması beklenmez elbet. Medeniyetin gelişimi gibi acaba ne yapsak da (her ne kadar durum şimdi iyiyse de ) daha iyi bir organizasyona dönüşsek diyebilen söz sahipleri olmazsa da genel için bu durumda bir farklılaşma olmayacak gibi. Burada şunu söylemekte fayda olmalı. "Ne yapmalı" yani söz sahibi olanlar ne zaman "ne yapsak daha iyi olur" sorusunu sorana kadar beklemeli mi? Bu sorunun cevabı için altyapı burada tartışılarak yapılabilir gibi geliyor bana. Basit bir yaklaşımla cad operatörü olark bile nitelendiriliyorsa bir insan, yani ondan daha fazlası beklenmiyorsa ne yapmalı da bir şey beklenmediği halde bu mimarın katılımı arttırılmalı? Bu soru için mantıklı cevaplar üretilebileceğini sezinliyorum. Sezinlemek insani bir yaklaşımdır. Mimari proje bürosunda verimliliği arttırmak çok uluslu büyük firmaların HR bölümlerinin yaptığı gelişme programlarına benzemez bundan eminim. Biliyorum ki bu konuda yapılmış kayda değer çalışma da yok. Zaten bu çok devinimli bir konu kültüre, dile, yaşam şekline göre değişkenli bir mevzu. Belki bu yazıyı okuyanlar mimarlık ofislerinde bahsi edilen sorunla ilgili analiz için fikir beyan eder. bu fikirler de toplanıp problemin ne olduğu tam olarak anlaşılır. Malumunuz bir problemin çözümü için ayrılabilecek süre 4 birim ise 3 birimi problemin ne olduğunu tam anlamakla geçer geri kalan 1 birimlik zamanda nasıl olsa çözümü üretiriz.
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-10-2005
Mesaj: 7
|
Tek bir sorunumuz var aslında
Bir mimarlık bürosu sahibi olarak bu konuda ilk yazan benim sanırım. Arkadaşlar bende uzunca yıllar mimarlık bürolarında çalıştım ve son 4 yıldırda iki ortaklı bir büronun sahibiyim.
İş nasıl alınır? sorusunun tek bir cavabı var. Sosyal çevre. Detayları arkadaşlar yazmış zaten. Sorunlarımız konusuna gelince; bizlerin hem çalışan, hemde işveren mimarların tek problemi var. Oda Türkiyedeki mimar sayısı. Geri kalan bütün problemler bu ana başlığın altında sınıflandırılabilir. 2004 yılında İstanbulda odaya kayıtlı mimar sayısı 12.000 idi. İç mimarların sayısı hakkında fikrim yok. Ama toplamda tahminim 20.000 civarında. Bu kadar çok arz ve malesef çok sınırlı talep vahşi kapitalizmin en acımasız kuralını işletiyor ve en ucuz, en hızlı, en iyi olmak için 20.000 mimarı acımasızca zorluyor. Çalışanlar şikayetçi ama zannetmeyinki işverenlerin durumu farklı. Aslında işveren mimarda birtür çalışana dönüşüyor bu sistemde. Asıl işveren yani parayı veren hepimizi köle gibi çalıştırıyor. Bana göre problemin tek bir çözüm yolu var. Mimar sayısını azaltmak. Ama aksine açılan her yeni üniverste de, tüm özel üniverstelerde mimarlık bölümü hemen açılıyor. Ülkenin ihtiyacından çok fazla mimar varken her yıl binlercesi daha katılıyor. Sonuçta büroda çalışanlar şanslı addediliyor. Lütfen bir çıkıp dolaşın mimarlar artık mobilyacı, perdeci gibi yerlerde tezgahtarlık yapıyor. Bu içler acısı durumu düzeltmenin, mimarın hak ettiği koşullarda, hakettiği ücretle çalışmasının tek yolu ülkedeki mimar sayısını ihtiyaçla sınırlandırmak. Herkese iyi çalışmalar. ![]() |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-05-2006
Mesaj: 28
|
mimar sayısı nicelik / nitelik
Bir ülkenin nüfusuna göre mimar oranını gösterir değeri bilmiyorum. Ben bu oranlara bakarak evet doğru yada yanlış daha fazla olmalıyız demek de istemiyorum. Mimarların diğer meslek gruplarına göre çalışabileceği sektörlerin genişliği gerçekten çok fazla, bu durumda işsizlik oranı olarak şanslı bir meslek grubunda olduğumuzu belirtmeliyim. Düşünsenize bir estetik cerrahı olduğunuzu. Sadece mimari proje bürolarında tasarlamak için hayatını planlayan insanlar açısından bir sıkıntı olduğu da aşikar. Belki tüm mimar ihtiyacı için sayımız daha fazla olmalı. Şu da düşünülemez herhalde mimari üretimin çok yukarılarda olmadığı düşünülüp sayının fazla olduğunu demek yerine, bu amaç için yapılan eğitimin daha kaliteli olması gerekliliği incelenmeli. Bir mimarın henüz mezuniyetinden önce edinmesi gerekenler, yeni mezun olduğunda yaşaması gereken tecrübeler nelerdir diye sorulduğunda konu daha derinleşecektir muhakkak ama başlık mimarlık ofislerinin hali olduğuna göre, ofis içindeki oryantasyon başlangıcı nasıl olmalı çalışanların bütün içindeki yeri ne olmalı neleri eksik diye bakmalı ve bunun için bir şeyler düşünmeli. Proje ofisi sahibi olarak bir önceki yorumumda roller üzerine bir senaryo kurmuştum, bu senaryo benim ofisimi kurmadan önce edindiğim gözlemler ile beslenen fikirlerdi. Fakat daha sağlıklı modellerin geliştirilmesi için elbette daha fazla katılım sağlanmalı, sıkıntıların ne olduğu isteklerin ne olduğu, farklı önerilerin neler olduğunu görebilmek lazım...
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|