![]() |
|
|||||||
| Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#47 |
|
Arkitera Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 77
|
Cehalet ve Eğitim
Mimarlık yapanların değil, ama Odada çalışanların eğitimden geçmesi şart oldu.
Bunlar ne yaptıklarının ne ile oynadıklarının farkında değiller. 2006 ve sonrası mezunlarını çocuk yerine koyuyorlar. Eğer biraz onurları varsa bu kararlarından vazgeçmezler ve onlara kişisel olarak olacakları hep beraber seyrederiz. Böyle devam edip vazgeçmesinler diye fazla uzun yazmıyorum. Görüşmek üzere.....
__________________
Murat ARTU |
|
|
|
|
|
#48 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.680
|
Basın bildirisi de ibretlik. Bir yandan "hukuksal süreçlerin açıklık kazanmaması nedeniyle askıya alınmıştır" diyeceksiniz (vitrine) bir yandan da 2006 ve sonrası mezunlar için belirlenen yükümlülüklerin aranmasına devam edilecektir" diyeceksiniz. Nasıl bir hukuk bu? İşinize geldiği zaman hukuk hukuk diye bağıracaksınız, işinize gelmediği zaman hukuk zaten güncel çerçevelerde belirlenir, Mimarlar Odası ise ilericidir, yarını, geleceği biçimlendirir, örgütler gibi bir takım garip hezeyanlar içinde coştukça coşacaksınız: yasa çıkarmaya öncülük yapacağını ilan edip bir paragraf sonrasında, hezeyanın gelgitinden olsa gerek, yasal süreçlerin çözümünü ilgililere bırakıvereceksiniz. Komik.
|
|
|
|
|
|
#49 |
|
Arkitera Üyesi
Bursa
Mimar
Kayıt Tarihi: 31-12-2005
Mesaj: 10
|
2006 mezunu bir mimar olarak odanın tutumunu kınıyorum. Böyle bir uygulmanın nasıl bir mantığı olabilir anlamak zor. (mantık: 1 sene önce mezun olmak vardı)
|
|
|
|
|
|
#50 |
|
Arkitera Üyesi
Bursa
Mimar
Kayıt Tarihi: 28-12-2004
Mesaj: 15
|
1998 yılında, son sınıftayım... ankara mim. odasındaki ceşitli çalışmalara,toplantılara katılıyor idik genc mimarlar(!) olarak... kendimizi donatmalıydık... o zamanlar anlamadığımız bir dolu yasadan konusan bir grup insan mezun olmamız halinde mimarlık yapamayacağımızdan, yapmak için 2 sene bürolarda yada şantiyelerde mesleki staj yapma zorunluluğundan bahsediyolardı... 5 senelik eğitimin üzerine.... hem bize üzülüyorlardı (onların deyimi ile biz çok şanssız idik) hemde seyrediyorlardı... 99 depremi oldu, yapı denetim yönetmeliği, deprem yönetmeliği, derken herşey mimarların aleyhine gelişti.... değişti.... ama oda yönetimi ve mantiletesi hala değişmedi... hala seyrediyorlar.... ama artık bu filmi anlamaları lazım.. yada anlayacak birilerine fırsat versinler....
Şu anki mücadeleyi veren büyüklerimiz o zamanda aynı mücadeleyi bizler adına veriyorlardı.... takdir ediyorum... Aynı mücaledeyi bizlerinde bıkmadan sergilemesi lazım.... |
|
|
|
|
|
#51 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
|
Anlaşıldı bir dava daha istiyorlar...
Bunun anlamı nedir? Toplantıda konuşulanları seslendiriyorum. Arkadaşlar gücümüz yargıya ve bu serbest mimarlara yetmedi. Bari 2006dan sonra mezun olanlara yükleyelim. Yargı bu ufaklıkları sıkıştırmamıza göz yumar nasıl olsa. Hem bunlardan kaç kişi büro açacak ki cnm, hem yeni mezun olmuşlar öyle paldır küldür ofis mi açılırmış? Hem bunlarda para pul da yoktur, dava fln açmayla da uğraşamazlar. Hem bu yaşlı başlı mimarlarımızın da işine gelir, hoşlarına gider bu kararımız. Onları da kazanmış oluruz bu politik şark kurnazlığımızla da. Siz kimi kandırıyorsunuz? Kendinizi mi? Mimarlığı mı? Bizi mi? Yargıyı mı?
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 04-12-2008 18:14 |
|
|
|
|
|
#52 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
|
SMGM eğitimlerindeki çarpık bir yaklaşım:
2008 de kredi tamamlayamazsanız 2009 da büro tescili alma veya tescil yenileme hakkına sahip değilsiniz. Yani 2008 de mezun olmuş bir yeni bir mimar 2009 yılında mimarlık bürosu açma yetkisine sahip değildir. 15 kredi toplamanın lafı mı olur diyenleri duyuyorum. Bu yüzden bu haldeyiz sanırım, boşverip kabullendiğimiz için. Ve hiç kredi almadan mimari büro açanları biliyoruz. Bu kredileri hiç seminer almadan toplayanları da biliyoruz... Bunca mimarlık mesleğinin haysiyetini zedeleyen durum varken bu inat hangi felsefenin ürünüdür? Öte yandan mimarlık hizmetinin yerine getirilmesi için 'ciddi' ve ' güvenilir' bir denetimin gerektiği hakkında ne düşünüyorsunuz? Örneğin SPK lisanslarına benzer bir sınav sistemiyle verilen serbest mimarlık lisansları... Her mimarın her projeyi yüklenememesi, bunun sınav ve güvenilir değerlendirmelerle yapılması? Şahsen bu beni rahatsız etmez. Ama 15 kredi toplaması gereken çömez muamelesi kabul edilemez. Mimarcılık oynamaya devam mı edeceğiz, bazı şeyler artık olması gerektiği gibi olacak mı? Birileri bize birşeyler söylesin de yolumuza bakalım biz de... Ayrıca bu yazılardan kurumda çalışan şahısların alınmasını istemiyorum. Bu yasalardaki, yönetmeliklerdeki çarpıklıkların nolmal durumlarmış gibi algılanmasında , bunları bize dayatanlar gibi kabul eden bizler de suçluyuz. Kendimize dürüst olalım önce. Ben somut bir alternatif sunuyorum ve SPK sınavları gibi, ağır ve ciddi sınav sistemiyle, buna uygulama ve mesleki deneyimin de eklenerek verilen 'mimarlık lisansı' uygulamasının acilen düzenlenmesini öneriyorum. Söylediğim gibi mimarcılık oynamaktan sıkıldıysanız eğer...
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 04-12-2008 23:29 |
|
|
|
|
|
#53 |
|
Arkitera Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 23-06-2008
Mesaj: 4
|
odanın yapmis oldugu duyurunun arkiteradaki basligi dikkatimi cekti.MAHKEME KARARINA RAGMEN!!!! smgm yoluna devam ediyor denmis. bu ne hukuk tanimazliktir anlayabilmis degilim.forumda daha once de belirtildigi gibi isine geldiginde hukugu taniyip isine gelmediginde tanimama hakkini oda nasil bizim adimiza boyle basitce kullanabiliyor.(oyle bir hak olmadigini belirtmeme gerek yok sanirim).hani hukuk devleti hani demokrasi. oda olmus basimiza teokrasi. hukuga karsi cikarak ne yaptiklarinin farkinda degiller sanirim. Sayin Murat Artu nun onurlu davasini bu kez yuzlerce belki binlerce mimarin sergileyeceginden hic supheleri olmasin.
|
|
|
|
|
|
#54 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-12-2002
Mesaj: 50
|
Mimarlar odasının konu ile ilgili basın açıklaması;
Gerçekten şaşkınlık içerisindeyim. Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#55 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
|
Bu iş temelden samimiyetsiz ve anlamsız öncelikle.
1. Eğitim (15 kredi) odanın düzenlediği azınlığı yararlı, çoğunluğu -mış gibi seminerler sistemiyle neden sınırlı tutuluyor.Mesleki gelişimde bu seminerlerin payı nedir? 2. Eğitim almak mesleki gelişim için yeterli midir? Eğitim sonucunda bunun 'sınanması' gerekmez mi? Sınanmayan bir eğitimin bağlayıcı olması ne kadar mantıklıdır? 3. Pek çok eğitimin 'imza atma' ve dostları görme aktivitesi olarak görüldüğü bilinmesine karşın bunun 'çok yararlı' olduğunu iddia etmek kimleri gülümsetmektedir? 4. Zaten 15 kredi, bazıları tek bir seminerde bile toplanabilmektedir, neden bu kadar sorun çıkıyor ki? Alıverin kredinizi bitsin gitsin. Bir kitap parası alt tarafı zaten. Söyleminin altında yatan düşünce nedir? 5. Madem bu kadar faydalı neden 15 kredi? 150 olsa nasıl olur? Bir meslek insanının mesleki olgunluğa ulaşmasında mezun olduğu yıl ne kadar bağlayıcıdır( çok açık söyleyebilirim ki 10 yıllık bir mezuniyet sonrası süre geçirmiş, 1 yıllık mezuniyet sonrası süre geçirmiş mimardan daha iyi olmayabiliyor) Yukarıda sorduğum soruyu önemsememekte ısrar görüyorum? Belki bazılarının tüyleri diken diken oldu 'sınav' diyince. İcat çıkarma , 15 kredi iyi işte diyen arkadaşlarım var çevremde de. Bu konu hakkında olumlu olumsuz fikir beyan etmek isteyenlerden rica ediyorum. Hiç aktif mimarlık ortamı içerisinde bulunmamış, projesi denetimden geçmemiş bir mimarla yıllarını bu işe vermiş, her sıkıntısını bilen, seminer verecek durumdayken seminer alması gereken mimarlar neden aynı kefeye konuyor? Mesleki yeterliliğinin denetlenmesi kimi rahatsız eder? Mimar kimliğimden önce mimarlık talep eden vatandaş kimliğimle bu soruyu soruyorum. Hangi mimara, hangi kriterlere dayanarak güvenebilirim? Mimar(itü), Mimar(odtü) , Mimar (smgm 15) mi? Yoksa Mimar (A+) , Mimar(A), Mimar (B) gibi bir sınıflandırma mı gerekli? Bu düzenleme pekçok ortamda düzen sağlar. Bu adam bu projeyi neden aldı diyemez kimse. Almıştır çünkü A sınıfı bir mimardır, zorlu bir denetim ve sınav sisteminden geçmiştir, pek çok projeye imza atmıştır, basamakları poposundan birileri iterek değil teker teker çıkmıştır, ofis açmadan önce uzunca bir süre başka A sınıfı lisansa sahip mimarların yanında çalışmıştır... Mevcut düzen benim işime geliyor. Biraz çalışırım dışarıda sonra ofisimi açarım, TUS falan geçinir giderim. Arada bir iki iş gelir bu yılı kurtarırım. Bunu istemiyorum açıkçası, ama bu sistem bizi buna zorluyor. Ofis açmak zorundayım şimdi. Çünkü herkez ofis açabiliyor. Üst düzey ofisler bu rekabetten dolayı çok kazanamıyor ve yanlarında komik maaşlarla çalıştırıyorlar mimarları. Neden ofiste çalışayım ki mimarlık yapmak 15 krediye bağlanmışken? Elbette herkes ofis açmak için çabalayacak, mimarlar odasıda türlü engeller icat ederek bunu mümkün olduğunca zorlaştırmaya çalışacak. Hiçkimsenin adaletinden şüphe etmediği sınav ve denetim sistemi bu işi çözer. Mimarlık Denetleme Üst Kurulu gibi birşeyin kurulmasını istiyorum. Çünkü benim mimarlığımı denetleyen, belgeleyen, düzenleyen hiçbir kuruma güvenmiyorum.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 05-12-2008 13:57 |
|
|
|
|
|
#56 |
|
Arkitera Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 23-06-2008
Mesaj: 4
|
RedRapsoy'e
sorduğunuz sorular ve değindiginiz noktalar çok güzel. Geçen sene bu 15 krediyi tamamlamis ve bir kisminin icerigini gormus birisi olarak ben de size birkac soru sormak isterim. 1. Eğitim sonrası sınav ne kadar verimli olabilir? Zira geçen sene katildigim iki ders resmen kendi reklamlarini yapan piyasada inşaat yapan insanlar tarafindan verilmisti.(mimar olup olmadaklarını dahi hatırlamıyorum). 2. Bu kafayla 15 değil 150 kredi alinsa ne faydası olacaktır kişisel mesleki gelisimimizde? 3. Mimarlık Denetleme Üst kurulu gibi bir organizasyonun kurulmasını ve denetlenmeyi istediğini belirtmissin. Peki sizce bu organizasyonun basinda simdiki zihniyetde kimler bulunur, bu organizasyon kimin denetiminde olur ve objektif bir denetleme olur mu? En son architurk tarafından düzenlendi : 10-12-2008 10:14 Nedeni: "Bi" değil bir, "deil" değil değil! Büyük harf ve Türkçe'ye özgü harflerin kullanımına dikkat lütfen |
|
|
|
|
|
#57 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-12-2002
Mesaj: 50
|
Tüm etkinlikler, akademik çalışmalar, yarışmalar, yayımlar, geziler, söyleşiler, sohbetler, projeler, mimarlık adına yapılmış herşey ama herşey süzülüp değerlendirilmedikçe ve bu değerlendirmelerin neticesinde nitelikli üretim süreçleri desteklenmedikçe, ustaların değeri verilmedikçe SMGM nin bir faydasının olabileceğine ya da iyiniyetle sadece söylenilen gerekçelerle yapıldığına inanmıyorum.
SMGM benim için bir zorunlu bir eziyetin ötesinde birşey değildi. zorunluluğu kalktı, eziyeti devam ediyor. |
|
|
|
|
|
#58 | |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
|
Alıntı:
SMGM sürecinin çıkış noktası da aslında AB normlarına adapte olmak, yüzümüzü döndüğümüz batı vizyonunda mesleki hizmet verebilmek için düşünülmüş bir uygulamaydı. Sonuçta içi boşaltılmış bir zorunluluk olarak karşımıza çıktı. Elbette şimdi bu pek çoğu içi boş olan eğitimler sonucunda bir sınamamın yapılması anlamsız olur. Bunu bütün olarak ele almak gerekir. Üst kurulda 'kim' ler olacak diye sormuşunuz. İşte asıl mesele bu işleyişin 'kim'selere bırakılmayacak düzeyde sağlam temellere dayanabilmesidir. 2001 ekonomik krizinden sonra bankalar battı,hortumların nereden nereye bağlandığı bilinmiyordu. Bu durumdan sonra BDDK,SPK gibi kurumlar sermayenin ve bankaların sağlam zemine oturabilmesi için örgütlendi. Giden gitti, batan battı. Yabancılar bu zeminde bazı bankaları satın aldı... Bildiğimiz süreç işte... Şimdi daha ayağı yere basan, ne yaptığı bilinen bir finans sektörümüz var. BU düzenlemeler önceden yapılmış olsaydı bankalar yabancıların eline geçmeyecekti. Şimdi bizim mimarlık ve mühendislik ortamımız da böyle bir tehditle karşılaşacak sonuçta. Çünkü kaliteli ve güvenilir hizmet bekleyen banka müşterisi, kliteli güvenilir mimarlık ve yapı üretimi talep etmeye başlayacak. Başladı bile. Peki 99 depremi sonrası mimarlık ve inşaat ortamı nasıl şekillendi? Yönetmelikler değişti, denetim mekanizmaları kuruldu. Meslek eğitimleri gözden geçirilmeye başlandı... Sonuç? Göstermelik faaliyetlerin ötesinde ve birkaç inşaat demiri sayısı artışından başka birşey değişmedi... Mimarlık ortamına kalan da SMGM oldu. Buradaki fikirleri takip eden devlet yetkilileri, politikacı varsa onlardan ricam şu yönde olacak. Mühendislik ve Mimarlık ortamı odaların ve özellikle TMOBB'un inisiyatifine bırakılamayacak kadar ciddi bir düzenleme gerektiriyor. Bu düzenlemeyi yapacak , kararlı, teknik ve analitik düşünen bir yönetim anlayışına sahip iradenin oluşmasını umuyorum. Bu yönde daha önce mimarlık ortamının yolunu düzene sokmak için yola çıkmış ama yarı yolda kalmış olan herkesin net bir hedef etrafında birleşmesi ve şahsi çıkarlarını bu hedefin önüne koymadan hareket etmeleri iyi bir sonucun çıkmasında tek şart. Bize de düşen ne varsa yapmalıyız. Ama artık gerçekten güvenebileceğimiz ve peşinden gidebileceğimiz birşeyler bekliyoruz.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 05-12-2008 19:22 |
|
|
|
|
|
|
#59 |
|
Arkitera Üyesi
Ankara
Mimar
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 77
|
Egitim ve Hukuk
Değerli meslekdaşlarım,
Lütfen meseleyi bir eğitim meselesi ve onun yararları, zararları ya da saçmalığı olarak irdelemeyin. Eğer bu yola girmeye ve bunu tartışmaya başlarsak, esastan kopar ayrıntılarda boğuluruz. Bu durum, Odanın ticari tuzağının içine cekilmemize neden olur ve ona yardımcı olacak faşist eylemlere kolaylık sağlar. Odacıların istediği de budur. Çünkü sunacakları imaj, Onlara karşı çıkan düşmanların eğitim karşıtı olmaları olacaktır; - "Eğitime bile karşı çıkıyorlar mimarların bilinçlenmesine karşılar şekerim." Oysa mesele bambaşkadır. Konu hukuksuzluğa karşı olmaya, baskın basanındır anlayışı ile ; -"Git istiyorsan mahkemeye Üç sene sürün o sürede ben zaten alacağımı alırım" anlayışı ile davranan, maaşlarını meslekten men edilenlerin ödediği oligarşiye razı olmamaktır. Konu bir hak ve hukuk meselesidir. Mimarlar Odasına sizin, benim eğitimimi değerlendirip yetersiz bulup bizi eğitmek gibi bir görev ve yetki hukuken verilmemiştir. Kendisinde olmayan bir yetkiyi kendi kendine vererek ve bütün mimarları yanlızca mezun olduğu sene ile değerlendip (!!!) 1978 yılından itibaren mezun olan mimarları meslekten men etmek SOYKIRIM'dır. Tekrar ediyorum; Soykırımdır. Bu kategorizasyonun (içinde eğitim ya da bilgi yok sadece mezuniyet yılı var) 1978 yada 2006'sı da yoktur. Bu soykırımın psikolojisinde "Alaylı" ların "Mektep" lilere karşı duyduğu aşağılık kompleksinin oluşturduğu "Güç" istemi vardır. Daha açık ifade etmek gerekirse; Mimarlık bilmeyen ve yapamayan bir gurubun yapanlar ve yapmak isteyenler üstünde onlardan üstün olduğunu ispat çabası ve aynaya bakarak "Söyle bana ayna......" keyifleri şu an mantıkların da önüne geçmiş, hukuğa karşı eylem ve söylemleri başlamıştır. Bazı meslekdaşlarım beni aradı ve kazandığım için kutladı. Kendi kendinize sorun, ben ne kazandım ? Zaten 30 senedir mimarlık yapıyordum. Yapamazsın bilmiyorsun sana yasak dediler. Bir sene önced e, On sene önce de yapıyordum. Şimdi yine aynı oldu, yapabiliyorum. Ben ne yaptım diye kendime sorduğum zaman ancak şu cevabı buluyorum; İrticanın(çağdışı), alaylıların kendilerini açığa çıkarmalarına yardımcı oldum. Yüzlerini göstermeye başladılar. Artık mimarlarımızın onları anlayacağından hiçbir kuşkum yok. Ben de, tanışmış oldum. Bundan böyle hiçbirinin elini sıkmayacağım. Size de tavsiye ederim. Hele SMGM de sunu yapan bir serbest mimara rastlarsanız..., Eh! artık ona orada siz karar verin.
__________________
Murat ARTU En son ayasofya tarafından düzenlendi : 05-12-2008 20:42 |
|
|
|
|
|
#60 |
|
Arkitera Üyesi
Bursa
Mimar
Kayıt Tarihi: 28-12-2004
Mesaj: 15
|
Burda herkesin dikkat çekmek isteği tek nokta var:
MESLEKİ PRATİK... yani fiilen çalışmak, üretmek ve bununla değerlendirilmek.... mesleki pratiğine devam eden mimar zaten sürekli bir gelişim içinde olmalıdır... kaçınılmazdır... siz eğer yasalarca mimarlık yapabilme ehliyeti verilmiş birine 25 yıl sonra ve onca deneyimden ve üretimden sonra kalk şu sınava gir derseniz komik olur... eğer sorun mimarlık yapabilme üzerine ise bu durum üniversiteden mezun olamadan çözülmelidir.... bunun örnekleri çok.... bazı projelere imza atabilmek için dunyanın birçok yerinde almanız gereken lisans eğitiminin kriterleri farklı... proje çizebilmek iiçin gerekli donanım, eğitim için 4 sene az.. bunu herkes kabul ediyor... zaten çoğumuz 4 yılda mezun olamıyoruz ve üstüne y.lisans yapmaya çalışıyoruz.... ama mezuniyetten sonra ben yaptıklarımla değilde sınavla değerlendirilirsem bu konuda 10-15 yıl sonra performans verebilmem cok zor... o zaman ne olur: sınavı başarı ile geçmiş imzacı mimarlar diye bir terim kazanmış olabiliriz.... sınavı kazan gelsin imzalanacak projeler ![]() 99 mezunuyum... açıkçası geçen sene eğitimlerde hocalarımla, eskiden çalışmış olduğum firmanın sahipleriyle, onlarca yarışma kazanmış, uygulamış, kontrol etmiş buyuklerimizinde bu muameleyi görmesinden üzüldüm, utandım... bunlar gerçekdışı, akla, mantığa sığmayan uygulamalar.. yurtdışından proje hizmeti veren mimarlarada o zaman aynı yasa uygulansın... kontrol; despotça, korkutarak, mimarlık yapabilme ehliyetini alma üzerine olmaktan daha çok, ürün üzerine olmalıdır...çizim standartları arttırılmalıdır... nitelikli ürün elde etme üzerine olmalı çaba.. mimara müellifi olduğu proje üzerinde kontrol imkanı verilmeli... ama sanırım bu konu daha da bir dipsiz kuyu.... ve bu kuyu maalesef kendi meslek odamız tarafından, hemde gelir kaynağı olan üyelerine heryıl başarılı bir şekilde tekrar tekrar açılıyor... bizde kuyuya çoğu zaman bakıyoruz maalesef.... Meslek onurumuz kendi meslek odamızca yıpratılıyor.....
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|