![]() |
|
|||||||
| Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa.
Mimarlığa Yol Açın! >> |
| Anket Sonuçlarını Görüntüle: Mimarlar depreme dayanıklı bina üretme konusunda yeterince bilinçli mi? | |||
| Evet |
|
64 | 19,63% |
| Hayır |
|
197 | 60,43% |
| Emin değilim |
|
65 | 19,94% |
| Oy verenler: 326. Bu ankette oy kullanamazsınız | |||
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
|
Depreme dayanıklı bina
Özellikle 17 Ağustos depreminden sonra depreme dayanıklı binaların önemi Türkiye genelinde anlaşıldı. İstanbul'da beklenen büyük deprem ve Türkiye'nin neredeyse tamamının deprem bölgesinde olması nedeniyle depreme dayanacak bina arayanların sayısı da Marmara Depremi'nden sonra büyük ölçüde arttı.
Bu talebe cevap verecek binaların üretilmesi konusunda mimarlar yeterince bilinçli mi? |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-09-2003
Mesaj: 5
|
dayanıklı/uyarlı, bina/yerleşme
Depremin etkilerini felakete dönüştüren, yapılarımızın depreme dayanıksızlığından çok, kentsel yerleşmelerimizin depreme uyarsızlığı (incompatibility).
Yap-sat (daha doğrusu sat-yap) yöntemi ile inşa edilen kentlerimiz mimari tasarımın parselle sınırlandırılması sonucu çok sınırlı bir mimari girdi ile biçimlenmekte. Arsa rantı üretmeye odaklanmış yapılaşma pratiği (deprem dahil) çevre şartlarını yok saymakta. Konut alanında belirleyici olan bu pratik, yarattığı zihniyet iklimiyle, aynı finansal kısıtlamalara tabi olmayan kamu yapılarını da biçimlendirir hale gelmiştir. Bu çerçeveyi ihmal edip, mimarın depreme dayanıklı yapı yapabilmesini sorgulamak, mimarlığı inşaatçılığa indirgemektir. "İnşaat mantığı" maalesef son elli yılda yaşadığımız hızlı kentleşme döneminde mimarlığı ikame etmiştir. Bu süreçte değerli bir ulusal kaynak olan mimarlığımız büyük ölçüde soysuzlaşarak bu mantığa eklemlenmiştir. Kısacası depreme dayanıklı yapılar mimarlığımız için teknik değil etik bir sorundur. Depreme uyarlı olmayan bir yerleşme içn yeralacak depreme dayanıklı bir yapı ancak aldatmaca olur. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-08-2003
Mesaj: 9
|
neden
en azından (pek çok ) Mimar! neden depreme "dayanıklı ev" konusunda yeterince donanımlı olmaz?
Anketinizin de doğruladığı bir gerçeğin üzerine gitmeye devam edebilecekmisiniz? Sizce taşın altından hangi böcek ya böcekler çıkacak? |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-12-2002
Mesaj: 64
|
inşaat mühendisliğine düşen bir görevi mimarlara yüklemek at gözlüğü ile bakmak gibi birşeydir. Bilinçlilik anlamında elbette mimarlar üzerlerine düşeni yaparlar ve tasarımlarında yangından depreme fonksiyonellikten estetiğe kadar olan bütün gereklilikleri barındırırlar. betonarme konularındaki iskeletin hamurunu belirlemede ise devreye inşaat mühendisleri girer ve yürütürler inşaat işlerini belirlenmiş hesaplar ve projeler doğrultusunda.
ve inşaat aşamasında bütün disiplinler devrededir ve yapıyı ortaya çıkarırlar. iskelet iyi yapılmamışsa hamuru iyi harmanlanmamışsa, düşünülmemişse sonuç istenilen olmayacaktır elbette. dolayısı ile aslında herkes işbirliği içinde sorumluluklarını bilerek görevlerini yerine getirerek çalışırsa (çalışsa idi ve çalışılsa keşke) yapı oluşturduğu çevresinde ve kullanıcısı ile amacını gerçekleştirecektir. bir bütünün yükünü sorumluluğunu mimarlara yıkmak yanlıştır. zincirdeki bir halkanın işini yapmamasından herkes etkilenmekte ancak cezayı mimarlar çekmektedir. Kısacası; aslında denetim mekanizmalarının işlemesi zincirin sağlıklı işlemesini gerekli kılacaktır. o günleri görmek ümidi ile.... ![]() |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-08-2003
Mesaj: 9
|
üstünüze düşen nedir?
Beton kalitesi statik hesabı v.b işlerden inşaat mühendisi sorumlu tamam.
Peki geometri. Binanın geometrisinden kim sorumlu? Niçin nerdeyse her binamız çıkmalı? Yumuşak katlı ? Kötü izolasyonlu? Bodrumu nemli? Depremde kafasına mermer ya da mozaik parçası düşüp ölen yok mu? bırakın depremi günlük hayatta bile yok mu? Evet sorumluluk bir zincir. Diğer halkaların zayıflığı, mimarlara zayıf olma hakkını verir mi? Her binanın geometrisini riskli olmaya zorlayan yönetmeliklere kim itiraz edecek? o yönetmelikle ilk muhatap olan, yani mimar değil mi? O kadar şiddetle itiraz ediliyor ki... saygılarımla |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 05-09-2003
Mesaj: 5
|
deprem, mimar ve imar
Diğer Depremler,
Kocaeli depreminin yıkılan, devrilen, ezilen apartman görüntüleri depremi konut, "ev" bağlamında düşünmemize neden oluyor. Birazda mimarlığımızın indirgendiği "apartman mimarlığı" pratiğimizden. Bence Koceli depreminin dersi yapılarımızın dayanıksızlığı değil, yerleşmelerimizin yanlışlığı. Fay üzerine "depreme dayanıklı yapı" yapmaya kalkışmak abesle iştigal etmek. Deprem bölgesinde kıyı dolgusunu iskan etmek bir rant çılgınlığı. Elbetteki mimarın sorumluluğu var ama başka yerde. Bingöl depremi üzerine başka bir foruma gönderdiğim mesajımı burada tekrarlamak istiyorum: "DEPREMDE ILK YIKILACAK Çoğu kamu yapısına böyle bir levha iliştirilebilir. Seçme imkanı olan kullanıcıları uyarmak, deprem güçlerine kolaylık göstermek için. Nedenleri sanıldığı gibi müteahhitlerin (başbakanın ağzıyla) "malzemeden çalmaları" değil. Hırsızlık var ama başka konularda: 1. Mimarlık Hırsızlığı Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 1994 yılında 76 il valiliğine gönderdiği bir genelge var "Proje Özel Şartnamesi" konulu. Bakan adına o zamanki Genel Müdür Hüseyin Cindemir imzalamış. Bu metinde bir tesbit var: "İdarece bedel ödemeksizin yaptırılmak istenen proje hizmetlerinin, proje maliyetini düşürmek için müteahhitlerce ehil olmayanlara yaptırılmak istenmesi nedeniyle, gerekli kalite elde edilemediği, Bakanlığımıza intikal eden projelerden anlaşılmaktadır." Bu haklı ve doğru bir tesbit. Getirilen çözüm de makul: "Bu nedenle inşaat sözleşmesine projenin bedelsiz yaptırılacağı maddesi konulmayacaktır. Ancak zorunlu hallerde, bu hizmetlerin, ihale şartnamesinin 25. maddesine göre, yalnız avan projenin idarece verilmesi halinde, uygulma projelerinin ekteki Proje Özel Şartnamesi ile Mimarlık ve Mühendislik Hizmetleri Şartnamesine uygun olarak, Müteahhitlikçe Bakanlığımızda referansı bulıunan bürolara yaptırılması ve proje ücret hesabının sözleşmeye dahil edilmesi gerekmektedir." Peki uygulanıyormu? Hayır. Çoğu kamu yapısının projesi kim olduğu bilinmeyen (fakat herhalde bir diploması olan) kişiler tarafından gelişgüzel ve çoğu zaman başka bir yapının projelerinden aktarılarak yapılıyor. İşin gülüncü bu alıntı yaptığım genelge metni de inşaat ihaleleri dosyalarına konuluyor. Proje bedelleri çizilerek iptal edilmiş şekilde. Çoğu kez kamuda inşaat ihaleleri ya tip proje veya Bayındırlık İl Müdürlüğünde çalışan bir mimarın çiziktirdiği bir şema avan proje kabul edilerek yapılıyor. Mimarlık hizmeti projeden ibaret görüldüğü için bu "evrak" bir şekilde tamamlanıyor. Yapı yapılacak arsayı, yapının inşaat aşamasını, hatta tammalanmış yapıyı bu "evrak" ları imzalayan sözde mimarlar görmüyor bile. Bakanlık Mesleki Kontrolluk hizmetine Adliye Sarayı gibi prestij projelerinde bile gerek görmüyor. Önce bu mimarlık anlayışından sıyrılmak gerek. Mimarlık proje müellifliğine indirgenemez. İndirgendiğinde ise o yapının mimarlığı çalınmış olur. Adana-Ceyhan depremi sırasında ben Tarsus'ta yayladaydım. Deprem bir Cumartesi günü öğleden sonra oldu. Ertesi gün Adana'yı gezdim. Ne Toplu konut idaresinin yaptırdığı sitelerde, ne de yap-satçıların inşa ettikleri apartmanlarda depremden bir iz vardı. Ama bütün "yeni" kamu yapıları hasar görmüştü. Bu kamu yapılarının çoğu tip proje ile elde edilmişti. Tip proje olgusu da mimarsız yapı yapma marifetimizin bir ifadesi. 2. İşçilik Hırsızlığı Kamu yapılarında deprem hasarının diğer nedeni de en taze, en beceriksiz, ve belki de en aç gözlü inşaat müteahhitlerinin Bayındırlık İl Müdürlüklerinde iş tutmaları. Bu müteahhitler çoğu kez tek çanta ve tek mersedesden başka bir donanıma sahip değiller. İnşaat ekipleri sürekli değil. "İş"i aldıktan sonra ekip toplamaya başlıyorlar. "İşçi"leri ise mevsimlik işçi - mevsimlik köylü. İş süreçleri de akla ziyan; betonarme kalıbını (daha çok kalıp karikatürüne benzese de) kurduktan sonra Bakanlık kontrolünün beton dökme iznini haftalarca bekliyorlar. Kolon kalıplarının içine eğer def-i hacet edilmemişse bile çöple doluyor. Dökülen betonun kalitesi iyi olsa bile işlenmesi ya eksik kalıyor yada yanlış yapılıyor. 30 yıldır mimarlık yapıyorum bu tip müteahhitlerin elinde düzgün dökülmüş kolon göremedim. Diğer iki inşaat pratiği bu açıdan daha iyi. Yap-satçı inşaatçıların çoğunun sürekli bir ekibi var. Büyük çaplı (mesela 500 konutluk Toplu konut sitesi gibi) inşaatların yüklenicilerinde de genellikle süreklilik hakim. Süreklilik bir yerde eğitilmişlik demek. İnşaat işçilerinin çalışma koşullarını düzeltecek önlmeleri konuşmadan deprem sorununu konuşmak boşuna. Kamu yapıları da beklenilenin tersine en kötü koşullarda çalışan işçilerin eliyle yapılıyor. 3. Meslek Hırsızlığı Son otuz yılda deprem yönetmeliği en az üç kere değişti. Yönetmelikler depremi bir statik hesap sorunu olarak görüyor. Yapının çevresini, inşaat sürecindeki insani faktörleri dikkate almıyor. Statik hesaba odaklı bu yaklaşım sonucu, betonarme karkas yapılarda kolonlar zayıf, kirişler güçlü oluyor. Kolon dökmek, donatısını yerinde tutmak, kirişe göre daha zor olduğundan ve daha zor denetlenebildiğinden. Aşırı güçlü kirişler deprem momentleri ile deforme olmadan bütün yükü kolonlara aktararak kırıyor. yapılarımız da sandviçe dönüşüyor. Mimarların ("proje müelliflerinin" değil!) deprem yönetmeliklerinin hazırlanmasında, gözden geçirilmesinde etkin olması gerekiyor. Mimarları bu süreçlerden dışlayanlar statikerliği mimarlığın önüne geçirenler mesleğimizi bizden değil yıkılan yapılardan çalıyor. DEPREM KOŞULLARINDA MİMARLIK Bence deprem koşullarında mimarlığın ilk görevi depremsiz Avrupa kentlerinden aktarılmış yerleşme dokumuzu yeniden düşünmek olmalı. Yapı ölçeğinde ise mimarlığın proje müellifliğine indirgenmesini kabul etmemeliyiz. Bu düzende bürolarımızı sürdürürken de ( yani mecburen "proje müellifliği" yaparken de)dikkatli davranmalı - yapım koşullarına dayanıklı - tasarımlar yapmalıyız. (Ben inşaatlarda kolonların halini gördükten sonra, Kocaeli depreminde birazda bir önceki yönetmeliğin katkısıyla kirişlerin kolonları kırdığını gördükten sonra betonarme perde elemanları münhasıran kullanmaktayım) Sait Kozacıoğlu" Detay olmasına rağmen bu forumda dile getirilen bir hurafeye de değinmek isterim. "Çıkma" yapı geometrisinde mutlaka bir zaaf değildir. Aksine iyi düzenlendiğinde faydalıdır; kirişlerde mesnetler arası momenti azaltır. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|