Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Profesyonel Yaşam

Profesyonel Yaşam Mesleki sorunlarınız, karşılaştığınız hukuksal problemler ve profesyonel yaşama dair ne varsa.

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 20-11-2007, 18:01   #16
ncc
Arkitera Üyesi
 
ncc'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 15-03-2007
Mesaj: 202
yabancı mimarlar zaten çalışmıyorlar mı?
Ülkemizden bir büro veya mimarla imzası karşılığı anlaşarak gayet de güzel bir çok iş yaptı yabancı meslekdaşlarımız.
Ülkemizde kaç tane yabancı mimarın yapmadığı prestij yapısı biliyorsunuz?

Yabancı meslekdaşlarımın gelmesi ve rekabetin artmasına karşı değilim. hatta çok da iyi olacağını düşünüyorum, ancak hak her iki tarafada tanındığında haktır, öteki türlü imtiyaz olur.

Ben gidip Almanya'da gerekli ruhsatı alıp iş yapamıyorsam Alman bir mimarın ülkem de işi olamaz. Bu bir devlet politikasıdır, devletin kendi sözünün geçerliliğini güden bir politika; yoksa yabancı mimarlar ülkemizde muvaza ofisler ya da aleni ortaklıklar kanalıyla zaten cirit atıyor.
__________________
"Bir cesur adam çoğunluk demektir" - A. Jackson
"İnsan yenilince tükenmez, pes edince tükenir" - Nixon
ncc offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 09:22   #17
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
Bu tartışmanın sonu 'yarışma' kavramına dayanıyor. Uluslararası yarışmalar açıldığında ve adil bir sonuç ortaya çıktığında, kimse tepki göstermemeli.

İlk önceleri gümrük birliği gibi Avrupa ile entegrasyonumuzu sağlayan anlaşmalara da tepki gösterilmişti... Fakat bugün ne oldu bir bakın. AB ye artık endüstriyel ürünler satıyoruz, tasarımlar satıyoruz. Yakın zamanda daha üst düzey endüstriyel ürünler de geliştirebileceğimizi düşünüyorum (otomobil vs.)...

Mimarlığı da bu açıdan ele almak gerekiyor, bizim neden Almanya standartlarımızda binalarımız çok az? Neden hep uyduruk çözümlere yöneliyoruz? Çünkü birşeylerde geriyiz. İleriye gitmemiz için de rekabet edecek arenalara çıkmak zorundayız. Muasır medeniyetten ne anladığınızı bilmiyorum, ama ben Mustafa Kemal Atatürk'ün 'muasır medeniyetler' diye tamınladığı kavramı, üst düzey felsefe ve tekniğe sahip toplumsal yapılanma olarak algılıyorum. Biz neredeyiz? Muasır medeniyetlerle , geri kalmış medeniyetlerin tam ortasında...

Yaklaşık üç ay Türkmenistan'ın başkenti Aşgabatta çalıştım. Oradaki 6 yıl deneyimli yerel mimarın yaklaşık 7 katı maaş alıyorduk. Başlangıçta bunu anlamayamadım, bize neden ihtiyaç duyulduğunu çözemedim. Ancak ilerleyen haftalarda , işin içine yorum yapabilme , problem çözebilme yeteneği girdiğinde farkımız ortaya çıkıyordu.
İşin başında felsefe ve teknik olarak ilerideydik. Bu farkındalığı yaşadıktan sonra, bizim tekniklerini aldığımız batılı medeniyetlerle olan farkımızı düşünmeye başladım. Ve kesinlikle mimaride kuramsal olarak bizden ileride olduklarını kabullendim. Aşağıdaki örneği heryerde veriyorum, konuyu yeterince özetliyor sanırım.

Almanya'da bir mimari proje yapıyorsanız. Projenizde kullandığınız yapısal ve işlevsel çözümler dikkatlice inceleniyor. Şartnameye uygun olmamasını söylemiyorum bile, şartnameye tamamen uygun çözümler sunmak zorundasınız zaten. Fakat asıl ( buraya dikkat) felsefe farklılığı şurada : Eğer yapıda kullanılan çözümlerde yeni bir teknik ortaya çıkmışsa, o işin daha gelişmiş bir çözümü icat edilmişse ve siz bunu müşterinize önermemişseniz , işinizi bitiriyorlar... Büyük cezalar ve yaptırımlarla karşılaşıyorsunuz.

İşte farkımız burada. Teknolojiyi takip etmek zorundasın, yenilikleri takip etmek zorundasın, teknoloji geliştirirsen de bir farkın olur. Bu ortamda yetişen , çalışan mimarların Türkiye'de iş yapmalarını kesinlikle isterim. Ama gerçekten böyle olanları Türkiye'ye gelmeli, şarlatanlık yapanlar değil elbette.
__________________
R&R
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 12:23   #18
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Yıl 1995

Yıl 1995 Gümrük Birliği Başbakan Tansu Çiller tarafından imzalanır ve uygulamaya geçer.

Ancak bu imzadan önce Gümrük Birliği'ne girip girmemek konusu, yıllar boyunca tv ve gazeteler yoluyla toplumda tartışılır.

Ülkemizde ithalat ve ihracata çalışan üretici ve aracı firmalar yıllar içerisinde bunun artık kaçınılmaz bir durum olduğıunu farkına varır ve yeni sürece uyum için hazırlıklara başlarlar.

Örneğin üretim sürecinden tüketim aşamasına kadar süreçte yer alan "tüm yapılan iş ve eylemlerin yazılı hale getirilmesi ve yazılı olanlara göre yapılması" yani ISO 9000, ISO 9001, ISO 10000, ISO 11000, ISO 14000, ISO 14001 süreci hızla yayılır...

Bu Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO)'nun; üretim süreci öncesinden başlayıp üretim sırası ve sonrasını kapsayan ve aynı zamanda çevre koşullarını da gözeten bir dizi standart yapılanmaları içermektedir...

Gümrük Birliği imzalanıp uygulamaya başlandığında tüm mevcut firmalar başta bu standartlar olmak üzere Gümrük Birliği'inin ithalat ve ihracat için belirlediği kurallarına uyumlu hale geldiler.

Yeni kurulan firmalar da daha işe başlamadan kendi üretim süreçlerini bu yeni duruma uygun olarak hazırlandılar...

Yani Gümrük Birliği ya da ithalat ve ihracatla ilgisi olmayan tüm vatandaşlarımızın da bilgisi dahilinde oldu herşey...

Soru:

Aynı sırada yani 1995 tarihinde Başbakan Yardımcısı olan Murat Karayalçın'a bağlı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından da "bir şey" daha imzalandı.

Bu imzalanan "şey" tüm toplumun dahası tek tek bireylerinin yaşamını doğrudan ilgilendiren ve mutlaka bilmesi gereken bir konu idi...

Ancak kimsenin haberi olmadı.

Ne televizyonlar ne de gazetelerde kimse bu konuda hiçbir "şey" duymadı...

Kimin haberi oldu?

İmzalayanlar dışında hiç kimsenin...

...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 14:17   #19
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
2001 yılı sonu 2002 yılı basları

"2001 yılı sonu 2002 yılı basları..."

Farklı bakanlıklardan uzmanların da bulunduğu uluslararası resmi bir toplantıda bir belge(hani kısaca "şey" demiştik onunla ilgili) dikkat çeker ve bir uzman "endişe verici" durumun farkına varır kendi bakanlığını uyarır...

Ve konu farklı bakanlıklar/uzmanlar arasında yetki alanı tartışmasına yol açar...

Üzerine gittikçe konu derinleşir, yaygınlaşır ama ayrıca da çetrefilleşir...

Bir süre birşeyler yapılması konusunda ağırdan alınır ve ses çıkmaz.

Çaresiz kalır.

Uzman bu kez üyesi olduğu Meslek Odası'nı bu "endişe verici" durumdan dolayı bilgilendirir.

Meslek Odası da bağlı olduğu TMMOB'yi bilgilendirir.

Ancak konu konu aslında TMMOB'nin 22 meslek odası dışındakileri de ilgilendirmektedir.

Ve konu TMMOB'ye bağlı bulunan 22 Meslek Odası'na ve ardından basına açıklanır...

Çünkü, "standartlanarak" tanımlanmış 400'ün üzerindeki meslek dalındaki insanları (ülkemizdeki tüm meslekler, tek tek tüm toplumu oluşturan bireyleri ilgilendiren) yani Tavukçuluktan Mühendisliğe, Balıkçılıktan Fizik Öğretmenliği'ne kadar tüm meslek sahiplerini bağlayıcı olarak etkileyecek olan bir süreci kapsamaktadır...

Konu hakkında bilgi edinmek çok güçtür, kaldı ki bakanlık ve müsteşarlık arasında bile bilgi alış verişi garip engellerle doludur...

Ama zaman geçtikçe ucundan kulağından da olsa bilgi mozaikleri yapılan toplantı ve görüşmelerle bir araya getirilir ve tamamlanır...

Gizlice imzalanan "şey" sonunda ortaya çıkar:

Bu, "GATS- The General Agreement on Trade in Services" yani "Hizmet Ticareti Genel Anlaşması"dır.

Soru:

1) GATS sözleşmesi imzalandıktan sonraki "10 yıllık hazırlık ve görüşmeler süreci" neden bitmesine yakın (2005) zamana kadar saklanmıştır? (Daha doğrusu yine saklanmaya devam edecekti de... ama bakanlıklar arasında çıkan "yetki tartışması" bu konuyu açığa çıkardı.)

2) Ve hangi hak ve yetki ile?

3) İthalat ve ihracatçılar dışında tüm toplumu yani tek tek tüm bireylerini "doğrudan ilgilendirmeyen Gümrük Birliği (GATT - General Agreement on Tariffs and Trade - Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması) hakkında onca bilgi yağmuru yağdırılırken, GATS konusunda neden en ufak bir bilgi bile verilmemiş ve gizlice imzalanmıştır.

4) Pekiyi, GATS sözleşmesini imzalayan diğer ülkelerdeki süreç nasıl işletilmiştir?


...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 23-11-2007 14:21 Nedeni: Ek
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 14:50   #20
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Yabancıların çalışma hakları/kanun/ hakkında...

Yıllardır meslektaşlarımız AB ve dünyanın diğer ülkelerinde "yabancı" olarak(geçici ya da kalıcı izinle) çalışabiliyor olduklarına göre karşılık olarak burada da aynı haklarla tabii ki çalışabilirler ve çalışmalıdırlar.

Bundan daha doğal ne olabilir ki?

Burada esas konu eşitlik/eş haklar ilkesinin geçerli olup olmamasıdır.

Zaten asıl sorun da burada çıkmaktadır.

Yoksa konuyu yabancı düşmanlığı yani ırkçı bir mantıkla ele almak olanaklı değildir.

Bundan duyulsa duyulsa ancak utanç duyulabilir...

Hatırlarsınız TMMOB bu konuda "yabancı düşmanlığı" anlamına gelmeyecek bir biçimde bu konuya dikkat çekti...

Ve karşılıklı eşit hakların tanınması üzerinden konuyu ele alan açıklamalarıyla birlikte Ankara Sıhhiye Meydanı'nda bir Miting ile de Hükümete önerilerini iletti...

Sonuç:...

Yine aynı tabii ki...

...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 23-11-2007 15:02
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 17:18   #21
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Konu açığa çıktıktan sonra...

Konu açığa çıktıktan sonra yani 2002'de gözlemci üye sıfatıyla üyesi olduğumuz bir ACE (Avrupa Mimarlar Konseyi) toplantısında temsilcimiz, Yunanlı mimar meslektaşına "GATS sözleşmesinin imzalanması öncesi, sırası ve sonrasına dair" sorular sorar...

Yanıtlar bir hayli ilginçtir...

Meğerse bütün ülkelerde hükümetler, tüm meslek alanlarında yıllarca süren uzun uzun açıklama ve bilgilendirmelerde bulunmuşlar...

Ve birlikte kesintisiz ortak bilgilendirme sistemi oluşturmuşlar...

Tüm meslek grupları (400'ün üzerindeki meslekten söz ediyoruz)da bu süreçle ilgili kendi konumları ile olası gelişmeler arasında karşılaştırmalar yaptıkları açık tartışma forum toplantıları diğer yollarla bilgilerini pekiştirip yapılacak iş ve izlenecek yolları belirlemişler...

Ne gibi?:...

Örneğin, kendi ülkelerine özel tüm koşulları (sosyal, kültürel, vb) belirlemişler.

Ne gibi?:...

Örneğin Yunan Mimarlar Odası bu yolla;... imzalanacak olan GATS sözleşmesindeki "mimarlık" ile ilgili bölüme;
"... bu sözleşmeyi imzalayan tüm ülkelerden mimarlar ülkemizde mimarlık yapabilirler, ancak ülkemizin kültürel özgünlüğü hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için Yunanca yazıp okuyabilmeleri gerekir..." gibi bir şartı ekleyebiliyorlar...

Dikkatinizi çekti mi, bu madde henüz GATS sözleşmesi Yunan Hükümeti tarafından imzalanırken koyulan bir maddedir...

İmzalandıktan sonraki 10 yıllık süreç ise sözleşme koşullarının gözden geçirilerek eklerle takviye edilmesi de sözkonusu...

Bu küçücük madde ile çokuluslu şirketler de dahil, tüm yabancı yatırımcıların Yunanistan'da yapılacak proje ve yapılar için mutlaka Yunanlı bir mimar ile ortak olmak zorunda kalmalarını sağlamıştır...

Yabancı şirketlerin Yunanistan'da ancak Yunanlı mimarların ortaklığı ile yapılır hale gelirken; biz de bu iş, üç kuruşa satılan imza hakkı yapılabilmektedir...

Farkı buyurun buradan farkedin...

Soru:

1) Yunanlı tüm meslek sahipleri haklarını çatır çatır uluslarası sürece işletmek için elleri ve koları serbest iken bizim ellerimiz niye bağlanmıştır?

2) Pekiyi ülkemizde niye bu 10 yıllık süreç dolmak üzere iken (iki-üç yıl kala. Yani 2002'de) o da kaza ile (bakanlıklar arası yetki tartışması) öğrenmek durumunda kaldığımızı açıklayabilecek biri var mıdır, sizce?


...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 23-11-2007 17:29
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2007, 17:42   #22
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Piramitin tepesi...

Ayrıca ACE'deki Yunanlı temsilci meşlektaşımız, temsilcimize bir başka sorunun yanıtında;

"Sizin durumunuz bir hayli zor. Bizdeki gibi hiçbir önkoşul koydurmamışsınız GATS sözleşmesine... Bu durum, çokuluslu şirketlerin gelip sizin mimarlık proje ve yapım işleri piramidinizin tepedeki %10'luk kısmını koparırcasına almalarına neden olacak..." demişti...


Bu yanıtın üzerinden çok geçmedi. Zaten, geçmesine de gerek yoktu çünkü içten içe işletiliyordu demek ki süreç.

Şimdi durum bu noktaya geldi...

Bu forumun başlık sorusu da geç kalmış bir soru aslında bu noktadan bakınca, öyle değil mi?


...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 13:49   #23
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
Alıntı:
Orijinal metin Metin Karadağ tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
Yabancı şirketlerin Yunanistan'da ancak Yunanlı mimarların ortaklığı ile yapılır hale gelirken; biz de bu iş, üç kuruşa satılan imza hakkı yapılabilmektedir...

Farkı buyurun buradan farkedin...

Soru:

1) Yunanlı tüm meslek sahipleri haklarını çatır çatır uluslarası sürece işletmek için elleri ve koları serbest iken bizim ellerimiz niye bağlanmıştır?


...
Bunu piyasada mimarlık yapanlar kendilerine sormalı hükümetleri ve kanunları suçlamadan önce. Ben piyasada diplomasını satabilecek düzeyde mesleki etikten yoksun mimarları görürken , hiçbir hükümeti neden bu hakkı bize tanımıyorsunuz diye suçlayamam.
Klasik bir sözdür ama önemlidir: Haklar verilmez , alınır... Bu durumda mimarlar ve ulusal mimarlık örgütlerimiz özeleştiri yapmalı öncelikle. Ne kadar mimarlığa sahip çıkıyoruz ki birilerinin elimizden haklarımızı almasını eleştiriyoruz. Birbirinin elinden iş alabilmek için neredeyse bedava iş yapan mimarların söylenmeye hakkı yok bence. Hadi bu bedavacıların işini bitirsin önce mimarlar odası, etliyi sütlüyü birbirinden ayırsın. Yanlış iş yapana 5 yıl meslekten men cezaları versin , hatta diplomasını elinden alsın. İnandırıcı gelmiyor değil mi? Bu sözler insanların yüzünde alaycı bir tebessüm bırakıyor sadece. İşte AB li mimarlar da , bu anlaşmaları imzalayanlar da mimarlar odasının bu tepkilerine karşılık böyle gülümsüyorlar...


Öncelikle ulusal mimarlığımızın gelişebilmesi için mimarlar kendi aralarındaki kavgayı bıraksınlar. Etliyi sütlüyü içlerinden temizlesinler. Meydanlarda yürüyüş yaparak dikkat çekmeye çalışa bir STK görüntüsünden önce , bilimsel akademik , saygın bir yapıya kavuşsun mimarlar odası, söylediği toplum tarafından dikkatlice dinlenilen bir kurum olsun...

Okulu bitirdim , odaya kaydoldum. Ve sordum: şimdi sizin bu meslek içi eğitim olayınız nedir, bağlayıcılığı nedir? yeni yasalarla ilgili bilgi alabilir miyim, kendime bir yol haritası çizebilir miyim dedim.
Aldığım cevap şöyle:
' Bu meslek içi eğitim seminerleri sizin vizyonunuzu geliştirmeye yönelik faaliyetler ve hepsine katılmanızı öneriyorum...'
Tekrar sordum: Yasal bir bağlayıcılığı var mı?
MIMOD cevap verdi: Yok ama katılmanız sizin için iyi olur...

Sizce beni tatmin eder mi böyle bir cavap. Yoksa bu sözleri duyduktan sonra içimden geçenleri buraya yazayım mı?

Ne kadar ciddiye alınmayı bekliyordunuz ki?
__________________
R&R
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 18:54   #24
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Mücevher gibi bir cümle:...

Onca sözün anlamını sıfıra indiren, mücevher gibi bir cümle:... "Tekrar sordum: Yasal bir bağlayıcılığı var mı?"

Nazım Hikmet'in şiirindeki sözü getirdi aklıma: "Kaldırınca celep sopasını sürüye katılırsın"

İlla ki birileri bir sopayla (hem yasayla, hem de onun bağlayıcı olanıyla...) dürtecek mi?

...

Ülke ortalaması olarak mezuniyette 130-160 kredi ile mimar oluyoruz.

AB ortalamasında ise 240-300 kredi ile mimar oluyorlar.

Zaten bu nedenle yurtdışında çalışmak isteyenlere yıllardır gel o zaman 2-3 yıl daha oku kredi açığını tamamla öyle çalış diyorlardı.

YÖK'de bu nedenle AB tarama sürecinden kendini kurtarmak için alel acele diplomalardaki "meslek onayını" kaldırdı ya...

Her yıl Frank O. Gehry'de eğer 35 kredisini tamamlayamazsa SMGM'den onay alıp mesleki faaliyette bulunamıyor.

Ama o biraz özel mimar olduğu için ona da "şurada şu konferansı burada da bu etkinliği yap, kap kredini" diyorlar, üstüne de yüzbinlerce dolar ödüyorlar...

Varsa böyle bulunmaz hint kumaşı özelliğiniz hem havadan kredinizi tamamlarsınız hem de üstüne yüzbinlerce dolar olmasa bile taksi paranızı ödeyebilirler...

SMGM kredisi konusundaki zorunluluk, kendiliğinden ama "bir müsibet bin nasihatten iyidir" yoluyla geliyor.

Ekim ayı sonunda haberlerde yer aldı: "Tüketici Hakları ve Sağlığı Koruma" yasası (seçimler sırasında ertelenen) yeniden başlayan AB sürecinde ilk iki yasa paketinden biri olarak gündeme alındı diye...

Bu; tüketici davalarının hızla artacağı anlamına geliyor.

Bu; davaların artması demek, mesleki sorumluluk sigortası olmayanların canının yanacağı anlamına geliyor.

Bu; mesleki sorumluluk sigortası için sigorta şirketlerinin kapısının aşınacağı anlamına geliyor.

Bu; para toplarken en yüksek prim alıp, iş ödemeye gelince cebine akrep giren sigorta şirketlerinin ipe un serecekleri anlımına geliyor.

Bu; meslek sahibinin kendisinin "iş riski karşılama değerinin" yüksek olduğunu kanıtlamak ve tabi bunun karşılığında da sigorta primini düşük ödeyebilmek için "eğitim, deneyim, liyakat, vb. eserlerinin güncelliğini" belgelemek (CV) zorunda kalması anlamına geliyor...

Bu; işyerlerinin mesleki sorumluluk sigortası olanları tercih etmeye başlayacakları günlerin gelmekte olduğu anlamına geliyor...

Yabancı mimarların bu tür sorunları yok.

Çünkü onlar 240-300 kredi ile mezun olduktan sonra düzenli olarak Sürekli Mesleki Gelişimleri için gerekli olan her şeyi yapıp kredi karşılıklarını belgeletiyorlar, sıradan doğal bir davranış olarak...

Hiçbiri de kalkıp, "Yasal bir bağlayıcılığı var mı?" diye sormayı akıl edemiyor...


...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 24-11-2007 19:58
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 20:16   #25
Forum Üyesi
 
akd1'in Avatar'ı
 
İstanbul
Kayıt Tarihi: 11-09-2004
Mesaj: 106
Alıntı:
Orijinal metin Metin Karadağ tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle

Ülke ortalaması olarak mezuniyette 130-160 kredi ile mimar oluyoruz.

AB ortalamasında ise 240-300 kredi ile mimar oluyorlar.

Zaten bu nedenle yurtdışında çalışmak isteyenlere yıllardır gel o zaman 2-3 yıl daha oku kredi açığını tamamla öyle çalış diyorlardı.

YÖK'de bu nedenle AB tarama sürecinden kendini kurtarmak için alel acele diplomalardaki "meslek onayını" kaldırdı ya...

...
Smgm Nedir? “Sürekli Mesleki Gelişim ile kastedilen, mimarların bilgi ve becerilerinin toplumun ihtiyaçlarına uygun olmasını garantiye alan, bunların yitirilmemesini veya artırılmasını sağlayan ve yaşam boyu süren bir öğrenme sürecidir.”

Denilmekte

Ve ayrıca;


Sürekli mesleki gelişim merkezi yönetmeliği gerekçe sinde “Dünyamız ve Türkiye’miz son 15 yıldır önceki dönemlere göre sarsıcı ve sürekli bir değişim eylemi ve süreci içindedir."

Deniliyor…

Sayın Karadağ

Oysa…

“Büro Tescil Belgesi İçin Meslekiçi Eğitim Zorunluluğu

2 Haziran 2005 tarihli, 25933 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren TMMOB Mimarlar Odası Serbest Mimarlık Hizmetlerini Uygulama, Tescil ve Mesleki Denetim Yönetmeliği’nin 7. maddesi uyarınca “mimarın tescil alabilmesi ve yenileyebilmesi” için “Mimarlar Odası’nın öngördüğü meslek içi eğitimi almış olmak” şartı aranacaktır.

1. 2008 yılında Serbest Mimarlık Hizmetleri Büro Tescil Belgesi almak için Mimarlar Odası birimlerine başvuran meslektaşlarımızdan 2007 yılı içinde sürekli mesleki gelişim kapsamında 15 kredi almaları şartı aranacaktır.

2. 1 Ocak 1987 tarihinden itibaren mezun olan meslektaşlarımız, belirlenen kriterler çerçevesinde, SMGM tarafından öngörülecek zorunlu eğitimleri 2010 yılına kadar almakla yükümlü olacaklar, ayrıca uygun gördükleri diğer eğitim ve mesleki etkinliklere katılabileceklerdir.

3. 31 Aralık 1976 tarihine kadar bir mimarlık bölümünden mezun olmuş olan veya 65 yaşını aşmış meslektaşlarımız bu zorunluluktan 2008 yılında muaf tutulacaktır.

4. 1 Ocak 1977 ve 31 Aralık 1986 tarihleri arasında mezun olan meslektaşlarımızdan, zorunlu eğitim programına katılmaları istenmeyecek, belirlenen kriterler çerçevesinde, uygun gördükleri eğitim ve mesleki etkinliğe katılarak en az 15 kredi alarak yükümlülüklerini yerine getireceklerdir.” Şeklinde duyrulmakta..


SMGM nin kuruluş gerekçesinde tanımlanan “Dünyamız ve Türkiye’miz son 15 yıldır önceki dönemlere göre sarsıcı ve sürekli bir değişim eylemi ve süreci içindeki dönemlerde mezun olmamış,1 Ocak 1977 ve 31 Aralık 1986 tarihleri arasında mezun olan meslektaşlarımızdan, zorunlu eğitim programına katılmaları istenmeyecek, diyorsunuz..

Bu çelişki değimli?

1 Ocak 1977 ve 31 Aralık 1986 arasında mezun olanlar 130-160 kredi ile mimar olmayıp yoksa AB ortalamasında 240 - 300 kredi ile mimar olmuşlardır..

Anlaşılan Nazım Hikmet'in şiirindeki aklınıza gelen o söz: "Kaldırınca celep sopasını sürüye katılırsın" 1 Ocak 1977 ve 31 Aralık 1986 arasındakilere kalkmamış..
akd1 offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 21:12   #26
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak...

Bu söz ünlüdür...

"Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak..."

Yazdıklarınızı göndermeden önce birkaç kez dikkatli okuyun anlamına da gelir...

...

Almanya geçtiğimiz yıllarda yapı meslek yüksek okullarından 1987 öncesinde mezun olanları eğer sürekli olarak çalışmış oldukları iş ve mesleki faaliyetlerini belgeleyebilirlerse; fark sınavlarıyla "mimar" olarak kabul edilebileceklerini yasayla kabul etti.

Bu uygulama diğer AB üyesi ülkeler tarafından da benimsendi.

AB ve diğer dünya ülkeleri (bir mimar arkadaşımız evlenip yerleştiği Hong Kong'da mimar olarak çalışabilmek için üç yılık eğitimi ve fark programlarını görünce vazgeçtiğini anlatmıştı) bizdeki mimar mezunları bilindigi üzere; mimar olarak değil yapı meslek yüksek okulu mezunu olarak kabul ediyorlar...

Bizdeki SMG'den muafiyet konusu yani 1987 öncesi sonrası da buradan kaynaklanıyor.

Sayın Doğan Tekeli'ye (benzeri durumdaki mimarlara) ne üzerinden SMG kredisi verilebilir?

Yanıt yok.

Ama Sayın Doğan Tekeli'nin mesleki deneyimi ve uygulamaları konusunda vereceği bir konferans vb. etkinlik, ihtiyacı(!) olan krediyi fazlasıyla sağlar...

Kaldı ki, Doğan Bey 1987'den çook çok önce mezun olmuş bir mimar...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 24-11-2007 21:27
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 21:42   #27
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
Arkitera forumların da yazdıklarımız SMG kredisine eklenebilir mi peki?
Bir zorunluluk varmış değil mi?
Peki yurt dışında çalışmak , faklı bir vizyona sahip toplumda eğitim almak SMG kredisine eklenebilir mi?
Bana mimarlar odasındaki yetkili tescil ile ilgili olan kısımlardan bahsetseydi belkide yurt dışına hiç çıkmazdım. Bunun adı sorumsuzluktur.

Yasal bağlayıcılığı var mı? Bir meslek kuruluşu bu soruya cevap vermek zorunda. Bu soruyu Arkiteraya sormuyorum , mimarlar odasına soruyorum... Ama romantik bir cevap alıyorum.

Birincisi benim vizyonumu geliştirmem mimarlar odasının görevi değil... O beni bağlar. Dünyayı gezerim, birşeyler yaparım geliştiririm ben ovizyonu.
Mimarlar odası vizyonumun yeterli olup olmadığını denetlesin, mesleki yeterliliğimi sınasın...Ben vizyonu geliştirecek yerler bulurum, seminer falan ayarlamak için kasıp duruyorlar. Katıldığım seminer, atölye çalışması, sergilerden kalma bir tomar benç var elimde, onları mimar odasına sunsam kaç kredi verirler acaba?
Olmaz işte, niyet iyi ama , temeli zayıf...

Ama ben yasalar çerçevesinde iş yapacak bir mimar olarak , beni yasalarda ne bağlıyor bilmek zorundayım.Bu yasalar çok açık ve net olmalı.
Bu yasaları kontrol edenler benden daha iyi bilmek ve öğretmek zorundadır.
__________________
R&R

En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 24-11-2007 21:59
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 21:55   #28
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
Eksi kredi...

Burada yazdığınız 273 ayrı yazıyı kastediyorsanız, zarar edersiniz.

Yani kabul etseler -273 kredi olarak işlenebilir ve borçlu çıkarsınız...

İki satırlık soruyu bile toparlayamıyorsunuz, nerede kaldı krediden sayılması...
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 22:05   #29
Arkitera Üyesi
 
RedRapsody'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 683
Olmadı bir de kredi kartı çıkarsın bari mimarlar odası. Borcumuzu bilelim.(-274) Borcum borç. Borç yiğidin kamçısıdır. Ne diyelim.
__________________
R&R
RedRapsody offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2007, 23:04   #30
Yönetici
 
lumina'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.680
Sorun sanki mimarlar odasının sallantıda olan meşruiyetini, yeniden, bir şiddet olarak, edinme saka-r/t-lığında yatıyor. İyimserlik örtüsü altındaki niyetin sinsi yüzü var: nasıl olsa bu zorunluluk bağlayıcı, hepiniz elime düştünüz der gibi, kötücül ve vahşi.
lumina offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +2. şu anda saat 11:25.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173