Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Arkitera Mimarlık Merkezi > Etkinlikler > Platform > Platform 2002-2003

Platform 2002-2003 Temalar üzerinden ilerleyen Arkitera Platform’da 2002-2003 yılları arasında tartışılan 14 konu bu başlık altında…

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 02-09-2002, 14:32   #1
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
Mimarlık Eğitiminin Değişen ve Değişmeyen Yüzü

17 Aralık 2002 - 18:00-20:00

Detaylı bilgi için tıklayın.

Görüşlerinizi eklemek için "yanıtla" tuşunu kullanabilirsiniz.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz.

Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-11-2002, 09:25   #2
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 21-11-2002
Mesaj: 1
Ülkemizdeki Mimarlık Okullarına baktığımızda bunlardan büyük kentlerde bulunan ve kurumlaşmasını tamamlamış olanların belirgin bir mimari öğretim anlayışları olduğunu görmekteyiz. Ancak bu mimarlık anlayış ve yaklaşımlarının net bir öğretim politikasına dayandığını söylemek güçtür. Bu yaklaşımlar büyük ölçüde sürdürülegelen geleneklerin evrimine dayanmaktadır. Bu geleneklerin kökleri bu yüzyılın ilk yarısında Fransa, Almanya ve diper Orta Avrupa Ülkeleri’nde geliştirlmiş olan mimarlık eğitimi politikalarına uzanır. 1960 lardan sonra ise Mimarlık Öğretimi Kurumlarının eğitim politikaları İngiliz ve özellikle Amerikan mimarlık sistemleri tarafından biçimlendirilmiştir. Bu okulların tümünde fazla sorgulanmadan ve öğretimimize etkileri araştırılmadan kredili sistem öğretim sisteminin ve felsefesinin benimsenmesi bunun en belirgin göstergesidir! .

Günümüzde mimarlık alışılmışın ötesinde bir biçim, düşünce ve sunum anlatım zenginliğine kavuşmuştur. Elektronik ortamdaki tasarım ve sunum olanakları mimarlığa yeni boyutlar getirmekte. Bu zenginliğin ve yeni boyutların mimarlık okullarından kaynaklandığı ve ilk ivmelerini mimarlık okullarından aldığı söylenemez. Ancak mimarlık okullarının bir kısım öğreticileri bilgisayarın gizim tekniği olarak bile kullanılmasına karşı çıkarken, gene de bu okulların genç öğretici kuşakları ve öğrencileri bilgisayarın olanaklarını ve getirdiği zenginliği uygulamadan okullarına taşımakta, mimarlığın düşünsel alanına büyük katkıda bulunmaktadırlar.

Bunun yanında öğrencilerimizin zihinleri günümüz çarpık kentleşmesinin kendilerine sunduğu karmaşık ve yoz bir biçim repertuvarı ile yüklü. Fakültelerimize yeni gelen öğrencilerimizin ilk eskizlerinde bunu açıkça görmekteyiz. Bu eskizler kalfa işi türden yapıları referans olarak alıyor. Çünkü onların imajlarını oluşturan görsel çevre bu tür yapılarla dolu.

Bugün mimarlık öğretimi her zamankinden daha çok dışarıya açık ve süreli yayınlardan etkilenmekte. Bu yayınlar, öğrencilerin düzenledikleri yaz okulları, okullar arası atölye çalışmaları, gene öğrencilerin kendi girişimleri ile yaptıkları teknik geziler eski kuşakların alıştığı, içe dönük, okul merkezli öğretime yeni boyutlar getirmekte. Bütün bu olgular mimarlık öğretimine yansımaktadır.
Necati Inceoglu offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2002, 13:58   #3
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 23-10-2002
Mesaj: 17
Necati İnceoğlu’nun iletisini okuduğumda; belirttiği en “ciddi” sorunların, İngiliz ve Amerikan eğitim politikalarının sorgulanmadan uygulanmaya çalışılması ve bir kısım öğretim görevlilerinin, güncel teknolojilere sıcak bakmaması olduğunu üzülerek gördüm. Bu sorunların arkasında kalan dünya da ne yazık ki günlük güneşlik değil, aksine, daha çetrefil ilişkiler sözkonusu.
Necati İnceoğlu’nun yazısını; öğrenciliğe daha yakın bir gözle değerlendirip, durumun bu taraftan nasıl göründüğünü aktarmaya çalışacağım. Bu konuda, mevcut eğitime “maruz kalan” öğrencilerin söyleyeceklerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum

“Ülkemizdeki Mimarlık Okullarına baktığımızda bunlardan büyük kentlerde bulunan ve kurumlaşmasını tamamlamış olanların belirgin bir mimari öğretim anlayışları olduğunu görmekteyiz. Ancak bu mimarlık anlayış ve yaklaşımlarının net bir öğretim politikasına dayandığını söylemek güçtür.”

Ülkemizde kurumsallaşmasını tamamlamış bir mimarlık okulunun var olduğuna inanmıyorum. Burada sorulması gereken sorulardan biri de mimarlık okulunda kurumsallaşmanın ne olduğu. Ben, bundan; belirli bir eğitim programı bulunan ve bu program dahilinde fiziksel ve eğitsel ortamını örgütlemiş bir kurum algılıyorum. Dolayısıyla net bir öğretim politikasına dayanmayan bir kurumsallaşmadan söz edilemez diye düşünüyorum.

“mimarlık okullarının bir kısım öğreticileri bilgisayarın çizim tekniği olarak bile kullanılmasına karşı çıkarken, gene de bu okulların genç öğretici kuşakları ve öğrencileri bilgisayarın olanaklarını ve getirdiği zenginliği uygulamadan okullarına taşımakta (...)”

Daha öncelikli bir önem arz eden konu geleneksel yöntemle yapılan çizimin niteliksizliği olmalı sanki. Öğrenciler, teknik resim kurallarını 3. dönemden itibaren unutuyorlar çünkü öğreticilerde bu standartların korunması gibi bir anlayış hakim değil. Serbest el çizimler felaket, perspektiften ise söz etmeye hiç gerek yok, çünkü bilinmiyor bile. Tüm bunlar şunu gösteriyor ki; mimarlık fakülteleri, mimarlığın en temel bilgisi olan çizim bilgisini veremiyor.

“öğrencilerimizin zihinleri günümüz çarpık kentleşmesinin kendilerine sunduğu karmaşık ve yoz bir biçim repertuvarı ile yüklü. Fakültelerimize yeni gelen öğrencilerimizin ilk eskizlerinde bunu açıkça görmekteyiz. (...) Çünkü onların imajlarını oluşturan görsel çevre bu tür yapılarla dolu.”

Buna kesinlikle karşıyım. Üniversite sisteminden dolayı tesadüfen mimarlık okulunda bulunan öğrenciler böyle olabilir ama konuyla ilgili olanlar ve bilinçli tercihler sonucu mimarlık okulunda olanlar için bu geçerli değil. Aksine, ilk projelerinden itibaren devamlı bir kötüye gidiş hakim. Okulların en başarılı olduğu nokta da bu zaten iyi öğrencileri; kötü mimarlar haline getirip piyasaya salmak.
Diğer konuya gelince; mimarlık okullarında da görsel çevremizin değiştiği pek söylenemez. Birkaç okuldaki birkaç iyi iş dışında nitelikli bir mimari tasarım yada doğru detaylar göremiyoruz. Durumu içler acısı hale getiren ise bu felaketlerin dışarıdaki kalfalar tarafından değil o kurumda “öğretici” olarak bulunanlarca tasarlanıyor olması.

“(...) öğrencilerin düzenledikleri yaz okulları, okullar arası atölye çalışmaları, gene öğrencilerin kendi girişimleri ile yaptıkları teknik geziler eski kuşakların alıştığı, içe dönük, okul merkezli öğretime yeni boyutlar getirmekte (...)”

Okul merkezli öğrenimin aşılmaya çalışılması sevindirici ama sebebin okulda öğrenilenler üzerine birşeyler koyma çabası değil, okulun yetersizliğini kapatma çabası olması insanın hevesini kursağında bırakıyor.

Görüldüğü gibi diğer taraftan bakınca sorun bir hayli farklı. Bunların içinde en önemlisinin; okullarımızın eğitim programlarının olmaması olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında öğreticilerin yeterliliği ve okulların nasıl bir tuhaf ilişkiler (yada bir tür "iktidar") mekanizması haline geldiği de tartışılması gereken önemli konular gibi geliyor.
Onur Eroğuz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 23-11-2002, 19:44   #4
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-11-2001
Mesaj: 9
Re: Mimarlık Eğitiminin Değişen ve Değişmeyen Yüzü

"ulkemizde kurumsallasmasini tamamlayan mimarlik okulunu" birakin tum Turkiye Ankara ve Istanbul'dan ibaret sayiliyor, biz Anadolu'da okuyan ogrencilerin bu foruma bile girerken basimiz onumuzde egik, sahip olmaya cabaladigimiz bir sey dogustan bizde yok diye hep ikinci sinif insan konumunda mi olmamiz gerekir! Turkiye'de buyuk sehirlerde.. diye baslayan yazilarin yazilacagi bir forumun konusu da o zaman Turkiye'nin buyuk sehirlerinde mimarlik egitiminin degisen yuzu koyun lutfen. Necati Inceoglu'nun serbest el cizimi kitaplari ilk egitim yillarinda cok yardimci olmustur bana. Hocalarimiz acaba bilirler mi sadece fiziksel varliklarinin degil dusuncelerinin uzaktaki yerlere yansidigini ve en zor sartlarda bile ogretici oldugunu? Turkiye'de mimarlik egitimini tartisirken Anadolu'da mantar gibi serpilen, kadrolarinin buyuk cogunlugu arastirma gorevlilerinden olusan mimarlik okullarini da konumuza dahil etsek, biliyorum citayi dusurur, ama belki de piyasada cita zaten dusuktur, bu okullardan mezun olan bir cok insan, Anadolu kentlerinin yeni nesil mimarlari olmaya aday. cok uzgunum.
ratty offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2002, 02:53   #5
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 13-07-2002
Mesaj: 8
düşünüYORUM

öncelikle sunu soylemelıyım.
"iyi ekmek yapmak icin iyi buday yetistirmek gerekir" sevgili güzel ülkemin toprakları nekadar verimli olursa olursa olun burada buday yetistirmeyi bilen bir çifci oldugunu sanmıyorum geleceğe bugünden bakarsam tam bir bilinmezlik;bu forumda guzel yazıların,aslında yıne bu çifciler tarafından yazıldıgını dusunuyorum ve bende onlara soruyorum "bu böyle gelmis böyle gider" yada benim bilgim bana senin bildin sana"demekten baska nediyorsunuz.Aslında bu forumun sorusu şu olmalıydı : mimarlık eğitiminin NİYE değişmeyen yüzü


görüslerimde ve uslubumla kımseyi suclar birtavır ortataya koymak ıstememem.Benım sozumun bu forumda yukarıda yazdıgım nıtelıklere uyan kısılerı bağladığını belirtirim ayrıca benım akranlarım olan genc mimar adaylarının benı cok ıyı anlayacaklarına emınım sevgılerımle...
-silvereye- offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-11-2002, 18:56   #6
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.382
Öğrenci cephesinde bir karamsarlık hakim.
Bence bu karamsarlık ilerisi için ümit verici. En azından durumun farkına varılmış, bir rahatsızlık olduğu teşhisi yapılmış.

Alıntı:
Turkiye'de mimarlik egitimini tartisirken Anadolu'da mantar gibi serpilen, kadrolarinin buyuk cogunlugu arastirma gorevlilerinden olusan mimarlik okullarini da konumuza dahil etsek
Konumuza dahiller zaten. Kesinlikle İstanbul ya da üç büyük ille kısıtlık kalan bir tartışma olması değil amaç, zaten İnternet te bu konudaki en büyük yardımcı. Bunun dışında zaten Platform günü davet edilen tartışmacılardan Zülküf Bey Diyarbakır'dan gelerek katılacak Platform'a.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz.

Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-11-2002, 14:36   #7
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-11-2002
Mesaj: 3
Exclamation Mimarlık eğitiminde kıpırdanmalar…

Türkiye’de mimarlık eğitimindeki değişimleri tartışmak pek olası değil. Çünkü “değişim”ler bireysel düzeyde kalıyor ve bir kıpırdanma olmanın ötesine geçemiyor.

Öğrenciler bu durumun farkında. Artık “Hangi okuldansın?” sorusundan sonra “Proje yürütücülerin kim?” sorusunu soruyorlar birbirine… Mimarlık yayınlarının ve öğrencilerin oluşturduğu paylaşım ortamlarının artmasıyla birlikte mimarlık eğitimiyle ilgili farkındalıklar da doğal olarak artıyor.

Bir hocanın bir proje sürecinde oluşturmaya çalıştıklarını başka bir hoca bir sonraki proje sürecinde törpülüyor. Bu törpülemeye izin vermeyen öğrenciler ne yazık ki azınlıkta…

Değişim mimarlık eğitimi ve mimarlığın ilgili olduğu her konu için olmazsa olmaz bir öğe… Neyin nasıl değişmesi gerektiğini bilgiye açık, özgürce düşünebilen her insan araştırarak ve yorumlayarak, sezgilerini kullanarak bulabilir. Bu iş o kadar da zor değil. Ama sanırım değişim pek çok “eğitimci”yi korkutuyor. Acaba bu, bilgi yetersizliğinden çok etik sorunlardan mı kaynaklanıyor?

En son kırmızı çizgi tarafından düzenlendi : 27-11-2002 10:06
kırmızı çizgi offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-11-2002, 23:07   #8
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-11-2002
Mesaj: 28
Mümkün olsa bütün insanların üniversite eğitiminden önceki eğitimlerinde yaşadıkları mekana (ev,işyeri,sokak,semt,kent......vb) duyarlı olma, bilinçli kullanma ve kaliteli yaşama öğretisinin verilmesini isterdim.Çünkü bence mimarlık salt bir meslek değil, yaşamımızın kalitesini etkileyen entellektüel bir öğreti.
Türkiye de bu entellektüel öğretinin uygulayıcılarını yetiştirecek okullara bizler kaç soruluk olduğunu hatırlayamadığım bir test sınavı sonucunda geldik ve geliyoruz. Okullara heryıl kayıt yaptıranlar arasında gerçekten mimarlık eğitimi almak isteyenlerin iyimser bir tahminle %10’nu geçmediğini düşünüyorum.Bu yanlış meslek seçme sistemi ile gelinen okullardaki eğitim sistemi ve sistemin uygulayıcıları ise, gelecekteki meslektaşlarını, tek tip insan yetiştirme modelini uygulayan orta eğitim sisteminden farklı olmayan hoca-öğrenci ilişkisi ile karşılıyorlar.Mimar adayları ise,bildikleri eğitim sisteminin rehaveti ile teslimiyetçi,düşünce üretmeyen ve sorgulamayan öğrenci rolünü hemen benimsiyorlar.( eğitimci ve mimar adayları içinde istisnalar vardır tabii ki, ama bu genel durumu değiştirmiyor.)

Necati İnceoğlu’nun,mimarlık yayınlarını,yaz okullarını,okullar arası atölye çalışmalarını ve yaşadığımız yüzyılda bilgisayarın mimarlık okullarındaki varlığını, mimarlık eğitim sisteminin değişen yüzleri olarak görmesi beni çok şaşırttı.Çünkü yayınlar,bilgisayar ve atölye çalışmaları..vb şeyler mimarlık eğitim sisteminin araçlarıdır. Araçlar doğru yada yanlış yönde olmasını sorgulamadan sistemin işlemesini sağlar,araçların yenilenmesi yada değişmesi sistemin değiştiği anlamına gelmez.Bu noktalardan mimarlık eğitim sisteminin değişen / değişmeyen yüzünü anlayamayız.

Necati İnceoğlu bize 1960’lı yıllarda başlayan bir eğitim politikası ile Amerikan ve İngiliz eğitim sistemlerinin sorgulanmadan Türkiye’deki sistemi şekillendirildiğini söylüyor.Bu miladi durumdan sonra neler değişti? Başlangıçta sistemin sorgulanmamış olması bugün hala sorgulanmadan giden sistem - in – yada – sizliğin – sebebi olabilir mi ?

Kabul etmeliyiz ki okullar kurumsallaşmış durumda değiller.Birkaç istisna dışında mimarlık okullarının kimlikleri yok,kimlik olmayınca eğitimin standartlarını ve sistemini belirleyip, kurumsallaşma sürecininin başlatılması ve tamamlanması imkansızlaşıyor.Bu noktada bazı eğitimcilerin ve okul yöneticilerinin devletin eğitim politikasını öne sürerek kurumsallaşma sürecini başlatamamakta sebep göstermelerini (istisnai durumlar dışında) samimiyetsiz buluyorum.Ve onlara Bach – Kilise ilişkisini hatırlamalarını yada öğrenmelerini tavsiye ediyorum.

Bazı okullarda tekil de olsa eğitimciler gelecekteki meslektaşları için, olan durumu sorgulayarak kurumsallaşma adına birtakım değişiklikler yapıyorlar.Ve yazık ki devletten değil, kendi meslektaşlarından devleti bahane eden caydırıcı eleştiriler alıyorlar.Bu durum nasıl açıklanabilir? Güç ve iktidar çatışmaları mı?

arkitera grubuna bu konuyu gündeme getirdiği için teşekkür....
farang offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 03:57   #9
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 27-11-2002
Mesaj: 2
hala kabus goruyorum

ben su an mezunum ve amerika'da bir buroda mimarlik yapiyorum. foruma bu gece gordugum bir kabustan sonra katilmaya karar verdim, ruyamda bir proje tesliminde maketi olmayan tek ogrenci bendim. titreyerek uyandim.
istanbul'da belki durum daha sicak olabilir ama ben ankara'da ODTUde okudum. animsarim olumcul olup olmadigini hocalarinin yuz mimiklerinden anlamaya calisan cahil hastalar gibiydim, benim gibi bir grup ogrenci olduguna inaniyorum, halimiz yamandim, siz cok yuksek bir puan alip Anadolu'nun bir kentinten gelmissiniz Turkiye olduguna guclukle inanabildiginiz bir ortamda sicacik bir iktidar savasinin ortasinda buluyorsunu kendinizi. ODTUde bir grup 'cizenler' vardir, ama bunlar malefef projeyi degil kaba tabirle kafayi cizerler. ornegin bir gecede 100 tane kucuk kup sonra ondan bosluk doluluk etkisi yaratacak bir buyuk tek kup yapmalarini isterler, ama bu ogrenci yurtta kalmaktadir, maketine kimse yardim etmez, beceriksiz elleri sabaha karsi daha da titrer ve diyelim ki bayilir, teshis depresyon.. boyle ogrenciler icin burada sormak isterim hocalar bir saniye bile olsun vicdan sorumlulugu hissetmezler mi? pedagoji yalnizca ilkokul ve lise ogretmenleri icin mi lazimdir? yani tamam uni. ogrencisi cocuk degil, ama benim de bahsettigim ortalama insan psikolojisinden ote bir sey degil.
2. sinifi bitirdigimde disaridan buro baglantisi olan bir hocanin yaninda staj yapmak umuduyla bir ay kole gibi gun sayarak, sabrederek bekledigimi bilirim, bir ogrenciyi bu kadar kabul edilmez yapan nedir, hala anlamis degilim.
su an ortalama bir buroda calisiyorum amerika'da, tamamen kendi baglantilarimla buldugum, oyle SOM'un ortagi falan degilim. ise girdigimden beri insanlar neden bu kadar kendini zorluyorsun, kimse senin onlari sirtinda tasimani beklemiyor dese de elimde degil kapasitelerimden fazlasinin beklendigini surekli varsaymak, yukaridaki tur bir egitimden sonra. ilk ise girdigimde bir ay ortama alismami istediler, kimse hadi bakalim burasi amerika, agzinla kus tut demedi! anlayamiyorum, ben mi degistim, yoksa o uni. yillari bir illuzyon muydu? ODTU koridorlari hala dusundukce icimi usutur, fanli kaloriferin ustunde otursam da!
homer simpson offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 10:14   #10
Arkitera Üyesi
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 23-10-2002
Mesaj: 17
Problemlerden biri de; okulun, -isteyerek/istemeyerek- içine giren bireyleri eritmeye çalışan, tuhaf "ilişkiler" üzerine kurulu bir tür "iktidar" mekanizması haline gelmiş olmasıdır.
Kimseyi rencide etmek amacı taşımayan ve sadece işin içinde bulunan bir kişiden bir cümle nakletmek istiyorum. “öğrencilikte en başarısız olanlar genellikle araştırma görevlisi olurlar, bunların en yalaka olanlarından da profesör olur genellikle.” (Prof. Dr. Emre Kongar)

"Benimsenmiş" YÖK projesinin okullarımızı ne hale getirdiğine dair kapsamlı bir okuma için 29.10.2002 tarihli Radikal gazetesinde yayımlanan Murat Belge’nin Sırdanlığın İktidarı başlıklı yazısını tavsiye edebilirim.

Bu konuyla (iktidar) bağlantılı olarak bir diğer problem, öğreticilerin öğrencileri yok sayması ve okulun sahibiymiş gibi bir yaklaşım içinde olması. Eğer okulun bir sahibi olacaksa -ki yoktur- bu olsa olsa öğrenciler olabilir. Öğrencisiz bir öğrenimi düşünmek en fazla şaka olabilir.
Tam da bu noktada öğrencilerin ilgisizlikleri ve katılımdaki isteksizlikleri ön plana çıkıyor. (doğrudan kendilerini ilgilendiren bu platforma olan ilgi ve katılım düzeylerinin ne olacağını çok merak ediyorum doğrusu. Şu ana kadar umduğumdan iyi gidiyor.)
Buradaki sorunun öğrencilerin çok pasifize edilmesi olduğu düşüncesindeyim. Özellikle içinde bulunduğumuz kuşak öğrenci kitlesinin 80’li yılların sosyal ve siyasi ortamının da etkisiyle apolitize ve pasifize edilmesinin eğitime de yansıdığını görüyoruz. Konuşmak soru sormak gibi bir pratikleri yok çünkü içinde yetiştikleri konjonktür sorgulamak ve düşünmek değil sağa sola bulaşmadan durumu idare etmek üzerine kurulmuştu. Bir konu üzerinde tartışmak ve fikir beyan edip bunu savunmak için öncelikle bir fikre sahip olmak gerekir. Kendi kendisine soru sormayan bir insandan fikir geliştirmesini ve başka birisine soru sormasını beklemek fazla iyimser bir davranış olur.
Bu noktada okul devreye girerek sorgulamayı, fikir çatışmasını provoke ederek müdahalede bulunabilir ama maalesef aynı mantık okulda da mevcut olduğu için bırakın müdahale etmeyi, sorgulayan öğrenciler kara koyunlar olarak görülüp düzene uymaları için zorlanıyorlar. Bunun için okulu suçlayamıyorum bile çünkü bu bilinçli birşey değil sanki. Doğru olanın bu olduğuna inanıldığı için durum o kadar içselleştirilmiş ki öğrenciye verilen tepki tamamen reflektif olarak bu yönde gerçekleşiyor. Şu anda en kolay yıkılabilecek alışkanlığın bu olduğumu düşünüyorum. Öğreticilerin kendi öğrencilik dönemlerindeki okul ortamını ve düşünmeleri ve kendilerine aktarılan mimari formasyonla, öğrencilerine aktardıkları mimari formasyonu karşılaştırmaları yeterli.
Altı çizilmesi gereken bir konunun da bilinçli tercihlerle mimarlık eğitimi içinde bulunan öğrencilerin, öğreticilere bakışı olmalı. Stajlar, yarı zamanlı çalışmalar ve yaz çalışmaları gibi tecrübeler edinen öğrenciler bir süre sonra öğreticilerini yetersiz bulmaya başlıyorlar. Özellikle uygulamaya dair derslerin, dışarıya çalışmayan öğretim görevlilerinden alınmasından itina ile kaçınılıyor. Sebep, onların da öğrenciler gibi güncel malzeme ve yapım teknolojilerini takip etmekteki tutumlulukları. Bunun tek suçlusu öğreticilerdir demek de insafsızlık olur tabii ki, asıl sorun onlara bu imkanları tanımayan eğitim kurumundadır.
Ciddi bir sorun da, mimarlık okulunun en önemli dersi olması gereken proje derslerinin işlenişi olmalı. Bu dersler de aynı diğerleri gibi girilip çıkılan, dönem sonunda da bir şekilde birşeyler teslim edilip geçilmesi gereken dersler olarak işleniyor. Oysa proje dersleri atölye çalışmaları olarak yürütülmeli ve okulda geçen süre tamamen projeye ayrılmış bir süreç olarak değerlendirilmeli, proje okulda üretilmeli. Bu aynı zamanda öğrencinin okuldan çıktıktan sonra diğer konularda kendisini yetiştirmek amaçlı okuma ve etkinlilere daha fazla vakit ayırabilmesi için olumlu olacaktır. Diğer dersler ise aynı proje atölyesindeki konuya destek verici seminerler olarak düzenlenmesi yararlı olacaktır. Fakat bir takım olanak yoksunlukları ve çok fazla sayıda öğrenci olması bu kurguyu zorlamaktadır. Eğitim kurumlarının içinde bulundukları şartlardan ötürü ne bu tür çalışmaları destekleyecek atölyelere ne de bu düzenlemeleri yapacak özerkliğe sahip olmadığı gerçeği ise ciddi bir engeldir.
Bütün bunların arkasına bir de eğitimdeki sistemsizlik ve programsızlık eklenebilir. Okullarımızın hiçbirinin bir eğitim programı yok. Dolayısıyla “biz şöyle mimar yetiştiriyoruz” diyebilecek bir okulumuz yok. Aynı mimarlık okulundan mezun olan iki mimarın asgari bir bilgi birikimi ortaklığı olması gerektiği hiç yanlış görünmüyor ama ne yazık ki zorunlu ders adı altında -bu ortaklığı sağlamak amacıyla- verilen dersler bile iki ayrı sınıfta iki farklı ögretici tarafından bambaşka şekilde aktarılıyor. Dolayısıyla, sanırım ilk ele alınması gereken konu okullarımızın bir eğitim programı oluşturup, bu program dahilinde tüm çalışma sistemlerini kurgulamaları olmalıdır. Tabi YÖK gibi bir kurumun varlığı çerçevesinde bu ne kadar mümkündür bilinmez.

En son Onur Eroğuz tarafından düzenlendi : 27-11-2002 10:34
Onur Eroğuz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 14:44   #11
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-11-2002
Mesaj: 28
‘’Sizler mimarlıktan para kazanacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz,doktorlar gibi ancak kırkından sonra bu meslekten para kazanabilirsiniz.Yolun başındasınız vazgeçebilisiniz,Pazar da limon satsanız daha çok para kazanabilirsiniz.’’

‘’ Kızlar mimar olacağınıza koca bulun,çocuk doğurun daha hayırlı.Bu meslek sizlere göre değil’’

Yukarıdaki sözler 6 ekim 1987 tarihinde .......... Üniversitesi Mimarlık Okuluna geldiğim ilk eğitim gününde bir eğitimcinin bize yaptığı hoşgeldin konuşmasından birkaç alıntı.O günde çok kızmıştım,bugün eğitim konusu gündeme geldiğinde, o günü hatırladığımda aradan geçen uzun zamana rağmen yine çok kızgınım.Bu örnek istisna olabilir,ama o gün kırk kişilik sınıfta bulunan bizler bilinçli yada bilinçsiz de olsa mimar olmaya karar verip,okula kaydımızı yaptırmıştık.Böyle heves ve onur kırıcı bir karşılamayı hiç kimse hak etmez.Bu sözleri söyleyen eğitimci hala okulda,merak ediyorum hala aynı karşılama devam ediyor mu?Bu sözleri sarf eden birinin mimarlık eğitimine katkısı ne düzeydedir?

Mimarlık okulları sadece mimar adayları için değil,okullarda eğitimci olan insanlarında kendi eğitimlerini devam ettirdikleri bilimsel tabanı olan kurumlar olmak durumundadırlar.Eğitimcilerin kişilik problemleri yada kendi içlerindeki iktidar çekişmeleri okula mesleki eğitim almak için gelmiş bizleri alakadar etmememekle birlikte ,zararını görenler bizler oluyoruz.İktidar çekişmeleri ve nedenini bir türlü bilemediğim bir rehavetle (istisnalar olsa da) yetersiz, bilgilerini yenilemeyen,mimarlık için yeterli yayın üretmeyen eğitimciler, mimar adaylarını geleceğe taşıyor.Nedir problem? YÖK mü? Bireysel bilgi donanımı için yapılan çalışmalara YÖK nasıl engel olabilir? Yoksa Onur’un yazısında dikkat çektiği Prof.Emre Kongar’ın kurduğu cümleyi doğru mu kabul edeceğiz?

Umarım böyle olmadığını açıklayan bir cevap alabilirim....
farang offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 15:25   #12
Diyalog Konugu
 
Nevzat Sayın'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 30-05-2001
Mesaj: 140
ÇAĞRI

Mimarlık eğitimi nin en önemli mekanları stüdyoları olmalı. Burada birkaç örnek var “olağan” çalışma mekanları. Türkiye'de yanılmıyorsam 33 mimarlık okulu var. Bu görüntülere kendi okulunuzun stüdyo fotoğraflarını ekler misiniz?

Belki, bu noktadan mimarlık eğitimi tartışmalarına başka bir boyut katarız.

(Fotoğrafların üzerine tıklayarak daha büyük olarak görebilirsiniz.)

DANİMARKA(kopenharg)

[img]images/upload/platform/danimarkas1.JPG[/img]
4. SÖMESTR PROJE TESLİMİ

[img]images/upload/platform/danimarkas2.JPG[/img]
ATÖLYE DEN GÖRÜNÜŞ

[img]images/upload/platform/danimarkas3.JPG[/img]
ATÖLYE DEN GÖRÜNÜŞ

[img]images/upload/platform/danimarkas4.JPG[/img]
JÜRİ

En son Nevzat Sayın tarafından düzenlendi : 27-11-2002 18:04
Nevzat Sayın offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 15:29   #13
Diyalog Konugu
 
Nevzat Sayın'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 30-05-2001
Mesaj: 140
LOS ANGELES
[img]images/upload/platform/losangeless1.JPG[/img]
ATOLYEDEN GÖRÜNÜŞ

[img]images/upload/platform/losangeless2.JPG[/img]
ATOLYEDEN GÖRÜNÜŞ

[img]images/upload/platform/losangeless3.JPG[/img]
Nevzat Sayın offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-11-2002, 15:31   #14
Diyalog Konugu
 
Nevzat Sayın'in Avatar'ı
 
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 30-05-2001
Mesaj: 140
LOS ANGELES
[img]images/upload/platform/losangeless4.JPG[/img]
ATÖLYEDEN GÖRÜNÜŞ

[img]images/upload/platform/losangeless5.JPG[/img]
4. SÖMESTR PROJE TESLİMİ

[img]images/upload/platform/losangeless6.JPG[/img]

En son Nevzat Sayın tarafından düzenlendi : 27-11-2002 18:05
Nevzat Sayın offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mimarlık Ofislerinin Değişen ve Değişmeyen Yüzü Omer Yilmaz Platform 2002-2003 41 15-06-2006 17:52
Kamuoyuna; Mimarlara; Mimarlık Öğrencilerine;... Metin Karadağ Mimarlık 12 27-01-2006 12:11
Mimarlık Eğitimi Kaç Yıl Olmalıdır? Zaimoğlu Lisans Eğitimi 90 25-04-2005 15:43
İşverenlerin Değişen ve Değişmeyen Yüzü Omer Yilmaz Platform 2002-2003 13 20-12-2002 10:01
Konut Alanlarının Değişen ve Değişmeyen Yüzü Omer Yilmaz Platform 2002-2003 24 12-12-2002 23:09


Tüm saatler GMT +2. şu anda saat 11:36.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173