![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 15-01-2002
Mesaj: 5.723
![]() |
Sayın Esra Çubukçu ben de neden bunun gibi ciddi mimarlık konuşulan bir forumda Türkçe'nin bilerek istenerek bozulduğunu kavrayamadım.
Neden "v" yerine "w" yazıyorsunuz. Güzel mi oluyor. konu pek komik değil bana sorarsanız. Frank Lloyd Wright'ın da bir çizgisi vardır ama bazen şaşırtıcı işler de çıkartır. Köşeli uzun saçaklı formlar yerine solomon r guggengeim müzeinde yaotıkları mesela. Lütfen konuları komik olarak nitelendirmeden önce düşünün İkincisi düzgün harf kullanın. Yoksa mesajlarınız silinecektir. Kolay gelsin.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler Haydi mimarlar "OKURYAZAR" olmaya. 15 kredi cepte TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-05-2006
Mesaj: 35
![]() |
Saygıdeğer Ayasofya
Esra hanıma Türkçe yi doğru kullanma konusunda yapmış olduğunuz eleştirilerden dolayı teşekkür eder aynı hassasiyetinizin diğer site üyelerine karşıda giderek artan bir şekilde devam etmesini rica ederim. Saygılar
|
|
|
|
|
|
#18 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
"Esra hanıma Türkçe yi doğru kullanma konusunda yapmış olduğunuz eleştirilerden dolayı teşekkür eder aynı hassasiyetinizin diğer site üyelerine karşıda giderek artan bir şekilde devam etmesini rica ederim. Saygılar"
Ben yardimci olmaya calisayim. "Türkçe yi" degil, "Türkçe'yi". Ozel isimlere getirilen ekler kesme isaretiyle ayrilir. "Esra hanim" degil, "Esra Hanim". Ozel isimlerden sonra gelen unvanlarin ilk harfi buyuk yazilir. "...eleştirilerden dolayı teşekkür eder aynı hassasiyetinizin..." degil, "...eleştirilerden dolayı teşekkür eder, aynı hassasiyetinizin...". Virgul unutulmus. "...diğer site üyelerine karşıda giderek artan bir şekilde..." degil, "...diğer site üyelerine karşı da giderek artan bir şekilde...". "Dahi" anlaminda kullanilan "da / de" ayri yazilir. |
|
|
|
#19 |
|
Kayıt Tarihi: 04-08-2004
Mesaj: 1.610
![]() |
Çok teşekkürler... ![]() |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
![]() |
Mimarın çizgisi, felsefesi ya da belirgin bir hayat görüşü ve gitmek istediği yolu olmalıdır. Belki bir mühendisten en belirgin farkı budur. Mimar dünya görüşünü tasarımına yansıtabilir. Bunu anlayabilirsiniz, eğer yansıtma işinde başarılıysa tabi.
Ancak bu yansıtma işinde sürekli benzer yöntemlere takılıp kalırsa sanırım tekdüzelik ve sıkıcılık başlıyor. Onun için aynı felsefeyi farklı yollarla anlatmaya çalışmak sanırım daha iyi. Zaten baktığımızda aslında bunun belki bilinçsiz de olsa yapıldığını görüyoruz. Diğer sanatçılarda da var benzer durum. Mesela Barış Manço veya Sezen Aksu'nun gençlik şarkıları ile olgunluk dönemi şarkıları çok farklı hatta bazen alakasız. Sinan'ın deneme çeşitliliği inanılmaz. Sanırım mimar deneyen kişi demek biraz da. Böylece anonim mimarlığı da etkileyebilme şansına sahip. Ama bir binaya baktığımızda onun mimarını tahmin edebilmeli miyiz? Bence edebilmeliyiz ama bu yapının genel kurgusundan anlaşılmalı sanırım. Yoksa sürekli aynı çözümler aynı detaylarla vs üretilerek benzer yapılar çıkıyorsa orda bir yaratıcılık eksikliği var demek kanımca. |
|
|
|
|
|
#21 | |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 16-07-2006
Mesaj: 20
![]() |
Alıntı:
kesinlikle katılıyorum ben hem Zaha Hadid'in hem de Daniel Libeskind'ın tasarımlarını çok beyeniyorum ve yapıtlarının birbirine benzediğini düşünmüyorum....iMposiBle is NothinG
|
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 508
![]() |
ben libeskindin kullandığı pencerelerden dolayı tekrar olduğunu düşünüyorum. ama tabi bu projenin herşeyini etkileyecek türde bir tekrar değil. o da zaten projelere farklı bakış açıları getirebiliyor.
zaha hadid ise çevre ile alakasız çizgilerle çok etkili projeler çıkartıyor. onun yaptığı tekrarı ancak yine karışık bir proje yapmış diyerek nitelendirebiliriz herhalde. türk mimarlara baktığımızda bir ara arkiterada da tartışılan isimler var. sürekli iç avlulu proje yapan bir selim velioğlu tartışılmış ve kendi de tartılmaya katılmış. bunlar beni çok düşündürüyor bu konuda. ama bence mimarın çizgisi projeye yaklaşım açısında olmalı. o zaman aynı mimar eğimli hatları da kullanır, lineer ve dümdüz bir proje de yapabilir. kendi çizgisini fikrinde ortaya koyar ve kullandığı form ve çizgilerde daha özgürdür artık...
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-06-2006
Mesaj: 119
![]() |
Var olmak değilmidir yaşam.
Var olmanın ötesine geçebilmek değilmidir mimarlık. Çizgilerden oluşmuş yaşam. Ya mimarlık neden oluşmuş ? Hep bir iz bırakanlar olmuş. İz bırakanlardan oluşmuş mimarlık. İz bırakanlar örnek olmuş. Hayat mimara yaşam olmuş. Mimarda yaşama iz. Yakalanması gerekilen yer. Yaşam baktığında adını sen bilmeli. Her mimarın cizgisi olmalıdır. Biz olmasakta, bıraktığımız ize bakıldığında bizi görenler olmalı. ______________________________________________________________________ kİmin İçiN neyi TASARLAMAK: En son msc tarafından düzenlendi : 13-09-2006 23:53 |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
Tamam hadi hepsini gectim de, bu nedir?
"Yakalanmasi gerekilen. Yaşam baktığında adını sen bilmeli" Ya da soyle sorayim Gectim bu hadi de hepsini nedir tamam? |
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-05-2003
Mesaj: 98
![]() |
Merhabalar,
Aslında herkesin bir çizgisi vardır, hayata bakışı vardır. Mimar olsa da olmasa da insanların iç dünyalarından, kültürlerinden, alışkanlıklarından vs. getirdikleri birtakım bileşenlerle çizgileri, tarzları gelişir zaman içinde. Bu çeşitli faktörlerle değişim gösterebilir, ama belirgin ya da değil herkesin bir "çizgisi" vardır. Bu açıdan bakınca "bir mimarın çizgisi olmalı mıdır?" zaten gereksiz bir sorudur derim. Saçını tarayan, vitrinden kazağını seçen, ayakabısının rengine karar veren vs. her mimarın bir çizgisi vardır. Kiminin çok bellidir, kiminin belirsizdir. Ama hepsinin bir çizgisi vardır. Mimari çizgi deyince meşhur mimarlar gelmesin aklımıza hemen. Meier, Botta, Hadid... Başarısız hatta "mimari kepazelik" denilebilecek binalar yapan, müteahhitin eline esir olmuş ve bundan gocunmayan meslektaşlarımızınki de bir "çizgi" değil midir? Aslında diğer meslek insanlarında da olabileceği gibi: - Mimarın, sanatçı kimliğiyle bir "kalın çizgisi" olmalıdır. (Rapido 0.8 gibi) :-) - Mimarın, esnaf -ya da ticari mi demeliyim- kimliğiyle "ince çizgileri" olmalı. (Rapido 0.1ler, 0.2ler, 0.3ler) gibi. Bütün bu kalemler, mimarı çizmektedir. Bu fikir "Mimar Babam"ı seyrettikten sonra daha çok yer etti. Kimsenin özel hayatı beni ilgilendirmez başlığında şunları söyleyebilirim: Büroda haşin, personeline kök söktüren bir patron. Tavizsiz biri. Evlilik dışı ilişkiler. Sık seyahatler, neredeyse yerleşik bir hayatın olmayışı... Özetlemeye çalıştığım bu maddeler Khan'ın "ince çizgileri"... Bu ince çizgiler bence "mimarın çizgisi olmalı mı?" sorusunda aranan ve yukarda "kalın çizgi" diye tariflediğim çizgiyi besleyen, altyapı oluşturan şeyler. Mimar, mesleki nosyonlarının ışığında, kendine bir çizgi oluşturmalı ve bu çizgisiyle gücünün yettiğince mesleğini bir yerlere taşımalı. Mimari çizgi, bazı mimarlarda kendini tekrar eden bir şekle dönüşür. Baktığınızda "bu bina falanca mimarın tarzı" denir. Bazı mimarlarda daha çok yapısal - kurgusal bir çizgi vardır. Hayatında israfa yer vermeyen bir insanın, mimarisinde de bunu görmek bu "çizgi"yi hissetmektir. İki apartmanı birbirine hiç benzemeyebilir ama bahsettiğim yapısal-kurgusal çizgi binayı "seyredenlerce" değil "yaşayanlarca" hissedilebilir. Modayı takip etmek, kaliteli (!) bina yapmaya gayret etmek, özellikle bazı formları/yapı malzemelerini/konstrüksiyonları kullanmak... Bunlar bence mimari çizgi arayışlarında takip edilen yollar. Bunlardan en zararsızını seçmek gerekir diye düşünüyorum. Binaların görsel fonksiyonu da olduğunu düşünürsek "benim çizgim bu, ben yaptım oldu" gibi bir yaklaşımla binanın "görsel kullanıcılarını" dışlamamak gerekir. Zira mimari eser/ürün ile diğer sanat dallarındaki eser/ürün aynı şey değildir. Şehrin göbeğine "teneke yığını" gibi ölçeksiz bir "şey" koyup "benim çizgim bu, ben buyum" demek, o mimar için "ince çizgileri"nin acilen kontrol edilmesi gereken durum sözkonusu demektir. Mimarlık bencilliği kaldıramayacak ürünler sunan bir sanat dalıdır ve deneysel değildir. Hatta insanlar da "kobay" değildir. "Farklılık" adına "saçmalık" yapmak, "alışılageleni" yıkmak adına "rüküşlük, kepazelik" yapmak ve bunun için de "çizgi"nin arkasına sığınmak "basitliktir". Bir bina veya mimar "kalın" çizgileriyle anılır. Ama asıl önemli olan insanın "kalın" çizgiler oluşması için harcadığı şeyleri hayatlarındaki "ince" çizgiler için de harcamayı bir hedef edinmesi gerektiğidir, derim...
__________________
c-a-d-u-r-a |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
![]() |
Aşağıdaki röpörtajı konu ile ilgili bulduğum için kopyaladım. Oldukça ilginç bi yaklaşımı var Matteo Thun'un...
--------------------- İmza atmayan, müşterisine göre dil değiştirdiğini söylemekten çekinmeyen, kendi tabiriyle bir 'fahişe' o; kısaca Matteo Thun. Yazar : Umut Kart Son 10 yıldır brief'lerle çalışmıyor, imza atmıyorsunuz... Çünkü bir ürün, mümkün olduğu kadar anonim kalmalıdır ve üzerinde ''no-design'' stratejisinden başka eklenmiş değer bulunmamalıdır. ''No-design'', imzasızlıkla ve hafızasızlıkla gelir. Mimari çalışmalarınız da var endüstriyel tasarım çalışmalarınız da İkisi için ortak bir felsefeden bahsedebilir miyiz? ''Ego değil, eko'', olarak tanımlayabilirim. Bu, imzalara, isimlere dayanmayan, daha iyi kalitede yaşama sahip olmalısın, anlamına geliyor. Öyleyse, ürün kendini anlatmalı. Ne tasarlarsam, onu teknolojiye ve firmanın tarzına adapte ediyorum. Kendi tarzıma değil. Mükemmel bir fahişeyim. Web sitenizden bir alıntı: ''Eğer kontrol hala sizdeyse, yeterince hızlı gitmiyorsunuz demektir.'' Tasarımla nasıl bağdaşıyor bu? Bu alıntı Formula'daki dünya şampiyonu Stirling Moss'tan; benim kahramanım. Tasarım yapıyorsan da uyuyamazsın. En önde giden yarışmacı olmak için her zaman koşmak zorundasın. Ben asla uyumam! Kültürel farklılıklar tasarımı etkiliyor mu sizce? Ya global olursun ya da bu işten çıkarsın. Ben (g)lokal'im. Global ve lokal. Tutumun global, hareketin lokal olmalı. ''Ekonominin güzelliği'' gibi bir anlayışınız var, öyle değil mi? Evet, bu benim favori konum. Mümkün olduğu kadar köklere git. Ekonominin güzelliği, eklemektense çıkarmak demek. Diskoya gitmek istiyorsan, saçlarına ışıltılar takmak yerine alabildiğine basit gitmelisin. Diskoda başarı kazanırsın. Rahatlık ve alabildiğine azaltmak... Bu, otomatik olarak ürünü daha ucuza getirir. Memphis sizin yaşamınızı nasıl etkiledi? Çok etkiledi; çünkü 2 yıl boyunca akli bir jimnastik salonunda çok hızlı koşmak gibiydi. 24 saat beyninizle koşu yapmak gibi! O koşudan beri tarzınız çok değişti ama... Fakat hala aynı bakış açısına sahibim. Hiçbir şey değişmedi, ama tarz tamamen farklı. En iyi arkadaşlarımın, Michele de Lucchi'nin, Aldo Cibic'in işlerine bakın... Değişmeyen tek kişi guruydu; o da 65 yaşındaydı. Ben de guru olsam değişmezdim. Dilini değiştirmedi. Kendi dilinizi nasıl tanımlıyorsunuz peki? Bir fahişe olarak, her gün başka bir dile sahip oluyorum. Philip Johnson benim kahramanım; ondan öğrendim bunu. 90. yaşında ona tarzının ne olduğu sorulduğunda “Ben bir fahişeyim ve her müşeriyle tarzımı değiştiyorum”, demiş. Sadece onu kopya ediyorum. Projelerinizi sürekli değiştiriyorsunuz, imzalamıyorsunuz da. Nasıl tanıyacağız öyleyse sizi? Ancak gerçekten işin içindeyseniz... Ben bunu arıyorum. Siz de bir şey alırken tasarımcısına bakmıyorsunuz o zaman. Sadece üçüncü dünyada geçerli bu. Hala Japonya gibi kültürler var. Şu sıra Çin, tamamen marka odaklı ve tasarımcılar birer marka. Ben tersini seçiyorum. Bu yüzden Philippe Starck'la arkadaşım; çünkü tamamen tersiyim. Hiç kavga etmiyoruz. MATTEO THUN KİMDİR? 1952 İtalya doğumlu olan mimar ve tasarımcı '' Salzburg Akademisi''nde, Oskar Kokoschka'nın öğrencisi olabilmeyi başarmış şanslı isimlerden biri. Ardından Floransa'da mimarlık doktorasını tamamlayan tasarımcı, Ettore Sottsass'ın yanında çalışma hayatına başlayarak şansını bir kez daha ortaya koymuş. ''80''lerin tasarım dünyasına damgasını vuran Memphis topluluğunun da kurucuları arasında bulunuyor. Matteo Thun, 1984'te Milano'da kendi tasarım ofisini kurmuş. Üç defa ''Compasso d'Oro'' tasarım ödülüne layık görülen, 1990-93 yılları arasında Swatch'ın kreatif direkterlüğünü üstlenen, gerçekleştirdiği Side Hotel Hamburg projesi 2001 yılının en iyi oteli seçilen başarılı bir isim. Matteo Thun tasarım stüdyosu ise, profesyonel grafik ve ürün tasarımcıları ile mimarlardan oluşan, bu alanlarda dünya çapındaki müşterilere hizmet veren bir kuruluş. Kaynak:artdecor.com |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 508
![]() |
Tülin Hadi'ye göre mimari çizgi....
geçtiğimiz günlerde uludağ üniversitesinde bir konferans veren sayın Tülin Hadi ile de bu konu hakkında konuşuldu.
konferansa başlarken; belirli yollar tarifleyerek yaşantıyı etkilemeye çalışan bir kaç projeyi gösterdi Tülin Hadi. ve kendinin ve Cem İlhan'ın mimari tasarımlarında izledikleri yolun prömenadlar belirleyerek ve tabiki bölgenin iklimsel ve topoğrafik kaygılarına dikkat ederek proje geliştirmek olduğunu ekledi. ama kendilerinin yaptığı projelerde çokca saçak kullandıklarını ve mimari tasarımlarında saçağında önemli bir yeri olduğu hatta kendi mimari çizgilerinde saçağın da dahil edilebileceğini ekledi konferansın ilerleyen zamanlarında. konferansın sonunda ise gelen yorumlarla mimarın çizgisinin projede belirli yollar tarifleyerek ona göre proje geliştirmek olabileceği , ama saçağın projede mutlak kullanılması gerekirmiş gibi algılandığında mimari çizgiden öte bir takıntı haline geldiği şeklinde konuyu bağlamıştık.
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 670
![]() |
Mimari çizgi yüksek seviyeli mantık , sezgi ve teknikle birlikte harmanlanır. Mimarın tecrübeleri bunun üzerine eklenir... Sonucunda bir çizgi ortaya çıkar... Tülin HADİ -Cem İLHAN ikilisinin ODTÜ kıbrıs kampüsünde yaptıkları gibi...
Ama SAÇAK mimari çizginin parçasıdır demek bence yanlış... Orada saçağın etkisidir mimari çizgiye katkısı olan... Bu saçak olur, örtü olur... Bazan da sadece kablolarla örülmüş sanal bir örtü olabilir... Hatta lazerle çizilmiş bir çizgidir formu bütünleyen... Mimari çizgi o sanal şeydir aslında. Malzeme ve uygulama yerine göre değişebilir. Geçen dönem 6. projede müze tasarımı yapmıştık. Bize hocalarımız ısrarla ' bu proje mimari çizginizi yansıtacak, ona göre tasarlayın demişlerdi.' ben de bunun için daha önce yaptığım 5 proje içerisinden bir süzme yaptım... Kullandığım detaylar, malzemeler ve tabiki ve herşeyin aslı FORM... Sonuçta ortaya koyduğum formu diğer yaptıklarımın yanına koyduğumda bir konsept bütünlüğüne yaklaşıyordu işler... AMA... Biliyorum ki bu mimari çizgi anlamına gelmez asla. Mimari çizgiye ulaşabilmem için binalarımın inşa edilmesinden başka bir şansım yok. Bir tasarımı gerçekleştirip içine girip onun nasıl olduğunu görüp bir adım öteye taşımadan mimari çizginin oturması mümkün değil... Ama soru mimarın bir çizgisi olmalı mıdır ? Evet gerçek bir mimarın mimari çizgisi olmak zorundadır. Formuyla, çizgisiyle, detayıyla ona ait olduğunu hissettirmelidir.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 10-11-2006 20:00 |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-06-2005
Mesaj: 508
![]() |
sayın "RedRapsody". ne zamandır soracaktım ama bir türlü vakit bulup zaman ayıramadım.
"Ama SAÇAK mimari çizginin parçasıdır demek bence yanlış... Orada saçağın etkisidir mimari çizgiye katkısı olan... Bu saçak olur, örtü olur... Bazan da sadece kablolarla örülmüş sanal bir örtü olabilir... Hatta lazerle çizilmiş bir çizgidir formu bütünleyen... Mimari çizgi o sanal şeydir aslında. Malzeme ve uygulama yerine göre değişebilir." bu dediklerinizin hepsi saçak başlığında toplanmıyor mu sence? ve gerçekten 5. ve 6. projelerinizi merak ettim...
__________________
"ölmek için mi yaşamak? yaşamak için mi ölmek?" Faruk Özgökçe |
|
|
|
|
|
#30 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 670
![]() |
Alıntı:
Oysa mimari çizgi daha soyut kalmalı diye düşünüyorum. 5. 6. projelerimi isterseniz mail yoluyla veya msn den gönderebilirim. msn: caglardesign@hotmail.com
__________________
R&R |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|