![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-06-2006
Mesaj: 6
|
Değişim...
Bu yıl aldığım "Gelenekselden Günümüze Konut ve Mekansal Değişim" dersimin 2.vize ödevini burda paylaşmak istedim... Yazı hakkında yorumlara ve eleştirilere açığım ... kullandığım üslup ve kelimeler içerisinde biraz farklılık görebilirsiniz , yanlışlarım varsa lütfen mazur görün ...
Sevgili hocam Nilgün Kuloğlu'na... Değişim... 1. Değişim hakkında birkaç söz... Ödev değişim olunca üzerinde tartışılacak birçok konu akla geliyor. Fakat bunlardan önce bahsedilmesi gereken aslında son yıllarda oldukça çok tartışılan bu başlığın kaynağı olan değişmek fiili. Fiiliyete geçirilmesi için çaba safettiğimizdenmidir bilinmez tembelliğimizi oldukça iyi dile getiren bir sözü açmak istiyorum... Günümüz filozofları diyorki “ hayat dinamiktir ve değişmeyen tek şey değişimdir...” ve ekliyor… “ zaman değişimin meyvesidir! “ Öyle görünüyorki hali hazırda bahsi dolanan değişim kavramı insanoğlu tarafından zamanla toparladığı hayati sorunların başına alınmış… Yoksa kaç deli bu sözü sarfeder di? Deliler bir yana genel anlamda değişimi tartışmadan önce birde bilene soralım, değişim ney miş? Lügat anlamında değişim "bir başka biçime ya da duruma girme" anlamına gelmektedir. Aynı anlama gelen bir başka kavram "dönüşüm"dür. Türkçe'de son yıllarda yaygın olarak kullanılan "transformasyon" kavramı İngilizce’deki "transformation" kelimesinin Türkçe'ye uyarlanmasıyla oluşmuştur. Vs vs vs Kısa kesmekte yarar var çünkü bununla birlikte süre gelen onca yazı aslında tek bir anlamın gömlek değiştirmiş halidir. Bu ne kadar ilginç gibi görünsede bende dahil birçok insanın ilginsini çekmez. Deliler varken akılılları kim dinler misali biz hep ilginç olanı aramazmıyız. Bence ilginç olan bu ödevin, bu yazının bile yazılma sebebinin aslında değişim olması. İlginç ve bir o kadarda üzerinde durulması gereken aslında değişimin bize düşündürdükleri. Değiştirdiklerinin ve aslında zamanın eşi olma mantığının hissedilmesi. Kazandıkça zorlaşması, zorlaştıkça anlam bulması ve sonunda hepimizin varlığına yenik düştüğümüz şey. Dahada cesur olmak gerekirse evrenin motoru gibi bişey Değişenleri konuşmak, değişenleri yaşamak değilmidir devinip durduğumuz ve her nefeste değişenleri yaşamak için ölüp ölüp dirildiğimiz? Aslında yukarda yazdığım ve sizi güldüren o deli vari felsefe eserlerinden biri güzelce açıklamıyor mu aslında bu ödevi? Dikkatli okuyun ve bakın... Bakın bakın! İyi bakın, değişmiyor mu gökyüzü ve çevirdiğiniz sayfalar... Hayata dair ne varsa değiştiği için hayat adını almıyor mu? Durağan saat ölçülerinin arasında kimi zaman 24 saate sığanlar yeri gelip saniyelerle yaşanmıyor mu? Ben bu ödevi yazarken bile değişecek olan hayatımın değişim fiiliyetini yerine getir miyor muyum? Bir zamanlar tanrıların taş olduğuna, sonraki zamanlar peygamberlerin varlığına ve şimdide Elvis’in yaşadığına inanmak Tanrının marifeti mi? Öyle olsa kaç kişi bu kadar deli olurdu? Yada kaç kişi gerek yokken onca değişim tanımına varyasyon uydururdu? ... ve söze bir Usta karışır mıydı değişen bişeyler olmasa? “ ince uzun bir hayvan, çarpiyor çarpiyor çarpiyordu kendini taşlara, canımı sıkılıyor canmı çekişiyordu yoksa? Yok efendim dedi yanımdaki adam, gömlek degiştiriyor yılan, bu hallerden anlarız dedi azcok, bizde sinif degistirmisdik bir zaman... “ ( Can Dündar ) İnsan önce kendini inandırmalı diyor ve deliliğe değişimin değiştirdiklerini anlatmakla devam ediyoruz... 2. Değişenler ve değişenler? Her değişim sonunda değişeni değişen olarak kavramak, bunu benimsemek biraz yanlış geliyor... Değişenler ve değişimin içerisinde etkisiz kalanlar birleşik küme içerisinde evreni oluşturuyor... Biraz daha kolaya inmek gerektiğine inandığımdan şimdilik beni ilgilendirenleri yorumlamak istiyorum... 2.1 Ekonomi boyutunda değişenler Kayıtsız şartsız bununla başlamamın nedeni birazda annem oldu. Günbe gün dolara çevirdiği parasının değişecek olan kurunu takibinden bizde artık ekonomi uzmanı olmaya ister istemez adım attık. Değişen dünyada dengelerin ekonomi ve enerji sorularına cevap olmaya çalışması başta küreselleşme ve devamında bölgeselleşme, serbestleşme, özelleştirme, gönüllüleştirme, zenginleşme ve fakirleşme sorularını önümüze getirdi. Bu karmaşık meyve tabağında hangisi kabuklu yenir hangisi pişirilerek bilinmez ama bizi bir hayli etkilediği doğrudur. Bu etkileşimin ana güç kaynağı zamanın getirisi olan değişimlerdir. Bilim ve teknolojideki değişiklikler ülkeler arası rekabete; rekabetten ortak pazar anlayışlarına; bu anlayışlardan birçok ortak çıkar topluluklarına kadar değişimin etkisini ilerletmiştir. Ekonomik sorunlar beraberinde dünya ülkelerini birçok cevap arayışına itmiştir. Bunların en başında mutlaka değişimin getirdikleri sorgulanmaktadır. Her ne kadar büyük gibi görünmesede Amerika bence konuya küçük bir örnek teşkil ediyor. Dünya toplumlarının genel mali dağılım pastasında büyük dilimin sahibi olan bu toprak parçası binyıllara dayanan Çin Ticaretine nasıl kafa tutmuştur? Nasıl oldu da daha düne kadar yerlilerin kartal tüylerine kutsal dedikleri topraklarda şimdilerde yeşil kâğıtlar kutsal sayılıyor? Yıkıp yeniden yapılan bir olgunun içerisinde değişen gözümüze bir elmas gibi parlayan rüyalar ülkesi bu role nasıl bürünmüştür? Sorularla yetinmeye gerek yok aslında, idealler ve özgürlüğün meyveleri değil midir bunlar? Değişen zaman, değişen insan, değişen arayışlar ve değişenlerin sonucu değil midir? Değişime acıkan birçok insanın nike ayakkabı içerisinde ayağını daha rahat hissedeceğinden ve ya ödevini bilgisayarda yazması gerektiğinden değilmidir ekoniminin bu hale gelmesi. Oysaki ödev elde de yazılabilirdi. Cevap çok basit… Teoride Ocak 1994 de yazılan doktora tezinin bazı sayfalarında kaynak numaralarını unutmak, sonra oralara kâğıtlar yapıştırmak ve işlerimizin aksaması bir örnek... Bu yüzden Haziran 2006 da yazılan bu ödev bilgisayarda yazmak ise değişen bir örnek... Böylelikle 1994 den bu güne değişim gösteren bu tekniğin genellemede ekonomiye yansıması ise değişimin ekonomik boyutuna cevap... 2.2 Siyasallaşma ya da insanlaşma! Bizdeki adı mekteb-i mülkiye-i şahane-i Cihan'dır. Yani şahane birşeydir. Hayat mektebinde şahane mülkiyet haklarına sahip olmanız anlamına gelir. Birazda hak hukuk derken insanlaşmak... Şengül Hocama’a atıf olur diye değilde sırf huzur bulduğum için dinliyor olduğum iki kemanın ve bir çellonun Vivaldi’nin Büyük Dizgi Konçertosunu seslendirmesi neyin ifadesidir? 3 farklı sesin bana hissettirdikleri ki bunların ikisi aynı aletten çıkarken, onları ayrı yapan şey nedir? İfadesi güç olsada vay be derdirtecek 3 aletteki bu gücü onlara kim vermiştir? Kim verdi bilmem ama gelişen Dünya üzerinde insanlar da böyledir. Bir zamanlar 3’ü aynı şeyi ifade ederdi... Sonra bu üçünden sarı olanla siyah olan ayrıldı. İki siyah bir sarı olduklarında farklı olduklarını düşündü herkes ama yetmedi. Gün geçti iki siyahta farklı olduklarını anladığında değişimin özgürlük, demokrasi, özbenlik ve kişisellik gibi kavramları doğurduğunu gördük. Aynı şekilde parmak izinin değiştiği gibi değişen karakterler, burçların popülerliği, avucuna bakarak karakter analizi, kahve falından üç vakte kadar olacaklar... Gözümüzü tırmalayan bunca olgu bence kayıtsız şartsız değişim içerisinde siyasallaşan Dünya ve bizleriz... Trabzonlu olmak ya da fenere 5 atmak bizim mağaralarda resim yaptığımız zamanlardan daha garip değil midir? Bir yandan değişirken bir yandan körelttiğimiz sanatsallığımız bizi bu cümlenin sonunda güldür müyormu? Farklılaştığımızda sanata verdiğimiz değeri unutuyoruz bence... çok yazık! Ne yönde insanlaşıyoruz orası ayrı konu ama kişiselliğimizi, insan haklarını ve birçok sorumluluğumuzu değişen zamanla kazandıkça insanoğlu bitmek bilmez bu değişim içerisinde değişimin garip bir örneği olmaya devam edecektir. 2.3 Teknolojik değişimler İnanılmaz derecede, hatta iliklerimize ve hatta hatta cüzdanımıza kadar hissettiğimiz süper bir değişimdir teknoloji. Adı üstünde değişen ve pahalı olan herşey teknolojidir. Bakmayın böyle ballandıra ballandıra anlattığıma aslında kötü bişeydir. Geliştikçe insanları birbirinden uzaklaştıran, uzalaştırdığı insanları bir televizyon karşısında toplayıp beynini yıkayan ve bu yıkama esnasında bişeyi öncekinden daha az sürede ve daha zahmetsiz yaptırdığı için bizi mahveden faşist zihniyettir. Uğruna Dünyanın dörtte üçünün aç kaldığı teknoloji bir zamanlar Max’ında kafa bulduğu garip bir olgudur... Okumakta yarar var; “ Teknoloji, evreni yaşamamızı gerektirmeyecek şekilde düzene sokmanın yoludur. ” (Max Frisch) Demekki değişim her zaman iyi değildir. Ama ne yazık ki ders çıkartmasını seven akıllı çocuklar bile önlerinde bindolarlık dizüstü bilgisayarlarda ödev yazıyorlar... Ne ayıp, hiç tasvif etmiyorum! Teknoloji karşıtı Profesör hocamız Duman Max’a eşlik ediyor; “ Bilim fakir oğlan, kapital de zengin kızdır. Bunların aşkından doğan gayri meşru çocuğa teknoloji adı verilir. ” ( Prof. Dr. İsmail Duman ) Peki, öyleyse değişim kendi içerisinde çelişmiyor mu? Bilimin pratik amaçlar uğruna, kar kaygısıyla yok edilmesi gibi görülen teknoloji bir doktora tezinde bize gülmüyor mu? Beni kullansan daha iyi olmaz demiyor mu? Desede ne önemi varki... Bence düşünülenler, anlatılmak istenenler önemli, teknoloji bu noktada bizi bize nasıl anlatacağımızı değiştiriyor... Varsın anlatsın ama sonu kötü olmuyor mu? Düşünün benim el yazım ilkokulda harikaydı, hep beş alırdım hemde yıldızlı. Ya şimdi? Üniversiteye ilk geldiğim yıl kare kutulara harf yazamamama, hatta bu cümleyi yanlış kurmama neden olan teknoloji değilmi. Utanç verici! Çelişen ve arap saçına dönen değişim bize ve özellikle bana teknoloji noktasında bir puan kaybettiriyor. Allahtan espri yeteneğim hala var Bu noktada gelişen ve değişen şey büyük ölçüde bir sömürü kültürüdür. Buda bize her değişen cici değil dedirtiyor. karakter limiti nedeniyle yazının devamı ikinci mesajdadır... En son Mustafa Toraman tarafından düzenlendi : 14-06-2006 02:28. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-06-2006
Mesaj: 6
|
yazının devamı... 2.4 Kültürlü ve Sosyal olmak Bu başlıkta açıklayacağım 6 satır var... 1. bedenle ve ruhla ilgili yetileri geliştirme. 2. eğitim görmüş ve bu eğitimle beğenisi, usavurma ve eleştirme gücü gelişmiş bir kişilik kazanmış olma durumu. 3. bir toplumun kendi iç yasalarına göre, biçim kazanması ve gelişmesi. (örneğin nietzsche, kültürü, bir ulusun bütün yaşama biçimlerinde birlikli bir üslup kazanması şeklinde tanımlar) 4.bir toplumun yaşama biçimlerinin çeşitli alanlarda olgunlaşması. 5.tarihin sürekliliği içinde insanlar yoluyla ve insanlarda gerçekleşen tinsel biçimlenme süreci; insanın tinsel başarıları ve yaratışları. 6. tüm olarak tinsel ve törel yaşam. (felsefe terimleri sözlüğü) Aslında her ne kadarda geliştiğini düşünsekte kelime anlamının doğadan geldiğini görmezden geliriz. Oysaki kültür ve sosyallik bunun gelişen etmenler içerisinde üstte yazılan 6 maddenin birleşimidir. Bitmek tükenmez arayışlar içerisinde birçok sonucun ortak birleşim noktası da kültürlü ve sosyal olmaktır. Günümüzden biraz önceye kadar kız istemeye gidenlere kültürlü ve sosyalmisin dendikten sonra iş sorarladı. Şimdililerde çok değiştik herkeste var zannediliyor ve bu zannediş bizi amorf bir değişime sürüklüyor. Buna kısacası tikyleşme veya kokoşlaşma da denilebilir. Ama ödeve uysun diye buna kültürel yozlaşma demek istiyorum. Bu bahsi geçen başlık altında değişimin iyi ve kötü noktalarını çok net bir ayrımla görebiliyoruz. Sokakta yürürken farkettiğimiz kültürler ve sosyaller bize değiştiğimizi, değişirken neleri kaybettiğimizi ve neleri kazandığımızı gösteriyor. Mimarlığı kazanmadan önce köyünden gelen mavi gözlü sarı saçlı çocuklar bile şimdilerde demogoji yapmayı kıvırdı sayılıyor. Bu da ister istemez değişimin içerisinde benim açımdan örneğin bu ödev olduğunu kanıtlıyor olsa gerek. Elbet birileri bişeyler demiştir diye düşünmeden edemiyorum ve aklıma bana hep saçma gelen ve söyleyeni boğazlamak istediğim bir yanılgı geliyor. “ Kültür, doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir “ (Karl Marx) Marx’ın burda yanıldığı aslında kültürün insanoğlu tarafından yaratıldığı değil onun doğadan ayrı düşünülmesi gerektiğidir. Doğayı oluşturan her etmen, birlikteliği sürdürdüğü insanoğlunun üst kümesidir ve mutlak ki kültürel titreşimlerin sahibidir. Doğadan gelenler ve onunla değişenler, onunla güncelleşenler bize karşımıza çıkan bir boy değişmiş sosyal olgulardan başka bir şey değildir. Kültür ve sosyal olgular yaşamsal birlikteliğin değişim meyveledir. Kimisi için kültür futbol maçı izlemek, kimisi için TRT de konser dinlemek, kimisi için eline kınak yakmak, kimisi için de çok konuşmak... Genelde görülen değişim bu gibi algılansada değişim aslında daha geniş kapsamlıdır. Burda benim ifade etmek istediğim nokta şu. Ayrım, sosyal ve kültürel başlıkta değer kazanan değişimler ve iş olsun diye değişenler arasında mutlaka yapılmalıdır. Bu nedenle UNESCO Kültür ve getirisi sosyallik kavramını şu şekilde ifade ediyor; “ Sahip olunan tarihsel bilinç.“ Burda ifade edilmek istenen bir zaman içerisinde olgunlaşmış olması. Bu da kayıtsız şartsız bir değişimin bilinç getirisidir. 2.5 Doğal değişim 70 li yılların sonunda 80 li yılların başında çocuk olmak diye bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Renkli televizyonda ilk filimi izlemek, şekerli sakızla balon şişirmek ve “ eyy gidi ben küçükken buralar portakal bahçesiydi “ diyebilmek... Doğanın içine büyük bir bilinç yanılgısıyla saldırımız aslında yeni değil... Tüketim toplumu olmaya başladığımızdan bugüne doğanın içinde bize anlam ifade eden her nesneyi yok etmeye, yok ederken bir yandan düzeltmeye, düzeltirken bir yandan daha kötü hallere sokmaya gönüllü olmuşcasına hareket ediyoruz. Aslında bu başlık, değişimi üstteki birçok ana başlığın yan başlığı gibi bir yerden tutup buraya alındı. Değişimin kötü sonuçları temel yaşama alanlarımızı, ekolojik dengeyi ve sonuç olarakta kişisel dengemizi tehdit etmeye başladı. Kendi kendimize yaptığımız bu hatalar açtığımız delikleri kapatmaya yetmeyecek gibi görülüyor. Değiştiğimizin güzel bir kanıtı olarak azalan insan ömrü bize nerde yanlış yaptığımızı sorgulamaktan başka bir çare bırakmıyor. Gerçi çare bu olsa öpte başına koy derler adama... Değişen birçok denge aklımız başımıza geldiği gün denge olmaktan bir tarafı ağır basan bir teraziye dönüşecek ve o gün Doğal değişim ile insanoğlu aynı kefede terazinin hafif kefesinde kaybedecek. 3. Sonuç olarak değişim... Yazdığım bunca satırın açıklaması elbette kısa bir cümle olamaz. Değişim içerisinde sonucu kavramak ve ona yorum eklemek bir hayli güçtür. İyi ya da kötü değişim hayatın her noktasında yüzünü çok net bir şekilde göstermektedir. Bununla birlikte değişimin değiştirdikleri nelerdir diyebilmemiz için öncelikle gelişimin tek yapı taşı olduğunu anlamamız gerekir. Ruhumuzdaki telbellik ancak ve ancak pozitif değişimle öldürülebilir. Değişim bazen elde olmayan sebeplerden dolayı zaman ve zeminlerin getirmiş olduğu şartlarla olabilir. Değişim süreçtir. Öylesine aniden ya da kısa süreli olmaz. Ayrıca bazen hoş birşey olmasa da gereklidir. Bu gereklilik maalesef her zaman gelişim ile paralel de gitmez. Değişim insanoğlunun dıştan dışa geçirdiği bir evrimdir. Korkulan ürküten de olmuştur çoğu zaman. Kısacası tutarsız bir süreçtir. Tüm bunların ışığında rahatça söyleyebilirim ki değişim kaçınılmaz olandır ve yaşam olgusunu tazeleyen yegâne etmendir. Saygılarımla __________________ Kaynaklar Tüm örneklemeler paragraf altlarında bilgilendirilmiştir. Diğer başka herhangi bir kaynaktan yararlanılmamıştır. Örneklemelerin dışında tamamı ders notlarından ve ders anlatımlarından özet niteliğinde yorumlardır. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-06-2006
Mesaj: 18
|
değişim hakkında yazdıklarınıza katılıyorum ama konut ve mekansal olarak aydınlatıcı birşey bulamadım? konunuz gelenekselden gunumuze konut ve mekansal değişim değil miydi??
En son lumina tarafından düzenlendi : 05-05-2007 21:33. |
|
|
|
|
|
#4 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-06-2006
Mesaj: 6
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-06-2006
Mesaj: 18
|
anlıyorum. yazarken de boyle birşey olabılecegını tahmın etmıstım
sadece meraktan sordum. bu konuyla ılgılı odev ben de hazırlamıstım mekansal degısim ve konutların degısımı hakkında o yuzden ılgılendım ozellıkle bu konuylaEn son lumina tarafından düzenlendi : 05-05-2007 21:34. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|