![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
'Sen mutluluğun "mimarisini" yapabilir misin...'
(*) "...sen mutluluğun "mimarisini" yapabilir misin..."
Bilirsiniz doktorların "Hipokrat Yemini" vardır. Bu konu "Deontoloji" adı altında "meslek etiği bilimi" diyebileceğimiz üzerinde çok ciddi çalışmaların yapıldığı sürekliliği olan bir alandır. Aman! yanlış anlaşılmasın. Mimarlar için meslek etiğinden sözetmeyeceğim. Çünkü "Meslek Etiği"nin doğrudan doğruya hareket temeli "Mutsuz Etmemenin Koşulları ve Sorumluluğu" ile daha fazla ilgili gibi. Bu kez konu doğrudan doğruya mutluluk. Yani "Meslek Etiği Aysbergi"nin su altı kesimi. Böyle bir sorumluluk hissi ile üretilen mimariye, yani mimarın mutlu kılma çabasını mesleğine yansıtmasındaki incelikler, püf noktaları nelerdir? Neler olabilir? Umarım derdimi somut olarak aktarabilmişimdir. Konuyu zenginleştirmek artık sizlere kalmış. Lütfen buyurunuz... ![]() NOT: Şiir uzun olduğu için buraya ağır geldi. Tamamını dosya ekinde word.doc olarak bilginize sunuyorum. ************* (*)Anısına saygı duyan herkesten özür dileyerek. M.K. Tarafımdan iyi bir amaçla değiştirilmiş alıntının kaynağı Nazım Hikmet Ran'a ait şiir: "SAMAN SARISI Vera Tulyakova'ya derin saygılarımla I Seher vaktı habersizce girdi gara ekspres kar içindeydi ... ... ... dek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne de ak örtüde elmaların ... ... ... dizenler nakışını basanlar bu kitabı dükkânında satanlar para verip alanlar alıp da seyredenler bir de Abidin bir de ben bir de bir saman sarısı belâsı, başımın. Nazım Hikmet Ran Tiren, Varşova - Krakof - Pırağ Moskova - Paris - Havana -Moskova 1961" ------ www.google.com/ arama motorundan: "Nazım Hikmet Ran" http://www.google.com.tr/search?hl=t...a=lr%3Dlang_tr ...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 02-06-2006 12:55. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-06-2003
Mesaj: 42
|
MİMARIN AMACI MUTLU ETMEK Mİ GERÇEKTEN?
BEN BUNU SIKLIKLA DÜŞÜNÜYORDUM, FORUMU GÖRMEK YENİDEN DÜŞÜNMEME NEDEN OLDU___ BAZEN KİMSEYİ MUTLU ETMEMEK PAHASINA, MİMARİ NESNE ÜRETİLEMEZ Mİ? ÇÜNKÜ BİRİNİ YA DA DAHA ÇOĞUNU MUTLU ETMEK TALEP EDİLENLERDE UZLAŞMAK DEĞİL MİDİR EN BAŞTA? UZLAŞMA DA TÖRPÜLENME DEĞİL MİDİR? BİR ADIM SEN AT BİR ADIM BEN ATAYIM Kİ UZLAŞALIM, ÖYLE YA! KİMSE MUTLU OLMAYABİLİR BAZEN AMA MİMARLIK NESNESİ, KİMSENİN MUTLU OLMAMASI PAHASINA DA ÜRETİLMELİ___ SEBEPLER VARSA, GÜN IŞIĞI GİBİ ORTADAYSA, YANLIŞLANAMIYORSA BU SEBEPLER, KİMSE MUTLU OLMADAN BU SEBEPLER YÜZÜNDEN VE HERŞEYE RAĞMEN ÜRETİLMELİ MİMARLIK NESNESİ BENCE.. ÇÜNKÜ; BENCE BİR FİKİRLE BAŞLAYAN MİMARLIK, HERHANGİ Bİ ZAMANA O ZAMANIN YARATTIĞI GÖZ ÖNÜNDE VE POPÜLER OLAN DEĞERLERE, BİR DÖNEM İÇİNDE YARATILMIŞ POLİTİK, SOSYAL, SANATSAL, GÜNCEL SEÇKİLERE GÖRE BİÇİMLENMEMELİ.. BUNLARIN HEPSİNDEN BAĞIMSIZ, EVRENSEL, DİYALEKTİK SÜREÇLERİ OLMALI, SEBEPLERİ OLMALI VE BU SEBEPLERLE HERŞEYE VE HERKESE RAĞMEN NESNESİNİ ÜRETMELİ___ SEVGİLERLE____ HERKESE İYİ ÇALIŞMALAR! |
|
|
|
|
|
#3 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Mantıklı ve sağlam bir...
Eline sağlık. Mantıklı ve sağlam bir sorgulama yapmışsın, Galantus.
Yazındaki bazı noktalara daha sonra üzerinde düşünerek değinmek isterim doğrusu. Pekii bu soruya yanıtı birde ütopya olarak kurgulasan ya da sorgulasan nasıl kurgularsın ya da sorgularsın? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Tesadüfen
Dün tesadüfen açtığım bu forum başlığını, Saman Sarısı adlı şiirinden alıntılamıştım.
Bugün 3 Haziran 2006, Nazım Hikmet'in ölümünün 43. yılı. Anısına Saygıyla.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Nasıl bir mimari şahanelik...
Nasıl bir mimari şahanelik, insanları mutsuz etmek pahasını taşıyabilir?...
Bir düşünce, bir tasarım olarak yani proje olarak var olmak ve öyle var kalmak başka bir şey. Ama, bir mimari varlık, bir yapı olarak ortaya çıkmışsa; bu durum artık kişisellik sınırları dışında bir toplumsal sorumluluk taşımaya başlamış demektir. Bilinçlice taşınabilen sorumluluğun nitelik ve nicelik değeri; aynı anda ortaya çıkan özgürlük kavramının da nitelik ve nicelik değeridir. ... "Ben yaptım oldu..." Pekii sen kimsin? Kim olursan ol; böylesi bir tiran, bir diktatör tavrının mimari şahanelikle ne ilgisi olabilir? Farklı toplumların farklı kültürel birikimleri arasında aynı konuda birbirinin tam tersi anlayışlar olabilir... Mimari yapı, kendinden ve bulunduğu ortamından bağımsız/kopuk/menkul bir değer üretemez. Vehm edilebilir, yakıştırılabilir, anlam yüklenerek şişirilebilir, ancak üretemez. Saldırmayan, yaralamayan, öldürmeyen,... mutsuz etmeyen olmak zorundadır, mimari yapı. Hipokrat Yeminine aykırı bir doktorluk varlığının meşruiyeti sorununu taşıyacağına göre; saldıran, yaralayan, öldüren,... mutsuz eden bir mimari yapı/mimarlık da aynı varlık meşruiyeti sorununu taşıyacaktır. Kırmızı çizgi.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-06-2003
Mesaj: 42
|
Ütopyalar___
ÜTOPYALAR; BİR MUTLULUK DÜŞÜNÜ PEK ÇOK ARAÇLA KURGULAYABİLİRLER. MİMARLIK TA BUNLARDAN BİRİ ELBETTE..
ANCAK BİR ÜRÜN OLARAK ÜTOPYA, MİMARLIĞIN KENDİ DİLİ DIŞINDA BİR SONUÇ GALİBA. EN AZINDAN TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE BÖYLE BU... HEDEF BİR MİMARİ ÜRÜNDEN ÖNCELİKLİ OLARAK DİĞER TOPLUMSAL ARAÇLAR. O TOPLUMSAL ARAÇLARIN BİR ARAYA GELİŞLERİYLE KURGULANMIŞ BİR "DAHA İYİ"! BU ÇERÇEVEDE DÜŞÜNMEK TE ASLINDA DAHA ÖNCE SÖYLEDİKLERİMİ ÇOK DEĞİŞTİRMİYOR BENİM İÇİN. ÖRNEĞİN; BİLDİĞİM ÜTOPYALARIN ÇOĞU, DİNSEL BİR BAĞDAŞIKLIK İÇERİYOR. DİN KUTSAL YA DA PROFAN OLARAK BİR ARAÇ OLUYOR ÜTOPYALAR İÇİN. OYSA BİLDİĞİM HİÇ AGNOSTİK ÜTOPYA YOK. ÇÜNKÜ; BİLİNMEZCİLİK ÜSTÜNDE UZLAŞAMAZSINIZ. DOLAYISIYLA MUTLULUK VAAT EDEMEZSİNİZ KİMSE İÇİN. ÇÜNKÜ; ELDE UZLAŞMA YOKTUR. OYSA BİR ŞEYİ KUTSARKEN YA DA BİR ŞEYE KARŞI DİĞERİNİ KUTSARKEN BİR ÇEŞİT UZLAŞMA SAĞLANMIŞ OLUR. BÖYLE DÜŞÜNÜNCE; ÜTOPYALARIN DA KENDİLERİNE AİT BİR SEÇKİ YAPTIĞI VE BU SEÇKİ ÜSTÜNDE UZLAŞANLAR İÇİN BUNUN BİR MUTLULUK DÜŞÜ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİM. GERİ KALANLAR İÇİNSE HERHANGİ BİR MUTLULUK VAAT ETMEDİĞİ KESİN.. GALİBA AYNI YERDEN BAKMAYA DEVAM ETTİĞİM İÇİN SUNDUĞUNUZ AÇILIM BENİ BİR YERE YÖNLENDİRMEDİ METİN KARADAĞ.. FORUMA EKLEDİĞİNİZ SON YAZIYA İSE; BÜTÜN BU SÖYLEDİKLERİMDE SABİT KALMAK ÜZERE KATILIYORUM. ELBETTE SALDIRAN, ÖLDÜREN, YOK EDEN BİR MİMARİ DÜŞÜNMÜYORDUM BUNLARI SÖYLERKEN. AMA SALDIRILMAMAK, ÖLDÜRÜLMEMEK, YOK EDİLMEMEK HATTA VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜNÜN KORUNMASI BİR KESİNLİK İÇERİYORSA BİZİM İÇİN MUTLULUĞUN SINIRLARINI BİRAZ GENİŞLETMEYE NE DERSİNİZ DÜŞÜNÜRKEN____ HERKESE İYİ ÇALIŞMALAR_____ |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Topya" / "U - Topya"
Yazılışı böyle değil, ama derdimi tam aktarabileceğim şekli de bu maalesef...
![]() "Topya" / "U - Topya" Topya = Yer U- Topya = Var olmayan yer. "Var olmayan yer" ister istemez var olan yerin tam karşıtı. O halde var olan yere ait kavram ve değerlerin tam tersi bir bir yer beklentisi içinde olmak var olan yeri istememek; var olan yerin verdiği mutsuzluk olabilir mi? Olabilir. Utopyanin karşıtı olan bir "distopya"dan karamsar utopyadan da söz etmiyorsak... Mevcut durumun verdiği mutsuzluktan kurtulmak, kaçmak, uzaklaşmak (her neyse) için "hayal kurmak" kötü bir şey olmasa gerek. Sadece hayalle yaşamanın sağlıksız halinden sözetmiyoruz, tabii ki. Çünkü bu davranış bilinç yırtılması/yarılması sonucu bilinçdışı bir dünyada kendimizi saklamaya yol açar ki; ona da kısaca şizofreni deniyor zaten. Bu arada A. Einstein'in "Gedankenexperiment" kavramını da göz ardı etmemek gerekir. "Butünüyle soyut kavramlarla sağlam bir model kurup daha sonra bu modeli fiziki dünyanın kavramları ile somut dünyaya gerçek bir model olarak indir/ge/mek - gerçekleştirmek..." Bunun için bir dizi özlü söz de söylemiştir. (Tam olarak hatırlayamadım şimdi. Tahminen bir cümlesi şöyleydi:...) "Bilgi önemlidir ancak ondan çok daha önemlisi hayal kurabilmektir." Değişik denge biçimleri vardır. Ama her ütopya mutlaka üretildiği yere/ortama bağımlı olarak üretilir. Örneğin İsviçreli çukulata fabrikatörünün çocuğu pek az çukulatalı hayal kurar herhalde... Ayrıca derler ki, toprak yiyen çocuk, vücudunun ihtiyacı olan vitamin dengesini sağlamak gibi bir işlevi sezgisiz/bilinçsizce içgüdüsel olarak yerine getiriyordur. Neyse bu yaşadığımız mimari dünyadan topyekün olarak mutlu olmak! ve üstelik ütopyasızlığı bir seçenek olarak tercih etmek bir sonraki inceleme konumuz olabilir. Nasıl?
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 05-06-2006 15:29. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-04-2006
Mesaj: 9
|
mutluluğun mimarisi..
gerçekten çok güzel bir konuya değinilmiş bu başlıkta bence her mimarın düşünmesi ve bu kaygıyı içinde hissetmesi gerek..mutluluğun mimarisini yapmak,ilk başta korkutuyor beni çünkü metropolde yaşayan insanların bu kadar mutsuzlaştırıldığı bir dünyada biz mutluluğun mimarisini yapmaya çalışıyoruz...çok zor hatta imkansız geliyor,bir de mutluluk dediğimiz şey ki çok göreceli,sınırları tam olarak çizilemeyen tanımlanamayan bir his..biz bunu somuta indirgiyoruz..
benim anladığım mutluluk çoğul birşey yani yalnız başıma sadece mutlu olabilirim yada mutlu olduğumu sanabilirim ama mutluluk dediğimizde herkesin mutlu olması,bunun paylaşımlarla çoğalması..ama böyle bir ortamın oluşması ise yaşadığımız kapitalist düzen içerisinde mümkün gözükmüyor.mümkün gözükmemesi onu sahiplenmemizi gerektirmez,aksine daha çok tartışılmalı daha çok düşünülmeli..belirli bir zümrenin dışlandığı yok sayıldığı yada tam tersi sadece belirli insanlara yönelik oluşmuş bir mimaride mutluluk aramak anlamsız..mutluluğun mimarisi herkese hizmet etmeli,herkesi kapsamalı..uzun insanları düşündüğümüz kadar kısalarıda hesaba katmalıyız;normal insanlar kadar özürlü insanlarında rahat kullanacağı mekanlar tasarlamalıyız,zenginlere hizmet ederken dar gelirlileride görmeliyiz..onlarıda mutlu eden çözümler üretmeliyiz.. çıkış noktamız para olduğu kadar insan da olmalı..tasarımında mimarlığında insan için olduğunu unutmamalıyız.bunların mimarlığı daraltacağını yada sınırlayacağını düşünmüyorum aksine bu ideadan yola çıkan mimarlığın geniş kitlelere hitap edeceği inancındayım..sıradanlıktan uzak daha yaratıcı daha özgür bir mimarinin ortaya çıkacağını düşünüyorum.. mutluluğun mimarisi derken bile içimde birşeyler kıpırdıyorr... En son NnR tarafından düzenlendi : 05-06-2006 23:11. |
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Heyecanın yeter...
Böyle bir konunun biraz bile olsa bir gerçeklik kazanabilmesi için bence böyle bir heyecan taşımak yeter de artar bile...
![]() - Ne için mutluluğun mimarisini çizmek/yapmak istiyorsun?: - Hiiiç, sadece mutlu olmak istiyorum. Uzlaşmak da istemiyorum. Teslim olmak da istemiyorum. Teslim almak da istemiyorum. Eşit ve özgür/bağımsız kalarak. Sadece mutlu olmak istiyorum. Konuyu bu naiv sınırlar içine hapsetmemek için biraz daha eşeleyip iskeletini ortaya çıkarmaya hep beraber devam edelim... http://forum.arkitera.com/showthread.php?t=8094 Derim ben. Siz ne dersiniz? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 06-06-2006 14:04. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-06-2003
Mesaj: 42
|
"Neyse bu yaşadığımız mimari dünyadan topyekün olarak mutlu olmak! ve üstelik ütopyasızlığı bir seçenek olarak tercih etmek bir sonraki inceleme konumuz olabilir."
...ÜZERİNE DÜŞÜNÜYORDUM. MİMAR OLARAK; YAŞADIĞIMIZ MİMARİ DÜNYADAN TOPYEKÜN MUTLU OLMAK YENİYİ ÜRETMEYİ ZORLAŞTIRMAZ MI ACABA? BİR SÜRE SONRA HERŞEY DAR ALANDA, VARYETELER ETRAFINDA TURLAR ATMAYA GÖTÜRÜR MÜ BİZLERİ__? BANA BİRAZ MUTSUZLUK GEREKİYOR GALİBA, TETİKLENMEK İÇİN... HEYECANLA 'DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİM' DEMEK İÇİN__ MİMARİ ÜRÜN KARŞISINDA, BİRŞEKİLDE DÜRTÜLMÜŞ OLMAK İSTİYORUM!!! MUTLULUK TA DÜRTER BELKİ AMA ÖNCE REHAVET VERİR BANA, MUTLULUK HALİNİN SÜREGİTMESİNİ İSTERİM__ AMA MİMARİ NESNENİN KULLANICISI OLARAK MUTLULUK GEREKLİDİR GALİBA.. BİR DE 'KENDİLEŞTİRME' DİYORLAR; KULLANICIYA AİT BİR DÖNÜŞTÜRME SÜRECİ VAR MİMARLIK NESNESİ ÜZERİNDE. Kİ BU DA ÜRETİCİSİNDEN BAĞIMSIZLAŞTIRARAK HAYATA GEÇİRİYOR BENCE ÜRÜNÜ.. KESİF VE SONSUZ BİR MUTLULUK _tabi sunulması mümkünse eğer_ BU KENDİLEŞTİRME SÜRECİNİ DE ORTADAN KALDIRMAZ MI? KAFAM KARIŞIK; BUNLARI KAYBETMEMEK İÇİN DE MUTLU ETMEYEN MİMARLIK MI ÜRETİLMELİ YANİ? BİLEMEDİM______________________ İYİ ÇALIŞMALAR_____ |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-06-2003
Mesaj: 42
|
:k Kafam KariŞti
|
|
|
|
|
|
#12 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Üzülmeeee, devam et...
Üzülmeeee, devam et...
![]() Yaratıcı bir çözüm bulmanın öncesinde olur böyle şeyler. Aynı heyecanla yazmaya devam edersen, bizim de karışıklıklarımızı düzeltmemize katkıda bulunursun. Baaak:... "... Bu arada A. Einstein'in "Gedankenexperiment" kavramını da göz ardı etmemek gerekir. "Butünüyle soyut kavramlarla sağlam bir model kurup daha sonra bu modeli fiziki dünyanın kavramları ile somut dünyaya gerçek bir model olarak indir/ge/mek - gerçekleştirmek..." Bunun için bir dizi özlü söz de söylemiştir. (Tam olarak hatırlayamadım şimdi. Tahminen bir cümlesi şöyleydi:...) "Bilgi önemlidir ancak ondan çok daha önemlisi hayal kurabilmektir." ne diyormuş A. Einstein? Bence karışıklık dediğin noktanın üzerine yürü, nasılsa aşacaksın... ![]() Nasıl?: Su altında vurgun yiyen dalgıçları, eskiden vurgun yediği (basıncı yüksek derinlikten basıncı az, yüzeye hızla çıktıklarında, kandaki helyumun köpürmesine deniyor vurgun) basınç derinliğine indirip kanının normale dönmesi için saatlerce bekletip yavaş yavaş çıkarırlarmış. Şimdiki teknoloji ile bu işlemin basınç odasında gerçekleşiyor. Bu örneği neden verdim?:... Sorunu ortaya çıktığı yere gitmek, sorunun üzerine yürümek, yılmamak en iyi çözüm yoludur. Başka türlüsü Nasrettin Hoca fıkrasına döner de ondan... ![]() Nasrettin Hoca gece vakti sokak fenerinin altında, yerde düşürdüğü altın parayı arıyormuş. Görüp gelenlerde aramaya katılmışlar. Nice zaman sonra birinin aklına sormak gelmiş. "Hocam tam burada düşürdüğüne emin misin?" Nasrettin Hoca'da, "Yoo ilerde düşürdüm" demiş. "İlahi hocam, o zaman orada niye aramıyorsun" Nasrettin Hoca bu kez okkalı bir yanıt vermiş: "Orada sokak feneri yok ki, zifiri karanlık..." )O halde devam... ![]() /////// Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
mimarın amacı mutlu etmek mi?
bilmem henry ford'un amacı araba yapıp insanları mutlu etmek miydi acaba? boeing'in amacı uçak yolcularını mutlu etmek mi? ne kadar karmaşık, soyut şeyler yazarsak yazalım. amaç müşterinin ve kendinizin ihtiyaçlarını karşılamak işte. kimse bizim ütopik dünya hayellerimizi takmaz bile. |
|
|
|
|
|
#14 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Demişim ki...
Daha önce yazdığım yazımı bu cümle ile bitirmiştim:
"Neyse, bu yaşadığımız mimari dünyadan topyekün olarak mutlu olmak! ve üstelik ütopyasızlığı bir seçenek olarak tercih etmek bir sonraki inceleme konumuz olabilir." Bu ironik cümlenin anlamı şuydu: "Mutluluk-mutsuzluk" konularını hiç kafaya takmayıp mimarlık alanından kaynaklanarak yaşanan tüm olumsuzluklara empati yoksunu olarak duyarsız kalıp sadece hamburgerlerimizi yiyip çevremize boş boş bakmakla yetinmek... Yani rahatsız olmamak, yani izafi olarak "... topyekün olarak mutlu olmak!" Ve bu rahatsızlık ortamından kurtulmak için hayal bile kurmamak... Belgesellerde izlemişsinizdir. Aslanlar acıktıklarında, örneğin bir yaban mandası sürüsüne yaklaşıp kovalayarak birini alaşağı edip yerler. Bütün kıyamet, kovalamaca sırasında biri yakalanıncaya kadar yaşanır ve biter. Aslanlar yakaladıklarını parçalayarak ortada yer iken; geride kalan manda sürüsü tekrar sakin sakin hiçbir şey olmamış gibi otlamaya devam ederler. Mandalar duyarsız hayvanlardır demiyorum. (hatta kara kara gözleri severim, çok güzeldir) Ama yine de mandadırlar. Bir arada kararlıca dursalar aslanlar yanaşamazlar, korunabilirler... Bunun da örneklerini de benzer belgesellerde izlemişsinizdir. Demem şu ki; yapabilecekken ya da en azından yapmak girişiminde bulunabilecekken yapmamak. Bu sorunu çözülmesi hedeflenen sorunlar arasına almamak, umursamamak, yok saymak... Bir tür olumsuz anlamda "mandalaşmak/gergedanlaşmak" gibi geliyor bana. Yıllar önce bir de "Gergedan" adlı tiyatro oyunu vardı. Oradan aklıma geldi. Çevre sorunlarına duyarsızlığı işliyordu. İnsanların duyarlılıklarının körelmesini gergedan derisinin kalın ve duyarsızlığı ile özdeşleştirilmişti. Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 08-06-2006 16:54. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
|
#15 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Bu konuya biraz da başka açıdan...
Bir arkadaşımdan duymuştum. O da nereden duymuştur bilemiyorum.
"Soğuk kış günlerinde mutlu insanların ayakları sıcak olur. Ama bu ayaklarından ısıtılan insanların mutlu olacağı anlamına gelmez..." ![]() Bu sözde gizli ironik bir eleştiri var. "Zorla güzellik olmaz" gibi. Zorla mutluluk da olmaz. Yaşadıklarından dolayı mutsuzluk çekenlerin mutluluk ararken uğradıkları kazaları saymazsak, kendisi ve başkaları için mutluluk aramak insani, doğal ve tabii sağlıklı bir eylem. Problem biraz da talep kalitesi ile ilgili. Talebi olmayan kalitenin, kalite işlevini yerine getiremediğini gözardı etmemek gerekiyor. Bu konuyu biraz da başka açıdan bu adreste değinilmişti: Asosyallik konusunun mimar/lık açısından anlam/lar/ı... Talebi olmayan kalitenin, kalite işlevini yerine getiremediğini gözardı etmemek gerekiyor. ![]() ![]() ![]()
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|