Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Mimarlık

Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında.

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 16-05-2001, 15:14   #16
yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
Re: Türk Mimari Dili

Alıntı:
Orjinal mesajı yollayan: another_world
Türkçe karşılığı yoktur diyerek olayı basite indirgemeyi ya da dilimize yeni kelimeler katma hedefiyle yabancı kökenli kelimeleri yazı diline geçirmeyi onaylamıyorum. Çünkü bence dil, duru ve net olarak korunması gereken en önemli değerlerden biridir.
Burda ben biraz çelişki görüyorum. Yabancı kelimeleri metine oldugu gibi koymak ve Türkçenin bu kelime eksiklerini gidermek yani dili yenilemek ve katkıda bulunmak duru ve netliğini bozmak mı oluyor? Bence asıl sorun Türk Dil Kurumu gibi bir kurumun noksanlığı ve dilin güncelleşememeyip yabancı kelimeler içinde boğularak yok olmasıdır.
doktor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-05-2001, 15:44   #17
Forum Üyesi
 
cercis'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 43
15 mayıs akşamı saat 22:30 civarı TRT2 de bir program vardı dil konusuyla ilgili. orada söylendiğine göre türkçe sadece yetmişbeşbin civarında kelimeden ibaretmiş!!!

dendi ki, bir dilin gelişmesi için soyut kavramlar gelişmeliymiş, soyut kavramlar felsefeyi geliştirir, felsefe düşünceyi ve düşünceler de yeni kelimeleri üretirmiş.

bu tesbit bana, uğur tanyeli'nin dili konusundaki tartışmaların kaynağının kişinin kendisinden değil, felsefe alanındaki gerikalmışlığımızdan kaynaklandığını düşündürdü.

dil apayrı bir bilim dalı. adamın niyeti mimarlıkla uğraşmak. elinde yeterince kelime yok diye yazmasın mı ya da yazı yazmak için başka bir alanda yıllar alacak bir uzmanlaşma ve geliştirme çalışmasına girip düşüncesini ifade edebilecek kelimeleri mi bulması gerekir.

amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?
cercis offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-05-2001, 15:50   #18
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 02-05-2001
Mesaj: 2
Türkçe'nin korunumu

Bence Türkçe'nin geri kaldığı nokta teknik ve bilimsel dildir. Çünkü her zaman üreten değil tüketen bir karakterdeyiz. Böyle tüketici karakterli bir toplumda yabancı kelimelerin yazı ve konuşma diline girmesini engellemek mümkün değil ama buna rağmen yeterince zengin bir dilimiz olduğuna inanıyorum. Duruluktan kastım da anlatımın sadeliği değil Türkçe kelimelerin özüyle korunmasıyla ilgili. Benim karşı olduğum nokta Türkçe karşılığının var olduğunu bildiğimiz kelimeleri yabancı dillerdeki halleriyle yayınlamak. Türk Dil Kurumu'nun da bu konuda epey mesai harcaması gerektiği de şart tabii ki...
another_world offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-05-2001, 16:01   #19
yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
Cercis'e katılıyorum. Uğur Bey'in görevi değil yeni kelimeler üretmek. Bununla vakit de kaybedemez. Ama şu da var ki anlaşılır olmak da önemli. Sadece mimarlara yönelik yazıyorum diyorsa tamam diyebiliriz belki, ama herkesin anlayabileceğini söyleyemeyiz.
doktor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-05-2001, 17:31   #20
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-02-2001
Mesaj: 29
Cool

Aslında her uzmanlık alanı kendi dilini yaratır. Hukuk, tıp, felsefe, bürokrasi... Hepsinin kendine özgü bir dili vardır. Kuşkusuz mimarlıgın da hem kendine özgü bir terminolojisi, hem de Türkçeye yerleşmiş -yeterli veya yetersiz- bir dili mevcuttur. Ama mimarlık, mekan yaratma disiplini olma özelliği nedeniyle, yukarıdaki alanlardan farklı olarak, sadece uzmanlara degil, toplumun bütününe seslenir... Daha dogrusu, öyle olmalıdır. Oysa Italyan veya genelde Avrupa mimarlık eleştirisinden esinlenen bizim eleştirmenler, onların edebiyat veya Lacan-vari psikolojik çözümlemelerinden etkilenerek bir benzerini Türkçede de oluşturmaya çalışıyorlar. Özü itibariyle Avrupalı olan bu yaklaşım da zaten post-modernist dil oluşturma çabalarının mimariye armağanlarından biri.
Mesele de zaten büyük ölçüde burada düğümleniyor. Bu tür bir eleştiri metni, maalesef (ayrı bir disiplin olan) eleştiri terminolojisine aşina kısıtlı bir gruba hitap ediyor.
Bu noktada şu soruyu sorabiliriz: Mimarlık eleştirisi ille de Avrupa'da kullanıldığı tarzıyla edebiyat, psikoloji vb. eleştiri tarzlarıyla mı yapılmalı? Yoksa ayrı, özgün bir yol mu bulunmalı? Bence ikincisi. Ama bunun için felsefeci ve dilcilerle ortak ve sancılı çalışmalar gerek...
crudelia offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 16-05-2001, 20:09   #21
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15
Alıntı:
Orjinal mesajı yollayan: crudelia
Bu noktada şu soruyu sorabiliriz: Mimarlık eleştirisi ille de Avrupa'da kullanıldığı tarzıyla edebiyat, psikoloji vb. eleştiri tarzlarıyla mı yapılmalı? Yoksa ayrı, özgün bir yol mu bulunmalı? Bence ikincisi. Ama bunun için felsefeci ve dilcilerle ortak ve sancılı çalışmalar gerek... [/b]
Öncelikle mimarlığı sadece mekan yaratma sanatı diyerek sınırlayamayız. Mekanı, fiziksel çevre ve kent ölçüğünde tasarlayan bir mimarlıktan söz etmek daha doğru gözüküyor.
Mimarlık tek başına bir disiplin değil, sizin de saydığınız gibi; felsefe,sosyoloji,edebiyat ve fen bilimlerini de kapsayan geniş bir alanı kullanır. Bu nedenle de tabiki bu alanlardan hem terminoloji hemde teknik olarak yararlanır.Tasarımı felsefe ve sosyoloji den ayıramayız.Tüm manifestoların oluşması toplumun yapısına paralel gelişip değişmemiş midir?
Yerel ve evrenselin ne olduğunun tartışıldığı XXI.yüzyılda hala daha keskin sınırların çizilmeye çalışılması, arasındaki diyalektiğin çözümlenmemesi, bizi sadece geçmişi taklide çalışan bir mimarlığa götürmez mi?
Bu arada dildeki türkçeleşme çabası içinde üretilen birçok yeni kelimeyi hangimiz kullanıyor acaba? Bisiklete türk dil kurumunun karşılığı olarak türkçeleşmiş haliyle hangimiz "iki ayaklı ittirgeç" diyoruz?
ayşen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-05-2001, 12:49   #22
yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
Alıntı:
Orjinal mesajı yollayan: ayşen
Bu arada dildeki türkçeleşme çabası içinde üretilen birçok yeni kelimeyi hangimiz kullanıyor acaba? Bisiklete türk dil kurumunun karşılığı olarak türkçeleşmiş haliyle hangimiz "iki ayaklı ittirgeç" diyoruz?
[/b]
KONUYU LÜTFEN BU TİP UÇ ÖRNEKLERLE ÇARPITMAYALIM. AYRICA BU TİP KAVRAMLARIN GAZETELERDE YER ALMIŞ ÖRNEKLERİNİ DOĞRULUĞUNU KANITLAMADAN KULLANMAYALIM. BENCE OLUMLU ÖRNEKLER DE BULUNABİLİR.SİZCE EMAIL İÇİN ÖNERİLEN ELEKTRONİK POSTA DENMESİ TUHAF MI? TEK TEK ÖRNEKLERE GİTMEYE GEREK YOK. AMAÇ YAPICI OLAMAK.
doktor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-05-2001, 21:03   #23
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15

KONUYU LÜTFEN BU TİP UÇ ÖRNEKLERLE ÇARPITMAYALIM. AYRICA BU TİP KAVRAMLARIN GAZETELERDE YER ALMIŞ ÖRNEKLERİNİ DOĞRULUĞUNU KANITLAMADAN KULLANMAYALIM. BENCE OLUMLU ÖRNEKLER DE BULUNABİLİR.SİZCE EMAIL İÇİN ÖNERİLEN ELEKTRONİK POSTA DENMESİ TUHAF MI? TEK TEK ÖRNEKLERE GİTMEYE GEREK YOK. AMAÇ YAPICI OLAMAK.
[/b][/quote]
Sanırım yazımın sadece bir kısmı dikkatinizi çekti.Ama anlatmak istediğim konuyu(mimarlığın diğer disiplinlerle ilişkisi ve terminolojinin ortak kullanabilirliği) bir bütün içinde inceleseniz daha doğru yorumlayabilirdiniz.
Amacım Türk dil kurumunun çalışmalarını yargılamak yada baltalamak değil sadece halk diline yerleşmiş kelimelerin "Toplumsal Hafızadan" kolay silinemiyeceğini belirtmekti.Fikirlere karşı olabilirsiniz ama bunu belli bir uslupla yapmanızı öneririm.
Sizin verdiğiniz örnek de çok yeni bir kelime olmasıyla beraber,hala daha konuşma dilinde mail adresi olarak kullanılmakta,elektronik posta adresi ise resmi yazışmalarda karşımıza çıkmaktadır.
Sonuçta belirtmek istediğim "mimarlığın kuramsal ve kavramsal makalelerinde ve çevirilerinde evrensel olarak kullanılan terimlerin yerelleşmesinin güç olduğu" dur.
Uğur Tanyeli'de yazılarında, "Popüler Kültürü" değil bu konularda içeriği olan bir kesimi hedef almaktadır.
ayşen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2001, 12:14   #24
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-02-2001
Mesaj: 29
Alıntı:
Orjinal mesajı yollayan: ayşen
Sonuçta belirtmek istediğim "mimarlığın kuramsal ve kavramsal makalelerinde ve çevirilerinde evrensel olarak kullanılan terimlerin yerelleşmesinin güç olduğu" dur.
[/b]
Bu durumda şöyle bir sonuç mu çıkıyor? 'Biz Türkçede kuram geliştiremeyiz..'
Yerel dillerin ön plana çıkışına kadar (15. yy.), hatta daha sonrasında batılı kuram Latince olarak (veya Grekçe, ender olarak İbranice) kaleme alınırdı. Doğuda da, tabii, Arapça. Entellektüel kişi yerel dile (İtalyanca: volgar) tenezzül etmezdi. Ama o zamanlar kitlesel iletişim diye bir şey yoktu ve kağıdın kullanımı sınırlıydı. Toplum feodal değerlere göre düzenlenmişti. Ekonomik alan sınırlıydı. Okuma yazma oranı son derece düşüktü. Ama kitle araçları bu durumu tersine çevirdi. Her neyse, uzun bir konu..
'Kültür dilinin' diğer kültürler üzerindeki etkisi bir yana, ortaçağ ile benzer gözlükle bakmak ne derece sağlıklı olur?
crudelia offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2001, 13:57   #25
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15
Alıntı:
Orjinal mesajı yollayan: crudelia

Bu durumda şöyle bir sonuç mu çıkıyor? 'Biz Türkçede kuram geliştiremeyiz..'
Ama kitle araçları bu durumu tersine çevirdi. Her neyse, uzun bir konu..
'Kültür dilinin' diğer kültürler üzerindeki etkisi bir yana, ortaçağ ile benzer gözlükle bakmak ne derece sağlıklı olur? [/b]
Çok güzel bir konuya temas etmişsiniz.Evet teknoloji ile birlikte gelişen kitlesel iletişim araçları artık bizi globalleşmiş bir dünyanın içine doğru sürüklemekte.Ve tüm toplumlar eşzamanlı bir şekilde herşeyden haberdar olmakta ve aynı anda gelişmeleri yakalayabilmekte...Ve artık sınır ögesi kalkmakta...Ve yerellikte yeniden sorgulanmakta...
Türkçe de kuram geliştirilemez diye bir yargım yok, ama kuram geliştirmek için de tüm kuramları bilip,neden ve sonuçlarını irdeleyip, eskisinin üzerine yeni birşeyler koymak durumundayız. Birşeyler söyleyebilmek için bilimsel olarak; Marx'ı,teknoloji söylemleri ile Heiddeger'i,W.Benjamin'i,K.Robins'i, Fromton 'u,Baudrillard'ı ve daha birçok kişinin söylemleri üzerinden yola çıkıyoruz.
Bu konudaki tartışmaların bir boyutuda 25-26 Mayıs'ta Bursa Yapı Yaşam kongresinde yapılacak,Kültürel Miras(!!!) ve Yer-el ile Evrensel konuları irdelenecek.Takip etmeniz ümidiyle...
İyi çalışmalar dilerim...
ayşen offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2001, 14:18   #26
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 19-05-2001
Mesaj: 1
ergonomi

Ben malzeme mühendisiyim ancak mimari ve özelliklede mimarinin alt ana bilim dalı olan malzeme bilimi konusunda yakın deneyimlerim oldu. Konu mimari bir yaklaşımın eleştrisi olmadığı için bu foruma katılma cesareti buldum. Terminoloji konusunda biz de çok çelişki çekiyoruz. Ancak o kadar da katı düşünmüyorum tüm terminolojiyi bilip en yaygın kullanımı hangisiyse onu yazmakta sakınca olmadığını ve o konuyu geliştirmiş ulusun dilindeki terimi bizim de kullanmamızda bir sakınca olmadığını da düşünüyorum. Neticede o konuyu önce onlar geliştirmişlerdir ve o ulusun hakettiği bir ödüldür çünkü . Yalnız sanırım esas sorun düşünceleri ifade edememe sorunu. Çünkü Uğur Tanyeli'nin yazılarında tüm terim ve kelimeleri bildiğim halde cümle yapısını kavrayamadım ve ne ifade etmek istediğini anlıyamadım. Kuşkusuz ben bir mimar değilim ve bana belki yabancı geldiğindendir bu kavrayamama, ama buradaki hemen herkes bu bilim konusunda eğitimli hatta yüksek eğitimli olduğu halde onların da anlıyamaması kendimi haklı olduğum düşüncesine kaptırıyor. Ergonomi özellikle eğitim ve düşünce aktarımında gerekli bir olgudur. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Ergonomi dedim çünkü; işlevsellik anlamına geliyor, düşüncelerin konuşma yada yazıyla aktarımında başkaları tarafından algılanaması olarak değerlendirdim. Ancak bu durum için hali hazırda başka bir terim varsa hatamı hoş görün lütfen[Mesaj davinci tarafından 19-05-2001 tarihinde ve saat 02:32 de/da değiştirildi]
Davinci offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2001, 14:41   #27
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 19-05-2001
Mesaj: 4
forumu yeni takip etmeye başlamama rağmen gördüğüm kadarıyla türkçenin terimler üzerindeki yetersizliğine gelen bir konuya geçilmiş fakat ben uğur tanyeli den 2 senedir o veya bu şekilde ders alan biri olarak aslında o kadarda anlaşılmaz olmadığını savunuyorum.
tamam belki her zaman alıştığımız bir türkçe kullanmıyor
ama zaten her zaman duyduğumuz şeyleride söylemiyor. bu kadar geniş bir bilgi haznesi ve yoğunluk içinde anlatım tarzına belki biraz daha dikkat etmeli fakat anlamı genede kavrayabiliyorsunuz.
ilk başlarda zor gelsede veya alışılmamış gelsede zamanla onun üslubu size gayet tanıdık ve yakın geliyor
zira kullandığı kelimeler türk olsun yabancı olsun herzaman doğru anlamında kullanılıyor
hatta yazılaın yanı sıra derslerde bazen daha anlaşılmaz konuşabiliyor fakat ana fikir olarak size anlatmak istediği herşeyi anlatıyor
en azından ben buna önem veriyorum

türkçe terim konusunda ise elbette kulldığımız kelimelerin tamamen türkçe olmasını isterdim fakat yetersiz bir kelime haznemiz var ve bir çok durumdada kullandığımız yabacı kelime türkçe kerşılığından daha anlaşılır oluyor.
fakat bu bir değişim sürecidir yani dil kullanımı konusunda herkesin birden bire doğru kelimeleri kullanmasını beklememek lazım.bunlar zamanla olacak şeylerdir.
flashgordon offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-05-2001, 17:19   #28
Forum Üyesi
 
mona'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
Ben Uğur Tanyeli'nin yazılarını beğeniyorum, ve Uğur Tanyeli'nin Türkçeyi kullanış şekli ile Türkçenin yabancı sözcüklerle bozulmasını paralel tutmak çok da doğru değil kanısındayım. Bizim kültürümüzden gelmeyen evrensel bir konuda ya da yeni bir teknolojide herşeye Türkçe karşılık aramak, Türkçeyi bozulmaktan korumaz.
Kendimden bir örnek vermek istiyorum, yükseklisans tezimi hazırlarken Türkçe kullanımı konusunda çok titiz davranan danışmanım, micro chip yerine mikro yonga kelimesini kullanmam konusunda ısrar etti, okuyan hiç kimse mikro yonganın ne olduğunu anlamadı maalesef
mona offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-05-2001, 16:52   #29
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 15-05-2001
Mesaj: 14
TURKCEYI NEDEN KORUMAK ISTIYORSUNUZ.
devrim offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 29-05-2001, 12:11   #30
yönetici
 
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
Pardon ama anadil denen kavramın gerçek anlamının fakında mısınız?İkinci öğrendiğiniz dil ile o ülkede uzunca bir süre geçirme şansına sahip oldunuz mu? Eğer bunu yaşama şansına erişirseniz ana dilin neden korunması gerektiğini anlarsınız. O yüzden TÜRKÇE KORUNMALI.
doktor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 15:45.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177