![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 | |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Re: Türk Mimari Dili
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 43
|
15 mayıs akşamı saat 22:30 civarı TRT2 de bir program vardı dil konusuyla ilgili. orada söylendiğine göre türkçe sadece yetmişbeşbin civarında kelimeden ibaretmiş!!!
dendi ki, bir dilin gelişmesi için soyut kavramlar gelişmeliymiş, soyut kavramlar felsefeyi geliştirir, felsefe düşünceyi ve düşünceler de yeni kelimeleri üretirmiş. bu tesbit bana, uğur tanyeli'nin dili konusundaki tartışmaların kaynağının kişinin kendisinden değil, felsefe alanındaki gerikalmışlığımızdan kaynaklandığını düşündürdü. dil apayrı bir bilim dalı. adamın niyeti mimarlıkla uğraşmak. elinde yeterince kelime yok diye yazmasın mı ya da yazı yazmak için başka bir alanda yıllar alacak bir uzmanlaşma ve geliştirme çalışmasına girip düşüncesini ifade edebilecek kelimeleri mi bulması gerekir. amaç üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi? |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-05-2001
Mesaj: 2
|
Türkçe'nin korunumu
Bence Türkçe'nin geri kaldığı nokta teknik ve bilimsel dildir. Çünkü her zaman üreten değil tüketen bir karakterdeyiz. Böyle tüketici karakterli bir toplumda yabancı kelimelerin yazı ve konuşma diline girmesini engellemek mümkün değil ama buna rağmen yeterince zengin bir dilimiz olduğuna inanıyorum. Duruluktan kastım da anlatımın sadeliği değil Türkçe kelimelerin özüyle korunmasıyla ilgili. Benim karşı olduğum nokta Türkçe karşılığının var olduğunu bildiğimiz kelimeleri yabancı dillerdeki halleriyle yayınlamak. Türk Dil Kurumu'nun da bu konuda epey mesai harcaması gerektiği de şart tabii ki...
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Cercis'e katılıyorum. Uğur Bey'in görevi değil yeni kelimeler üretmek. Bununla vakit de kaybedemez. Ama şu da var ki anlaşılır olmak da önemli. Sadece mimarlara yönelik yazıyorum diyorsa tamam diyebiliriz belki, ama herkesin anlayabileceğini söyleyemeyiz.
|
|
|
|
|
|
#20 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-02-2001
Mesaj: 29
|
Aslında her uzmanlık alanı kendi dilini yaratır. Hukuk, tıp, felsefe, bürokrasi... Hepsinin kendine özgü bir dili vardır. Kuşkusuz mimarlıgın da hem kendine özgü bir terminolojisi, hem de Türkçeye yerleşmiş -yeterli veya yetersiz- bir dili mevcuttur. Ama mimarlık, mekan yaratma disiplini olma özelliği nedeniyle, yukarıdaki alanlardan farklı olarak, sadece uzmanlara degil, toplumun bütününe seslenir... Daha dogrusu, öyle olmalıdır. Oysa Italyan veya genelde Avrupa mimarlık eleştirisinden esinlenen bizim eleştirmenler, onların edebiyat veya Lacan-vari psikolojik çözümlemelerinden etkilenerek bir benzerini Türkçede de oluşturmaya çalışıyorlar. Özü itibariyle Avrupalı olan bu yaklaşım da zaten post-modernist dil oluşturma çabalarının mimariye armağanlarından biri.
Mesele de zaten büyük ölçüde burada düğümleniyor. Bu tür bir eleştiri metni, maalesef (ayrı bir disiplin olan) eleştiri terminolojisine aşina kısıtlı bir gruba hitap ediyor. Bu noktada şu soruyu sorabiliriz: Mimarlık eleştirisi ille de Avrupa'da kullanıldığı tarzıyla edebiyat, psikoloji vb. eleştiri tarzlarıyla mı yapılmalı? Yoksa ayrı, özgün bir yol mu bulunmalı? Bence ikincisi. Ama bunun için felsefeci ve dilcilerle ortak ve sancılı çalışmalar gerek... |
|
|
|
|
|
#21 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15
|
Alıntı:
Mimarlık tek başına bir disiplin değil, sizin de saydığınız gibi; felsefe,sosyoloji,edebiyat ve fen bilimlerini de kapsayan geniş bir alanı kullanır. Bu nedenle de tabiki bu alanlardan hem terminoloji hemde teknik olarak yararlanır.Tasarımı felsefe ve sosyoloji den ayıramayız.Tüm manifestoların oluşması toplumun yapısına paralel gelişip değişmemiş midir? Yerel ve evrenselin ne olduğunun tartışıldığı XXI.yüzyılda hala daha keskin sınırların çizilmeye çalışılması, arasındaki diyalektiğin çözümlenmemesi, bizi sadece geçmişi taklide çalışan bir mimarlığa götürmez mi? Bu arada dildeki türkçeleşme çabası içinde üretilen birçok yeni kelimeyi hangimiz kullanıyor acaba? Bisiklete türk dil kurumunun karşılığı olarak türkçeleşmiş haliyle hangimiz "iki ayaklı ittirgeç" diyoruz? |
|
|
|
|
|
|
#22 | |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#23 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15
|
KONUYU LÜTFEN BU TİP UÇ ÖRNEKLERLE ÇARPITMAYALIM. AYRICA BU TİP KAVRAMLARIN GAZETELERDE YER ALMIŞ ÖRNEKLERİNİ DOĞRULUĞUNU KANITLAMADAN KULLANMAYALIM. BENCE OLUMLU ÖRNEKLER DE BULUNABİLİR.SİZCE EMAIL İÇİN ÖNERİLEN ELEKTRONİK POSTA DENMESİ TUHAF MI? TEK TEK ÖRNEKLERE GİTMEYE GEREK YOK. AMAÇ YAPICI OLAMAK. [/b][/quote] Sanırım yazımın sadece bir kısmı dikkatinizi çekti.Ama anlatmak istediğim konuyu(mimarlığın diğer disiplinlerle ilişkisi ve terminolojinin ortak kullanabilirliği) bir bütün içinde inceleseniz daha doğru yorumlayabilirdiniz. Amacım Türk dil kurumunun çalışmalarını yargılamak yada baltalamak değil sadece halk diline yerleşmiş kelimelerin "Toplumsal Hafızadan" kolay silinemiyeceğini belirtmekti.Fikirlere karşı olabilirsiniz ama bunu belli bir uslupla yapmanızı öneririm. Sizin verdiğiniz örnek de çok yeni bir kelime olmasıyla beraber,hala daha konuşma dilinde mail adresi olarak kullanılmakta,elektronik posta adresi ise resmi yazışmalarda karşımıza çıkmaktadır. Sonuçta belirtmek istediğim "mimarlığın kuramsal ve kavramsal makalelerinde ve çevirilerinde evrensel olarak kullanılan terimlerin yerelleşmesinin güç olduğu" dur. Uğur Tanyeli'de yazılarında, "Popüler Kültürü" değil bu konularda içeriği olan bir kesimi hedef almaktadır. |
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-02-2001
Mesaj: 29
|
Alıntı:
Yerel dillerin ön plana çıkışına kadar (15. yy.), hatta daha sonrasında batılı kuram Latince olarak (veya Grekçe, ender olarak İbranice) kaleme alınırdı. Doğuda da, tabii, Arapça. Entellektüel kişi yerel dile (İtalyanca: volgar) tenezzül etmezdi. Ama o zamanlar kitlesel iletişim diye bir şey yoktu ve kağıdın kullanımı sınırlıydı. Toplum feodal değerlere göre düzenlenmişti. Ekonomik alan sınırlıydı. Okuma yazma oranı son derece düşüktü. Ama kitle araçları bu durumu tersine çevirdi. Her neyse, uzun bir konu.. 'Kültür dilinin' diğer kültürler üzerindeki etkisi bir yana, ortaçağ ile benzer gözlükle bakmak ne derece sağlıklı olur? |
|
|
|
|
|
|
#25 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-05-2001
Mesaj: 15
|
Alıntı:
Türkçe de kuram geliştirilemez diye bir yargım yok, ama kuram geliştirmek için de tüm kuramları bilip,neden ve sonuçlarını irdeleyip, eskisinin üzerine yeni birşeyler koymak durumundayız. Birşeyler söyleyebilmek için bilimsel olarak; Marx'ı,teknoloji söylemleri ile Heiddeger'i,W.Benjamin'i,K.Robins'i, Fromton 'u,Baudrillard'ı ve daha birçok kişinin söylemleri üzerinden yola çıkıyoruz. Bu konudaki tartışmaların bir boyutuda 25-26 Mayıs'ta Bursa Yapı Yaşam kongresinde yapılacak,Kültürel Miras(!!!) ve Yer-el ile Evrensel konuları irdelenecek.Takip etmeniz ümidiyle... ![]() İyi çalışmalar dilerim... |
|
|
|
|
|
|
#26 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-05-2001
Mesaj: 1
|
ergonomi
Ben malzeme mühendisiyim ancak mimari ve özelliklede mimarinin alt ana bilim dalı olan malzeme bilimi konusunda yakın deneyimlerim oldu. Konu mimari bir yaklaşımın eleştrisi olmadığı için bu foruma katılma cesareti buldum. Terminoloji konusunda biz de çok çelişki çekiyoruz. Ancak o kadar da katı düşünmüyorum tüm terminolojiyi bilip en yaygın kullanımı hangisiyse onu yazmakta sakınca olmadığını ve o konuyu geliştirmiş ulusun dilindeki terimi bizim de kullanmamızda bir sakınca olmadığını da düşünüyorum. Neticede o konuyu önce onlar geliştirmişlerdir ve o ulusun hakettiği bir ödüldür çünkü . Yalnız sanırım esas sorun düşünceleri ifade edememe sorunu. Çünkü Uğur Tanyeli'nin yazılarında tüm terim ve kelimeleri bildiğim halde cümle yapısını kavrayamadım ve ne ifade etmek istediğini anlıyamadım. Kuşkusuz ben bir mimar değilim ve bana belki yabancı geldiğindendir bu kavrayamama, ama buradaki hemen herkes bu bilim konusunda eğitimli hatta yüksek eğitimli olduğu halde onların da anlıyamaması kendimi haklı olduğum düşüncesine kaptırıyor.
Ergonomi özellikle eğitim ve düşünce aktarımında gerekli bir olgudur. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ergonomi dedim çünkü; işlevsellik anlamına geliyor, düşüncelerin konuşma yada yazıyla aktarımında başkaları tarafından algılanaması olarak değerlendirdim. Ancak bu durum için hali hazırda başka bir terim varsa hatamı hoş görün lütfen [Mesaj davinci tarafından 19-05-2001 tarihinde ve saat 02:32 de/da değiştirildi] |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-05-2001
Mesaj: 4
|
forumu yeni takip etmeye başlamama rağmen gördüğüm kadarıyla türkçenin terimler üzerindeki yetersizliğine gelen bir konuya geçilmiş fakat ben uğur tanyeli den 2 senedir o veya bu şekilde ders alan biri olarak aslında o kadarda anlaşılmaz olmadığını savunuyorum.
tamam belki her zaman alıştığımız bir türkçe kullanmıyor ama zaten her zaman duyduğumuz şeyleride söylemiyor. bu kadar geniş bir bilgi haznesi ve yoğunluk içinde anlatım tarzına belki biraz daha dikkat etmeli fakat anlamı genede kavrayabiliyorsunuz. ilk başlarda zor gelsede veya alışılmamış gelsede zamanla onun üslubu size gayet tanıdık ve yakın geliyor zira kullandığı kelimeler türk olsun yabancı olsun herzaman doğru anlamında kullanılıyor hatta yazılaın yanı sıra derslerde bazen daha anlaşılmaz konuşabiliyor fakat ana fikir olarak size anlatmak istediği herşeyi anlatıyor en azından ben buna önem veriyorum türkçe terim konusunda ise elbette kulldığımız kelimelerin tamamen türkçe olmasını isterdim fakat yetersiz bir kelime haznemiz var ve bir çok durumdada kullandığımız yabacı kelime türkçe kerşılığından daha anlaşılır oluyor. fakat bu bir değişim sürecidir yani dil kullanımı konusunda herkesin birden bire doğru kelimeleri kullanmasını beklememek lazım.bunlar zamanla olacak şeylerdir. |
|
|
|
|
|
#28 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
|
Ben Uğur Tanyeli'nin yazılarını beğeniyorum, ve Uğur Tanyeli'nin Türkçeyi kullanış şekli ile Türkçenin yabancı sözcüklerle bozulmasını paralel tutmak çok da doğru değil kanısındayım. Bizim kültürümüzden gelmeyen evrensel bir konuda ya da yeni bir teknolojide herşeye Türkçe karşılık aramak, Türkçeyi bozulmaktan korumaz.
Kendimden bir örnek vermek istiyorum, yükseklisans tezimi hazırlarken Türkçe kullanımı konusunda çok titiz davranan danışmanım, micro chip yerine mikro yonga kelimesini kullanmam konusunda ısrar etti, okuyan hiç kimse mikro yonganın ne olduğunu anlamadı maalesef ![]() |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 15-05-2001
Mesaj: 14
|
TURKCEYI NEDEN KORUMAK ISTIYORSUNUZ.
|
|
|
|
|
|
#30 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 26-01-2001
Mesaj: 80
|
Pardon ama anadil denen kavramın gerçek anlamının fakında mısınız?İkinci öğrendiğiniz dil ile o ülkede uzunca bir süre geçirme şansına sahip oldunuz mu? Eğer bunu yaşama şansına erişirseniz ana dilin neden korunması gerektiğini anlarsınız. O yüzden TÜRKÇE KORUNMALI.
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|