Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Mimarlık

Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında.

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 18-10-2007, 20:17   #121
Arkitera Üyesi
 
hasant'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 18-09-2007
Mesaj: 76
PAYLAŞILABİLİR.

Etkilerinin giderek ortadan kalkacağı beklensede,postmodern anlayış farkında olunarak yada olunmayarak yaşamın her alanını derinden sarsmaktadır.Postmodern etik;Evrensel ahlak ilkelerinin geçersizliğini göstererek,genel ahlak ilkelerini göreleleştirir,her şey uyar noktasına varılmıştır.

Bu sarsıntıların toplumu dipten etkileyen yönü ise,bireyin ve giderek kitlelerin ahlak anlayışındaki kaymadır.Bir başka ifadeyle ikili ahlak yapısının topluma egemen hale gelmeye başlamış olmasıdır.Belkide fiziki alanda ( mimarlık ve sanat alanlarında ) bu etkilerin geçiciliği kısa zaman dilimleri içinde ortaya çıksada,sosyal alanda çok uzun sürmesi beklenebilir,beklenmelidir.

Kültürel,siyasal,ekonomik,sosyal olguların ve süreçlerin yaşam çevrelerimizi ( ketlerimizi ) biçimlendirdiği bilindiğine göre,bütün bu olgu ve süreçleri belirleyen toplumsal yapıdaki ahlaki kırılmanın önemi ortaya çıkmaktadır.Dışımızda olup bitenlere,gelip geçicilik olarak bakmak yerine,başka uzamlarıyla nedenlerini sorgulamak kaçınılamaz bir duyarlılıktır.

Kuşkusuz postmoderne yönelik tartışmalar ve araştırmalar yalnızca günümüzün sorunu değildir.Ancak etkileri ve sonuçları daha yoğun olarak yaşanmaktadır günümüze yansıyan uygulamalarda.Kentlerdeki kuralsız değişim ve ortaya çıkan çeşitliliğin,herşey pahasına elde ediliyor olması, tanımlanmaya çalışılan ikili ahlak anlayışların sonucu olarak beliren gelişmelerdir.

Bilginin akışında sınır ve mesafe kavramlarının ortadan kalkmış olması,iletişimin olağanüstü hızla gelişmesi ,küreselleşme ve globalleşme söylemlerine ve bu söylemlere dayanılarak yapılmakta olan garipliklere meşruiyet kazandıramaz.Küresel olanla,yerel olanın çatışması ile ( bu çatışmanın kaçınılamazlığı bir gerçekliktir ) sonuçlarınının kamu yararına dönük geliştirilebilmesi kültürel algılama düzeyimize bağlıdır.

Kent ve mimarlık alanında ise önceki yazılarda ayrıntılı açılımları yapılan modern-postmodern anlayış farklarının sancıları ve yansımalarıdır izlemekte yaşamakta olduklarımız.Bu bağlamda Prof.Kuban'ın anlatılan konferanstaki şunuş metninin,olanaklı ise tam olarakplatformda yeralması,izleme şansı olmayanlara önemli bir kazanım olacaktır.

En son hasant tarafından düzenlendi : 18-10-2007 21:57.
hasant offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-10-2007, 11:54   #122
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Uzuuun uzun...

Sayın Hasan T

Üzerinde uzun uzun konuşabileceğimiz bir değerledirme/derleme yaptığınız için teşekkürler...

Yüz yıl önce bugün ki kadar farklı hastalık bilinmiyordu.

Örneğin kanser ve türevleri verem grubu içinde hatta biraz daha genel olark "ince hastalık" denilip geçiliyordu.

Acaba bu durum, o gün de var olan ama tanımlanamadığı yani isimlendirilmediği için mi, yoksa her açıdan hız kavramının bütün yaşam alanlarını birbirine katıp karıştırıp etkileşime sokarken; farklı ortam/habitat/lardaki insan, bitki/flora ve canlı/faunada bulunan virüs ve bakterilerin birbirlerini azdıran ortamlar yarattıkları için mi, ya da endüstriyel süreçlerin geliştirdiği sentetik hormon denizinin yol açtığı yeni biyolojik çöküntüler nedeniyle mi hastalık sayısı arttı?...

Yanıtı bilmiyorum hepsi de olabilir... Ya da konunun uzmanı biri/leri hastalıklar tarihçesini yazarken tüm bunları sınıflandırarak yazmıştır bir yerlerde...

Bir yerlerde hiç dikkatinizi çekti mi modern-postmodern karşılaştırmasında ilginç bir ters orantı vardır.

Modernite (Durum olarak var olmamış/yaşanmamış olan), Modernizm ("Modernite"nin varlık kazanamaması nedeniyle eksik olarak var olan)

Postmodernite (Var olan, yaşanan/mevcut durum), Postmodernizm (Var olması gerekmediği için var olmayan)

Bu açıdan "Postmodernite"nin hiç bir varlık kaygısı/manifesto/ taşımaksızın öteden beri var olagelen bir durum olarak "okyanus gibi" yaygınlığı ile "Modernizm" manifestosuna uyumlu bir "Modernite"nin ortaya çıkamaması nedeniyle o okyanusun içinde küçük adacıklarda mahsur kalmış hali, çarpıcı bir durum yaratıyor aslında...

Belkide bu nedenle "Modernite"nin varlık kaygısı ile "Postmodernite"nin hiç taşımadığı varlık kaygısı okyanus-adacık ikilemindeki sayısal/nicelik çokluk üzerinden değerlendirilmekte...

Ele almamız gereken bir nokta da bu olmasın?

Bu kışkırtıcı yazınıza bir sonraki yazımda değinmeye çalışacağım

Metin Karadağ

******



Alıntı:
Orijinal metin hasant tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
PAYLAŞILABİLİR.

Etkilerinin giderek ortadan kalkacağı beklensede,postmodern anlayış farkında olunarak yada olunmayarak yaşamın her alanını derinden sarsmaktadır.Postmodern etik;Evrensel ahlak ilkelerinin geçersizliğini göstererek,genel ahlak ilkelerini göreleleştirir,her şey uyar noktasına varılmıştır.

Bu sarsıntıların toplumu dipten etkileyen yönü ise,bireyin ve giderek kitlelerin ahlak anlayışındaki kaymadır.Bir başka ifadeyle ikili ahlak yapısının topluma egemen hale gelmeye başlamış olmasıdır.Belkide fiziki alanda ( mimarlık ve sanat alanlarında ) bu etkilerin geçiciliği kısa zaman dilimleri içinde ortaya çıksada,sosyal alanda çok uzun sürmesi beklenebilir,beklenmelidir.

Kültürel,siyasal,ekonomik,sosyal olguların ve süreçlerin yaşam çevrelerimizi ( ketlerimizi ) biçimlendirdiği bilindiğine göre,bütün bu olgu ve süreçleri belirleyen toplumsal yapıdaki ahlaki kırılmanın önemi ortaya çıkmaktadır.Dışımızda olup bitenlere,gelip geçicilik olarak bakmak yerine,başka uzamlarıyla nedenlerini sorgulamak kaçınılamaz bir duyarlılıktır.

Kuşkusuz postmoderne yönelik tartışmalar ve araştırmalar yalnızca günümüzün sorunu değildir.Ancak etkileri ve sonuçları daha yoğun olarak yaşanmaktadır günümüze yansıyan uygulamalarda.Kentlerdeki kuralsız değişim ve ortaya çıkan çeşitliliğin,herşey pahasına elde ediliyor olması, tanımlanmaya çalışılan ikili ahlak anlayışların sonucu olarak beliren gelişmelerdir.

Bilginin akışında sınır ve mesafe kavramlarının ortadan kalkmış olması,iletişimin olağanüstü hızla gelişmesi ,küreselleşme ve globalleşme söylemlerine ve bu söylemlere dayanılarak yapılmakta olan garipliklere meşruiyet kazandıramaz.Küresel olanla,yerel olanın çatışması ile ( bu çatışmanın kaçınılamazlığı bir gerçekliktir ) sonuçlarınının kamu yararına dönük geliştirilebilmesi kültürel algılama düzeyimize bağlıdır.

Kent ve mimarlık alanında ise önceki yazılarda ayrıntılı açılımları yapılan modern-postmodern anlayış farklarının sancıları ve yansımalarıdır izlemekte yaşamakta olduklarımız.Bu bağlamda Prof.Kuban'ın anlatılan konferanstaki şunuş metninin,olanaklı ise tam olarakplatformda yeralması,izleme şansı olmayanlara önemli bir kazanım olacaktır.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-10-2007, 15:29   #123
Arkitera Üyesi
 
hasant'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 18-09-2007
Mesaj: 76
Sn.M.Karadağ

Öncelikle paylaşımda amaçlananın ''kışkırtıcılık'' olmadığını belirtmeliyim.Sn.Kuban'ın sunuşunun özetini okudum ve sizin beğeni ile vurgulamış olmanız nedeni ile metnin tamamının paylaşıma sunulmasının izleyememiş olan ve ilgilenecekler için yararlı olacağını düşünmüştüm.

Ancak yukarıdaki kuşkucu yorum ve saptamalarınızı ilgiyle okudum.

Tarihsel perspektiften bakıldığında nedensellik tutumunun yada akılcı sorgulamanın,antik çağdan buyana ve özellikle 17.yy.ikinci yarısından günümüze aydınlanma olgusunun ve sürecinin esasını oluşturduğu bilinmektedir.Modernite felsefesinin ortaya çıkardığı ve kurgulamaya özenilen toplumsal değerler sistemi,özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında uluslararası sermayenin biçimlendirdiği yeni koordinatlarla yıpratılmakta bu gelişme ise bütün dünyayı ve yaşamı derinden sarsmaktadır.

Çok yoğunlaştırılmış bir özetle tanımlandığında ,süreçte aklı,bilimi ve insanı merkeze alarak kamu yararının önde olduğu değerler bütününü belirleyen,bilimsel gelişmenin yaratacağı üretim değerlerinin adil paylaşılacağı bir geleceği tanımlamayı hedefleyen modernite, dışsal etkilerle ciddi anlamda bunalıma sürüklenmektedir uzunca bir süredir..

Son yıllarda birileri (çok önemli kişilerde olabilirler) modernitenin özetlenen temel yaklaşımını,yaygın söylemle ''toplum mühendisliği'' olarak tanımlamakta ve bireysel özgürlükler şemsiyesi altında sürekli ve yaygın olarak saldırılarda bulunmaktadırlar.Hatta bu alan dan yola çıkarak bu toprakların, Anadolu nun modernite projesi olan Cumhuriyete ve kurucu kadrolarına,inanılmaz yorumlarla çok yanlış, haksız değerlendirmelerde bulunulmaktadır.

Aklı ve bilimi esas alarak ,ümmetten toplum,kuldan yurttaş yaratmayı hedefleyen Anadolu modernitesinin bu anlamda çok büyük oranda başarılı olduğu bütün sapmalara rağmen yaşanmak tadır.Bunun için o yılların kent planlama çalışmalarına,sanayileşme politikalarına, kamu yapılarına, mimarlığındaki ciddiyete bir göz atmak yeterlidir.

Kent ve mimarlık alanında daha net izlenebilen bu sapmanın,Postmodern adı altında yaşamın her alanını doğrudan etkisi altına aldığını itiraf etmekten çekinmemek gerekir.Modernitenin ve ilişkili olduğu modernizmin,hedeflediği toplumsal mutluluğun var olup olmadığı çok yönlü bir irdeleme konusu edilebilir.

Özetlenen tespitler kapsamında,Postmodernizm, acaba aslında (bir okyanus olarak) hep varmıydı kuşkunuza katılınamaz.Ancak önceki yazımda vurgulamaya çalıştığım ahlaki kırılma nedeniyle etkilerinin çok uzunca süreceği belirtilebilir.Yinede insanlık,durağan olmayan evrimleşme sürecinde, hep iyi olanı ,adil olanı ,estetik olanı, ortak olanı,daha yaşanabilir olanı sürekli arayacaktır.

İnsan aklı ve toplumsal gelişme bu amaçlardan koparılamaz.Koparıldığı taktirde çağdaş kölelerden oluşan ve sit(e) lerde yaşamını sürdüren,ama o yazınızda değindiğiniz küçük adacıklara bile asla ulaşamayan düzeyde olacaktır.

Konu gerçekten uzun uzun tartışılabilecek boyutlarda , bense şimdilik bu kadarla yetiniyorum.
Sevgilerle

En son hasant tarafından düzenlendi : 22-10-2007 00:25.
hasant offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 21-10-2007, 22:21   #124
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Toplantının bant çözümü...

Toplantının bant çözümünü öyle sanıyorum ki, Küba Dostluk Derneği'nin Oscar Niemeyer yılı nedeniyle bir araya gelen mimar ve mimarlık öğrencilerinden oluşan çalışma grubundakiler buraya aktarabilirler... Çünkü video kayıt almışlardı...

Liberalizm ve Postmodernite birbirinin tenceresi veya birbirinin kapağı sayılabilir.

"İzm" eki, eklendiği kavramın gösterdiği/bulunduğu alandaki iddiası olan düşünce küme/grubuna arma özelliğini katar.

Ancak postmodern için "izm" eki fuzuli bir işlemden ibaret kalır. Çünkü liberalizmin "izm"i yeter de artar bile her ikisine de...

Modernizmin ütopyaya layık olmak için kendine getirdiği rezerv tanımlar ve kritik değerler sonucu ortaya çıkan yüceltme(sublimasyon) ve aşkınlık; üzerinde/içinde bulunduğu zemin ve ortamla olan ilgisiz ilişkinin yol açtığı gerilime, bu gerilimin de reddedilmeye yol açmasıyla "Modernite"nin oluşamamasına yol açar...

Sonuç, yerinde sayma/rölanti/ ve gecikme/rötar/ olur...

En karşıt(mış gibi görünen) söylem bile bazen (Her zaman değil... ) karşıtının izdüşümünü kendi içinde yeniden kurmasıyla karşıtına dönüşür...

Ve o şey kendi içinde ve kendi içine doğru çöker...

"Modernizm" yerine "Bilim" kavramını koyarak yeniden düşünmeye çalışabilirsiniz...

Bilimin bugünkü kaderi ile Modernizmin kaderi tıpatıp aynıdır...

Ancak nedense farklıymış gibi algılanır...

Bilimin olumsuz amaçlar için kullanımı bilimin sorunu değildir...

Ama modernizmin ilkesel bütünlüğü göz ardı edilerek olumsuz biçimde kullanımı modernizme fatura edilir, neden?

Bunun bir "mantığı" olabilir mi?

Yok. Zaten, bunun için postmodernin de mantığı yok... )

"Modernizm, geçmişten gelen birikimlerle 'geleceğe yönelik sürekli şimdi'yi oluşturma kültürel kaygısı..." olarak taşıdığı risk; günümüz koşullarında bedel ödemeden yerine getirilemeyecek diğer bedeller arasından sıyrılabilmesi, okyanus ortasındaki küçük bir nokta kadar adacığın çevresini saran okyanusu yok sayıp kendisini ana kıta olarak tanımlaması kadar büyüktür...

Ütopyaya ait bir dünyayı bugün gerçekleştirmek tabii ki kolay değildir...

Umutsuz değilim...

Hızla umulmadık değişimler fırtınası içinden geçtik.

Daha da fırtına dinmiş değil.

Toplusallık kavramı ile bireyin bağının tanımı artık daha da net...

Toplumsallık ile birey olmak birbirinin karşıtı olarak kurgulanırdı...

Oysaki, özne birey ile nesne birey sürecin esas kırılma noktası...






Alıntı:
Orijinal metin hasant tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
PAYLAŞILABİLİR.

Etkilerinin giderek ortadan kalkacağı beklensede,postmodern anlayış farkında olunarak yada olunmayarak yaşamın her alanını derinden sarsmaktadır.Postmodern etik;Evrensel ahlak ilkelerinin geçersizliğini göstererek,genel ahlak ilkelerini göreleleştirir,her şey uyar noktasına varılmıştır.

Bu sarsıntıların toplumu dipten etkileyen yönü ise,bireyin ve giderek kitlelerin ahlak anlayışındaki kaymadır.Bir başka ifadeyle ikili ahlak yapısının topluma egemen hale gelmeye başlamış olmasıdır.Belkide fiziki alanda ( mimarlık ve sanat alanlarında ) bu etkilerin geçiciliği kısa zaman dilimleri içinde ortaya çıksada,sosyal alanda çok uzun sürmesi beklenebilir,beklenmelidir.

Kültürel,siyasal,ekonomik,sosyal olguların ve süreçlerin yaşam çevrelerimizi ( ketlerimizi ) biçimlendirdiği bilindiğine göre,bütün bu olgu ve süreçleri belirleyen toplumsal yapıdaki ahlaki kırılmanın önemi ortaya çıkmaktadır.Dışımızda olup bitenlere,gelip geçicilik olarak bakmak yerine,başka uzamlarıyla nedenlerini sorgulamak kaçınılamaz bir duyarlılıktır.

Kuşkusuz postmoderne yönelik tartışmalar ve araştırmalar yalnızca günümüzün sorunu değildir.Ancak etkileri ve sonuçları daha yoğun olarak yaşanmaktadır günümüze yansıyan uygulamalarda.Kentlerdeki kuralsız değişim ve ortaya çıkan çeşitliliğin,herşey pahasına elde ediliyor olması, tanımlanmaya çalışılan ikili ahlak anlayışların sonucu olarak beliren gelişmelerdir.

Bilginin akışında sınır ve mesafe kavramlarının ortadan kalkmış olması,iletişimin olağanüstü hızla gelişmesi ,küreselleşme ve globalleşme söylemlerine ve bu söylemlere dayanılarak yapılmakta olan garipliklere meşruiyet kazandıramaz.Küresel olanla,yerel olanın çatışması ile ( bu çatışmanın kaçınılamazlığı bir gerçekliktir ) sonuçlarınının kamu yararına dönük geliştirilebilmesi kültürel algılama düzeyimize bağlıdır.

Kent ve mimarlık alanında ise önceki yazılarda ayrıntılı açılımları yapılan modern-postmodern anlayış farklarının sancıları ve yansımalarıdır izlemekte yaşamakta olduklarımız.Bu bağlamda Prof.Kuban'ın anlatılan konferanstaki şunuş metninin,olanaklı ise tam olarakplatformda yeralması,izleme şansı olmayanlara önemli bir kazanım olacaktır.
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 21-10-2007 22:32.
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 17:45.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177