![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#31 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-10-2002
Mesaj: 82
|
Dubai' de "Modernin İşlevi"
Sayın Metin Bey,
Hazır Dubai'yi örnek vermişken, size BBC Haber Ajansindan okuduğum bir haberi aktarmak istiyorum. Haberin tercümesini aşağıda size özetledim. Başlık: "Dubai'de İki Dünya Çarpıştı" Dünyanın en yüksek binası Burj Dubai Towers inşaatında çalışan 2,500 işçi ücret ve çalışma standartlarını protesto ederken $1 milyonluk hasar olmuş. İşçilerin aldıkları örnek maaşlar şöyleymiş: Usta Marangoz : $7.60 yövmiye ; Amele : $4.00 yövmiye Hükümet ve polis işbaşı yapmayan işçileri ülke dışına atmakla tehdit ediyormuş. Demekki...dünyanın "en" modern ve yüksek binasını inşaa etmek için Dubai işçilerini "en" düşük ücretle köle gibi çalıştırmakta israrcıymış. Dubai de "Modernizmin İşlevi" böyleymiş. İsterseniz "Bizim" için "Modernizmin İşlevi" ni sorgulamaya devam edelimmi?.... Saygılarımla,
__________________
Kaya Arıkoğlu |
|
|
|
|
|
#32 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Çok iyi bir örnek yakalamışsınız...
Sayın Arıkoğlu
Çok iyi bir örnek yakalamışsınız... Çünkü işin içinde bir de hassiyetle ele almamız gereken bir "tutarlılık" konusu var. Ama yine de sorularınızı bana değil de forum ortamına sunduğunuzu belirtmenizde yarar var. Çünkü sorunun muhatabı ben göründüğüm için sırf bu nedenle, yanıt vermek ya da yazıp çizmek isteyip de vazgeçenler olabilir. Evet "tutarlılık" konusu üzerinde epey bir süre durmamız gerekiyor. Bence iyi gidiyorsunuz. ////////////// Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#33 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Tutarlılık.
Sayın Arıkoğlu
Sizin "dışardan bakmayalım" eleştirinize katılmamam münkün değil. İyi bir gözlemde bulunmuşsunuz, kendimizi bulunduğumuz yer, zaman ve koşullardan izole ederek, yani "şimdi"nin sorumluluğundan kaçarak ancak eleştirmekte olduğumuz şeye dönüşebiliriz. Yani iş gelir sonunda "biz adam olmayız"a varır... ![]() Bu da zaman, mekan yer vb. tüm koşlulların birbiriyle bütünsel ilişkisi yani tutarlılığıyla ilgili değil mi?... Zaten, verdiğiniz örnekler de buradaki forumu izleyenlerin de katkısı için iyi bir çağrı değeri taşıyor, öyle değil mi? Ancak öte yandan burada yapmaya çalıştığım, geçmişten gelenlerle birlikte mevcut durumdaki olumlu ve olumsuz örneklerden hareketle aklımın erdiğince ütopya tamirciliği yapmak gibi bir şey. 20.yy boyunca Bilim ve Modernizm'in "paralel olarak yaşadığı kader birliği" derken bu tamircilik işine "Bilim"in bu konudaki katkısına güvendiğim için giriştim. Tutarlılık konusunda en azından kendi kendime verdiğim sözü de tutmak için bu konuda arada sırada yazmama kızmazsınız umarım. Bunun için dışarıdan bakmama zaten gerek yok... Çünkü ben hep buradayım... "Özeleştiri"nin toplumsal yaşamımızda bir kültür birikimi, bir kültür değeri, bir kültür kodu oluşturacak biçimde yer bulmasını, dışarıdaki örneklere gerek duymadan nasıl derleyeceğiz? Bunun envanterini şu an sizin buraya aktararak yaptığınız somut gözlemlerde olduğu gibi (ya da çıkarsa başka örneklerle) yapabileceğiz tabii ki. Bu konuda örnekler aklıma gelirse ilk fırsatta aktaracağım. Tekrar aklınıza elinize sağlık... Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#34 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-10-2002
Mesaj: 82
|
Corb'un Modernliği
"Modernin İşlevi" konusuyla ilgili, ben "Modernizme dışarıdan değil içeriden bakalım" derken "dişariya bakmayalım" demek istememiştim. Tüm dünyadaki diğer düşüncelerin ve örneklerin bilinciyle, kendi bakış açımızı küçümsemeden, kendi modernliğimizi sorgulamalıyız demek istemiştim.
Tabiki, düşüncede "bilim" dışlanamaz ama her ihtiyacın düşüncesi "bilimsel" olarak ifade edilmeyebilir. Örneğin "ben üşüdüm" derken üşümeyi bilimsel olarak izah etmemiz gerekmez. Ama süphesiz üşümemek için çevreyi ısıtmak veya giyecek üretmek için bilim gerekecektir. Biz Modernizmin işlevini kendimiz ve günümüz için tarif edeceksek o zaman daha gerçekci, akılcı ve pratik olabiliriz. Aynı yaklaşımları Le Corbusier'in kitaplarında örneklemelerle sunmuştu. Corb insan yaşamının daha rahat ve estetik kılmak için kitaplarında sayısız öneriler sunmuştu. Bir yandan çağdaş kent yaşamını kendi çizimleriyle ve kelimeriyle tarif ederken diğer yandan mimarisi aynı fikirlerle tutarlıydı. Şimdi onun birçok öneri ve projelerini tekrar sorgulayabiliriz ama onun modernliğini sorgulayamayız. Onun sürekli düşünmesi, sorgulaması ve öneriler üretmesi kendi zamanında ve yerinde modernin işlevini başarmıştı. Günümüzde Batı "Modern" olmaktan vaz geçmiş görünüyor. Batı'nın modernizmi "modernist şiir"deki tanımıyla artık sınırlanmaya başladı. Modern mimarinin sürekli soyut, yeni, ve ilgi çekici olması istenirken akılcı ve pratik olması artık fazla talep görmüyor. Bu durumda modernliğin yeni hamlesi Batı dışında olabilirmi? Biz bu olasılığı var sayıp modernliğin işlevini kendi açımızdan düşünsek modern olmamızın önü daha fazla açılabilir.
__________________
Kaya Arıkoğlu |
|
|
|
|
|
#35 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Modernizm ile modernite arasında
Özetle, "düşünce olarak modernizm" ile "verili durum modernite" arasında süregelen ilişki/sizlik/ arızası, "işlevsiz moderne" yani "premodern" bir duruma denk düşmesi nedeniyle; "Modernin İşlevi" adı altında bu sohbete başladık ve çeşitlenip zenginleşerek devam edecek gibi...
Örnekler üzerinden gitmek iyi de, özellikle mimari örnek bulmak benim için bir hayli sorun. Herhangi bir yerde "şimdi"nin tüm olumlu kaygılarına bağlı olarak üretilip ortaya konulan şey, her ne ise; (içeriden ya da dışarıdan nereden bakarsak bakalım) sonuçta kendinde olan değerden daha fazla bir değer taşıyamaz. O tarih kesitinde neyse odur. Ancak modernizm ütopyası açısından "çağcıl/modern" olmak "kaygısı/sorumluluğu" nerede, ne zaman ve nasıl olmak konusundaki kaygıların ötesinde bir değer bütünlüğü taşır. Nerede, ne zaman nasıl olursa olsun yeyüzünün birbirne zıt iki ucunda ve birbirinden habersiz olarak ancak kendi küllerinden oluşur. Hal böyle olunca Manhattan'ı Mashattan yapmak ya da ... adını değiştirerek öz Anadol arabası yapmak, ya da "son modern" bir uçağı "son modern" bir binaya çarptırmak arasında "zihniyet olarak" bir fark kalmamaktadır. Nerede, ne zaman ve nasıl olursa olsun zihniyet sorununu aşağılık kompleksine kapılmaksızın yenmek için de, yine kendi küllerimizden yaralanmak durumundayız. Devam edeceğim. (Şimdi çıkmak zorundayım.)
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#36 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Tavuk Karası" dönemi...
Konu alanı olarak bataklık bir zeminde ilerlemeye çalıştığımıza göre, en başta bastığımız yerden tutun da bir çok konuya da aynı anda ve ayrı dikkat etmemiz gerekiyor.
Çünkü, henüz "Tavuk Karası" dönemini aşmış değiliz. "Tavuk Karası" dedim de, aklıma geldi moderleşmenin doğrudan "(***)makineleşme, ..." olarak adlandırıldığı yerden de henüz uzakta sayılmayız, üstelik çevreye dikkatle bakarsanız hala içindeyiz de. Ne hazin bir durum aslında. Bu açıdan bakınca, bir düşünsenize tavuklar ne kadar da modern canlılar. Sahici anan seni saaaadece doğursun/yımırtlasın. Makine anan kuluçkasında uygun ısıda ısıtıp dünyaya gözlerini açmana yardım etsin. Tüylerin kuruyup da ayağa kalkar kalkmaz otomatik suluktan suyunu içesin. Boğazın suyla temizlenince "Civ!", "Civ!", "Civ!" seslenmeye başlayasın. Sana "Civciv" diyeler. Otomatik yemlikten sana bir gagacık mesafene kadar suni yemler gele. Büyüyesin, büyüyesin. Fazla hereket etmeyesin ki, çabuk şişip kilo alasın. "Prodüktif" açıdan, kesilmene en uygun zamanda el değmeden kesilesin. Ayıklanıp, mayıklanıp paketlenesin. Derin dondurucularda yerde ve gökte hızlı seyahat edesin (V.İ.P. and Boss Class Fly). Gigamegavegaga süpsüper marketlerde istiflenesin. Sonra "kaderi sana paralel olanlar" gelip seni ve arkadaşlarını alsın pişirip yisin... Yaşamın ne de modernmiş senin bak seeen. Yanlış mı hatırlıyorum. Oysaki bu tavukları yüzyılın başlarında Frankfurt Okulu adı altında bir araya gelen ve Eleştirel Kuram üzerinde kafa patlatanlar (Tabii "Tavuk Karasına" dikkat demeyerek) uyarmamışlar mıydı?... Yaşamın makineleşmesi doğrudan modernin işlevine dair bir şey olamaz. Modernizm, makineleşmenin değil, insanlar arasındaki insani, doğal ve açık olan her türlü ilişkinin kaynağı olan bir hukuka, küllerinde bulunan töz'e dayanır. İnsanlar arasındaki "insani ilişkilerin," yerine "üretim ilişkileri" esaslı prodüktivist bir zihniyeti getirirseniz. Aynaya baktığınızda kendi kendinize rahatça ve doya doya:"Seni gidi seni modern tavuuuk..." diyebilirsiniz. Dikkat ettiniz mi bu sıralarda gazete ilanlarında tam sayfa mortgage manifestolarıyla; "Tavuklar içtimaya çağrılıyor..." İkinci Dünya Savaşı'nda nazizimin insanlara reva gördüğü toplama/temerküz kamplarındaki insanların varoluşlarını korumak uğruna yarattıkları sosyal iletişim ve dayanışmayı bile yaratmaktan aciz tavuk çiflikleri. Bu bölümü bir film önerisiyle bitireyim: "Tavuklar Firarda!" Tavuk Karası: Akşam üstü alaca karanlıkla birlikte tavukların görme yetenekleri azalır. Hemen kümeslerindeki "tar"larına çıkar tüner uyurlar. Artık, bizde çıkalım kerevetine... ...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 30-03-2006 12:25. Nedeni: Ek |
|
|
|
|
|
#37 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Kendi sorduğun sorunun yanıtını zaten vermişsin
Dikkatimden kaçmış: kendi sorduğun sorunun yanıtını zaten vermişsin ama kendinde bu yanıtı kaçırmış olmalısın ki birinin bir şey söylemesini bekliyorsun.
özetle: Eğer sen "kendine ve herkese hesap soracak kadar cesaretle hesap vermeye de her zaman böyle açıksan..." Bana da rahat rahat "yoluna aynen devam et" deme ukalalığı düşer... ))Ayrıca da hem öğrenciyim diyorsun ve hem de böyle yanıtlar verecek kadar işe kollarını sıvamışsın. Bak, kıskanırım ama. ![]() NOT: Bu yazdıklarım da biraz "Güzin Apla" ya da "Kung-Fu"daki "Bak Çekirge..." yanıtı gibi bilmiş bilmiş bir yanıt oldu ama, hadi neyse... ![]() Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 30-03-2006 18:10. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
|
#38 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"... Kader Birliği" konusu...
Daha önce burada Bilim ile Modernizm arasında bir "kader birliği"nden söz etmiştim.
Tekrar değinmeye fırsat bulamadım. Şimdi de zaten uzun uzadıya yazabilecek(gündüzleri) vaktim yok ancak bu "değinmemişlilk" durumuna son vermek için bir iki satırla anmak istiyorum. Abartısız kısacık bir tanımla Bilim: İnsanların, bilinenlerden hareketle, bilinmeyen(ler)e yönelik olarak, on(ları)u bilinir kılma çabası içine giren, ölçülebilir düşünce ve davranışlar kültürünün bütünü... İçinde süreç var;... Yani enterpolasyondan ekstrapolasyona doğru bir dinamizm. Süreç varsa geçmiş ve gelecek arası şimdilik kaygısı da var... Bilimin diğer bir çok özelliklerini detaylı sıraladığımızda bana göre modernizmin de içsel dinamiklerinden söz ettiğimizi görebiliriz... Geçmişte filozoflarla sofistler arasında yaşanan uzlaşmazlık nedenleri ile birebir aynı olmamakla birlikte ama ona benzer ikilemlerin Bilim ile Teknoloji arasında 19.yy sonu ve 20.yy başından itibaren yaşandığından sözediliyor. Yine bilimsel devrimlerin donarak/durduğu(1920-30), buna karşın "Teknoloji Devrimi"nin çağa damgasını vuracak kadar ivme kazandığı bir 20 yy yaşadığımızdan; üstelik Fransız matematikçi Rene Thom'un son bilimsel devrimin "antibiyotiklerin bulunuşu" (1946) olduğunu söylediği bir süreçten; Thomas Khun "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" adlı kitabında söz ediyor. "Filozoflar" - "Sofistler" "Bilim" - "Teknoloji" çiftlerinin ardından;... üçüncü çift "Modernizm" - "Modernite" Benzer bir kaderi göz göre göre yaşadılar. (Sonra devam ederim.)
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#39 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Madem bu kadar battık...
"Filozoflar" - "Sofistler"
"Bilim" - "Teknoloji" çiftlerinin ardından;... üçüncü çift "Modernizm" - "Modernite" Madem bu kadar battık bari bir kaç çift daha ekleyelim de tam batalım... ![]() "Ekstrapolasyon" - "Enterpolasyon" "Düşünce" - "İnanç" ************* Enterpolasyon: mevcut bilgi sınırları içinde kalan; örneğin matematikteki random sayılar/ sınırlı grubunun kombinasyonu ile ilgili vb. anlatır. Sınırlı sayı türevleri... Örneğin bilimsel bilginin türevleri ile teknolojik harikalar yaratmak türetmek tekno-bilim ürünlere yansıtmak vs... Ekstrapolasyon: mevcut bilgi dışındaki alana açılarak oralarda keşifler yaratmak. Bilimsel Devrim! Örneğin J. Klerk Maxwell'in elektromanyetizma ve alan değer/kavramını bilime/insanlığa kazandırarak olmayan bir alanı kavratmış ve bir bilimsel devrime imza atmıştır. Bilimsel bir devrimle açılan bu alanın sağladığı olanaklar(ekstrapolasyon) sayesinde örneğin Bill Gates bir teknolojik devrime (enterpolasyon) imza atabilmiştir. Filozoflar ve Sofistler çifti de benzer ikilem sürmüştür. Birincisi bilgi dahil herşeyi sorgulayabilen ve yeni kavram alanları (extrapolasyon)açarken, ikincisi yani sofistler mevcut bilginin aktarılması(enterpolasyon)nın düzeni ile sınırlıdırlar. "Düşünce" - "İnanç" Devam ederim... ))
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 05-04-2006 19:08. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
#40 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-10-2002
Mesaj: 82
|
Modern Olmaktan Vazgeçmek
Modernin İşlevi konusu çok derinlere inerken ben biraz yüzeyden bakmak istedim.
Güncel olarak diğer Forum'da tarışılan " 6 Star mimarın İstanbul için sunumları" örneğine dönmek istiyorum. Daha önce "Modern" olabilmek için Modernizme içeriden bakmamız gerektiğini vurgulamıştım. Yani içinde bulunduğun çağın, toplumun, ve coğrafyanın etkisiyle şahsımıza özgün bir sentez yapmanın öneminden bahsediyorum. "Benim" kendi bulunduğum noktadan "Bizler" (çevremde ki insanlar) için daha rahat, çağdaş, kaliteli bir yaşam tarzını hayal edip tarif ederek ancak Modernin işlevinin yerine gelebileceğine inanıyorum. Dolayısiyle, "6 star mimarın İstanbul için sunum yapması"nın neden "Modern işlevi"ni yerine getirmediğine cevap vermek isterim. Getirmiyor çünkü: 1. "Biz" kendimize içeriden bakmayı reddetiyoruz. Moderni, kendimiz için, tarif etmekten vazgeçince, Modernin kendimize özgün olmasını (yaratmayı) reddetmiş oluyoruz. 2. "Biz" kendimize dışarıdan bakmayı reddetiyoruz. Moderni, onlar gibi, tarif etmekten vaz geçince, Modernin tercümesini yapmayı (kopyalamasını) bile reddetişmiş oluyoruz. 3. (Bu son durak) "Biz" kendimize bakmayı tamamiyle reddetiyoruz. Moderni düşünmekten bile vazgeçince, Modern olmayı "Onlara" başkalarına ihale etmiş oluyoruz. Biz "Modern" olmaktan bile vazgeçtikten sonra "işlevini" kılinik olarak analiz etmek sadece bilimsel bir idman olur diye düşünüyorum. Saygılarımla,
__________________
Kaya Arıkoğlu En son Kaya Arikoglu tarafından düzenlendi : 06-04-2006 12:53. |
|
|
|
|
|
#41 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Kendi adıma, henüz
Sayın Arıkoğlu
Kendi adıma, bu alanda henüz tüketmediğim sözlerle yine kendi bildiklerimi /doğru-yanlış/ düşüncelerimi altüst etmeden sizin sözünü ettiğiniz alana maalesef adım atamayacağım. Sözünü ettiğiniz alan, somut; somut olduğu kadar da kıran kırana tartışmaların geçeceği bir ortam yaratacağı için, öncelikle kendimi kendi önyargılarımdan soyutlamalarımla bile olsa arındırmak korumak zorundayım. İlkesel koşulları önceden beyan edip açığa sunmadıkça tartışma ve yorumların lastikleşerek sünmesi sözkonusu. Açıkçası daha tartışma süreci başlamadan kendime olan inancımı yitirmek istemediğim için şimdiden kıyıdan kıyıdan ve soyut soyut yola devam ediyorum. Ama sözünü ettiğiniz alana dair yazacaklarınızı da şimdiye kadar yazdıklarınızda olduğu gibi keyifle izlemeye hazırım. Bir süre daha kendimi aşan derinlere inecek ve soluğum tükenmek üzere iken suyüzüne çıkmaya çalışacağım. Bunu bir arınma/katarsis töreni yerine sayınız lütfen. Yapmam lazım. Boğulur da çıkmazsam, çocuklara "attaya gitti" dersiniz... ![]() Ama lütfen siz konuyu açmaya, açıklamaya gerçekten başlayınız... Çünkü, gelecek çok... Teşekkürler, eleştirileriniz için... Bu arada birde size duvar pası atayım: Bugün çıkan 6 Nisan 2006, Perşembe günlü gazetelerde var. (Örneğin bu sözü Radikal Gazetesi'nin 4. sayfasında okudum. İBB Başkanı Sayın Dr. Kadir Topbaş demişki: "Türkiye'de bu kategoride proje yapacak mimar henüz yok. Gerçek bu" Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#42 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Nereden bakmanın" önemi...
"Modernin İşlevi"ne mevcut olandan yani "modernite" üzerinden bakılırsa ne kadar sağlıklı bir sonuç elde edilebilir?
Hiç!... Üstelik söylemsiz, "izm"siz, yani belkemiksiz "postmodernite"den bakılırsa(bakılamaz da lafın gelişi demiş olalım diye) ne kadar sağlıklı bir sonuç elde edilebilir? Hiç!... İş dönüp dolaşıp modenizm söyleminin, "o yerin gelecekte de geçerli şimdisi için, nesnel olarak üretilerek kaydedilmiş olan evrenselliğe katkısına dayanmıyor mu? Burada adı geçen "içerden" ve "dışardan" vurgularını birbirini tamamlayan "şimdi"ye göre "geçmiş" ve "gelecek" referansı olarak da okuyabiliriz. Parçalanmadan. İstersek... ![]() ![]()
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#43 | |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-10-2002
Mesaj: 82
|
Alıntı:
Yukarıdaki alıntıdan, "geçmişi iyi bilerek, iyimser bir gelecek arzulayarak, şimdiyi düşünmeyi Modern olmak" olarak algıladım. Doğru anladıysam bende aynı fikirdeyim...... Bu anlamda, modern mimarimizin hem Geleneksel hemde Çağdaş olabileceğine inanıyorum. Bu sentezi ancak biz kendimize içeriden bakarak yapabiliriz diye düşünüyorum. Bizans mimarisini iyi bilen Sinan kendi yerinde ve zamanında eşsiz yeni bir Osmanlı sentezini yaratabilmiş. Türk modernizmi Sedad Eldem, Turgut Cansever gibi erken modernistlerin sentezleriyle yeni ipuçları vermeye başlamıştı. Ne yazıkki küreselleşme hevesiyle toplumuzun kendine bakış açısı değişti ve kendimizi ikinci sınıf "Yetersiz Avrupalılar" olarak görmeye başladık. Kendimize bakmaktan utandıkça kendimizi anlamaktan ve Modern olmaktan da vazgeçtik sanırım. Mimarlarımızı rencide eden "6 Star Mimar'ın İstanbul için önerileri" de bu kafa yapısının doğal ürünü gibi geliyor bana. Bizim için "Modernin İşlevi" yerine gelecekse, nelerin bizim için önemli olduğunu tekrar düşünmekte ve netleştirmekte fayda var diye düşünüyorum. Konuyu başka bir yöne çektiysem şimdiden özür dilerim. Saygılarımla,
__________________
Kaya Arıkoğlu |
|
|
|
|
|
|
#44 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Bence devam...
Sayın Arıkoğlu
Bence devam etmelisiniz... ![]() Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#45 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-10-2002
Mesaj: 82
|
Devam Edeyim mi?
Karataş'da İskenderun Körfezine bakan küçük yazlık evimden, bu forumu "monolog" a çevirme kaygısıyla, yazmaya devam edebilirim.
Öncelikle Türkiyenin İstanbulda başlayıp Ankara da bitmediğini tekrar hatırlatmak isterim. Yani Anadolu sadece Avrupanın uzantısı değildir. Böyle düşünüp kültürümüzü sadece Avrupaya endekslememiz çok üzücüdür. Coğrafyamızı sadece Asya/Avrupa arası bir köprü (bir ara kültür) olarak görmek tarihi anlamamaktan gelir. Geçmişin Anadolu'su hep politik ve ekonomik merkez olan kültürleri barındırmıştır. Yani, Anadolu geçmiş tarihte hep kendi kültürel sentezini yapabilmiştir. Daha önce duyduğunuz bu bilgileri milli hislerimizi kabartmak için söylemiyorum. Sadece bulunduğumuz coğrafyanın küresel önemini hatırlatmak istiyorum. Küresellik birçok merkezli olmaya doğru giderken bizde o merkezlerin birinde bulunduğumuzun farkında olmalıyız. Peki bu algılama modernizmin işleviyle nasıl bağlantılı. Bir mimar ister İstanbul'da olsun ister Adana'da her sabah proje başına geçtiğinde yaptığı eylem önemini yitirirse "Modernin İşlevini" düşünme isteği veya yaratma imkanı kalırmı? "Bu ortamda ben ne yapsam birşey yapamam.." veya "Bu iş burda bu kadar olur...burası Türkiye" dediğiniz anda modernlikten ve daha doğrusu düşünmekten vaz geçmiş olursunuz. Bulunduğunuz coğrafyanın dışında başka bir coğrafyada olma hayaliyle mimarlık yapmanın da "modern" olabileceğini sanmıyorum. Örneğin, Adana'da yapıları alucobond la giydirmek böyle bir hayalin ifadesidir. İstanbul hava alanına giden yolunun üstünde ve Maslak'ta tüm yapılar başka bir coğrafyada bulunma arzusuyla yapılmıştır. Bazıları nitelikli mimari sergileseler bile düşünce tarzları kopyalamadır. "Bakın bizde sizin gibi düşünebiliyoruz ve inşa edebiliyoruz çünkü küresel olmamız bunu gerektiriyor" demek aslında küresel olmayı sorgulamadan kabul etmektir. "Küresel olmayı sorgulamadan kopya etmek bize neler kazandırır veya kayıp ettirir?" sorusunu sormak gerekir. Kaybettiklerimizin listesi yaparsak hepimiz şaşırabiliriz. Bu konuya başka bir zaman daha detaylı girebiliriz. Eğer,samimi olarak, "Modernin İşlevi" insanların yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyorsa, o halde modern ve küresel olmayı biz kendimiz için tarif edebiliriz. Bulunduğumuz coğrafya bunu gerektirir. Biz Batının tarif ettiği "Modernin İşlevini" kabul etmekte geç kalmış olabiliriz ama kendi modernliğimizin henüz başındayız. Eğer biz kendimiz için işlevi bize uygun olan moderni tarif edip uygulayabilsek bunu faydası ve etkisi evrensel olabilir. Tüm bu yazdıklarımın "6 Star Mimarın İstanbul Sunumları" ile bağlantısını sizelere bırakıyorum. İlgi görürsem devam edebilirim.......
__________________
Kaya Arıkoğlu En son Kaya Arikoglu tarafından düzenlendi : 09-04-2006 20:34. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|