![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#76 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Cumhuriyet Döneminde Felsefe Eğitimi Üstüne Bazı Düşünceler
Bilim Teknik 03.11.2006
http://arama.yore.com.tr:8081/sayfa..../03/t/b00.html GÖNÜLDEN BİLİME Ahmet İnam Cumhuriyet aydını felsefeyi önemsedi, ona ulaşmak istedi; ama yaşayamadı. Cumhuriyet Döneminde Felsefe Eğitimi Üstüne Bazı Düşünceler Felsefe, Cumhuriyeti kuran aydınların gözünde saygın bir yer taşıyordu. "İlimlerin ilimi"ydi, yüksek bir bilgiydi. Bilimle, "fen"le birlikte idi. Onu öğrenmemiz gerekiyordu. Kaynağı Batı'da idi, ona ulaşmakta zorlanıyorduk. Çünkü kültürümüzdeki kaynaklarını, köklerini bilmiyorduk. Bizde olmadığını, dışarıdan alınması gerektiğini düşünüyorduk. İslam felsefesini unutmuştuk; halkımızın bir "felsefesi" olabileceğini Ziya Gökalp vurguladıysa da (Türkçülüğün Esasları, Varlık Yayınları, 1983, s. 125; ilk basım 1923), felsefeyle olan sorunumuz özellikle bir dil sorunu, "terim" sorunu olarak düşünüldüğü için, felsefe terimlerine karşılıklar bulunmaya çalışıldı. Cumhuriyetin hemen öncesi ve ilk yıllarında, felsefe, bir kimlik arayışı ile birlikte ele alınıyordu. "Biz kimiz" sorusuna, kurulmaya çabalanan felsefi çerçeveler içinde yanıtlar aranıyordu. Bu aşamada, Batı'da ortaya çıkan felsefi düşünmenin kültürel yorumu yapılamadı; felsefe * yaşam bağı yeterince irdelenemedi. Belki, irdelenmesini de beklememiz gerekmiyor: Felsefeyle ilgili bilgi eksikliğinin yarattığı telaş, saygı duyduğumuz, üstün gördüğümüz bir alana acele yaklaşma çabası, felsefenin birlikte var olacağı bilimsel araştırmaların, kültür ve bilim tarihi çalışmalarının olmadığı bir ortamda eksik kalacaktı. Cumhuriyetin bilimden beklentisi çok fazla idi; bilgi hayata uygulanacak, bilimin yardımıyla sorunlar çözülecekti. Cumhuriyetin ilk dönemlerinin aydını, ülkesini "yükseltmeye" çalışan, bunu ahlak sorunu olarak gören bir aydındı. "Vicdan"ı, kendisine bu "ülküsü" doğrultusunda yol gösterecekti. İşte bu atılımında felsefe, ona "hür düşünmeyi" öğretecek, hür düşünceyle genç Cumhuriyet aydını, kendini geleceğe hazırlayacaktı. Felsefe eğitimi, genel çizgileriyle böylesi kaygılar çerçevesinde oluşturulmaya çalışıldı. Üniversite, 1933 sonrası, Batı'dan gelen hocalarla çağdaş felsefeyi anlamaya çabaladı. Batı'nın önemli filozofları öğrenilmeye, anlaşılmaya, yorumlanmaya başlandı. Batı'nın aktarılması hâlâ sürmekte, genç felsefeciler, özellikle Batı'da eğitim görenler, Batı'daki tartışmalara katılmaya, oradaki felsefe topluluklarının etkin üyeleri olmaya çalışıyorlar. Özellikle üniversite dışı alanda, hızlı bir çeviri etkinliği sürüyor, Batı'ya olan merak, Batı'yı yorumlama başarısına henüz erişemedi. Kendini "bu toprakların" Türkçe düşünen insanı olarak göremeyen Batı tutkunu felsefecilere de elbette saygımız var. Felsefenin evrensel olduğuna inanç, bu evrenselliğe kendi kültüründen kalkarak katkıda bulunma arayışlarını engellememeli. Batı'nın gündemine girme gayretlerini desteklemeli, ama genç felsefecilere farklılıkları, bu kültürün insanı oldukları hatırlatılmalı. Batı'nın öğrenilme çabasının yanında, Türkiye'deki felsefe eğitiminin boyutlarını anlamak açısından en azından üç arayışı da kısaca anmak gerekiyor. Bizim geçmişimizde felsefe adına ne var? Bu soru açısından geçmiş kültürümüzü, bu kültürün Batı ve Doğu karşısındaki konumunu, felsefenin kaynaklarından yola çıkarak yorumlayabilen çok az. Kendimizi araştıranlar, İslam felsefesinin yanında, Osmanlı'nın son dönem düşüncelerini, Cumhuriyetin ilk dönemindeki felsefe adına yapılan çalışmaları, düşünce hareketlerini inceliyorlar. Yazık ki, geçmişimizi yorumlamaya çalışan arkadaşların ufukları geniş değil; Batı'yı yeterince incelememişler. Geçmişimize, geleceği kuracak biçimde bakmayı henüz beceremiyoruz. İslam felsefesi üzerine çalışan arkadaşların da gerek tarih anlayışları, gerekse kültür * felsefe ilişkilerini yorumlayışlarına baktığımızda, geçmişimizi kavrayacak özgün bakış açılarının olmadığını görüyoruz. Yapılan bazı titiz çalışmaların felsefi yorumları eksik kalıyor. Cumhuriyet felsefesini oluşturma etkinlikleri içinde en önemlisi, felsefenin, kendisini besleyen kültürle olan ilişkisidir diye düşünüyorum. Cumhuriyet aydını felsefeyi önemsedi, ona ulaşmak istedi; ama onu yaşayamadı. Bir özenti olarak kaldı onda felsefe. Türkiye'de yapılmaya çalışılan bilimle, sanatla, edebiyatla, politikayla, Türk insanının dünyaya bakış tarzlarıyla, yaşama biçimleriyle birleşemedi. Üzerindeki baskıları zaman zaman ağır biçimde duyan aydın, "bizde" felsefe olmayışından yakındı. Felsefenin onu özgürleştireceğini düşündü. Şimdilerde giderek artan bir ilgi içinde felsefe, Anadolu topraklarında yeniden doğacağı günü bekliyor.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#77 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-11-2006
Mesaj: 48
|
Defalarca denememden sonra pes ettim, felsefeyi bi anda çıkarıp atmak mümkün değil, çünkü siz geçerliliğini yitirmiş yazılara bakarken daha, felsefe sizin sorunlarınıza yeni çözümler bulmuş, kitapları basılmış olacak her zaman. Zaten felsefenin de kesin sınırları yok, şu felsefedir bu psikolojidir bu ahlaktır, bu bilimdir diyebileceğimiz sınırlar yok. Örneğin kent mimarisi nasıl olmalırıdır? Şehir planlamacıları bişey diyecektir, psikologlar ise bize üslüplar hakkında bi kaç bilgi verecek, derken bir tarihçi koşup öyle olmaz böyle diyecek? Felsefe hangisi, hiçbirimi? hepsimi?
Aslında felsefe herşey ile ilgilendiği için, biz ne yaparsak yapalım felsefenin belirlediği yollardan gideriz, bilim adamı bilim bilim felsefesinden hareket eder, bundan haberi bile olmaz ama onun çalışma disiplinini felsefe bilgi edinme yolları olarak geniiş geniş irdelemiştir! Kaldı ki bu gün sanat eserleri hakkında bize çok şey kazandıracak kuramları yine felsefe verecektir estetik adı altında.Örneğin Mimarın amacı nedir? Bir bina nasıl olmalıdır? Bir kent nasıl olmalırıdr? Tasarımda hangi malzeme kullanılmalı? Bireyle bina arasında nasıl bir ilişki kurulmalı. Bu açıdan felsefeye bir soru sorma sanatı da denebilir, aklınızın alamayacağı kadar sorular sorar, ve çoğu zaman yanıt bulunamaz, ama eğer bulursa icracıya (bizim için mimara) bi çok yetenek, öngörü ve bütünlülük kazandırır. Yani felsefe bize birşeyler katmıyorsa tasarımda, sanıyorum ki sorun felsefede değil, bizim yanlış soruları sormamızdan yada cevapları yeteri kadar aramamızdandır! http://www.felsefeekibi.com/forum/fo...036&PN=1&TPN=1 bildiğim en köklü felsefe forumunda konu açtım bakalım bize ne diyecekler? En son soyutsimit tarafından düzenlendi : 23-11-2006 20:32. |
|
|
|
|
|
#78 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Adana'nın yolları taştan...
Adana'nın yolları taştan
Felsefe çıkarsın sizi sizi baştan... ![]() ![]() ![]() CUKUROVA'DA DUNYA FELSEFE GUNU ETKINLIKLERI: FELSEFE, SANAT VE BILIM ILISKILERI Felsefe Grubu Egitimi'nin 21. Kurulus Yildonumunde DUNYA FELSEFE GUNU ETKINLIKLERI: FELSEFE, SANAT VE BILIM ILISKILERI Tarih: 30 Kasim Persembe 2006Saat :10:00-12:00 Acilis Konusmalari: Prof. Dr. Alper Akinoglu (C.U. Rektoru) Prof. Dr. A. Necmi Yasar (C.U. Egitim Fakultesi Dekani) Prof. Dr. Adnan Gumus (Felsefe Grubu Egitimi Bolum Baskani) Sair-Yazar Enver Ercan(Turkiye Yazarlar Sendikasi Genel Baskani) I. OTURUM: Oturum Baskani: Adnan Gumus Konusmacilar: Ulug Nutku: Bilim ve Sanat Arasinda Felsefe Ioanna Kucuradi: Sanatin Felsefeye Yarari I. Cetin Derdiyok: Sanati Anlamak Mustafa Gunay: Edebiyatin Icindeki Felsefe Yer: Cukurova Universitesi, Mithat Ozsan Amfisi 12:00-13:30 Ogle Yemegi II. OTURUM: Saat :13:30-15:00 Oturum Baskani: Ulug Nutku Konusmacilar: Cahit Aslan: Felsefenin Sosyolojisi. Celal Gurbuz: Ozgurluk ve Deger Mustafa Okan: Oykulu Resimler Cetin Yigenoglu: Pop Ozne 15:00-15:15 Ara III. OTURUM: Saat :15:15-16:00 "( Belgesel Film ve Tartisma) Oturum Baskani: Ioanna Kucuradi Konusmacilar: Gulsun Dulgeroglu: Felsefe Acisindan Insan Haklari Felsefe Grubu Ogrencileri: Esra Kilic, A. Bilge Ozturk, Aysegul Harputlu, Muhammed Yeni Tarih: 1 Aralik Cuma 2006 IV. OTURUM: Saat :10:00-12:00 Oturum Baskani: Mehmet Karasu Konusmacilar: Ahmet Inam: Felsefe-Edebiyat Iliskileri Adnan Gumus: Spekulatif ve Estetik Dusunce Baglaminda Sosyal Bilimler Enver Ercan: Genc Sairin Var Olma Felsefesi Salih Bolat: Siirde Dusuncenin Yeri 12:00-13:30 Ogle Yemegi V. OTURUM: Saat: 13:30-15:00 Oturum Baskani: Ahmet Inam Konusmacilar: Betul Cotuksoken: Felsefeden Insan Bilimlerine Bakinca Birnur Eraldemir: Sanat ve Egitim: Bir Durum Saptamasi Kazim Artut: Gunumuz Sanat Egitimine Elestirel Bir Bakis 15:00-15:15 Ara Siir Dinletisi (Salih Bolat, Enver Ercan) Saat: 15:15-15:30 Genel Degerlendirme Saat : 15:30-16:30 "Genel Degerlendirme" Oturum Baskani: C. Yigenoglu Konusmacilar: A. Inam, I. Kucuradi, B. Cotuksoken, Ulug Nutku A. Gumus, , S. Bolat, E. Ercan, B. Eraldemir. Duzenleyen Kurumlar: Turkiye Felsefe Kurumu, Turkiye Yazarlar Sendikasi, Cukurova Universitesi Egitim Fakultesi Felsefe Grubu Egitimi Bolumu. ------------ -
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#79 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-11-2006
Mesaj: 48
|
evet aradığımı buldum sanırım
, felsefe tasarıma insan aklını katar, rasyonel yapılar sağlar! felsefeyle tasarıma yaklaşmasak bile, felsefeyele uğraşan insanın yapıları duygularından çok yeteneklerine dayalı olacaktır, çünkü o birey artık insan aklnın iç güdülere ve raslantılara oranla daha güvenilir olduğunu bilecektir. ne dersiniz? |
|
|
|
|
|
#80 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Şiddet bile!... Felsefe ile anılabiliyorsa...
Şiddet bile!... Felsefe ile anılabiliyorsa...
Ş İ D D E T FELSEFECİLER DERNEĞİ SEMPOZYUMU 21 Aralık - 23 Aralık 2006 Petrol İş Sendikası Konferans Salonu Adakale Sokak No:6 Kızılay/ANKARA 21 Aralık, Perşembe Açılış konuşması 10 : 30 – 11 : 00 Kurtuluş DİNÇER I. Oturum 11 : 00 – 12 :30 ŞİDDET NEDİR Feysel TAŞÇIER, Halil TURAN, Aziz YARDIMLI (Yemek Arası 12 : 30 – 13 : 30) II. Oturum 13 : 30 – 15 : 00 ŞİDDETİN ANTROPOLOJİSİ Derya HASTA, Uluğ NUTKU, Metin BAL A r a 15 : 00 – 15 : 15 III. Oturum 15 : 15 – 16 : 45 ŞİDDETİN ÖZNESİ Ertuğrul R. TURAN, Engin DELİCE, Çetin TÜRKYILMAZ 22 Aralık, Cuma I. Oturum 10 : 30 – 12 : 00 KÜRESELEŞMENİN KÜLTÜRÜNDE YA DA KÜLTÜRÜN KÜRESELLEŞMESİNDE ŞİDDET Çiler DURSUN, Metin BECERMEN, Sabri BÜYÜKDÜVENCİ (Yemek Arası 12 : 00 – 13 : 00) II. Oturum 13 : 00 – 14 : 30 SANATTA ŞİDDET Mehmet YILMAZ, Sevgi İYİ, Cebrail ÖTKÜN A r a 14 : 30 – 14 : 45 III. Oturum 14 : 45 – 16: 45 EĞİTİMDE ŞİDDET Kemal İNAL, Kadir ÇÜÇEN, Caner ASNA, Bülent AKDAĞ 23 Aralık, Cumartesi I. Oturum 10 : 30 – 12 : 30 AYRIMCILIK VE ŞİDDET Sinan ÖZBEK, Çetin VEYSAL, Sait ULUÇ, Aysel GÖÇER (Yemek Arası 12 : 30 - 13 : 30) II. Oturum 13 : 30 – 15 : 30 ŞİDDETİN GÜNCELLİĞİ Fikret BAŞKAYA, Yüksel AKKAYA, Aydın ÇUBUKÇU, Coşkun ÜSTERCİ (İHV) A r a 15 : 30 – 15 : 45 III. Oturum 15 : 45 – 17 : 45 POPÜLER KÜLTÜR VE ŞİDDET Cengiz GÜLEÇ, Erol GÖKA, Kenan GÜRSOY, Kadir CANGIZBAY
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#81 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-11-2006
Mesaj: 48
|
ama bizim sorunumuz şu sanırım, sokakta ayyaşların şiddet felsefesiyle ilgilenmesi gerekir mi, tabiki burda şiddet gösteren ayyaşları ele alıyoruz.. felsefe mimarlığı tabiki ele alacak ama mimarlık felsefeyi ele alacak mı, (ne ifade ettim kendimi bee 10pt...)
|
|
|
|
|
|
#82 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
... kendinizi mi?
Neyi ifade etmiş oldunuz?
Sadece kendinizi mi? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#83 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-11-2006
Mesaj: 48
|
bilmem siz kimleri ifade ettiğimi üdşünüyorsunuz?
|
|
|
|
|
|
#84 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Biraz daha açıklama yapar mısınız?
İlginç geldi bu kısa notunuz.
Biraz daha açıklama yapar mısınız? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#85 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-11-2006
Mesaj: 48
|
sizin söylediğinizden bişey anlamayınca bende öyle yazayım dedim, üstüne bide disleksim tutmuş d il ü yer eğiştirmiş.. Neyse uzatmayalım asıl şunu sormuştum, Sokakta insanlara, yada evde eşine şiddet gösteren bi insan(vendetta) şiddet felsefesiyle ilgilenmez, onun için zaten grup vitaminin ismail şarkısı geçerlidir (İsmail bana felsefe yapma.!! Tut ki karnım acıktı kedimi yedim..) Ama felsefe bu adamın gösterdiği şiddetle ilgilenir, Aynı yapı bu tartışmanın konusudurda, filzoflar estik yada başka bi alanda mimarlığı zaten ele alacaklarıdır ama mimarlar felsefeyi -en azından kendini ilgilendiren bi parçısını- ele alacaklar mıdır, yada almalı mıdır?!?
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|