![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
![]() |
Hıncal Uluç, Doğan Hızlan ve Mehmet Barlas Mimarlık Hakkında Yazarsa
Türkiye’de mimarlık mesleğinin kabülü problemli bir konu. Mimarların kendilerini meşrulaştırması dünyanın diğer yerlerinde daha erken tarihlere denk düşerken Türkiye’de ancak felaketler ya da büyük çaplı mimarlık kongreleri sonrasında “mimar” ismi bir parça da olsa telefuz edilir oldu. Ancak “mimarlık” ile “mimarlar” aynı anda meşrulaşmayınca mimarlardan önce mimarlık ve kent adına söz söyleyenler çoğalıyor:
Uluç, Hızlan ve Barlas yazdıklarıyla nelere kadir olabilirler? Hıncal Uluç AKM'nin yıkılmasını ve Doğan Hızlan Fatih Heykeli'ni meşrulaştırır. Mimarlık komik planlama, leş ve dandik kelimeleri ile ifade edilirken mimarlık kültürü çabuk tüketilir bir kültür haline getirilir ve daha henüz oluşurken aynı anda tüketilmesi de böyle sağlanır. Hıncal Uluç, Doğan Hızlan ve Mehmet Barlas Mimarlık Hakkında Yazarsa |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.537
![]() |
Daha sadece birinin adını anmıştık ki...
Daha sadece birinin adını anmıştık ki
![]() ![]() ![]() Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örnekleri... Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 31-01-2005
Mesaj: 145
![]() |
halk (bu tabiri burda mimar olmayanlar için kullanıyorum) mimarlıkla ilgilensin diye uğraşanlara duyrulur
ilgileniyorlar işte...mimarlık yeni yeni konuşulur oldu ülkede, bu daha başlangıç... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-03-2003
Mesaj: 69
![]() |
"Kent ile ilgili projelerde kentlinin rolü ne olmalı?"
Sorusunun cevabı "Gazete yazarları kişisel fikirlerini beyan etmesinler! " mi olmalı?Bu iki başlık çelişiyor gibi geldi bana... Tabii ki kent içerisinde yaşayan herkes fikrini açıkça söyleyecek ki ortak yaşadığımız alanlar doğru planlansın.. Eleştirinin nasıl yapılması, hangi sözlerin kullanılması gerektiğini belirleyemeyiz; öyle olsa yazılan, söylenenler eleştiri olmaz..Gerçi bu sorunun cevabı "Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi Örnekleri" başlığında derinlemesine aranıyor, böyle kesin konuşmadan evvel o konunun neticelenmesini beklemek gerek! En son Gülin Şenol tarafından düzenlendi : 24-08-2005 15:15 |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
![]() |
Sanırım yazı okunmuyor. Okumuş olanlar varsa şöyle bir bölüm olduğunu görürler;
"...Mimarlık hakkında konuşmak için diploma da gerekmez: Diğer alanlarda olduğu gibi kent ve mimarlık üzerine herkes konuşabilir ve fikirini belirtebilir. Sadece uzmanların konu hakkında görüş bildirmesini beklemek, başka kimseye söz hakkı tanımamak faşizan bir tutumdur. Ancak çok okunan yayınların Hıncal Uluç ya da Doğan Hızlan gibi bu çok okunan, en azından “bir göz atılan” yazarları sözlerini eleştirmek üzerinden yaparlarsa uzmanı olmadıkları konularda verdikleri bilgi okuyucu için mutlak, değişmez ve doğru bilgi olarak algılanır." Eğer Uluç, Hızlan veya Barlas mimarlığın kendine sağlam bir yer edindiği, tartışma geleneğinin-alanlarının olduğu ve gerçekten de kentlinin tartışmalara-yönetime demokratik olarak katılımda bulunuduğu bir yerde olsalardı, böyle bir yazı yazmaya veya forumda bunun tartışmasını başlatmaya gerek kalır mıydı? Kişisel bilgi ve fikirler elbette belirtilebilir ama kent ve mimarlık gibi özen gösterilmesi gereken durumlarda sizce köşe yazarının uzun süredir alıştığı "tatillerini, yediklerini ve içtiklerini" anlattıkları çabuk sindirilir yazı yazım tarzıyla belirtilmesi yanlış bir bellek oluşmasına yol açmaz mı? Bilginin hızlı öğütüldüğü bir zamanda yaşıyoruz. Daha gerçekten de yeni yeni oluşmaya başlayan mimarlık ve kent gündemleri okuyucunun zihninde Uluç'un sözleri ile mi oluşsun istiyorsunuz? |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-12-2002
Mesaj: 70
![]() |
Kim ne olursa olsun bir fikir yürütecek ise veya bir yorum yapacaksa veya yazı yazacaksa önce biraz araştırma yapmalı bilgi birikimine sahip olmalıdır. ahkam kesmek büyük iştir. sıfatların arkasına sığınıp tek doğruları söylemek inancında olmak cehalettir. AKM binasını hangar olarak nitelemek ona bakmayı bilmemektir. onun cephesindeki albeni çoğu binada yoktur. o örüntünün güzelliği taksim meydanının aldığı değişik ışıkla daha da derinleşir. bunu görmek için insanın içinde biraz estetik biraz sanat duygusunun olması gereklidir.
bir kadına bakıp güzel diyebiliyorsa, etkileniyorsa güzellik duygusunu başka şeylere kaydırabilir belki hıncal bey. köşe yazıların sevgiden, kalp güzelliğinde vs vs bahsederken bir binaya da bu açıdan bakması gereklidir. oransallık, uyum sadece 90-60-90 da değildir. Lütfen belirli yerlere belirli damgaları vurmuş binalarımıza sahip çıkalım. yıkmak yerine koruyalım. (Avrupa -italya, fransa, ispanya vs. vs. -yapılarını aman eski bunlar yıkalım bunları yenilerini mi yapalım diyorlar, koruyorlar öyle bir koruyorlar ki biz de taa buradan kalkıp görmeye gidiyoruz, onlardan bin kat tarihsel yapımız burnumuzun dibinde dururken) Lütfen belirli mevkilere gelmiş kişilerde uzmanlara danışarak kararlarını versinler |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-03-2003
Mesaj: 69
![]() |
".....uzmanı olmadıkları konularda verdikleri bilgi okuyucu için mutlak, değişmez ve doğru bilgi olarak algılanır."
Gazete okuyan sınırlı sayıdaki okuyucunun yazılanları bu şekilde algıladığını düşünmüyorum.Yazarın düşüncesini kendi üslubuyla anlatması kaçınılmaz; ama mimarlık gündeminin yazarların sözleri ile oluşup, hafızalara yerleşeceği endişesi abartılı geliyor bana; zira mimarlığın "yeni gündem" oluşturacak kadar hayatın dışında bir kavram olmadığı kanısındayım.Yaşadığı oda, oturduğu ev, bulunduğu kent hakkında fikir beyan etmeyen kimseye rastlamak pek mümkün değildir; o halde mimarlık hep gündemimizde! Köşe yazarlarının binalar, kentler konusunda yazılar yazması "kent ve mimarlık gibi özen gösterilmesi" gereken konularda okuyucunun neyi, niye isteyeceğini düşündürmesi açısından faydalı olabilir.Hepimizin arzusu iyi mimarlık isteyen bir toplum değil mi? |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 31-01-2005
Mesaj: 145
![]() |
bence gülin şenol'un yazısı bir uslüp eleştirisi olduğu için başarılı, keyifle okumuştum.
ama insanlar konuşacak, konuşmalı da, çünkü onların yaşadığı yerle ilgili meseleler bunlar. bana normal geliyor bu. görüş farklılıkları iki mimar arasında bile oluyor (mimarlık bilgisine sahip olduğunu varsaydığımız kişiler), mimar olan ve mimar olmayanlar arasında olması gayet normal. herkesin mimarlık bilgisine sahip olup konuşmasına imkan yok. kimin ne söylediğine kimin ne kadar değer vereceği önemli. |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
![]() |
Uğur Tanyeli'den:
"Her alanda engin bir bilgiyle mücehhez olan Hıncal Uluç adlı futbol bilgesi de bir makale yazarak, bu “çirkin” binanın yıkılıp yerine şöyle güzel bir yapı yapılmasını beklediğini belirtmiş bulunuyor. Üstelik, kendileri Bilbao’daki Guggenheim Müzesi gibi çekici bir yapı talep ediyorlar. Birkaç yıl önce aynı yazarın o Guggenheim’ı da “çok çirkin bir yapı” diye niteleyen bir yazı kaleme aldığını bildiğim için, sonradan fikir değiştirdiğini düşünüp bu önemsiz ayrıntının üzerinde durmuyorum. Tabii ki, herkesin fikir değiştirme, istediği yapıyı çirkin bulma ve bildiği bilmediği her konuda yazı yazma özgürlüğü vardır. Sorun bu özgürlüğün kullanılmasından kaynaklanmıyor. Sayın bakan da, Hıncal Uluç da bir yapıyı beğenmeyebilirler; ancak, onların kişisel beğenileri AKM gibi bir yapının yıkılıp yerine yeni bir yapı yapılmasını sağlamaya yeter mi? Soru bu. Daha da önemlisi, herhangi birilerinin, bunlar geniş bir grup oluştursalar da, önemli bir kamu yapısının ortadan kaldırılmasını talep etmeleri, yıkım ve yeniden yapıma girişmek için yeterli midir?" Ekonomi ve Kültür Üzerine Bir Yazı |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|