Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Mimarlık

Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında.

Kapalı Konu
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 08-09-2005, 12:31   #76
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Sabır...

Sapır sapır dökülen bir sabır örneği...

Mimarlık etiği diye birşey var mı?
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 08-09-2005, 17:19   #77
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
okudum

Metin Bey okudum ama sohbete katılmadım. Eylül aylarında ben hep yeni işlere koyulurum. Bir kaç dalda sohbete vaktim olamayacak. Sizinle başladığım sohbetle yetinmek istiyorum. Çünkü bu konu beni gerçekten ilgilendiriyor. Benim eleştiri tarzım biraz kendinden menkul (kaç yaşındasınız acaba, benim tevellüt bayağı eski de...) Örneğin, yakında YAPI dergisinde "Saydamlık" diye Vinoly'yi aktardığım bir yazım çıkacak. Ben içimden geldiği gibi ve geldiği sırayla yazarım. Saydamlık nedir, nerede ne zaman işlevseldir gibi imalar barındıran bir yazı...Eleştiriyi akademik anlamda tek yapıya yönelik olarak ve kapsamlı bir biçimde yapacak olursak doktora tezi olur. Bu yüzden ben ve Sorkin "belli yapıda" "belli kavramsal veya algısal özellik" işaret etmek üzere hem kavramı, hem binayı hem de mimarını aynı anda eleştirmeyi tercih ediyoruz. Dolayısısyla ükede eleştiri yok dememeli kimse. Bir mimari kavramı mercek altına almak bile bir eleştiridir. Mimari eleştirilerin her zaman sosyal, siyasi ve ekonomik içerikli olmasını da beklemek mimarlığın bir biçim sanatı ve bir estetik alan olduğunu ve bu konularda göreceli bir otonomiye sahip olduğunu inkar etmek olur. Kaldı ki benim tezim toplumsal bilimler ve mimarlık arakesitindedir. Yani bu derinliği bilmeyen bir kişi de değilim ama canı isteyenin mimariyi bir Gestalt obje olarak görüp eleştirmesine de hiç karşı değilim. Hiç değilim. Bence yaşlı, genç, çöpçü, siyasetçi, gazete kulübesi, kamu tuvalaetleri, koltuk, lamba, su vanası...hepsi estetik görsel alan objesidir ve temel işlevi estetik olmaktır.
şengül öymen gür offline  
Eski 08-09-2005, 17:36   #78
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Michael Sorkin'le yapılmış bir söyleşiyi çalıp

Sayın GÜR

Siz bu yazınızı yazarken bende Michael Sorkin'le yapılmış bir söyleşiyi çalıp buraya taşımakla meşguldüm :...

(gözden kaçırmış tüm arkadaşlarla birkez daha paylaşmak için)

Notunuzda dile getirdiklerinize zaten esastan katıldığımı ayrıca vurgulamak istiyorum.




---------------------

Alıntı:
Orijinal metin Şevin Yıldız tarafından gönderilmiş
Mimarlık mesleğinin giderek sosyal sorunlardan kopuk bir meslek olarak görülmesinde hiç şüphesiz ki mimarların ve mimarlık okullarının da payı büyük. Michael Sorkin ile yaptığımız söyleşide bunun gündeme gelmesi ve bütün dünyada durumun böyle olması eğitimde ve temelde birşeylerin eksik olduğuna işaret ediyor.

"Son olarak da şunu söylemek istiyorum, ben 1960’larda mimarlık okulundayken, mimarlığın topluma hizmet etmesi çok önemli bir kriterdi. Bu nedenle mimarlık formasyonun bir parçası olarak kamusal gelişimi desteklemek gerekir." Michael Sorkin

Mimarlık ve Sosyal Meseleler

Bence çok doğru bir tespit..
Michael Sorkin söyleşisi:

http://www.arkitera.com/interview.ph...nterview&ID=17






Alıntı:
Orijinal metin şengül öymen gür tarafından gönderilmiş
Metin Bey okudum ama sohbete katılmadım. Eylül aylarında ben hep yeni işlere koyulurum. Bir kaç dalda sohbete vaktim olamayacak. Sizinle başladığım sohbetle yetinmek istiyorum. Çünkü bu konu beni gerçekten ilgilendiriyor. Benim eleştiri tarzım biraz kendinden menkul (kaç yaşındasınız acaba, benim tevellüt bayağı eski de...) Örneğin, yakında YAPI dergisinde "Saydamlık" diye Vinoly'yi aktardığım bir yazım çıkacak. Ben içimden geldiği gibi ve geldiği sırayla yazarım. Saydamlık nedir, nerede ne zaman işlevseldir gibi imalar barındıran bir yazı...Eleştiriyi akademik anlamda tek yapıya yönelik olarak ve kapsamlı bir biçimde yapacak olursak doktora tezi olur. Bu yüzden ben ve Sorkin "belli yapıda" "belli kavramsal veya algısal özellik" işaret etmek üzere hem kavramı, hem binayı hem de mimarını aynı anda eleştirmeyi tercih ediyoruz. Dolayısısyla ükede eleştiri yok dememeli kimse. Bir mimari kavramı mercek altına almak bile bir eleştiridir. Mimari eleştirilerin her zaman sosyal, siyasi ve ekonomik içerikli olmasını da beklemek mimarlığın bir biçim sanatı ve bir estetik alan olduğunu ve bu konularda göreceli bir otonomiye sahip olduğunu inkar etmek olur. Kaldı ki benim tezim toplumsal bilimler ve mimarlık arakesitindedir. Yani bu derinliği bilmeyen bir kişi de değilim ama canı isteyenin mimariyi bir Gestalt obje olarak görüp eleştirmesine de hiç karşı değilim. Hiç değilim. Bence yaşlı, genç, çöpçü, siyasetçi, gazete kulübesi, kamu tuvalaetleri, koltuk, lamba, su vanası...hepsi estetik görsel alan objesidir ve temel işlevi estetik olmaktır.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 08-09-2005, 23:17   #79
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
Teşekkürler

Geçtiğimiz Ocak ayında Sorkin ile ben de uzun bir söyleşi de bulundum new York'ta. Yayına dönüştürmeyi düşündüm ama bir türlü zaman bulamadım. Söyledikleri bana hep çok akıllıca geliyor ve çok anlaşılır, çok okunaklı örnekler seçen bir adam. Ama o da Frampton gibi "toplumsal"ı çok vurgular. Colquhoun mimarinin bir biçime (sonuçta!) indirgendiğini hiç göz ardı etmez. Twin Towers için (yani Ground Zero demek istedim, öyle anılıyor artık) önerisinde mekan-halk ilişkisi çok güzel kuruluyordu ama ne yazık ki orası da Gehry gibi bir biçimciye ihale olmak üzere....
şengül öymen gür offline  
Eski 09-09-2005, 15:13   #80
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Nakit olarak, teşekkürler

Sayın GÜR,

Buradaki sohbetten hareketle özetlediğim yazı, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi'nin aylık bülteni Mimarlara Mektup'un Eylül 2005 sayısında çıktı.(Bu sayı 11 bin adet basılmış)

Basıldığı şekliyle aşağıya yapıştırdım.

Mimarlık Eleştirisi konusunu "var-yok tartışması biçiminde değil" esas sorun alanı olarak, Kurumsallaşma konusunda talep olarak dile getiriyorum.

Bu arada yeni kitabınızı beklemeye başladık bile.

Nakit olarak, teşekkürler.



____________________________

Mimarlara Mektup - Eylül 2005

“Mimarlık Eleştirisi” Üzerine...
Metin Karadağ

Bir “mimari eleştiri”nin aynı anda “meşruiyet ve hukuk içermesi”nin ölçütü neler olabilir?...
Öncelikle “mimarlık eleştirisi” denildiğinde kast edilen içerik alanının biçimlenerek KURUMSALLAŞMASI yani kendi kültür kodlarını açığa çıkarması gerekmektedir.
Ayrıca konuya dair “ne, nerede, nasıl, neden, niçin ve kim”den oluşan soruların muhatabı olmaksızın KURUMSAL bir eleştirel kod geliştirebilmek de, sorunu kamuyasal kılabilmek de olanaklı değil...
Mimari eserin eleştirisinin kamusallığı daha ilk adımda “kamu görsel alanında ve kamu bilincinde” yer almasından gelir.
Bir mimari eser hakkında “olumlu ya da olumsuz”, tümüyle kişiselleştirilmiş keyfi bir yorum bile yapılmış olsa, bu kamu bilincine ve kamu görsel alanına ulaştığı anda kamuyasal olmasa bile kamusal değer halini alır.
Aktarıldığı için bilinegelen tarihin, aynı tarihe ait kimi kişisel belgeler üzerinden yeniden okunduğunda, bir açıdan ve bir kesimden de olsa o güne dair aydınlatıcı bir ipucu haline geldiği örneklerine şahit olmuşuzdur.
Farklı bir okumayla da olsa, kişisel ve keyfi okumalar da o tarihsel kesite dair bir şeffaflaşma sağladığı için kamusal değer taşır.
Şimdi başa dönersek; bir bardağın “yarıya kadar dolu” olmasının gereği ve şartı nasıl ki; “yarıya kadar boş” olması ise, tam tersine gidildiğinde de bir bardağın “yarıya kadar boş” olmasının gereği ve şartı da “yarıya kadar dolu” olmasıdır.
Bu örnekteki karşıtların birliğinde olduğu gibi “kamusal alan” ile “özel alan” da birbirini bütünleyen bir eleştirellik içermektedir.
Ülkemizde mimarlık eleştirisi de tam bu kavşakta yolun açılmasını beklemektedir.
Tarih boyunca en büyük saldırılar yazılı, sözlü ya da zımni olan hukuka, yani toplumsal hafızaya karşı yapılmıştır.
Hafızasını yitirmiş hiçbir yapı, ister birey, ister bireyler toplamı/toplum olsun, kendisini kendisi olarak var kılıp sürdüremez.
Topla tüfekle yerinden oynatılamayacak varlık, eğer hafızasını yitirmişse çalı süpürgesiyle bile yerinden edilebilir.
İşte mimarlık eleştirisi de böylesi bir hafızaya, yani hukuka sahip bir alanı KURUMSAL olarak oluşturup üretmemişse, mekâna yabancılaşma her aşamada, o toplumun sahiplenilmediği için olgunlaşmamış kültürü olarak istenilen her yere süpürülür.
Kentsel mimari mekânlar üzerine yapılan keyfi değişikliklerin etkisi hafızamızı yoklayıp yerine getirmesi için bir fırsat olmalı.
mimarlık eleştirisinin bu konuda hukuku ve toplumsal hafızayı yeniden irdeleyip kurmakta sağlayacağı kamuyasal yarar adına KURUMSALLAŞMASINA özen göstermeliyiz...

_____________________________


Alıntı:
Orijinal metin şengül öymen gür tarafından gönderilmiş
Geçtiğimiz Ocak ayında Sorkin ile ben de uzun bir söyleşi de bulundum new York'ta. Yayına dönüştürmeyi düşündüm ama bir türlü zaman bulamadım. Söyledikleri bana hep çok akıllıca geliyor ve çok anlaşılır, çok okunaklı örnekler seçen bir adam. Ama o da Frampton gibi "toplumsal"ı çok vurgular. Colquhoun mimarinin bir biçime (sonuçta!) indirgendiğini hiç göz ardı etmez. Twin Towers için (yani Ground Zero demek istedim, öyle anılıyor artık) önerisinde mekan-halk ilişkisi çok güzel kuruluyordu ama ne yazık ki orası da Gehry gibi bir biçimciye ihale olmak üzere....
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 09-09-2005, 15:49   #81
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Aman, bu haberi gözden kaçırmayın arkadaşlar,...

"Mimarlar Büyük Kent Tasarımı için Çözüm Arıyorlar"



http://www.arkitera.com/news.php?act...wsItem&ID=4162
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 10-09-2005, 10:00   #82
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
çok değerli bir talep!

Yanıtı kolay değil. Bir grup adam oturup anayasa, yasa yaparlar. Hukuksuzluğun tarihi insanlık kadar eski olduğu için medeni hukuk ceza hukuku tartışmasızlığını (hep de tartışılır ama...) tarihi bellekten alır zaten. Bizim işimiz işte bu noktada zor...Bir grup adam oturup mimarti eleştiriyi kamuyasallaştıracağız??? Bence akılı, hoş bir öneri..ama İKNA ile işleyen bir edimdir bu. İKNA edici oabilir miyiz? Herkesin "en iyiyi" kendi bildiği bir toplumda?
şengül öymen gür offline  
Eski 11-09-2005, 01:41   #83
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Evet zorluğu ortada

Sayın GÜR

Evet, zorluğu ortada. Size katılıyorum.

Başlangıç olarak, "neden zor?" sorusunun üzerine-üzerine giderek "sorunsallaştırmaya" çalıştığımızda bir dil/düşünce/kavram alanında eşzamanlı bir yüzleşmeyi gündem haline getirmeye neden olabilir miyiz?

Ya da bu yüzleşmeyi Herkesin "en iyiyi" kendi bildiği bir toplumda? SORUNU üzerinden açarak gündem haline getirmeye neden olabilir miyiz?

Sorunlar eşzamanlı (açık/şeffaf/hesap verebilir/denetlenebilir) bir ele alışla eninde sonunda bir yerinden aşınacak...

Bunun daha erken gerçekleşmesi için küçük adımlar neler olabilir?

Örneğin "Mimarlık Eleştirisi konusunda etik kod/lar nedir, neler olmalıdır?" biçiminde bir seslendirme-canlandırma sözkonusu küçük adımlardan biri olabilir mi?

Evet, iknanın inşaası hiçbir zaman kolay olmamıştır.






Alıntı:
Orijinal metin şengül öymen gür tarafından gönderilmiş

Yanıtı kolay değil.

Bir grup adam oturup anayasa, yasa yaparlar.

Hukuksuzluğun tarihi insanlık kadar eski olduğu için medeni hukuk ceza hukuku tartışmasızlığını (hep de tartışılır ama...) tarihi bellekten alır zaten.

Bizim işimiz işte bu noktada zor...

Bir grup adam oturup mimarti eleştiriyi kamuyasallaştıracağız???

Bence akılı, hoş bir öneri..ama İKNA ile işleyen bir edimdir bu.

İKNA edici oabilir miyiz?

Herkesin "en iyiyi" kendi bildiği bir toplumda?
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 11-09-2005, 13:28   #84
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
aynen

Aynen böyle yapacağız. Başladık bile zaten kendi aramızda öyle değil mi?
Ben öyle görüyorum. Ama orada burada eksik ve karmaşık sözlerimi bir araya getirmem gerek....Bu da zaman istiyor. Ama sizin de teşvikinizle yapacağım.

Önce kendimden referansla kent/mimari etkileşimlerinde ortaya çıkan etik kodların altını çizeyim: Hece yayınlarından alıntı...

"Bu gün mimarinin en üst amacı kentlerde özel alan ve yarı-kamusal alan eşiklerinde yarı-kamusal alan ve kamusal alan eşiklerinde ortaya çıkan problemleri ortadan kaldırmak ve canlı, yaşayan çevreler oluşturmaktır. Bu doğrultuda mimarinin içsel bilgilerini en iyi manipüle eden projeler en fazla arzu edilen projelerdir. Michael Sorkin’in formüle ettiği en otonom ilke İngilizce’de ‘ur criterion=maksimum canlılık’ olarak anılmaktadır. Bu ilke, kentsel ve kırsal bağlamla en pozitif ilişkiler kurarak binanın yaşamı içeri alması ve/veya dışa akıtması anlamlarına gelir (Şu andaki ekim: UIA'nın kent-mimari birlikteliğinin bir açılımı budur; kongre ana akışı içinde kaybolmuş gibi görünüyorsa da kongrenin Anadolu ayağında görev yapan tematik kurulun Anadolu'da başlıca vurgusu bu olmuş ve alt-bölgesel mimarlarımızın dikkati bu noktalara çekilmiştir. Metin Bey biz sadece eleştiri bağlamında çalışmıyoruz. İkna anlamında, katılımcı çalışmalarda da rol oynuyoruz ve ben bu görevimle gurur duyduğumu söylemeliyim).

İkinci olarak, yine Sorkin’in ve bu arada benim ‘farklı binalara farklı önceliklerle yaklaşma’ şeklindeki çoğulcu bakış açımız mimarlığın içkin ve aşkın kuramlarının, mimari aklın ve şiirin birlikte değerlendirilmesini ön plana çıkarmaktadır. Bu da diğer önemli otonom bir ilkedir. Binanın aynı anda akılcı/poetik yanlarını, özgünlük, soyluluk ve ifadeciliğini ve en önemlisi geleceğe dair olumlu ışık yakan özelliklerini bulup çıkarmayı gerektirir.

Üçüncü olarak, ‘bir binalandırma girişimi, olanakları sınırlı olan sosyal sınıflara sosyal ve ekonomik yarar sağlamalı; bina her türlü kullanıcının yaşam kalitesini arttırmalı; güç odaklarına karşı koyabilecek alternatif bir çözüm olabilmeli’ gibi ilkeler yine aklı ve yaratıcılığı kışkırtan, duyarlılık ve zeka gerektiren otonom ilkelerdir.

Dördüncü olarak, tasarım en iyi gelenekleri gözden geçirmeli, Heideggervari ‘akışı’ sağlamayı denemeli ve böylece ‘yer,gök, insan, tanrı arasındaki varoluşsal dengeleri aramalıdır’. Bir başka deyişle, binanın aklı kadar, geçmişte olduğu gibi, ruhu da olmalıdır (Gür, 2002b; Gür, 2003).

Beşinci olarak, mimarî sıradan insanın ve yöresel ifade ve anlamların enerji ve arzularını kucaklamalı ve ifade etme yollarını araştırmalıdır. Kısacası, mimarî küresel güç odaklarının aynılaştırıcı etkisine direnmelidir (Gür, Aydın, Erşen, 2003).

Son olarak, mimari tektonik bütünlüğünün arayışı içinde yerel ve parçasal üretimleri destekleyerek kendi ait olduğu bölgeyi ve kültürü sürdürmelidir. Yerine yakışma (Gür, 1999a), toplumsal sorumluluk taşıma (meta olmama) (Gür, 1999b), sanatkarca yaratıcı olma, işlevsel olma, duyulara seslenerek dikkat çekme, gibi konuları gündeme getirmelidir.

Sonuç olarak, mimari eleştiri gerçek anlamda sosyal ve disipliner bir hizmete yönelmeli bu doğrultuda eleştiri metni binanın makyajından ve imajından çok, yaşamsal katkısını incelemeli ve geleceğe ışık tutmalıdır. Perspektif disipliner olmalı ve diğer perspektifleri barındırmalı; gerçeklik temel gerçeklikleri gözden kaçırmadan diğerlerini içermeli; ilkeler başta otonom olmak üzere kapsamlı olmalı; yöntem ve teknikler en nesnel ve inandırıcı olana doğru sürekli geliştirilmelidir.

Bu bağlamda eleştirmen kliklere dahil olmayan, ideolojilerden bağımsız, ekonomik özgürlüğe sahip, güç odaklarına yaslanmayan, tasarımcılara yanaşmayan, ‘entel’ geçinmeyen, yargılarının bırakacağı etkilere aldırmayan, çok bilgili, vizyon sahibi, önden kestirilemez, hatta biraz tutarsız , cesur, kanıt ve argümana dayalı metinler kaleme alabilen bir kişilik olmalıdır".

Buradaki 5 madde daha ayrıntılı deşifre edilirse nasıl bir sistematik ortaya çıkabilir diye düşünmekle işe başlamak istiyorum. Ne dersiniz?
şengül öymen gür offline  
Eski 11-09-2005, 19:44   #85
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Çok

Çok, çok, çok iyi derim
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 13-09-2005, 13:17   #86
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Sessiz durduğuma bakmayın...

Sayın GÜR

Sessiz durduğuma bakmayın, "ortalığı nasıl karıştırırım" diye araştırmakla meşgulüm.

__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline  
Eski 14-09-2005, 13:55   #87
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Ortalığı karıştıracak, ...

Ortalığı karıştıracak birşeyler aranırken;...

Kavramları zorunlu bir cümlede kullanmaksızın sadece kendi anlamduruşları açısından ilgi sıralanması bazen işime yarar birşeyler çıkarıyor.

Eğer önceden ölçüp biçip düşünmüşsem, burada en uzun yazımı bile yazmak benim en fazla 3 - 5 dakikamı alıyor.

Genelde de üzerinde önceden kendime fırsat yaratıp düşünmediğim konuda da yazmıyorum. Yani önceden gaza gelmeden zaten yazamıyorum.

Bana öyle geliyorki şu an kişiselden-toplumsala insan/insani davranış ve insan/insani ilişkilerinden hareketle; Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi'nin nasıl kültürel bir kurumsallığa ve kurumsal bir kültüre dayandığını araştırmak ve ona somut yaşayan arkeolojik belgelik oluşturma çabasının iç açıcı cümlesini arıyoruz.

Ortalığı karıştıracak birşeyler aranırken; yukarıda (ve daha önce aşağıdaki yazımda) sözünü ettiğim anlamduruşların kendiliğinden ve birbirini içeren sıralanışı keyif verici geldi.



Adalet ahlakına ölçü olarak:
Etik kod;

Hukuk ahlakına ölçü olarak,
Adalet;

Demokrasi ahlakına ölçü olarak;
Hukuk;

Ortak yaşam kalitesine ölçü olarak,
Demokrasi;

Bireylerin insani ilişkisine ölçü olarak,
Ortak yaşam kalitesi

Etik koda ölçü olarak,
Bireylerin insani ilişkisi

Adalet ahlakına ölçü olarak:
Etik kod;

Hukuk ahlakına ölçü olarak,
Adalet;

Demokrasi ahlakına ölçü olarak;
Hukuk;

Ortak yaşam kalitesine ölçü olarak,
Demokrasi;

Bireylerin insani ilişkisine ölçü olarak,
Ortak yaşam kalitesi

Etik koda ölçü olarak,
Bireylerin insani ilişkisi

Tekrarlayarak devam








Alıntı:
Orijinal metin Metin Karadağ tarafından gönderilmiş
O halde DEVAM)

Sayın GÜR'ün katkılarıyla form konusunun özellikle Bilgi Birikimsel (epistemolojik) yanı eksiklik çekmeyecek gibi. Bu konuda danışabilir bir uzmanın bulunması gerçekten sevindirici ve çok önemli.

Konunun "örnekler" açısından Olgu Birikimsel (ontolojik) yanı ise görüldüğü üzere henüz emekleyemiyor bile.

Bu kadar bekledik, çıkıncaya kadar da inatla bekleriz.)

İnatla beklememize gerekçe/ler ne/ler olabilir?

Bunlardan sadece birini aşağıya aktarmak istiyorum:

Kısaca Hipokrat tarafından ortaya konulduğu için Hipokrat Yemini diye bilinen ve hekimlerin arıtılmış davranış kurallarını öngörerek ortaya koyan çalışma, bugün başlı başına bir alan.

Deontoloji (Aynı meslek grubunda olan insanların birbirleri ile olan ilişkilerinde uyulması öngörülen ahlaki, moral değerler.) "Tıp Etiği ve Tarihi" adı altında tıp fakültelerinin olmazsa olmazı bir alan olarak, varlığını geliştirerek sürdürüyor.

Deontoloji kavramı genelde, kendini ispatlayarak! KURUMSALLAŞMIŞ bir kavram olarak, Ödev Bilinci / Meslek Etiği anlamında da kullanılıyor.

Buradaki "kurumsallaşma"dan kasıt, yanlış anlaşılmasın diye vurgulamak istiyorum; Davranış Alışkanlığı, kültürel kod anlamı vurgulanmaktadır.

"Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örnekleri"nden beklentiler, zincirleme domino etkisi olarak olarak nerey kadar uzanabilir. Bakın bu çok uzun, sıkıcı ve tartışmalı bir yazıyı gerektirebilir.

Sayın GÜR'de sözkonusu kitaptan özet alıntılarında, eleştiri konusundaki kıstaslara kısaca değinirken kırıp dökmeyen yapıcı olmak duyarlılığına farklı noktalardan değinmektedir.

Eleştirinin objektiflik ve öznellik halleri doğaldır ki farklı duyarlılıklara yol açması kaçınılmazdır.

Hele ki "Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi" kırıp dökülmeler konusunda haydi haydi başlı başına bir duyarlılık okyanusuna dönüşebilir.

Alenen böyle bir şey isteyen ortaya çıkmayacağına göre diğer seçenek/ler neler olabilir?

Bir dizi buluşma noktası arayışı, kurumsallaşma çabası karşımıza hangi koşulları çıkarmaktadır?

Nelerle karşılaşırız bu dizgede...

Neresiyse orası, orada sonuç olarak ortaya çıkan adalet; oradaki hukukun, oradaki öznel/somut mihenk taşı olmaktadır...

Yine aynı şekilde: neresiyse orası, orada yaşayanlarınca üretilmekte olan, süreç olarak işleyen hukuk; oradaki demokrasinin, oradaki öznel/somut mihenk taşı olmaktadır...

Devam edersek: neresiyse orası, orada "sözkonusu olan" demokrasinin yaşamsal kalite düzeyi; oradaki kanunların oradaki öznel/somut mihenk taşı olmaktadır...

Sonuç: orada ya kanun devleti zihniyeti vardır, odunla yönetilir; ya da hukuk...

Bu dizgede eğer tekrar "en başa" dönüp bakarsak, öznel/somut adalet örneklerinin, ne değer taşıdığını anlamak, kavramak ve ölçebilmek için mihenk taşı olarak en uygun kavramın, etik kod'lar olduğunu görebiliriz.

Buradaki konu başlığına göre bu alanda kurumsallığa ve alanın öznel/somut değerlerine ulaşabilmek için de ister istemez "öznel/öznel" somut, verili örneklerinden hareket etmek gerekmektedir.

Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi'nin "Hipokrat Yemini" kendisine yabancılaşmaktan olabildiğince uzak durarak ortaya çıkabilir...

Ne dersiniz?


( Açıklama zorunluğu: "Hukuk" kavramını burada kanunlar/yasalar, mevzuatlarla birlikte algılanan halinden farklı olarak kullanıyorum. Örneğin: "hukukun tek kaynağı; insani, doğal ve açık olan her türlü ilişkilerdir." tarzında bir cümleden hukuk olarak ne anlaşılıyorsa onu kastediyorum...MK)
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 14-09-2005 13:58. Nedeni: Ek...
Metin Karadağ offline  
Eski 15-09-2005, 12:45   #88
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Bir başlangıcı aramak; ...

Bir başlangıcı aramak;...

Aşağıdaki "anlamduruş" dizgesini MOBİUS ŞERİDİ (kesintisiz yüzlü çember) gibi içli dışlı kullanmak ve araya dizgeyi genişletecek ekler yapmak olanaklı.

Örneğin; Özgürlük ve Sorumluluk anlam çifti ilk akla gelenler.


Adalet ahlakına ölçü olarak:
Etik kod;

Hukuk ahlakına ölçü olarak,
Adalet;

Demokrasi ahlakına ölçü olarak;
Hukuk;

Ortak yaşam kalitesine ölçü olarak,
Demokrasi;

Bireylerin insani ilişkisine ölçü olarak,
Ortak yaşam kalitesi

Etik koda ölçü olarak,
Bireylerin insani ilişkisi

Tekrarlayarak devam etmek VE ARTIK;...

Bir başlangıcı aramak;...

Burada sürdürdürülen sohbet konusunun özellikle temsil ettiği alan da dahil olmak üzere Sayın GÜR'ün katkı emeklerini, bir ürüne yani "kurumsal bir kültür olarak, kültürel bir kurumsallığa dönüşümüne başlangıç olması amacıyla" (ortalığı karıştırmak girişimi olarak...);...

13 Eylül 2005, Salı günü yapılan MİV - Mimarlık Vakfı ve ona bağlı Mimarlık Enstitüsü Yönetim Kurulları ortak toplantısında konu hakkında bilgi verip bir öneride bulundum.

Oybirliği ile kabul gördü.

Çalışmanın adı da dahil olmak üzere süreç içinde herşeyi değişebilir, ancak bu konuda atılan adımdan dönmek için artık çok geç...

Mimar Adayları
Mimarlar
Mimar Olmayanları katılabileceği;

"Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi Örnekleri Yarışması " Şartnamesi'nin hazırlık adımı atıldı.

Hayırlı olsun...

Katkılarınız?
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 15-09-2005 13:11. Nedeni: Ek...
Metin Karadağ offline  
Eski 15-09-2005, 13:19   #89
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Yarışma neyi çözecek?

Yarışmanın "doğrudan" bir şey çözmesinden daha çok alanın konuşulabilir bir platformunu oluşturması beklenmelidir.

Örneğin mimari yarışmalarda, sonuçlar açıklandıktan hemen sonra yapılan ve yarışmaya dönük doğrudan değerlendirmelerin yer aldığı kolokyumlarda olduğu gibi bir ortam yaratmak bile alanın konuşulabilir bir platformunu oluşturması beklentisi için önemli bir adım sayılır.

Katkılarınız?
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 15-09-2005 13:20. Nedeni: Ek...
Metin Karadağ offline  
Eski 16-09-2005, 00:04   #90
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
Kutlarım

Eleştiri yazılarını teşvik amacıyla oluşturma girişiminde bulunduğunuz yarışma eminim insanları bir hayli motive edecektir. Ülkemizde eleştirinin "kamuyasallaşması" konusunda beni düşündüren tek şey mimarlığın otonom yapısının eleştirisinden ilerde yine de kaçınılmasıdır. Türk eleştirmen daha uzun süre düşman edinmekten korkacaktır. Derler ya gazetecinin dostu yoktur; eleştirmenin de biraz öyledir....Bekleyip göreceğiz.

Bence dışsal faktörlerin eleştirilmesine en güzel örnek dikkatimi çektiğiniz 12 Eylül Bildirgesi...Öyle beğendim ki alıntılıyarak köşe yazısı yaptım. Çok güzel olmuş... Ben bu mimarları çok seviyorum.

Ben çalışıyorum....O yüzden sesim çıkmıyor....En başa vaziyet planlarını aldım????!!!!
Sürprizzzzzzz.
şengül öymen gür offline  
Kapalı Konu

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 15:54.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177