![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 07-04-2005
Mesaj: 12
|
hatta bu elestirilerde tamamen hava ama olarak algiladigim bi durum varki, turkiyedeki elestirmenler neden turkceden nefret ediyorlar, her elestiri yapan, aldigi egitime bagli olarak,cogunlukla fransizca, ve bazende ingilizce kelimeler kullaniyor, bu konuda turkceye hakim olmamak mi sorun acaba? hic sanmiyorum sadece , onlarin tabiriyle "ben bir ekolde egitim aldim, ve bunlarin reflexionlarini prezantasyonlarimda kullaniyorum" ne bu saka mi, anlasilir olmayi zorlastirmak mi elestirmenim demek oluyor, bu noktada da sorun var, elestiri okunmuyorsa , anlasilir olmak icin cabaladigini sananlar, aslinda bi noktadan sonra anlasilmaz olduklari icindir.
elestirilerde uzun cumleler kurmak, cumlenin gucunu kaybediyor, fakat turkiyede okuduklarimda, uzun cumlelerin "anlam zorlugu yarattigi" icin, guclu olduguna inaniliyor. turkiyedeki elestirmenlerin yapi yapma eksikliigi de yansiyor elestirilerine , belkide bu sayede daha rahat saldiri yapabiliyorlar, sonucta elestiride ulkemizde tekel e alinmis durumda. once elestirmenleri elestirmek gerekir kanimca... |
|
|
|
|
#17 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Eleştiri, özellikle buradaki konumuyla da
Eleştiri, özellikle buradaki konumuyla "Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi Örnekleri"ne
dikkat edilirse "olumluluk üzerine kurulu..." Zaten her eleştiri de sadece olumsuzlukların sıralandığı bir mantığa dayanmak zorunda değil. Yani, bu alandaki iyi örneklerin yeniden gözönüne getirilmesini ve buradan hareketle üzerinde konuşulabilir bir zeminin oluşturulmasını hedeflemekte. Yaşanan sıkıntılardan hareketle sorunları aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Ama çözüme yönelik önermeler havuzumuz ya da girişimimiz yok... Böylesi bir yönelim yani farklı bir davranış alışkanlığı geliştirmek için iş işten geçmiş değil. Karamsarlığın, Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi Örnekleri'ne ulaşabilmemiz için ne derece yararlı olabileceğini defalarca düşünmemiz gerek. "Damlaya damlaya göl olur" ![]() Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 27-06-2005 17:12. Nedeni: Ek |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Önemli bir başlangıç...
9 Ağustos 2005 Salı Akşamı, Osmanlı Bankası Müzesi Toplantı Salonu'nda önemli bir konuşmaya/sunuşa tanık olduk.
"Mimar Bireyin Tarihi" başlığı ile Prof. Dr. Sayın Uğur Tanyeli tarafından yapıldı. Şimdilik konuşmanın yayın olarak bir yerlerde çıkmasını beklemekten başka çare yok gibi. Mimarlıkta Eleştiri konusunda netlik anlamında çok radikal olan bu sunuş bazı konuların berreklaşması için önemli veriler sunuyor. Sunuş hakkında bu kadar heyecen ve merak uyandırmak yeterli sanıyorum. Yayınlanınca görebileceğiz...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
#19 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
|
O akşam Uğur Tanyeli'yi hayranlıkla dinledim. Konuşması tahminen bir saat sürdü sanırım ve o bir saat içerisinde karşısındakilerin zihninde karışıklığı gitmiş temiz alanlar yarattı. Açıklığı, akıcılığı, "sakınmayışı" hayranlık uyandırıcıydı.
Bu konu da yazılarla da üç ayrı başlığı (burada çok açmayacağım başlıkları ) tartışmak isterim: Birincisi az önce yayınladığımız birey olamama durumu, ikincisi star mimarlık üçüncüsü ise bina ve "sahip mimar" ilişkisi...Dediğim gibi konular hakkında yazılar yazıldıkça tartışmayı ilerletmek çok daha iyi ancak şu cümleleri hatırlatmadan duramayacağım: “Bireyin olmadığı yerde üretim de olmaz. Biz üretemeyiz. Estonya’nın bile mimarlık müzesi vardır. Biz daha farklılığı kabul edemiyoruz, bireysel farklılığı hiç kabul edemeyiz. Dolayısıyla üretemeyiz.” “Starlık şu anda ciddi biçimde çarpıtılmış bir durumda. Star olmak için yalnız olmak gerekir. Türkiye’de star mimarlar grup halinde dolaşıyorlar. Dünyanın neresinde bu böyledir?” Haberi okumak için: Mesih Mimarı Beklerken Günahsız Kalabilmek Sevgilerimle, |
|
|
|
|
#20 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
İlk notlar...
Sunuşla ilgili ilk notlar. Gülin Şenol imzalı olarak geldi:...
http://www.arkitera.com/news.php?act...wsItem&ID=3613 Bu aşağıdaki adrese, http://forum.arkitera.com/showthread...0850#post30850 yapıştırdığım resimler, bence bu konuya da çoook iyi gider diye aktarıyorum: (Nedense bu resimleri daha bir çok yerde kullanacakmışım gibi bir hisse kapıldım )Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Gülin Şenol tarafından düzenlendi : 11-08-2005 15:24. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
|
Metin bey, çok ilginçtir siz onları foruma eklemeden hemen evvel biz de aynı resmi habere koyup koymamayı tartışıyorduk, siz bizden hızlı çıktınız
![]() |
|
|
|
|
#22 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
|
Haberde de var ama mutlaka bunu da eklemem lazım:
“Bireyi biz yeni yeni oluşturuyoruz, daha bireylerimiz yokken star mimarlar ürettik” diyen Tanyeli “Birey olmak ‘hayır’ diyebilmek, ‘katılmıyorum, ben buna karşıyım’ diyebilmek, taklit etmemektir” diye ekliyor ve mimarlık adına sağlam bir eleştirel güzergah oluşturmak için star aleyhtarlığının iyi bir başlangıç noktası olduğunu da ekliyor..." |
|
|
|
|
#23 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Huyum kurusun...
Huyum kurusun
![]() Evet çok ilginç. Yıllardır yazılarımda örnek veririm. Ama resim olarak kullanmak yeni geldi aklıma. Neyse, Dilerim bir mimarlık tarihçisi olarak, Sayın Uğur Tanyeli sunuşundaki heyecan ve tadla yazıya aktarır... Çünkü miladi bir anlam yoğunlaşması vardı sunuşta. Üzerinde çok konuşulup yazılacak bir sunuş. Abarttığımı hiç mi hiç düşünmüyorum. Hiç kimse üzerinde konuşup yazmasa bile ben gelmiş ve geçmiş tüm stoklarımı boca edeceğim, bu konudan hareketle... (Kaçacak olan şimdiden kaçsın )Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 07-02-2005
Mesaj: 134
|
Kesinlikle katılıyorum, sergiyle ve sergi yazısı ile bitmemesi gereken bir konu. Hele ki Uğur Tanyeli anlatınca ve yazınca...
Bir sergi ve bu kadar kısa sürede yapılan sunumla bu kadar heyecan duyduysak daha da geniş kapsamlı bir çalışmada neler olacağını merakla bekliyorum. |
|
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Hatırlatmaya gerek yok...
Konu bir çok zengin açınıma gebe.
Bir tane ipucu/örnek vereyim. Hatırlatmaya gerek yok. Hala daha basında zaman zaman tartışmaları devam ediyor. "Kamusal Alan - Özel Alan" tartışmaları... Dikkatinizi çekti mi, hala daha "körlerin fili tarif etmeleri gibi" birbirinden o kadar çok farklı anlayış/zihniyetle ele alınmaya devam ediyor. "Kamusal Alan - Özel" konusunda neredeyse bütün yazılanlar birbirinin inkarı üzerine kurulmuş gibi değil mi(ydi) sizce de? Hoş birbirini destekleyen yazılar var ama, onlar da siyaset/zihniyet açısından örtüşmeleri nedeniyle aynı alanda buluşuyorlar. Neden acaba? Bu sorunun başka yanıtları olabilir. Bunlardan birine değinmek istiyorum. "Bardağın yarıya kadar DOLU olmasının" en önemli varlık nedeninin "aynı bardağın diğer yarısının BOŞ olması" değil midir? Yine aynı şekilde tekrarlarsak; "Bardağın yarıya kadar BOŞ olmasının" en önemli varlık nedeninin "aynı bardağın diğer yarısının DOLU olması" değil midir? Aynı bardaktaki "DOLU" ve "BOŞ"un birbirinin varlık koşulu olması gibi; "KAMUSAL ALAN" kavramının varlık koşulu da "ÖZEL ALAN"dır... İşimize gelmeyen (etik içermeyen bir siyaset yaparak) bir diğerini gözardı ederek tercihimizi belirlemeye kalktığımızda; ortaya kendimizce koyduğumuz kavramın bir tarafı açıkta kalıp üşütmekte ve hemen paçalarından burnu akmaktadır... ![]() "Toplumsal Özne" olarak "Sosyalize Birey"in varolamayışı o anda bireyi "Asosyalize Birey" yada "Güruh Nesnesi" haline getirmektedir. Yetkin/Yetişkin/Ergin Birey'in kendini tanıması ve tanımlaması ile "ÖZEL ALAN" kimlik olarak, KENDİSİ OLARAK varolabilir ve bu yolla kendi dışındaki ÖZEL ALANLARLA KARŞILIKLI ETKİLEŞİME geçebilir. Kendi dışındaki tüm özel alanlarla karşılıklı etkileşime geçerek HUKUK ÜRETME YETENEĞİNİ ortaya koyması sırasında ortaya çıkan birikim; SİNERJİ ALANI yani KAMUSAL ALAN OLARAK kendini gerçekleştirir. O yere ait Hukuki Meşruiyet / Meşru Hukuk ortamı yani KAMUYASAL DURUM aynı bardağın dolu+boş bileşiminde olduğu gibi KAMUSAL ALAN+ÖZEL ALAR/LAR bileşiminden oluşabilir... Bu yukarıda yazdıklarım öteden beridir tekrarladığım genele dair şeyler. Ama bir de bunun somut bir alandan ismen ve cismen "cisimleşmiş" önemli bir örneğiyle Sayın Uğur Tanyeli, bir mimarlık tarihçisi olarak, bu topraklarda Mimar Birey'in ortaya çıkamamışlığına mimarlık özelinden göndermeleriyle; mevcut genel sorunun bir başka açıdan somut biçimde okunabilmesine katkıda bulunmuştur...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 12-08-2005 17:39. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
#26 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Neden olarak nasıl?
Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örneklerinin azlığı konusunda Mimar Bireyin var olamaması/azlığı sorunu neden olarak nasıl; yeterli mi?
Belgelerden, kendi hafızasından bu kadar korkan, uzak duran, saklanan herhangi birileri olmak/güruh nesneleri haline gelmek... Sürekli kendini orada olduğu gibi bırakıp (izlerini silerek) kaçmak istercesine bir ruh halinde olmak... Durduk yerde olabilecek bir şey değil. Acaba bu durumun oluşabilmesi için nasıl bir dizi travmaya uğramış olmak gerekiyor?
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
#27 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
|
Örnek eleştiri konusu
Örnek eleştiri kalıbından kastedilen tam anlamıyla objektif bir eleştiri ise buna olanak yoktur. Eleştiri olabildiğince objektif olabilir ama o da aynen bilimin uğraklarından geçse de ancak bilim kadar (!) objektif olabilir (Bkz. Feyerabend). Eleştiriyi bir gelişmiş teknikten ibaret gören yerli ve yabancı araştırmacılar zaten yaptıkları ön kabul ile ciddi olarak hatalı bir yolda ilerlemekteler. Bu doğrultuda aşağıda bir kısmından sorumlu olduğum kitaba göz atılabilirse ilerde daha uzun tartışma olanağımız doğar:
Kitabın Adı: TEORİ VE ELEŞTİRİ Derleyen: Hüseyin Su yayınlayan: HECE yayınları Dil: Türkçe Sayfa Sayısı: 272 Boyut: 13x21cm Tarih: Aralık 2004 Yer: Ankara ISBN:975-8274-98-8 Yazarlar: Paul de Man’dan Mustafa Özsarı, Teorinin Direnci, s.7-35 Réne Welleck’ten Sabahattin Çağın, Edebiyat Teorisi, Tenkit ve Tarih, s.36-55 Edward W. Said’den Salih Özer, Eleştirinin Geleceği, s. 56-60 H. D. Zimmermann’dan Fatih Tepebaşlı, Simge ve Göstarge, s.61-72 David Birch’ten Sezai Coşkun, Heidegger ve Derrida’da Gösterge Olarak Dil ve Anlam Oyunu, s.73-84 Edward W. Said’den Faruk Uysal, Muhalifler, İleyiciler, Taraflar ve Cemaat, s. 85-104 Edgar Allan Poe’dan Faruk Uysal, Kompozisyonun Felsefesi, s.105-116 Etienne Balibar ve Pierre Macherey’den Yusuf Yazar, İdeolojik bir Form Olarak Edebiyat Üzerine, s.117-144 Stephen Greenblatt’tan Türkan Mignon, Yeni Tarihselcilik, s.145-154 Jurgen H. Petersen’den Ünal Kaya, Metne Bağlı Yorumlama, 155-162 Peter Bürger’den Ünal Kaya, Sanatın Tarih Yazımına Katkısı, s.163-171 Julia Kristeva’dan Faruk Uysal, Öznelliğe Dair Bir Konuşma: Kadının Eleştirisi, s. 171-179 Fatih Altuğ, Modern Türk Edebiyatı ve Eleştirisinin Oluşumunda Edebiyat Tartışmlarının İşlevi, s. 179-211 Şengül Öymen Gür, Mimaride Eleştirinin Konstrüksiyonu: Perspektif, Gerçeklik, Yöntem ve İlke, s. 211-262 ÖZET YORUM: Başlığı mimarlık kamuoyuna uzak gibi algılandığından mimarların dikkatini çekmesi güç olan bu yapıt her mimarın başucu kitabı olmayı hak ediyor. Mimarlık disiplini içinde kuram ve eleştiri konusunda araştırma yapanlar, mimarlık dergilerinde eleştiri yazanlar, mimarlık-edebiyat, mimarlık-felsefe, mimarlık-tarih arakesitlerinde inceleme ve araştırma yapanlar veya bu konularda bakış açısı geliştirmeyi isteyenler için vazgeçilmez bir yayın. 11 farklı yazar 14 farklı konuyu gündeme getiriyor. Son yazı Prof. Dr. Şengül Öymen Gür’e ait ve doğrudan mimari eleştiri ile ilgili olarak kitapta yer alan tek yazı. Bu güne değin ülkemizde mimari eleştiri konusunda yazılmış en kapsamlı ve en derin makale. Eleştirinin tekniği konusunda yazılan ve aynı birincil kaynaktan türeyen eleştiri konusundaki yazılardan çok farklı. Her eleştiri metninin zorunlu olarak bir perspektifi, bir gerçeklik yorumu, ilkeleri ve ancak bunlara bağlı olarak ortaya çıkması olanaklı görünen bir yöntemi olması gerektiğini savunan Gür, ‘bakış açısı olmayan bir eleştiri metni kendi tekniğiyle sınırlı bir deneme yazısıdır; eleştirmen güçlü tekniklerden ziyade güçlü bakış açısına sahip olan kişidir’, diyor. |
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Teşekkürler
Sayın Şengül Öymen GÜR
TEORİ ve ELEŞTİRİ kitabından kazanacaklarımızla buradaki forumda, "Türkiye'de Mimarlık Eleştisi örnekleri" konusunda biraz daha titiz davranacağımıza inanıyorum... Arada sormuş olduğunuz için biraz daha açmak istiyorum: "Türkiye'de Mimarlık Eleştisi örnekleri"nden kasıt; tek tek mevcut tüm mimarlık ürünlerine dair yapılmış eleştirel gözlem ve değerlendirme çalışmalarıdır. Bütün bunlar biraz da eleştirinin eleştirisini de kapsıyor olmasına karşın, bu konuda olabildiğince sahip olduğumuz zenginliklerin bir envanterini de kapsamaktadır. Ayrıca avam olarak bir ufuk sahibi olmamızın kimseye bir zararı olmayacağını da düşünebiliriz. Örneğin kısa bir özetini Sayın Gülin Şenol'un aktardığı 9 Ağustos 2005 Salı Akşamı, Osmanlı Bankası Müzesi Toplantı Salonu'ndaki "Mimar Bireyin Tarihi" başlığı ile Prof. Dr. Sayın Uğur Tanyeli tarafından yapılan sunuşunu da bu kapsamda yer aldığı için buraya taşımıştık... İlk işim kitabı en kısa zamanda alıp okumak olacak. Bu katkınız için kendi adıma teşekkür ediyorum...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 14-08-2005 23:54. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
#29 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 14-08-2005
Mesaj: 79
|
Eleştiri konusunda herkes avamdır
) Bu konunun uluslararası üyeleri arasındaki her bir bireyi dahi çok başarılı saymadığımı ifade etmeliyim. Tek tek üzerlerinde duramayacağım kadar yerimiz kısıtlı ama belli akımlar arasında farklar vardır. Italyan akımı nesneden çok kendi öznesinin bilgiçliğine yönelir. Dil bilimsel türlü oyunları eleştiri metninin kendi içinde de bulabilirsiniz. Charles Jencks mimarları o kadar kategorilere ayırır ki sonuçta apayrı dallardan aynı yaprağa çıkarsınız. İngiliz Mimarlar Odası genel merkezinin yayınında aynı kadıncağız (C. Slessor) yazar, düz yazı gibidir, yorum ki eleştirinin özüdür neredeyse hiç yoktur. Biz de kuram ve eleştiriye öykünen yazarların modernitenin tek yönlü bilgi akışından ve Batı filtresinden tam da kurtulamadıklarını düşünüyorum. Ada Louise Huxtable heyecan ve coşkularını anlatır salt. Bence heyecan-korku-gerilim-haz gibi faktörlerin ön plana taşındığı günümüzde artık bana pek de thatalıymış gibi gelmemeye başladı biliyor musunuz? Ben M. Sorkin'in New York bilgelerine hitabeden "Voice" gazetesindeki (ücretsiz satılan dev bir gazete!!!) köşe yazılarını severim. Sorkin tanıdığım en zeki insanlardan biridir. Eleştirmen olayları zihin gözüyle görebilmeli, iyi değerlendirebilecek kadar çok katmanlı ve çok disiplinli bilgiye sahip omalıdır. Bu konuda bir dersim var doktora öğrencilerine. Tüm yaklaşım ve yöntemleri anlatıyor ve örnekliyorum ama sonunda bana "bir eleştiri örneği" ödevi yapın getirin diyemiyorum. daha mütevazı şeyler istiyorum.Tüm enerjimi bu alana verip iyi ir Türk eleştirmeni olmak isterdim ama yenilikleri anında izleyebilecek bir konumda yaşamıyorum. Zevi''nin Architecture as Space, Norberg-Schulz'un Existance, Space and Architecture konulu yapıtlarını okumuş bir nesil olarak "deneyimlenmemiş" binalar hakkında yazmanın doğru olmadığını biliyoruz. Kitap bölümümü okursanız, dünya görüşü olmadan hiç bir konuda eleştirinin ciddi ve anlamlı olmayacağını vurguladığımı göreceksiniz. Bu kısa notta şunu da belirtmeliyim ki be"Türkiye'de mimar yok, yapı yok ki eleştiri olsun" görüşüne katılmıyorum. Ama Türkiye küçük, modernite bir çok kesimler için yeni, bu yüzden kırıcı olabileceğimiz yaplardansa iyilere işaret edebileceğimiz örnekleri gündme taşıdığımız bir gerçektir. Sevgiyle kalın... |
|
|
|
|
#30 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 12-08-2005
Mesaj: 8
|
Eleştiri
Yeni bir mimar olarak gerçekten oldukça ilgimi çeken bi konu. Ancak kitabı nerden en kısa zamanda bulabileğimi bilmiyorum. Ayrıca Şengül Hocamıza şunu sormak istiyorum, Eğer eleştiri sonuçta eleştirenin "Kendi bakış açısı" ile ilgili ise -ki öyledir- eleştiri yapılırken, ne kadar bilimsel (?) davranılırsa davranılsın sonuçta, objektivite "sınır"ını aşacaktır. Bu Sınırın keskin çizgileri varmıdır? Eleştiri= (Eleştirilen konu hakkında) Bilgi+( Konuyu irdeleyebilme) Yetenek, denklemi doğru bir denklem olabilir mi?
Bu arada ben de kesinlikle Türkiyede mimari yapı yok mimar yok ki eleştirilsin söylemine katılmıyorum. Bunu söyleyenler önce mimarlık nedir? sorusunu kendilerine sorsunlar. Sonra da gidip Eski Anadolu-Mezopotamya mimarlığını görsünler. Mimarlık salt İstanbul'a Gökkafesi ya da Ankara'ya Atakule'yi dikmek değildir. |
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|