![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#46 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-04-2006
Mesaj: 52
|
Yani bir felsefemiz olmayınca bırakın etrafımızdaki ülkeleri etkilemeyi , kendimize uygun yapı tasarlamayı bile beceremeyiz....[/quote]
bu cümleniz çok haklı sn rapsody,o kadar haklı bir cümle ki...bana gropius un bir tanımını hatırlattı...konuyu çok dağıtmadan kısa bir alıntılama yapmak isterim. ''W.Gropius, Bauhaus okulunun ilk yıllarında mimarlık tarihini öğretmekten yana değildi; bunun nedeni de onun tarihe karşı olan sevgisizliğinden değil, öğrencilerin tarihin etkisinde kalarak taklit yolunu seçip yaratıcılıklarını yitirmeleri kuşkusundan kaynaklanıyordu. Kendisi Bauhaus felsefesini şöyle açıklıyordu: "Bauhaus'un amacı herhangi bir üslubun, sistemin, dogmanın, formülün ya da modanın propagandasını yapmak değil, yalnızca tasarımı yeniden canlandırıcı bir etki kazandırmaktı. Biz mimarlık eğitimini, biçimin herhangi bir önyargılı fikirlerine dayandırmadık; fakat yaşamın sürekli olarak değişen durumlarındaki hayatı kıvılcımında aradık. Bir "Bauhaus üslubu" yaratmaya çalışmak, bizim savaşmakta olduğumuz durgun ve cansız eylemsizliğe doğru giden bir geri dönüş olacağından tümüyle bir başarısızlığın itirafı olacaktı.''
__________________
]... |
|
|
|
|
|
#47 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
|
Bugün okullarımızda "Bauhaus üslubu" eğitim verilmeye çalışılması ne kadar ironik...
|
|
|
|
|
|
#48 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
|
Sayın Süha Özkan'ın Arkitera Diyalogtaki yazısından alıntı...
'' .............
Modernizmi eleştirmeden önce onun temel etik ilkelerini iyi anlamak gerekiyor. Bunlar da çok basitçe şöyle özetlenebilir: a. Tasarım işlevle temellenmeyen bir dışavurum içermemeli b. Yapının temel unsuru olan yapı dizgesi (Structure) bu dışavurumun en temel öğesi olmalı. c. Gereçler som olmalı ve kendi doğal dışavurumları ile kullanılmalı Bu ilkeler temelinde yönlendirici tasarım ilkeleridir ve tasarımın etik değerlerini kapsar ve mimarlık eleştirisinin de temel kurallarını belirler. Ama hiçbir zaman Jencks’in suçladığı gibi anlamsız ve niteliksiz tasarı önermez ki. Bence, kentlerimizi ve tüm yapı üretimini anlamsızlaştıran mimarlık düzeninin suçlusu kar ve spekülasyon amaçlı ve o amaç doğrultusunda iştahı kabarmış küçük yada büyük kapital sahibi bambaşka bir kesimdir. Bu kesimin kullandığı yapı dilinin sözüm ona “modern” görünümde olması, modernizmin kuramsal ürünü olduklarını kabul etmemizi gerektirmez. Tıpkı, hem Modernizmden önceki Neo-klasik dönemde, hem de post-modern ortamda birçok niteliksiz yapının üretildiğini bilip, o akımları değil tekil tasarım ürünlerini değerlendirmemiz gerektiği gibi. Modernizmin içsel değerlerini koruyup çevresine, ortamına uyumlu, iklim koşullarına önem veren ve yerel simgesel anlamı arayan birçok nitelikli mimar yetişmedi mi? Örneğin Alvar Aalto, Jorn Utzon, Charles Correa, Rafael Muneo, Alvaro Siza, Luis Barragan, Ricardo Legorreta, Peter Zumthor, ve daha onlarcası. Hepsi modern hem de hepsi yerel ve anlamlı değil mi? Önemli olan Modernizm etiğine bağlı, ve o etik değerlerle kendini mimarlık eleştirisine sunan tasarım disiplinini savunmamız gerekmekte. Post modernlik sığ etik değerleri nedeni ile pek uzun ömürlü olmadı. 1990'lar sonrası gelişen Yeni Modernlik (New Modernism) yalnız sınırlayıcı buldukları işlevsellik ilkesini gevşeterek harikalar yaratmakta. Örnek mi: Frank Gehry, Petr Eisenman, Zaha Hadid, Tom Mayne ve daha onlarcası...'' Süha Özkan( arkitera diyalog 2004) Ve ekliyorum EAA... Bir de Frank Gehry örneğinden emin değilim. Gehry acaba modernin etik değerlerini yeterince dikkate aldı mı? Yoksa bu 'esnetme'yi suistimal mi etti biraz? Süha Özkan hocamızın yazdıklarını özümsemeye başladığımı düşünüyorum. Bugün okullarımızda Bauhaus dayatması olduğu kesin. Hocalar arasında böyle bir çatışma olduğu da... Ama haklılar bir noktada. Modernizme hakim olmadan onu nasıl yorumlarsınız? Yerel'e hakim olmadan o'nu nasıl modernleştirirsiniz? Aslında ben de aynen böyle bir proje yaparak mezun olmuştum. Proje raporumda aynen şunu yazdım. Projemi 1950-60 modernizm ilkelerine bağlı kalarak ve günümüz teknolojilerinden yararlanarak tasarladım. Aslında 'modern'in detaylarına tam hakim olunarak yapılmış bir proje değildi. Öğrenci projesiydi çünkü! 10 ayrı yapı birimi benzer ilkelerle tasarlanmıştı. Aklınıza gelen her türlü 'işlev'i içeriyordu. Bu bir özeleştiriydi proje raporum,demogojikti... Kendimi modern'in ilkelerine teslim etmiştim ve rahatsız olmuştum bundan. Affedilmez birşekilde 'tembellik' yapmıştım. Oysa projeyi daha 'yerel' hale getirmek için çabalamalıydım. Proje bitti mi? Evet. Proje doğru yaklaşımlar ve çözümler içeriyor muydu? Evet? Yerel ve etrafındaki morfolojiyi dikkate almış mıydı? Evet ama çok SIĞ bir şekilde. Ama ihtiyacı olan ' esnetilmiş işlevsellik' ilkesiydi. Projeyi 'sulandırmadan' da bunu başarabilirdik. Ama mimarlık eğitiminin süresi buna yetmedi. Şimdi de piyasa da öğren öğrenebilirsen! Piyasa da bitirme projesinde kullanabildiğim ilkelere sadık kalabilsem razıyım artık. İronik ve acı olan bu aslında...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#49 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.451
|
Süha Özkan'ın isimlerini sıraladağı isimlerin neredeyse hiçbiri alıntının girişinde sıralanan ilkeler paketine uymazlar...
|
|
|
|
|
|
#50 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#51 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Felsefe olmayınca hiç bir şey olmuyor, mimari de sanat ta... Etrafımızdaki herşeyin şekillenişinde bizim katkımız ne düzeyde? Tartıştığımız problemleri biz mi belirliyoruz, yoksa birileri tarafından mı bize dayatılıyor o problemler? Tartıştığımız şeyler bizi kurtaracak mı? Bir felsefe geleneğimiz olduğundan rahatlıkla bahsedilebilir, eğer kaç yüzyıl etrafımızdaki hayatın şekillenişine ciddi düzeyde katkıda bulunduysak, ama günümüzde bir felsefe sistemizin olduğunu iddia etmek o kadar kolay olmasa gerek... Felsefemiz olmadığı için İstanbul'u ve Türkiye'yi mahvetmeye devam ediyoruz.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
#52 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
|
Alıntı:
Yeni Modernizmin temsilcisi olarak nitelenen bu mimarlar, ''sınırlayıcı buldukları işlevsellik ilkesini gevşeterek harikalar yaratmakta'' diye yorumlamış Süha Özkan hocamız. Ama bu 'gevşetme' opsiyonunun bir ölçüsü nereye kadardır, nerede başlar , nerede biter, tanımlı değil...Onlar için tanımlı olması da beklenmiyor. Teknoloji ve biriken sermaye öyle şişkin bir ego açığa çıkarıyor ki... Örneğin 'Bilbao' Gehry'nin projesinden ' geçici turizm patlaması' dışında ne aldı? Sözü edilen mimarlar 'sürdürülebilirlik' denilen ve bana kalırsa 21.yy kilit kavramı olan ilkeyi egolarıyla değişmemişlerdir. Batıda süreç böyle yani... Peki biz kendi 'modernimizi(varsa) tartışabiliyor muyuz? ''Modernizmin içsel değerlerini koruyup çevresine, ortamına uyumlu, iklim koşullarına önem veren ve yerel simgesel anlamı arayan birçok nitelikli mimar yetişmedi mi? Örneğin Alvar Aalto, Jorn Utzon, Charles Correa, Rafael Muneo, Alvaro Siza, Luis Barragan, Ricardo Legorreta, Peter Zumthor, ve daha onlarcası... (Süha Özkan)'' Yukarıda isimleri geçen mimarlar, Bauhaus ekolünün dışına 'yerel' ve 'özel' olarak çıktılar. Bulundukları coğrafyadan beslendiler. Modernin ilkelerini yorumladılar. Oysa bizim 'erken cumhuriyet' dönemi modern eserlerimiz de ne kadar 'yerellik' söz konusudur? Birkaç özel örnek dışında, pekçoğu 'Bauhaus' modernizmini çok ileri götürmemiştir. Ama şimdiki mimari ortamımızdan çok daha ileride olduğunu söyleyebiliriz bu dönemin. Çünkü 'modern' di ve haklıydı en azından. Şuanda 'güncel' mimarlık eğitiminde de 'lumina' nın söylediği gibi Bauhaus egemen. Bu ekolün baskısıyla yetişiyoruz. Ama bir nokta eksik ve yarım kalarak... Bence biz atladığımız bu sürece geri dönüp ' silbaştan' yapma cesaretini göstermeliyiz. Üstelik şimdi elimizde 'bilgi ve teknoloji' de varken. Üstelik bizim besleneceğimiz ne kadar çok kültür var etrafımızda . Alvar Aalto'dan daha şanslı değil miyiz? Geleneksel Urfa evlerinden başlayın, Mardin dokusuna ve taş ustalığına geçin, Kapadokya'nın her yanı sürprizlerle dolu dokusuna dalın, Karadeniz'in yayla evlerinin çam kokusunu alın, Safranbolu'da tarihi dokuyu içinize çekin, Manisa Kula'ya geçip Osmanlı'ya geri dönün. Antik kentlerden başlayın ve İstanbul'dan Edirneye geçerek orda durun. Kimin bu kentler? Neden yabancıyız kendi kentimize, neden yabancılaştırılmaya göz yumuyoruz, ses çıkarmıyoruz? Bize 'tarihi doku içerisinde tasarım yap' dendiğinde neden yüzeysel kalıyor yaklaşımlarımız. Yabancıyız ve kendimize ait hissetmiyoruz da ondan... Yorumlayacak, birşeyler yakalayacak ne kadar çok kültürel noktamız var. Ve de ne kadar yabancı kalıyoruz buna. Bizim kendi tasarımlarımıza bile yabancılaşmamızın sebebi bu değil mi?
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#53 | ||
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
|
Alıntı:
bu cümleniz çok haklı sn rapsody,o kadar haklı bir cümle ki...bana gropius un bir tanımını hatırlattı...konuyu çok dağıtmadan kısa bir alıntılama yapmak isterim. Alıntı:
Sonucunda da 'modern' bitti denilecek derecede rijitleşti ve kırıldı. Yaşamın sürekli değişen kıvılcımında arama çabası? Ama 'etik' süzgecinden geçerek. Etik süzgecinden geçmeyince denge bozuluyor, iş çığrından çıkıyor... Benim tam çözmek istediğim nokta şu 'etik' değerler önyargıya neden olur mu? Veya bu 'modernizm'in istediği özgürleşmeyi ne derecede etkiler. Bu zamanla 'ustalaşılacak' bir süreçle mi elde edilebilir, yoksa okullarda öğretilebilir mi? Açıkça sorayım bizim gibi yeni yetmeler de 'bu etik değerleri' özgürlüklerini kısıtlamadan, meta yaratmadan ortaya koyabilir mi? Öğrenciyken bunu yapabilirken piyasaya çıkıldığında neden herşey tersine dönüyor? Kırılma noktası neresi? Etik üniversite kitaplarıla birlikte kitaplığa mı kaldırılıyor? Neden?
__________________
R&R En son lumina tarafından düzenlendi : 26-04-2008 13:38. |
||
|
|
|
|
|
#54 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Alıntı:
__________________
Sen sonsuz' luğa giden yolda, yürekleri ısıtan bir ışık olmalısın...C.B... |
|
|
|
|
|
|
#55 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 25-03-2008
Mesaj: 70
|
Alıntı:
Universitelerde reel bilim ogretilir,isin ekonomi politik yani serbest piyasada ogrenilir ki bunu ilk tecrube edince soguk dus gibi gelir.Yapdigin her seyin yazdigin cizdigin tasarladigin kontrol ettigin her seyin aslinda insana hizmet icin degil kapitali arttirmya calisdigin sirketi, holdingi daha fazla buyutmek icin oldugunu anlarsin.(Birim fiyat is yapan bir sirketde calisdin mi hic? Beton niye uretilir? basitcesi kaliba dokulmesi icin,eger sen ihtiyacindan fazla beton isteyip bunu dereye doker ve parasini alirsan iste o an kirilma noktasidir.) |
|
|
|
|
|
|
#56 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 522
|
Alıntı:
İşlev dışı pek çok mekan ve süsleme vardı. Öncelikle bunlardan kurtulduk ve müşteriye kabul ettirdik. Bu okul yapısını (12000 m2) 1200 m2 küçültüp, detaylardan kurtulup 'RASAYONEL' yani daha 'MODERN' çözümlerle büyük ölçüde maliyeti düşürdük(proje kordinatörüyle). Bu modern'in en temel, temel taşı niteliğindeki yaklaşımıdır. Rasyonelleştirme. Le Corbusier'den ötesi değil. Bir Alvaar Aalto değil. İşe yarıyor 50 yıl sonra bile. Bazı problemlerden dolayı firma krize girince temel aşamasındayken ben ayrılmıştım. Yanılgı şurada ' UCUZ OLAN KALİTESİZDİR' , ' PAHALI OLAN İYİDİR'. Böyle birşey yok. Modern zaten 'EKONOMİK' davranmak için çaba sarfeder. Sermayeyi dengeli kullanmak için kafa yorar. Bunu yaparken 'ego' değil 'temel ihtiyaçlara' yönelir. Bunu ısrarla müşteriye anlatınca ve kaliteli çözümlere ulaşınca müşteri mutlaka ikna olur. Ama 'mimar' ısrarcı olmaz da 'süsleme' yoluna giderek kolaya kaçarsa, müşteri en kısa yoldan ikna olur. Sonra da piyasa şartları bunu gerektiriyor diye yakınır. Bunun için 'mimarlık' ustalaşma gerektiriyor sanırım. Benim 'ustam' diyebileceğim bir hocamın bir projesini benzerlerinden çok daha düşük maliyetle yaparak çok başarılı bir proje ortaya koyduğunu görünce 'mimarlığın' ne demek olduğunu anladım. Üstelik bu proje ödül aldığında, aslında ' JANJANLI' projelerin o kadar da aranılan olmadığını gördüm. Elbette 'modern' her babayiğidir harcı değil. Hele bu devirde 'temel ihtiyaçları' savunmak ' DON KİŞOTLUK' kimilerine göre.
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 28-04-2008 16:41. |
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|