![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#31 | ||
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
Alıntı:
Efendim insan yaratıldığı günden beri...
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) En son ssss tarafından düzenlendi : 19-04-2008 16:08. |
||
|
|
|
|
|
#32 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Şu cümle için de teşekkür ederim ayrıca.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#33 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 520
|
Alıntı:
Konuyu nitelikli anlatımınızla toparladığınız için teşekkür ederim öncelikle. Yukarıdaki tespitlerinizi farkeden pek çok insan olmuştu devlet erkanında daha önce elbette, ama hiçbirisi tam olarak konunun özüne inecek düzenlemeleri yapamadı (birisi dışında). Çünkü modern bir toplum yaratmaya çalışırken, klasik ve tutucu hayatlarına devam ediyorlardı... Bir tanesi gerçekten köklü değişikler yapıp fark yaratabildi, çünkü modernizmi gerkeçten özümseyebilmişti... Modern hareket henüz başlamamışken Türk toplumunun başına gelen bu değişim, çağı yakalamak adına büyük bir şanstı... Fakat bunu özümseyemeyenlerin ağırlıklı olduğu bir toplumda yayılmaya fırsat bulamadı... Bu modern altyapıyı Türk insanına kurmaya çalışan M. Kemal Atatürk. O'nun söylediği ve bizim kavramsallaştırıp, rozetleştirdiğimiz, heykelleştirdiğimiz fikirleri modern toplumun gelişiminin basit anahtarlarıydı aslında. Sanat için söylediklerini hayata geçirebilseydi, devletin başına 'çıkanlar' yeterdi belki fark yaratmaya. Şimdi ise ' korkudan ülkeyi terk etmeyi düşünen sanatçılarla' modern bir toplum ve modern toplumda yükselen bir modern mimarlığın hayalini kuruyoruz... Ne trajedi... Bu yüzden seni sevmiyorum modern, sen asla ulaşamayacağım bir sevgilisin artık... Git de mutlu mesut yaşayayım, betonarme kubbelerimle, giydirme cephelerimle, eklektik kütlelerimle, uyduruk pop müziğimle, arabeskimle, alaturkamla, sabah programlarımla, başörtüsü tartışmalarımla, birisi öldürüldüğünde çevreye duyarlı olabilen insanımla... Git de uğraştırma beni... Daha yapmam gereken 3 çocuk var, yoksa yersiz yurtsuz kalacağım senin yüzünden...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#34 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 520
|
Klasizm kavramı sizin 'kendisiyle çatışan modern'i tanımlayacaktır. Klasik modern mimari, tutucu davranışlarından ötürü kendisiyle çelişmiştir. Burada modernizmden kopmuş oluyor klasik modern mimari. Ama kendisini çabuk toparlıyor, tüketim toplumu çökene kadar beklemek zorundaydı belki, 'insan hevesini alsın' sonra mutlaka kendisine dönecek ve gerçekten ihtiyacı olan işlevlere odaklanacaktır diyordu.
Şimdi tam zamanı, buyrun size çözmeniz gereken bir sürü problem... Enerji-yakıt sıkıntısı, susuzluk, küresel ısınma, küreselleşme, açlık, aşırı trafik vs. vs. Bu yüzden UIA 2005'in yarışma konusu 'extreme'di. Buna en duyarlı olabilen, çoğumuzunda burun kıvırdığı projeler kazandı... Çünkü onların zamanı geldi... ' bizim yazıyla düşündüğüz pek çok konuya mimarca bir proje yaklaşımı Tekfen Kağıthane Ofisleri - EAA Emre Arolat Architects '
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 20-04-2008 01:18. |
|
|
|
|
|
#35 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Alıntı:
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
|
#36 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Bir kere bizim en büyük yanlışımız; hala 'geçmişe bak' dedikçe 'geçmişi yap' anlaşılmasıdır.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#37 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 520
|
EAA Tekfen Kağıthane Ofisleri projesini, konuyu destekleyici güzel bir örnek olarak görüyorum. EAA in son çalışmaları incelendiğinde 'duyarlılığı' yüksek projelerin hayata geçirilmeye başlandığını görüyoruz. Emre Arolat zaman zaman cesurca çizgisinden vazgeçebiliyor.Beni asıl heyecanlandıran da bu...
Narlıdere projesinde baktığınızda form olarak bu projeyle çelişiyor gibi görünse de, yaklaşım olarak 'kaygıları' aynı temelden çıkan bir felsefenin ürünü olduğunu göryoruz... EAA projelerini inceleyince nefesim açılıyor... Benim modern den anladığım işte tam olarak bu yaklaşımdır. Baktığınızda klasik modernde görmeye alıştığımız detayları da görebiliyoruz(brüt beton, açıkta bırakılmış strüktür gibi). Yapıldığı yere yabancılaşmayan, aynı zamanda 'modern' toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, farklılaşırken 'yabancılaşmayan' ince bir anlayış... Yaklaşım ise farklılık gösterebilir, dokuyu okuyup 'iz'leri ne şekilde yorumladığınız ise 'bireysel' dir ki, bu bireysellikte sizi farklı kılan şeydir. Cengiz Bektaş bu projeleri nasıl eleştirir duymak isterdim aslında. Ama haddimi aşarak bir tahminde bulunacak olursam; yaklaşım yöntemlerini ve çözümlerini daha bize ait bulacağını düşünüyorum. Dokuyu okumak ve yorumlayabilmek. Bu mimarlığın 'sürdürülebilirliği' çok daha üst düzeyde bence. Şimdi tehlikeli ve can sıkıcı olabilecek bir soru: Bu projenin yaklaşımı mı daha moderndir, Zaha Hadid'in Kartal projesindeki yaklaşımı mı? Aklıma gemişken ' mesele yatay balkon korkuluklarından vazgeçebilmekle alakalı'. Zaman zaman bazı üstadlarımızın dillendirdiği, 'modern' projelerde yatay etkiyi artırmak için kullanılan yatay balkon korkuluklarının, etik açıdan sakıncalı bulunması gibi. Çocukların tırmanabileceği yatay korkulukların yarattığı tehlike modernin iç çelişkilerinden bir tanesi.' EAA projelerinin detaylarına dikkat!
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#38 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-07-2007
Mesaj: 269
|
Modernleşme kürelleşme içinde bir süreç.Küreselleşmenin ayrılmaz bir parçası.Ne demek “modernlik”? 17.yüzyılda Avrupa’da başlayan ve sonra bütün dünyayı etkisi altına alan toplumsal yaşam ve örgütlenme biçimi(A.Giddens)
Modern bir toplum muyuz biz? Modern bir insan mıyım ben? Nedir kriterler? Kim karar verecek buna? Patent hakkı Avrupa’ya ait olduğuna göre, Avrupa mı? Peki, modern bir topluluksak ya da değilsek ne değişecek? Modern olmak zorunda mıyız? Modern olmak zorunda mıyım? Modernliğin mekanla, zamanla, parayla ilişkisi nedir? Riski yok mu hiç? Kötü tarafları? Modern olmak bir tercih mi, zorunluluk mu? Ya olamazsak? Yok olma riski var mı? Kendini gerçekleştirmek için modern olmak zorunda mıyız? Sebebi var mı? Süreç mi? Süreçse hangi noktadayız? Modernliğin kuramsal ve teorik açıklamaları ne? Avrupa gerçekten modern mi?Eğer şimdi dünyanın son gecesi olsaydı, ne olacaktı? Sorularının cevaplarının yazılı olduğu bir yazı yazmak için biraz zamana ve de okumaya ve de düşünmeye ihtiyacım var sanırım. Şu anda “kırmızı gül” çalıyor mesela, en sevdiğim türkü...Ama diğer taraftan da 21 yıl sonra ilk kez bir araya gelecek olan pink floydu kaçırmamaya çalışıyorum live8 de.Kırmızı gül pek “modern” gelmiyor kulağa sanki...Sorulsa hangisi daha modern diye Pink Floyd galip çıkar belki.Kriterlerden biri olabilir mi acaba? Kırmızı gül de benden bir parça var sanki.Ondan vazgeçemem modern olma uğruna. Pink Floyd’da benden bir parça var sanki.Ondan da vazgeçemem,modern olmak sanıldığı kadar iyi bir şey değilse, modern olmak pahasına. Eğer şimdi dünyanın son gecesi olsaydı, ne olacaktı?
__________________
''Bir tasarım ancak biri onu kullandığı zaman bitmiş demektir'' |
|
|
|
|
|
#39 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-09-2006
Mesaj: 65
|
F.l.wright
Merhaba
"Düşünmek yalınlıklarla uğraşmak demektir." (Louis Sullivan)
__________________
Bütünün parçalarıyız... |
|
|
|
|
|
#40 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 520
|
bunu kaçırma...
Alıntı:
Türkülerin aslında 'modern' olduğunu, hatta ' Mevlana' nın yüzyıllar öncesinden 'modern' fikirlere ulaştığını. Pek çok ozanımızın o zaman adı bilinmeyen 'modern' fikirlere ulaşabildiğini... Yunus Emre'nin sözlerinin ne kadar 'modern' olduğunu Cengiz Bektaş çok güzel ifade etmiş. Bu kitabı özümseyerek okursanız pek çok cevap bulacak ve dağınık resim biraz toparlanacaktır. Benim için öyle olmuştu ilk okuduğumda, şimdiye kadar tasarladığım herşeyi yeniden sorgulamama neden olmuştu... Etrafında dönüp durduğumuz bu aslında, Han Tümertekin'in B2 evi ne kadar modern ve evrensel ise o kadar da yerel ve bize aittir aynı zamanda... Kalıplaşmış fikirlerden veya kavramların kime ait olduğunu bırakıp kendimizi keşfetmeliyiz belki daha önce... Sonra Pink Floyd üzerine ' kırmızı gül' dinlemek seni 'kimliksiz' yapmaz , aksine çıkış yolları bulabileceğin farklı kültürlerden beslendiğini gösterir. Yeterki yerel ve özden gelene yabancılaşma... Hangisi daha modern sorusunu ben de sordum ama gereksizdi...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#41 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-07-2007
Mesaj: 269
|
RedRapsody sana katılıyorum.Ve dediğin gibi Cengiz BEKTAŞ hocamızın ''Yaşam Kültürü''isimli kitabı güzel gider.
__________________
''Bir tasarım ancak biri onu kullandığı zaman bitmiş demektir'' |
|
|
|
|
|
#42 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Budur!..
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#43 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Mimari ve müzik ilişkisi beraber düşünülürse, gelenek ve modern 'çatışma'sına güzel bir örnek vermek isterim: Tanburi Cemil Bey müzik tarzını oluşturduğu ilk dönemde, etrafında müzikten anlayan zevat, kendisini klâsiği yozlaştırmakla itham etmiş ve onun müzik tarzından ciddi bir şey çıkmayacağını belirlemiş. Türk Müziği ile birazcık olsun ilgilenen herkes Tanburi Cemil ve müzik anlayışının hakkını teslim eder. İşin ilginç tarafı 80 yıl önce modern olan Tanburi Cemil Bey, bugün kime sorarsanız sorun en önemli klasiklerden birisidir. Bence çıkış noktamız şu olabilir: geçmişte güzel olan herşey klasiktir, bugünün 'güzel modern'i de bir 80- 100 sonra klasik olmaya adaydır. Amaaa, güzel olan nedir? Bunu da bizim tarihi yorumlayış tarzımız, dolayısıyla gelecek tasavvurumuz belirler. Tarihi yorumlarken ister istemez gelenek ve klasik gibi kavramlarla karşılaşıyoruz ve bundan da kimse gocunmamalıdır. Aynı şekilde bugünde yaşadığımız için de, içinde bulunduğumuz durumu göz önüne almak ve bu devrin öncelikle yerel(Türkiye), daha sonra da evrensel(bütün dünya) problemlerine çözüm üretmek durumundayız, yaptığımız işe önem atfediyorsak. Varsın bu da bizi 'modern' yapsın. Biz güzel bir şeyle meşgul oluyor muyuz, olmuyor muyuz? Önemli olan bu nokta...
Kaldı ki, bugünün problemlerine çözüm sunamayan yani 'modern' olamayan, asla ve asla klasik te olamaz, klasikte de yerini alamaz.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
#44 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 132
|
Bu noktada sıralamaya bir madde daha koymak ihtiyacı hissediyorum. Bence evrenselden önce sorumlu olduğumuz balkanlar, arap dünyası ve dolaylı olarak orta ve doğu asya mevcut. Biz farkında olsak da olmasak da yapacağımız her hareket bu coğrafyaları da etkilemektedir. Udu çalış biçimimizden tutun da baklavaya koyduğumuz fıstık miktarına kadar herşey.
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#45 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 520
|
bir örnek 'aşgabat merkez kütüphanesi'
Hazır etrfımızdaki coğrafyadan konu açılmışken, kısa süre önce deneyimlediğim Askabat'ı örnek vermek istiyorum.
Aşkabat incelendiğinde modern orneklerin SSCB zamanında yapıldığını görüyoruz. Eski bolge o kadar insani ve kendinizi rahat hissettiğiniz bir bölge. Parklar,konutlar ve ölçek eski püskü olsa bile çok ince düşünülmüş mekanlar. Şimdi Türk inşaat firmalarının Türkiye'yi temsil ederek yaptığı beyaz mermer kaplı, giydirme cepheli binalardan işe yarayanını görmedim. Hatta bir tanesinin uygulamasını da ben çizdim binbir kavga gürültüyle. Konsept hakkında yorum bile yapamazsınız, o kadar ANITsallığı kafaya takmışlar ki! Türkmenistan coğrafyasına tamamen yabancı , salt egoya hizmet eden yapılarla dolduruluyor Türkmenistan. Bu ' neo Stalinist' diye adlandırılan, salt egoya odaklı, ihtişam ve şehvet meraklısı yapıların arasında 'kaya gibi' duran bir yapı var ki gördüğümde nefes aldım biraz...Gerçi brüt beton yüzeyini mermer kaplamışlar ama, özünü bozamamışlar... Aşkabatta gördüğüme inanamamıştım böyle bir yapıyı. Aşkabat Kütüphanesi 20. yy modernizm anlayışına paralel inşaa edilmiş(klasik modern denilebilir), içerisinde tek bir klima ihtiyacı duymadan çalışabildiğiniz, ışığı kullanmak için pencere açıları özenle ayarlanmış bir yapı. Kurak Türkmenistanda, çörteninden dökülen yağmur suları altındaki birer ağacı suluyor. Ben de BUDUR dedim işte o an. Ve klasik Selçuklu mimarisiyle karşılaştırdım bu yaklaşımları... Hangisi bize daha çok ait? Elbette en insani olanı. Bu yapıdan ders alacağına 'ANITSAL' yapıları dayamışlar Türkmenlere bizimkiler... Yani bir felsefemiz olmayınca bırakın etrafımızdaki ülkeleri etkilemeyi , kendimize uygun yapı tasarlamayı bile beceremeyiz....
__________________
R&R En son RedRapsody tarafından düzenlendi : 22-04-2008 21:40. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|