![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 525
|
Alıntı:
İyi niyet şudur, belediye kentte mimarlık yapan fakat imkanları ölçüsünde Avrupa'yı detaylı gezememiş mimarları toplar, en uygun koşullarda birlikte gezmelerini ve yaşadıkları kent için fikir geliştirmelerini bekler. Anadolu'yu bitirdik te Avrupa kaldı... Bulunduğu kentin, bölgenin özel yerlerine gitmiyor ki adam, Avrupa'da ne görecek gidince...? Önce bir Türkiye'yi bitirmeli, ondan sonra Avrupa'ya geçmeli... Diyor ki soner yalçın: Doğruyu bulmak zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur. ... Görmek istemeyeni, ister Avrupa'ya götür, ister Dünya turu yaptır...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#17 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-08-2005
Mesaj: 60
|
İyi tasarımcı diyebildiklerimize sormak lazım: gezdikleri mekanlar mı tasarlatmış yaptıklarını?
Tasarımcıyı gezip gördükleri iyi tasarımcı yapmaz mekanların hissettirdikleri yapar...(misal:Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin Eskişehir'e yaptıkları gezip görülerek yapılmış....)Tasarımcı 'gerçek' tasarımcı değil ise yapılanlar taklittir ( esinlenme ) gerçek tasarımcı ise yemek içmek bahane.... |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-12-2005
Mesaj: 12
|
[Diyor ki soner yalçın: Doğruyu bulmak zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur. ...
Görmek istemeyeni, ister Avrupa'ya götür, ister Dünya turu yaptır...[/quote] bu söz ucu açık; tartışılabilir, yorumlanabilir bir söz: bilgisiz doğru üç ayaklı sandalyedir, kime göre doğru kime göre yanlış çünkü doğru öznel bir kavramdır,, v.b. fakat yeri bu başlık olmamalı ![]() ayrıca ben de aynen bunu söylüyorum görmek istemeyeni, ister avrupaya götür, ister afrikaya o mimarın sorunudur![]() bence ortada tamamen çarpıtılımış bir başlık var.. |
|
|
|
|
|
#19 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Bakınız hala mimarlardan başkalarında çözüm aramaya (başka suçlu bulmaya) devam ediyoruz. En temel sorun bu bence.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
|
#20 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 05-09-2005
Mesaj: 238
|
Eskişehir'deki durumu apayrı bir başlık olarak ele almak gerekir bence.
Eskişehir'de yapılanlar halk arasında çok çok beğeniliyor, medyada bile aynı durum söz konusu. Kimse çıkıp bu iş taklit ederek olmaz, farklı yolları vardır bu iş böyle yapılmamalı demiyor..
__________________
Erdem Akbıyık |
|
|
|
|
|
#21 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-08-2005
Mesaj: 60
|
Alıntı:
Tam da bunu söylemeye çalışmıştım zaten Eskişehir'de yapılanlara mimarların bir tepkisi ya da (olumlu ya da olmusuz bir etkisi) olmadı ki...Kimse çıkıp 'Sayın Büyükşehir Belediyesi siz mimarmısınız bunları tasarlayanlar kimler?' diye sormadı,sormayacak da. Biz bütün dünyayı dolaşsak görsek ne yazar sonuçta saplanıp kaldığınız yer; kuyumcudan,manavdan müteahhit olmuş adamlar...O mimarlar odasının verdiği eğitimleri almaları gereken insanlar İŞVERENLER, BELEDİYE BAŞKANLARI....Zaten bu eğitimleri onlara hakkıyla versek mimarların içindeki TAKLİTÇİ MİMARLAR ya da SADECE MİMARLIK DİPLOMASINA SAHİP YURDUM İNSANI demeliyim aramızda eriyip gideceklerdir.... |
|
|
|
|
|
|
#22 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-11-2006
Mesaj: 7
|
Mimar dediğimiz tekil bir varlık değil arkadaşlar. Dolayısı ile mimar kelimesinin taşıdığı olasılıkların hepsini birden barındırması gerekmiyor. Mimarlık eyleminin ne olduğu üzerine de bir tartışma yapmakta fayda var. Belediyede çalışan her mimarlık mezunu arkadaşın şimdiye kadar yazılanlarda "tasarımcı"ya atfedilen, bir "tasarımcı"da olması gereken özellikleri taşıması gerekiyor mu gerçekten?
Avrupa görme hadisesinin geçmişi bizde baya bir eskiye dayanır. 18. yy başında Yirmisekiz Mehmet Çelebi nin elçilik görevi ile gittiği Paris ve yolculşuğu boyunca gördükleri hakkında yazdığı seyahatname, Osmanlıda "Barok" 'un başlamasına sebep olan önemli etkenlerden birdir örneğin. Ben önce Türkiyeyi bitirelim sonra sıra Avrupaya gelir önerisine de katılmıyorum. Hele yaşadığımız zamanda herşey bu kadar küreselken... |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-10-2007
Mesaj: 1
|
Arredamento Mimarlık dergisinin bir sayısından:
"Mimarlar gezer, Bazıları gezmez; Kimileri gezse de görmez..." |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Yönetici
|
Oldukça alışıldık bir mimar duruşu. Kuşkusuz doğru.
Üçüncü satırın şartı olan ise birinci satır...
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-11-2007
Mesaj: 1
|
Avrupa mimarisi dediğiniz nedir ki Yunan'ı taklitten başka?
Bizim, Yunanın taklitinin taklitine tabi ki ihtiyacımız yok, yüceltilmesi gereken köklü ve güçlü bir mimari doku var eski kentlerimizde: Örneğin Mardin'de, Urfa'da, Amasya'da, Safranbolu'da, Beypazarı'nda...Önce kendi kültürümüzü ve mimarimizi öğretsinler bize okullarda bence,sonra "Avrupa Mimarisi Dersi"ni alırız veya Avrupa'yı o zaman gidip görürüz... |
|
|
|
|
|
#26 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-01-2008
Mesaj: 11
|
Alıntı:
Avrupa mimarlığını bir bütün olarak ele almak her zaman mümkün değil ki. İşin içine giren bir sürü dinamik var ve bütün bu dinamikleri yunan taklidi diye kestirip atmak oldukça saçma zaten. Açıklayayım; avrupa mimarlığının merkezini İtalya olarak görmek yalnış. Ancak yine de batı kendisini Roma ile özleşleştirir. Neredeyse bütün kamu yapılarında Roma'ya gönderme mevcut. Bu, Roma İmparatorluğu'nun dünya hakimiyetini gerçekleştirmiş tek güç olmasıyla açıklanabilir. Yani batı mimarlığındaki Roma benzerliği daha çok siyasi anlam taşır. Buna rağmen buna ters gidenler de var. Örneğin, Fransa. Fransız baroğunda düşey vurgu Fransız gotiğinin("Goth eşitdeğildir Grek/Roman") avrupada bıraktığı kimlikle ilişkilidir. Bahsedilen şey zaten, Avrupa'ya gidip tarihi binaları görmenin aksine, Avrupa'yı okumakla alakalı. Zaten başlık "Anadolu Görmemiş Mimarlar" değil farkettiyseniz, dolayısıyla mevcut konunun Avrupa' nın ne kadar Yunan taklitçisi olmasıyla da alakası yok. Gidip bütün Avrupa'yı Yunan taklitçisi diye okuyacaksanız da şöyle oturun bir soluklanın bence. Çok yorulmuşsunuz. |
|
|
|
|
|
|
#27 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-08-2005
Mesaj: 60
|
Kısaca şunu sölemek gerek
ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ. HERŞEY BİZİM YARATICILIĞIMIZA BAĞLI. NEREDE,NEYİ GÖRDÜĞÜNÜZÜN ÖNEMİ YOK, ÖNEMLİ OLAN SİZİN ZİHNİNİZİN NE KADAR AÇIK OLDUĞUYLA İLGİLİ...KÖY KAHVESİNDEKİ ÇAY BARDAĞINI 'GÖREBİLİYOR' OLMAK DA tasarlamak İÇİN YETERLİ... |
|
|
|
|
|
#28 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Avrupa'ya takılanlara önerim Asya ya da Afrika'yı görmeleridir; ya da paşa gönülleri nereyi isterse orayı. Ama görmeden mimarlık olacağını iddia etmek bana oldukça tuhaf görünüyor.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 525
|
Türkiye'de mimarlık yapan herkes, yarışmalara girenler, girmeyenler , topluma ve kültürümüze malolacak eserlere imza atanlar Anadolu'da ve Türkiye'de nereleri görüp mimar gözüyle incelemediğinin bir listesini yapmalı bence. Sonra bu listeyi yok etmek için belirli bir plan yapmalı...( söylemesi kolay diyenleri duyar gibiyim ) ama bu mümkün... ve gerekli.
Öncelikle Türkiye üzerindeki mimarlık adına yapılmış her türlü eserin altyapısını ve kültürünü kavramadan Avrupa mimarlığını anlamaya çalışmanın yüzeysel kalacağını düşünüyorum. Avrupa mimarlığını Yunan mimarlığının takliti falan gibi görmek sizin vizyonunuzla alakalı bir durum. Fakat burada ' birini yüceltmek için, diğerini yerin dibine geçirme' hastalığı var, bu hataya düşmeden objektif yorumlar yapmaya çalışırsak geliştirir bizi. Bizim mimarlığımızda ne kadar Yunan etkisi varsa, Avrupa mimarlığında da o kadar etkilidir. Örneğin öncelikle Ayasofyayı detaylı gezmeyen birinin , Selimiye yi ne kadar anlayabileceği tartışma konusudur. Avrupa'yı tam olarak gören bir mimarın , Dolmabahçe'yi anlayışı da benden farklı olacaktır mutlaka... Yani öncelikle bir merkeze oturacak kültürel altyapı oluşturmadan, yani bulunduğumuz çoğrafyanın geliştirdiği felsefe ve mimarlığı özümseyip bunu 'modern' toplumsal hayatımıza yansıtmadan, çamurda patinaj yapıp duracağımızı düşünüyorum... Yaptığımız hiçbirşey kültürel ilerleyişimizde sağlam bir taş olmayacak, uykuya dalmakta zorluk çekecek mimarlar, hep huzursuzca uyanıp geceleri projelerini inceleyecek... Kafası karışık dolaşacak... Avrupa görmüş Belediye başkanlarına sözüm: Anadolu görmemiş, mercedesinden inip kaldırımda yürümemiş, İstanbul'u gezmemiş, Selimiye'yi görmemiş, Kapadokya'yı gezmemiş,... Belediye başkanları... Kenti bilmeden kenti dönüştüren belediye başkanları, önünüzde iki mimar elpençe divan olunca doğru işler yaptığının yanılgısında kentleri şekillendirmeye devam edeceksiniz...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-01-2008
Mesaj: 11
|
Öncelikle bu Anadolu'yu mu görsek Avrupa'yı mı görsek sorusuna veya bunun tartışmasına son vermeli bence. Çünkü ikisi de bir diğerinin önceliği olarak bahsediliyor. Halbuki bu yanlış, burada Selimiye'yi daha iyi anlamanın önceliği "görmüş" olmak. Avrupa görmüş olmak değil. Çünkü hiç biri birbirinin devamı değil aslında, etkilenmişler birbirilerinden.
Avrupa mimarlığını anlamak için de bütün Türkiye'yi yalayıp yutmak gerekmiyor, gerekmemeli. Bu bir aidiyet meselesi değil çünkü. Temelde, daha çok görmüş olmak, daha iyi okuyabilmekle ilişkilenmeli sanki. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|