![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#31 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 577
|
Biraz daha okuyunca konunun Balyan ailesinden daha derin olduğunu görüyoruz.
Türk Baroğu tanımlamasının derin bir mimarlık tarihi araştırmasıyla destekleyen yazıları ve belgeleri sayın Betül Bakır'ın kitabında görüyoruz. Sayın Betül Bakır'da özellikle belirterek yabancı tarihçi ve yazarların 18.yy Osmanlı mimarisinde batılıların bütünüyle egemen olduğunu yalanlamaktadır. Görünen o ki ' Avrupa tarafı' da tarihi yorumlama konusunda o kadar masum değil. Söylenildiği gibi ortada BAKLAVA benzeri bir yaklaşım var. O zaman biraz daha derin araştırmaların yapılması, arşivlerin didik didik edilmesi konusunda herkes hemfikir sanırım. Fakat sürekli söylendiği gibi ' bu büyük bir yalandır' yaklaşımı ' sansasyonel ve biraz da propoganda koktuğu için tepki çekti...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#32 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Haberin 'büyük bir yalan' olarak verilmesi olayın daha ciddi bir etki uyandırması için yapılan, ama bence de yanlış olan bir yaklaşım tarzı. Burada zaten Balyanlar'ın mimar olup olmadıklarını sorgulamıyoruz ilk başta. Hangi yapı hangi mimara ait bunu sarahate kavuşturmaya çalışıyoruz. Ama bu noktada şu sonuçlar çıkarılabilir kanısındayım:
1. Yakın Türk Tarihi mimarisiyle, siyasetiyle. düşüncesiyle ciddi bir biçimde çalışılmamıştır. ( belki de çalışılması için 'tarih' olması gerekiyor!) 2. Arşiv hakkındaki bilgimiz çok zayıf. Okuyamıyoruz, dahası böyle bir şeyi gereksiz görüyoruz.( Haberin doğru olmadığı ortaya çıksa bile bu ciddi bir problemdir. Bir kaç isim dışında arşiv kaynaklarını doğrudan kullanan tarihçimiz, mimarımız, sanat tarihçimiz maalesef çok az.) 3. Geçmişe karşı bilgi edinemediğimiz sürece ciddi yorumları ortaya koyamacağız, çünkü yorumlamanın ilk aşamasını bilgilenme oluşturuyor, önyargılardan ve kutsallıklardan arınarak elde edilen saf bilgilenme. 4. Çalışılan hangi konu olursa olsun önceliğimiz 'biz'( Türkiye) olmalı. Dışarıya gözü çevirmenin ön önemli adımı kendinin ne olduğunun farkına varmaktır. Yerel olmayan evrensel olamaz.
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' En son ellenkeyzen tarafından düzenlendi : 07-04-2008 20:59. Nedeni: imla yanlışı |
|
|
|
|
|
#33 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.530
|
Bilgilenmenin önünde en büyük engel dil. Arşivlerini samimi olarak paylaşmak isteyen bir devlet sadece kapıları açmakla yetinmemeli bence. Osmanlıca zaten başlı başına bir "dert"; bir de eski yazı olduğunu düşünürsek resmi evrakların bu "dert" iyice katmerleniyor. Devletin ya üniversiteler ya da başka girişimler yoluyla bu belgeleri güncel dile aktarması gerekiyor, eğer gerçekten bu belgeleri paylaşmak ve bu belgelerden bilginin üretilmesini talep ediyorsak. İşte, tam bu nokta bir miktar loş.
Merak edenler için: Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
#34 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#35 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.530
|
Geçmişi bilmekten dem vuranlar sadece kendi anlattıkları mitolojilerin geçerli olmasını istiyorlar o zaman. Üniversiteler şu an başka işlerle meşgul olduklarından bu taleplerin başka yollarla ifade edilmesi gerekiyor galiba.
|
|
|
|
|
|
#36 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 577
|
TARİH yazmak, TARİH yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen HAKİKAT, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.
M. Keman ATATÜRK Osmanlı Arşivleri'nin tercüme edilip dijital ortama aktarılması Türkiye'deki bütün tarihçi, sanat tarihçisi ve bilim adamının ilk görevi olmalıdır. Bu sağlanmadığı sürece, yazılan hiçbir makelenin,araştırmanın altı dolmayacak, hep bir yanı eksik kalacak, göstermelik olacak...
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#37 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2005
Mesaj: 133
|
Bütün tarihçiler, sanat tarihçileri ve bilim adamları işi gücü bırakıp tercümanlık mı yapsın?
__________________
Batı karşısındaki durumumuz, efendisinin ilaçlarını çalıp içen uşağın durumudur.(Cemil Meriç) |
|
|
|
|
|
#38 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#39 |
|
Yönetici
|
Çevirme öğrenme işi gereksiz değildir.
Kimse de bunu demez bence. Ancak herşey gibi bunu abartmamak gerekir. "Her mimar Osmanlıca öğrenmek zorundadır" gibi. Osmanlıca'nın zor olduğu bilinir. Belki de biraz faha fazla üzerine düşülmeli, Üniversitelerde sadece bir kaç kişinin bildiği şekilde değil Mimarlık Fakültelerinde bir kaç on kişinin bildiği halde olmalı. Ama vur deyince öldrümemek gerekli. Kısaca Balyan'ların durumuna gelince. "Mimar Sinan'ın şu şu eserini kendisinin yaptığı büyük bir yalandır" ne kadar abes ise bu da öyle. Mimar Sinan Hassa mimarı tabii ki emrinde himayesinde ve gözetiminde bir sürü mimarı var ve onlara verdiği yönergelerle yapılmış bir sürü eser var. Bunlar Mimar Sinan'ın değildir demek de abes, bunlar sadece Mimar Sinan'ın demek de abes. Biraz daha ilmi yaklaşılması ve "çok büyük yalanmış" gibi varsa yanlış bilinen şeyin "yalan" hem de "çok büyük" diye tanımlanmaması gerekir. Bunun bilinmesi gereklidir ve bilim dalıdır. Magazinel değildir.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#40 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 577
|
Mimarlık tarihi mimarlık bölümünün en önemli derslerinden birisi. Fakat nedense öğrenciler mimarlık tarihini yetrince önemsemezler. şanslıyım ki okulda mimarlık tarihini çok sevdiren ve öğreten hocalarımız vardı başımızda. Fakat toplam 6 dönemden oluşan mimarlık tarihi bizim için yeterli değil. Bana bir seçenek sunulsaydı, ingilizce hazırlık mı istersin , yoksa mimarlık tarihi, sanat tarihi ve osmanlıca içeren 'MİMARLIRLIĞA HAZIRLIK ' mı diye, düşünmeden 2. yi seçerdim. İngilizceyi zaten öğrendik, dışardan da öğrenme olanakları çeşitli. Ama bazı şeyler yerinde ve zamanında öğrenilmeyince birdaha şans olmuyor.
Az da olsa Osmanlıcayı anlayabilmemiz , Türkiye'de ki mimarların bir bölümünün anlayabilmesi 'mimarlıkta kendi çıkış yolumuzu bulmamız için çok faydalı olabilirdi'. Eminim birçok gizli kalmış, çıkış noktaları bulabileceğimiz konular su yüzüne çıkacaktır. Corbusier, Wright,Alvar Aalto , nasıl beynimize kazındıysa 'bütün fiziksel çevremizi saran binaları yapanları da beynimize kazıyabilmeli, özümseyebilmeliydik ve hatta onlar üzerine yazılmış eleştiriler okuyabilmeliydik. Ama biz sadece Sinan ve nicelerini en tepeye koymak yada istemediklerimizi yerin dibine geçirmeyi seçerek kendimizi tatmin ettik. Ben buna yabancı kaldığımız için sansasyon peşinde koştuğumuzu düşünüyorum, özüne inemediğimiz için.
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
#41 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Mimarlık bölümüne girişi bilemeyeceğim, ama mesela restorasyon bölümlerinde Osmanlı dönemi ile ilgili yüksek lisans yaparken belki Osmanlıca da bilinmesi faydalı olabilir ve beklenebilir. Bildiğim kadarıyla büyük şehirlerde Osmanlıca dersleri veren kurumlar da var. Kitaptan öğrenmek zordur ama kaynak yok değil! Heves edenlerin önündeki tek engel vakit ayırmak ve sabretmek oluyor galiba?
__________________
"(...)Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz boyu sulara Hepinize iyiniyetle gülümsüyorum (...)" T. Uyar |
|
|
|
|
|
|
#42 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-04-2001
Mesaj: 2.530
|
Tek engeli vakit ayırmak ve sabretmek olarak tanımlamanın haklı bir yanı olabilir ama bunun tek ve meselenin üstünü örten bir bahane haline gelmesi de bir o kadar haksız, bence. Herkes arşiv uzmanı olmak zorunda değil. Mesele Osmanlıca öğrenip öğrenmemenin dışında arşivlerde onca veriyi bilgi üretimi için dolaşıma sokma konusundaki arzu eksikliği. Çeşitli bakış açılarının türeyebilmesi önünde Osmanlıca sanki pratik ve dolayısıyla bürokratik bir engel gibi duruyor. Korkular, hayatın başka alanlarında olduğu gibi burada da karşımızda sanırım.
|
|
|
|
|
|
#43 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2006
Mesaj: 577
|
Alıntı:
Osmanlıca belki zor bir dil, ama öğrenilemeyecek bir dil değil. Enazından her restorasyon yüksek lisansında Osmanlıca bilen birisi olmalı diye düşünüyorum. Restitüsyon çizimlerinde duvardaki Osmanlıca yazıları, Arapça yazıları sadece figür olarak algılıyoruz. Kafadan atıp, ne yazdığını anlamadan bir takım çizimler yapıyoruz bazan. Bundan bahsediyorum, işte 'uzman' insan orada kendi konusuna yabancılaşıyor bir anda. Bu da sahiplenemediğimiz bir mimarlık mirasını sırtımıza yüklüyor. Sonra ne yapıyoruz, kaçıyoruz, restorasyon konusunu üniversitelere bırakıyoruz, restorasyon projeleri ordan oraya sürünüyor yıllarca. Harcanan emekler, kaybedilen zaman, telef olan anıtlar, restorasyondan uzaklaşan mimarlar... Bir türlü bulamadığımız kimliğimiz. Aralarında esrarengiz bir bağlantı yok mu?
__________________
R&R |
|
|
|
|
|
|
#44 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-05-2007
Mesaj: 46
|
Alıntı:
Osmanlıca konusunda da size katılıyorum, içimizden bütün mimarlar Osmanlıca'dan anlamalıdır, onu iyi öğrenmelidir gibi bir şey de teklif etmiyorum. Sadece içimizden tarihine, sanatına, düşüncesine kısaca Osmanlıca'ya ve Arapça'ya yabancı kalmayan mimarların, sanat tarihçilerinin yetişmesinin Türk Mimarisi'ne ciddi bir ivme kazandıracağını ve onun seviyesini yükselteceğini düşünüyorum. Hatta diyorum ki, bizim için tarihte mitolojik olarak ele alınan şeyleri de tartışalım, bu konunun da felsefesini irdeleyelim. Ama şahsen şunu söylemeliyim ki, üniversitede Osmanlıca öğrenmenin gerekliliğinden bahsettiğiniz zaman, bir anda anlaşılmaz, yabancı hatta gerici ve yobaz olabiliyorsunuz. Ve benim hocalarım da ortada mimar diye, akademisyen diye dolaşıyor. Peh!
__________________
''insan için önüne çıkan bütün yollar yürünebilir ise o insan kaybolmuştur.'' |
|
|
|
|
|
|
#45 |
|
Yönetici
|
Osmanlıca öğrenmenin gericilik olduğunu düşünenin ilericiliğine şaşarım.
Cami tasarlayan ve çizenin de böyle olması gerektiğini düşünenler de var. O yüzden cami tasarlanmıyor ülkemizde. Diğer yandan biz de şanssız durumdayız. Ecdadımızın ne dediğini ne yazdığını öğrenmek için ciddi çaba sarfetmek zorundayız. Ancak bu mazeret olamaz. Çoğu ciddi tarihçi latince öğrenir. Latince ölü bir dildir. Konuşulmaz. Ama bilirler. Osmanlıca'ya hat sanatı yüzünden ilgi duydum. Hala da debelenir dururum. Bir öğretim görevlisi olarak az da olsa fakültelerde altlık verilmesi taraftarıyım. Mesela ilgili öğrenciler için seçmeli ders olarak konulabilir. Çok da iyi olur bence. Teşekkürler.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|