![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-10-2006
Mesaj: 154
|
Annie Choi'nin 'Dear Architects, I'm sick of your shit' adlı açık mektubunda ustaca ifade ettiği mimarların egosantrik megalomanik tavırları ve bu tavırlarının çevremize getirdiği yüklerin tartışıldığı eleştirel yaklaşımda bulabiliriz. 'Zaten bu mimarlar sadece mimarlarla arkadaş olur, bir araya gelince de her şey mimarlıkmış gibi sadece mimarlıktan konuşurlar, herşeyi mimarlık zannederler, kendilerini bir 'şey' zannederler' gibi popülerleşen yaklaşımdan söz ediyorum. Bu eleştri yapı yapmak arzusuyla gözleri körelmiş -derinlik sarhoşluğu gibi- 'mimar olma sarhoşluğu'na kapılmış arkadaşları silkelemek için gerekli sanırım. Ama bu eleştirel yaklaşımın kendisi başka bir tür körlüğe doğru ilerliyor farkına varmadan. Mimarlığı hayattan ayıklayarak, cam cepheli yüksek yapılar, kültür merkezleri gibi türlü türlü kutunun içine tıkarak, mimarlığın bir halinden korkup olası öteki hallerinden kaçınarak felaketten sakınabilir miyiz? Mimarlık her yerde, her şey mimarlık.
Doğrusu bu kadar "anlaşılır" yazdığımı farketmemiştim, üstteki paragraf benim kısa yazımın alt metni gibi olmuş neredeyse. Yazmak böyle bir şey... Ancak "mimarlığı" terkettiğimizde, Dünya için ve insanlık için en doğru yapıyı yapacağımıza inanıyorum. Bir binanın duruşu, "mimarlığın" içinde farklı, hayatın içinde farklı ise o mimarlık yok edilmeli bence. Yok edilmediği sürece "işgalcilik"ten başka ne olabilir? Sessiz sedasız onaylanan Kongre Vadisi projesi, Salı Pazarı projesi bir işgalin temsilidir. İki tip körlük var bu durumda. Bir insanı görmeyen rantçı körlük bir de şık ofislerinde büyük projeler yapan, zaman zaman bir araya gelen egosantrik mimarlardaki elit körlük. Bir ortak noktaları da ikisinin de Mimarlar Odası ile davalık olmaları. :>) "Mimarlık her şey değildir", demek, "mimarlık hayatın bir parçası değildir", demek değildir elbette. Mimarlık sonuçları son derece etkili bir sanattır üstelik. Toprağın üzerinde yer tutar, uzun ömürlüdür, bazen ölümsüzdür. Tanrı olmaya meyillidir yani. Ancak Borges'in dediği gibi "Dünya ile olan savaşımızda Dünya'nın yanında yer almalıyız." Zaha Hadid vari değil, artık Dünya'yı büyük harfle yazan bir mimari dönem gelmelidir. Her mimar bir işgalci olmamak adına, titreyerek bina yapmalıdır. Tabanlıoğlu'nun Kiler Grubu'na yapmakta olduğu Avrupa'nın en yüksek binasını konuştunuz mu Bozcaada'da? Belki konuştunuz. Her üç yönden bakarak konuşmak gerek. Bir Tabanlıoğlu'nun mimarlık serüveni, bir Kiler Grubu'nun ideolojik ihtirası, bir de bölgenin geleceği... Bir araya gelecekseniz bir sorumluluk da alırsınız. Bunu bekleriz. Yeni bir anayasa doğuyor. Ne yapıyoruz? Bir yandan restorasyon için teşvik bekleyen binlerce ahşap ev çürüyor, kamusal alanlar bir bir talan ediliyor, ideolojik kuleler onaylanıyor, bir şehir mimarlar içindeyken çöküyor. Tabii batan gemiyi kaptanlar terk etmiyor. Zaha Hadid Irak'ı yok sayarak, Dünya'nın yüzeyini genişçe kaplayabilir, belki de bu onun savaşma biçimidir, bilmiyoruz, evrensel mimari, evrensel insan...İşte, mimar olmaktan soyutlanınca, körlük dağılıyor gibi, bunlar görülüyor. Manzara bu. "Körlerle sağırlar birbirini ağırlar" diye bir laf vardır. Akademik sempozyumlar böyledir mesela. Bilen diğer bilene anlatır. Bilgi ışır. Bir kitap olur olmaz. Bozcaada böyle olmayacaktır, inanıyorum. Söz çoğalmadıkça boşlukta yiter çünkü.[/i][/i] Buradan her şey müzik diyerek soru sormaya devam eden müzisyenlere, her şey sanat diyen sanatçılara, her şey politika diyen sosyal bilimcilere, her şey ticaret diyen iş adamlarına, her şey bir metin diyen yazarlara selam ederim. Bazen çiğ de kaçsa edebiyat iyi oluyor ![]() ama her şey hiçbir şeydir. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|