![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 04-08-2004
Mesaj: 1.610
|
F-Tipi Cezaevleri: İnsan; Ceza İnfaz; Mimarlık
Merhaba, Hiç cezaevi tasarlamayı düşündünüz mü? Bu konu size insani / mimari bir 'challenge-meydan okuma' olarak tasarım ve birşeyleri değiştirme arzusu yaşattı mı? Dünya'nın cezaevlerine bakışı değişiyor; yeni görüşlerin doğrultusunda insan ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarıyla daha çok öne çıkıyor; bazı yerlerdeki çok ünlenmiş cezaevleri tamamen kapatılıp lüks otellere dönüştürülüyor; suçluya insan kimliğine yakın mekanlar tasarlanması için mimari firmaların görüşleri alınıyor. Türkiye ise cezaevleriyle, insani vicdanı sürekli sınayan şartlarla zorluklar yaşıyor. Ne yazık ki, bizler bu koşulları anahaber bültenlerine yansımış, açlık eylemleri sonrası ölümler, hastalıklar, intiharlar sonrasında veya avukatların zaman zaman yaşanan koşulları medyaya taşıma çabalarından duyabiliyor, öğrenebiliyoruz. Mimarlık ve insanlık adına siz nasıl değiştirirsiniz? Sizler tüm zamanlarını çok kısıtlanmış mekanlarda kontrollü geçiren insanlar için nasıl tasarımlar öngörürdünüz? Simla Sunay Özdemir köşe yazısında yaşanmış olayları ve görüşleri sunuyor. Oteller, tatil köyleri dururken sizlerden F-Tipi cezaevleri düşünmenizi ve mimar olarak tavır ve samimiyetinizi sorgulamanızı istiyor. Köşe yazısı için: Mimar Uyanırsa 1; F-Tipi Cezaevleri İyi çalışmalar |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
|
Cezaevi tasarlamak Prison Break dizisini izleyene kadar hiç aklıma gelmemişti. Ben cezaevi tasarlıyor olsaydım kesinlikle hiç bir mekan/obje tasarımını ergonomik ölçülerde yapmazdım. Nedeni ise bu yapı insanların" rahat yaşamasını gerektirecek bir "tatil köyü" değildir. Tam tersi buraya bir daha gelmemek için "sana vurana diğer yanağını çevir" felsefesini benimsemiş "insanlar" yaratmaktır. Benim düşüncem böyle. Karşı çıkan elbette olacaktır.
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Emrextreme'nin önerisi extrem olmuş biraz
. Ömrünün bir kısmını orada geçirecek bir insanı zor şartlarda yaşamaya zorlamak pek doğru olmasa gerek. Açıkçası ben hala neden F Tipi cezaevine karşı çıkılıyor anlamış değilim. Koğuş tipi mapushaneden daha iyi koşullara sahip bence. 50 kişiyle aynı mekânda nefes almanın ne olduğunu askere gidenler bilir sanırım. Bu tabi işin en basit şekli. Mutlaka pek çok detayı vardır mimari açıdan cezaevlerinde olması ve olmaması gerekenlerin ama hiç ilgilenmediğim bir yapı biçimi. Hastaneleri de hiç merak etmem nedense. Korkutan heryer den kaçıyorum sanırım . |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-10-2006
Mesaj: 141
|
Tecrit
İsterse altın kafes olsun farkeder mi Emre bey? Tatil köyünü baz alın. Hiç dışarı çıkmadan, kimseyle konuşmadan, bir odada ne kadar süre kalabilirsiniz? Ya da şöyle sorayım tatil köyü tatil yaptığınızda tatilköyü olmaz mı?
Bu konunun mimari hukukun dışında bir konu olduğunu düşünmüyorum. Bir mekandan bahsediyoruz. Ve o mekana tek başına kapatılan bir insandan... Binanın tümünden, cezaevlerinin sorunlarından, bunların F-Tipine dönştürülme sürecinden hatta... İşin mimari boyutu sadece mimarlar tarafindan değil, tüm çevrelerce yadsınıyor. Pek çok kurum karşı bildirilerinde; ".......mimari değişiklik yapılmasına gerek olmaksızın sorunun çözülebileceğinden" bahsediyor. Ben de diyorum ki gerekirse mimari değişiklikler yapılsın. |
|
|
|
|
|
#5 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Alıntı:
Ama dediğim gibi sıradan bir vatandaşa verilmiyor bu ceza. F-tipi'ne girilmesini gerektirecek suçlardan bahsediyorsak özgürlüğün yanında, komfor, ergonomi, işlevsellik(hücre içi) ve estetik kavramları da yok sayılmalıdır ki caydırıcı özelliği olsun. |
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2007
Mesaj: 302
|
9 yıl önce bilgisayar programcısı bir arkadaşım hapishane otomasyonları üzerine bir program hazırlamaya çalışıyordu. Ve hapishane tasarlamanın harika birşey olacağını savunuyordu. Haklıymış. İçerde hüküm giymiş ve aldıkları cezayı tamamlamaya çalışan farklı suçlardan yatan insanları daha sosyalleştirmek ve topluma kazandırmak için çalışmak mı ? Yoksa gerçekten yattığı süreyi azap çektirerek ceza olarak yaşatmak mı ? Bence tasarımın şekli ve anlamı bu iki noktadan sonra ayrılıyor.
Suçlu türlerine göre ayrım yapılmalı. Gasp, hırsızlık, adam öldürme, dolandırıcılık, düşünce suçluları, terör suçluları, tecavüz ve ırza geçme vb suç guruplarının eğilimlerine göre şekillenmeli. Örneğin; Bir işletme sahibi bir yere yüklü miktarda iş yapıyor ve dolandırılıyor. Bu yükün altından kalkamadığı için batıyor, borçlarını ödeyemiyor ve karşı alacak davalarından hüküm giyiyor.Bu kişiyi içerde birey olmaktan çıkarmak yalnızlaştırmak asosyalleştirmek doğru olurmu. Ya da bir başkasının evine girip emeğine mal varlığına ve sonra da canına kasteden birini içeride paşalar gibi yaşatmak doğru olurmu. Cezaevleri tasarlanırken kişilik eğilimlerine ve suç guruplarına göre koşullar oluşturulmalı. Sosyal alanları olan cezaevleri, Fabrika gibi üretim yapan ve meslek kazandıran cezaevleri, Ya da düşenin bin pişman olacağı birdaha girmeyi aklından bile geçirmeyeceği ceza evleri tasarlanmalı |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Mükemmel Dünya
Bir mimar için cezaevi tasarlamak zordur.Çünkü mimarlar genellikle yaşanabilinir en ideal dünyayı düşlerinde canlandırarak tasarım yaparlar.İdeal dünya hiçkimsenin suç işlemediği huzur içinde yaşanılan dünyadır.Suç hayatın bir olgu olarak kendisini ortaya koyan yüzü kaçınılmaz gerçeğidir.Gerçeklerden kaçamadığımız durumda artık çoktan gerçekleşmiş olaylar sonucunda geleceği düzene koymak için oluşturulmuş çözümlemeleri geliştirmek bir mimar için pek de motive edici bir durum sayılmaz.Önce gerçekleri olgunlukla kabullenip mükemellikten vazgeçmek ve bu geçici durumu sindirmek gerekir.Diğer taraftan mimarlığın zaten ilk insanın kendini dış dünyanın tehlikelerinden korumak için inşa ettiği yapılarla başladığını düşünürsek modern dünyada artık tehlikeyi yapının içerisine yerleştirerek ve onu kendinden soyutlayarak kavramı tersine çevirişini çok da garipseyemeyiz.Süphesiz bu soyutlama işlemi humanizm adına bir kılıf gerektirecektir ve bu kılıf hapisanelerden eğitim merkezlerine dönüşümle toplumun vicdanında bir denge durumu arayışı yaratacaktır.Zira ne kadar suçluları ayırıyor olsakta oradaki insanlar kaçınılmaz olarak tanıdıklarımız dostlarımız aile fertlerimizdir.Bu bağlamda aslında sadece suçluyu hapsetmiyoruz aynı zamanda kendimizi ona ulaşamayacağımız biçimde hapishanenin dışına hapsetmiş oluyoruz.Yani mekanizma çift taraflı işliyor.Bir şeyin içinde yada dışında olmanın yarattığı görecelilik dış dünyayı kendi imgelememizde içselleştirdiğimiz andan itibaren yitirdiği değer kaybıyla çözümsüzlüğe ve karamsarlığa itiyor.Bu bağlamda çözümlenememiş her problem aslında bizi bu dünyaya hapsediyor.Hapishane bir çözüm olabilme durumunu felsefi olarak çoktan kaybetmiş ancak bugünü kurtaran bir yaklaşım olarak varlığını devam ettiriyor.İşte böyle bir çelişkiye çözüm üretebilmek zordur.Şüphesiz içinde bulunduğumuz yaşamı simüle edemeyen bir hapishane (yani alt dünyalar) başarısızlığa mahkumdur.Dahası simulasyon görevini başarıyla tamamlayabilse bile başarısı eşit dercede dış dünya'nın bir bütün olarak bu dünya ile iletişimine bağımlı.Yani tüm sistemi , hapishane ve onu kapsayan dünyamızı birlikte düzenlemek ve tasarımı bir bütün olarak görebilmek gerekecektir.
Peki mimari bir bütün olan kentler suçun oluşumunda bir etkenmidir? *Her geçen gün yokolan sokak yaşamı.Üstüne bina dikilen parklar. *Değişik gelir gruplarını koyduğu sınırlarla birbirinden ayırarak her tür iletişimi yok eden siteleşmeler. * Yaratığı görsel karmaşa ve çarpıklıklarla her tür anlamın yitirilmesine sebep veren çarpık kentleşmeler. Şüphesiz mükemmel hapishaneyi de inşa etmeliyiz.Ancak bu yeni bir icat olmayacaktır. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
|
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
İsterseniz betonda yatıralım insanları. Sanırım biz düşsek hiç böyle düşünmezdik.
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Yönetici
|
Tehlion ve Emrextreme'ye günde iki doz alınacak "OZ" yazıyorum. Orada tasarlanmış bir hapisane vardır. Seyrettikten sonra konuşalım.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-03-2004
Mesaj: 148
|
Önce insan sonra suçlu...Ama bunun da bir hiyerarşisi olmalı
Suç ve sonucu olan ceza. Cezanın tanımını iyi yapmak gereklidir ki hapishane mekanının bu tanımdan doğru kendini var kılabilmesini sağlayalım. Bunun yanında sürgün de bir ceza şeklidir. Kapalı duvarlar yoktur ama dışına çıkılamayacak bir şehir vardır içindeki her türlü ergonomisiyle birlikte. Orada da psikolojik olarak cezalandırılırsınız.
Tüm cezaların sonunda suçludan beklenen şey ıslah olmasıdır. Yani suçunu tekrar etmemesi oraya geri dönmemesi. Hastalıklı zihinler yaratan bir mekanda gerçekten ıslah olunabilir mi? Bu yönünden bakarsak da sadece tecrit bu anlamda işlenen suçun ağırlığına göre yeterli gelmez. Yukarıda arkadaşların belirttiği gibi her çeşitten suçlu aynı mahalde cezanlandırılamaz. Hapishane suçluyu kendi içinde mekansal tasarımıyla ilaveten cezalandırmalıdır. Bahsettiğim şey insanın fiziksel sağlığına zarar verecek kötü yaşam koşulları yaratmak değildir. Psikolojilerinde ceza tanımını en derinde hissetmeleridir. Renkler, dokular, mekansal oranlar vb. İnsanı ferahlatack ne varsa aksi yapılmalıdır. Bunu yaparken de yine bu koşullar suçun ağırlığına göre değişmelidir. Zaten hapishanelere verilen grup isimleri de bunun bu şekilde düşünüldüğünü gösteriyor. Koğuş sistemi hapishane içinde yeni bir dünya yaratıyor. Orada da sınıflar var kendi içinde bir hiyerarşiyi barındırıyor. Hatta kendi içinde yeni suçlar doğuran oluşumlar haline geliyor. Orada da koğuş ağaları var, ayakçılar var. Pis işleri yapanlar var. Orada dışardaki dünyanın küçük bir simülasyonu yaratılıyor.Suç, ceza, hapishanelerin iç dünyası hakkında babamın mesleği dolayısıyla fazlasıyla kulak dolgunluğum var. İnsanların eşit koşulları olarak düşünecek olursak bu anlamda hapishane içindeki tecrit de bu oluşumu ortadan kaldıracaktır. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-10-2006
Mesaj: 141
|
Doğrusu yorumlara çok şaşıyorum. Anladığım, cezaevlerimizin durumlarını daha da kötüleştirerek(ama bunu ceza tiplerine göre yapmalıyız değil mi?) cezayı, mekanla daha da yoğunlaştırmak isteği içinde olanlar çoğunlukta. Mekanın, cezanın bir kabuğu olduğunu unutup cezanın kendisi haline dönüşmesini arzulayan fikirleri onaylamam mümkün değil. Bu kadar kini günlük hayatınızda nerde saklıyorsunuz?
Bir de konumuz F-Tipi merkezli. F-Tipi'nde siyasi suçlular ağırlıkta. Bir yerde düşünce suçluları. Konfor ve ergonomininse konuyla hiç alakası yok. Çok temel bir iki ihtiyaçtan belki de tek ihtiyaçtan bahsediyoruz. NEFES. Yaşamak için nefes, konuşmak için nefes. Yeni çıkan genelgenin uygulanırlığını takip etmeliyiz bundan sonra. Hepimiz potansiyel suçluyuz. Bunu da unutmamalıyız. Behiç Aşçı'nın açlık grevi beni çok etkiledi. Bir insan mesleğini bu kadar onurla taşıyabilir mi? Avukat olmanın aslında ne demek olduğunu bu kadar iyi anlatabilir mi? Dünyada hiç bir mimar açlık grevi yapmış mıdır acaba? Bunu yapmalıdır anlamında değil, sosyal vicdanı mesleğin içinde nasıl taşıdığımızla merkezli soruyorum. Ya da başka bir yerden bakarsak; dünyada kaç mimar var, yapmaktansa yapmamayı tercih edecek? Kaç belediye başkanı, sınıf arkadaşına şehrin en önemli yerini sunmayacak? Kaç başbakan cumhurbaşkanlığı koltuğunu istemeyecek? Bir tane Behiç Aşçı var, yaşamak isterken, yaşamını verecek... Yine de şuna inanıyorum. Bir ülkede iyi avukat varsa, iyi mimar da vardır elbet. ![]() |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Yönetici
|
Köşe Yazısı'nı ve tartışmaları ancak okuyabildim.
Basit bir sorum olacak herşeyden önce: F Tipi Cezaevi çizimleri kamuya açık mı? Eğer bunlar yayınlanmış bilgiler ise bu bilgiyi birileri foruma gönderirse tartıştığımız şey hakkında daha iyi bilgi sahibi oluruz. Tabi ki benzer şekilde AB ve ABD'den örnek modeller de burada paylaşılabilirse iyi olur. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
F tipine karşı çıkış neden? Sebep ne? Neresi kötü? Neresi çalışmıyor?
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|