![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Mimarlıkta Estetik Eleştirisi ve Eleştiri Estetiği
Mimarlıkta Estetik Eleştirisi ve Eleştiri Estetiği
İçiçe binbirçeşit konu birarada... Yaz yaz bitmez... Bakalım neler çıkacak bu başlığın altından... Konu aslında başlığın ilk yarısında, ancak ikinci yarısı olmadan birinci yarı da tam olarak kendini ifade edemez diye düşünüyorum... Sözü olan buyursun. ...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Temel kavramlardan başlayalım.
Estetiğin en temel kavramı güzelliktir.
Güzellik ise ikiye ayrılmaktadır: Bunlardan birisi nesnelerdir ve bunlar güzellik idesinden pay aldıkları oranda ve sürede güzeldirler.(Plotinos) Diğerleri ise özü gereği kendiliğinden güzeldirler.Erdemler gibi. Sonuç olarak estetik eleştirisi ilkine diğeri ise ikincisinin alanına girer. Güzelin objektif ve subjektif nitelikleri vardır.Shelling'e göre de subjektif ve objektif zıtlıkların kalktığı bir eserde yansıyan şeydir güzellik. Objectif nitelikler içsel ve dışsal olarak ikiye ayrılır ki, güzelliğin dışsal,biçimsel nitelikleri orantı ve simetri,uyumdur. Estetik yargılar sanat eserleri karşısında beğenme beğenmemeye dayanan subjectif hükümlerdir.Eleştiri estetiği ise üzerinde uzlaşmaya varılabilir geleneksel değerlerdir/ya da değildir.(Tabi gerçekçilik, insanların bütün yaratıcı eylemleriyle , oluş halindeki gerçeğe ve aynı zamanda da kendi oluşmalarına katkıda bulunmaları ise bu ikisi birbirinin içinden geçebilir ki bu eleştiri estetiği kuramı bağlamında 40'ların toplumcu gerçekçiliğiydi.) Bence ortak estetik yargıların olup olamayacağına karar vermeliyiz .Eleştirmenin estetik anlayışı konusunda bir ortak noktaya varabilmeliyiz bunun için ilk olarak. ![]() |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 256
|
ikisininde eleştiri yapanın kişisel özelliklerine bağlı olduğunu düşünüyorum
__________________
Veni, vidi, vici |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
O zaman...
O zaman konuya başlığın ikinci bölümünün açılması ve pekiştirilmesi ile devam edebilir miyiz?
Yani "... Eleştiri Estetiği..." bölümünün usluba, edebe, etike, hukuka yani en genel uzlaşılara daha yatkın yanından yaklaşırsak; konunun kayganlığını/kaypaklığını devredışı bırakabilir miyiz?... "Renkler ve zevkler tartışılmaz" gibi ucuz basmakalıp laflardan uzak durarak konunun (yani başlığın birinci bölümünün: Estetik Eleştirisi ) içindeki gerçekten ciddi ve derinlikli alanlarını konuşulabilir, tartışabilir hale getirebilir miyiz? ...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 21-02-2007 17:00. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Estetikle siyasi ideolojiler arasındaki bağın yaratığı kavramsal karmaşaları aşabileceğimizi kabul edersek geniş ölçekli toplumsal sorunların çözümünü bulabiliriz.Tabi bahsettiğiniz türden bir kaypaklığı ancak bir seçim yaparsak aşabiliriz.Genel uzlaşılara yakın bile dursak bir seçim yapmadan yol almak zor.Hume, Burke, Kant, Schiller, Schopenhauer, Kierkegaard, Marx, Nietzsche, Freud, Heidegger, Lukacs, Adorno, Benjamin, Habermas'a kadar uzanan bir felsefi tartışmayı sürdürmek durumundayız.O halde eleştiri estetiği kuram anlayışını daha kavranabilir kılabilmek için konuya nasıl yaklaşmalıyız.Belki konuya onun eleştirisini ilk yaparak başlamalıyız.Bu soruya vereceğimiz cevap aynı zamanda felsefenin ne olduğuna vereceğimiz cevap olacaktır.Konu sanki hep ben konuya sonundan sizde başından yaklaşıyormuşsunuz gibi devam edebilir Sayın Karadağ.Ancak konunun anlaşılır olabilmesi için izleyebileceğimiz yöntemi sanırım siz belirlerseniz başarılı olma imkanımız doğabilir.Ayrıca katılımcıların sayısıda artabilir.Aslında tekrar düşününce zaten seçilen başlık seçimini yapmış gibi ve başlık konunun kaypaklıklarını çoktan devre dışı bırakmış olduğuna göre bahsettiğiniz alanları tek tek tartışmaya açabilirsiniz diye düşünüyorum.
|
|
|
|
|
|
#6 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Dilerim bu konu da...
Dilerim bu konu da "Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örnekleri..." forum konusunda olduğu gibi keyifli bir sürece yol açar.
Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örnekleri... Ve sonunda daha şimdiden ne olabileceği konusunda henüz bir tahmin yürütmediğim için şimdilik somut bir öneride bulunmasam bile somut bir ürüne dönüşür. Bildiğiniz gibi; "Türkiye'de Mimarlık Eleştirisi örnekleri..." forumu sonuçta "1. Türkiye Mimarlık Eleştirsi Örnekleri Seçkisi" yarışmasının yapılması ve ayrıca kitap olarak da yayımlanması ile (somut) sonuçlanmıştı. Bu dileğimi dile getirdikten sonra bu aşağıdaki yazı ile ilgili düşüncelerime bir sonraki yazımda değineceğim... MK Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Ben kimim ki?
Tabi ben yeniden bir anti-estetikçiye dönüşmeden önce değinirseniz düşüncelerinize bende zihnimi stabil tutabilirim.
...Bakınız... Mimarların Eleştiri Saplantısı Zira ben moderniteden postmoderniteye geçerken veya modernite sonrası dönemde ortaya çıkmış olan gerçeğin yitirilmesi kavramı beraberinde estetiğin sonu da getiriyor mu?diye sormadan önce (bu soruyu ben mi sormuş olurum )geçirmemiz gereken birçok evrimler var. ...ki ben estetik anlayışımızı tek bir ideolojik grubun bakış açısına göre şekillendirmemiz inandırıcı olurmu diye sormuyorum bile.(Sorardım aslında ama bu vakit kaybı olurdu.Ama aynı zamanda eğitici olabilirdi şüphesiz.Tabi kısa sürede çürütebileceğimiz bir anti tez'in pek de gönülsüz yaratıcısı olurmuydum neden olmasın. ..."Yoksa Rüya mı?" ve Mimarlık Ama önce öncesi. ![]() |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Bilincinde olunmayan bir aşkınlık..."
"Bilincinde olunmayan bir aşkınlık; değil midir şaşkınlık?"
Bende şimdi yazdığım bu cümleye şu an şaşkın şaşkın bakıyorum... ))Modern-Postmodern ilişkisini ya da ilişkisizliğini nasıl da güzelce özetliyor diye... "Modernin İşlevi" üzerine... konusunu da aşağı yukarı bu minval üzerinden incelemeye çalışıyordum. "Modernin İşlevi" üzerine... Ortada bariz bir hile var... Ama nasıl? "Kasabanın Sırrı" filmi ile şimdi sinemalarda oynayan "Koku" filimini aynı anda gözümün önüne getiriyorum ve hile dediğim şey ortaya çıkıyor... Rüyayı "rüya" olarak kabul etmekle, o rüya içinde yaşamaya devam etmeyi kabul etmek arasındaki fark gibi;... Aldanmaya rıza göstermiş olmak gerekiyor, taa en başından... Gibi... ...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Uyanık olmalıyız o halde!
Mimarinin hazır şablonlara düzülen methiyeler, minareye kılıf uyduranlar cemiyeti özelliğinden arındırılıp ölçülebilinir düzlemlere indirgenebilmesi için bilinçli bir bilinçsiz aşkınlık konumu şimdilik mazur görülebilir diye düşünmekteyim.
Mimarlar kurtulsun diye değil ama daha iyi bir yaşam için acilen mimara bir meslek bulmalıyız Sayın Karadağ. (Bu seferde ben yazdığım cümleye şaşırıyorum!!!)Olağan yanlış anlaşılmalar ve bilgi sahibi olmadan postmodern fikir sahibi olma durumlarını şimdilik es geçmekteyim. Zira şairin dediği gibi......Sözüm meclisten dışarı... Sanat Sanmaki ciddiyet ile sarfederim sanatımı Ney elimde suyu durmuş kuru musluk gibidir Bezmi meyde sühefanın saza meftun oluşu Nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir. Neyzen Tevfik. Bu yüzden daha ciddi ve derinlikli alanları tartışmaya açacağınız ve bizi bu konularda aydınlatabileceğiniz anları sabırsızlıkla beklemekteyim . ... |
|
|
|
|
|
#10 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Neyzen Tevfik, birgün...
Söz meclisten dışarı dediniz de; Alpay Kabacalı'nın "Neyzen Tevfik'in Yaşamı ve Eserleri" adlı kitabındaki örnek aklıma geldi. Kendi kendime güldüm.
Aktarayım:... Neyzen Tevfik, birgun yine tedavi için bulunduğu hastahanenin başhekimi Mazhar Osman içkinin kötülükleri üzerine verdiği konferansında "Şuraya bir kova su, bir kova da rakı koysak ve bir eşşek getirsek; eşşek hangisini içer?" diye sorar;... bütün salon tek bir ağızdan "Suyuuu" diye yanıtlar. Bu kez "Neden?" diye sorar. Bu kez Neyzen lafı yapıştırır: "Hiiiç eşşekliğinden..." Neyse bu örnek de söz meclisten dışarı kategorisinden tabii ki... Konuya dönersek:... Sayın ArtificiaLIntelligence "Rüyayı "rüya" olarak kabul etmekle, o rüya içinde yaşamaya devam etmeyi kabul etmek arasındaki fark gibi;..." sözü ile kastetmeye çalıştığım konu başlı başına sosyal psikoloji(ya da psikiyatri) alanında kalan "Sosyal Şizofreni"ye dahil bir konu... "Modern sonrası" diye adlandırılan "Postmodern"in nerede ve nasıl "Modern bir Aşkınlığa" yani bir üstsonraya sıçradığına şahit olamadık bir türlü... Zaten yok da böyle bir iddiası... "Modernin Aşkınlık" duvarına çarpıp parçalanarak akan yumurtayı "Modern sonrası" olarak "adlandırma densizliği," sözkonusu "Sosyal Şizofreni"nin bir yansıması aslında... Ruh doktoru Mazhar Osman'ın sorusuna bir salon dolusu akıl hastasının topluca "Suyuuu" diye yanıtlarken ki hali "Postmodern Duruşu" yani "o rüya içinde yaşamaya devam etmeyi kabul etmek - "Sosyal Şizofreni" yansıtırken;... Neyzen Tevfik'in ikinci soruya yanıtı ise "Modern Duruşu" yani "Rüyayı "rüya" olarak kabul etmek" yansıtmaktadır... Çok az bir iki deneysel örnekleri dışında "Modernite" asla varlık alanında sosyalleşebilecek bir alan bulamamıştır. Düşünsel alandaki Modernizmin varlık alanındaki karşılığı/durumu olan "Modernite" varolmadığına göre olan biten neydi? Ancak "Postmodernite"nin varlık alanında yer alması üstelik de "sosyalleşebilmesi" bu "Şizofrenik etken" ile olanaklı hale gelebilmektedir... "Yani asıl hile burada?" Üzerinde birlikte düşünelim bakalım... )Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#11 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
İsimler...
Sayın ArtificiaLIntelligence
Yukarıda verdiğiniz bir dizi isim arasından özellikle Frankfurt Okulu - Eleştirel Kuram - grubunda olanlar konuya en fazla emek harcayanlar kesiminden olanlar. Bu anlamda haklarını teslim etmemiz gerekmektedir. Yaşamın, özellikle toplumsal yaşamın tüm yönleriyle estetik duyarlılıkta algılanarak yaşanması konusunda birbirinden çok farklı alanlardan örneklerle geçen yüzyılın bu konudaki en iyi düşünsel örneklerini ortaya koymuşlardır diye düşünüyorum.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Ya da konuyu tersyüz ederek..yada düşünce cimlastiği yaparak..yada biz en iyisi beyin fırtınası yapalım.
Sözümüz gene meclisten dışarı olsun. (Burada meclisten dışarı sözcüğü aslında moderatör yada moderatör olmayanların olası bilinçli yada bilinçsiz yanlış anlamalarının önüne geçmek adına eklenmiş postmodern fazlalıktan ibarettir.Benim kişisel anti-eleştirel yorumumdur.)Ben bu konulardan hiç anlamayan biri olarak şimdi size soruyorum.Tabi eşek eşek olduğu için mi seçer yoksa yaptığı seçimler onu eşşek mi yapar o da Neyzen Tevfik’in çoğulcu demokrasiye eleştirisi.Zira bizi biz yapan kim olduğumuz değil yaptığımız seçimler aldığımız sorumluluklardır. Demokrasi, çoğulculuk, etkileşim ve özneler arası bir süreç. Yoksa Ruh doktoru Mahzar’ın sorusuna bir salon dolusu akıl hastasının topluca suuu.. diye cevap vermesi daha başlangıçta disiplinlerarası bir süreci devre dışı bırakan izole ve içine kapalı modern estetiği aynı cevaba karşı neden diye soruşu bu disiplinler arası alışverişi gene devreye sokarak bir tersine çevrilişi ve Neyzen’in buna cevabının ise toplumsal şizofreniye karşı anti estetik kuramın parlamenter siyasal sistem anlamında bir demokrasiden çoğulculuk, etkileşim ve özneler arası bir süreçe dönüşümü ile azınlıkların söz hakkını ve çağdaş estetik arayışın özellikle bir öznellik boyutu içerdiğini bize göstermesi açısındanda eğer bilinçli bir rüyada olma halinine geçersek anti estetik kuramının demokratikliğini göterdiğini söyleyebilirmiyiz ?Ve bu rüyadan uyanmadan önce bir şizofreniden bir diğerine geçişi tamamen etkisizleştirmek için önce estetiğin belirleniminin madde ötesi olup olamayacağını bu alanda da araştırmak tam bir eşeklik olmasada en azından rakıya birazda suyu katmak açısından gerekmez mi? ![]() ....ve evet o isimleri bende anlamaya çalışıyorum. |
|
|
|
|
|
#13 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
O zaman; "o zaman..."
O zaman; "o zaman..."
Konuya yeniden en baştan başlamak gerekiyor. Derece derece, renk skalasında olduğu gibi bir yöne doğru gittikçe daha estetize; tersine doğru, uzaklaşıldığında ise gitgide daha az estetize ya da "hiç estetize" alanlara doğru yolculuk yapılabileceğine dair bir düşünce aralığı yaratabilirsek orayı eşeleyerek (kot farkından m2 kazanmak gibi) genişletebilir miyiz? ... Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
|
#14 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-01-2007
Mesaj: 243
|
Bauhouse ve Frankfurt Okulu
Felsefi sorunları mecazlarla anlatan Frankfurtvari anlatım ortamın bir miktar karışmasına yolaçtı sanırım.(Ya da biz beceremedik.Neyzen'e de ayıp etmedik umarım!
)Gropius Bauhaus’un 1919 ‘daki programını açıklarken şöyle seslenmekteydi.’’Tüm görsel sanatların nihai amacı bütün bir yapıdır.Birlikte mimari, heykel ve resim sanatının tek bir bütünlük içinde kucaklayacak ve bir gün bir milyon bir milyon işçinin ellerinde yeni bir inancın kristal simgesi gibi göğe doğru yükseleceği geleceğin yeni strüktürünü arzulayalım, tasarlayalım ve yaratalım.’’Biz ise henüz kurtuluşun tohumlarını bağımsızlığa atmakla meşguldük....Bauhouse formları ,fonksiyonları ve strüktürleri bütüncül bir anlayışla bir araya getirip global bir mekan üretme arayışına girmişti.Ancak rasyonel arayışı tam bir zemine oturtamamıştı ki Frankfurt okulunun disiplinler arası ilişkileri estetik ile kurmaya çalışan Kant’tan Frankfurt okuluna oradan Foucault’a ,Bürgeer’e,Foster’a kadar uzanan bir sürec’in takibinde gene Marcuse, Adorno’yu anlamaya tam yaklaşmış bir nesili ise darbe üstüne darbe vurarak bu konulardan soğuttuk.Oysa daha öncesinde Hitler sonrası karışan Avrupa’dan kaçan birçok mimar ve düşünür ülkemize gelmişti ve ulusal mimarlığımızın oluşumuna katkıda bulunmuşlardı.İyi bir başlangıcın sonrasında konuya yeni açılımlar getirebecek nesiller o günden bugüne kadar üzerlerine gelen baskılara karşı mevcut felsefeye sımsıkıya sarılan ama onu bir adım öteye taşıyamayandan koruma altına alan bir katalizatöre dönüştüler..Oysa feminizmden ,ekolojiye kadar her konuyu eleştirel kuramın süzgeçinden geçirmeyi hedef alan eleştirel felsefe marxizm’e de eleştirisini yaparak ama onu anlamayıda es geçmeden önemli bir yol katetmişti.Çok rahat bir biçimde Feminizm,Ekoloji,Postmodernizm gibi konulara link yapabilecek estetiğin ulaştığı her alana kadar gidecek enerjisi bulunan bu konuyu incelemek ve açmak Mimarlar Odasının Mimarlık politikasını hayata geçirmeye hazırlandığı bu günlerde çok büyük bir gerekliliktir.Tüm disiplinlerin estetiğin gözünde birleştiği ortak bir anlayışa varabiliriz umarım.Estetik kuramın gözünde mimarlar odasının yada başka bir odanın politikasının hayata geçirilmesi arasında bir fark olamaz.Mimarlar odasının politikası zaten ulusal politikamız olmalıdır.Eksik ise de herzaman düzeltilebilinir ve geliştirebilinir.Bilimsel olmak kaydıyla. ......ve evet ... "Renkler ve zevkler tartışılmaz" gibi ucuz basmakalıp laflardan uzak durarak konunun (yani başlığın birinci bölümünün: Estetik Eleştirisi ) içindeki gerçekten ciddi ve derinlikli alanlarını konuşulabilir, tartışabilir hale getirebilir miyiz?.... Getirmeliyiz.Zira geç bile kaldık... ![]() Not:Bu konu için bu kadar uzun bir giriş konuşması normaldir. ![]() |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Forum arşivinde görünce aklıma geldi...
Forum arşivinde görünce aklıma geldi...
Estetik ve Yaşamımız Arasındaki Yakınlık veya Uzaklık... "Estetik ve Yaşamımız Arasındaki Yakınlık veya Uzaklık..." ...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|