![]() |
|
|||||||
| Mimarlık Mimarlar ve mimarlık dünyasına ilişkin genel konular bu başlık altında. |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Dolmabahçe Sarayı'nın mimarı Balyan ailesi değilmiş!
Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayı gibi ünlü Osmanlı saraylarının mimarı, tarih kitaplarında belirtildiği gibi Ermeni Balyan ailesi değilmiş.
Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 13 yıldır Osmanlı mimarisi üzerinde araştırmalarda bulunan Yard. Doç. Selman Can, Osmanlı'ya üç kuşak hizmet ettiği bilinen Balyan ailesinin mimar değil, müteahhit olduğunu söylüyor. Aileden Senekerim Balyan'ın eseri olarak gösterilen Bayezit Kulesi, Kirkor Balyan'a ait olduğu belirtilen Rami Kışlası, Garabet Balyan'a bağlanan eski Çırağan Sarayı, Nikoğos Balyan'a mal edilen Ortaköy ve Hırka-i Şerif camileri; Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki belgelere göre Osmanlı'nın son başmimarı Seyyid Abdülhalim Efendi'nin eseriymiş. Selman Can, Dolmabahçe Sarayı'nın planlarını da o zaman 16 yaşında olan Nikoğos Balyan'ın çizemeyeceğini, arşivlerin sarayın planlarını çizen kişi olarak son başmimar Seyyid Abdülhalim Efendi'yi işaret ettiğini belirtiyor. 18. ve 19. yüzyıllarda yapılan ve tarihe damgasını vuran Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Valide Sultan sarayları, Aynalıkavak Kasrı, Selimiye Kışlası ve yapıları, Davutpaşa ve Beyoğlu Kışlası ve Darphane-i Amire Binası gibi önemli eserlerde Ermeni Balyan ailesi müteahhit olarak görev almış. Osmanlı Devleti'nin mimarlık örgütü Hassa Mimarlar Ocağı'nın kaldırılmasıyla etkin hale gelen aile, sarayın önemli yapı işlerinin ihalesini almış ve bu gelenek 3 kuşak devam etmiş. Serkis Balyan'a Sultan II. Abdülhamid döneminde 'sermimar-ı devlet' unvanı verilmiş. Ancak Selman Can'a göre bu paye, en üst düzey mimar anlamını taşımıyor. Can, Serkis Balyan'ın saraydaki özel bağlantıları sayesinde bu unvanı aldığını söylüyor. Ermeni asıllı kalfaların, Türk mimarları saraydan uzak tutmaya çalıştığını ve bu sebeple çeşitli oyunlar oynadığını da iddia eden Selman Can, son dönem Osmanlı mimarlık teşkilatı değişiminin bilinmediğine ve gerçek mimarlarının gün yüzüne çıkmadığına dikkat çekiyor. Can, Osmanlı arşiv belgelerine dayanarak bazı yapıların mimarlarını da şöyle açıklıyor: Mecidiye Kışlası (Taşkışla) Serkis Balyan'ın değil, İngiliz mimar William James Smith'in; Yıldız Hamidiye Camii yine Serkis Balyan'ın değil Rum Nikolaki Kalfa'nın; Sarayburnu antrepoları, Simon Balyan'ın değil August Jasmund'un eseri. Hatta bu inşaatlar yapılırken Serkis Balyan İstanbul'da değil, Fransa'daymış. Ermeni kalfaların yaptıkları işlerde yolsuzluklara karıştıkları için 19. yüzyılda gözden düşmeye başladığını anlatan Yard. Doç. Selman Can, 'devlet başmimarı' payesi ile onurlandırılan Serkis Balyan'ın bile büyük inşaat yolsuzluklarına karıştığını belirtiyor. Can, 1882 yılında başlatılan ve 4 yılda tamamlanan bir soruşturma neticesinde Serkis Balyan'ın, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid döneminde yaptığı yapılardan toplam 300 bin lirayı aşkın bir meblağı zimmetine geçirdiğini ve hakkında açılan dava ile tüm mal varlığına el konulduğunu kaydediyor. Balyan, Ekim 1888'de sarayın başdoktoru Mavroyani Efendi aracılığı ile Sultan II. Abdülhamid tarafından affedilmiş. Serkis Balyan yaptığı inşaatlardan bazıları çöktüğü için de hapis yatmış. Babası Garabet, Serkis'in kefaletle serbest kalmasını sağlamış. Ayrıca ailenin hiçbir ferdinin yabancı kaynaklarda belirtildiği gibi Ecole des Beaux-Arts okulunda eğitim almadığı, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Aygül Ağır'ın yazışmaları sonucunda ortaya çıkmış. Belgelerde, Serkis Balyan'ın Ecole des Beaux-Arts'ta okuduğu söylenen tarihlerde İstanbul'da olduğu bilgileri de yer alıyormuş. Ayasofya Müze Müdürü ve tarihçi Dr. Haluk Dursun da Balyan ailesinin müteahhitliğe daha yakın olduğunu doğruluyor. Ünlü eserlerin mimarlarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Dursun, yıllar sonra bile böyle bir bilgiye ulaşılmasının tarihî kültür için kazanım olacağını dile getiriyor. Dursun, sanat tarihçilerinin ve mimarların bu konu üzerinde durmasını da istiyor. Habibe Demircan Kaynak: Zaman |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
|
tüm ön yargılardan arındırılmış ciddi bir arşiv araştırması gerçekten şart böyle konularda..polemiklere açık bir konu üzerinde ciddi bir birikim olmadan bir söz söylemek zor..ilk etapta tarihi bilgiler üzerinde bir komplo teorisi gibi gözükse de her savı iyice değerlendirmekte fayda var sanırım...
__________________
Tolga Çolak |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
|
not...
yalnız şu da var o zamanların mimarlık ve inşaat anlayışının modern zamana göre farklılık arz ettiğini de hatırlamak gerek...mimarlık ocakları farklı eğitim veriyordu çıraklıktan yetişiyorudun bir yerde...şantiyeci gibi..şimdi durum bu olunca hassa mimarı herşeyden otomatik sorumlu olsa da asıl işi başka mimar ya da mühendisler de sırtlıyordu..bu durumda müteahhit balyanlar bir yerde proje sahibi olmaları lüzumu yok gerçekten de ki günümüzde dahi böyledir..
__________________
Tolga Çolak En son thogy tarafından düzenlendi : 02-01-2007 14:09. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Kime sorulduğu kimden görüş alındığı çok önemli değil aslında. Bu akla şunu getiriyor; herkes arşiv bilgilerini kendi dünya görüşüne göre yorumluyor. Bu zaten akademik çalışma yapılan bir ortamda hiç de etik olmazdı.
Eğer böyle bir iddia varsa değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Farklı yorumlanması gereken konu; kimin yaptığı değil, thogy'nin bahsettiği gibi Osmanlı dönemindeki uygulamanın nasıl yapıldığının yorumlanması. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Yönetici
|
Kime sorulduğu da bir dünya görüşü göstergesi değil midir zaten.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Ortada ispatlanmamış ama ciddi bir iddia var. İlginç bir iddia.
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 21-10-2002
Mesaj: 158
|
böyle bir polemiğin geçmesi dahi üzücü..biz mimarların politikaüstü tartışmayı başarabilen kişiler olmayı başararak toplumumuza sadece bina tasarlayarak değil her anlamda yaşam kalitelerini artırıcı eylemlerde bulunmalıyız diye düşünüyorum..akademik kimliğe sahip kişilerin ise daha çok objektif bakış açısına riayet etmesi gerektiğini de eklemek isterim..konu bence tartışılır tartışılmaz..ister Balyanlar olsun ister Abdülhalim ya da başka biri...sonuçta önemli olan ilk şey tarih gibi hassas bir konuyu yorumlarken mümkün olan gerçeklere sarılmak ve bunu nasıl dile getireceğine vakıf olmak..kaldıki Balyanlarında mimar Abdülhalim de (ismi yanlış hatırlıyorsam kusura bakmayın) osmanlı devlet-i aliyesinin vatandaşı...tarihimizle, etnik kimliklerimizle ve daha birçok bize özel özelliklerimizle barışık olup gurur duyalım..bu yüzden ne olursa olsun şucu bucu diye tartışmak hoş değil..yorum yapılacaksa da herkes ufak ta olsa kendince yorumunu yazmalı diyorum haddim olmayarak başkalarını rencide etmeden ya da ortaya atmadan...ben bu konuları ne kadar eleştirsem de her fikre saygı duyulmalı diyorum..osmanlı tarihinin daha ciddi ve objektif olarak araştırlması hususna çok inanaıyorum..ezbere bilgilerden,önyargılardan kurtulmamız her açıdan daha faydalı olacaktır..böyle savları daha yumuşak şekilde kimseyi rencide etmeyecek dille dile getirmek önemli...septisizm bilimin özünde olan bir şey mutlaka...tabi yıkmak için değil yapmak için olur ise...
__________________
Tolga Çolak |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
İşin doğrusunu araştırmak ayıp birşey değil. Balyanlar olmayabilir mimarı. Eğer değilse doğrusunu bilmek de güzel olurdu.
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Bakalım sıra Mimar Sinan'a ne zaman gelecek?...
Bakalım sıra Mimar Sinan'a ne zaman gelecek?...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#11 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-03-2006
Mesaj: 1.531
|
Alıntı:
Ancak benzer ihtilaf Nur-u Osmaniye Camii ve sanırım Laleli Camii için de vardır (yani mimarının kim olduğu sorunu). Dolayısıyla eğer bu tür şüpheli durum varsa araştırma yapmakta bir beis yoktur. Art niyet aramak doğru olmaz. Balyan'lar ise onlardır. Değillerse doğrusunu öğrenmek güzel olur. |
|
|
|
|
|
|
#12 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Araştırmak iyi bir şeydir....
E, Mimar Sinan bir devşirme olduğuna göre araştırmakta yarar vardır...
Belki Balyan ailesiyle yakın bağı vardır... Yani Balyan Ailesi'nin soy bağı geçmişinde Mimar Sinan bağı olabilir... Hatta daha da ileri gidip sorgulamakta yarar var; belki de presabetaycı da olabilir... Ne trajikomik günlere kaldık... Peeeh, peeh, peeh... Ne bitmez fetihmiş, fatahmış... Yolculuk nere hemşerim?... Ari ırka doğru... Güle güle...
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 03-01-2007 21:07. Nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2005
Mesaj: 219
|
Eminim Serkis Balyan da Seyyid Abdülhalim Efendi de bugün bu yazılanları okusa çok üzülürdü. Çünkü onların ne Ermenilik ne Müslümanlık ne de devşirmelik gibi bi kaygıları yoktu kanımca. Olsa dahi bunu bu güne taşımak bize hiçbir fayda vermez.
Haberde her ne kadar bu kavramlar üzerinden iddialar varsa da asıl üzerinde durulması gereken konu şu; mimarlık tarihimiz hakkında (üstelik yakın geçmiş sayılabilecek bi tarih) bazı yanlışlıklar olduğu söyleniyor. Bugün bir yapının mimarının kimliği bize nasıl yapı hakkında ipuçları veriyorsa ve tarih için bu ne kadar önemli ise konu da ancak bu kadar önemlidir. Şimdi düşünün; Dolmabahçe Sarayı, Balyan ailesinin iddia edildiği üzere (Ecole des Beaux-Arts)'a ait bir yapı olduğu mu, yoksa Osmanlı Saray Mimarisi'nin özelliklerini mi taşıdığı? Ve ayrıca Hassa Mimarlar Ocağı kapatıldıktan sonra işlerin nasıl yürüdüğü? Konunun ne Balyan ailesinin Ermeni kimliği ne de Seyyid Abdülhalim Efendi'nin Müslüman kimliği ne de Mimar Sinan'ın devşirmeliği ile alakası yok. Haber her ne kadar böyle bir tartışmaya zemin hazırlar tarzda olsa da konuya bu şekilde yaklaşılmamasını tercih ederim. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Güle güle. İyi yolculuklar...
Güle güle.
İyi yolculuklar...
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Ziyaretçi
Mesaj: n/a
|
aysuntoprak'a çok objektif bakışında dolayı katılıyor
Metin Karadağ'a güle güle diyorum olayı tamamen ilgisiz bir noktaya çekiyor çünkü siz mimarlar selçukluya ve osmanlıya olan borcunuzu unutmamalısınız ve eğer böyle bir iddia varsa bunu da açıklığa kavuşturmak mimarlara düşer |
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|