![]() |
|
|||||||
| Mimarlık ve Eğitim Kurultayı Mimarlık Eğitim Kurultayı ile ilgili bütün gelişmeler bu başlık altında... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Sürekli Mesleki Gelişim Atölyesi UZLAŞI RAPORU 7 Kasım 2003
MİMARLIK VE EĞİTİM KURULTAYI – 2
Sürekli Mesleki Gelişim Atölyesi RAPOR Sürekli Değişim Koşullarında SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM YÜCEL GÜRSEL 7 Kasım 2003 ÖNSÖZ: Dünyamız ve Türkiye’miz son onbeş yıldır, önceki dönemlere göre sarsıcı ve sürekli bir değişim eğilimi ve süreci içindedir. Bir yanda bilim ve teknolojideki olağanüstü gelişmeler, üretim ve tüketim ilişkilerini ve alışkanlıklarını dönüştürürken, Sovyetler Birliği’nin içten çözülmesi, yarım yüzyıldır devam eden nükleer dengeye dayalı, ekonomik, politik, askeri, sosyal, kültürel ve ideolojik dengelerin altüst olmasına neden olmuştur. Küreselleşme-Yeni Dünya Düzeni olarak da isimlendirilen, uluslararası ve ulusal değişimlerin, ekonomik, sosyal ve kültürel krizlerin iç içe geçtiği bu karmaşık süreçler toplamında ve ortamında, kişilerin sosyal gurupların toplumsal ve siyasal kategorilerin, değer yargıları ve değerlendirme ölçütleri sarsılmakta, olumlu ve olumsuz yönleri ile bu değişim süreci yaşamın bütün alanlarında etkisini göstermektedir. Bu koşullarda konjoktürel-toplu durumla ilgili, olgular ve gelişmeler karşısında doğru bir değerlendirme ve davranış, tutum belirleme de zorlaşmaktadır. Yöntemsel olarak iki uç yanlış değerlendirmeden bahsedilebilir. Birincisi, değişim sürecinin bir gerçeklik olan olumsuz yönlerini esas alıp, geleceğin daha olumsuz, varolan-süregiden durumu korumanın daha olumlu olacağını varsayarak, değerlendirme ve davranış ölçütlerini aynen sürdürmek. İkincisi, değişim sürecinin, özellikle bilimsel, teknolojik ve ekonomik gelişmelerin, hangi güçler tarafından nasıl kullanıldığını gözardı ederek, insanlığın durumunu ve geleceğini kendiliğinden olumlu yönde etkileyeceğini varsaymak, bu süreci kayıtsız şartsız kabullenmek. Dünyaya bakışı ve tavır alışı, tarihsel, bilimsel ve yöntemsel değilde, yalnızca konjoktürle ilgili olarak, değişmez doğrulara, alışkanlık haline gelmiş düşünme şemalarına bağlı olanlar, sarsıcı gelişmeler karşısında ya bağnaz ve saplantılı bir biçimde, doğru olduğuna inandıkları süregelen varolan değerlendirme ve tutumlarını sürdürerek marjinalleşmekte, yada gelişmelerin rüzgarına kapılıp, savrulup gitmektedirler. Türkiye’mizde bu süreç, nükleer denge-soğuk savaş dönemi koşullarının da ürünü olan 12 Eylül rejiminin baskı ve depolitizasyon politikaları ile çakışarak, toplumsal kasırgaya dönüşmüş, sosyal sınıfların-kategorilerin, siyasal kültürel tercihlerinde bir uçtan diğer uca savrulmalar yaşana gelmiştir ve yaşanmaktadır. Herhangi bir temel sorunla ilgili politika geliştirmede, o sorunla ilgili sosyal- sınıfsal, toplumsal gerçekler ve çıkarlar-tarihsel temeller esas alınmamaktadır. AB. ye giriş, Y.Ö.K ve Yerel Yönetim Reformu tartışmaları bu minval üzre-bu davranışla yapıla gelmiştir. Susurluk yırtılmasından bu yana, siyasi rant alanları ile bürokratik rant alanlarının çatışması, sürece ve yönelişlere damgasını vurmaktadır. Kendine özgü bir tarihi, demokratik tartışma geleneği ve emekten yana (bedensel ve düşünsel) tavrı ile Mimarlar Odasının, toplumsal bir hizmet ve kamusal bir sorumluluk alanı olan Mimarlıkla ilgili doğru ve tutarlı politikalar geliştirebilmesi, yalnızca mimarlarla ilgili değil, aynı zamanda tüm toplum kesimleri ile ilgili olarak önem taşımaktadır. Yazılı tarihte beşbinyılı aşkın bir süreden beri uzmanlaşmış ve kurumlaşmış olan mimarlık eylemi, batı uygarlığının bir aşaması, ürünü olan endüstri devrimine kadar Lonca örgütlenmeleri çerçevesinde süregelmiştir. Lonca örgütlenmeleri hem temel mesleki eğitimin, hem sürekli eğitimin sürdürüldüğü, hem kullanıcı haklarının hem de kapalı lonca sisteminde, mesleki hakların korunduğu örgütlenmeler olarak yüzyıllar boyu varlıklarını ve önemlerini korumuşlardır. Loncalardaki yapı kültürü, toplumsal kültürün ve ihtiyaçların uyumlu bir parçası olagelmiştir. Hizmetle kullanıcı arasında, aracı yoktur. Endüstri devrimi, loncaları dağıtırken, tüm eğitim sistemini burjuva devriminin çıkarları ve dünya görüşünün doğrultusunda, bir bütün olarak sistemleştirmiş ve toplumsallaştırmıştır. Endüstriyel üretimin rasyoneli ve çıkarları gereği, aynı zamanda giderek kullanıcı-tüketici haklarını da korumaya temel olacak şekilde, normlar-standartlar geliştirilmiş ve yasallaştırılmıştır. Eğitim ve mesleki eğitim sürecinin ayrı, rasyonel-endüstriyel üretim sürecinin ayrı olarak sistemleştirilmesi sürecinde, sürekli mesleki eğitim-gelişim bir sorun-süreç disiplin alanı olarak görülmemiş ve sistemleştirilmemiştir. Daha doğrusu, endüstri devrimi ve burjuva sınıfı loncaları kapatırken, meslek mensuplarının, mesleki haklarını-rantların koruyan örgütlenmelere yasal zemin hazırlayarak, meslek mensuplarını kendi ittifak alanına çekmiştir. Loncalarda çıraklık, kalfalık, ustalık aşamaları ile sistemleştirilmiş olan Sürekli Mesleki Gelişim, yalnızca mesleki hakların-rantların korunması ile sınırlı olarak ortaya çıkan yeni meslek örgütlenmelerinde söz konusu olmamıştır. Üretim sürecine ve üretimin kârlarına egemen olan burjuva sınıfı, atılım ve öncülük döneminde, sürekli bilimsel ve teknolojik gelişmelerinde sahibi olarak, hem eğitim sistemini, hem de üretim ve mesleki uygulamaları-gelişmeleri güdümleyebilmiştir. 19. ve 20. yüzyıl boyunca, her alandaki uzmanlaşma, mimarlık alanında, tasarım, üretim ve kullanım süreçlerinin giderek birbirinden kopmasına, ayrıca üretim sürecinin de kendi içinde giderek ayrışmasına neden olmuştur. Beyaz Kitap bu ayrışmanın, yapı üretiminde uzmanlaşmanın sakıncalarını ifade etmektedir. Ancak Beyaz Kitap, kurumlaşmış yüksek öğrenim sistemi içinde yer alan mimarlık eğitiminin giderek toplumsal gerçeklikten kopuşunu ve bunun mimarlık-sürecindeki yansımalarını dikkate alamamıştır. Beyaz kitap aynı şekilde, bütünsel bir süreç olan mimarlığın, tasarım, üretim kullanım süreçlerine parçalanmış olmasının, tasarım sürecine sıkıştırılmış, bu süreç içinde idealize edilmiş MİMARLIK eyleminin, doğrudan finans sistemine mahkum olarak, toplumsal gerçeklikten ve ihtiyaçlardan koptuğunu görememekte, görmemektedir. DEVAMI AŞAĞIDA
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Sürekli Mesleki Gelişim ( Devam)
Beyaz kitap aynı şekilde, bütünsel bir süreç olan mimarlığın, tasarım, üretim kullanım süreçlerine parçalanmış olmasının, tasarım sürecine sıkıştırılmış, bu süreç içinde idealize edilmiş MİMARLIK eyleminin, doğrudan finans sistemine mahkum olarak, toplumsal gerçeklikten ve ihtiyaçlardan koptuğunu görememekte, görmemektedir.
Bugün mimarlığın içinde olduğu kriz, konjoktürel veya ekonomik bir krizin çok ötesinde, batı uygarlığının içinde olduğu yapısal-kültürel krizin bir parçasıdır. Pragmatik bir yaklaşımla, mimarlığın içinde olduğu krize çözüm olarak, yeni iş alanları arayışı, yeni ihtiyaç tanımlamaları ve Meslek İçi Eğitim-Sürekli Mesleki Gelişim programları ile bu ihtiyaçlara cevap verme çabaları, yeterli olmayacaktır. ABD’de giderek zorunlu hale getirilen Sürekli Mesleki Gelişim programları ve mimarlık hizmet alanlarının alabildiğine çeşitlendirilmeye çalışılması Avrupa’ya göre daha ilerde görünmektedir. Ancak bu ilerdelik pragmatik bir ilerdeliktir. Temel sorun, tasarım-üretim-kullanım süreçleri bütünleştirilmiş mimarlık eyleminin ve formasyonunun, hem mimarlık eğitimi süreçleri ile hem de kullanıcılar ve toplumsal ihtiyaçlarla yoğun bir etkileşim içine girebilmesidir. SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM bu bütünsellik ve etkileşimin mümkün ve gerekli olduğuna işaret etmektedir. Bu bütünsellik ve etkileşim çerçevesinde, yapıların yeniden kullanımı, kentsel yeniden kullanım, kentsel fiziki yapı ile birlikte sosyal ve kültürel yapının da iyileştirilmesi mimarlık için 21. yüzyıl vizyonu ve stratejisi olabilir. Bu doğrultuda SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM, meslek örgütünün çalışma alanlarından biri değil, temel bir dönüşüm alanı olarak tasarımlanabilir ve örgütlenebilir. Konjonktürel koşullar-(toplu durum) da buna uygun görünmektedir. Bir yandan Yüksek Öğrenim Kurumları diğer yandan yapı sektörü ve toplumsal kategoriler Mimarlar Odasının ve ilgili meslek örgütlerinin birleştirici, değiştirici önerilerine, içinde olduğumuz kriz koşullarında açık durumdadırlar. Mimarlık-Yapı Üretimi-Kentleşme süreçlerinde birbiri ile bağlantılı toplumsal süreçler ve kurumlaşmalar geliştirilebilir. SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM bu sürecin başarılı olabilecek belirleyici alanıdır. SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM Mutabakat-Uygunluk Metni taslağı 1. TANIM Dünyamızın ve Türkiye’mizin sürekli değişimi koşullarında SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM, mimarın mesleki varoluşunu sürdürebilmesinin temel ilkelerinden biri olup, meslek örgütünün de başat sorumluluk alanlarından biridir. 2. MİMAR VE SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM Toplumsal bir varlık ve mimarlık eyleminin odağında bir kişi olarak mimarın Sürekli Mesleki Gelişimi öncelikle kişisel sorumluluğudur. - Mimar bu sorumluluğunu, dünyayı, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri, toplumun gelişen ve değişen gereksinmelerin, özellikle hizmet ettiği kullanıcıların sorun ve gereksinmelerini yakından takip ederek ve onlarla etkileşerek,yerine getirmeye çalışır. Mimar bilgisini toplumla paylaşmalı, bu paylaşımı kendi gelişiminin de bir öğesi haline getirebilmelidir. - Mimar yapı sektörü içindeki ortakları ile de bilgisini paylaşmalı, sınamalı ve karşılıklı etkileşim içinde kendini geliştirmelidir, - Mimar serbest büro sahibi olarak, kamu kesiminde ve özel kesimde yönetici olarak, birlikte çalıştığı meslektaşları ile bilgi ve deneyimini paylaşmalı, sürekli mesleki gelişimlerine katkı koymalıdır. - Sürekli mesleki gelişim, mimarın öncelikle kişisel ama yanı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanıdır. 3. MESLEK ÖRGÜTÜ VE SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM Binlerce yıllık mimarlık birikiminin ve kültürünün taşıyıcısı ve ileriye götürücüsü bir meslek örgütü olarak Mimarlar Odası, mimarlığı yüceltmenin ve mimarlık hizmetinin sürekli gelişiminin kurumsal sorumlusudur. Mimarlık eğitiminin, toplumsal kamusal hizmete dönüşmesinde, toplumun çıkarları ve kullanıcı hakları doğrultusunda, bu hizmetin kalitesinin ve gelişen ihtiyaçlara göre sürekli gelişim ortamının, koşularının ve hukukunun oluşturulması ve kurumlaştırılması meslek örgütünün sorumluluğundadır. Bu kurumun adı SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM KURUMU olabilir. 4. SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM KURUMU İLİŞKİ VE ETİLEŞİM ALANLARI • Mimarlıkta ve mimarlığı etkileyen bilimsel ve teknolojik alanda, dünya ve ülke çapındaki gelişme ve değişme eğilimleri dinamikleri ile etkileşim içinde olmalıdır. • Ülkedeki mimari-kentsel çevre ile ilgili toplumsal ihtiyaçların gelişme ve değişme eğilimleri ile etkileşme içinde olmalıdır. • Dünyada ki ve Türkiye’de ki yapı teknolojisindeki gelişmelerle doğrudan bilgilenme içinde olmalıdır. • Yapı sektörü ile ve yapı sektöründeki üretici güçlerle karşılıklı bilgilenme etkileşme ve gerektiğinde ortaklık ilişkileri içinde olmalıdır. • Yüksek öğretim ve mimarlık eğitim kurumları ile ve Mimarlık eğitimi ile ilgili olarak doğrudan ve ortaklık ilişkileri içinde olmalıdır, • Yapı sektöründe, kamu sektöründe ve özel sektörde görev yapan uzman mimar üyelerle bilgilenme, bilgi paylaşımı ve dayanışma içinde olmalıdır. • Sürekli Mesleki Gelişim alanı mimarların mesleki bilgi ve deneyimlerini paylaştıkları en yüksek düzeyde dayanışma alanıdır. Bu dayanışma alanına uluslararası bir boyut kazandırılmalı, mimarların uluslararası dayanışması ve mimarlığın dünya çapında yüceltilmesi vizyonu geliştirilmelidir. 5. SÜREKLİ MESLEKİ GELİŞİM KURUMU - S.M.G. KURUMU • Mimarlık hizmetlerinin çeşitlendirilmesi, etkinleştirilmesi açısından, toplumsal gereksinmelerin gelişim ve yöneliş alanlarını belirleyebilecek, henüz tanımlanmamış gereksinme alanlarını inceleyen, SMG. Programlarını yönlendiren merkezi bir bilim-değerlendirme platformu oluşturmalıdır. • S.M.G. KURUMU Mimarlıkla ve mimarların kişisel gelişimi ile ilgili, mesleki hizmetin ve mimarlık formasyonunun tüm alanlarında eğitim programları ve yöntemleri geliştirir, mimarların, meslek örgütünün ve birimlerinin, inisiyatifine tercihlerine ve kullanımına sunar. • S.M.G. KURUMU Mimarların, sürekli mesleki gelişimi doğrultusunda katıldıkları programları puanlandıracak ve sertifikalandıracak kuralları geliştirir ve Merkez Yönetim Kuruluna sunar. • Sürekli Mesleki Gelişim, mimarın mesleki referansı ve sicili olacak şekilde disiplini edilmeli, giderek zorunluluk haline getirilmelidir.
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Bağlayıcı ne gibi sonuçlar çıkabilir?...
Sürekli Mesleki Gelişim konusunda kurultayda şekillenecek son durum daha neleri içerebilir?
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|