![]() |
|
|||||||
| Mimarlar Türk ya da yabancı bütün mimarlar hakkındaki paylaşımlarınız, görüşleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#1 |
|
Yönetici
|
Han Tümertekin
İkinci konuğumuz Han Tümertekin oluyor.
6 Kasım 2001 Salı günü 17:00 - 19:00 saatleri arasında foruma konuk olacak. Han Tümertekin'e yöneltmek istediğiniz soru ve eleştirilerinizi buraya yazabilirsiniz. Soru sormak için sağ üstteki "yanıtla" tuşuna basarak sorunuzu foruma şimdiden iletebilirsiniz. (son ziyaretinizden sonra gelen yanıtları görmek icin diyalogun son sayfasında iken browser programınızın reload tuşuna ya da klavyenizden F5 tuşuna basın) Han Tümertekin'e yöneltilen soruları ve cevapları soru-cevap sıralaması ile okumak için bu linki kullanabilirsiniz
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. En son Omer Yilmaz tarafından düzenlendi : 04-04-2008 18:47. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yönetici
|
Diyalog hakkında daha fazla bilgi için:
Diyalog başlıklı bölümümüze, Han Tümertekin ile ilgili bilgi için ise Diyalog bölümünün Han Tümertekin sayfalarına göz atabilirsiniz
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 03-02-2001
Mesaj: 15
|
Çatalhöyük müzesi
Han Bey,
Çatalhöyük Müze ve Ziyaretçi müzesi kanımca Türkiye'deki en başarılı yapılardan biri olmaya aday bir proje. Ancak bunun gerçekleştirilmesi epey aksadı sanırım. Bu bina ne zaman inşaa edilecek? (Ya da edilecek mi?) Teşekkürler |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-06-2001
Mesaj: 47
|
Ekip
Han Bey,
Sizin bu sene Yıldız'da yapılan Yıldız Buluşması söyleşinizi dinlemiştim. O söyleşinizin sonunda ekibinizin sizi nasıl beslediğini ve projelerinizin hep onlarla tartışılarak geliştiğini anlattınız ki, "mimar şahsiyetler"in ön planda olduğu mimarlık mesleğinde bence çok olumlu bir yaklaşım. İhsan Bilgin ile olan söyleşide de ekibinizden bir kaç yerde bahsetmişiniz. Ancak Türkiye'de özellikle genç mimarlar, mecburen çok sık iş değiştirmek zorunda kalıyorlar. Siz bütün projelerinde aynı ekiple mi çalıştınız? Ekibe yeni birini almak istediğinizde kriterleriniz nedir? Ekipte bir değişiklik olduğu takdirde yeni gelen mimarın sizin çalışma tarzınıza, tasarım anlayışınıza adapte olması uzun sürmüyor mu (çünkü genç mimarlar genelde patron mimarların çizimlerini yapmak için işe alınırlar ve tasarım sürecine katılamazlar) |
|
|
|
|
|
#5 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
|
büyüklük
Rem Koolhaas, SMLXL'da Large bölümünün başında "Bigness" üzerine bir yazısında
1- bir bina belirli büyüklükteki bir hacimden sonra "büyük bina" sınıfına girer bu büyüklükteki bir binada birtakım mimari jestler ve oyunlar anlamsız olur. 2-asansör ve benzeri mekanik çözümler kompozisyon, ölçek, oran, detay gibi klasik mimarlık repartuarını çöpe atmıştır. Büyüklük(Bigness) sözkonusu olduğunda "Mimarlık Sanatı" geçersizdir. 3-Büyüklükte (Bigness) çekirdek ile zarfın arasındaki mesafe, zarfın çekirdeği yansıtma görevini ortadan kaldırır;dışarıdan gördüğünüz içeridekini yansıtmaz. Şehir kararlılıkların ve kesinliklerin topluluğu yerine belirsizliklerden ve sırlardan oluşan bir yığın haline dönüşür. 4-Büyük binalar iyi veya kötü çerçevesinde değerlendirilemezler, yarattıkları etkiler kalitelerinden bağımsızdır. 5-Büyük binalar mimarlığın ölçek, kompozisyon, gelenek, şeffaflık, etik gibi kurallarını parçalar. "Büyüklük" şehir dokusuna ait bir şey değildir. "It exists; at most, it coexists. Its subtext is fuck context" diyor. 1. sorum: bu önermelere katılıyor musunuz? (İhsan Bilgin'le yaptığınız söyleşide Çatalhöyük projenizde projenin büyüklüğü ile iddiası olduğunu ve bina olmadığını belirtmişsiniz) 2. sorum: genelde projeleriniz Koolhaas'ın "büyük bina" tanımlamasına girmeyecek ölçekte. (Çatalhöyük hariç) Detaylar, malzeme seçimleri çok yalın ama bir o kadar da titizlikle ve çok emek harcanarak çalışılmış. "Büyük" bir bina projesi şehir dokusu içinde yapılmak üzere size gelse, (örneğin Gökkafes, Swissotel, Perpa gibi) o binayı şehir dokusu içine Koolhaas'ın belirttiği kriterlerle yerleştirmeyi etik olarak doğru bulur musunuz? 3. sorum: Yukarıdaki soruya cevabınız evet ise Gökkafes (ya da Swissotel) projeleri size gelse geri mi çevirirdiniz? Neden? Teşekkürler. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-10-2001
Mesaj: 1
|
"Artık daha iyi anlıyorum ki sanatçıyla tasarımcı ayrımı şurada; sanatçı kötümser olabilir, ama tasarımcı sadece iyimser olmak zorundadır. Tasarımcının kötümser olmaya hakkı yoktur; çünkü tasarımcılık işi, zaten bir şeyleri çözmektir, problem çözmektir. Benim araçlarımdan biri iyimserlik diğeri de gündelik yaşam."
diyorsunuz. Ancak Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu ortamda aynı iyimserliği taşıyabiliyor musunuz? Kaldı ki, sizin ideallerinizi paylaşan pek çok genç ve orta yaşlı mimar, o idealleri sürdürebilecek ve kaliteli işleri çıkartabilecek kaliteli müşterilerle karşılaşacak kadar şanslı olamıyorlar. Size katılıyorum, tasarımcı problem çözen biri olarak, kötümser olmamalı. Ancak şu anki ortamda iyimserliği koruyabilmek de herkese nasip olmuyor. Sizce "iyi" mimarlığı yapabilmek için "iyi" müşteri şart mıdır? |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 18-10-2001
Mesaj: 10
|
Tasarımlarınıza (size göre olumsuz yönde) müdehale eden müşterileriniz oldu mu?
Müşteriler sizin kimliğinizi tanıyarak mı geliyorlar, yoksa siz müşterilerinizle görüşüp, onlarla çalışıp çalışmamaya mı karar veriyorsunuz? Edizhon'un size sorduğu soruya paralel olacak ama, ben iyi mimarlık için kesinlikle iyi müşteri gerektiğine inanıyorum ve sizin de bunu nasıl sağladığınızı merak ediyorum? Başarılarınızın devamı dileğiyle .... |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-10-2001
Mesaj: 51
|
Mimarlık dünyasını elinden geldiğince takip etmeye çalışan bir mimarım. Arkitera'da sizin için hazırlanmış sayfaları incelerken aslında çok beğendiğim bazı tasarım uygulamalarının size ait olduğunu gördüm ve çok şaşırdım. Siz herzaman saygı duyduğum çalışmalarını beğenerek izlediğim bir mimarsınız buna rağmen bir çok çalışmada sizin imzanız olduğunu bilmiyormuşum.
Projelerinizi derlediğiniz bir kitap yayınlamayı ya da web sayfası açmayı düşünüyormusunuz? Yaptığınız projeleri ve her projenin arkasındaki felsefeyi incelemek yetişmekte olan genç mimarlar için eğitici olmaz mı? Türk mimarlığı'nda çok önemli bir yeriniz olduğunu düşünüyorum, Saygılarımla... |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-10-2001
Mesaj: 1
|
yeni
bu sene ktu gemi inşaatı mühendisliğini kazandım tavsiyelerinizi bekliyorum
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-10-2001
Mesaj: 1
|
Başlıksız
Sn. Tümertekin,
Her yeni proje'de, sizin deyiminizle hala "başınızı duvarlara vuruyormusunuz?" Her proje bir acı sürecinden veya bir "tabula rasa"'dan geçmelimi... veya geçebilirmi? Gözde Onaran |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Yönetici
|
Eğer Gök Kafes size iş olarak gelse idi (yüksekliği bu olmak şartı ile) işi alır mıydınız?
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-10-2001
Mesaj: 3
|
OPTIMUM
Optimum Evleri felsefesiyle sizin anlayışınıza uyuyor, "ne az, ne çok"
Merak ettiğim; Bu proje size geldiğinde adı Optimum muydu? Ya da felsefesi optimum olmak mıydı? Yoksa sizden istenen bir yerleşim tasarımına bu kimliği siz mi uygun gördünüz? |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-10-2001
Mesaj: 1
|
Optimum projesine çok yakınlarda bir yerde CASABA diye daha büyük bir başka yerleşim daha yapılıyor ve Ömerli Barajına çok yakın olduğu için ve orman alanlarına da yayıldığı için bu proje ciddi eleştiriler alıyor zaman zaman.
Optimum projesi bu tip eleştirilere maruz kalıyor mu? (su havzasına yakın bulunduğu için, orman alanında inşaat yapıldığı için) Bir de Optimum evlerinin planlarına baktım. D evinde en tepedeki odadaki lavabo ne için kullanılacağını çözemedim. Burası misafir odası olarak planlandı? Bir de neden aynı merdiveni tekrardan yukarı bu odaya çıkartmak yerine yeni bir merdiven boşluğu açtınız ikinci kat ile ucuncu kat arasında? teşekkürler. |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-10-2001
Mesaj: 2
|
sayin han tumertekin
mimari tasarim sureci ve uygulamalar alaninizdaki birikiminizi bilerek size bir soru yoneltmek istiyorum. Gelecegin mimarisine iliskin onceden kurgulanmis ve zamaninda imkansiz,sacma,hatta komik bulunmus tasarimlar yillar sonra benzerleri ile hatta apacik somut bir binaya donusmus olarak karsimiza cikabiliyorlar...Adina ne dersek diyelim expresyonist,futurist yada utopik ... bu kavramlar degisken olabiliyor:hatta son zamanlardaki tasarimlarda milenyum cagi tasarimi olarak adlandirilabiliyor.Bunu bir kenarda tutalim.... Bu sekilde yani soyut dusunce uretiminin tasarima katkilari suphesiz.Ancak isin birde diger boyutu; kazanc boyutu bulunmakta.Aslinda uretim denilen sey mimarlik boyutunda yada surecinde tasarimla kendini ifade ediyor uygulama ile ucuncu boyuta geciyor.Peki bu goruse gore uygulama olanagimiz olmasa bile - ki gunumuzde bunun sancilarini en cok KRIZ BASLIGI ALTINDA ulkemiz cekiyor - herseye ragmen ucusa devam mi?yoksa ulkemiz mimarligi artik silkinip ne yapiyorum ben mi demeli?Turkiye de mimarligin yada mimarlarin artik !!!!ayaklarinin yere basmasi gerekmiyormu?
__________________
trkn21 |
|
|
|
|
|
#15 |
|
yönetici
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 487
|
Han Bey, bir iki sorum daha var:
Yüzyılın başında İngiltere'de Howard'ın ortaya attığı şehir gürültüsünden, karmaşasından uzak, neredeyse Thomas More'un Utopia'sı çerçevesinde idealize edilmiş "Garden City" hareketi, 1930'larda Amerika'da "suburb" lerin gelişmesi şeklinde kendini göstermişti. Bu yüzyılın ikinci yarısından sonra postmodernizmin parlaması ile eşgüdümlü olarak özellikle yine Amerika'da "new urbanism" adı altında modern mimarlığı ve Le Corbusier'in başını çektiği Modern Şehircilik anlayışını tamamen reddeden, ve özellikle Rob Krier tarafından desteklenen yeni şehircilik anlayışı doğdu. Tarihsel öğelerle bezenmiş, iki üç katlı evlerlerle, yine şehirden uzak doğada yerleşimler oluşturulmaya başlandı. Özellikle İstanbul benzer süreçleri çok hızlı bir şekilde yaşıyor gördüğümüz kadarı ile. Gerek Optimum olsun, gerek Casaba, Kemer Country ve benzer onlarca örnek, İstanbul çevresinde belirli gelir düzeyine ve benzer yaşam standartlarına sahip ailelere yönelik yerleşimler olarak planlanmakta ve pazarlanmakta. Endüstri devrimini geçirmemiş bir ülke olarak, şehir yerleşimlerinde Amerika ve İngiltere'nin geldiği sonuçlara şimdiden ulaşmamız sizce ne kadar doğru? Peter Weir'in filmi "Truman Show" daki "Seaside Heaven" gibi idealize edilmiş yerleşimler sizce Türkiye'deki toplumsal dengesizlikten kaçmak isteyenler için bir cennet olabilir mi? 10-20 yıl sonra Amerika'da da yaşandığı gibi bu gibi yerleşimlerin modası geçip şehir merkezleri yeniden "IN" olursa ve zengin kesim Cihangir, Taksim, Tarlabaşı, Bağdat Cad. gibi yerleşimlere yeniden geri dönerse, Optimum, Casaba gibi yerleşimler terk edilir ya da ucuzlar mı? Son bir soru daha: Kendiniz bu gibi yerleşimlerde mi yaşamayı tercih ederdiniz yoksa şehirde yaşamaktan vazgeçmez misiniz? |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|