![]() |
|
|||||||
| Mimarlar Türk ya da yabancı bütün mimarlar hakkındaki paylaşımlarınız, görüşleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
rennie
Türkiye’deki koruma ve buna bağlı olarak restorasyon alanında varolan sorunlar bu ülkenin kültürel sorunları ile doğrudan ilişkili bence. Geçmişini hatırda tutmak için yeterince çaba gösteren bir toplum olduğumuzu düşünmüyorum. İtalya’da bu durum tam tersi. İlkokuldan başlayarak insanlara yaşadıkları kentin mimari mirasını kavrayabilmeleri için eğitim veriliyor. Korunabilmiş bir osmanlı kenti görebilmek için Filibe’ye gitmeniz gerekiyor ise bu sorunun kökeninde mimarlık eğitimini aşan faktörler bulunuyor diye düşünüyorum.
Korumanın doğru yapılabilmesi için korunması gerekli (kent ölçeğinden ince yapı ölçeğine kadar) mimarinin değerlerinin doğru anlaşılmış olması gerekir. Yani düşünsel bir geri planı olmayan koruma çabasının pek başarı şansı da yok. Mesala bir osmanlı evinin strüktür-cephe ilişkisi ortadan kaldıran bir restorasyonun bence hiçbir değeri olamaz. Oysa bu hata ahşap ev kalmayınca kadar tekrarlanıp duruldu. Evlerden geriye kötü kaplama cepheler kaldı. Bir yapıda farklı dönem ekleri olabilir tabi. Önemli olan binanın mimari bütünlüğü ve taşıdığı mimari değeri doğru kavramış olmak bence. Farklı dönem eklerinin bu bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekir. Ben müdahalenin, yapının mimari değerlerinin açığa çıkarılması, daha iyi anlaşılabilir ve tadına varılabilir kılınması amacı ile yapılması gerektiğini düşünüyorum. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Cube
Bu ülkede çok önemli yapıların restorasyon işleri kamu kurumları tarafından ihale yolu ile en düşük fiyatı veren müteahhit firmalara verilerek gerçekleştiriliyor. Sonuç tam bir felaket. Bu uygulamalar doğru süre ve bütçe ayrılarak doğrudan uzman kişilere yaptırılabilecek şekilde yasal düzenlemelere gereksinim olduğu kesin. İşçilik ve malzeme temini konusunda aşılamaz sorunlar yok bence.
Eskinin yanına yeni bir ek yaparken kriterler çok farklı olabilir. Kalmık Müzesinin restore edilen ahşap ev bölümündeki müdahalelerin birçoğu evin mevcut mimarisinin bütünlüğünü bozmama amacını taşırlar ve dolayısı ile müdahalelerin tek tek farkedilir olması gibi bir çaba yoktur. Oysa ev ile bahçe arasına yerleştirilen ekin üstlendiği görev farklıdır. Ekin mevcut binadan farklılaşan, onu tekrarlamayan mimarisi ahşap binanın okunmasını kolaylaştırır. Tek bir ana mekandan ve cam yüzeylerden oluşan yeni ek, ahşap eve sıkışıp kaldığı yeni kent bağlamında bir mekansal açılım imkanı getirir. |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
emocan
Mimarlık eğitimi okulla bitmiyor. İyi bir mimar olmanın yolu bir ustanın yanında çıraklık da gerektiriyor.
|
|
|
|
|
|
#19 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Pulp
Koruma ve restorasyon alanlarında İtalya'yı ve Türkiye'yi Rennie'ye verdiğim cevabımda kıyaslamıştım.
|
|
|
|
|
|
#20 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 341
|
Sayın Ayşe Orbay Diyalog'a gelen sorulara daha sonra cevap verecektir.
|
|
|
|
|
|
#21 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Aykut Köksal
Cansever’in mimarisinin düşünsel arka planı ile birlikte beni çok etkilediğine ve etkilemeğe devam edeceğine şüphe yok.
Tasarım yaparken bir dizi ana karar oluşturmak, daha sonraki aşamalardaki kararları bu çerçevenin içinde doğru şekilde yerleştirmek gerekiyor. Mimari bağlama ilişkin verileri doğru değerlendirmiş olmak önemli, iyi bir malzeme, yapım tekniği ve strüktür bilgisine gereksinim var, ama bunlar sonuca ulaşmak için yeterli olmuyor. İşin en zor kısmı da burada başlıyor. Yol ayrımlarında, birden fazla çözüm karşısında seçim yapmak zorunda kalındığında fazlası gerekiyor. Cansever bu seçimleri sahip olduğu bir dünya tasavvuru içine yerleştirebilen bir insan. Hatta mimarisinin şiirsel olabildiği az sayıdaki mimarlardan. Bodrum Ertegün Evi’nde mevcut taş bina ile bahçe arasına yerleştirdiği ek şiirsel bir güzelliğe sahip. Cansever’i tanımasaydım, yaptıklarım farklı bir yerde olurdu. Bir tasarımcı olarak doğu ve osmanlı mimarisine, eğitimin verebildiğinden farklı bakabilmeyi ona borçluyum. Cansever’in, gerek tasarımda gerek düşünsel planda, modernist tavır ile osmanlı mimarisi arasında kurduğu ilişki benim için çok yol gösterici oldu. |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Egemege
Korumanın kentsel boyutu tabiki çok önemli, korumaya kent ölçeğinden başlanması gerekir zaten. Benim bu ölçekte bir proje çalışmam olmadı. Ama bu ülkede bunu gerçekleştirmenin fırsatını kaçırmak üzereyiz sanırım, belki de kaçırdık.
Bundan sonra yok edilen kentlerin rekonstrüksiyonlarını yapabiliriz ancak. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Airbag
Toplumumuz oldukça ataerkil, bu yalnız mimari değil, birçok başka meslek dalında da böyle zaten. Ama kendi bürosuna sahip birçok bayan mimar da var Türkiye’de. Ben kendimi az sayıdaki örneklerden biri olarak görmedim.
Benim konumuma nasıl ulaştığım sorusuna gelince, meslek hayatımın başında Kalmık Müzesi’ni yapabilmek şanstı. Birçok kişi tarafından gezilebilen bir yapı olması yine şanstı. Daha sonraki işlerin çoğu Kalmık Müzesi’ni yapmış olmaktan ötürü bana verildi. |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Mer
Yeni bir yapı yapsanız da, eski bir yapıya müdahale etseniz de kriterler çok değişmiyor bence. Her seferinde önceden varolan bir bağlamda birtakım ekler yapılıyor. Bu bağlamı doğru anlamak, başka bağlamlar için üretilmiş çözümleri taşıma yanılgısına düşmemek gerek diye düşünüyorum.
|
|
|
|
|
|
#25 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Mona
Oldukça zor bir konu bu. Nitelikli çalışmaların artması insanlara karşılaştırma yolu doğru ile yanlışı ayırt edebilmeleri imkanı yaratabilir belki. Son derece yozlaşmış bir mimari çevrede insanlardan iyinin tanımını yapabilmelerini beklemek kolay değil.
Eğer yapılan restorasyon geri dönüşsüz bir şekilde binayı tahrip edecekse elbette hiç yapılmaması daha doğru. Restorasyon adı altında mimari ucubeler yaratıp onları geleceğe taşımaya çalışmanın doğru bir yanı yok bence. |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Fluxus
20. yüzyıl sonu Türkiyesi yalnız mimarlıkda değil, diğer tüm sanat alanlarında da fakir üretimlerle meşgul. Bu geniş bir alanda ele alınarak cevaplanmaya çalışılması gereken bir konu. Benim uzmanlık alanımı aşıyor sanırım.
Mimaride modernlikse eğer kastedilen, bitmiş biçimleri bir başlangıç verisi olarak alıp yola çıkılarak yapılan tasarım anlayışının tam tersi. Önce biçimi tanımlayıp strüktürü içine yerleştirmeğe çalışınca modernizmin de sonu geliyor. Modern mimarinin başyapıtlardan biçimsel klişeler üretilmeye başlandığı andan itibaren modernist bir tavırdan söz etmek mümkün olmuyor. |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Zafer Akay
Ben mimari tasarımı bir yaratıcılık süreci olarak görmekten kaçınıyorum sanırım. Bir mimari bağlamda ne gibi değerler mevcut, onlar ne şekilde ortaya çıkarılıp nasıl eklerle zenginleştirilebilir diyerek yaklaşmaya çalışıyorum. Yeni bir yapının tasarımında da restorasyonda da bu mümkün. Restorasyon sırasında ekler yaparken mevcut binanın mimarisini zenginleştirmek mümkün. Restorasyonda mevcut olana yapılan bir ek yeni mimari okuma fırsatları veriyor. Mevcut bir unsuru tekrarlayarak veya kontrastlar oluşturarak onu güçlendirmeniz mümkün. Kalmık Müzesi’nin ek binasının moloz taş duvarları, kalın brüt beton kolonları ve geniş cam yüzeyleri ahşap evde olmayan unsurlar. Aradaki kontrast ahşap evin mimarisinin tadına varabilmek için yeni imkanlar oluşturuyor. Yine boşlukta tek başına duran brüt beton kolonun gerideki moloz taş duvar yüzeyi ile ilişkisi benzer bir örnek. Bu birliktelik her ikisine tek başlarına var oldukları durumdan farklı bir kimlik kazandırıyor. Benim için mimarlık yapmak bu noktada çok keyifli olmaya başlıyor.
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Puduhepa
Restorasyon uygulaması sırasında farklı uzmanlık alanlarının iş birliği gerekiyor. Mimarın ve farklı alanlarda uzmanlaşmış restoratörlerin görev alanlarının çatışması söz konusu değil sanırım. Taş, ahşap, kalem işi restorasyonu gibi alanlarda deneyimli restoratörlerin sayısı arttıkça, mimarların da bu hizmeti doğru kişilerden alma alışkanlığı oluşacaktır diye düşünüyorum.
|
|
|
|
|
|
#29 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 18-02-2003
Mesaj: 14
|
Bitkin
Türkiye’de mimari tasarım hizmeti yaparak emeğinin karşılığını almak hiç kolay değil. Mimari doğrulardan ödün vermeden bunu yapmak çok daha da zor. Sanırım mimarın maddi ve manevi dayanma gücü ile sınırlı bir büronun ömrü.
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|