![]() |
|
|||||||
| Mimarlar Türk ya da yabancı bütün mimarlar hakkındaki paylaşımlarınız, görüşleriniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Modları Görüntüle |
|
|
#16 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-02-2003
Mesaj: 7
|
Sibel Bozdoğan
Bugünkü hislerimizden bahsetmek gerekirse tabii ki Amerika'ya hayır. Bizi savaşa sokmak istiyor, biz istemiyoruz. Böyle saçma şey olmaz.
Atatürk devrimlerinden sonra biz Osmanlı'yı tamamen geriye ittik ve yeni bir mimari ve yeni bir sanat düzenine girdi Türkiye. Tabii bunu beğenmeyenler var, nasıl olur da bu kadar senelik tarihimizi geride bırakıyorsunuz diye. Ancak o günkü devrimi, Atatürk'ün devrimini yapabilmek için başka çare yoktu. Eskiyi geriye itmek, yeniden başlamak lazımdı. Türkiye bitmişti. Onun için Avrupa'nın da tesiri oldu, Amerika'nın da tesiri oldu. Amerika'nın tesiri şöyle oldu daha çok. Avrupa'dan giden mimarlarla oldu bir çoğu, Aalto ve diğerleri gibi. Avrupa'da da Le Corbusier'ler ve diğerleri ile.. Şimdi bunların da ciddi tarafları var. Sadece yalın şekilde dış görünüşleri ile değil de derinlere inerek tetkik ederseniz, bugünkü mimariyi yapıyorsak eğer, bugünün şartlarına bugünün yaşantısına uygun olarak mimari yapmamız lazım. Bugün Osmanlı'yı olduğu gibi tatbik etmek manasız bir şey ama muhakkak surette bunların himayesini yapmamız lazım. Şimdi hepimiz Osmanlı'dan biraz etkileniyoruz Türk olmamızdan dolayı. Mesela ben Taksim Divan Otel'inin restoranını yaparken Türk Mimarisi'nden esinlenmişimdir. Ama modern bir çerçeve içinde esinlenmişimdir ve bundan da memnunum ben çünkü hem bugünün şartlarına uygun hem de biraz bizden bazı şeyler var. Bu şekilde kalmak şartı ile Osmanlı'ya dönük işler yapılabilir. Niteki o otel yapılırken, o restoran bilhassa yapılırken Sedad Bey, ki benim hocamdı o zaman, üç kere gelmiştir otele. Napıyorsun diye bakmaya. Merak ediyordu adam iyi bir şey mi yapıyorum diye. Geldi, tetkik etti ve teşekkür etti bir kaç kez. Onun için yüzde yüz eskiyi atamayız fakat biraz da bugünün mimarisini yapmak durumundayız. Bizim bugün tutup da Lui dönemi mobilyalarını kullanmamız kadar manasız bir şey olmaz çünkü bu asalet satın almaktan başka bir şey değil. |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-02-2003
Mesaj: 7
|
mer
Hayır. Genellikle hiç bir zaman danışılmıyor. Biraz evvel anlattığım gibi Divan Oteli'nde de danışılmadı. Vakko'da da danışılmadı. Vakko'nun da Divan Oteli'nin de 30 senelik mimarı idim fakat Vakko'dan da ayrıldım ne yazik ki. En sonunda dosttuk, çok dosttuk ama ona rağmen...
Şimdi Plaza Bar, Plaza Restoran, 29, hepsinin yıkılması çok acıdır çünkü çok güzellerdi ve insan genel olarak yaptığı işe çok bağlanıyor. İstiyorsunuz ki o devam etsin. Nitekim böyle bir bar Avrupa'da olsa bir elli sene devam eder. Bizde maalesef yok oldu gitti, üç beş sene de ortadan kalktı. Şimdi biz böyle zengin bir ülke miyiz, neyiz? Hemen değiştirmek istiyoruz. Nitekim Divan Oteli'nde yeni müdür bey, pub'u illaki değiştirelim, gençlik böyle istiyor diye tutturdu. Yahu dedim, ben orayı zaten gençlik için yaptım, o zamanın gençliği böyle idi. Hala da buraya gelen o gençler, yani yaşlandılar ama gelmeye devam ediyorlar. Onun için bu düşüncesiz hareketleri yapmamak lazım, en azından mimarından fikir almakta yarar var derim. |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-02-2003
Mesaj: 7
|
blur
Dün mimara karşı Türk toplumunun müthiş saygısı vardı. "Mimar bey ne istiyorsa" diye bir laf vardı. Bugün o kalkmıştır tamamen. Bakıyorsunuz elinde bir dergi parçası, bir sayfasını koparmış. Geliyor "bunu istiyorum" diyor bir bayan. Veya bilmem ne mobilyası, uyar mı uymaz mı diye düşünmek yok. "Ben bunu istiyorum" diyor. Velhasıl bu çok acı bir şey. Saygı yok bir kere. Mimara karşı saygı bitti. Bu zenginliğin verdiği bir şey, tabii zenginlik Türkiye'de yok ama bazı kimselerde var. Onların bir nevi asaleti satın almaları.
Turgut Cansever ile bizim iki eserimiz oldu. Birinci eserimiz, Büyükada'da, Rıfat Yalman'a yaptığımız evdi. Bugün onun süresini söylesem aklınız durur. 2.5 katlı ev 3.5 ayda bitti. Rıfat Bey her sene Amerika'ya giderdi, geldiği gün anahtarı teslim ettik ve eviniz hazır buyrun dedik. Ondan sonra da Anadolu Klubünü yaptık beraber. Bizim iki eserimiz vardır beraber yaptığımız. O benim sınıf arkadaşım tabii, çok sevdiğim bir arkadaşımdır. Başka beraber çalışma fırsatımız olmadı. |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Diyalog Konugu
Kayıt Tarihi: 01-02-2003
Mesaj: 7
|
pulp
Yurtıdışı ile çalışmak benim için hiçbir zaman problem olmadı. Hakikaten ben bile şaşırdım bu işe. Beni olduğu gibi kabul ettiler ve çok iyi kabul ettiler. Ben evvela Nato'nun Genel Merkezi için gittim oraya ve Genel Merkez için dört sene çalıştım. Onun bir çok yerinde enteriorlarını ve mobilyalarını yaptım. Ondan sonra da altı sene özel olarak çalıştım. En son çalıştığım yerde atölye şefi oldum, az daha kalıyordum. Sonra dedim ki, yahu burada hep atölye şefil olarak mı kalacağım. İstemiyorum dedim ve memlekete döndüm ve çok da mutlu oldum. Onun için yabancı ülkede çalışmak konusunda, eğer yaptığınız şeye inanıyorsanız, güveniyorsanız hiç problem yok.
Orada bazı şeyler var ki, Mimarlar Odası hakkında bir arkadaş bir şey sormuştu. Ona şunu söylemek lazım. Fransa'da mimar binasının ömrünün sonuna kadar mimarıdır. Bittikten sonra dahi. Hiç bir çivi çakamazlar ona sormadan. O ölürse devlet o binaya bir mimar tahsis eder. Şimdi bizde böyle bir şey yok. Siz birşey yapıyorsunuz. Ertesi gün başkaları onun üzerine başka şeyler yapmaya başlıyor. Sizinle alakası olmayan bir bina ortaya çıkıyor. Mimarlar Odası'nın bunu muhakkak suretle çözmesi gerekir. Nitekim bu vardır ama hiç bir zaman tatbik edilememiştir. |
|
|
|
|
|
#20 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 23-07-2002
Mesaj: 891
|
Abdurrahman Hancı'yı Kaybettik
Abdurrahman Hancı 17 Temmuz 2007 Salı günü vefat etmiştir. Cenazesi 19 Temmuz 2007 Perşembe Günü Teşvikiye Camii'nde kılınacak öğle namazını takiben Edirnekapı Şehitliği'nde defnedilecektir.
Arkitera Mimarlık Merkezi olarak ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz. En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 18-07-2007 09:11. |
|
|
|
|
|
#21 |
|
Yönetici
|
Abdurrahman Hancı ile yakın zamanlarda (4-5 yıl kadar önce) tanışma fırsatımız olmuştu. Ailesine ve tüm mimarlık dünyasına başsağlığı diliyoruz.
Arkitera Diyalog sırasında (4 Şubat 2003) çekilmiş bir fotoğrafı.
__________________
Foruma gönderdiğiniz mesajları daha iyi formatlamak ister misiniz? Tıklayın... Üyelik ile ilgili sorunlarınız için lütfen Güncelleme ve Duyurular başlığına bakınız. Bu konudaki özel mesajlara cevap yetiştirmem mümkün olamıyor. |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-07-2007
Mesaj: 26
|
Abdurrahman Hancı kitabı
Şu an Literatür Yayıncılık, benim Nil Birol ile beraber editörlülüğünü yaptığım bir Abdurrahman Hancı kitabı hazırlıyor. Sanırım Ağustos ya da Eylül ayı gibi çıkacak. Öncelikle kendisinin vefatından önceye kitabı yetiştirememiş olmamız çok üzücü. Kitap yarı monografi yarı anı kitabı niteliğinde. Maalesef bir çok projesinin belgeleri zamanla kaybolduğu için oldukça zor bir kitap oluyor. Ama kitabı Türk Mimarlığı'nın belli bir döneminin nasıl düşündüğünü ve mimarlığı nasıl yaşadıklarını görmek açısından önemli buluyorum. Bir yandan da bizler bugün ne yapıyoruz sorusunu da sordurtuyor.
Tüm yakınlarına baş sağlığı dilerim. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 08-09-2001
Mesaj: 240
|
Hancı'nın Cansever ile birlikte yaptıkları ve en önemli işlerinden biri sayılan Büyükada'daki Anadolu Kulübü'nün maketini incelerken çekilmiş bu fotoğrafı, Türk mimarlarının zaten az sayıda olan nadir fotoğrafları arasında en etkileyicilerinden biri. Ne tesadüftür ki ARKİV'in açılışını duyuran tanıtımlarda bu fotoğrafın Türkiye'nin mimarlık hafızasını çok iyi yansıttığını düşündüğümüz için kullanmıştık.
Tüm yakınlarının, sevenlerinin ve mimarlık camiasının başı sağolsun. |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Yönetici
|
Evet ben de ne kadar etkileyici bir fotoğraf hem de sephia demiştim.
Hancı'ya ait olması itibarını daha da yükseltti. Arkiv'in böyle büyük ustalarımızın ismini harıtlatır olması çok hoş. Teşekkürler.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-04-2007
Mesaj: 131
|
Ailesine bassagligi dilerim.
|
|
|
|
|
|
#26 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 29-12-2006
Mesaj: 84
|
Allah rahmet eylesin.Allah taksiratını affetsin.Nur içinde yatsın.Yakınlarına başsağlığı dilerim.
|
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 14-12-2006
Mesaj: 312
|
Murat Tabanlıoğlu'nun Gözünden Abdurrahman Hancı
17 Temmuz 2007 tarihinde kaybettiğimiz, Mimarlar Odası kurucularından mimar Abdurrahman Hancı'yla ilgili duygu ve düşüncelerini aktaran Murat Tabanlıoğlu'nun yazısı Arkitera.com'da.
Alıntı:
Yazının devamını okumak için... En son Melis Göker tarafından düzenlendi : 23-07-2007 12:13. |
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
|
Cengiz Bektaş "Ne yaptığı, ne ürettiği izlenmesi gerekli, izlediğim kimi kişilerin ölümleri benden neleri alıp götürüyor?" diye sormuş ve diyor ki "....Yitirdiğim kişilerden biri Abdurrahman Hancı…
Yeryüzünce ünlü mimar Mies van Rohe’nin “Tanrı ayrıntıdadır” sözüne inanmış olanlardan biriydi. Mimar Sinan Ödülü almıştı, nitelikli üretimiyle… Hancı, işlerini belirli düzeyin altına düşürmemiş,Türkiye mimarlığının yüz aklarındandı. Ben yükseköğrenimimi yaparken Beyoğlu’nda açılan “Galeri 1” onun yapıtıydı. Evet, bir iç düzenlemeydi yalnızca… Ama bana, işini çok özenle yapmanın, insanın gözüne, ürettiklerine saygı duymanın önemini algılattırmıştı. " Yazının tümü; Günlük Evrensel Gazetesi |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|