Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Profesyonel Yaşam > Mimarlar Odası

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 16-05-2005, 23:10   #31
tor
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-12-2003
Mesaj: 2
'Mimar' ların Gündemi,

‘Mimar’ ların Gündemi ,
‘Mimarlar Odası’nın Gündemi.


Mimar Hakkı Yırtıcı’nın borcunu ödemeyen mimarlarla, Mimarlar Odası arasındaki ilişkiyi konu edinen yazısı çok ses getireceğe benzemekte. Yazının edindiği meşruiyet, mimarinin sorunları yerine, onu ifa eden mimarların sorunlarına değiniyor olmasında. Kısacası yaşadığımız nesnelliğin içinden hayatla temas etmesi. Güzel! Güzel ama içinde barındırdığı tehlike de çok yazılıp konuşularak sıradanlaşması ve herkesin zihninde çok derin yerler edinmiş olan ‘hiç bir şey değişmez ’e bağlanabilme kapasitesi.

Peki ne yapmalı? Sorunumuz Sayın Metin Karadağ’ın haklı olarak tepki gösterdiği yıllık 84 YTL’lik üyelik aidatlarımızı ödememek mi, yoksa mimarlar odasının üyeleri ile kurduğu karşılıklı ilişkinin şekli mi? İşte sorunun asıl can alıcı noktası, can alıcı noktası diyorum çünkü bu ilişkide ortaya çıkan, oda ile üyeleri arasında bir ‘Yarılma ve Ayrışma’ durumu. Bu ‘Yarılma ve Ayrışma’ durumunun kapatılması ise ‘Mimarlar Odası’nın hızla ve kamucu bir anlayışla ‘Mimarların Odası’na dönüştürülmesinden geçmektedir. Bu transformasyon tek tek ve üzerinde aydın sorumluluğunu taşıyan, hayattan canı yanmış üyeler üzerinden gerçekleştirilecektir. İlişkiler karşılıklıdır, emek ve zaman ister.

Bilim ve bilimsel tartışma soru sorarak ve ortada ayrıksı şekilde duran olguları farklı bir kurgu ile bir araya getirerek ilerler. İlerlemek ise zorunluluğumuzdur. İlerlemek için alan açmak ve gündem yaratmak gerekmektedir. Bugün bu gündem ‘üyelik aidatları’ üzerinden yaratılmıştır. Bundan sonraki hedef soruları çoğaltarak Mimarlar Odası ile mimarların farklılaşmış gündemlerini birleştirmek olmalıdır.

Diğer yandan yaşadığımız bu gerçeklik, kapitalizmin eşitsiz yapılar üretmesine verilebilecek en güzel örneklerden birisidir. Mimarlar Odası ile üyeleri arasındaki ilişki tarzı ne yazık ki ortaçağdaki vassallık ilişkilerinin bile gerisine düşmüştür. Vassal tebaasına angarya yaptırırken aynı zamanda onlara koruma sağlayan kişidir. Ve şimdiki zamanlar bir ‘yeni ortaçağ’ bile değildir. Parçalanma esastır. İnsan atomize olmuş ve yaşadığı dünyaya yabancılaşmıştır. Yönetmelikler ve yasaların içinde, kapitalize olmuş dünyanın kapitalize olmuş bireyi yaşar. Yalnızdır ve korkar. En önemli özelliği örgütsüz olmasıdır ve yaşamında bir sapma ile karşılaştığında (üyelik ödentilerinin icra yoluyla tahsili belgesi) şaşırır, öfkeye kapılır, homurdanır, tepkisizleşir. Ta ki biri çıkıp işin birde şu yönü var diyene kadar.

İşte Hakkı Yırtıcı’nın ‘Borcunu Ödemeyen Mimarlar’ yazısı bize işin öteki yanını göstermeye
çalışan bir yazı. Peki işin öteki yanında ne var? Çok açık: Parasallaşmış üretim ilişkilerinin cisimleşmiş hali. Maddenin bu halinde, meslek onuru ve üye haklarının korunması ile üyeler arasındaki haksız rekabetin önlenmesinden bahsedilir ( Yönetmelik Md;6b-6f ). Gerçeklikte ise tekelli düzenin iş ilanlarında 30 yaş üzeri mimar emeği yok sayılır, görmezden gelinir. Sınır çizilmiştir ve sınırın üzerinde kalanlar nedense haksız rekabetin konusu olmazlar. Onlar bu düzen için hep var olması gereken ama aslında olmayanlardır.

Açı büyümektedir, açı emeğini satanla, kiralayan arasındaki ilişkiye verilen addır. Açının bir ayağında iş yerinde çalıştırdığı mimara odanın belirlediği asgari ücreti verdiğini ve iş düzeni ile çalışma şartlarını belirleyen sözleşmeyi yaptığını beyan ve kabul eden işveren ile onu denetleyen oda, (Md:7-5 ve Md:7-6) diğer ayağında, kendi meslektaşlarının yanında açlık sınırında bir ücretle çalışan sessiz yığınlar vardır. Gerçek hangisidir? Gerçek, odasının kendi



adına bir asgari ücret belirlediğini bile bilme hakkına sahip olamayan sessiz yığınların varlığıdır. Gerçek, aldığı ücret ne olursa olsun hep asgari ücretten sigortalanma gereğidir.
Gerçek, esnek çalışma adı altında günde on saat çalıştırılmaktır. Gerçek, arkasındaki binlerce işsize bakıp haline şükretmektir ve gerçek, Mimarlar Odası’nın bu cehennemi durum karşısında çalışanının yanında politikalar üretememesidir.

Evet, Sayın Metin Karadağ problemimiz ne 84YTL’lik üye aidatlarını ödeyemememiz, ne de icra iflas memurları ile karşılaşmaktan çekinmemizdir. Problemimiz, sevgili odamızın ücretli çalışanlarını yok sayması ve onlarla kurduğu ilişkiyi ‘parasallık’ üzerinden tanımlamasıdır. Bize ise bir yeni gündemi çalışanlardan yana oluşturacak enerjimizin ve niyetimizin olup olmadığını cevaplamak ile, tüm bunların sorumluluğunu tek başına üstlenip çözümler üretemeyeceğini bildiğimiz odamızın, yaratacağımız bu enerjiden pay almasını sağlamak kalmaktadır.

Taner ORHON, mimar
21492
__________________
TOR
tor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 17-05-2005, 11:45   #32
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Teşekkürler

Teşekkürler, Sayın Taner Orhon
...

Demek ki forum etik kodları da dikkate alarak yola devam edecek.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-05-2005, 17:59   #33
Yönetici
 
phin'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 894
O zaman oda adına Metin Karadağ mı cevap verecek ?
__________________
Y. Mimar Seda A. Öztek
www.oztekmimarlik.com
phin offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-05-2005, 19:17   #34
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Bu sonuca nereden vardınız?

Sayın Seda Öztek

Bu sonuca nereden vardınız?

Şahsım adına başladım ve öyle de devam edeceğim.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilemem; doktorların hasta muayene ve tedavi ettikleri mekanlarda duvara "bereket duası" asılmaz.

Yani "hastalıklar yayılsın, tüm doktorların cebi para görsün" tarzında bir talebin olmaması...

Ama tam tersine günümüzde deontoloji/ödev bilinci yada meslek etiği/ tıpta yeryüzünden tüm hastalıkların ortadan kalkmasını buna bağlı olarak doktorluk mesleğinin de ortadan kalkmasını talep eder düzeydedir...

Tabi bu "gerçek" bir ütopya yani "olmayan yer" anlamına geliyor, öte yandan.

Ancak yinede Meslek Etiği konusu "termostatik oportinizme" otomatik olarak bağlanamaz.

Her insani koşulun, insani karşılıkları vardır.

Nasıl ki "öğretilmiş çaresizlik" bir insanlık dramını anlatıyorsa; "öğretilmiş önyargılarda" da mutlaka bir insani yan vardır.

Benzer insanlık dramlarına Aziz Nesin'in hikayesine konu ettiği "Zübük" siyaseti anlayışıyla yaklaşılmasını incitici bulduğum için itiraz ettim.

Şahsıma yönelik yazılanlara yanıt vermek için de devam edeceğim.




Alıntı:
Orijinal metin phin tarafından gönderilmiş
O zaman oda adına Metin Karadağ mı cevap verecek ?
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2005, 12:02   #35
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 08-12-2003
Mesaj: 65
oda mimarlar icin ne yapti bu gune kadar

Ben de kisisel olarak goruslerimi anlatayim, ama hemen belirteyim ODA'nin kadrolu avukati falan degilim.

Bir meslek orgutunu haksiz yere harac toplayan mafya orgutlerine benzetmek bireylerin kisisel haklari olabilir.

Ote yandan meslegin ve disiplinin toplumsal/hukuksal/ vs. vs. vs. ortamlarda varolus mucadelesini nasil verecegini, daha saglikli yasanabilir surdurulebilir yasam alanlarinin isbirligi/ortak ongoru ve politikalar dogrultusunda nasil hayata gecirilip korunabilecegini de soylerler ise sevinirim benzetmeyi yapanlar.

Mimar olarak kaliteli yasam alanlarindan sorumluyuz ve bu kendi tasarlayip urettigimiz ortamlarla da sinirli degil. Umitkoy de urettiginiz orasai icin tasarladiginiz yapinin "iyi" olmasi Kizilay da daha saglikli kentsel bir alana sahip olmamiza yetmiyor. Umitkoy icin bile yetmiyor. Butun resmin kaltesini saglamak icin SIZ ne yapiyorsunuz.

Umurunuzda olmayabilir. Dogaldir. Mimarlar Odasi -Ankara Subesi ozelinde konusmayi tercih ediyorum su anda- en azindan butun resmin kalitesi icin onlarca adim atiyor.

Oda'nin topladigi haraca karsi mi cikiyorsunuz?

Karsi cikma nedenlerinize gore alternatifler uretilebilir.
1. Oda ya karsinizdir. Mesleki orgut fikri terstir. Mesleginizi yapmak icin bir yere kayit olmak anlamsiz geliyordur. Buna karsi mucadele eder, gerekirse hukuki yollari secersiniz. Ama bunun icin bile mucadele etmeye dermaniniz olmayabilir. O zaman da epeyce elestiri yoluyla duruma taraf olursunuz.

2.Meslek Orgutu olabilir ama para almasin diyebilirsiniz. O zaman sunu kabul edebilir miyiz: Meslek orugtunun varolus nedenleri ve ugrasi alanlari konusunda az da olsa hem fikirsinizdir ama para vermek istemiyorsunuzdur. Mali sureklilik de sizi irgalamiyordur. Dergi de cikmasin zaten.

3.Hepsine eyvallah, oda olsun, hatta ben de uye olmak isterim ugrasirim da, yine de meslegimi icra edebilmek icin buraya kayit olmam gerekmese keske. Eger uye iseniz ve aktifseniz bu tur suresi artik dolmus kurallari degistirmek icin iceriden ugrasabilirsiniz.

Surekli Oda beni aramadi sormadi yakinmalari duyuluyor. Oda dediginiz yer mimarlardan olusan mesleki ve toplumsal bir organizasyondur. Sizsinizdir. Meslegin/disiplinin/bilginin kurumsal/toplumsal/siyasal varliginin cisimlesmis halidir. Varligi mesru gorulmeyen bir yerden medet umulacagini da sanmiyorum. Yok eger kabul ediyorsaniz odanin istediginiz bicime evrilmemesinde katkinizin eksikliginin de payi oldugunu itiraf etmek gerekir.

Benim anladigim mimarligin bir sivil toplum orgutune ihtiyaci yok. Mimarlik diplomasi her mimara her turlu ortamda varolusunu saglayabilecek guc/beceri/imkani da veriyor.

Mimarlar Odasi ne mi yapiyor sizin icin? Mimarlar icin mi yoksa "sokaktaki vatandas" icin mi?

AOC ve ULUS icin zaman, para, enerji harciyor.

Cocuk ve Mimarlik bulusmalarini yapiyor.

UIA kendiliginden mi geliyor. Herkes 4 gozle bekliyor pazara cikmak icin. Tombul kedilerin herkese bir faydasi olacak elbette.

Saglikli yasam alanlarinin saglikli toplumsal isbirligine dayali oldugu inanci ile birsuru STK ile birlikte projeler uretiyor. (KAVAKLIDEREM, AF ORGUTU, CYDD, ....)

Bunlarin hicbiri sizi irgalamiyorsa mesleginizi de yapmiyorsaniz uyelikten cikmakta bir alternatif olabilir.

sevgiler
aa
aacar offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2005, 15:10   #36
Yönetici
 
phin'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 894
Cevap veriyorum,
yukarıda Hakkı Yırtıcı forumun amacını tamamladığını söylediğinde onunal aynı fikirde olduğumu belirttim, çünkü bu forumda sadece şahıslar var, mimari kimlikleriyle bağlı oldukları oda ile ilgili bir takım şikayetleri olduğunu belirttiler. Bu şikayetleri karşılıklı görüşmeleri gereken kurumla bir toplantı ayarlanmasının bu forumun oluşturabileceği en iyi yarar olduğu açık.
Ancak siz sayın Karadağ forumun işlevini tamamlamadığını belirtip devam ederken ben de kurum adına mı yazacaksınız diye merak ettim. Çünkü görüyorum ki istemediğiniz halde odayla ilgiyi konuyu kendi üzerinize çekip cevap vermeye devam ediyorsunuz.

aacar da güzel yazmış, oda bir takım olumlu çabalar içinde, gelinde gelin diye sürekli çalışma yapıyor, dediğim gibi benim bir şikayetim yok. Ama şikayeti olan bunca meslektaşımıza da kulak vermeli derim.

Bunun yanında ücretli çalışanlar odaya kaydolmasın, vs gibi çözümlerde garip, mimarlık diplomasını üniversite mezunu olduğuna dair ispat için kullanan herkes dahil mimardır, mimarsa da odaya kaydolmalıdır.
__________________
Y. Mimar Seda A. Öztek
www.oztekmimarlik.com
phin offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2005, 18:22   #37
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Sizin için amaç neydi?

Sayın Seda Öztek

Sizin için amaç hasıl olabilir.

Ama sizin amacınızın ne olduğunu işin başından bilemem değil mi?

Yoksa amacı önceden belli bir tezgâh mı sözkonusu?

Burada bu kadar "öğretilmiş önyargı" ile sözler edildi, şahsıma yönelik bunca haksız sözü yanıtsız bırakacağımı mı düşünüyorsunuz?

Sayın AAcar gibi sabırlı biri bile çileden çıktı ve yazdı.

Forumun devam etmemesi için dediklerinizi de anlayamadım hileli iflas mı öneriyorsunuz?









Bu arada moderatörümüz Sayın Emine Merdim forum başlığının yanında "Özel:..." yazıyor.

Bunun tam anlamı nedir?



Özel: Borcunu Ödemeyen Mimarlar ( 1 2 3 )
Emine Merdim
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2005, 22:01   #38
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 11-05-2005
Mesaj: 13
marifet ve mazeret

Sayın Acar'ın yazısı en azından kendi şahsında da olsa anlaşılır bir muhatap bulmak ve getirdiği öneriler ile kayda değer. Ancak sürekli yapılan bir hata var. Burada kimse temelde mimarlar odasına karşı değil, sadece odanın işlevini yeterince yerine getirememesine karşı. Oda sayın Acar'ın da belirttiği gibi çeşitli işlere imza atmıştır ve atmalıdır da ama bunlar marifet değil zaten bir oda olmanın gerekliliğidir. Ancak bu "marifet"leri asla kendi üyelerinin sorunlarına karşı duyarsızlığın "mazeret"i olamaz. İşte anlaşılması gereken tam olarak budur. Odanın bir işlevi mesleğin kendisine diğer işlevi de mimarların kendisine karşı sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmesidir. Bu forumda odanın kendi üyelerine olan yükümlülükleri eleştirilmektedir. Lütfen bu ikisi birbirinden net olarak ayırt edilmeli ve odanın marifetleri asla yapmadıklarının mazareti olarak sunulmamalıdır.
hakkı yırtıcı offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 19-05-2005, 22:52   #39
tor
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 09-12-2003
Mesaj: 2
Soruları Çoğaltırken...

Soru sormak cevap aramaktır!
Cevap ise; sorulan sorunun şekline göre belirlenendir. O halde;
 Şikayet etmek ve rahatsızlık bildirmek değil, değiştirmek esas ise, odamızın ücretli çalışanları ile kurduğu ilişkiyi yenibaştan tanımlamak ve bir taban dinamizmi yaratmak için, Mimarlar Odasının yaklaşık 30.000 üyesinin kaçının istek ve enerjisi vardır?
 Mimarlar Odası’nın ücretli çalışanları ile ‘üyelik aidatları’ nın tahsili ve karşılığında dergi aboneliği şeklinde gelişen ilişkisi, odanın öznel tercihleri sonucunda mı oluşmuştur? Yoksa, 25 yıldan bu yana uygulanan birikim modelinin, istediğini alan değil, ona sunulacağı bekleyen bir insan modeli yaratmasının sonucu mudur?
 Mimarları, Mimarlar Odası içinde birleştiren ortak payda nedir? Bu payda sadece ‘Mimarlık’ olarak tanımlanabilir mi?
 Mimarlar Odasının üyeleri ile kurduğu ilişki, bugünden bakıldığında ‘mesleki temsil ‘ ilişkisidir. Bir meslek kuruluşu olarak üyelerinin ücret ve çalışma sorunlarını konu alan ve ‘sendikal’ diyebileceğimiz 2. İşlevini yerine getirmek için Mimarlar Odası’nın bir çalışması var mıdır? Varsa aidat borcu olsun ya da olmasın üyelerine bunu duyuracak mıdır?
 Çağımız bireyinin en büyük özelliği örgütsüz ve atomize olmasıdır. Çalışanlardan yana geliştirilecek bir örgütlülük ile düşünceler yalınlaşıp tutarlılaşacak ve net bir tavra dönüşecektir. Eğer arzu edilen bireyin örgütsüz ve tek başına kalması ise, Mimarlar Odası yok sayılmalıdır, mümkünse üye olunmamalıdır.
 Mimarlar Odasının amaçlarından biriside ‘Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak, haksız rekabeti önlemek’ olarak belirlenmiştir. O halde, günlük gazetelerin hafta sonu eklerinin ‘Mimar aranıyor’ ilanlarında firmalar tarafından keyfi bir şekilde yazılan ’30 yaş sınırı’ üyeler arasında yaratılan haksız rekabet değilmi dir? Eğer haksız rekabet ise Mimarlar Odası bu ilanlara müdahale etmeyi düşünmekte midir? Ve bu ’30 yaş sınırı’ yasal dayanağını nereden almaktadır? Bunun adı ‘yaş ayrımcılığı’ dır
 Mimarlar Odası, her yıl serbest çalışan üyelerinden, büro tescilleri esnasında ‘İşyerinde ücretli çalışan mimar yada mimarlara, Mimarlar Odasınca her yıl belirlenen asgari ücretten az ücret ödemediklerinin’ belgelenmesini talep etmektedir. Böyle bir belge ücretli çalışan kaç mimar üye tarafından imzalanmıştır? Ve 2005 yılına ait asgari ücret bedeli, aidat borçlarına gösterilen titizlik gibi üyelere bildirilmiş midir? Bu bedel ne kadardır?


Taner ORHON,
21492
__________________
TOR
tor offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-05-2005, 11:58   #40
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Tekrar teşekkürler.

Sayın Taner Gorbon

Tekrar teşekkürler.

Konuya yaklaşımınızda göstermiş olduğunuz ciddiyet, dürüstlük ve samimiyetinizden dolayı tekrar teşekkür ediyorum.

Konunun ortaya "inanılamayacak derecede" art niyetle getirilmiş olması bir kez daha biçim ve öz arasındaki "en azından" olması gereken tutarlı ilişkiye dikkatimi yoğunlaştırdı.

Demek ki, "bir doğruyu yanlış söylemekle, bir yanlışı doğru söylemek" arasında sonuç olarak bir fark kalmıyor.

Her iki yolda, hileli iflasa varıyor.

Herşey bu kadar da orta yerdeyken; inanılmayacak derecede art niyetli olmak;... konunun en basit ahlak değeri ile bile kıyaslanmasını güçleştirmektedir.

Bu nedenle itirazımı "e, bu kadar da olmaz yuh artık!" derecesinden yaptım.

"Önce ateş et sonra nişan al... Sen çamurunu at uğraşan uğraşsın..."

Bu yoz tutum en basitinden ahlaki çürüme ile ancak açıklanabilir.

Titiz bir emekle düşünerek kaleme aldığınız her iki yazınızın yapıcılığına destek olmak amacıyla;

aşağıya mimar olsun olmasın herkesin rahatça ulaşabildiği Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Çalışma Raporu'nun adresini yapıştırıyorum:

http://www.mimarist.org.tr/37.Donem/

"1.8.10. İşyeri Temsilcileri Şube Koordinasyonu Çalışmaları"



Ayrıca ilgilenirseniz;

Mimarlar Odası Genel Merkezi'nin "Veri Araştırma A.Ş"ye yaptırdığı...(*)

"MİMARLAR 2002 - MİMARLARIN YAŞANAN EKONOMİK KRİZDEN ETKİLENME DÜZEY VE BİÇİMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA - MART 2002"

çalışması "Mimarlık ve Eğitim Kurultayı-2"de sunulduğunu birkez daha bilgilerinize sunarım.

Bu nedenlerle; "Niyet varsa mevzuat bahane..." demiştim...
Saygılarımla
Metin Karadağ



(*)
Mimarlık ve Eğitim Kurultayı - II


http://www.arkitera.com/forum/forumdisplay.php?f=47


10-11-12 Aralık 2003, Çarşamba, Perşembe, Cuma
Mimar Sinan Üniversitesi, Oditoryum / FINDIKLI

Program:
1. gün / 10 Aralık 2003 / Çarşamba

3. oturum
Panel
Toplumdan Mimariye Bakışlar
(16.00 – 18.30)
Oturum Başkanı Afife Batur
Panelistler:
Sezgin Tüzün (Veri Araştırma A.Ş.)
Hasan Ünal Nalbantoğlu
Nuri Çolakoğlu

Fotoğraftakiler sırayla: Dr. Sezgin Tüzün, Prof.Dr. Afife Batur, Nuri Çolakoğlu





Alıntı:
Orijinal metin tor tarafından gönderilmiş
Soru sormak cevap aramaktır!
Cevap ise; sorulan sorunun şekline göre belirlenendir. O halde;
 Şikayet etmek ve rahatsızlık bildirmek değil, değiştirmek esas ise, odamızın ücretli çalışanları ile kurduğu ilişkiyi yenibaştan tanımlamak ve bir taban dinamizmi yaratmak için, Mimarlar Odasının yaklaşık 30.000 üyesinin kaçının istek ve enerjisi vardır?
 Mimarlar Odası’nın ücretli çalışanları ile ‘üyelik aidatları’ nın tahsili ve karşılığında dergi aboneliği şeklinde gelişen ilişkisi, odanın öznel tercihleri sonucunda mı oluşmuştur? Yoksa, 25 yıldan bu yana uygulanan birikim modelinin, istediğini alan değil, ona sunulacağı bekleyen bir insan modeli yaratmasının sonucu mudur?
 Mimarları, Mimarlar Odası içinde birleştiren ortak payda nedir? Bu payda sadece ‘Mimarlık’ olarak tanımlanabilir mi?
 Mimarlar Odasının üyeleri ile kurduğu ilişki, bugünden bakıldığında ‘mesleki temsil ‘ ilişkisidir. Bir meslek kuruluşu olarak üyelerinin ücret ve çalışma sorunlarını konu alan ve ‘sendikal’ diyebileceğimiz 2. İşlevini yerine getirmek için Mimarlar Odası’nın bir çalışması var mıdır? Varsa aidat borcu olsun ya da olmasın üyelerine bunu duyuracak mıdır?
 Çağımız bireyinin en büyük özelliği örgütsüz ve atomize olmasıdır. Çalışanlardan yana geliştirilecek bir örgütlülük ile düşünceler yalınlaşıp tutarlılaşacak ve net bir tavra dönüşecektir. Eğer arzu edilen bireyin örgütsüz ve tek başına kalması ise, Mimarlar Odası yok sayılmalıdır, mümkünse üye olunmamalıdır.
 Mimarlar Odasının amaçlarından biriside ‘Üyeler arasındaki dayanışmayı sağlamak, haksız rekabeti önlemek’ olarak belirlenmiştir. O halde, günlük gazetelerin hafta sonu eklerinin ‘Mimar aranıyor’ ilanlarında firmalar tarafından keyfi bir şekilde yazılan ’30 yaş sınırı’ üyeler arasında yaratılan haksız rekabet değilmi dir? Eğer haksız rekabet ise Mimarlar Odası bu ilanlara müdahale etmeyi düşünmekte midir? Ve bu ’30 yaş sınırı’ yasal dayanağını nereden almaktadır? Bunun adı ‘yaş ayrımcılığı’ dır
 Mimarlar Odası, her yıl serbest çalışan üyelerinden, büro tescilleri esnasında ‘İşyerinde ücretli çalışan mimar yada mimarlara, Mimarlar Odasınca her yıl belirlenen asgari ücretten az ücret ödemediklerinin’ belgelenmesini talep etmektedir. Böyle bir belge ücretli çalışan kaç mimar üye tarafından imzalanmıştır? Ve 2005 yılına ait asgari ücret bedeli, aidat borçlarına gösterilen titizlik gibi üyelere bildirilmiş midir? Bu bedel ne kadardır?


Taner ORHON,
21492
Eklenmiş İmajlar
 
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 20-05-2005 13:22. Silinme nedeni: Ek... Ek...
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-05-2005, 12:48   #41
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 12-05-2005
Mesaj: 1
mimarlar odasının yaptıkları yap(a)madıkları...

Sanırım Sayın Acar Mimarlar Odası Ankara Şubesinin yaptıklarından örnekler verirken bunu bir marifet ya da mazeret olarak öne sürmüyor.

Katılalım, katılmayalım; onaylayalım onaylamayalım odanın yaptıklarının, kendi çalışma programlarında belirttikleri amaçlarıyla bağlantılı olarak bir bütünsellik içerdiğini ve meslek alanımızla da doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatıyor galiba.

Sayın Hakkı Yırtıcı'nın ilk yazısında eleştirdiği ''liberal yapılanma'' sonucu üyelerin karşı karşıya kaldığı sorunları tartışırken; Sayın Taner Orhon'un örnekler verdiği yönetmelikleri ve bundan yaklaşık 2 ay önce, İstanbul Şubesinin üyelerine gönderdiği elektronik postalar ve bültenler ile üzerinde değişiklik çalışmaları yapılacağını duyurduğu; Mimarlık Hizmetleri Şartnamesini de incelemekte fayda var kanımca... Oda duyurularında üyelerinden konuyla ilgili görüş ve öneri soruyordu yanlış hatırlamıyorsam.

Örneğin bu şartnamenin 3.3.9.2. maddesinde mimara ödenecek ücret hesabında yevmiye bedelinden bahsediliyor ve 2005 için bu bedel aylık olarak asgari 1.617 YTL net ücret olarak hesaplanabiliyor.

Yine aynı şartnamede 2005 yılı için duyurulan 2.300 YTL rakamı var ki bu da oda tarafından ücretli olarak hizmet veren imza yetkili mimar için önerilen aylık net asgari ücret.

Eğer konumuz sadece ücret, ekonomik sorunlar ve yaşamımıza etkileriyse tartışmaya buradan devam edebiliriz.

Acaba kaçımız bu konuda birşeyler yaptı, söyledi ve Oda bunun karşısında ne yap(ma)dı?

Bence Sayın Hakkı Yırtıcı'nın önerdiği - mutlaka yapılması ve Oda yöneticilerinin de katılması gerekli olan - toplantıların önemli gündem maddelerinden birisi bu...

Bir diğeri de Mimarlar Odası Genel Merkezinin Mart 2002 yılında yayınladığı ''Mimarların Yaşanan Ekonomik Krizden Etkilenme Düzey ve Biçimleri Üzerine Bir Araştırma'' adlı yayın olacaktır... Bence bu yayın incelemeye değer.

Acaba Oda, çalışmalarında bu yayınından neler çıkardı, ne yaptı, üyeleriyle bu araştırmasını nasıl paylaştı ve sonuçları nelerdir?

Ya da kaçımız bu yayını, ya da odanın mevzuatını inceledik ve birşeyler önerdik?
fikret oğuz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-05-2005, 13:45   #42
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 11-05-2005
Mesaj: 13
Ne Yapmali, Nasil Yapmali ?

Görünen o ki bu forum yavaş yavaş toparlanıp bir yere doğru evriliyor, bu da tabiki herkesin kimi tepkisel kimi daha rasyonel ama hepsi de bence eşit derecede önemli düşüncelerini buraya aktarmasıyla oluyor. Fikret Oğuz'un yazısı kanımca bu forum için zamanında ve çok doğru yazılmış bir yazıdır. Şimdi bu forum boyunca olanları şöyle sıralayalım:
1. Temelde kimse odaya karşı değil, önemli olan eleştirdiğimiz bu durumu yine oda ile beraber nasıl çözeriz bunu konuşmalıyız.
2. Oda ile temasa geçmeden önce kendi içimizde tam olarak beklentilerimizin ve çözülmesini istediğimiz sorunları belirlemek ve kafa karıştırmadan bunları net bir şekilde talep etmek gerekmektedir. Bunun içinde önümüzdeki günlerde öncelikle, bir belkide adını "borcunu ödemeyen mimarlar insiyatifi" diyeceğimiz, bir çalışma grubu kurmak için biraraya gelmek gerekecektir.
3. Zannedersem odadan çalışan ücretli mimarlar grubuna karşı bir duyarlılık oluşmasını sağlamak önemli bir çaba olacaktır. Daha sonra Fikret Oğuz'un belirttiği ve odanın bu konudaki çalışmalarını da dikkate alarak oda ile beraber bu konuda neler yapılabileceği tartışılmalıdır.
4. Mimarlar Odası ile bu insiyatif bir araya gelmeli ve durumu tespit ederek bir çalışma izleme programı oluşturmalı ve odanın araçları kullanılarak bu konuda somut adımlar atılmalıdır.
5. son noktada bu insiyatif bir etkin aktör olarak aradan çekilmeli sadece izleyici olarak odanın ücretli çalışan mimarlar grubuna karşı ürettiği politikaları takip etmeli, bunların hayata geçmesindeki zorlukları izlemeli ve duruma göre kamuoyu oluşturma görevi ile kendisini sınırlamalıdır.

Benim aklıma şimdilik gelenler bu kadar, eğer bu düşüncemi geliştirmemde yardımcı olursanız sevinirim.
hakkı yırtıcı offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-05-2005, 17:18   #43
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
"Kelle vergisi"

Borcunu Ödemeyen Mimarlar

Bu aralar Mimarlar Odası üyelik ödentisini ödemeyen üyelerinin borcunu tahsil etme telaşına düşmüş durumda. Önce her üyesini uyardı ardından da ödemeyenlerin 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre takibat yapacağını ve tebliğden itibaren 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini yazılı olarak bildirdi. Yasalar çerçevesinde bakıldığında odasına kayıtlı üyelerin bu parayı ödemesi gerektiği, ödememeleri durumunda da yasal yollara başvurulacağının söylenmesi çok doğaldır ve Mimarlar Odası sonuna kadar haklı görünmektedir.

Ancak görünenin arkasına bakıldığında ortaya başka bir görüntü çıkmaktadır. Üyelik ödentisi adı altında talep edilen para kelimenin tam anlamıyla bir “kelle vergisi”dir. Bütün mimarlara eşit koşullara sahipmiş gibi davranılıp; büro sahibi mimarla, o büroda ay sonunu zor getiren mimar bir tutulmakta ve aynı para, aynı koşullarda istenmektedir. Özellikle ekonomik kriz sonrası çoğu mimar halen işşiz ya da meslek dışı alanlardan geçimini sağlamaya çalışmaktayken, bürolarda çalışanlarsa iş bulabildiklerine şükredip gerçekten komik denebilecek rakamlara boyun eğmekteyken üyelerinin bu durumuna kayıtsız kalan ve çözüm üretmekten uzak görünen Mimarlar Odası farklı durum ve koşullardaki her mimardan aynı parayı talep etmekte ve bunda bir çelişki görmemektedir.

Mimarlar Odası her büro sahibi mimarın gündeminde olan, gündelik hayatının bir şekilde parçası olan bir kurumdur. Büro sahibi ve kendi özel işini yapan mimar işini yaparken, imza atarken ve her yıl büro tescilini yaptırırken Mimarlar Odası'yla muhatap olmaktadır. Ancak büro sahibi mimarlar dışında başka bir grup vardır, ki bu grup çoğunluğun grubudur. Bu grubun “ay sonunu nasıl getiririm”i düşünmek dışında bir şansı olamamakta ve Mimarlar Odası hayatına ancak ödenmesi gereken bir borç, o ayın hesabını bozan bir unsur ve icra memurları şeklinde zorla gündelik hayatlarına girmektedir. Peki soruyu bir de tersten soralım: Bu aylıklı çalışan mimarlar, Mimarlar Odası'nın ne kadar gündemindedir? Aylıklı çalışan mimarlar mimarlar odası için sadece “borcunu ödemeyen mimarlar” yığınıdır. Onlardan sürekli para istenir ama hangi koşullarda çalıştıkları, sigortalı çalışma imkanı bulup bulamadıkları, hangi asgari standartlarda ücret aldıkları ve benzeri akla gelebilecek sayısız sorun tam da bu sorumluluğun öznesi olması gereken Mimarlar Odası tarafından pek düşünülmez. Son olaya bakıldığında aylıklı çalışan mimarların sorunlarına yönelik yaptıklarını iddia ettikleri toplantılar nedense yeterince duyurulamazken, ucu icraya dayanabilecek borç tahsili herkese eşit ve en iyi şekilde duyurulmuş görünüyor.

Şimdi dürüst olalım: Durum ortada, bu parayı çoğu kimse ya çok zorlanarak ödeyecek ya da hiç ödeyemeyerek kendi odası tarafından rezil edilecek. Öncelikle odanın bu “kelle vergisi” zihniyetinden vazgeçip, kendi üyelerinin gerçeklerini görmesi, üyelerinin çoğunun aylıklı ve zor koşullarda çalışan bir grup olduğunu anlaması ve bu üye yığınının çoğul yapısına uygun, gerçekçi politikalar üretmesi gerekmektedir. Aksi takdirde zaten kendi mesleğine bile yabancılaşmış bu mimarlar kalabalığı, kapısına icra memurları dayayan ve kendi haklarını korumayan ve fiili olarak gündelik hayatlarında olmayı beceremeyen Mimarlar Odası'na karşı son bir yabancılaşma yaşayarak üye kayıtlarını sildireceklerdir.

Hakkı Yırtıcı





Alıntı:
Orijinal metin hakkı yırtıcı tarafından gönderilmiş
Görünen o ki bu forum yavaş yavaş toparlanıp bir yere doğru evriliyor, bu da tabiki herkesin kimi tepkisel kimi daha rasyonel ama hepsi de bence eşit derecede önemli düşüncelerini buraya aktarmasıyla oluyor. Fikret Oğuz'un yazısı kanımca bu forum için zamanında ve çok doğru yazılmış bir yazıdır. Şimdi bu forum boyunca olanları şöyle sıralayalım:
1. Temelde kimse odaya karşı değil, önemli olan eleştirdiğimiz bu durumu yine oda ile beraber nasıl çözeriz bunu konuşmalıyız.
2. Oda ile temasa geçmeden önce kendi içimizde tam olarak beklentilerimizin ve çözülmesini istediğimiz sorunları belirlemek ve kafa karıştırmadan bunları net bir şekilde talep etmek gerekmektedir. Bunun içinde önümüzdeki günlerde öncelikle, bir belkide adını "borcunu ödemeyen mimarlar insiyatifi" diyeceğimiz, bir çalışma grubu kurmak için biraraya gelmek gerekecektir.
3. Zannedersem odadan çalışan ücretli mimarlar grubuna karşı bir duyarlılık oluşmasını sağlamak önemli bir çaba olacaktır. Daha sonra Fikret Oğuz'un belirttiği ve odanın bu konudaki çalışmalarını da dikkate alarak oda ile beraber bu konuda neler yapılabileceği tartışılmalıdır.
4. Mimarlar Odası ile bu insiyatif bir araya gelmeli ve durumu tespit ederek bir çalışma izleme programı oluşturmalı ve odanın araçları kullanılarak bu konuda somut adımlar atılmalıdır.
5. son noktada bu insiyatif bir etkin aktör olarak aradan çekilmeli sadece izleyici olarak odanın ücretli çalışan mimarlar grubuna karşı ürettiği politikaları takip etmeli, bunların hayata geçmesindeki zorlukları izlemeli ve duruma göre kamuoyu oluşturma görevi ile kendisini sınırlamalıdır.

Benim aklıma şimdilik gelenler bu kadar, eğer bu düşüncemi geliştirmemde yardımcı olursanız sevinirim.
__________________
Metin Karadağ
12390
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 20-05-2005, 17:44   #44
Forum Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 06-11-2004
Mesaj: 19
Tartışma, Oda'ya aidat borcu nedeniyle haczedilen mimarlar vesilesiyle başlamıştı, sonrasında doğal olarak dallanıp budaklanarak daha can alıcı konulara doğru ilerlemiş gibi görünüyor. Bu olumlu bir gelişme. Ancak tartışma sürecinde sürekli atlanan bir nokta var, bence o konuya da işaret etmek gerek.

Katılımcılar hep Oda'dan bahsediyorlar -sanki bir insandan ve tek bir iradeden söz eder gibi. Aslında hepimizin bildiği gibi Oda yekpare bir örgüt değil; orada etkin olmak için çaba sarfeden pek çok grup var. Bunların herbirinin amaçları, gündemleri, bir araya gelme ve eylemde bulunma şekilleri farklı.

Mesela Oktay Ekinci'nin gündemi Ankara Şube'nin gündeminden farklıdır. Ankara Şube'nin içindeki belli bir grubun gündemi ve öncelikleri de başkalarından farklıdır. Birkaç ay önce Ankara Şube'nin merkeze karşı yayımladığı o tuhaf üsluplu bildiriyi, ya da bu hadiseden bağımsız olarak yine yakın zamanda Ankara Şube yönetim kurulunun istifası ve yeniden seçilme sürecini hatırlarsak (ki orada olup bitenleri yakından takip etmediğim için bilemeyeceğim), "grup" derken neyi kastetiğim daha iyi anlaşılır.

Onun için Oda'nın icraatlarından bahsederken bunun hangi süreçte ve kimler taraından yapıldığını iyi bilmek gerekir. Sözgelimi Oda'nın içinde bir grup çalışan mimarların koşulları üzerine bir araştırma yapabilir, fakat devamında söz konusu araştırmanın sonuçlarının somut eylemlere evrilecek çıkarımlar için kullanılacağı garanti değildir. Sözgelimi kendi adıma hiçbir Oda yöneticisinin ücretli mimarlar için somut bir icraat önerisi ortaya koyduklarına şahit olmuş değilim. Acaba bunun nedeni nedir?

İcraatsızlık ve hedefsizlik sadece çalışanların durumu için sözkonusu değil, başka konular da var. Mesela mimari hizmetler için oluşturulmuş Asgari Ücret Tarifesinin şu anda piyasa koşullarında herhangi bir geçerliliği var mı? Mimarlar Odası var olan inşaat piyasasının koşulları içinde somut perspektifler oluşturabiliyor mu? Bugün komik rakamlara proje çiziktiren bürolar çoğunluktayken, Oda'nın bu durum karşısında mimarinin öneminden dem vuran boş bildirgelerden başka ortaya koyacağı somut bir eylem var mı? Ülkenin genel koşullarını bahane olarak gösterenler çıkacacaktır, bence bu tatmin edici bir itiraz değil. En azından şu yapılabilir: asgari ücret tarifesi geçerliliğini yitirmişse kendimizi kandırmayı bırakıp, piyasa koşullarının dayattığı fiyatları kendimize temel veri alrak oradan mücadeleye başlarız. Bunu yapabiliyor muyuz?

Kısacası Oda Türkiye'deki herhangi bir parti gibidir. Oraya iyi niyetle gelenler vardır, oraya kapağı atmış "odacılar" vardır, oranın saçma gündemiyle yatıp kalkanlar ve hayatlarını orada tüketenler vardır, kimbilir hangi çıkarı için Oktay Ekinci'nin o makamı doldurmaya devam etmesini isteyenler vardır, "kent-kamu-toplum-demokratik bilinç-eylem" gibi içeriği çoktan boşalmış lafları yuvarlayıp bültenler dolduranlar vardır, iyi niyetle Oda'ya gidenleri bezdiren demogoglar vardır vs. vs.

Bunları salt eleştiri olsun diye söylediğim sanılmasın lütfen. Tabii ki Oda örgütü içinde bazı güç odakları ve gruplar/grupçuklar oluşacaktır ve tabii ki kendi gündemlerini icraata geçirmenin yollarını arayacaklardır. Ancak mesleği neredeyse "odacılık" olmuş bazı grupların her dönem orada olması ve asla kendi uğraşlarına dönmeyi düşünmemeleri bence tıkanma nedenlerinden biridir -hem de en önemlilerinden.

Şurası açık: Odanın kesinlkle arınması gerekiyor. Fakat bunu yapabilecek bir örgüt yapısına sahip değiliz. Mevcut partilerin vasatı da bu durumda değil mi?
crucified offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 22-05-2005, 20:28   #45
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
Diyalog deyince...

"Diyalog" deyince aklına sadece "şantajı" ya da sadece "pazarlığı"(*) getiren kalkerleşmiş önyargılı bir duruşla nasıl diyalog kurulacak, bunun üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

Öte yandan tam da burada 'borcunu ödeyemeyen mimarlar' ile 'borcunu ödemeyen mimarlar' arasındaki farka dikkat etmek gerekiyor.

Mimarlar Odası'nda yıllar yılı acı veren bu birinci duruma! çözüm için çırpınan odacıları sonunda yılların özlemi olan Mimarlık Vakfı'nı kuruyorlar ve onun sayesinde de (Çünkü yasalar gereği odaların bu tür bir girişimde bulunması yasak.) Yardımlaşma Sandığını oluşturuyorlar.

Tam burada "Kotarizasyon Çağı" öyküsünü (*) heyecanla anlatan Engin Omacan Ağabeyi sevgiyle anarak:... http://www.mimarlikvakfi.org/

Olacaklardan hiç kimse muaf değil... Her an herkesin başına gelebilir.

Şaşırmayalım, öyle günler oluyorki herkesin başına gelen kötü şeyler, mimarların da başına gelebiliyor. Hiçbir mimar muaf değil, firavunun mimarı İmhotep bile...

Zor günler yaşayan aidatını bile ödeyemeyecek durumdaki mimarlara yine meslektaşları olan mimarlar sessizce el uzatıyorlar. Reklam etmeden, rezil etmeden.... Sessizce.

Nasıl ?

"Yardımlaşma Sandığı"na üye olup düzenli aidat ödeyip, bağış yaparak. ( Burada da mı aidat ödüyorlar? Hayret!...)

En azından bu nedenlerle bile olsa 'borcunu ödeyemeyen mimarlar' ile 'borcunu ödemeyen mimarlar' arasındaki farkı bilmekte yarar var.

Şimdi, 'borcunu ödeyemeyen mimarlar'ı ayırdığımızda, gelelim geriye kalan ikinci duruma.

Yani buradaki tartışmalara neden olan diyalog güzeli :... 'borcunu ödemeyen mimarlar' YAZISINA.

Yıllardır düzenli olarak aidatını ödeyenlerin yanısıra çeşitli nedenlerle birikmiş aidat borcunu -isteyerek/istemeyerek- ödeyenleri yani 30.000 üyenin saklı haklarını yok sayıp;

"kelle vergisi" olarak tanımladığı aidattan hareketle; ek açıklamalarıyla bir manifesto haline dönüştürmeye çalıştığı "borcunu ödemeyen mimarlar" yazısının; önce "şantaj" koşullarını yaratıp daha sonra onun yarattığı sanal etkiden hareketle bağışlayıcı/ihsan eyleyen pozda "pazarlığa" doğru ray döşemeye çalışıyor...

Bence aidatını ödemiş tüm üyeler de(30 bin) buradaki tüm yazıları bir belge olarak kullanıp hukuken(saklı haklar); onlar "borcunu ödemeyen mimarlar insiyatifi-H.Y."de, peki biz ..... miyiz?

diye sorabilirler...

Örneğin ben sordum...

Sormaya da devam edeceğim...
__________________
Metin Karadağ
12390

En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 22-05-2005 21:51. Silinme nedeni: Eki, eki eki....
Metin Karadağ offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 08:52.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180