|
|
#16 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 24-04-2001
Mesaj: 32
|
Ben Sayın Metin beye bir konuda sonuna kadar katılıyorum.
Mimarlar odasının ne işe yaradığını anlamak için belge çalışması yapmak gerekir. Normal hayatta bir mimar olarak bunu öğrenmemiz çok zor. Bütün kanunları, tüzükleri, yönetmelikleri, tebliğleri hatta kuruluş belgelerini falan incelemek gerekir. Neden çünkü mimarlar odasının ne işe yaradığını öğrenmemiz gerek. Normal hayatta bir mimar olarak bunu öğrenmemiz çok zor. Bu yeterli olacakmı peki? Tabiki hayır... çok iyi bir tarih bilgisine sahip olmak gerek. Belki geçmiş zamanlarda mimarlar odasının ne işe yaradığını bilen birilerini görmüş bir kişiyle karşılaşma şansımız vardır. Çünkü samanlıka iğne arıyoruz. Normal hayatta bir mimar olarak bunu öğrenmemiz çok zor. Belki de Discovery kanalıdan bir ekibe rica edip bilinmeyen gizemli sırlar belgeseli hazırlatmalıyız. Mimarlar odasının ne işe yaradığını bunu bilen gören hatta bizzat yaşayan birilerini bulup bizide bilgilendirsinler. Çünkü bunu bilen birisine ben henüz rastlayamadım. Normal hayatta bir mimar olarak bunu öğrenmemiz çok zor. Konuyu sadece iki cümleyle özetleyecek biri bizi bilgilendirsin lütfen. Biz kanun adamı değiliz politikacı da değiliz. Mimarlar odası bir mimara hangi koşullar altında ne gibi yarar sağlar. Biz mimarlara hangi koşullarda sahip çıkıyo yada sahip çıkmışlığı varmıdır? ( buna bir meslektaşımız örnek verebilirse sevinirim). Ne gibi derseniz sizlere bir örnek vereyim. Yakın bir zamanda bir arkadaşım askere gitti. Çalıştığı şirkette %10 hissesi vardı. Mimarlar odasından askere giderken şirketteki haklarını koruması konusunda neler yapması gerektiği hakkında fikir rica etmiş. Mimarlar odasının muazzam çözümü : senin yerine başka mimar alsınlar sende hisselerini ona devret. Yuh artık odanın bir mimarın haklarını korumada yaptığı büyük girişim ve akıllara durgunluk veren çözümü? Sen yıllarca bir firmada çalış belirli bir mevki edin ondan sonra biri çıkıp sana bütün haklarını başkasına devretmeni söylesin ve bunu yapan da ne acıdır ki bir mimarın haklarını sonuna kadar savunması gereken kurum. Mimarlar odası. Ben buraya yazan arkadaşlarında pozitif örnek yazmasından yanayım çünkü biz mimarlar odasının ne işe yaramadığını biliyoruz. Bizim merak ettiğimiz mimarlar odasının ne işe yaradığı? Zaten mimarlar odasının ne işe yaradığını bilsek burada emin olun Sayın Hakkı Yırtıcı'ya pekçok karşı cevap gelirdi (yada Sayın Yırtıcı böyle bir yazı yazmaya gerek duymazdı). Ama maalesef yok. Çok üzgünüm ama kimse mimarlar odası adına birşey yapmak istemiyor ne kayıt olmak istiyor ne de aidat ödemek istiyor.Çünkü mimarlar odası kapalı bir kutu. Üyelerini sadece seçimlerde ve borcunu ödemediği zaman aramanın dışında bir hizmet veremiyor. Mimarlar odası sırça köşkten çıkıp sokağa inmeli. Biz mimarların arasında, yanında olduğunu göstermeli. Mühim olan da 80-90 milyon hesabı değil oda bir adım atsın biz zaten koşa koşa geliriz. Bize sahip çıkan bir kuruma biz niye sahip çıkmayalım ki... Saygılarımla |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-03-2004
Mesaj: 148
|
ODAyla öğrenciyken tanışmıştım. Olabildiğince de tüm etkinliklerinde projelerinde yeralmaya çalıştım. Okul bitti üyesi oldum. Aidatlarımı ödemeye başladım. Bu süreç içinde yine odanın faaliyetlerini izlemeye katılmaya gayret ettim. Son 5 yıldır ODAyla en küçük bir alakam olmadı. Mimarlık alanında dahi çalışmıyorum. Ödemem gereken bir aidat borcu var (ODA bana bunu her sene hatırlatıyor) ve ödemek konusunda da hala karar verebilmiş değilim. ODA benim varlığımı sadece ödeme günlerinde hatırlayan evsahibi gibi. Bense o evde 5 yıldır oturmuyorum. ODA benim için ne yaptı diye bir soru sormayacağım. Ama ODA nın neler yapmadığını, yapamadığını görebiliyorum ve bu beni ciddi anlamda rahatsız ediyor. Bu haliyle varlığını kesinlikle doğru bulduğum ODa teşkilatı benim aidatımı haketmiyor.
|
|
|
|
|
|
#18 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 06-09-2002
Mesaj: 40
|
20 senelik mezuniyetim sonrası oda mesleğime bir fayda sağlamadı. Aidat boşu boşuna ödenmez, oda ile mimari proje, imza gerekçesi ile herhangibir işim olmadı. Aidatımı düzenli ödediğim dönemde de, mimarlık dergisi bir müddet adresime gönderildi o kadar.
Oturduğunuz evde bile aidatınız karşılığı bir sürü hizmet alırsınız. Web sitesi şimdilerde durumu kurtaran bir öge olarak gözümüze sokuluyor ancak işleyişin sadece posta ile olduğu dönemlerde oda, herhangibir şekilde bize ulaşma gayretini de yeterince göstermedi. Bugün web siteme girin öğrenin durumunu bizler 1980 mezunları kusura bakmayın ama yaşayamadık. Hatta o dönemin siyasi gergin durumu içerisinde odanın da ne olduğunu dönem mimarları bilirler. |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
önce biraz düşünmek...
benim de başıma hakkı yırtıcı'nın ve pek çok meslektaşın başına gelen geldi. hayatımda ilk kez icraya verildim, "allah allah, benim kime borcum varmış ki" derken karşıma on yıllık oda borcu çıktı. bir meslek örgütü olarak bana hiç hizmet vermeyen bir kuruma zorunlu üyeliğim dolayısıyla biriken borçtan kurtulmanın tek yolu taksitlendirmeye kabul etmek ve kredi kartı numarasını bildirmekti, çaresiz öyle yaptım... bilindiği gibi ödenen aidatın karşılığında odanın tek yaptığı adresinize ücretsiz dergi göndermektir (yani pahalı bir dergi aboneliği), ne var ki geçmiş dönemleri ödediğinizde o yılların dergilerine sahip olamıyorsunuz, yani ben borcumu ödedim şimdi oda bana borçlu!
metin karadağ'a da bir çift sözüm var. kendisinin ayrıca odanın kadrolu avukatı olup olmadığını bilmiyorum. ama ne zaman oda söz konusu olsa herkesten önce atılıp koyu bir oda savunuculuğu yapıyor. en azından bu sefer yazılanları okuyup yanıt vermeden önce biraz düşünmeye vakit ayırsa... |
|
|
|
|
|
#20 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
Niyet varsa mevzuat bahane...
Sayın neriman m.
Haklısınız, "niyet varsa mevzuat bahane..." Sorusunun basit, yanıtının da kısa olduğunu belirttiğiniz konuya 10 yıldan fazla bir süredir bir çözüm bulamadığınıza göre, ortada gerçekten birden fazla problem var. "Hak" kelimesinin çoğulu yani "saklı haklar" anlamına gelen "hukuk", tek yanlı kişisel ya da şuursuzluk keyfiyetlerinden oluşmaz. (Bunun bir de sorumluluklar karşılığı vardır.) En azından iki kişi arasında geçerli olan, üçüncü kişi/ler içinde geçerli bir değere sahip olması halinde hukuki bir değer ortaya çıkar. Hukuk üretme yeteneği de tek yanlı oluşan bir şey değildir. İnsanlar sadece tek başlarına çözemedikleri sorunları çözmek için zorunlu olarak bir araya geliyorlarsa; bu insanileşmek/uygarlaşmak/sivilleşmek/hukuk üretme yeteneği geliştirebilmek için bir yeterlilik oluşturmaz... Çünkü aynı zorunlu bir araya gelişleri hayvanlar da; karıncalar, maymunlar, kurtlar, arılar vb... bir çok hayvan kolonisi bunu başarmaktadır. O halde insanca birarada yaşamanın ve ortak hukuk kültürü üretmenin başka koşullarla da destekleniyor olması gerekmektedir. Birbirinden çok farklı koşulların biraradalığında karşılıklı hak, görev ve sorumlulukların yazılı yada yazısız hukuk değerleri ile birlikte "kesintisiz olarak" üretilmesi sırasında yasalar, yönetmelikler, vb, sözleşmeler, taahhütler, vb. kavramlar derece derece "o ilişki" alanı ile ilgili olarak ortaya çıkar. Ergin/sosyal sorumluluğa sahip yurttaşlar için, TCK md: 44; "Yasaları bilmemek mazeret değildir." der. Aynı Türk Ceza Kanunu'nun 46'ıncı maddesi: Akli melekesini kullanma yeteneğinde olmayan/ergin olmayan/asosyal/akıl hastaları/...'nın TCK Md: 44'ten "muaf" olduğunu belirtir. Gerek anayasanın 132 - 135 maddelerinde yer alan TMMOB yasası(22 meslek odasını kapsayan birlik), gerek ilgili tüm yasalar, gereksede buna bağlı yönetmelikler, vb. Bu ilgili belgeler, sözkonusu meslek alanlarından biri olan mimarlık mesleğinin uygulanması konusundaki hukuksal alandaki davranış koşullarını oluşturmaktadır. Mimarlık mesleğinin icrası sırasında, yalnızca mimarlık mesleğinin hizmetlerinden tüketici olarak yararlanan vatandaşları değil, meslektaşların da birbirleri arasındaki olası haksızlık durumlarını önlemek amacıyla oluşturulmuş belgeler bütünü ile tariflenmiştir. Mimarlar Odası; Yalnızca serbest çalışanlardan oluşan bir yapı değil;... öyle olsaydı bir işveren sendikası olarak hizmet görürdü. Yalnızca ücretli çalışanlardan oluşan bir yapı da değil;... o zaman da işçi/emekçi sendikası olarak hizmet görürdü. Bir dernek hiç değil;... istediğinizde üye olur aidat öder, istemediğinizde ayrılabilirsiniz. Demek ki ortada farklı bir toplumsal sözleşmeden söz ediyoruz. Doğrudan insan hayatına (1999 depremini hatırlayın olmadı, insanlara hayatı zehir eden yapılanmaları düşünün. Ama yine de insanların onur duyduğu eserleri ortaya koyan meslektaşlarınızı düşünün, ...) müdahale eden mesleği icra ederken yerine getirilmesi gereken sorumluluklardan sadece biri üzerinden hareketle; sınırları yasalarla belirlenmiş, ancak yönetmeliklerini genel kurullarında üreten bir yapıdan söz ederken "zorunlulukların" nedeni konusuna tek boyuttan bakılırsa tabii ki "niyet varsa mevzuat bahane" halini alacaktır. Bu nedenle her basit sorunun yanıtı, basitçe yanıtlanacak kadar basit değildir. ( İsterseniz ben size başka bir basit ve "faydali"soru sorayım: "Yalnızca pegel ve ölçüsüz/üzeri işaretsiz/ cetvel kullanarak herhangibir açıyı üç(rakamla:3) eşit açıya bölünüz?..." Bu da "zor olan basiti çözmektir." sözüne örnek olsun ) Bir meslek alanına "aidiyetin" gereği olarak sorumluluğu kabul beyanlarından sadece biri anlamına gelen "aidat"ın günlük: 23 YKR; aylık: 7 YTL; yıllık: 84 YTL bedelini sorgularken; her türlü sorumluluğunun bilincinde bir mimar olarak mı, yoksa (bir yazıda bonus'tan söz edildi) bir süpermarkette promosyon peşinde koşuşturan duyarlı müşteri olarak mı düşünmektesiniz? Alıntı:
__________________
Metin Karadağ 12390 En son Metin Karadağ tarafından düzenlendi : 13-05-2005 19:49. Silinme nedeni: Ek... |
|
|
|
|
|
|
#21 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 894
|
İyi ki Metin Kardağ var. Yoksa biz burada kendi kendimize söyleniyor, sadece halimizden şikayet ediyor olacaktık.
![]() Bu tartışma ortamının mimarlar odasınca oluşturulup karşılıklı konuşulması gerekiyor belli ki. Konu çok geniş ve tarihi de uzun. Odaya kayıtlı olan ve olmayan mimarların odayla ilgili memnuniyetsizliklerini göstermek için ellerinde bulunan tek imkan aidatlarını ödememek. Yoksa aidat yüksek değil, ödeme şartları uygun. Ben aidat borcu bulunmayan bir üyeyim, ödediğim aidattan şikayetim de yok. Ancak bir meslek odasının üyelerinin çoğu o odanın işlevi ile ilgili şüphe içinde iseler bu konuda o meslek odasının yapması gereken birşeyler var demektir. ![]() |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 139
|
meslekten uzak kalmayı ben secmedım, yasadıgım malı krızde veya yurtdışında parasızken
oda hıc bır zaman benı arayıp sormadı. aıdat borcum bırıktıgınde aklına mahkeme uyarısı yollamak geldı... diplomamı elimden almaya gucleri yeter mı merak edıyorum... hoş alsalar da buguunku pıyasada cok sey farketmez...cunku herkes mımar.... |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-10-2003
Mesaj: 128
|
Konuyla ilgili fikirlerimi uzun uzadıya yazacaktım, sonra baktım ki birileri başka bir yerde (sourtimes) çok güzel özetlemiş düşüncelerimi, hemen bir copy-paste'le girizgahımı yapıyorum:
"ne işe yaradığını anlamadığım, 4.5 yıldır yararlı bi iş yaptığını görmediğim. mezun olduğum halde üye olmamak için direndiğim sakat olşum. mimarlar odası ankara şubesi, 2004 yılı başlarında odtü mimarlık fakültesi kubbealtında bi tanıtım yaptılar. bu tanıtımdan benim anladığım şu ki: odamıza üye olunuz. çünkü olmak zorundasınız. bilmemne kanununa göre başka seçeneğiniz yok! işte şöyle politik, böyle karşıt, öyle yararlı bir kuruluşuz. yılda şu kadar aidat ödemeniz gerekiyor. ödemezseniz de nasıl olsa biz bir gün hepsini birden ödetiyoruz. şimdi gene bu tanıtımdan anladığım kadarıyla: bu arkadaşlar bir devlet kurumu statüsünde değiller. -hatta genelde hükümetle aykırı kararlar alan bir kuruluş- yani resmi bir devlet kurumu değil bu. özerk bir kuruluş. yani mimarlar toplanıyorlar, aralarından bir yönetim seçiyorlar. sonra bu yönetim, kendi görüşleri doğrultusunda aldığı kararları diğer mimarlara empoze etmeye çalışıyor. durum bundan ibaret. bir de her nasılsa zamanında mimarların türkiye'de mimarlık yapabilmeleri için bu odaya üye olmalarını gerektiren bir kanunla ellerini güçlendirmişler. bana hiçbir yararı olmayan, dahası beni sırf yaptığım iş nedeniyle kendi görüşleri doğrultusunda bir kalıba sokmaya çalışan zihniyetin bir parçası olmayı reddediyorum." Konunun mimarlar odası aidatları kapsamından çıkıp odanın genel işlevlerinin sorgulanmasına dönüştüğünün farkındayım. Ama yine de sözlükten aldığım bu yazıdaki bazı yerlerin altını çizmekte fayda var. " odamıza üye olunuz. çünkü olmak zorundasınız. bilmemne kanununa göre başka seçeneğiniz yok!" Oda, haklarımı savunmak gibi bir ödevi yüklenirken, beni de kendine zorunlu olarak üye yapıyor, bunu da olabilecek en büyük güç olan hukuğa bağlamış. Ben mezun olur olmaz zoraki onların üyesi oluyorum, onlarda beni koruyup kolluyorlar (?). Eğer üyeleri olmazsam, ne bir büro açmaya, ne de bir imza atmaya hakkım oluyor. Bunun karşılığında da küçük bir mebla ödüyorum. Şimdi yapacağım benzetmeyle birilerinin yine tepesi atacak belki ama, dünyada aynı bu şekilde işleyen tek bir kurum daha var, o da mafya. Mimarlık mesleğini yapma hakkımın bana diplomamla verileceğini düşünürdüm, yanılmışım. En son ndg tarafından düzenlendi : 15-05-2005 10:38. |
|
|
|
|
|
#24 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 10-12-2004
Mesaj: 835
|
Alıntı:
Aynı Kramer'in dediği gibi pahalı bir dergi aboneliğinden başka bir işe yaramıyor bu aidatlar...
__________________
bulutların gözyaşları pencerene vururken düşüncelere daldığın gecede kurduğun hayaller sana uyumayı unutturuyorsa, gelecek o hayalleri sana yaşatsın.. |
|
|
|
|
|
|
#25 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 31-01-2005
Mesaj: 145
|
Galiba Sn. Karadağ ile aynı dili konuşmuyoruz... Yazdıklarından pek birşey anlamadım... ya da o beni yanlış anladı
neyse bu bir diyalog değil, forum...Sorulara cevap veren kimse çıkmadı. Bence çıkamayacak da Ülkedeki çürük bürokratik prosedürler yığını, mimarlar odası hakkında düşünme konusunda da mimarları "aciz"leştiriyor. Gerek var mı? Tercih meselesi... Ama kişisel tercihim prosedürlerden uzak durmak yönünde... Yoksa mimarlık yapamam, "avukat" olmam lazım... Yırtıcı'nın yazısı "aciz" olmayan bir düşünceyle ve "mimarca" yazıldığı için çok etkileyici... Çözüm sadece zihniyetle ilgili!!! Oda varlık sebebini sorgulamalı (oda yöneticileri izin verirse!!! "ah ego!, ah otorite!, ah insan!" , üyelerini görmezden gelmemeli, kendini yenilemeli. Tek çözüm bunu "istemek"... "Halkla İlişkiler" diye bir disiplin var ve çok dinamik... Onlardan yardım almak lazım. Böylece "memur" zihniyetli, tırnak ve beyin törpüleyen mimarlar da ortadan kalkar herkes kendi işini yapar... Benden bu kadar... "iş"e devam.... Saygılar ![]() En son neriman m. tarafından düzenlendi : 15-05-2005 13:31. |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 11-05-2005
Mesaj: 13
|
AÇik Davet
Kanımca bu forum işlevini tamamlamış, insanların genel olarak bu konuda ne düşünüldüğü anlaşılmıştır. Daha fazla bu şekilde devam edersek kendimizi tüketeceğiz. Eğer burada görüş bildiren herkes bu konuda ciddi ve sözünün arkasında durmaya hazırsa öncelikle biraraya gelip kendi içimizde bir strateji belirlemeli; ardından mimarlar odasını, üyeleri ile buluşturmaya zorlayarak mimarlar odası yetkilileri ile üyelerinin biraraya geldiği bir toplantıda sözü edilen sorunlar doğrudan muhatap sahiplerine iletilmelidir. Belki önce makalemi yayınlayan, ardından da bu forumu açan Arkitera yine ön toplantı ve daha sonra ODA ile yapılacak toplantıda da aracı olur diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
|
|
|
|
|
|
#27 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 29-01-2001
Mesaj: 894
|
Ben fikrinize katılıyorum.
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 20-02-2003
Mesaj: 2.535
|
"Anahtar teslimi şehir..."
"Anahtar teslimi şehir..." sürecinin başlatıldığı bir dönemde, tüm meslek alanlarından bir sonraki dalga (*) altında kalacak olanlarımızı da göz önüne alırsak; taleplerin bir sistem içerisinde sıralanması(mantığının kurulması) gerçekten önemli.
Öyle değil mi? Neyin, nasıl, nereden, neden, ne için ve kim (5N+1K)tarafından talep edildiğini bilmeksizin bir talep ortaya koymak olanaklı mı? Bu nedenle Sayın Hakkı Yırtıcı'nın önerisi önemli. Öte yandan bence henüz forum işlevini tamamlamadı, devam ediyor. Devam etmeli de. En azından hiç kimse devam etmesede ben devam edeceğim ) (*) http://www.mimarlarodasi.org.tr/UIKDocs/ACF8856.pdf
__________________
Metin Karadağ 12390 |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-05-2005
Mesaj: 4
|
dengesiz ilişkiler
yazısına gelen tepkilerden hakkı yırtıcı' nın yazısında önemli noktalara değinmiş olduğu ortaya çıkıyor. ben de yazarın söylediklerine katılıyorum, bence de gündemde olması gereken en öncelikli konu mimarların (ay sonunu düşünen) çalışma koşulları ve hayat standartlarıdır. yazarın da belirttiği gibi bu adamlar kaç saat çalışırlar, saat ücreti ne alırlar (öyle bişey var mı
..tabiki yok), sigortalı mı çalışmaktadırlar, sigortaları aldıkları ücretle orantılı mı ödenmektedir?? odanın bu konuların çözümüne dair bişeyler yapması gerekir. üyelerinin haklarını koruma doğrultusunda çok sıkı bir takiple yukarıda bahsedilen konularda aylık düzenli raporların kendisine gönderilmesini ilgili kurum ve işyerlerinden isteyebilir. Ve belirlenen standartların altındakilere uyarı ve yaptırım gündeme getirilebilir. belki bu sayede oda sadece aidat toplayan işe yaramaz kurum görüntüsünden sıyrılabilir. bu öncelikli halledilmesi gereken ilk kısımdır. yazarında belirttiği bu soruna ilgi göstererek, oda bir işe yaradığını gösterebilir. ayrıca bir de sorum olacak avrupa birliği uyum yasalarıyla mesleğe gelecek değişikliklerden neden kimsenin haberi olmuyor????neden bunlar aleni açık olarak topluma ve mimarlara aktarılmıyor, mimarlar odası neden bu görevi üstlenmiyor, neden yayınları olan dergi ve bültenlerde duyurulmuyor, bilgilendirilmiyor, tartışmaya açılmıyor??? neden??? konuşulacak çok konu var, mimarın ve mimarlığın toplumda hakettiği değeri ve saygınlığı tekrar bulması gerekiyor. hakkı yırtıcının önerisini de destekliyorum, oda üyeleriyle biraraya gelip üyelere kulak verse iyi olacak. ama öncelikli olarak ücretli çalışan mimarların aldıkları ücretlere yönelik iyileştirlme yapılması gerekiyor.... saygılar... |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 28-12-2004
Mesaj: 12
|
Bize Verilen Bir Hediye Bu Herhalde...
Sanırım, hemen tüm üyeler Mimarlar Odasından arayan bir ses tonuyla aynı konuda muhatap olmuşlar. Bunun insanı üzmeyen şekli;
“ Oda aidatınız kredi kartından taksitli ödemeye devam edilsin mi?” şeklinde. İnsanı üzen şekli ise icra ile olmuş. Ben kendi hikayemden yola çıkmak istiyorum. Benim bu konudaki şahsi tavrım mezun olduktan birkaç ay sonra üye olmak oldu.. Çünkü ideallerimiz vardı, mimar olmak istiyorduk… Çünkü daha öğrenciyken görmüştük odadaki büyüklerimizi “sen önce aidatını öde!” diye tartışırken. Mesleğin itibarı ve bizim iyiliğimiz içindi. Yada böyle öğretilmişti. Üye olduk,başta dergi falanda gelmedi. Çabalamak şart idi. Bir şekilde çabalandı, insanüstü bir çabayla. Çalışıldı, hemde geceli gunduzlu. 2 yarışmaya girebildim ve birinden ödül aldım. Bu noktada oda aidatım boşa gitmiyor diye sevindim. Çünkü odanın verdiği belge ile yarışmaya katılmıştım. Diplomamın bir hükmü yoktu, oda aidatı saolsun. Ve malum askerlik geldi. Benim fikirlerim ( ve bazı konularda ki inancım) değişti. Askerdeyken oda aidatım yüzünden icra işlemlerine başlanacak diye bir uyarı geldi. Odaya gittim, terhis belgesi istediler. Ve sonuçta lütfen bu işi erteleyebileceklerini, fakat; askerden sonra hemen ödememi emrettiler.Askerlik bitti, aidatımı ödedim. Şantiye tozu dendi şantiyede de deneyim gerekli dendi. Bir yerde maaşlı olarak çalışmaya başladım. 6 ay sonra, sigortam ve maaşım yatmayınca işten ayrıldım. Ve bu arada oda aidatımı kredi kartı ile güzel güzel ödedim. Şimdi çalıştığım eski firmayı alacaklarım için dava açıyorum. İşin özü, kişisel olarak çalışma hayatında insanlar sorunlarla karşılaşıyor. 30 bin üyeyle tek tek uğraşmak zordur belki. Bunu isteyende yok zaten. Her birey kendi duruş mücadelesini veriyor. Ben Sn. YIRTICI’nın doğru yapılmış tespitlerini okuyunca aklıma hemen 2 konu geldi. Mimarlar odası bir dernek, sendika vs değil. Tamam o konuda kimsenin itirazı yok. Avukatların BARO’su da bir meslek odası. Fakat üyelerine sigorta (sağlık sigortası) yapıyor. Anlaşmalı olarak. Ve ödenen aidat üyelerine sadece dergi olarak dönmüyor. Ve insanlar ben dergi abonesimiyim diye düşünmüyor. Devletin sosyal olarak eksikliğini kendi içlerinde çözüyorlar. Diğer konu ise; bir mimar herhangi bir konuda Odaya danışma ihtiyacı duyduğunda oda neden yardımcı olmaz. Yada DIST’in dediği gibi neden başından savuştururlar insanları. Hiç bir mimar hukuksal prosedüre hakim olamaz. Kendini çok meraklı hissetse bile oturup hukuk kitabı okuyanlarımız çok azdır. Yada ezberleyenlerimiz. "Yasaları bilmemek mazeret değildir." Ama oturup TCK madde bilmem kaç demek de asli görevimiz değildir. Mesleğin itibarı korunacaksa bunu bir noktada mesleği yapanlar koruyacak. Burada da Oda bilinçlendirecek üyelerini. YENERKAHYA’ya bu noktada katılıyorum. Avrupa birliği diyoruz ve çoğumuz ne olduğundan bihaberiz. Medyada meslekle ilgili yayınlar çok az. Spekülasyonlar hayli fazla. Bizlerin düşeceği durumu oda savunacakmı?. Mimarlar odası daha üst düzey temsillerde (meclis, yargı uluslar arası platformlar, üniversiteler vs) varlığını ispat etmeye çalışsın, mesleğe değer katmaya çalışsın. Eğer amaç bu ise!. Varlığını ve mesleğin değerini üyelerine ispat etmeye çalışmasın. Çünkü hepimiz mimarız, çoğumuz mesleğimizin değerinin bilincinde. Ama toplum ve birçok işveren değil. mezuniyetimizle bize verilen bir hediye bu ODA AIDATI herhalde... ilk işini alan birçok arkadaşımın elde ettigi kazanç, biriken borçlarını ödemek için iyi bir sebep olmuştu!.. 2. işini hiç alamayanlarda oldu. Alanlarda oldu!. Yurtdışına çıkıp dönmeyenlerde oldu. MBA masterı yapıp bankada çalışanlarda oldu. Şantiyenin tozunda boğulanlarda oldu Ama hepsinde de biriken bir oda aidatı OLDU.... |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|