|
|
#481 |
|
Yönetici
|
İlk defa Arkitera.com'da Selen Morkoç imzası ve "Akıl Tutulması ve Mimarlık" adıyla yayınlanmış yazıyı, Arkitera.com'un adını bile anmadan kendi web sitesinde yayınlayan DİMP zihniyetinin ne kadar demokrat olduğunu daha önce de görmüştük.
Yazık; Ankara'nın İstanbul'dan azıcık daha iyi olduğunu düşünürdüm hep. Al birini vur ötekine. Referans vermekten bile imtina eden bu zihniyetin Mimarlar Odası'nın bir şubesini yönetiyor olması ne kadar acı. |
|
|
|
|
|
#482 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 66
|
Artık yeter !!!
Mimarlar odası, mimarların mimarlık yapabilmek için zorunlu olarak üye oldukları bir organizasyordur. Üye olmazlarsa mimarlık yapamazlar. Kamu kurumudur. " Govermental Organization" dır. Dünyadaki bütün sivil toplum örgütlerinin ortak paydası; 1. Zorunlu olmamak. (İnsanların özgür iradesi ile üye olması), 2. NGO ( Non Govermental Orgarization ) olmaktır. Mimarlar odasının Sivil Toplum Örgütü olduğunu iddia etmek cahilliktir. Ayrıca bilinki eğer dediğiniz gibi sivil toplum örgütü olsa idi; Odacılardan değil Mimarlardan oluşurdu.
__________________
Murat ARTU En son Murat Artu tarafından düzenlendi : 24-02-2008 17:42. |
|
|
|
|
|
#483 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-07-2001
Mesaj: 62
|
Ankara Şube Genel Kurulu üzerine biçimsel bir değerlendirme
Ankara Şube Genel Kurulu 23 Şubat saat 10:30’a doğru DSİ’nin toplantı salonunda müzik dinletisiyle başladı. Divan seçimi ve Başkan Nimet Özgönül’ün konuşmasından sonra 39. dönem faaliyetlerini gösteren filmin izlenmesine geçildi. Müzikli açılışlar hemen her alanda popüler oldu; zaman kısıtlaması olmasa bir mahzuru yok. Ben yine de başa deği, bir kutlama olarak en sona konmasını önerirdim; bu nevi törensel dolgular kamusal alanın depolitizasyonu için araçlar olabilmekte zira. Divan kompozisyonu siyaseten çok önemsenirdi eskiden ve seçimi sırasında titizlenilirdi diye hatırlıyorum. Bu sefer öyle olmayışı bile, depolitize GEnel Kurul formatının bir göstergesidir bence; en azından eleştiri ve önerge amaçlı söz almalar için pek heyecan kalmadığının biliniyor oluşundandır muhtemelen. Başkan itinalı bir konuşma hazırlamıştı, Genel Kurul’a saygının göstergesi olarak bunu olumlu buldum. Aynı itina iki yılın bilançosunu sunmayı üstlenen filmden de beklenirdi; filmin derme çatmalığı sanırım tartışma götürmeyecek bir değerlendirmedir.
Filmden sonra açılış konuşmalarını Kübalı bir Elçilik mensubu ile Milletvekili Yılmaz Ateş yaptılar. (Konuşma içerikleri Murat Artu’nun hicvettiği gibidir.) Daha sonra Tabipler Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Halk Eğitim Merkezleri ve İnsan Hakları Derneği temsilcileri söz aldı. Bundan sonrasını kaçırmış olabilirim; bir teneffüs verip döndüğümde Dikmen Vadisi gecekonducuları adına son konuşma yapılmaktaydı. Zaman kısıtlı olmasa, programın bu bölümü de olumlu görülebilir. Gelecek Genel Kurullar da bu şekilde açılmaya devam edecekse, Kurul tek güne sıkıştırılmamalı. Ve konuşmacıların biraz daha hazırlıklı gelerek, bir açılış konuşmasına uygun malzeme ve çıta sergilemeleri de beklenmeli. Gerçekleştiği haliyle, eksen kaydırma ve zaman doldurmadan öte bir işlev atfetmek kolay değil. Yoksa katılımcılar konuşmaları önemseyip dinlemeye çalışırlar, topyekun fuayeye inmezlerdi. Açılış bölümü boyunca salonda çok az kişi kaldığından, Kurul çalışmasına devam edebilmek için 5 dakika ara verilip fuayedekiler içeriye çağrılmak istendi. Verilen ara 40 dakikayı buldu; çalışma raporunun okunmasına geçildiğinde saat 2:00’ye, eleştiriler bölümüne başlandığında 3:00’e gelmişti. Aday isimlerinin saat 5:00’de seçim kuruluna verilmesi gerektiğinden, konuşma süreleri çok kısıtlı olabildi. Böyle olunca, sabah programıyla kaybedilen zamanın değeri daha da belirginleşti. Konuşmaların sadece tutanaklarda kalmayıp Genel Kurul sonrasında üyelere ulaştırılması, örgüt ve demokrasi kültürünün asgari bir gereği sayılmalı. Ayhan Çelik’in bir önceki Kurulda kendi yaptığı önerileri anımsatışı, bu paylaşımın önemini ortaya koydu. Kurul süresinin uzatılması, yönetim kurullarına ardarda iki kereden fazla aday olunmaması gibi önerileri unutulup gitmişti, ve sil baştan aynı şeyler tartışılıyordu. Saatler 5’i geçtiğinde aday isimleri ardarda okundu. Son birkaç dönemin Oda yönetim kadroları hakkında fikir sahibi olmayan biri için, Genel Kurula ilk defa katılan yeni mezun mimarlar için sözgelimi, hiçbir anlam ifade etmeyecek bir isim okuma prosedürü... Kimdirler, hangi grupla seçime katılmaktadırlar, grubun 40. dönem yönetimi için programları nelerdir? İsimleri az çok tanıyanlar için, mevcut yönetimin (DİMP) aşağı yukarı aynı kadroyla aday olduğu anlaşıldı. Grupta yenilenmiş birkaç isim varsa tefrik etmek güç, kim olduklarını öğrenmek ise artık olanaksızdi. Aday olan diğer grubun ise DETOM olduğu, fuaye bilgisi olarak netleşmişti. Ancak yine kim kimdir, programları nedir, bunun hiçbir önemi yok. DİMP’i ve DETOM’u kabaca bilmenin yeterli olduğu düşünülüyor. Oysa DİMP’in eski DİMP olmadığı gibi, DETOM da yenilenip değişmiş olabilir, ne olup bittiğini bilsek iyi olmaz mı? Hayır, bilmemize gerek yoktur. Çünkü iki grup arasında seçim yapmaya temel olacak unsur, programın ve programı üstlenecek kişilerin meziyetleri olmaktan çok, tanışıklıklar ve kurgulanmış grup kimlikleri yoluyla oluşan grup psikolojisidir. Doğrudan bir gruba ait olmayan düz seçmenler için alışkanlıklar ve yine uzaktan-yakından tanışıklıklar devreye girer. Alışkanlık ve tanışıklık bağları bulunmayanlar içinse, daha geniş grup kimlikleri oluşturabilecek bir “ortak düşman” gerekir; İstanbul Şube seçimlerinde başvurulan karalama kampanyasında olduğu gibi. Ankara’da bu tür yüz kızartıcı işler olmasa da, ne olur ne olmaz bir “tehlike” tanımının erkenden yapılıp, iki yıllık dönemin çalışma raporuna dahi girerek, konunun rapora önsöz malzemesi olabilişi dikkat çekicidir. DSİ’den ayrıldığımda saat 7:30’u bulmuş ve salon iyice tenhalaşmıştı. Önergelere zaman kaldı mı bilmiyorum. Kurul sonrasinda, bir süredir Odadan uzak kalmış ve kurulu da kısmen izleyebilmiş bir dostla aramızda geçen ayaküstü sohbet, genel durumu örnekleyebilir: Dostum eski tüfeklerden olduğu için, karar verebilmek için grupların solculuk sicillerini bilmek ihtiyacındaydı. Dilimin döndüğü kadar A grubunun x-y, B grubunun q-w kökenlerini özetledm. Eh ikisi de olabilir o zaman; “peki İstanbul’daki gibi AKP’liler filan yok mu devrede?” diye sordu dostum. Ya sabır; o hayali AKP’lileştirilmişlerdenim ya ben de, yapma allahaşkına dedim, anlattım biraz konuyu... Anlattıklarımın Ankara’daki iki grup arasında seçim yapmaya yaramadığını düşünen dostum, bir Oda gediklisine sorup gruplar hakkında daha net bilgilenmeye karar verdi. Oda gediklisinin bu aralar gönlü kime kayıyorsa, bir oy daha aldı o grup, hayırlı olsun! Ben oyumu kullanmaktan seçim günü akşamüstü vazgeçtim. DİMP’e vermezdim; özeleştirisi yapılmamış bir olağanüstü genel kurul vakasının tortuları bir yana, ne İstanbul Şube seçimleri sırasında alınan tavrı (özellikle Bülent Batuman imzalı metinleri), ne de iletişim kanallarının kullanımındaki tek sesli ve bürokratik yapıyı, içselleştirilmiş bir demokrasi kültürüyle bağdaştırabilmiş değilim. Oyumu bu sefer DETOM'a vererek, birkaçını yeni tanıma fırsatını bulduğum gençleri desteklemeyi düşünüyordum. Meslekle ilgili sade ve içtenlikli hedefleri olan bu yeni yüzlerin, seçimi kazanmasalar da Odada yer bulabilmelerini dilerim. Öte yandan, DETOM'un da adaylığını ve programını herkese açık toplantılarla duyurmamış olmasını doğru bulmadığımı düşündüm. DİMP'in bir kereye mahsus duyuru yapıp sonrasını dar grup içinde kapalı yürütmesinden pek de farklı olmayan bir tutumdu. Sonuç ne çıkarsa çıksın, Oda'nın alacağı daha çok yol var. Siyasi partilerde demokrasi ne kadar varsa, burada da işte ancak o kadar var. En son Aydan Balamir tarafından düzenlendi : 24-02-2008 20:42. |
|
|
|
|
|
#484 | |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#485 |
|
Yönetici
|
"Al birini vur ötekine" sözünün doğruluğu bir başka açıdan da ortaya çıktı: Arkitera Forum'da yazılan herşeyi oku; aman ha Arkitera'yı muhatap kabul etme; açık verilen noktaların ise üzerini örtmeye çalış...
Bravo size! Açıklayayım: DİMP web sayfasında Arkitera.com'un Köşe Yazısı bölümünde (Bu bölümde yayınlanan tüm yazılar ilk defa burası için yazılmıştır.) yayınlanan bir yazının referans verilmeksizin kullanıldığını -daha dün- yazmıştım. Bugün DİMP gerekli tepkiyi -tıpkı İstanbul'daki ÇDTM'ın yaptığı gibi- vererek web sitesinde bir güncelleme yaptı; ekteki imajda görülebileceği gibi "(*)Bu yazı ,yazarın izni ile dimp.org sayfasında yayınlanmaktadır." açıklamasını ekleyerek. Hatırlayacak olursak DİMP'de bu yazı üzerinden yürütülen tartışmalar bir akademisyen olan Bülent Batuman tarafından yapılıyordu. Akademisyenlerin referans vermekten kaçınması ne içler acısı bir durumdur. Ankara'da da koltuğun tutkalı oldukça güçlüymüş demekten başka ne diyebilirim? Bir yazının yazarının izni ile yayınlanmasıyla o yazının ilk yayınlandığı yere referans vermek arasındaki ayrımı dahi yapamayacak kadar kötü bir durumda demek ki Ankara Şubesi! DİMP yönetimine not: Ana sayfanızdan başlayarak sadece bu yazı için yukarıdaki tuhaf açıklamayı girdiğiniz için ÇOK KOMİK duruma düşüyorsunuz. Varın o yazıyı da kaldırın eskisi gibi kalsın. Seviye falan kalmadı artık ortada! |
|
|
|
|
|
#486 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 01-02-2002
Mesaj: 28
|
Biz Detom'cular
Ankara Şube'de bir seçim dönemi daha sona erdi ve sandığa gelen mimarların çoğunluğunun mevcut durumun devamından yana iradesini kullandığını gördük.
Şu bir gerçek: DİMP daha ciddi örgütlendi ve kazandı. Biz odayı o kadar hayati ve bir vazgeçilmez görmezken, onlar ciddi bir biçimde çalışma yaptılar. Odanın o kendine has dünyasını ve şifrelerini bilmeyen, seçimlere uğramayan mimarları oraya getirecek açılımı yapamadık. Belki de bizim en büyük açmazımız esas yaşam alanımızı oda dışında yaratmak istememiz. Mesleğimizle varolmak istememiz. Odayı buna ek bir uğraşı olarak görmemiz. Bu ülkede mimarlık yaparak insanın kendine bir yaşam alanı açmaya çalışmasının zorlukları da göz önünde bulundurulunca nefesimiz gerçekten yetmedi. Ancak buradan DETOM'cu bütün arkadaşlara haklı bir mücadele için çalışmanın ve beraber olmanın verdiği keyfi bana yaşattıkları için çok teşekkür ediyorum. Sizler işinizi gücünüzü bırakıp daha güzel bir mimarlar odası için militan bir gruba karşı seçim mücadelesi vermiş gerçek birer idealistsiniz. Seçim sonrası seçim öncesi demek olduğundan en kısa sürede toparlanıp bir sonraki seçim için neler yapmamız gerektiğini tartışalım ve kendimizi tanıtmaya devam edelim. Diğer tarafa olmadığı bir imaj yükleyip karalama yapmadan daha iyi örgütlenelim.Bu işer ancak sabırla olur. Yönetimi aldığımızda da ötekileştirme yapmadan her kesimi kucaklayalım. Örneğin biz neo -liberal global dalga yüzünden meslektaşlarımızım gelecekte karşılaşacağı sorunlara çözümler üretmeye çalışırken DİMP'çi arkadaşlar ''Çocuk ve Mimarlı'' yada ''Ulucanlar'' için bize yardımcı olabilirler. Hepimize kolay gelsin! |
|
|
|
|
|
#487 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
|
arşiv
bu forum, meraklısı için, 2008 istanbul ve ankara oda seçimleri vesilesiyle, mimarlık ortamının örgütlenmesi konusundaki temel yaklaşım farklılıklarını en yaygın çeşitlilikle içeren, üstelik de fazlasıyla dar tutulan grup sitelerinin aksine çok geniş katılımlı bir platforma dönüştü. bu açıdan benim için 'samimiyetinden kuşku duymadığım' demokrat ve katılımcı bir tartışma ortamı olmasının ötesinde çok değerli bir arşiv niteliği de taşıyor. ayhan çelik'in aşağıdaki yazısını da, hem bu arşiv'in önemli bir parçası olacağına inandığım, hem de dimp kodlamasıyla anılan ve ankara'da 2008-2010 dönemini (aynı kadroyla) 2. kez yönetme hakkı kazanan ekibin deforme olmuş yapılanmasını değerlendiren önemli bir eleştiri olduğu için buraya koyuyorum. (yazıda farklı renkle belirtilmiş isim tamamlamaları bana aittir)
dimp'in deformasyonu 2005 nisan ayında (ankara'daki ilk) olağanüstü genel kurul sürecinde yaşandı. (meraklısına: Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nde Tasviye Hareketi) dimp içinde "mutlak iktidar" sahibi olmak isteyen küçük bir grubun organizasyonu ile gerçekleşen bu süreci farklı farklı değerlendiren birçok taraf olabilir elbette. ama bugün dimp'e duyulan güvensizliğin, eleştirilerin ve buradan kaynaklı katılım yoksunluğunun ardında bu süreç var. ankara şubeyi yönetme yetkinliği konusunda mangalda kül bırakmayan ve 3 yıldır dimp'e katılmamayı seçenleri "rontgenci" olarak değerlendirme erdemini (!) gösteren taze dimp'cilerin bu süreci dikkatle öğrenmelerinde yarar var. ama bu yarar kuşkusuz "demokrat ve katılımcı" olmayı samimiyetle isteyen ve bunun gereklerini özümseyenler için gerekli. ayhan çeliğin yazısı, deformasyonun bu dönem ankara seçim sürecine nasıl yansıdığını örnekliyor. genel kurulu ve şube programını değerlendirmeden önce arşive koymak istedim: Alıntı:
En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 26-02-2008 16:18. |
|
|
|
|
|
|
#488 | ||
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-07-2001
Mesaj: 62
|
Bülent Batuman'ın üç yazısı üzerine başlayıp bitiremediğim bir kısa yazı var; foruma onu ekleyebilmeyi umarken, Bülent'in bir tepki yazısına aracılık ediyorum.
Ufukta bir zeytin dalı görünse en çok ben rahat edeceğim... Birlikte neler yapabilecek kişilerin yaratıcı enerjilerini bu hararet içinde kaybetmeleri yazık değil mi? 70'li yılların toz-dumanından geriye ne kaldığını bu aralar daha sık düşünmeye ihtiyaç duyan biri olarak (sakın yaşlılık olarak anlaşılmasın!), herkese sevgilerimi sunuyorum. Aydan Balamir On Feb 26, 2008, at 1:49 PM, Bulent Batuman wrote: Alıntı:
Alıntı:
|
||
|
|
|
|
|
#489 | |
|
Yönetici
|
Kendisine şu cevabı vermiştim:
Alıntı:
Önce şu foruma mesaj ekleme meselesine gelelim. Yukarıda da yazdım forum kültürü başlıklı bir makaleyi kaleme alan birisi forumlara katılım hakkında daha iyi fikir sahibi olmalı. Elbette burada pek çok alıntı yapıldı. Aslı Özbay da bir önceki mesajda Ayhan Çelik'in mesajı alıntıladı örneğin. Ama bu o kişinin -yani Aslı Özbay'ın- insiyatifi ile gerçekleşti. Arkitera Forum'u bir dergi gibi gördüğünüzü ve tekzip yayınlamak istediğinizi anlıyorum. Ama değil. İşin burasını uzatmaya gerek yok. Gelelim asıl meseleye: Sizi tam olarak referans vermemekle suçluyorum. Bir akademisyen olduğunuz halde hem de. Yukarıdaki mesajınızda referans verdiğinizi belirttiğiniz yazınız "Akıl Tutulmasını Aşmak için Akılcılık ve Eleştiri" Evet, bu yazıda referans veriyorsunuz gerçekten. Benim sizi eleştirdiğim yazı ise Selen Morkoç'un ilk defa Arkitera.com Köşe Yazısı'nda yayınlanan "Akıl Tutulması ve Mimarlık" başlıklı yazı. Benim buradaki eleştirimden hemen sonra "(*)Bu yazı ,yazarın izni ile dimp.org sayfasında yayınlanmaktadır." ibaresini eklemekten çekinmediğiniz yazıdan bahsediyorum. Açık bir şekilde referans vermekten kaçındığınız yazıdan bahsediyorum. Asıl olarak DİMP web sitesindeki karar verici pozisyondakileri, bu duruma duyarsız kalan -başka bir bakış açısıyla tepki göstermek adına aşırı duyarlılık gösteren- DİMP yönetimini işaret ediyorum. Ama sizin bu tartışmalarda DİMP'i temsil ettiğinizi düşündüğüm için bu durumu size de mal ediyorum doğal olarak. Bal gibi de DİMP'i temsil ediyorsunuz ve bu durumdan siz de sorumlusunuz. Arkitera.com Köşe Yazısı'nda bir hafta sonra Murat Cemal Yalçıntan'ın bir yazısı yayınlandı. Bakın o yazıyı web sitesinde kullanan MİMDAP nasıl kullanmış. Bakın da bir şeyler öğrenin bari. Öte yandan size daha önce sorduğum sorulara da cevap vermediniz. Hoş beni muhatap kabul etmiyorsunuz -nasıl etmeme ise!- ama yeniden soruyorum size: Ankara Şube'nin garip metninde yer alan "yeni muhafazakar" teriminin bir açıklayın da ne demek istediğinizi anlayalım. Ayrıca başka suçlamalarım da olmuştu. Akademisyen bilmediği şeyi nasıl yazar diye. Buna da cevap alamadım. Ama anladım ki yazar. |
|
|
|
|
|
|
#490 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 27-02-2005
Mesaj: 7
|
Sınır tanımıyan ikiyüzlülük...
24 Haziran Suat Taşpınar'ın "sınır tanımayan ikiyüzlülük" yazısı, sanki burada konustuklarımızı ya da konus(a)madıklarımızı başka bir ortam içinde başka aktörler aracılığı ile anlatıyor. Her bir parçası farklı olsa da "iktidar" denen şeyi ve içine düşmüş bulunduğumuz kavganın(?) hayatın heryerinde defalarca yaşanır olduğunu gosteriyor. Belki foruma eklenmistir, yine de işte haber linki.Radikal-çevrimiçi / Dış Haberler / Sınır tanımıyan ikiyüzlülük... Tek olmadığımızı bilmek beni çok rahatlattı diyemeyeceğim elbetteki... Ama aynaya hala bakabilir olmak istiyorum. Bir şiir hatırlıyorum Mehmet Erte'den, adı gözlerinin içinden çıkamayan adam. Ama şiiri yeniden okurken Hüseyin Yanar'ın kan revan içinde kalmış umutları ile Tarja’nın Odası deyişi ve o deyişin ardından sıralanan duyguları da hafızamda...Diyorki şiirin ilk mısralarında, Ne kadar yaklaşırsam yaklaşayım doldurmuyor aynayı yüzüm Buradayım ben, gözlerimin içinde oturuyorum Gözlerim yüzüme atılmış bir çarpı Islık çaldım ve bozdum düzenini yıldızların Bir çanağa su koydum ve yazgısıyla oynadım denizlerin Üstüme biraz kan bulaştıysa, bu benim kanım Aranıp durmayın artık göğsümde ey melekler Göğsümün olduğu yok, göğsüm yalan Göğsümden bir şey çıkmasın artık, istemiyorum Vaktinizi aldım, kusuruma bakmayınız, unutmadan Mermet Erte'nin son dizeleri ise şöyle: Bir şehri benimsemeden bir mevsime girilmez Bir mevsimi terk etmeden başka şehre gidilmez Adı ne anlama geliyorsa, ben bu şehirden ve bu mimarlıktan Hüseyin Yanar'ın da anladığı şeyi anlamak, aynaya bakabilmek istiyorum. Saygılarımla. |
|
|
|
|
|
#491 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-01-2008
Mesaj: 13
|
BÜLENT BATUMAN’A AÇIK CEVAP
Mimarlar Odası Ankara Şubesi genel kurulunda, yönetim kurulu imzalı bildirinin şubeye ait web sitesinde yayınlanmasını eleştirmem üzerine söz alarak “kendi adına” konuşan yedek yönetim kurulu üyesi Sayın Bülent Batuman, bahsedilen bildiride aşağılama ve hakaret olmadığını iddia etmiş, bu anlamı nasıl çıkarabildiğimi sormuştu. Genel kuruldaki zaman darlığından dolayı sorusuna burada kamuya açık olarak yanıt vereceğim. Umarım ki içinde olduğu yönetim kurulu ve Dimp Grubu bundan sonra artık adına yakışır biçimde “demokrat” olmaya karar verirler ve genel kurulda üyelere konuşmalarına yetecek kadar zaman ayırmak lütfunda bulunurlar. Sayın Batuman’a yazdıkları ve imzaladıkları metinden aşağıdaki bölümleri örnek olarak hatırlatmak istiyorum. Yorumu kendisi yapsın. Mimarlardan bir kısmını ötekileştirmeye çabalayan böyle bir metnin tüm Ankara’lı mimarların sahibi olduğu yayın organında bulunmasının onlara yapıştırdığı “antidemokrat” sıfatının ayıbını ve ağırlığını hissedip hissetmediğine dair merakım ise sürüyor. “bu tür yıkıcı oluşumlar modern sonrası yeni muhafazakâr oluşum gizli yeni-muhafazakâr bir kafa tutuşun bilinçaltı tavrı gizli yeni-muhafazakar siyasi duruş yeni muhafazakâr duruş küresel sermaye ve neo-liberal sömürüye, mimarlık aracılığıyla meşru zeminler edindirme uğraşıları” Mithat Akman |
|
|
|
|
|
#492 | |
|
Yönetici
|
Tartışmalara konu olan makalenin yazarı Selen Morkoç aşağıdaki açıklamayı Arkitera Forum'a göndermemi isteyen bir email gönderdi.
Alıntı:
Telif hakkı sahibi olarak DİMP'e "Basit bir referans vermekten neden imtina ediyorsunuz?" sorusunu soracağınıza beni eleştiriyorsunuz. |
|
|
|
|
|
|
#493 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2002
Mesaj: 54
|
Mimarlar odası ve tazminatlar
Bu gün yeni bir haber daha geldi. Yine sonucu kesinleşen bir dava yine bir tazminat...Son zamanlarda Mimarlar odası sürekli olarak davalar kaybetmeye ve tazminatlar ödemeye mahkum olmaya başladı. Cehaletimi bağışlayın öğrenmek istediğim bu tazminatları kim ödeyecek. Oda mı yoksa odanın yöneticileri mi?
Saygılarımla. |
|
|
|
|
|
#494 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
|
merkez seçimleri yaklaşırken
istanbul ve ankaradaki gelişmeler, odanın genelindeki durum hakkında da merak uyandırdı. Yeni Mimar gazetesi, mimarlar odasının 23 şubesinde tamamlanan seçimlerle ilgili bir araştırma yaptı. sonuçlarına ait değerlendirmeyi (59. sayıda yayımlandı) aşağıya ekledim. gazetenin dağıtımı üzerinden 1 hafta geçmiş olduğuna göre, sanırım metni buradan da yayımlamanın sakıncası yoktur. değerlendirmenin dayandığı 2 tabloyu da ekde yolluyorum.
Alıntı:
En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 18-03-2008 16:02. |
|
|
|
|
|
|
#495 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
|
ve "mekez kulisleri" başlamış
23 martta mimarlar odası genel merkezinin 18 şubesinden temsilciler (5 şube katılmamış) istanbul'un çağrısıyla istanbul'da toplanmış ve 2 yıllık MYK çalışmalarını değerlendirerek gelecek döneme yönelik beklenti ve öngörülerini dile getirmişler. 2 hafta sonra yapılacak genel kurul sonrası belirlenecek yeni MYK'nın oluşumuna yönelik uzlaşma arayışları sürüyor...
toplantı kayda alınmamış ama MYK'nın (geçen seçimlerde liste delerek giren) ankaralı üyesi Emre Madran değerli bir çalışma yapmış ve notlarını yayımlamış. bugün aşağıdaki sitede yer aldı. demokrasi için mimarlar platformu - Merkez Genel Kuruluna Doğru Şubeler Toplantısı 23 Martta İstanbulda Gerçekleştirildi. türkiye'nin her yerinden oda yöneticilerinin (çok özetle de olsa) durumu nasıl değerlendirdiklerini görmek için yararlı bir belge. |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| ali rüzgar, eyüp muhçu, mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri, sami yılmaztürk |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|