Arkitera Forum  
Geri Git   Arkitera Forum > Mimarlık > Profesyonel Yaşam > Mimarlar Odası

Yanıt
 
Konu Araçları Modları Görüntüle
Eski 24-02-2008, 16:33   #481
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.162
Blog Mesajları: 53
İlk defa Arkitera.com'da Selen Morkoç imzası ve "Akıl Tutulması ve Mimarlık" adıyla yayınlanmış yazıyı, Arkitera.com'un adını bile anmadan kendi web sitesinde yayınlayan DİMP zihniyetinin ne kadar demokrat olduğunu daha önce de görmüştük.

Yazık; Ankara'nın İstanbul'dan azıcık daha iyi olduğunu düşünürdüm hep. Al birini vur ötekine.

Referans vermekten bile imtina eden bu zihniyetin Mimarlar Odası'nın bir şubesini yönetiyor olması ne kadar acı.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-02-2008, 17:26   #482
Arkitera Üyesi
 
Murat Artu'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 66
Artık yeter !!!

Mimarlar odası, mimarların mimarlık yapabilmek için zorunlu olarak üye oldukları bir organizasyordur.
Üye olmazlarsa mimarlık yapamazlar.

Kamu kurumudur. " Govermental Organization" dır.

Dünyadaki bütün sivil toplum örgütlerinin ortak paydası;

1. Zorunlu olmamak. (İnsanların özgür iradesi ile üye olması),
2. NGO ( Non Govermental Orgarization ) olmaktır.

Mimarlar odasının Sivil Toplum Örgütü olduğunu iddia etmek cahilliktir.

Ayrıca bilinki eğer dediğiniz gibi sivil toplum örgütü olsa idi;
Odacılardan değil Mimarlardan oluşurdu.
__________________
Murat ARTU

En son Murat Artu tarafından düzenlendi : 24-02-2008 17:42.
Murat Artu offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 24-02-2008, 19:48   #483
Arkitera Üyesi
 
Aydan Balamir'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 17-07-2001
Mesaj: 62
Ankara Şube Genel Kurulu üzerine biçimsel bir değerlendirme

Ankara Şube Genel Kurulu 23 Şubat saat 10:30’a doğru DSİ’nin toplantı salonunda müzik dinletisiyle başladı. Divan seçimi ve Başkan Nimet Özgönül’ün konuşmasından sonra 39. dönem faaliyetlerini gösteren filmin izlenmesine geçildi. Müzikli açılışlar hemen her alanda popüler oldu; zaman kısıtlaması olmasa bir mahzuru yok. Ben yine de başa deği, bir kutlama olarak en sona konmasını önerirdim; bu nevi törensel dolgular kamusal alanın depolitizasyonu için araçlar olabilmekte zira. Divan kompozisyonu siyaseten çok önemsenirdi eskiden ve seçimi sırasında titizlenilirdi diye hatırlıyorum. Bu sefer öyle olmayışı bile, depolitize GEnel Kurul formatının bir göstergesidir bence; en azından eleştiri ve önerge amaçlı söz almalar için pek heyecan kalmadığının biliniyor oluşundandır muhtemelen. Başkan itinalı bir konuşma hazırlamıştı, Genel Kurul’a saygının göstergesi olarak bunu olumlu buldum. Aynı itina iki yılın bilançosunu sunmayı üstlenen filmden de beklenirdi; filmin derme çatmalığı sanırım tartışma götürmeyecek bir değerlendirmedir.

Filmden sonra açılış konuşmalarını Kübalı bir Elçilik mensubu ile Milletvekili Yılmaz Ateş yaptılar. (Konuşma içerikleri Murat Artu’nun hicvettiği gibidir.) Daha sonra Tabipler Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Halk Eğitim Merkezleri ve İnsan Hakları Derneği temsilcileri söz aldı. Bundan sonrasını kaçırmış olabilirim; bir teneffüs verip döndüğümde Dikmen Vadisi gecekonducuları adına son konuşma yapılmaktaydı. Zaman kısıtlı olmasa, programın bu bölümü de olumlu görülebilir. Gelecek Genel Kurullar da bu şekilde açılmaya devam edecekse, Kurul tek güne sıkıştırılmamalı. Ve konuşmacıların biraz daha hazırlıklı gelerek, bir açılış konuşmasına uygun malzeme ve çıta sergilemeleri de beklenmeli. Gerçekleştiği haliyle, eksen kaydırma ve zaman doldurmadan öte bir işlev atfetmek kolay değil. Yoksa katılımcılar konuşmaları önemseyip dinlemeye çalışırlar, topyekun fuayeye inmezlerdi.

Açılış bölümü boyunca salonda çok az kişi kaldığından, Kurul çalışmasına devam edebilmek için 5 dakika ara verilip fuayedekiler içeriye çağrılmak istendi. Verilen ara 40 dakikayı buldu; çalışma raporunun okunmasına geçildiğinde saat 2:00’ye, eleştiriler bölümüne başlandığında 3:00’e gelmişti. Aday isimlerinin saat 5:00’de seçim kuruluna verilmesi gerektiğinden, konuşma süreleri çok kısıtlı olabildi. Böyle olunca, sabah programıyla kaybedilen zamanın değeri daha da belirginleşti. Konuşmaların sadece tutanaklarda kalmayıp Genel Kurul sonrasında üyelere ulaştırılması, örgüt ve demokrasi kültürünün asgari bir gereği sayılmalı. Ayhan Çelik’in bir önceki Kurulda kendi yaptığı önerileri anımsatışı, bu paylaşımın önemini ortaya koydu. Kurul süresinin uzatılması, yönetim kurullarına ardarda iki kereden fazla aday olunmaması gibi önerileri unutulup gitmişti, ve sil baştan aynı şeyler tartışılıyordu.

Saatler 5’i geçtiğinde aday isimleri ardarda okundu. Son birkaç dönemin Oda yönetim kadroları hakkında fikir sahibi olmayan biri için, Genel Kurula ilk defa katılan yeni mezun mimarlar için sözgelimi, hiçbir anlam ifade etmeyecek bir isim okuma prosedürü... Kimdirler, hangi grupla seçime katılmaktadırlar, grubun 40. dönem yönetimi için programları nelerdir? İsimleri az çok tanıyanlar için, mevcut yönetimin (DİMP) aşağı yukarı aynı kadroyla aday olduğu anlaşıldı. Grupta yenilenmiş birkaç isim varsa tefrik etmek güç, kim olduklarını öğrenmek ise artık olanaksızdi. Aday olan diğer grubun ise DETOM olduğu, fuaye bilgisi olarak netleşmişti. Ancak yine kim kimdir, programları nedir, bunun hiçbir önemi yok. DİMP’i ve DETOM’u kabaca bilmenin yeterli olduğu düşünülüyor. Oysa DİMP’in eski DİMP olmadığı gibi, DETOM da yenilenip değişmiş olabilir, ne olup bittiğini bilsek iyi olmaz mı?

Hayır, bilmemize gerek yoktur. Çünkü iki grup arasında seçim yapmaya temel olacak unsur, programın ve programı üstlenecek kişilerin meziyetleri olmaktan çok, tanışıklıklar ve kurgulanmış grup kimlikleri yoluyla oluşan grup psikolojisidir. Doğrudan bir gruba ait olmayan düz seçmenler için alışkanlıklar ve yine uzaktan-yakından tanışıklıklar devreye girer. Alışkanlık ve tanışıklık bağları bulunmayanlar içinse, daha geniş grup kimlikleri oluşturabilecek bir “ortak düşman” gerekir; İstanbul Şube seçimlerinde başvurulan karalama kampanyasında olduğu gibi. Ankara’da bu tür yüz kızartıcı işler olmasa da, ne olur ne olmaz bir “tehlike” tanımının erkenden yapılıp, iki yıllık dönemin çalışma raporuna dahi girerek, konunun rapora önsöz malzemesi olabilişi dikkat çekicidir.

DSİ’den ayrıldığımda saat 7:30’u bulmuş ve salon iyice tenhalaşmıştı. Önergelere zaman kaldı mı bilmiyorum. Kurul sonrasinda, bir süredir Odadan uzak kalmış ve kurulu da kısmen izleyebilmiş bir dostla aramızda geçen ayaküstü sohbet, genel durumu örnekleyebilir: Dostum eski tüfeklerden olduğu için, karar verebilmek için grupların solculuk sicillerini bilmek ihtiyacındaydı. Dilimin döndüğü kadar A grubunun x-y, B grubunun q-w kökenlerini özetledm. Eh ikisi de olabilir o zaman; “peki İstanbul’daki gibi AKP’liler filan yok mu devrede?” diye sordu dostum. Ya sabır; o hayali AKP’lileştirilmişlerdenim ya ben de, yapma allahaşkına dedim, anlattım biraz konuyu... Anlattıklarımın Ankara’daki iki grup arasında seçim yapmaya yaramadığını düşünen dostum, bir Oda gediklisine sorup gruplar hakkında daha net bilgilenmeye karar verdi. Oda gediklisinin bu aralar gönlü kime kayıyorsa, bir oy daha aldı o grup, hayırlı olsun!

Ben oyumu kullanmaktan seçim günü akşamüstü vazgeçtim. DİMP’e vermezdim; özeleştirisi yapılmamış bir olağanüstü genel kurul vakasının tortuları bir yana, ne İstanbul Şube seçimleri sırasında alınan tavrı (özellikle Bülent Batuman imzalı metinleri), ne de iletişim kanallarının kullanımındaki tek sesli ve bürokratik yapıyı, içselleştirilmiş bir demokrasi kültürüyle bağdaştırabilmiş değilim. Oyumu bu sefer DETOM'a vererek, birkaçını yeni tanıma fırsatını bulduğum gençleri desteklemeyi düşünüyordum. Meslekle ilgili sade ve içtenlikli hedefleri olan bu yeni yüzlerin, seçimi kazanmasalar da Odada yer bulabilmelerini dilerim. Öte yandan, DETOM'un da adaylığını ve programını herkese açık toplantılarla duyurmamış olmasını doğru bulmadığımı düşündüm. DİMP'in bir kereye mahsus duyuru yapıp sonrasını dar grup içinde kapalı yürütmesinden pek de farklı olmayan bir tutumdu.

Sonuç ne çıkarsa çıksın, Oda'nın alacağı daha çok yol var. Siyasi partilerde demokrasi ne kadar varsa, burada da işte ancak o kadar var.

En son Aydan Balamir tarafından düzenlendi : 24-02-2008 20:42.
Aydan Balamir offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 25-02-2008, 10:12   #484
Forum Üyesi
 
kramer'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
Alıntı:
Orijinal metin Omer Yilmaz tarafından gönderilmiş Mesajı Görüntüle
İlk defa Arkitera.com'da Selen Morkoç imzası ve "Akıl Tutulması ve Mimarlık" adıyla yayınlanmış yazıyı, Arkitera.com'un adını bile anmadan kendi web sitesinde yayınlayan DİMP zihniyetinin ne kadar demokrat olduğunu daha önce de görmüştük.

Yazık; Ankara'nın İstanbul'dan azıcık daha iyi olduğunu düşünürdüm hep. Al birini vur ötekine.

Referans vermekten bile imtina eden bu zihniyetin Mimarlar Odası'nın bir şubesini yönetiyor olması ne kadar acı.
En basit iktibas kurallarından habersiz DİMP'in başkalarına demokrasi v.s. dersi vermeye kalkmasi komik oluyor.
kramer offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 25-02-2008, 18:16   #485
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.162
Blog Mesajları: 53
"Al birini vur ötekine" sözünün doğruluğu bir başka açıdan da ortaya çıktı: Arkitera Forum'da yazılan herşeyi oku; aman ha Arkitera'yı muhatap kabul etme; açık verilen noktaların ise üzerini örtmeye çalış...

Bravo size!

Açıklayayım: DİMP web sayfasında Arkitera.com'un Köşe Yazısı bölümünde (Bu bölümde yayınlanan tüm yazılar ilk defa burası için yazılmıştır.) yayınlanan bir yazının referans verilmeksizin kullanıldığını -daha dün- yazmıştım.

Bugün DİMP gerekli tepkiyi -tıpkı İstanbul'daki ÇDTM'ın yaptığı gibi- vererek web sitesinde bir güncelleme yaptı; ekteki imajda görülebileceği gibi "(*)Bu yazı ,yazarın izni ile dimp.org sayfasında yayınlanmaktadır." açıklamasını ekleyerek.


Hatırlayacak olursak DİMP'de bu yazı üzerinden yürütülen tartışmalar bir akademisyen olan Bülent Batuman tarafından yapılıyordu. Akademisyenlerin referans vermekten kaçınması ne içler acısı bir durumdur. Ankara'da da koltuğun tutkalı oldukça güçlüymüş demekten başka ne diyebilirim?

Bir yazının yazarının izni ile yayınlanmasıyla o yazının ilk yayınlandığı yere referans vermek arasındaki ayrımı dahi yapamayacak kadar kötü bir durumda demek ki Ankara Şubesi!


DİMP yönetimine not: Ana sayfanızdan başlayarak sadece bu yazı için yukarıdaki tuhaf açıklamayı girdiğiniz için ÇOK KOMİK duruma düşüyorsunuz. Varın o yazıyı da kaldırın eskisi gibi kalsın. Seviye falan kalmadı artık ortada!
Eklenmiş İmajlar
mimarliga-yol-acin-clip-jpg  
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 25-02-2008, 21:27   #486
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 01-02-2002
Mesaj: 28
Biz Detom'cular

Ankara Şube'de bir seçim dönemi daha sona erdi ve sandığa gelen mimarların çoğunluğunun mevcut durumun devamından yana iradesini kullandığını gördük.

Şu bir gerçek:
DİMP daha ciddi örgütlendi ve kazandı. Biz odayı o kadar hayati ve bir vazgeçilmez görmezken, onlar ciddi bir biçimde çalışma yaptılar.
Odanın o kendine has dünyasını ve şifrelerini bilmeyen, seçimlere uğramayan mimarları oraya getirecek açılımı yapamadık.

Belki de bizim en büyük açmazımız esas yaşam alanımızı oda dışında yaratmak istememiz. Mesleğimizle varolmak istememiz. Odayı buna ek bir uğraşı olarak görmemiz. Bu ülkede mimarlık yaparak insanın kendine bir yaşam alanı açmaya çalışmasının zorlukları da göz önünde bulundurulunca nefesimiz gerçekten yetmedi.

Ancak buradan DETOM'cu bütün arkadaşlara haklı bir mücadele için çalışmanın ve beraber olmanın verdiği keyfi bana yaşattıkları için çok teşekkür ediyorum. Sizler işinizi gücünüzü bırakıp daha güzel bir mimarlar odası için militan bir gruba karşı seçim mücadelesi vermiş gerçek birer idealistsiniz.

Seçim sonrası seçim öncesi demek olduğundan en kısa sürede toparlanıp bir sonraki seçim için neler yapmamız gerektiğini tartışalım ve kendimizi tanıtmaya devam edelim. Diğer tarafa olmadığı bir imaj yükleyip karalama yapmadan daha iyi örgütlenelim.Bu işer ancak sabırla olur.

Yönetimi aldığımızda da ötekileştirme yapmadan her kesimi kucaklayalım. Örneğin biz neo -liberal global dalga yüzünden meslektaşlarımızım gelecekte karşılaşacağı sorunlara çözümler üretmeye çalışırken DİMP'çi arkadaşlar ''Çocuk ve Mimarlı'' yada ''Ulucanlar'' için bize yardımcı olabilirler.

Hepimize kolay gelsin!
gringo offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-02-2008, 15:37   #487
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
arşiv

bu forum, meraklısı için, 2008 istanbul ve ankara oda seçimleri vesilesiyle, mimarlık ortamının örgütlenmesi konusundaki temel yaklaşım farklılıklarını en yaygın çeşitlilikle içeren, üstelik de fazlasıyla dar tutulan grup sitelerinin aksine çok geniş katılımlı bir platforma dönüştü. bu açıdan benim için 'samimiyetinden kuşku duymadığım' demokrat ve katılımcı bir tartışma ortamı olmasının ötesinde çok değerli bir arşiv niteliği de taşıyor. ayhan çelik'in aşağıdaki yazısını da, hem bu arşiv'in önemli bir parçası olacağına inandığım, hem de dimp kodlamasıyla anılan ve ankara'da 2008-2010 dönemini (aynı kadroyla) 2. kez yönetme hakkı kazanan ekibin deforme olmuş yapılanmasını değerlendiren önemli bir eleştiri olduğu için buraya koyuyorum. (yazıda farklı renkle belirtilmiş isim tamamlamaları bana aittir)

dimp'in deformasyonu 2005 nisan ayında (ankara'daki ilk) olağanüstü genel kurul sürecinde yaşandı. (meraklısına: Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nde Tasviye Hareketi) dimp içinde "mutlak iktidar" sahibi olmak isteyen küçük bir grubun organizasyonu ile gerçekleşen bu süreci farklı farklı değerlendiren birçok taraf olabilir elbette. ama bugün dimp'e duyulan güvensizliğin, eleştirilerin ve buradan kaynaklı katılım yoksunluğunun ardında bu süreç var. ankara şubeyi yönetme yetkinliği konusunda mangalda kül bırakmayan ve 3 yıldır dimp'e katılmamayı seçenleri "rontgenci" olarak değerlendirme erdemini (!) gösteren taze dimp'cilerin bu süreci dikkatle öğrenmelerinde yarar var. ama bu yarar kuşkusuz "demokrat ve katılımcı" olmayı samimiyetle isteyen ve bunun gereklerini özümseyenler için gerekli.

ayhan çeliğin yazısı, deformasyonun bu dönem ankara seçim sürecine nasıl yansıdığını örnekliyor. genel kurulu ve şube programını değerlendirmeden önce arşive koymak istedim:


Alıntı:
From: ayhan çelik
To: dimp <dimp@yahoogroups.com>
Sent: Friday, February 22, 2008 11:41:05 AM
Subject: [dimp] dimp de irtifa kaybı


bu defa da türkiye’ye gelişimi genel kurula denk getirebildim... hatta birkaç gün erken gelince gk. öncesi dimp toplantılarına da katılırım diye umuyordum... ne var ki birçoğunuzun izlediği gibi 7 şubatta yapılan tek toplantı dışında bir toplantı duyurusu olmadı... Ne dimp sayfasında, ne yahoo-group da, ne de şube sayfasında ve mesajlarda olmadı... özellikle takip ettim olmadı... hatta dimp manifestosu yayınlanınca, sözünü ettiğim tek toplantının 'çoook ama çoook verimli bir toplantı' şeklinde geçtiğini düşünmüştüm... bir toplantıda hem çerçeveyi çizeceksin, hem bunu tartışıp kesinleştireceksin, hem içeriğini oluşturup yazacaksın, hem tartışıp sonlandıracaksın... hatta ötesi, teknolojiden de yararlanıp eş zamanlı olarak toplantıya katılamayan platform katılımcılarına (üye demeyi sevmiyorum) iletip onların da katılımını sağlayacaksın. .. hiç kolay iş değil iki saatlik toplantıda tüm bunları kotarıp ortak bir dimp manifestosu yayınlamak... Ama bakın istendi mi oluyormuş...

konuya dönersem; dün şubenin iki binasına uğradım... eski ve yeni dimp katılımcısı arkadaşlarla sohbet ettim... arada neden hiç toplantı olmuyor dedim... 'dün (20 şubat) yapıldı' dediler... neden ilan duyurulmadığını sordum... 'ilk toplantıya katılanlara duyurulduğunu' söylediler... adaylar belirlendi mi soruma 'evet dün belirlendi' yanıtını aldım... sonra sustum sadece...

iletişim olanaklarının çok sınırlı olduğu zamanlarda dahi en geniş katılım ortamını sağlamak için gösterilen çabaları ne çabuk unuttunuz, bir mail atmak çok mu zor geldi demedim/diyemedim. .
çok yakın zamanda dimp’in manifestosunu, 6000 şube üyesini çağırdığı açık toplantılarda kıran kırana tartıştığına, yönetim kurullarını bu açık toplantılarda netleştirdiğine değinmedim... dimp’in devamlı ezberi bozan, demokrasi zemininde yeni açılımlar üreten tavırlarıyla estirdiği rüzgarın şişirdiği yelkenlerle hareket ettiklerini zaten anlatamazdım

.dimpin gerçekten demokrat bir platform olması için çok ama çok çalıştığımızı hatırlatmadım... onca açılım çabalarından sonra bu teklik arayışının nedenlerini sormadım... kendi alanındaki çok seslilikten korkanların, devletin tüm farklılıklar karşısındaki amansız şiddetine dair söz hakkı kalır mı demedim...

.dimpin içindeki tüm farklılıklarıyla geliştirdiği varolma biçimlerinin, buradan kaynaklanan dinamizminin sadece MO için değil tüm toplumsal süreçler için çok önemli olduğunu, bunu zedelemenin elde avuçta kalan sınırlı devrimci birikime çok büyük kötülük olduğunu söylemedim...

söyleyeceğim o kadar çok şey vardı ki... yine de sustum...susmayı başardım... Herkes çok yorgundu... belli ki her genel kurul öncesinde olduğu gibi yine çok yorulmuşlardı. .. söyleyeceğim herşey sadece yaralayıcı olacak ama kimse üzerine düşünmeyecekti.. . sustum...

ben sustum ama tezcan (tezcan karakuş candan)susmadı... 'merkez genel kurulunda burada mısın abi' yi sordu... çok normal bir soruymuş gibi sordu... ben galiba delege hesapları var dedim... ben tüm genel kurullara gelmeye çalıştığımı söyledim... seçim hesabı yapıyorlarsa garanti veremem dedim... söylemediğim ise ''benim mimarlar odası genel kurul komposyonunun, delege yapısının asla seçim hesaplarına göre yapılamayacağına dair kesin görüşümü artık uzaylıların bile bildiği'' idi... arkadaşlarla öpüştüm ve çıktım...

ama bitmedi...asıl şoku evde yaşadım... nermin toplantı beklediğimi bildiği için hemen sordu varmıymış diye... toplantının dün yapıldığını söyledim... neden duyurulmadığını sordu... ben de ilk toplantıya katılanlara yalnızca duyurmuşlar dedim... nasıl olur, ben katıldım o toplantıya, kimse de bana bir haber iletmedi dedi...
hadi bakalım ayhan, kolaysa diğerlerini haklı çıkart... vardır bir gerekçeleri deyiver...
bu doğruyu söylememek... yok ayhan kendini kandırma bunun adı aleni yalan... yok yok, aydın’ın (aydın ufuk yücel) söylediği gibi ‘çiviye sıkı vurma, sökmek gerekebilir’. .. dimp bu kadar acze düşürülemez... hem niye herşeyi bukadar gizli kapaklı, kapalı devre yapsınlar ki vardır bir nedeni... kim neyi nereden nereye kime kaçırıyor ki... ya bu aleni bir kirlenme ...

ayhan boşver değmez... nasıl boşveririm, yıllarca herkesin bir yerde beğenmediği bir konu olunca çekip gitmesine ve kendine yeni bir dükkan açmasına karşı çıkmadın mı....

bu sesli düşünmeleri bir kenara bırakıp sizlere yukarıdakileri yazmaya karar verdim... şunları hatırlıyorum üç yıl önce (2005 ankara şube olağanüstü genel kurulundan bahsediliyor) yaşananları... mimarlar odası’nı chp’ye benzettiniz demiştim... iktidar mücadelesi, kongre oyunları vb... şimdi dimp’in de chp’ye benzetildiğini düşünüyorum... tüm ortama, “eğer bu yaşananları içimize sindirirsek, meşrulaştırırsak bundan sonra herşeyi içimize sindiririz” demiştim...

zaman çok insafsız, hemen test ediyor bizi... dimp adına birilerinin yönlendirdiği yukarıdaki süreci dimp ortamındaki herkes içine sindiriyor mu? .. benim için bu soru önemli... ses vermenizi bekliyorum.. ..
bir şey daha hatırlıyorum... şu heryerde tekrarlanan makyevelli alıntıları, yoksa yaşanan sürece makyavelci bir teorik kılıf arayışı mıdır anlamında değerlendirmeler yapmıştım... tutanaklar üzerinden yanıt bülent’ten (bülent batuman) gelmişti... ben yanıtsız bırakmıştım bülent’i, bilerek... konuya girerken ''her ne kadar bazı gramsciyen yorumlar konuyu ironik anlatımla da birleştirerek olumlu anlamlar yüklüyorlarsa da, genel kabül olarak makyavelciliğin anlamı...'' şeklindeki girişimi görmezden gelerek, bana tartışma dışı tuttuğum kısımlarla ilgili ders vermesini yadırgamış olsam da çok sevdiğim bülent’in makyevelli alıntılarına dair gerekçelerinin doğru olmasını, ortamın da öylece algılayarak her yerde kullanıyor olmasını dilemiştim... Ne yazık ki hala içim rahat değil... Birileri makyavelliyi gereğinden fazla okuyor bülent... hem de hiçbir ironi aramadan... hem de zorbalığın işleyişini betimleyen eleştirel bir tavır olarak değil... rehber olarak alıyor, okuyor, uyguluyor... Esasen bu coğrafyada şiddetin çeşitli biçimlerini bulmak ve uygulamak için çok fazla da okumak gerekmiyor..

ben dimp’te irtifa kaybı diyerek giriş cümlesini söyledim... son sözü günümüze uyarlayarak, biraz da tahrif ederek makyavelli söylesin istedim : “iktidara ulaşmak ve onu elde tutmak için her yol ama her yol mübahtır...”
sevgiler...
ayhan çelik

En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 26-02-2008 16:18.
Aslı Özbay offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-02-2008, 17:09   #488
Arkitera Üyesi
 
Aydan Balamir'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 17-07-2001
Mesaj: 62
Bülent Batuman'ın üç yazısı üzerine başlayıp bitiremediğim bir kısa yazı var; foruma onu ekleyebilmeyi umarken, Bülent'in bir tepki yazısına aracılık ediyorum.
Ufukta bir zeytin dalı görünse en çok ben rahat edeceğim... Birlikte neler yapabilecek kişilerin yaratıcı enerjilerini bu hararet içinde kaybetmeleri yazık değil mi?
70'li yılların toz-dumanından geriye ne kaldığını bu aralar daha sık düşünmeye ihtiyaç duyan biri olarak (sakın yaşlılık olarak anlaşılmasın!), herkese sevgilerimi sunuyorum. Aydan Balamir


On Feb 26, 2008, at 1:49 PM, Bulent Batuman wrote:

Alıntı:
Hocam tekrar merhaba,
Sizden rica etsem aşağıdaki mesajımı Arkitera Forum'a ekler misiniz? Eğer sizin için mahzuru varsa bildirin lütfen. Teşekkürler ve selamlar, Bülent

Mimarlar Odası Şube seçimleri sürecinde takip ettiğim, fakat sağlıklı bir diyalog ortamı olmadığını düşündüğüm için üye olmadığım Arkitera Forum'da, forum yöneticisi Ömer Yılmaz'ın hakkımda en son yazdığı yazıya tepki göstermem bir zorunluluk haline geldi. Zira Ömer Yılmaz'ın 25.02.2008 tarihli ve 485 numaralı mesajı beni bir akademisyen olarak referans vermekten kaçınmakla suçluyor.

Üye olmayanların görüşlerinin başka üyeler aracılığıyla Forum'a eklenmesi daha önce aynı forumda gözlediğim bir yöntem olduğundan bu yönteme başvurmaya karar verdim. Bu doğrultuda hem konunun muhatabı hem de forum yöneticisi olan Ömer Yılmaz'a aşağıdaki mesajı Forum'da yayınlanması talebi ile gönderdim. Aldığım cevap Forum'a katılım kurallarının belli olduğu ve görüş bildirmek için foruma üye olmam gerektiği yönündeydi. Forum yöneticisinin –üstelik durmadan cevabını merakla beklediğini belirttiği birinin– görüşünü yayınlamak için yöneticisi olduğu foruma üyeliği şart koşmasını iktidarını dayatmak olarak değerlendiriyor, bu durumu da daha önce Arkitera Forum hakkında yaptığım eleştirilerin teyidi olarak algılıyorum. Hakkımdaki asılsız suçlama konusunda gönderdiğim mesaj aşağıdadır.

Alıntı:
Sayın Yılmaz,

Arkitera Forum'da hakkımda son yazdığınız yazı gerçekten terbiye sınırlarını aşmış bulunuyor. Daha önce size, sizi düşünsel bir tartışmaya muhatap kabul etmem için gerekli asgari koşulları belirten bir email göndermiştim. Bu çerçevede aramızda tartışma koşullarının bulunmadığını ikimiz de görmüş olduk. Ancak benim referans vermekten kaçınmam iddianız açıkça yalan beyandır ve bu yüzden bu mesajı göndermem gereklilik arzediyor.

Zahmet edip bakarsanız, Selen Morkoç'un yazısına karşılık olarak yazdığım yazının ilk dipnotunda yazıyı okuduğum kaynağın -Arkitera web sitesi- açıkça belirtilmiş bulunduğunu göreceksiniz. Burada durup kendinize gözünüzü karartan şeyin ne olduğunu sormanızı umarım.

Arkitera Forum'u bir linç aracına çevirmeniz, aradan bir süre geçip de sakin kafayla dönüp baktığınızda pişmanlık duymanıza sebep olacak derecede zarar vermektedir kendi yarattığınız bu ortama.

Bu mesajı Arkitera Forum'a eklemenizi rica ediyorum.

Bülent Batuman
Aydan Balamir offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 26-02-2008, 17:54   #489
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.162
Blog Mesajları: 53
Kendisine şu cevabı vermiştim:

Alıntı:
Sayın Batuman,
Çıkarımlarınız sizi bağlar elbette.

Forum kültürü hakkında yazı yazdığınıza göre forumlara katılımın nasıl olacağını da biliyor olmalısınız.

Arkitera Forum herkese açık; sansür yok; kısıtlama yok. Hatırlayacak olursanız DİMP grubuna üye yapılmamıştım ve siteye herhangi bir şey eklememe de izin verilmemişti.
Bir tek çocukça davranmak eksikti böylece onu da tamamlamış olduk.

Önce şu foruma mesaj ekleme meselesine gelelim. Yukarıda da yazdım forum kültürü başlıklı bir makaleyi kaleme alan birisi forumlara katılım hakkında daha iyi fikir sahibi olmalı. Elbette burada pek çok alıntı yapıldı. Aslı Özbay da bir önceki mesajda Ayhan Çelik'in mesajı alıntıladı örneğin. Ama bu o kişinin -yani Aslı Özbay'ın- insiyatifi ile gerçekleşti. Arkitera Forum'u bir dergi gibi gördüğünüzü ve tekzip yayınlamak istediğinizi anlıyorum. Ama değil. İşin burasını uzatmaya gerek yok.

Gelelim asıl meseleye: Sizi tam olarak referans vermemekle suçluyorum. Bir akademisyen olduğunuz halde hem de.

Yukarıdaki mesajınızda referans verdiğinizi belirttiğiniz yazınız "Akıl Tutulmasını Aşmak için Akılcılık ve Eleştiri" Evet, bu yazıda referans veriyorsunuz gerçekten.

Benim sizi eleştirdiğim yazı ise Selen Morkoç'un ilk defa Arkitera.com Köşe Yazısı'nda yayınlanan "Akıl Tutulması ve Mimarlık" başlıklı yazı.

Benim buradaki eleştirimden hemen sonra "(*)Bu yazı ,yazarın izni ile dimp.org sayfasında yayınlanmaktadır." ibaresini eklemekten çekinmediğiniz yazıdan bahsediyorum.

Açık bir şekilde referans vermekten kaçındığınız yazıdan bahsediyorum. Asıl olarak DİMP web sitesindeki karar verici pozisyondakileri, bu duruma duyarsız kalan -başka bir bakış açısıyla tepki göstermek adına aşırı duyarlılık gösteren- DİMP yönetimini işaret ediyorum. Ama sizin bu tartışmalarda DİMP'i temsil ettiğinizi düşündüğüm için bu durumu size de mal ediyorum doğal olarak. Bal gibi de DİMP'i temsil ediyorsunuz ve bu durumdan siz de sorumlusunuz.

Arkitera.com Köşe Yazısı'nda bir hafta sonra Murat Cemal Yalçıntan'ın bir yazısı yayınlandı. Bakın o yazıyı web sitesinde kullanan MİMDAP nasıl kullanmış. Bakın da bir şeyler öğrenin bari.


Öte yandan size daha önce sorduğum sorulara da cevap vermediniz. Hoş beni muhatap kabul etmiyorsunuz -nasıl etmeme ise!- ama yeniden soruyorum size:

Ankara Şube'nin garip metninde yer alan "yeni muhafazakar" teriminin bir açıklayın da ne demek istediğinizi anlayalım. Ayrıca başka suçlamalarım da olmuştu. Akademisyen bilmediği şeyi nasıl yazar diye. Buna da cevap alamadım. Ama anladım ki yazar.
Eklenmiş İmajlar
mimarliga-yol-acin-clip_2-jpg  
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-02-2008, 10:24   #490
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 27-02-2005
Mesaj: 7
Sınır tanımıyan ikiyüzlülük...

24 Haziran Suat Taşpınar'ın "sınır tanımayan ikiyüzlülük" yazısı, sanki burada konustuklarımızı ya da konus(a)madıklarımızı başka bir ortam içinde başka aktörler aracılığı ile anlatıyor. Her bir parçası farklı olsa da "iktidar" denen şeyi ve içine düşmüş bulunduğumuz kavganın(?) hayatın heryerinde defalarca yaşanır olduğunu gosteriyor. Belki foruma eklenmistir, yine de işte haber linki.Radikal-çevrimiçi / Dış Haberler / Sınır tanımıyan ikiyüzlülük...

Tek olmadığımızı bilmek beni çok rahatlattı diyemeyeceğim elbetteki... Ama aynaya hala bakabilir olmak istiyorum. Bir şiir hatırlıyorum Mehmet Erte'den, adı gözlerinin içinden çıkamayan adam. Ama şiiri yeniden okurken Hüseyin Yanar'ın kan revan içinde kalmış umutları ile Tarja’nın Odası deyişi ve o deyişin ardından sıralanan duyguları da hafızamda...Diyorki şiirin ilk mısralarında,

Ne kadar yaklaşırsam yaklaşayım doldurmuyor aynayı yüzüm
Buradayım ben, gözlerimin içinde oturuyorum
Gözlerim yüzüme atılmış bir çarpı
Islık çaldım ve bozdum düzenini yıldızların
Bir çanağa su koydum ve yazgısıyla oynadım denizlerin
Üstüme biraz kan bulaştıysa, bu benim kanım
Aranıp durmayın artık göğsümde ey melekler
Göğsümün olduğu yok, göğsüm yalan
Göğsümden bir şey çıkmasın artık, istemiyorum

Vaktinizi aldım, kusuruma bakmayınız, unutmadan Mermet Erte'nin son dizeleri ise şöyle:

Bir şehri benimsemeden bir mevsime girilmez
Bir mevsimi terk etmeden başka şehre gidilmez

Adı ne anlama geliyorsa, ben bu şehirden ve bu mimarlıktan Hüseyin Yanar'ın da anladığı şeyi anlamak, aynaya bakabilmek istiyorum.

Saygılarımla.
Zühre Sözeri offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 27-02-2008, 21:07   #491
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 22-01-2008
Mesaj: 13
BÜLENT BATUMAN’A AÇIK CEVAP

Mimarlar Odası Ankara Şubesi genel kurulunda, yönetim kurulu imzalı bildirinin şubeye ait web sitesinde yayınlanmasını eleştirmem üzerine söz alarak “kendi adına” konuşan yedek yönetim kurulu üyesi Sayın Bülent Batuman, bahsedilen bildiride aşağılama ve hakaret olmadığını iddia etmiş, bu anlamı nasıl çıkarabildiğimi sormuştu. Genel kuruldaki zaman darlığından dolayı sorusuna burada kamuya açık olarak yanıt vereceğim. Umarım ki içinde olduğu yönetim kurulu ve Dimp Grubu bundan sonra artık adına yakışır biçimde “demokrat” olmaya karar verirler ve genel kurulda üyelere konuşmalarına yetecek kadar zaman ayırmak lütfunda bulunurlar.

Sayın Batuman’a yazdıkları ve imzaladıkları metinden aşağıdaki bölümleri örnek olarak hatırlatmak istiyorum. Yorumu kendisi yapsın. Mimarlardan bir kısmını ötekileştirmeye çabalayan böyle bir metnin tüm Ankara’lı mimarların sahibi olduğu yayın organında bulunmasının onlara yapıştırdığı “antidemokrat” sıfatının ayıbını ve ağırlığını hissedip hissetmediğine dair merakım ise sürüyor.

“bu tür yıkıcı oluşumlar

modern sonrası yeni muhafazakâr oluşum

gizli yeni-muhafazakâr bir kafa tutuşun bilinçaltı tavrı

gizli yeni-muhafazakar siyasi duruş

yeni muhafazakâr duruş

küresel sermaye ve neo-liberal sömürüye, mimarlık aracılığıyla meşru zeminler edindirme uğraşıları”

Mithat Akman
Mithat Akman offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-02-2008, 09:10   #492
Yönetici
 
Omer Yilmaz'in Avatar'ı
 
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.162
Blog Mesajları: 53
Tartışmalara konu olan makalenin yazarı Selen Morkoç aşağıdaki açıklamayı Arkitera Forum'a göndermemi isteyen bir email gönderdi.
Alıntı:
Sayin yilmaz,
Benden sahsen sordunuz, ben de size makalenin yazari olarak izin verdigimi soyledim. Buna ragmen bugun gordum ki forumda bir diyaloglar dagi birikmis olay uzerine. Copyright hakkinda ciddi kaygilariniz oldugunu bastan belirtmeliydiniz bana kalirsa. Arkitera eger sandigim sekilde demokratik bir forumsa lutfen bu cevabimi foruma ekleyin. Yazinin muellifi olarak buna hakkım var. Hem yaziyi hem de kendimi bu komik arkitera-DIMP, Istanbul-Ankara tartismasindan muaf tutmak istiyorum.
saygilar,
Selen Morkoc
Olanı biteni hatırlayalım:
  • Selen Morkoç ilk kez Arkitera.com Köşe Yazısı bölümünde yayınlanmak üzere bir yazı kaleme alıyor.
  • Arkitera.com Köşe Yazısı'nda yayınlandıktan 10 gün kadar sonra DİMP yazıyı kendi web sitesine Arkitera.com Köşe Yazısı'na hiç bir referans vermeden ekliyor.
  • Selen Morkoç "benden r&yacute;ca ettiler sakinca gormedim. umarim sorun yoktur" cevabını gönderiyor.
  • Bu garip durumun oldukça sorunlu olduğunu düşündüğümden burada konuyu açıyorum.
  • Tamamen aynı durumda MİMDAP'ın yazıyı nasıl yayınlandığının örneğini de buraya ekliyorum.
Kusura bakmayın Sayın Morkoç ama kendinizi tam da ortasına attığınızı umarım görüyorsunuzdur.

Telif hakkı sahibi olarak DİMP'e "Basit bir referans vermekten neden imtina ediyorsunuz?" sorusunu soracağınıza beni eleştiriyorsunuz.
Omer Yilmaz offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 28-02-2008, 22:25   #493
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 19-07-2002
Mesaj: 54
Mimarlar odası ve tazminatlar

Bu gün yeni bir haber daha geldi. Yine sonucu kesinleşen bir dava yine bir tazminat...Son zamanlarda Mimarlar odası sürekli olarak davalar kaybetmeye ve tazminatlar ödemeye mahkum olmaya başladı. Cehaletimi bağışlayın öğrenmek istediğim bu tazminatları kim ödeyecek. Oda mı yoksa odanın yöneticileri mi?
Saygılarımla.
yilmaz Şu anda online   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 18-03-2008, 11:40   #494
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
merkez seçimleri yaklaşırken

istanbul ve ankaradaki gelişmeler, odanın genelindeki durum hakkında da merak uyandırdı. Yeni Mimar gazetesi, mimarlar odasının 23 şubesinde tamamlanan seçimlerle ilgili bir araştırma yaptı. sonuçlarına ait değerlendirmeyi (59. sayıda yayımlandı) aşağıya ekledim. gazetenin dağıtımı üzerinden 1 hafta geçmiş olduğuna göre, sanırım metni buradan da yayımlamanın sakıncası yoktur. değerlendirmenin dayandığı 2 tabloyu da ekde yolluyorum.

Alıntı:
DEMOKRASİ, ŞEFFAFLIK… AMA NASIL?

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi’nin bu seneki genel kurulu, uzun zamandır yaşanmamış bir rekabete sahne oldu: Seçimlere 2 liste katıldı ve son 10 güne sıkışan mücadele öyle heyecan yarattı ki, İstanbul Şube’de yıllardır en çok 600-800 mimarın katılımıyla gerçekleşen seçimlere bu sene 2500 kişi birden katıldı. Şubeye ilk kez aday olan MİM (Mimarlık İçin Mimarlar) grubu 800 oy almayı başarırken, şubeyi yaklaşık 20 yıldan buyana yönetmekte olan ÇDTM (Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar) grubu oylarında patlama yaparak 1700’e yakın oy toplamayı başardı. 13758 mimarın kayıtlı olduğu İstanbul Şube yönetiminin yıllardır alışık olduğu az katılımlı genel kurullar nedeniyle belirlediği anlaşılan İTÜ Taşkışla’daki 250 kişilik salon, bu heyecanlı rekabetin çelişkili simgelerinden biri olurken, MİM grubunun genel kurul tartışmalarında çok sınırlı bir katılımla temsil edilmesi de eleştiri konularındandı.

Süreci besleyen tartışmaların esas zemini ise, kısmen güncel gazete ve TV kanalları yanısıra, MİMDAP.org ve ARKİTERA.org sitelerindeki “mimarlığa yol açın” başlıklı forumlardı. Bu sitelere günler boyu gönderilen yüzlerce mesaj sayesinde mimarlık ortamı kendisini ilk kez bu denli yaygın ve katılımcı bir seçim tartışmasının içinde buldu. Oda birimleri ve yönetimlerinin eleştirilerini de barındıran tartışmalar Genel Merkez Yönetimi’nde rahatsızlık yarattı ve MYK (forum katılımcılarınca muhtıraya benzetilen) bir uyarı metni yayımladı. Eleştirilerin önemli akslarından biri, yöneticilerinin yıllardır ‘demokrasi, şeffaflık, katılım…’ kavramlarını dilinden düşürmediği Oda’nın web ortamlarında değil de, dışarıda sürdürülüyor oluşuydu. Bu durum pekçoklarınca, Oda birimlerinin henüz örgüt-içi demokrasinin bile gereklerini yeterince özümsemediğinin kanıtı sayıldı. Oda imkanlarının iktidar grubu lehine kullanıldığı suçlamaları da sıkça vurgulanan demokrasi ayıplarından sayıldı. (Sürecin en tartışılır alanlarından olan mesnetsiz ‘neoliberal sömürü taraftarlığı’, ‘küresel sermaye işbirlikçiliği’ vb suçlamalar faslını değerlendirmeyi bu yazının dışında bırakıyorum.)


Istanbul Şubedeki gelişmeler önemliydi çünkü üyelerin %41’i burada ve bu ağırlık merkez yönetimine, dolayısıyla herkesi ilgilendiren meslek politikalarına da yansıyor. YENİ MİMAR 58. sayısında, İstanbul’daki seçim sürecinin başkan adayları olan Atilla Yücel ve Eyüp Muhçu röportajlarını yayımlayarak, tarafların durumu nasıl değerlendirdiğine ışık tutmaya çalıştı. Bu sayısında ise örgütün geri kalan bölümünde demokratik süreçlere ait bir durum saptaması yapmak amacıyla, 23 şubeye aşağıdaki soruları yöneltti:
  • Şubeye kayıtlı üye sayısı nedir?
  • Seçimde oy kullananların sayısı kaç oldu?
  • Seçime kaç grup katıldı? Oy oranları neydi?
  • Geçtiğimiz yıla göre seçime katılımda artış veya azalma oldu mu?
  • Başkan ve yönetim kurulunda değişiklik oldu mu?
Israrlı bir takip sonucu 19 şubeden – eksik de olsa – gönderilen bilgiler sayesinde bazı tespitler yapabilmek mümkün. Bu arada, bilginin temininde karşılaşılan sorun ve eksiklerin, demokratik olgunluğumuz açısından düşündürdüklerine de bir göz atmakta yarar var:

· 2008 seçimlerine ait hiç bilgi alamadığımız Adana, Hatay, Trabzon, Van şubeleri belki gelecek sayıya bu eksiği tamamlayacaklardır.
· Sorulara eksiksiz cevap gönderen şube ise neredeyse hiç yok.
· Özellikle 3 no’lu sorunun rahatsızlık yaratması, olağan ve ulaşılabilir kılınması gereken bu bilgileri vermeme ısrarındaki örgütümüzün, demokratik gelişmişlik konusunda alacağı yol olduğunu gösteriyor.
· 3. ve 4. sorular çoğunlukla cevapsız kalmakla birlikte (katılımcı sayısı ve oy dağılımlarından yararlanarak) 2’şer listenin yarıştığı Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya; ve 3 listenin yarıştığı Bursa şubeleri dışındaki 15 şubede genellikle tek liste ile seçim yapıldığını söyleyebilmek mümkün.
5. Sorunun cevapları, geçen dönem ekiplerinin büyük ölçüde aynı kadrolarla yönetime devam ettiklerini gösteriyor.
· Seçimlerde yaşananlar, şubelerin web sitelerinde detaylarıyla anlatılmıyor, istatistik bilgilere yer verilmiyor. Sonuçlar sadece seçilen kurulların isimleriyle yer alıyor.
· Şube delegasyonları (oransal temsiliyet uygulanmadığı için) tümüyle iktidar grubunun görüşlerini temsil eden üyelerden oluşuyor.

Şimdi sıra 18-19 Nisan’da Ankara’da yapılacak Genel Merkez Kurulu’na ve 20 Nisandaki genel seçimlere geldi. Burada karara bağlanacak yönetmelik değişiklikleri, geçmiş dönemin değerlendirilmesi… vb konularda artık, şubelerde seçilen delegeler söz ve oy sahibi. 1039 delegenin dağılımındaki ağırlıklar ise, en düşük katılımların gerçekleştiği üç büyük kentteki oy oranlarının belirleyiciliğini açıkça ortaya koyuyor.
Eklenmiş İmajlar
  

En son Emine Merdim tarafından düzenlendi : 18-03-2008 16:02.
Aslı Özbay offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Eski 03-04-2008, 13:27   #495
Arkitera Üyesi
 
Kayıt Tarihi: 26-09-2001
Mesaj: 42
ve "mekez kulisleri" başlamış

23 martta mimarlar odası genel merkezinin 18 şubesinden temsilciler (5 şube katılmamış) istanbul'un çağrısıyla istanbul'da toplanmış ve 2 yıllık MYK çalışmalarını değerlendirerek gelecek döneme yönelik beklenti ve öngörülerini dile getirmişler. 2 hafta sonra yapılacak genel kurul sonrası belirlenecek yeni MYK'nın oluşumuna yönelik uzlaşma arayışları sürüyor...
toplantı kayda alınmamış ama MYK'nın (geçen seçimlerde liste delerek giren) ankaralı üyesi Emre Madran değerli bir çalışma yapmış ve notlarını yayımlamış. bugün aşağıdaki sitede yer aldı.

demokrasi için mimarlar platformu - Merkez Genel Kuruluna Doğru Şubeler Toplantısı 23 Martta İstanbulda Gerçekleştirildi.

türkiye'nin her yerinden oda yöneticilerinin (çok özetle de olsa) durumu nasıl değerlendirdiklerini görmek için yararlı bir belge.
Aslı Özbay offline   Alıntı Yaparak Yanıtla
Yanıt

Yerimi olarak kaydedin

Etiketler
ali rüzgar, eyüp muhçu, mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri, sami yılmaztürk


Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Modları Görüntüle

Mesaj Yazma Hakları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. şu anda saat 11:21.


Powered by vBulletin® |Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20