|
|
#301 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 16-11-2002
Mesaj: 183
|
Evet indistinct, galiba asıl düşündürücü olan ve insanı umutsuzluğa sevkeden de bu.
|
|
|
|
|
|
#302 |
|
Kayıt Tarihi: 02-11-2001
Mesaj: 20
|
Eh, Haydar Karabey'e de bunu yazdırdılar ya artık gerisi gerçekten boş. O bile bunca yıldan sonra bir tür özgeçmiş yayınlama ihtiyacı hissediyorsa o abuk sabuk lafları edenlerin, daha da önemlisi mevcut yönetime oy verenlerin bir daha düşünmesi lazım.
Ben de en başta Mimarlık İçin Mimarlar grubuna destek verenlere baktığımda aralarında yaptıklarından pek de hoşlanmadığım bazı isimleri gördüm. Hatta harekete destek veren Arkitera'yla da son zamanlarda Forum kuralları nedeniyle derin görüş ayrılıklarımız oldu, hatta sert tartışmalar da geçti. Yine de bu nedenle Arkitera'nın her yaptığını kötü bulmak, hele geçmişte yapılan birçok güzel işi görmezden gelmek gibi bir düşünce aklımdan geçmedi. Mimarlığa Yol Açın hareketine destek verenlere bir daha bakın, öyle isimler var ki abartayım biraz, ne yapsa arkasından gidersiniz. "Projecileri" de geçtim, insan ne bileyim bir Aykut Köksal'ı, Uğur Tanyeli'yi, Murat Germen'i de yaptıkları çok değerli o kadar çalışmadan bilmez mi, kişilikleri hakkında bir fikri yok mudur? Bu kişiler müteahhitlerin, "küreselciler"in çıkarları için ufak hesaplar yapacak kişilermidir? Peki kazanan liste? Kusura bakmayın, ben heralde biraz bu işlerin dışında kalmışım, mutlaka çok değerli kişiler vardır ama ben tanımıyorum. |
|
|
|
|
|
#303 |
|
Yönetici
|
ÇAĞDAŞ DEMOKRAT TOPLUMCU MİMARLAR'dan Metin Karadağ dün fotoğraf çekiyordu. Görenleriniz olmuştur.
Karadağ kibar bir şekilde fotoğraflarımızı göndermiş diye düşünüp ilk gönderdiği email'de kendisine teşekkür ettim. Bir sonraki emailine bir de baktım "fotolariniz" başlıklı bir mesajda bana aşağıdaki fotoğrafı göndermiş... |
|
|
|
|
|
#304 |
|
Üye
Kayıt Tarihi: 26-01-2002
Mesaj: 3
|
Ben seçimlere katılan, arkadaşlarına telefon edenlerdenim Mimarlık için Mimarlar Grubu için.
Metin Karadağ'dan bir fotoğraf istiyorum buradan: Mimarlar Odası eski başkanlarından Oktay Ekinci'nin fotoğrafını istiyorum... Yelekli, elleri arkada bağlı ve elinde tesbih olan hali ile. (Bu bir senaryo değildir! Pazar günkü seçimlerden bir enstantane.) |
|
|
|
|
|
#305 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 19-07-2002
Mesaj: 53
|
Niyazi beyin konuşmasının düşündürdükleri.
Niyazi bey konuşmasında hayali bir düşman tanımlaması yapıyor. Bu düşman mimarlar: “rantçı,…… mimarlar” onların karşısına bir kahraman getirip koyuyor: “direnen, dar bir çevrenin elindeki” mimarlar odası”. Mimarlık ile tüm bu kavramlar arasında ki ilişki Niyazi beyin anlattığından çok farklıdır. Bunu anlamak için aslında bakılması gereken yerlerin başında da İstanbul gelmektedir. Niyazi beyin sandığının aksine İstanbul’da çok az yapı mimarlar tarafından yapılmıştır. Gerek tümüyle kaçak yapılaşmalar gerekse Niyazi beyin içinde olduğu kesim tarafından hafife alınan “habersiz imza”larla yapılan binlerce yapı, çoğu kez tip projelerle yapılan resmi yapılar toplam inşaatların çok küçük bir kısmında gerçek anlamda bir mimar emeği olduğunu göstermektedir. Zaten o yapılar da gözükmektedir. Kızlarım bile küçükken ne zaman bir nitelikli bir yapının yanından geçsek bana gösterir bak baba derlerdi “bir mimar yapmış”. Geçen yıl bir TOKİ başkanının mimarları tıpkı Niyazi bey gibi küçümseyen bir konuşmasını dinlemiştim. Söz konusu olan 500.000 konutluk bir yapı üretimiydi ve TOKİ başkan yardımcısı bunu mimarlar olmadan (yada yasanın gerektirdiği kadar mimarla) yapmaya çalıştığını gururla söylüyordu. Böyle bir üretimin mimarlara açık yarışmalarla yapılmasının ülkemiz yapılı çevresine ve genç mimarlara sağlayacağı yarar bu yönetimin umurunda bile değildi. Zaten Arkitera’nın düzenlediği o konferansta da odadan kimse yoktu. Mimarların yapı üretim sürecinde de durumlarının çok iç açıcı olduğunu söyleyemeyiz. Çoğu yerde mimar ilk fırsatta şantiyeden uzaklaştırılacak kişidir. Çünkü yapı sahibinin çoğu yerde farklı düşünceleri olur, kendisini mimar zannetmeye başlar. Mimar karşısında bir engeldir. Aynı şey niteliksiz politikacılar için de geçerlidir. Zaten onların da mimarlarla işleri yoktur. Türkiye’de yapılı çevrede bu kadar az yeri olan bir meslek grubunun hemde o meslek grubunun odasında “karşı devrim aktörleri. yağma aracı olarak kullanılan planlama, mimarlar odasına (dar çevre yönetimlerine demek istiyor) isyan bayrağı açmış birkaç kişi, çoğunluğu serbest mimarlar derneği üyesi, rant uğruna talan ettirenler, yol açmanın yapılaşmayı açtığından yola çıkarak aynı şeyi isteyenler, özel ormanları yapılaşmaya açmak isteyenler, toprak rantı heveslileri…..” gibi sıfatlarla nitelemek hem doğru değil hem de en azından vicdansızlıktır. Bu sadece Niyazi bey çevresinde çok kesif bir cehaletin olduğunu gösterir ki bu konuşma savımı doğrulamaktadır. Bu ayrıca bir şeyi daha kanıtlar: odanın yeniden seçilen yönetiminin mimari üretimle, her durumda vize verdiği projelerin ücreti dışında ilgilenmediğini. Zaten MİMARLIĞA YOL AÇIN sloganının anlamı da buydu. Bu konuşmanın ısmarlama bir konuşma olduğunu, sadece seçimlerde oy verecekleri kandırmak için yapılmış olduğunu biliyorum. Niyazi beyin muhtemelen baş tarafta anlattığım temel mantıksızlık nedeniyle konuşmasını çoktan unuttuğunu da tahmin ediyorum. İşlev bitti, konuşma bitti. Ama bu çocuk aldatma konuşmaları meslek ortamımızı yükseltmiyor. Tam tersine her geçen gün toplumun mimarlara olan güveni azalıyor, toplumumuz ve kentlerimiz mimarlıktan uzaklaşıyor. Küçük kızımın bile gösterebildiği yapılar azalıyor “müteahitlerin vizeli tip ve moda projelerine” dönüşüyor. Özgünlük, özgür tasarımla birlikte ortadan kalkıyor. Seyfi Arkan, gençlere örnek gösterdiğimiz bir mimar. Statünün hiç de uygun olmadığı bir dönemde tüm kalıpları kırabilmiş, mimari kalitenin herşeyden üstün olduğunu defalarca kanıtlamış birmimar. Keşke Niyazi Bey Seyfi Arkan’ı anlasaydı. Neden Atatürk’ün mimarı olduğunu görseydi. Neden gerçek anlamda devrimci olduğunu ve mimarlıkta da devrim yaptığını anlayabilseydi, eminim bu konuşmayı yapmazdı. Seyfi Arkan, kubbeli, kemerli, tonozlu bir ülkeye yeni yapı teknikleri ile çağdaş mimarlığı, cumhuriyetin mimarlığını getirmiş bir mimardır. Ve onun da önü kesilmiştir. Seyfi Arkan ‘da imkan bulduğu sürece “yolları açmıştır”. “Mimarlık bir sanattır ve çağın ifadesidir” tanımına uygun olarak. Çağdaşlığın, uygarlığın, mimari dürüstlüğün yollarını. Tıpkı saldırdığı MİMARLIK İÇİN MİMARLAR grubunun mimarlığın bir meslek olmaktan çıkartıldığı bir ülkede yeniden saygınlık kazandırmakiçin yapmaya çalıştığı gibi. Niyazi bey, Seyfi Arkan’ın ölümünün kırk küsuruncu yılında hocasının dersinden sınıfta kaldı. Seyfi Arkan’ın söylediği çok bilinen genel kural “yollar yapılaşmayı getirir” çarpıtıldığında ve bir saldırı aracına döndüğünde de ürkütücü bir şekilde anlamını yitiriyor. Ortaya sanki mimarlık bir suçmuş, sanki mimarlar suçlularmış gibi bir durum yaratılıyor. O zaman TOKİ başkanı gibi düşünenlerin önü açılıyor aynı zamanda da Niyazi bey ve arkasındakilerin yolu. Bu yol eğer gerçekten kamu yararına olsaydı İstanbul …, Türkiye bu halde olmazdı. Başınızı kaldırın bakın.
__________________
galatalıyım |
|
|
|
|
|
#306 | |
|
Yönetici
|
Aşağıya bir haber daha ekliyorum. Bu haberleri okudukça kahroluyorum ve daha çok sinirleniyorum.
Ey Eyüp Muhçu, SOS-İstanbul yarışmalarını kim yaptı? AKM'nin enine boyuna tartışıldığı paneli kim yaptı, kimler konuşmacıydı orada? Bilmezsiniz tabi, gelmediniz ki nereden bileceksiniz! Çünkü popülist bir söylem ile sadece gazete ve TV'lara konuşur sonra da "medyayı arkalarına aldılar" dersiniz. Medyayı arkasına alan, TV ve gazetelere yalan beyanatlar veren kim? Harbiye Radyoevi'ni gündeme taşıyan kimdi? Meteoroloji arsası Sabah'ın manşetine nereden taşındı sanıyorsunuz? Mimarlara Mektup'dan değil herhalde! Bugüne kadar dava etmediğiniz hiç sesinizi duyamadığımız (neden?) Tarihi Caddebostan Plajı “Caddebostan Evleri”ne Dönüşüyor haberini kim yaptı, bunu basına kim dağıttı... Beş dakikada sinirimden bunları yazabildim. Ama bu iş burada bitmedi... Haydar Karabey'in çağrısındaki özrü sizlerden bekliyoruz. Dilemeyeceğinizi bilsek de... Evrensel, 25 Ocak 2008 Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#307 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 17-07-2001
Mesaj: 62
|
Alıntı:
Gülebilmek için isimleri tanımak ve tartabilmek gerekir. Bu seçimde ortaya çıkan davranış profili, sosyal psikoloji alanından bakılıp yorumlanması gereken bir olgudur bence. Toplumun ortalama profiline ilişkin, kendime göre bazı gözlemlerim var; şimdi burada amatör çözümlemelerimi sıralamaktansa, Oda seçimlerine amatör heyecanlarıyla katılarak nicedir gördüğümüz en ciddi alternatifi sunan değerli meslektaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. Aydan Balamir En son Kıvanç Başak tarafından düzenlendi : 29-01-2008 18:52. Nedeni: Alıntı kodu düzeltildi. |
|
|
|
|
|
|
#308 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 66
|
Dediğiniz doğruysa....
Yazdıklarınızı doğru varsayarsak haber şöyle olmalı ; O Kadar KötüYönettilerki;AKP Mimarlar Arasındaki oy oranını % 750 Arttırdı. Mimarlar arasındaki oy oranı %4 olan AKP oy oranını %30'a yükselterek % 750' lik bir artış sağladı. Guinness'e giren rekor artış yüzünden Behiç Ak diplomasını yırttı. Kendisine yöneltilen sorular üzerine; Zaten kullanmıyordum dedi.
__________________
Murat ARTU |
|
|
|
|
|
#309 |
|
Kayıt Tarihi: 26-03-2002
Mesaj: 24
|
Facebook grubu olması grubun etkisini zayıflatmadı mı sizce de? Bendeki etkisi profesyonelce olmadığı yönündeydi.
|
|
|
|
|
|
#310 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 23-01-2008
Mesaj: 11
|
Alıntı:
"Social Networking" denen olayın nesi profesyonelce değildi? Gruba destek vermek isteyenler, arkitera'ya veya MİM grubu üyelerine telgraf mı çekmeliydiler? Hatırlatma: 2008 yılındayız, Web 2.0 sosyal kimlik/podcast gibi olgular üzerine kurulu. Doğru ya, seçime giderken sadece oda veritabanının cep telefon numaraları kısmını kullanarak üyelere çarpık SMSler atabilirsiniz en fazla teknolojik olarak.. Fazlası değil. Ya da telgraf, onu da atamazsan, şeriat/sermaye|yeşil sermaye/akp/hükümet/emperyalizm yanlısısın, kaçarın yok... |
|
|
|
|
|
|
#311 | |
|
Arkitera Üyesi
|
Seçimler üzerine
Alıntı:
Gündemde olan bir iletişim sisteminin kullanılması yanlış değildir... Aksine bunun yanı sıra diger kanallardan istifade edilmemesi yahut az kullanılması tartısılmalıdır. Kendini anlatmak... Sanırım MİM manifestosunu gerçekten anlatmak için daha uzun bir zaman gerekiyordu... Sakın yanlış anlamayın ama, daha çok emekten bahsetmiyorum... zaman sadece zaman Rakip illaki yarışı kaybetmemek adına bir çaba gösterecekti. Pes etmelerinimi bekliyordunuz. Karşı çabanın ahlaki boyut ayrıca tartışılacak ve zamanla yargılanıp insanların zihninde mükafat yada cezasını bulacaktır. Ancak bunca kısa zamanda insanların MİM ekibinin gerçekteki niyetini ve hedeflerindeki ciddiyeti kavramaları için bunu sindirip MİM e karşı yapılan itham atakları hakkında MİM e hakkını teslim etmesi bir zaman meselesiydi... Yazık ki yanlızca mesleki gelecek kaygılarıyla bizans oyunlarının hesaba katılmadığı ve herseyin amatör bir ruhla adil bicimde yarısılarak biteceğine inanılan bir yarışta MİM hayatın gerçek yüzünün bireylerin elde ettikleri iktidarı kaybetmemek adına her biçimde yarışı sürdürebileceğini seçimi kaybederek öğrendi. Mutlu olunacak taraf, mimarların her ne nedenle olursa olsun yoğun bir katılım göstermesidir. Bu Gelecek senelerde MİM manifestosunun temel ilkeleriniden ödün vermeden geliştirilerek anlatılmasıyla üzerine çalınan karalardan kurtulması ve gerçekten "gönülden ve akıldan" tercih edilen olmasının yolunu açabilecektir. Bu olmasa bile mevcut yönetim kendine rakip olan fikri görerek ilgili manifestoda tanımlanan değerlere eğilerek MİM ve sonrası oluşumlara muhalefet için açık kapı bırakmamak adına kendini geliştirmek zorunda kalacak olmasıdır. Bu gerçekleşirse MİM hareketi amacına bir nebzede olsa ulaşmış olacaktır. Sevgi ve saygılarımla... Nazif Caner
__________________
"Bir cesur adam çoğunluk demektir" - A. Jackson "İnsan yenilince tükenmez, pes edince tükenir" - Nixon |
|
|
|
|
|
|
#312 | |
|
Yönetici
|
Alıntı:
Bu konuşma sonrası - ki bunu yazdığı kağıttan okudu bu kişi, Atilla Bey gibi o anda duyguları ile değil- alkışlar uzun uzun uzun sürdü. Ve sözde tarafsız oturum yöneticisi, alkışın çok fazla olduğunu ne güzel olduğunu ne de hoş olduğunu söyledi. Çok tarafsızdı canım. Böyle çaktırmadan taraf tuttuğunu belli eden yaşlı kimseler de beyin melekelerinin hala iyi olduğunu zannederler. Biz asıl "bunaAk"partililer diyoruz. Anlayan anlar.
__________________
Selamlar ve Sevgiler ....................................... AYASOFYA Bu SMGM ne yapar. Eğitimlerde kimi denetler, SMGM'yi kim denetler? Tasarlanmış-tasarlanmamış camiler TÜRKÇE KARAKTER KULLANINIZ. "v" yerine "w" kullanmayınız. Kurallar için TIKLAYINIZ |
|
|
|
|
|
|
#313 |
|
Yönetici
|
Zaten amatörce bir denemeydi. Ama seçimlere katılım oranını 2,5 kat artırdı. Ah bir de şu yalanlar, karalamalar ve ahlaksızlıklar olmasaydı.
|
|
|
|
|
|
#314 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 30-08-2007
Mesaj: 1
|
Mimarlar Odası İstanbul seçimleri ile başlayan tartışmayi ve seçim sürecini basından beri izliyorum. Bu tartışma İstanbul seçimleri ile kısıtlı olmayan bir birikimi ve bu birikimin yansıması olan eleştirel bir kültürü temsil ediyor. Bu nedenle basit bir seçim biraradalığı olarak algılanmaması gereken bir oluşumla karşı karşıyayız. Gördüğüm kadarı ile “Mimarlık için Mimarlar” gurubu ortak bir ideolojik zeminden çok “yeterli olmadığına” inandığı bir yönetim biçimine “karşı olma” zemininde biraraya gelmiş bireylerden oluşuyor. Bunun kanıtı da açıkca isimlerini ortaya koymaktan çekinmeyen katılımcıların temsil ettiği çeşitlilik.
Mimarlar Odası yönetimi bugüne kadar herşeyden çok muhalif kimliği ile öne çıktı. Kamusal önemi olan projeler başta olmak üzere pek çok konuda toplumsal duyarlılığı temsil eden bir direnç noktası oluşturdu. Bu davranış biçimi de Mimarlar Odası geleneği ile süreklilik gösterdi. Yapay olarak yaratılan tartışmanın aksine bu MİM oluşumu içinde olan mimarlar dahil, büyük bir gurubun desteklediği, odasından beklediği bir tavır. Zaten biraz dikkatli bakıldığında odanın bu geleneksel tutumu içindeki en önemli destekleyicilerinin, oluşturulan platformların aktif katılımcılarının bugünün seçim ortamı içinde farklı gösterilmeye çalışılan MİM oluşumu temsilcileri olduğu görülecektir. Bir başka deyişle Mimarlar Odası geleneği içinde “toplumsal duyarlılık” konusu herhangi bir gurup tarafından tekelleştirilemeyecek bir asgari müştereği, ortak bir zemini temsil etmektedir. Gene Oda geleneği ve üyelerin bu gelenekten kaynaklanan ortak kültürü göz önüne alındığında çağdaşlık, demokratlık ve toplumculuk ayırt edici bir özellik olarak ön plana çıkmayacak, paylaşılan ortak değerler olarak görülecektir. Bu sıfatları bir gurubu tanımlamak üzere kullandığımızda aslında yapılmak istenen yapay bir “diğerleri” kavramı yaratmaktan başka birşey değildir. Nitekim seçim ortamının gelişimi içinde bu yapay algılama öne çıkmış, süregelen yönetim anlayışına alternatif sunmaya çalışanlar odanın geleneksel değerlerine karşı gibi gösterilmiş ya da algılanmışlardır. Oysa benim anladığım kadarı ile kimsenin (en azından MİM oluşumu içinde olanların) bu geleneksel değerlerle ve odamızın temsil ettiği “toplumsal duyarlılık” anlayışı ile bir sorunu yoktur. Altı çizilerek söylenmeye çalışılan ise bu duyarlılığın mimarlığı dışlamanın mazereti olamıyacağı ve yönetimin başka konulardaki eksik ve ihmallerinin üstünü örtecek bir imaj olarak algılanmaması gereğidir. Bir başka deyişle bu güne kadar, bir kaç dönemdir sürdürülen yönetim anlayışı sadece meşru olmayana, meşru bulmadığına karşı çıkmayı yeterli görmekte, meşru olanın oluş biçimi ve ortaya çıkardığı sonuç ürün ile ilgilenmemekte, mimarlığın doğrudan ilgi alanı olan konularda beklenen duyarlılığı (yeterince) göstermemektedir. En azından azımsanmıyacak sayıda üyemizde oluşan izlenim budur. Oysa burada karşı karşıya olunan uzlaşmaz bir çelişki yoktur. Mimarlığın üretilme biçimini, toplumsal ortamda bulduğu değeri önemsemek, ortaya çıkan ürünlerin niteliğini salt meşruiyet zemini ile kısıtlı kalmaksızın mimarlık değerleri içinde de sorgulamaya açmak için toplumsal duyarlılıklardan vazgeçmek gerekmiyor. MİM ortamında da söylenmeye çalışılan bu sanıyorum. Süphesiz kentsel alanların yağmalanmasına karşı çıkalım. Ama çok önemli yapıların ihale yolu ile en ucuz teklifi veren firmaya, hatta kimi zaman içinde mimar olmayan oluşumlara yaptırılmasına da karşı çıkalım. Şüphesiz kentsel ve toplumsal öncelikleri öne almayan plan değişikliklerine karşı çıkalım ama yarışmalar geleneğinin yok olmasına da izin vermeyelim. Yabancı mimarların Türkiye’ye gelmesinden rahatsızlık duyarken Türkiye’de uluslararası ortamda öne çıkan yapılar yapılamadığı, deneysel, yenilikçi, araştırmacı mimarlık için destek bulunamadığı gerçeğine karşı duyarsız kalmayalım. Bunların bazılarını kendi sorunlarımız gibi algılarken bazılarını “diğerlerinin” sorunu olarak görmeyelim. Kentin dengesini bozan büyük projelerden rahatsız olduğumuz kadar Behiç Ak’ın karikatürlerinin arka planını oluşturan patates baskısı kent dokusundan da rahatsız olalım. Basını sadece gündemi ört bas ettiği için değil, aynı zaman da mimarlığa yeterince yer vermediği için de eleştirelim. Seçim ortamı içinde MİM biraradalığından gelen sesleri belli guruplarla ilişkilendirmek, Mimarlar Odasının geleneğinden sapma olarak algılamak, hepsinden önemlisi toplumsal duyarlılığın karşısında bir adresmiş gibi göstermek işlevsel bir taktik olabilir. Ama en azından oluşumun içindeki isimlere bakıldığında, oluşumu ağırlıklı olarak sahiplenenlerin gençler olduğu göz önüne alındığında böyle olmadığı açıkca görülüyor. Bu nedenle mevcut yönetimin seçim sonuçlarını karşıt bir guruba karşı kazanılmış bir zafer gibi algılamaması gerekiyor. Yapılması gereken bu süreç içinde gündeme getirilen eleştirilere geçirgen bir duyarlılık sergilemek. Unutulmamalı ki bu eleştirel birlikteliği oluşturanlar aynı zamanda Mimarlar Odasının geleneksel duyarlılık alanlarında en fazla destek göreceği kişiler... Celal Abdi Güzer En son cag tarafından düzenlendi : 30-01-2008 04:14. |
|
|
|
|
|
#315 | |
|
Yönetici
|
Cengiz Bektaş'ın konuşması seçimlerde yine tamamen etik dışı bir şekilde bir tarafa ayrımcılık yapmak üzere Şube emailinden mimarlara dağıtılmıştı hatırlayacağınız gibi. Yetmemiş olacak ki bir de Evresel'de basılmış bu metin. İki gün gecikme ile görebiliyorum.
Haydar Karabey dün Arkitera.com'un manşetinden yayınlanan metninde "Cumhuriyet karşıtı" olarak gösterildiğini eklememiş, buradan kayıtlara düşmüş olalım. Cengiz Bektaş 28 Ocak 2008 Evrensel Gazetesi Alıntı:
|
|
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| ali rüzgar, eyüp muhçu, mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri, sami yılmaztürk |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|