|
|
#196 |
|
Yönetici
|
Şurada var: http://www.mimarligayolacin.org/3.pdf
Ayrıca Arkitera.com'da yayınlanan şu haberde de var: Mimarlık İçin Mimarlar Grubu Aday Listesini ve Programını Açıkladı ÇDTM Aday Yönetim Kurulu için benzer bir soruyu ben sormuştum. Ne yazık ki sorum cevapsız kalmıştı. |
|
|
|
|
|
#197 |
|
Üye Adayı
Kayıt Tarihi: 08-10-2005
Mesaj: 8
|
Mimarlar Odasi Ankara şubesi'nin Istanbul Sürecine Ilişkin Açiklamasi...
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi 40.Dönem Olağan Genel Kuruluna
Küresel Sermaye ve Neo - Liberal Sömürüye Karşı Mimarlar Odasının Tarihsel Yükümlülükleri Üzerine TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, 53 yıllık TMMOB Mimarlar Odası geçmişini değerlendirdiğinde, bugüne kadar mimarlık ortamına ve mimarlık örgütüne dair bir fikir beyan etmeyen, ancak aniden ortaya çıkan yakın dönem gelişmeleri kaygıyla, ancak bir o kadar da dikkatle izlemektedir. Bu noktada, “Mimarlık için Mimarlar” söylemi altında örgütlenerek, Mimarlar Odasının gelenekselleşerek süregelen devrimci siyasetini, küresel sermaye ve neo-liberal siyasetin popüler diliyle yargılayan oluşumun yanılsamalı tavrı, özellikle dikkat çekicidir. Sermaye birikimi ve dolaşımını meşru kılmaya çalışan ve neo-liberal siyasetin araçlarıyla sermaye-tabanlı sömürünün pratiklerini küresel bir oyuna dönüştüren gelişmelere, özellikle bugünlerde kayıtsız kalınmaması gerekirken, bu tür yıkıcı oluşumlara direnç gösteren örgütlülüklerin, çağdaş mimarlık ve mimarların önünü kesen, tarihsel yükümlülüklerini tamamlamış köhne yapılanmalara benzetilmesi, bir aymazlık olarak değerlendirilmektedir. Bu tür bir oluşumun temelde iki önemli alt-metni içerdiği savlanabilir: Birinci alt metin, Mimarlar Odası, toplumsal bilinç ve kamu yararı benzeri tarihsel yükümlülüklerini, günümüz uluslararası bağlamın denetimi altında yeniden gözden geçirmeli ve “toplum için mimarlık” diye özetlenebilecek siyasi yapılanmasına son vermelidir. “Mimarlık için Mimarlar” söylemi altında yapılan tartışmalar ve altında imzası bulunanların duruşları dikkate alındığında, söylemlerinin merkezinde bulunan ''toplumsal bilinç'' yerine, ''yaratıcı bireysel özgürleşme'' ve ''kamu yararı'' yerine de, ''tekil varsıllaşma'' konulmaktadır. Hâlbuki bu iki birbiriyle çelişir gibi gözüken ancak, birlikte ve doğru ele alındığında mimarlığın, toplumsal, siyasi, ideolojik yönünün ve aynı zamanda da yaratıcı bireysel özgürleşmenin kişinin toplumsal olanla beslenerek yeniden üretmesi sürecine yol açacağı açıktır. Bu ikililerden birinin azaltılıp/göz ardı edilmesini benimseyen, mimarlığı bir meslek olarak gerçek anlamda savunduğunu varsayan her görüş kendi kökenlerine yabancılaşarak mimarlık platformuna en büyük zararı verecektir. Öte yandan, yaratıcı bireysel özgürleşme ve tekil varsıllaşmanın, neo-liberal siyasetin dile pelesenk olmuş genel geçer malzemesi olduğunun bu noktada bilinmesi gerekir. Toplum yerine tekil öznenin, kamu yararı yerine ise, bireysel hakların ön plana taşınması, bir diğer deyişle, neo-liberal siyasi tavrın olmazsa olmazıdır ve daha da önemlisi, “tarihin sonu/ideolojinin sonu” benzeri söylemler aracılığıyla kendisine meşru bir zemin arayışındaki modern sonrası yeni muhafazakâr oluşumun da, öncelikli tercihleri arasındadır. Bu noktada, mimarlığı tüm toplumsal yükümlülüklerinden kopararak, salt “mimarlık için mimarlar” sloganıyla örgütlenen oluşumda, Mimarlar Odasının geleneksel direnç kapasitesine, gizli , yeni-muhafazakâr bir kafa tutuşun bilinçaltı tavrını yakalayabilmek olasıdır. İkinci alt-metin, yukarıda savladığımız gizli yeni-muhafazakar siyasi duruşun, ulusal bağlama taşınmış durumuna denk düşmektedir: Türkiye’nin, günümüz moda muhafazakarlığına takılı sermaye birikimi ile, küresel sermayeye eklemlenmiş anakent kentsoylu öznenin bileşimini, pragmatik/faydacı gerekçelerle kotaran bir tür melez oluşum, yukarıda betimlediğimiz toplumsal nitelikleri, Türkiye özelinde de dikkatli bir biçimde dokumaktadır. Bu melez siyasi özne, küresel sermayenin kentsel paylaşım ve kapitalist mekân üretiminin kısa ömürlü artı-değerine, kendince müdahil olmayı arzulamakta, ancak gizli yeni-muhafazakâr duruşunu, yaratıcı bireysel özgürleşme söylemiyle dikkatli bir biçimde örtmeye çalışarak, olası ideolojik atıflardan da görece kurtulabilmeyi amaçlamaktadır. İşte tam da bu noktada, adaletsiz kentsel paylaşım ve kapitalist mekân üretimi süreç ve yöntemlerine direnen siyasi öznelerin, özellikle toplumsal bilinç ve kamu yararı gözeten örgütlerin, kamuoyu önünde bir “engel” oldukları gerekçesiyle lanetlenmesini taktiksel bir gereklilik olarak savunmaktadırlar. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, “Mimarlık için Mimarlar” sloganıyla örgütlenen bu yeni muhafazakâr duruşun gerisinde yatan ve Türkiye’de yazılmaya çalışılan her iki alt-metni de özenle okuyarak, küresel sermaye ve neo-liberal sömürüye, mimarlık aracılığıyla meşru zeminler edindirme uğraşılarına karşı durmaktadır. Bu bağlamda, Mimarlar Odasının toplumsal ve siyasi yükümlülüklerini bir kez daha anımsatmayı, tarihsel bir görev kabul ederken, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi 40.Dönem Olağan Genel Kurulu’nun, küresel sermaye ve neo liberal sömürünün mimarlık alanındaki yeni muhafazakâr duruşu olan, işbirlikçi yapılara geçit vermeyeceğine olan inancımızla, başarılar dileriz. TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Nimet Özgönül, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı / Güven Arif Sargın, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube 2. Başkan / Y. Yeşim Uysal, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreter Üye / Tezcan Karakuş Candan, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Sayman Üye / Nuri Arıkoğlu, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi / Ali Hakkan, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi / Fatma Cebeci, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi / Haluk Kara, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Tonguç Akış, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Selma Sökmen, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Özdal Kutlu, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Bülent Batuman, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Songül Üzgün, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi / Ayşen Bayazıt, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi |
|
|
|
|
|
#198 |
|
Yönetici
Kayıt Tarihi: 03-08-2007
Mesaj: 184
|
Mimarlar Odası Seçimlerinde Oyunuzu Nasıl Kullanacaksınız?
1. 27 Ocak 2007 Pazar günü 09:00 - 17:00 saatleri arasında Beşiktaş Yıldız’da bulunan Dış Karakol binasındaki Mimarlar Odasına geliyorsunuz.
2. Yanınızda bir kimlik bulunduruyorsunuz. (Nüfus cüzdanı, ehliyet, oda kimliği vs) 3. Mimarlar Odası sicil numaranızı biliyor olmanız gereklidir. 4. Sandıklar üzerinden kendi sicil numaranızı kapsayan sandık önüne geliyorsunuz. 5. Kimliğinizi Sandık Kurulu Başkanı'na veriyorsunuz 6. Size seçimlere katılan her grup için ayrı ayrı olmak üzere “yönetim grubu oy pusulası, delege pusulası ve gereğinde kullanmanız için boş yönetim oy pusulası ve zarf” kağıtları verilecek. (Bu seçimlerde “Mimarlık için Mimarlar” ve “Çağdaş Demokrat Toplumcu Mimarlar” grupları bulunmakta.) 7. Bunlarla gizli oy vereceğiniz bölmeye geçince tercihinize uyan grubun “yönetim gurubu ve delege listesini” zarfa koyup kapatıyorsunuz. 8. Seçimlere katılan grupların adaylarından karma bir liste yapmak istiyorsanız verilen boş “yönetim grubu oy pusulasına” tercihinize uyan kişileri ait oldukları bölüme elle yazıyor, bu takdirde yazmış olduğunuz oy pusulasını ve tercihinize uyan delege listesini zarfa koyuyorsunuz. 9. Zarfların içine girişte dağıtılan üzerinde örnek yazan ya da tanıtım maksatlı oy pusulalarını kesinlikle koymuyorsunuz. 10. Eğer tercihiniz gruplardan birinin listesine ait ise, hazırlanmış listelere çizim, karalama gibi işaretler kesinlikle koymuyorsunuz. 11. Zarfı sandığa atıp, sandık listesini imzaladığınızda işlem tamamlanmış oluyor. ÖNEMLİ NOT: Üyelik aidatı borcunuz olsa dahi seçimde oy kullanma hakkınız vardır... En son Gül Keskin tarafından düzenlendi : 26-01-2008 20:35. |
|
|
|
|
|
#199 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 66
|
Bence CASUS'ları var
Bence CASUS'ları var
"Yukarıda savladığımız gizli yeni-muhafazakar siyasi duruşun, ulusal bağlama taşınmış durumuna denk düşmektedir: Türkiye’nin, günümüz moda muhafazakarlığına takılı sermaye birikimi ile, küresel sermayeye eklemlenmiş anakent kentsoylu öznenin bileşimini, pragmatik/faydacı gerekçelerle kotaran bir tür melez oluşum, yukarıda betimlediğimiz toplumsal nitelikleri, Türkiye özelinde de dikkatli bir biçimde dokumaktadır. Bu melez siyasi özne, küresel sermayenin kentsel paylaşım ve kapitalist mekân üretiminin kısa ömürlü artı-değerine, kendince müdahil olmayı arzulamakta, ancak gizli yeni-muhafazakâr duruşunu, yaratıcı bireysel özgürleşme söylemiyle dikkatli bir biçimde örtmeye çalışarak, olası ideolojik atıflardan da görece kurtulabilmeyi amaçlamaktadır." Ankara Şube'nin açıklaması Bunları nereden biliyorlar ? Nasıl öğreniyorlar ?Şaşırmamak elde değil.... Ben anlamadım ama kesin böyleyizdir. Baksanıza, Bu kadar öz ve veciz konuştuklarına göre mutlak doğrudur. Hayran olmamak elde değil.... Şimdi, ne olacak demeyin; Ankara'daki mimarlar böyle düsündükleri için Ankara MO' da onları temsilen Ankara'lıların his ve duygularını bir güzel İstanbul'a anlatıyor. Nasıl yazmış ama ??? Tez gibi Tez !!! Ankaralı olarak, gurur duymamak elde değil. Büyüyünce bende odacı olmazsam adam değilim...
__________________
Murat ARTU |
|
|
|
|
|
#200 | |
|
Üye Adayı
|
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#201 | |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-01-2008
Mesaj: 13
|
Ankara Şubesi'nin yönetim kurulu da sonunda yazmış. Bir kısmı aşağıda:
Alıntı:
Mithat Akman |
|
|
|
|
|
|
#202 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 13-01-2005
Mesaj: 66
|
Bir ufak not daha;
Bence Ankara Şube "Mimarlık için Mimarlar" ın yanında yer alıyor. Yoksa böyle bir yazı yollamazdı. Yazıyı okuyan; - " Tamam belli oldu ben öbür taraftayım" diyor. Diyorlarki kararsız kalmamış. Bravo Ankara. İstanbul tam bizleri öcü göstermeye çalışıyordu, (Yazık, ne yapsın ? ) - Al sana Ankara öcüsü.... Hadi bakalım, Yapma komşuna gelir başına....
__________________
Murat ARTU |
|
|
|
|
|
#203 |
|
Arkitera Üyesi
|
Biraz mola vermemiz mümkün mü?
Acikta Bana Vir - Now Upload
__________________
Sen sonsuz' luğa giden yolda, yürekleri ısıtan bir ışık olmalısın...C.B... |
|
|
|
|
|
#204 |
|
Yönetici
|
Yarın yapılacak İstanbul Şube'si seçimlerinde katılımın rekor olacağını kestirmek zor değil.
Son bir kaç gündür Mevcut Şube'nin her türlü olanağı hem ahlak dışı hem de kanunlara aykırı bir şekilde kullandığını hep birlikte izledik. Bu olanaklar kullanılarak basit bir seçim rehberi hazırlaması gereken şube yönetimi -yine- son derece ahlaksız ve futursuzca karalama yapmaktan, arasının son derece açık olduğu bilindiği halde "düşmanımın düşmanı benim dostumdur" mantığı ile hareket ederek tuhaf durumlar yaratmaktan geri kalmadı. Ama asli görevlerini -yine- yerine getirmedi. Mevcut Şube Yönetiminin yerine getirmediği onlarca kamusal sorumluluktan önemli bir tanesi üyelerinin seçimlere katılımını ve kusursuz bir şekilde oy kullanmasını sağlamak kuşkusuz ki. Arkitera.com yarın seçimlerde oy kullanacak mimarlar için küçük bir rehber yayınladı; şu linkten ulaşabilirsiniz: Mimarlar Odası Seçimlerinde Oyunuzu Nasıl Kullanacaksınız? Bu mesajın ardından da tuhaf mesajlar göreceğiz. Önemli değil. Irkçı ve son derece tutucu bu yönetim yarın artık sonsuza kadar tarih olacak... Bir büyüğümün dediği gibi BU GECE "ŞUBE"NİN BACASINDAN DUMAN TÜTÜYOR... |
|
|
|
|
|
#205 |
|
Yönetici
|
Sormazlar mı değiştin mi diye? Köşe Yazısı > Güven Arif Sargın
(Arkitera değişmediğine göre Sargın döndü herhalde ya da yanlışlıkla gönderdi bize bu köşe yazılarını!) |
|
|
|
|
|
#206 | |
|
Üye Adayı
|
ömer yılmaz,
facebook'daki spam gönderileri silme; bırak bol bol tv'larda konuşsunlar; bırak forumlarda sayfalarca yazsınlar. bırak web siteleri yapsınlar. bırak. hele bir AKeMe demeleri var bayılıyorum. bırak yazsınlar bol bol. nitelikleri konusunda bilgi sahibi oluyoruz. bak facebook grubunda 15 üye var. Alıntı:
başkan: NTVMSNBC - Haber Video En son alf tarafından düzenlendi : 26-01-2008 22:10. |
|
|
|
|
|
|
#207 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 02-01-2005
Mesaj: 3
|
Ö.C.Ü : Öngerilmeli Cemaat Ürpertisi
Mimarlar Odası Seçimleri çerçevesinde yaşadığımız fikirler ve usluplar ayrılığının temelinde - çok derinlerde - yatan şeyin büyük bir "cemaat"
ve "açık toplum" çarpışması olduğunu ve bu çarpışmanın sadece Türkiye'nin değil yakın gelecek zamanda dünyanın en temel meselesi olacağını düşünüyorum. Modern Açık Toplum'un değerlerini benimsemiş , çağın yaşamsal gereklerini bilen , onlarla bütünleşmiş , bilgi toplumunu ve açık kaynak kültürünü benimsemiş , çağın güzel sanatlar anlayışını kavramış ve yeni olanın peşinde, mesleki bilgi üretmeyi amaçlayan bir topluluk olmasını arzuladığım Mimarlar topluluğunun temsiliyetininde bu değerler çerçevesinde oluşması gerektiğini düşünüyorum. Aşağıda , 2004 senesinde Yeni Mimar ın hazırladığı "Mimarlığın Öcüleri" dosyası için yazdığım yazı var , üzerinde yürüdügümüz fay hattını oldukça iyi açıklıyor diye düşünüyorum ; Ö.C.Ü : Öngerilmeli Cemaat Ürpertisi Mimarlık ; toplumsal hayatımızın sahnesini kurmaya yönelmiş bir edim olarak ferdin / mimarın cemiyet hayatımıza sunduğu “yaşama biçimi önerileri”nin bir toplamıdır. Bu sunumların içeriklerine bakıldığında, mimarlık alanında bu önerilerin genellikle, ya güçlü “yaşam önerileri” ya da farklı “biçim önerileri” olduğu görülür. Ne çağın yeni idealleriyle gündeme gelen yaşam önerileri, günü kurtaran biçimlerle hayata geçerken , ne de üretilen bilim ve tekniğin geliştirdiği biçim önerileri “hali-hazır” hayatlarımıza amaçsız ve içeriksiz biçimler olarak girmeye hazırlanırken – kımıldamayan – “ Ö.C.Ü ” ler ; ne zaman ki , söz konusu “yeni yaşam önerileri” , “yeni biçim önerileri” ile “sıfır noktası”nda buluşur ve eskiye ait yaşama biçimlerini tedavülden kaldırmaya yeltenirler, İşte o zaman , Ö.C.Ü ler yataklarımızın altından çıkar, portakalı soyup başucumuza < tekrar > koyarlar. Hakan Tüzün Şengün
__________________
hakantuzunsengun.blogspot.com |
|
|
|
|
|
#208 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 22-10-2001
Mesaj: 8
|
Eyüp Muhçu'nun projeleri aşağıda,linklerinide veriyorum ama hemen kapatabilirrler.
ARBİ İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. #Profil ARBİ İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. #İnşaat ARBİ İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. #Dekorasyon ARBİ İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. #Restorasyon Eski konuyu hatırlamayanlar içimn ömerbey siyteye girmişdi daha önceden. Bilenler bilir Türk Ticaret Kanunu'na göre şirketlerin sicil bilgileri şeffaftır. İşte bu bilgiye göre İTO'ya kayıtlı "ARBİ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ"'nin ortakları: Ümran YILMAZ Eyüp MUHÇU |
|
|
|
|
|
#209 |
|
Arkitera Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 2
|
Ankara Şubesi değil, Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri!
Ankara Şubesi Yönetim Kurulunun kendi laf ebeliklerine "okumalar" yapan bildirisinin elle tututulur herhangi bir yanı yok. Ama içerdiği saptırmalardan birisi (aynı zamanda birincisi) diğerlerine baskın çıkıyor. Şube Yönetim Kurulu Üyeleri, bu görev ve sorumluluklarının tamamen dışına çıkarak, bir şube seçimindeki taraflardan biri üzerine görüş beyan ediyorlar ve bunu da Ankara Şubesinin web sayfasında yayınlıyorlar. Bu bir suistimal. Bu suistimallerine bir de tahrifat ekliyorlar, kendilerinden "Ankara Şubesi" diye sözederek. Bu tip değerlendirmelerin yapılabilmesi için Ankara'da uzun yıllar önce inşa edilmiş "demokrasi için mimarlar platformu" nda bu konu hiç tartışılmadan böyle bir metnin ortaya çıkabilmesi, İstanbul Şubesi Yönetimine uzun yıllardır yerleşmiş olan hastalığın Ankara'yı da yatağa düşürdüğünü gösteriyor. Bu çerçevede İstanbul seçimlerinin anlam ve önemi bir kat daha artmış bulunuyor. Eyüp Muhçu ve Sani Yılmaztürk ekibine ve arkalarındaki sönmüş rüzgara güle güle demek artık sadece İstanbulluların sorunu değil. Mimarlar Odasının 60'lı yıllarda (benim öğrenciliğimde) başlayan "Toplum için Mimarlık" tavrı ve bu tutumun gereği olarak geliştirilen ve giderek kurumsallaşan eylemleri Mimarlar Odasının hem "sivil toplum kuruluşu" hem "kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu" tanımlarının içini doldurmuş durumda. Odanın kırk yıllık kurumsal işleyişini kendi marifetleri gibi sunan ekiplerin uzun süredir herhangi bir inandırıcılıkları kalmadı. Büyük Ankara Otelinin göz göre göre tahrip edilmesine ses çıkarmayan, Odanın yerleşik mekanizmalarının işlemesini engelleyen Ankara Şube Yönetiminin bu konuda söz söyleyecek hali zaten yok. Bugüne kadar oda yönetimlerine karşı yönetim çevrelerinin dışında gelişen hareketlerde zımni veya açık bir "serbest mimarlık" gayreti, odayı kanunla kurulmuş bir "smd"ye dönüştürme açık/gizli gündemi hep bulunurdu. Bu tavrın oda politikalarına yansıması Mimarlık yasası tartışmalarında genç mimarlara zorunlu staj süresi getirilmesinde, büro tescilinde ve mesleki denetimde tekil mimarın öne çıkarılmasında, TMMOB'den ayrılma çabalarında görülmüştü. Tam tanımıyla "Ankara Şubesi" (yani genel kurullarıyla, merkez delegeleriyle) bu tasfiyeci tavırlara karşı durdu. Sağın neden sağ, solun neden sol olduğu bu tartışmalarda ortaya çıktı. İlginçtir ki bugün "Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyelerinin" destekledikleri İstanbul şube yönetimi, yani bugün Eyüp Muhçu'nun başında göründüğü ekip, bu tartışmalarda hiç bir zaman sol tavrı benimsemedi. Merkez'de Oktay Ekinci yönetimini ve gerisindeki rüzgarı sürdürecek ayak oyunlarını düzenledi. İstanbul şubesinin merkez üzerindeki etkinliği bu çerçevedeki bir dizi gerilemenin esas nedenidir. Eyüp Muhçu ekibi uzun yıllardır siyasi olarak iflas etmiş bir ekiptir. Odayı da iflas ettirmeden tasfiyeleri gerekir. Bu dönem İstanbul'da (yılların birikimi sonucu) ortaya çıkan "Mimarlık için Mimarlar" hareketi Mimarlar Odasının bütünü için iyi bir şanstır. Program metni "okumalar" gerektirmeyecek açıklıkta ve dürüstlükte Mimarlar Odasına sahip çıkmaktadır. Sorun bazı destekçilerdedir. Orol Ataman veya Mükremin Barut gibi özellikle Ankara kaynaklı bazı rövanşist desteklerin bu güzel gerçeği örtmesine mahal vermemek gerekir. Ankara Şubesi'ni de bu bildirideki gibi Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyelerinden ibaret sanmamak gerektiği gibi. Sait Kozacıoğlu |
|
|
|
|
|
#210 |
|
Forum Üyesi
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 1
|
Mimarlığa yol açmak üzerine...
Mimarlık yapmayan ama teori, fotograf, yeni medya gibi çeşitli boyutları ile mimarlık dünyası içinde varolan ve “Mimarlık için mimarlar” hareketi altına imza atan birisi olarak, bildiri metni sonrası basında çıkan çeşitli tepkilere istinaden bir yazı kaleme almak ihtiyacı duydum. Yazının ilk bölümü şahsi bir durumdan yola çıkılarak şekillenmiş olsa da sonu genele hitap eden bir arzu ile bitiyor. Çok sevdiğim ama işin içine çok fazla para ve aktör girmesi dolayısı ile bağımsızlığınızı kaybettiğiniz, bu yüzden icrasını bırakmak zorunda hissettiğim mimarlık mesleğini; Amerika’nın ilk mimarlık okulu olan, dünyanın da en saygın mimarlık okulları ve üniversiteleri arasında yer alan Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) okudum. Bu okuldan 5 üzerinden 4.8 ortalama ile, okul birincisi ve Amerikan Mimarlar Enstitüsü (AIA) Henry Adams altın madalyasını alarak mezun oldum. Aldığım özel bir derece idi, lisans eğitimimi daha önce İTÜ’de kent plancılığı üzerine yaptığımdan, iki senelik bildik mimarlık yüksek lisans derecesi yerine, “Master of Architecture - First Professional Degree” (Mimarlık Yüksek Lisans - İlk Mesleki Derece) adlı diplomanın sahibi oldum. Bu diploma sizin, Amerika’da mimar olmak için geçmeniz gereken sınava aday olmanızı sağlayan bir belge. Vizyonsuzluğu ve eski atıl devlet dairesi kokusu ile bildiğimiz YÖK bu dereceye sadece yüksek lisans denkliği verdi. Mimarlar Odası ise “biz sadece lisans derecesi olanlara oda üyeliği veririz” diyerek üyelik başvurumu reddetti. Bunu bir avukata sorduğumda, “yüksek lisans derecesini hakkeden zaten o meslekte lisans düzeyinde de ehil kabul edilir” mantığı üzerinden giderek “dava açabilir ve kesin kazanırız” dedi. Bu girişimin yurdumun adalet sistemi ve binalarında “sürünmek” gibi bir sonuca varacağını düşündüğümden, avukattan bir çeşit garanti almama karşın daha “mimari” bir yol deneyeyim istedim. Bu yüzden MIT’de yaptığım projelerden oluşan, notlarımı, eğitim müfredatını, ders içeriklerini kapsayan bir paketle o zamanlar ülkenin ingilizce mimarlık eğitimi veren tek üniversitesi olan ODTÜ’ye başvurdum bir tavsiye üzerine. Burada bir kurul toplandı ve uzunca süren detaylı inceleme sonrasında aldığım eğitimin ODTÜ’deki lisans eğitimine denk içerikte olduğuna ve bu yüzden “odaya kayıt olabilmem gerektiğine” karar verildi. Fakat her nedense Mimarlar Odası’na bu da yetmedi ve başvurum bir daha reddedildi, birşeyler değişsin isteyen insanlara “rantçı” veya “parti mensubu” anlamına gelen sözler sarfedebilecek kadar insafsızlaşabilen “mantık” sahipleri tarafından… Buraya kadar affınıza sığınarak şahsi konularla geçti, şimdi gelelim bu işin herkesi ilgilendiren tarafına. Daha önce lafı geçen Amerika’daki mimarlık yeterlilik sınavı ile başlayalım: Amerika’da okuldan mezun olmak mimar olmak için yeterli değildir. 4 aşamadan oluşan (benim zamanımda öyleydi), son aşaması ise 12 saat içinde bir yapının tüm teknik çizimleri ile tasarlanarak teslim edilmesini şart koşan bir sınamayı içeren süreçte başarı oranı %25 idi. Yani Amerika’da mezun olan mimarların 4’te 3’ü mimar olamıyordu mezuniyet sonrası. Bir de bizim halimize bakalım: Bir yanda, dönem boyunca okula uğramayan, son iki haftada başkalarından yardım alarak proje teslim eden insanlar “ay yazık şimdi kaç senedir kalıyor bu çocuk, artık mezun edelim bunu” tarzı vizyonsuz, hatta uzun vadede zararlı bir yufka yüreklilikle mezun ediliyorlar ve meslek icra edebilecek payeyi haksız bir şekilde elde ediyorlar. Diğer yandan, dünya mimarlığının en önemli sahnelerinden birisinde altın madalya alarak ülkesine dönen bir adam mesleğini icra edecek üyeliği alamıyor… Bu aşamada önerim, Mimarlar Odası’nın, parası ve gücü olanın istediğini yapabildiği bu ortamda kısır ve sonunda hiç bir işe yaramayan “köy kahvesi muhalefeti” yapmak yerine; meslek ehliyeti kıstaslarını sıkılaştırması, odaya kayıt olabilmek için zorlu bir sınav sistemi getirmesi, zaten enflasyonu olan mimar sayısını az ama nitelikli bir hale getirmesi olacak. Çıkan sorunlara cephe alınacağına sorunların çıkmasını baştan engellemek daha mantıklı bir yol diye düşünüyorum. Mimarlar Odası muhalefet ediyor da kent çok mu iyi durumda sanki; İstanbul’un hali ortada, kültüre dönük çeşitli yatırımlar yapılması gerekirken halkımızın sağlık sorunlarına yol açacak miktarlarda borçlara girmesine yol açan alışveriş çılgınlığı merkezleri ise bitmek bilmiyor. “Mimarlık için mimarlar” hareketine imza atan mimarları rantçı olarak nitelemenin ise çok ayıp ve yanlış olduğunu düşünüyorum çünkü gerçekten rant amacı taşıyan projelerin altında bu mimarların ismini sıklıkla görmüyoruz, Dubai kuleleri veya benzeri projelere bu mimarlardan hangisinin ismi karışmış bilmek istiyorum. Bilakis mimar arkadaşlarımın, bu tür projelerin kendilerine gelmemesinden ve Türkiye’de yapılacak büyük projelerin yabancı mimarlara verilmesinden şikayetçi olduklarını duyuyorum. Mimarlar Odası mevcut yönetiminin ülkemizde her zaman yapıldığı gibi kendini savunmak yerine, “neden bu insanlar böyle bir hareket oluşturma ihtiyacı duydular ve neden bu kadar farklı yapıda insan bunun altına imzalarını attılar acaba?” diye durup düşünmeleri gerektiğine inanıyorum… Murat Germen, Ocak 2008 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| ali rüzgar, eyüp muhçu, mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri, sami yılmaztürk |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|