|
|
#181 |
|
Arkitera Üyesi
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-12-2002
Mesaj: 47
![]() |
Aday "Yönetim kurulu" listesini görünce keyif duydum.
"Mimarlık" konuşmaya başladığımız ilk dönemlerimizdeki "ekip" arkadaşlarımızı aday olarak görmenin keyfi sanırım bu. Cesaretinizden dolayı sizi tebrik ediyor ve bizi alternatifsiz bırakmadığınız için sizlere teşekkür ediyorum. |
|
|
|
|
|
#182 | |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Şube yönetiminin tüm üyelerine dağıtma gereği duyduğu mesajı aşağıda sizler de görebilirsiniz.
Sanırım Suha Özkan gibi (aynı yargısız infaz yapılmıştı bir ay kadar önce hazfızalar tazelenirse...) ben de eğer mevcut yönetim görevde kalırsa bir tazminat davası açacağım ![]() Aman aidatlarınızı mutlaka ödeyin. Ama daha da iyisi Mimarlığın Yolunu Açın! "Odacıları" odadan uzaklaştırın. Alıntı:
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#183 |
|
Üye Adayı
Tekirdağ
Mimar
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 4
![]() |
"Dış mihraklar" diye bir ibare kullanmadım.
TÜM MİMARLARA VE MİMARLIK CAMİASINA BAŞARILAR DİLERİM. "SINAV DEVAM EDİYOR" |
|
|
|
|
|
#184 | |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Alıntı:
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#185 |
|
Üye Adayı
Tekirdağ
Mimar
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 4
![]() |
Yazdım ya;
"mimarların ve mimarlığın dışındaki kurum ve oluşumlar" Çok açık değil mi? Yani diğerleri... OK ? |
|
|
|
|
|
#186 | |
|
Üye Adayı
Kayıt Tarihi: 08-10-2005
Mesaj: 8
![]() |
Engelleme Kalkti Devam Edelim...
Alıntı:
Ortalığı niye provake etmeye çalışıyorsun anlamış değilim. Senin görüşünü benimsemeyen her mesaja da yanıt vermek durumunda değilsin. |
|
|
|
|
|
|
#187 |
|
Üye Adayı
Tekirdağ
Mimar
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 4
![]() |
Sn.CBC size duyarlılığınızdan ötürü teşekkür ederim.
Ancak Sn.Yılmaz'ın üstelik forum yöneticisi kimliği ile bu kadar agresif olabilmesini anlamakta zorlanıyorum. Forum etiğine göre yönetici nick'i ile forum kurallarına aykırı bir müdahale olarak değerlendiriyorum. Kişisel kanaatlerini hiç olmazsa farklı bir nick ile dile getirebilir. Böylece daha sağlıklı bir fikir paylaşım ortamı yaratılabilir diye düşünüyorum. Saygılarla... "SINAVA DEVAM" |
|
|
|
|
|
#188 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Benimle şube ilgileniyor zaten. Siz beni boşverin seçimlere bakın.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#189 | |
|
Üye Adayı
Kayıt Tarihi: 08-10-2005
Mesaj: 8
![]() |
Alıntı:
Keşke itiş kakış yaşamadam Mimarlık ortamını sorgulayabilseydik. Hiç olmazsa son turda düzeyi biraz yükseltelim. haklısın.... SINAV DEVAM EDİYOR.. |
|
|
|
|
|
|
#190 | |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Şubemizden şahsımla ilgili gönderilen ancak elbetteki asıl amacının seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik olduğu aşikar olan emaili bir kez de Cumhuriyet Gazetesi'nde bugün Mimarlar Odası seçimleri ile ilgili çıkan haberi hemen altına ekleyerek veriyorum.
Bu yazışma dün oldu; bugün de alttaki haber gazetede çıktı. (Cumhuriyet'e tüm basın bültenlerimiz eksiksiz bir şekilde gönderilmekte ve mail logları olması gerektiği gibi tutulmaktadır. Gerekirse kamuoyu ile paylaşılabilir.) Sonrasını yorumlamak artık okurlara kalmış. Alıntı:
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
|
#191 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Mimarlık İçin Mimarlar hareketi aday listelerini açıkladı.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#192 |
|
Arkitera Üyesi
Türkiye dışı
Mimar
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 3
![]() |
Sanirim,sizin bu mektubumda tek karsi ciktiginiz konu benim mimarlik ünvanimi adimin önüne yazmam,öyle ise bir sorun yok.
![]() Oral beyin yazisina gelince,eger söyledikleri dogruysa kendisi de ayni sekilde odadan maas almamis mi?Evet oda yönetiminde maasli calisanlar var,serbest meslek mensublari var,ögretim görevlileri var,issiz mimarlar var,kamuda calisanlar da var,bu zenginlige zaten demokrat-toplumcu mimarlar hep dikkat etmislerdir.Tahmin ediyorum Istanbul`da yirmibine yakin mimar vardir,bunlarin dagilim oranina göre mimarlar odasi yönetiminin teskili daha demokratca olmazmi?Özellikle Oda nin "yürütme" kurullarinda görev alan YK üyelerinin ücret almasi dogaldir.Sorun bu kisilerinin bunu hak edip etmedigidir.Bunu degerlendirecek olan da dönem YK dur. Gerisi alcakca bir dedikodudan ibarettir.Ayrica soruna etik acidan bakarsak,bir kisinin calismasi ve bu calismasinin karsiligini almasi ayiplanacak bir sey olmadigi gibi,insani olarak konu edilmesi kisisel haklara da saygisizliktir. Herhalde Oral beyinde iki yil boyunca tipki diger meslektaslari gibi Odadan ücret almasi normal oldugu gibi. saygilarimla sunay ereren |
|
|
|
|
|
#193 |
|
Yönetici
İstanbul
Mimar
Kayıt Tarihi: 09-01-2001
Mesaj: 7.303
![]() |
Sayın Ereren,
Aslında mesajı o şekilde yazdığım için biraz pişmanın. Gereksiz yere basit bir polemik. Kendi adıma bir ünvan kullanmıyorum. Siz kullanıyorsunuz diye eleştirmek de haddime düşmezdi doğrusu. Şu anda mimarlık ortamının en temel sorunu İstanbul Şubesi'nin son derece GAYRİ ETİK uygulamarı yapmaktan çekinmeyen bir yönetim kadrosuna sahip olması. Düşünsenize dünyanın başka neresinde bir meslek odası iki mensubunun yazışmasını, seçimde kendisine koz olarak kullanmak üzere üyelerine email ile gönderir? Türkiye'de seçimlere müdahalelerin sonuçlarını hepimiz biliriz. 12 Eylül darbesini eleştirmekte pabuç bırakmayanların seçimlere bu şekilde müdahale etmeleri sanırım yakın gelecekte epeyce bir yazıya, tartışmaya konu olacak. Mimarlık dünyası ile sınırlı kalmayacak tartışmalara hem de.
__________________
Eğer Arkitera Forum üyeliği ile ilgili sorunuz varsa lütfen ilk olarak bu linkteki açıklamaları okuyun. Sorununuz çözülmediyse iletişim formunu kullanabilirsiniz. Şifrenizi unuttuysanız lütfen "şifremi unuttum" linki yardımıyla şifrenizi yeniden oluşturunuz. Özel Mesaj ile yukarıdaki konularda sorular göndermemenizi rica eder, gönderilecek soruları cevapsız bırakmak zorunda kalacağımı peşinen bildiririm. |
|
|
|
|
|
#194 |
|
Arkitera Üyesi
Türkiye dışı
Mimar
Kayıt Tarihi: 26-01-2008
Mesaj: 3
![]() |
Sayin Ömer Yilmaz,
iste simdi düzeyli bir degerlendirme yapilabilinir,benim merak ettigim birjkac konu var, YK Asil aday listenizde yeralan adaylarin,suanki mesleki faaliyetleri hk.bilgi verebilirmisiniz,bazilarini bilmiyorum da. saygilarimla, sunay ereren |
|
|
|
|
|
#195 |
|
Arkitera Üyesi
Antalya
Mimar
Kayıt Tarihi: 16-12-2007
Mesaj: 17
![]() |
Lütfen Oy Kullanin..
Bugün Taşkışlada olmayı çok isterdim.Güneyden başlayan rüzgarın oralarda nasıl estiğini ve belkide yarın nasıl yağacağını görmek için...
Ama olmadı,olamıyor,bugün bile. İletişimin sınırsız olanakları var. Küçük (üye sayısı az diyelim!) bir şubesinin bütçe fazlasıyla bile tüm mimarlarının izlemesine olanak verecek yapılanmayı ,şeffaflığı nedense bir türlü yap-a-mayan bir Oda-ları-mız var. Mimarlar Odası seçim gündemi ile ilgili İstanbul'da olanlar, neden sadece İstanbul Şube üyelerinin gündeminde değilde ,bütün mimarların gündeminde ollmalıdır? Unutmayalım,Mimarlar Odası İstanbul BK şubesi de ne kadar üyesi olursa olsun bir ŞUBEDİR. (Bu şubenin üyelerinin oy kullanma oranları da olması gereken delege sayısını (%3) bile bulmaz...... 35-40 000 bin Mimarın üye olduğu bir Oda'da, Şubeler,temsilcilikler organizasyonu sadece ve sadece Mimarlar Odası Genel Merkezi'nin alt birimleridir.Kararlarından bütçesine kadar genel merkeze bağlıdır.Tıpkı Mimarlar Odasının, TMMOB içindeki durumu gibi.. O nedenle seçimlere giren ,tüm medya olanaklarını kullanan,başka bir mimarlık ,başka bir oda varmış gibi davranan her iki tarafında biraz daha kendine gelmesini ,kerameti kendinden menkul saymanın kimseye bir yarar sağlamayacağını düşünüyorum. Pazartesi günü şu ya da bu yönetim geldiğinde bırakınız kavramları,kendi şubelerinde aldıkları sandalyenin bile hesabını vermek zorundalar. Aldıkları kararları Genel Merkez onayı olmadan,yada genel merkez kararları dışında karar almayı bile yapamayacaklardır. Arkadaşlar Mimarlığın İstanbul'da ,Antalya'da,Ankara'da yada ne bileyim Mardin'de farklı bir tipi mi var? Yada Mimarlık için Mimarlar her yerde ayrı formatta mı? Ben bu kavram karmaşası içinde aşağıda yer alan yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Yarın LÜTFEN OY KULLANIN.... “ŞİMDİ ODAMIZA SAHİP ÇIKMA ZAMANI” Alıntı:demokrasi için mimarlar platformu - Anasayfa Kim mimar? Hangi mimarlık?-Bülent Batuman 11-12 sene olmuş olmalı. İlk defa duyduğumda yadırgadığım bir ifadeydi: “Meslek örgütü mimarların değil, mimarlığın çıkarlarını savunmalı!” O zamanki aklımla –oda politikalarının “dil oyunu” dışında olduğumdan olsa gerek- mimarla mimarlık arasındaki ayrımı yadırgamıştım. Mimarın ürettiği şey değil miydi mimarlık? İşin tuhafı, daha sonra, kavramlarla kastedilen anlamlar arasındaki bağı kurabildiğimde de ikna olamadım. Mimardan kastedilen mimarlık diploması sahiplerinin tümüydü; mimarlık olarak tanımlanan ise bir kısım mimarın etkinliği. Oysa benim –aldığım batı merkezli eğitimce biçimlenmiş- aklımca mimarlık tam da mimarın etkinliğinden fazla bir şeyi imliyordu. Zira, dünyanın bize göre batıda kalan kısımlarında, kastedilen ayrımı ifade etmek için kavramlar tam tersi içerikte kullanılır: mimarlık –üreticisinden bağımsız- yapılı çevrenin kendisine tekabül edebilirken, mimar sıfatı dar bir profesyonel grubu tanımlar. Ah biz de o günleri görebilsek diyenleri duyar gibiyim. Önemli değil, zira o zaman “mimarlığa yol açın” sloganı anlamsız olurdu, “mimarlara yol açın” şeklinde formüle edilmesi gerekecekti. Kim bilir, belki bir on yıl sonra aynı çağrı için bu sloganı duyabiliriz. Mimarlık bölümünden çıkan herkesin mimar sayıldığı o arkaik dönem kapandığına göre, pek de şaşırtıcı olmaz bu dönüşüm. Peki, burada bir tuhaflık yok mu? Kelimelerle şeyler arasındaki ilişki(sizlik) rastlantısallıktan mı ibaret?Yazının bundan sonrası için kuşku duymaya başlayan okuru rahatlatmalıyım derhal; hayır, göstergebilim üzerine bir deneme değil bu. Aksine mimarlık-politika-oda ilişkilerini tanımlamak üzere kullandığımız kelimelerin anlamlarıyla ilişkilerinin rastlantısallığını yönlendiren dinamiğin tam da politikanın kendisi olduğunu vurgulamak istiyorum. Mimarı mimarlığın karşısına koysak da, bu ironik karşıtlık tarihsel süreç içinde özdeşleşmeye dönüşse de önemli değil. Önemli olan kendi içlerinde karşıt iki farklı mimar ve iki farklı mimarlık tanımının söz konusu olması. Bu tanımlar, yukarıda değindiğim gibi, sırasıyla; 1. mimarlık diploması almış herkesi ve 2. erki kendinden menkul yaratıcı özne olarak mimarı, öte yanda da 1. bu yaratıcı failin etkinliği olarak mimarlık ile 2. toplusal kültürel bir ürün olarak yapılı çevreyi kapsar. Kimin mimar ve neyin mimarlık olduğunu tanımlamak bir tercih meselesidir ve işte burada tercihler politikleşir.Mimarlar Odası, yapısı ve üye profili gereği sınıfsal konumları dikine kesen bir örgüttür. Bu dikine kesiş tesadüfî değildir kuşkusuz: profesyonel taleplerini örgütlemek isteyen mimarlar ile korporatist bir bağı korumak isteyen devlet arasındaki mücadelenin olumsal ürünüdür Mimarlar Odası. Tam da bu gerilimli belirsizlik beklenmedik bir dinamik doğurmuştur kısa zamanda: kamu ile olan (ve devletin denetimini sağlaması öngörülen) ilişki “kamu yararı”nı kamuya (devlete) karşı savunma noktasına evirilmiştir hızla (bu evrimin tarihsel detayları konumuzun dışında kaldığından kısa kesiyorum). Toplumsal süreç tam da bu sırada yapılı çevre üretiminin mimarın etkinliğine indirgenemeyeceği duyumsal bilgisini yüzeye çıkardığı için 70’lerden bugüne Türkiye’de mimar, tasarımcı özne olan mimardan fazlasını anlatagelmiştir. Buna paralel olarak meslek örgütünün tanımı da ideolojik bir mücadele alanına dönmüştür. Mimarlar Odası mimarlığı meslek olarak icra eden mimarların profesyonel çıkarlarını mı savunmalı, (bununla çelişebilecek) ücretli mimarların haklarını mı aramalı, kamuda çalışan mimarları mı örgütlemeli… Eğer cevabımız “d) hepsi” olacaksa, bu farklı sınıfsal konumlara tekabül eden grupların çıkarları bir “kamu yararı” nosyonu etrafında uzlaştırılabilir mi? Sorular ve görev tanımları daha da uzatılabilir. Önemli olan nokta bugün ve burada, tarihin ve coğrafyanın bu özgül noktasında içinden geçmekte olduğumuz dönüşüm ve onun bize dayattığı zorunluluklar (ve sunduğu olasılıklar). Kamu yararı diye hançeresini yırtarak muhalefet eden Mimarlar Odası’nın meşruiyetini gittikçe yitirdiği, kendi üyelerinin bile bu mücadeleyi kabak tadı vermiş arkaik bir çaba olarak görmesinden belli oluyor. Dahası, üyeler, hatta şubeler yeni ve koşullara uygun örgütlenme modelleri geliştiriyor: Antalya’da olup bitenler bunun ilginç bir örneği. Kent ölçeğinde şirket olarak örgütlenen mimarların karşısında (küçük harfle) mimarlar odasının anlamı ne olabilir? Yahut şöyle soralım, profesyonel çıkarlar için örgütlenmenin şirketten daha uç bir modeli düşünülebilir mi? Kent (yahut şube) ölçeğinde örgütlenmiş bir “mimar a.ş.” karşısında oda örgütlülüğü kamu yararı diye çınlayan boş bir kabuktan başka ne olabilir? Şirket modeline hakkını da teslim etmek gerekli; neoliberal küreselleşme dalgası karşısında yerel bir direniş mekanizması kurma girişimi en nihayetinde. Peki, taşrada bu model ortaya çıkarken metropolde ne oluyor? Ya da şöyle ifade etsek, Antalya’da olanlarla İstanbul’da olanların hiç mi ilişkisi yok? Sormak gerekli, “mimarlığa yol açın” sloganını yükselten arkadaşlar gördükleri medya ilgisine şaşırmıyorlar mı? Neden ilk kez Mimarlar Odası’nın, üstelik de yalnızca bir şubesinin seçimleri ulusal basında böylesine yankı buluyor? Önü açılacak mimarlığın son yıllarda gündeme gelen kentsel dönüşüm dalgasıyla ilişkili olarak düşünülmesinde şaşılacak bir yan var mı? Bu arkadaşlar örgütlülüklerinin İstanbul’un talan edilmesi amacıyla ilişkilendirilmesi karşısında gocunmakta tek tek bireyler olarak kuşkusuz haklıdırlar. Ama toplumsal dinamikler bireysel eğilimlerle dizginlenemiyor. Bugünün ve yarının İstanbul’unda kentsel mekân üretiminin dinamikleri hâlihazırda mimarlığın önünün açılmasını talep etmektedir, bir grup mimarın aynı talebi yükseltiyor olmaları, bunu yaparken bu talebin ekonomi-politik dinamiklerle örtüşüyor olduğunu görmemeleri ve buna işaret edildiğinde küsmeleri ise fazla nahif kaçıyor. Biz gözümüzü İstanbul’dan tekrar Mimarlar Odası’na çevirelim. Ve meslek örgütünün neoliberal yapılanma karşısındaki durumunu düşünelim. Yaşadığımız süreci kavramak için benzer örneklere bakmak, örneğin Latin Amerika ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin (ki bunlar 80’lerin sonu ve 90’ların başında demokrasiye geçişte rol oynamış örgütlerdi) içine düştüğü çaresizlik ve uzlaşma, öğreticidir. Evet, “kamu yararı” talebi gücünü yitiriyor, evet mimar kitlesi içindeki heterojenliğin sivri ucu “kamu yararı” çuvalına sığmıyor, ve evet Mimarlar Odası örgütü açıkça sınıfsal birleşme yerlerinden dikiş atıyor. Şubeler, üye profillerinin baskısıyla pozisyon alırken Genel Merkez paralize olmuş durumda. Burada durup düşünmek gerekiyor; ne yapmalı? Birinci şık, kuşkusuz, dikişleri inceldiği yerden koparmak; Mimarlar Odası’nı sendika - lonca karşıtlığı içinde çekiştirip bir yere oturtmak (ve muhtemelen iki parçaya ayırmak). Ama bu çekiştirmede kimin elinde ne büyüklükte parça kalırsa kalsın kaybedilecek olan şey Mimarlar Odası’nın “üstüne vazife olmayan” alanlarda kendisine sağlamış olduğu siyasal aktör olma konumudur. Örgütün hangi mimarın odası olacağı tartışması kısır olmaktan öte yıkıcı bir tartışmadır. Eğer böyleyse belki gerçekten de odağı mimardan mimarlığa kaydırmak gerekiyor, ki bu da ikinci şıktır. Ama “mimarlık için mimarların” önünü açmaya çalıştığı, yüce özne mimarın çizim masasındaki mimarlığa değil, toplumsal ürün olarak ortaya çıkmış, toplumsal kullanımla yeniden üretilen ve insan varoluşu için elzem olan yapılı çevre ve onun kültürel yansıması olarak mimarlığa. Üreticisi değil tüketicisi / kullanıcısı ekseninde kavranan bir toplumsal kullanım nesnesi olarak mimarlık söz konusu olan. Ve bu eksen kaydırmanın politik-etik bir müdahale olarak düşünülmesi gerekli. Mimarlar Odası, tüm üyelerinin “kamu yararı” şemsiyesi altında kaynaşmış, sınıfsız bir zümre olduğu zımni kabulünü tersine çevirmeli, her şeyden önce tüm mimarlara dayattığı bir etik kod ile kamu yararını yeniden tanımlamalıdır. Bir başka deyişle örgüt, üyeleri ile gerilimli bir ilişki içinde olmalıdır. Ancak o zaman, seçime giren tüm grupların savunduğu “toplum yararı” öne çıkarılabilir; mimarların bile karşısına dikildiğinde. Buna karşılık gidişat tam tersinedir, Antalya’da kurulan şirket ile İstanbul’daki çağrı aynı madalyonun iki yüzüdür sadece. Bilinçli ya da bilinçsiz, mimarlık ortamı (ve örgütü) etik sınırlamalardan uzaklaşmakta ve kuşkusuz bu durum mimarlara özgü değil. Bireylerin (mimarların) kendi etkinliklerini belirleyecek, sınırlandıracak biçimde kendileriyle kurdukları ilişki olarak etik ile birbirleriyle kurdukları ilişki olarak demokrasi arasında çok yakın bir ilişki var ve bunların her ikisi hızla aşınmakta. Evet, Türkiye mimarlık tarihi, mimarların siyasetle ve toplumla kurdukları ilişki açısından ciddi özgünlükler barındırıyor. Bunların içinde hem mimar ve mimarlık kavramlarının toplumsal anlamları hem de meslek örgütünün muğlak niteliğine bağlı olarak gelişmiş övünülesi bir mücadele tarihi var. Bugün ise yeni bir durumla karşı karşıyayız. Bu kez koşullar kendiliğinden bir dinamiğin Mimarlar Odası’nı daha etkin kılmasına olanak verecek gibi görünmüyor. Mimarlar Odası örgütünün kendisi, kendi yolunu çizmek durumunda. Neoliberal parçalanma koşullarında yeni ve esnek bir lonca tipi üretmeye çalışmak seçeneklerden biri. Ancak bu seçeneğin toplum yararını tanım gereği dışlayacağını kabul etmek gerekiyor. Bir diğer seçenek ise örgütün tarihsel misyonunu yeni koşullarda tekrar inşa etmesi. Bunun yolu ise meslek olarak değil, yaşanan çevre olarak mimarlığın önünü açmaktan geçiyor. Ancak o zaman mimarlık toplumsal bir hak olarak tanımlanabilir, ancak o zaman çarpık kentleşmede ve deprem felaketlerinde mimarların sorumluluğu tartışılabilir, ve ancak o zaman Mimarlar Odası yapılı çevreye ilişkin argümanlarıyla toplumsal zeminde inandırıcı olabilir. Son Güncelleme ( 26 01 2008 ) En son ilart tarafından düzenlendi : 27-01-2008 00:08 |
|
|
|
![]() |
| Yerimi olarak kaydedin |
| Etiketler |
| ali rüzgar, eyüp muhçu, mimarlar odası, mimarlar odası seçimleri, sami yılmaztürk |
| Şu an bu konuyu izleyen aktif kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Modları Görüntüle | |
|
|